![]() |
|
| ||||||
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Moderator ![]() Cümle Mühendisi Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Dec 2006 Nerden: ๔єยtรςђlคภ๔ Mesajlar: 4.074
Rep Gücü: 27
Rep Puanı: 27
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | GİRİŞ Tarım sektörü, Türkiye Ekonomisi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Ancak Türkiye’de tarım sektörüne yeteri kadar önem verilmediğini görüyoruz. Çünkü tarım sektöründen tarım dışı kesimlere aktarılan pay yıllar geçtikçe artmaktadır. Türkiye Cumhuriyet döneminden itibaren tarım kesimini harekete geçirerek kalkınma seviyesini yükseltmeye başlamıştır. Çünkü tarım kesimi öbür sektörlerin iç pazarı olarak işlev görür ve ek olarak onların temel gereksinimlerini karşılar. Bu nedenle tarımın ekonomik durumunun toplumsal etkileri çok ağırlıklıdır. Türkiye’de tarım kesimini daha fazla harekete geçirebilmek ve üreticilerin mağdur duruma düşmemesi için tarımda destekleme politikaları uygulanmış ve bunun araçları ve mali kaynakları özetle belirlenmiştir. Ülkemizde tarım politikalarının uygulanmasının nedeni, üretim imkanları durumu göz önüne alınarak ürün fiyatlarını istikrar altında tutmak, üretici fiyatlarının çiftçilere tarımsal faaliyetlerini çekici kılacak seviyelere mümkün kılmak, iç tüketim, ihracat ve sanayi için devamlı ve yeterli şekilde ürün akışına imkan tanımak amaçlanmıştır. Cumhuriyet döneminden günümüze gelen kadar tarımın yıllar itibariyle gelişimi incelendiği zaman, Osmanlı’dan devralınan tarım ekonomisinin Cumhuriyetin ilk yıllarında kalkınmayı teşvik edici bir araç olarak görüldüğü ve bu dönemde Atatürk’ün tarıma olan destekleri sayesinde tarım sektörünün sanayileşme katkısının fazla olacağını görebiliriz. Ancak bu dönemden sonra Türk Ekonomi politikalarında stratejik bir değişim yaşanmış, sanayileşme ön plana alınarak tarım kesimi ikinci sektör durumuna geçmiştir. Bunu izleyen dönemlerde de tarım sektörü beklenilen sıçramayı gerçekleştirememiş ve günümüzde de tarım önemini yitirmiştir. Türkiye’de tarım önceki dönemlerde kendi kendine yetebilirken bu özelliğini günümüzde kaybetmiştir ve uygulanan ekonomik politikalar çerçevesinde net ihracatçı duruma gelmiştir. 1.BÖLÜM: TARIM SEKTÖRÜ 1.1 Tarım Sektörünün Tanımı ve Kapsamı Tarım sektörünün Türkiye Ekonomisi’ne katkılarına geçmeden önce, bu sektörü tanımlayıp, sınırlarını çizmekte fayda vardır. Dar anlamda tarım; arazide ekim. Dikim, bakım ve yetiştirme yollarıyla bitki, hayvan ve hayvansal ürünler üretilmesi veya bunların üreticileri tarafından işlenip değerlendirilmesi faaliyetleridir. Geniş anlamda tarım;bitkisel ve hayvansal ürünler üretiminin yanında,bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından işlenmesi, ormancılık ve balıkçılık faaliyetleri, tarımsal ürünlerin yetiştiricileri tarafından taşınması ve saklanması, mağazalara devredilmeden üreticileri tarafından satılması ile tarım alet ve makinalarının diğer tarım üreticilerinin üretimle ilgili faaliyetlerine bir bedel karşılığında kullandırılmasını da kapsamaktadır. Böylece tanıma tarım dışı sayılması gereken üretici sektörler de görmektedir. Bu sebeple tanım bazı eleştirilere açıktır. Tarım ve tarımsal faaliyetler hakkında birbirinden az-çok farklı birçok tanım yapılmıştır. Bir tanıma göre “arazide yerleşmiş bulunan insanların bitki ve hayvan materyallerini kullanarak, doğal ya da genetik gelişme oluşumunu hızlandırarak ihtiyaç duyulan bitkisel ve hayvansal ürünleri elde etmek amacı ile giriştikleri çabaları ekonomik yönden tarım ve tarımsal faaliyettir. 