uZaY ve BiLiNMeYeN icinde Uzay Propagandası konusu , Tarih: 5 Haziran 1987 Kime: SSCB Mars Karargahı Komutanı (Özel) Kimden: SSCB Pluto Görev Komutanı Kod: TS Perishka C. Konu: Deli Amerikalı Uzay Adamı Wofka, sana bu mesajı belirli ...
![]() |
| |||||||
| uZaY ve BiLiNMeYeN uzay ve biLinmeyen hakkında herşeyi burda buLabiLir ve payLaşabiLirsiniz |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Deneme Moderatör ![]() Hanedan_JK Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Jun 2006 Yaş: 22 Mesajlar: 13.775
Rep Gücü: 119
Rep Puanı: 119
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Tarih: 5 Haziran 1987 Kime: SSCB Mars Karargahı Komutanı (Özel) Kimden: SSCB Pluto Görev Komutanı Kod: TS Perishka C. Konu: Deli Amerikalı Uzay Adamı Wofka, sana bu mesajı belirli ellere geçmesin diye özel olarak gönderiyorum. Mars ve Dünya arasında süregelen gizli espionaj olayı belki bu defa Amerikalıların ne yapmak istediğini ortaya koyacaktır. Ancak bu konuda bizlerin bir propaganda açmazına düşmemize dikkat edilmelidir Yaklaşık 12 saat önce uzay aracımızın radarı bizim yörüngemizde yavaş hareket eden bir cismin aracımıza yaklaşmakta olduğunu belirtti. Bir Amerikan uzay gemisinin de Plüto yakınlarında olduğunu bildiğimden ve onların da bizim yaklaşmakta olduğumuzu bilmeleri gerektiğini düşünerek, aracımı yüksek savunma durumuna getirdim. Bir süre sonra dikkatle yaptığımız incelemeler bize yaklaşmakta olan cismin bir uzay torpidosu veya mayını olmadığını, cismin gerçekte etrafına bir sürü garip cisim asılı bulunan bir uzay elbisesi olduğunu belirtti. Elbisenin içinde veya etrafındaki cisimlerde bir patlayıcı madde olabileceğini düşünerek savunma durumunu devam ettirdim. Uzaydaki cisme biraz daha yaklaştığımızda zayıf bir radyo sinyali ile karşılaştık. Sinyal bizim bulunduğumuz tarafa değil de tam aksi yöne, garip cismin geldiği yöne gönderiliyordu ve İngilizce idi. Konuşmada bir kod kullanılıyorsa bunu çözmeyi başaramadığımızı söylemem gerek. Araçtaki tercümanımız- söz aramızda bu adamın da güvenlik belgesini yeniden gözden geçirmek gerekecek sanırım- sesin bir erkek sesi olduğunu ve Anne Ördek adlı bir ninniyi tekrarladığını bildirdi. Ninni mi neyse, gayet monotondu ve durmadan tekrarlanıyordu. Uzay aracımızın teleskopu ile yaptığımız inceleme bize aşağıdaki bilgileri verdi: *Bir adet uzay elbisesi ve görünüşe göre içinde bir adam; *iki adet tank, yaklaşık 300 litre kapasitede ve uzay elbisesine sağlam çubuklarla bağlanmış; *Dört adet garip görünüşlü ve uzay elbisesinin ayaklarından sarkan tanımlanamayan, toplam hacmi yarım metre küp kadar tahmin edilen cisim; *Bir adet 3 metre uzunluğunda ve 7 metre çapında metal silindir; anlaşıldığı kadarıyla uzay elbiseli adam tıpkı ata binmiş gibi bunun üstünde oturarak uzayda yolculuk yapmakta; *Bir adet büyükçe bir yay; uzay elbiseli adam bindiği silindirden aldığı okları her sekiz saniyede bir geldiği yöne atmakta Bizim yaklaştığımızı anlayan uzay elbiseli adam okları atmayı durdurdu ve ingilizce olarak Arkadaşlar beni hâlâ işitebiliyorsanız Ivan'ı buldum, dedi. Benim adımı bilmesi çok garibime gitmişti. Bu mesajı, birkaç kere tekrarladıktan sonra durdu ve sanki kendisini araca almamızı bekledi Araca almakta artık bir sakınca görmediğim bu adam ve taşıdığı malzeme ile ilgili bulduklarımız şunlar: Daha önce de belirttiğim ve uzaktan yaptığımız araştırmaların gösterdiği gibi, adamın üstünde veya yakında hiçbir patlayıcı madde yok. Ayaklara bağlı garip görünüşlü şeylerin uzay elbisesine elektrik sağlayan piller olduğu meydana çıktı. 