1.2 Tarım Sektörünün Doğal Kaynakları Türkiye, sahip olduğu coğrafi ve iklim şartları itibariyle hemen bütün tarımsal ürünleri üretmeye elverişli bir ülkedir. Tarım sektöründe doğal kaynaklar kapsamına, tarımsal topraklar, toprağın kalitesi ve erozyonu, çayır ve meralar ile su kaynakları girmektedir. Ülkenin tarımsal toprak varlığının, Genel Tarım Sayımı (GTS) verilerine göre yaklaşık %36’sı tarım alanı olarak kullanılmakta, çayır ve meralar ise %8’lik paya sahip bulunmaktadır. Toplam işlenen olanlarda %68.8’i tarla olarak kullanılıyor, nadasa bırakılan alanlar toplamın %17,3’üne ulaşıyor, meyveler %11,1ve sebzeler de toplamın %2,8 dolayında bir toprak payına sahip bulunuyor. Toprakların üçte biri kurak ve yarı kurak bölgelerdedir. Arazi genelde kireçli ve azot ve besleyici maddeler yönünden fakir, yorgun ve düşük verime sahiptir. Çayır ve meralar, üzerinde kendiliğinden ot yetişen ve hayvan otlatılarak veya otları biçilerek yararlanılan tarım arazileridir. Türkiye topraklarının 8.5 milyon hektarlık kısmı, teknik ve ekonomik olarak sulamaya uygundur. 1.3 Tarım Sektöründe İşletme Büyüklükleri Türkiye’de tarım sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin büyük bölümü küçük ve orta büyüklükteki işletmelerden oluşmaktadır. Tarımsal üretim dağınık, yaygın ve çoğunlukla küçük işletmeler tarafından üretilmekte, bu ürünlerin tüketimi şehirlerde ve daha ziyade toplu halde cereyan etmektedir. Tarım işletmelerinin kullandıkları toprağın göreli büyüklüğü, toprağın kendi nitelikleri, doğal yapısı ve iklim koşulları veri alınırsa, ekonomik olarak önemli bir üretim ve gelir göstergesidir. Tarım işletmelerinin sınırlandırılmasında esas itibariyle tarım işletmelerinin hasılatları, tarım işletmelerinin arazi genişliği, tarım işletmelerinde çalışan işçi sayısı ve tarım işletmelerinin sahip olduğu hayvan adedi göz önünde bulundurulmaktadır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılan ise arazi genişliğidir. Aşağıda Tablo 1.1 ’de Tarım işletmelerinin ölçeklerinin son iki sayım sonuçlarına göre durumu gösterilmiştir. TABLO 1.1: Tarım İşletmelerinin Ölçeği, 1980 ve 1991 (Yüzde Dağılımlar) İşletme Büyüklüğü 1980 1991 (Dekar) İşletme Toprak İşletme Toprak 5’ten az 7,23 0,20 6,34 0,28 10-19 14,13 2,96 18,96 4,28 20-49 32,56 15,69 32,13 16,49 50-99 21,07 21,42 17,98 19,94 100-199 11,99 23,98 9,66 20,99 200-499 5,46 22,73 4,38 19,82 500-999 0,77 8,04 0,61 6,39 1000-2400 0,007 1,59 0,26 5,91 2500-4999 0,01 0,55 0,05 2,79 5000+ 0,001 2,16 0,01 2,04 Toplam 100,0 100,0 100,0 100,0 Miktar ( Milyon Hektar ) 3,43 199,0 4,09 211 Kaynak : DİE, Ağustos 1993’te Türkiye Ekonomisi İstatistik ve Yorumlar, Ankara, 1993, s. 10. Verilerden iki sonuç çıkmaktadır. Bunlardan birincisi tarımda küçük ölçekli üreticiliğin egemen olduğu, ikincisi de 1980-1991 döneminde küçük üreticilikte işletme büyüklüğünün daha da azaldığıdır. Hızlı nüfus artışı, tarım alanlarının tarım dışı kullanımı, erozyon ve miras yoluyla parçalanma, giderek işletme sayısının artmasına ve işletmelerin küçük parçalara ayrılmasına yol açacaktır. Türkiye’de tarım arazilerinin parça sayısının artması ve ortalama büyüklüklerin küçülmesi, rasyonel girdi kullanımı ve makineleşmeyi önleyerek verim artışına engel olmaktadır. Bu işletmelerde sermaye yetersiz, tarımsal seviyesi düşük, piyasa ilişkileri zayıf ve gizli işsiz fazladır. Yakın bir gelecekte tarım kesiminin varlığını sürdürebilmesi için yapısal bir değişikliğin gerçekleşmesi, işletme alanlarının büyümesi ve modern tekniklere geçilmesi gerekmektedir. 1.4 Tarımsal Nüfus ve İstihdam Tarımsal nüfusu, iktisaden faal nüfus içinde tarım işletmelerinde çalışan nüfus olarak tanımlayabiliriz. Türkiye’de iktisaden faal nüfusun büyük bir bölümü tarım kesiminde bulunmaktadır. Yine istihdam edilen nüfusun büyük bir kesimi de bu sektörde istihdam edilmektedir. Türkiye’de özellikle planlı dönemle birlikte ekonomik tarım sektörünün payı giderek azalırken, tarımda çalışanların miktarı, mutlak sayı olarak artmıştır. 1999 yılı sonunda Türkiye’nin toplam nüfusunun 65 milyonun üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu nüfusun yaklaşık %65’i şehirde %35’i ise köylerde yaşamaktadır. Tablo 1.2’de yıllar itibariyle kır ve kent nüfusunun toplam nüfus içindeki payı gösterilmiştir. Tablo 1.2: Kent ve Kır Nüfusu YIL TOPLAM NÜFUS TOPLAM KENT NUFUSU(l) % KIR NÜFUSU % 35.605.156 11.550.644 32.4 24.054.512 67.6 40.347.719 15.181.918 37.6 25.165.801 62.4 1980 44.736.957 18.824.957 42.1 25.912.000 57.9 1985 50.664.458 23.926.262 47.2 26.738.196 52.8 1990 56.473.035 30.515.681 54.0 25.957.354 46.0 1995(2) 62.171.000 37.853.969 60.9 24.317.031 39.1 2000(2) 67.332.000 47.549.543 70.6 19.782.457 29.4 Kaynak : DİE Türkiye tarımındaki işgücü verimliliği, sanayileşmiş ülkelere göre dört ile on kat daha azdır. Bu sebeple Türkiye’de, tarım sektöründe işgücü verimliliğini arttırıcı ve tarımsal nüfusun şehirlere göçünü önleyici acil tedbirleri vakit geçirmeden yürürlüğe kaymak gerekir. Tarımsal işgücünün göreli olarak az kaldığı mevsimler atıl kalan işgücü köy ile ilgili diğer yatırım ve hizmetlerde istihdam edilebilir. Bu durum tarımsal alanlara yönelik gelişme koşullarına ivme kazandıracağı gibi istihdam alanlarını da arttıracaktır. 1.5 Tarımsal Üretim ve Verimlilik Türkiye, gerek coğrafi ve gerekse iklim şartları yönünden tarım ürünleri üretmeye uygun bir ülke olduğu için, tarımsal üretimde ve özellikle gıda maddeleri üretiminde dünya üzerinde kendi kendine yetebilen az sayıda ülkeden biridir. Sektördeki üretim artışı, özellikle planlı dönemle birlikte hızlanmıştır. Tarımsal üretimin yaklaşık beşte üçü yada %60’lık bölümü bitkisel üretimden, %30’luk bölümü hayvancılık bölümünden oluşuyor. Orman ürünleri toplam tarımsal üretimin %7-8 dolayında bir bölümünü, geri kalan %1-2’lik kısmı ise su ürünlerinden oluşuyor. Tarımsal katma değer artış oranı 1980-1989 döneminde yıllık ortalama %0.66’dır. Bir ölçüde artış göstermekle birlikte, tarımsal ürün katma değeri 1990 sonrasında da yalnızca yıllık ortalama %1.64 artmıştır. Burada bir noktanın daha vurgulanması gerekiyor. 