300 litrelik tankların incelenmesinden bunlardan birinin yiyecek taşıdığı, ikincisinin de dışkıyı biriktirmek için kullanıldığı anlaşıldı. İçi sıvı yiyecek dolu tanktan yiyecek bir plastik boru ile adamın elbisesinin içinden başlığa kadar geliyor ve ufak bir ağız hareketiyle plastik borudan sıvı yiyecek emilebiliyor. Dışkının çıkması için kullanılan sistem de buna benzemekte ancak biraz daha komplike yapılmış. Akıllıca uygulanan bu sistemin adamın anlattığına göre belli de sıkıntıları varmış.. Uzay elbisesi gayet iyi çalışır ve elbisenin içindeki hava pek temiz olmamakla birlikte rahatlıkla kullanılacak durumdaydı. Uzun silindir şeklindeki tank üçte bir oranında oklarla doluydu. Diğerlerinin yolculuk sırasında kullanıldığı anlaşılıyordu. Oklar çelikten, büyük bir ihtimalle kendi uzay gemilerinin bir parçasından yapılmıştı. Anladığımız kadarıyla uzayda okların atılması silindirin yörüngesini bizim yörüngeye getirerek aracın yavaşlamasını sağlamak, bu suretle de bizim adamı almamıza kolaylık yaratmak. Anlayamadığım bir şey, bu kadar ilkel bir araç ve yönlendirme sistemi ile adamın bu kadar kesin bir yörüngeye girebilmesi. Bu gerçekten akıl almaz bir olay. Adamın anlattığına göre söylediği ninni,okları fırlatırken gerekli olan zaman ayarlamasını yapmak için söyleniyormuş. Yaptığımız bütün sorgulamalarda adam bunu aynen tekrarladı. Buralara gelmesinin nedeni ise, söylediğine göre kendi uzay araçlarının ufak bir bölmesine sıkışıp kalma zorunda olan arkadaşlarını kurtarmamız için bizden yardım istemekmiş. Anlattığına göre uzay araçlarının giderek kumandasız bir şekilde Pluto'ya yaklaşıyor olması esas tehlikeyi teşkil ediyormuş. Tabii ben bu yalanlara inanmadım. Ancak, söylenenlerin de ne kadar yalan veya gerçek olduğunu anlamak için konu edilen uzay gemisine bir miktar yaklaşmakta da bir sakınca görmüyorum. Amerikalıların bize oynayabilecekleri herhangi bir oyuna karşı da temkinli olacağım şüphesizdir. Adamın verdiği ifade o kadar saçma ki, bunu Kısaltıp size göndermek yerine, tümünü ekli olarak size gönderiyorum. Benim bu dokümanları size gönderdiğim dikkat içinde olayı inceleyeceğinizden eminim. Eski yoldaşlar birbirlerini korurlar. İmza İvan Dzbrown Komutan [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] Kaçık Amerikalı uzay adamının tutanakla kaydedilen ifadesi:Merhaba. Hayır... Rusça konuşamam. Eğer sizlere yardımı olursa birkaç kelime Bask dili bilirim, o da annemin tarafından duyduğum kadarıyla.. Evet... Siz ingilizce konuşuyorsunuz. Ne kadar iyi. Nerede doğduğunuzu söylediniz ? Haa... Massachusetts mi ? Çok güzel bir yerdir.. Ben de doktoramı orada yapmıştım. Şimdi... Hikaye şöyle. Bizlerin Plüto'ya ilk giden ülke olmak için karar verdiğimizi biliyorsunuz her halde. Bu iş bize dört yüz milyar papele patladı. Ha,ha. Eski başkanlardan Johnson'un bu konuda nasıl bağırdığını bir duymalıydınız. Neyse, uzatmayalım Dünya'dan hareket edip, Mars'ı geçtik ve Plüto'ya doğru büyük bir problemle karşılaşmadan yola devam ettik. Bir süre sonra jet motorlarında