1980 sonrasında tarım sektörünün yıllık büyüme oranı önceki yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde dalgalı bir eğilim göstermiştir; örneğin 1988’de artı %7.8 onu izleyen 1989’da bu kez eksi %7.6 oranında bir büyüme hızı söz konusudur; bunun gibi 1996’da artı %4.4, 1997’de eksi %2.8 büyüme hızı izliyor. Türkiye’de bitkisel üretimin ve özellikle tarla tarımının tarım sektöründe büyük ağırlığı vardır. Tarla tarımı kapsamında yer alan tahıllar, baklagiller, sanayi bitkileri, yağlı tohumlar ve yumru bitkilerin üretim ve verimliliğine ilişkin bilgiler tablo 1.3’te yer almıştır. Tablo 1.3: Tarla Ürünleri Ekim. Üretim ve Verimleri A: Ekim Alanı (Bin Hektar), B: Üretim (Bin Ton), C: Verim (Kg/hektar) 1988 1989 1990 1991 1993 I. Tahıllar (1) A 13817 13741 13750 13971 14198 Toplam A 9435 9351 9450 9630 9800 Buğday B 20500 16200 19900 20400 21000 C 2188 1759 2106 2118 2164 Arpa A 3415 3440 3415 3450 3485 B 7500 4500 7300 7800 7500 C 2189 1351 2138 2260 2165 Mısır A 500 510 515 518 550 B 2000 1900 2400 2180 2500 C 4014 3725 4078 4208 4546 II. Kuru Baklagiller (2) Toplam A 2249 2310 2320 2159 2018 Mercimek A 983 997 906 709 199 B 1040 520 850 640 165 C 1062 590 938 810 830 Nohut A 778 818 890 878 820 B 779 683 860 855 740 C 1006 858 966 974 948 Fasülye A 176 178 171 178 162 B 211 193 210 214 200 C 1200 1090 1228 1202 1236 III. Sanayi Bitkileri Toplam A 1437 1438 1448 1326 1406 Pamuk A 740 725 641 576 567 B 650 617 890 537 602 C 878 851 1479 931 1061 Şeker Pancarı A 317 353 360 401 423 B 11534 10929 13970 15474 15620 C 36512 30960 38806 38558 37052 Tütün A 237 284 320 281 339 B 219 269 296 240 338 C 924 948 924 855 997 IV. Yağlı Tohumlar (4) Toplam A 1701 1708 1706 1346 733 Ayçiçeği A 750 770 716 567 597 B 1150 1250 890 800 815 C 1534 1630 1243 1410 1367 Pamuk Tohumu A 740 725 641 576 567 (Çiğit) B 1040 990 1050 859 899 C 1405 1366 1633 1490 1585 V. Yumru Bitkiler (5) Toplam A 282 277 286 300 289 Patates A 196 187 192 200 192 B 4350 4060 4300 4600 4650 C 22194 21653 22396 22954 24231 Kuru Soğan A 75 79 83 89 86 B 1345 1360 1550 1600 1650 C 17933 17215 18675 17857 19191 Buğday, arpa, çavdar, yulaf, kaplıca, mısır, darı, pirinç, kuşyemi, mahlut. Bakla, bezelye, nohut, fasülye, mercimek, börülce, fiğ, burçak, diğer. Tütün, şeker pancarı, kenevir lifi, afyon sakızı, anason, pamuk, keten lifi, diğer. Çiğit, ayçiçeği, susam, haşhaş, keten tohumu, yerfıstığı, soya, aspir, kolza. Kuru sarımsak, kuru soğan, patates, hayvan pancarı. Kaynak: DİE, Tarım İstatistikleri Özeti, 1991 ve Tarımsal Yapı ve Üretim 1993 Tarım üretiminde verimlilik konusuna gelindiğinde ise, belirleyici etken işletmenin büyüklüğüdür. Ancak tarım işletmelerinin genelde büyük bir bölümü %50 karın altında bir düzeyde üretimlerini gerçekleştirmektedirler. Bu da özellikle makine kullanımından etkinliği azaltmaktadır. Tarım kesiminde etkinlik üzerine yapılan bir araştırma, bu kesimin 1981 yılına dek “teknik etkinlik” açısından olumlu bir çizgi izlediğini, daha sonra dış satıma dayalı büyüme politikasının uygulandığı yıllarda “etkisizl |