acayip bir takım şeyler olmaya başladı. Kompüter ile yaptığımız incelemeler bir sonuç vermeyince, birinin aracın dışına çıkıp ne olup bittiğine bakmasına karar verdik. Her zaman olduğu gibi bu gibi işlerde ben seçilirim ve o kez de öyle oldu. Bu herhalde uzay elbiseleri içinde en çok benim kolaylıkla iş yapabilmemden olsa gerek. Burada olmamın nedeni de bu ya... Dışarı çıkıp jet motorlarına ilk baktığımda motorların etrafında, tam egzoz çıkış borusunun içine doğru salkım saçak birtakım şeylerin toplanmış olduğunu gördüm. Biraz daha yaklaşınca bunların sanki siyah üzüm salkımı gibi bir takım şeyler olduğu dikkatimi çekti. Ben tam eğilmiş bu garip şeylere bakarken vız diye bir şey kalçama hızla çarptı. Aman Allahım bir meteora mı çarpıldım diye düşündüm. Ancak, çarpan her ne ise, elbisemin içine geçmediğinden bunun bir meteor olmasına imkan yoktu. Kalçamdan beni vuranın ne olduğunu anlamak için kafamı.kaldırdığımda o siyah üzüme benzeyen şeylerden yüzlercesi, binlercesinin üstüme doğru geldiğini gördüm. Bu durumu derhal komutana bildirdim; O da bana eğer benim için bir tehlike yoksa orada kalmamı ve ölüp biteni izlememi istedi. Garip şeyler her taraftan, arının çiçeğe hücum ettiği gibi aracımızın jet motorlarının egzoz çıkışma saldırıyorlardı. Bir süre sonra bu saldın yavaşladı ve birden kesilir gibi oldu. Arada bir garip şeylerden birkaçı bulunduğu yerden kalkıp uzayın boşluğunda kaybolurken, diğer yenileri birer ikişer motora yapışmakta devam ediyordu. Jetlerin etrafında bu garip şeylerden bir sürüsü ise motorları çalıştırmayacak yoğunlukta etrafı sarmıştı. Bu durumda motorların işlemesi söz konusu olamayacağından, bu garip şeylerin temizlenmesi gerekecekti. Uzay elbisemin dış ceplerinde bulunan aletlerden birini çıkarttım ve garip şeylere vurmaya başladım. Motorun üstüne o kadar sıkı yapışmışlardı ki hiçbir kuvvet sanki onları yerinden oynatamazdı. Bu arada ayrılıp uzayın boşluğuna kaybolanlar ise zaten kendiliğinden ayrılmak üzere olanlardı. Her neyse... Bu garip şeylerden birini incelemek üzere elime aldığımda, eldivenin dışından bile hissettiğim bir titreşimle, aldığımla bırakmam bir oldu. Görebildiğim kadar bu garip şeyler bildiğimiz bilyenin üçte ikisi büyüklüğünde ve bir incin beşte sekizi çapında idi. Ha, unuttum belki sizler inçle değil de milimetre ile ölçersiniz bu gibi şeyleri. Belki de çocuklarınız bilye ile oynamazlar. Ne bileyim ben. Şimdi bakalım. İki yüz kırk dört kere altı yüz yirmi beş ne eder ? Evet elde var iki... Tamam milimetre olarak tam tamına on beş nokta sekiz yüz yetmiş beş milimetre. Ben bu garip şeyi elime alır almaz yassıca olan yüzünde bir mavi ışık belirdi ve ışıkla birlikte garip şey elimden büyük bir hızla ayrıldı ve gitti, ilk önce çok korktum. Belki bu bir tür iyon itişiydi ve elimi yakabilir diye. Fakat baktım ki öyle bir şey olmadı. Bu garip şeylerin tehlikeli olmadığını anlayınca bunları yakından izlemek gereğini duydum. Bunlar istedikleri yöne o garip mavimtırak ışığı vererek gidebiliyorlar ve istedikleri zaman o ışığı söndürüp istedikleri yerde kalabiliyorlar. Yaptığımız araştırmalara göre bu garip şeyler...Her neyse simde bunları anlatmaya gerek yok. Bu hesapların hepsi bizim araçta var Yani bizim araç hâlâ duruyorsa demek istedim. Neyse, siz bizim aracı kurtardıktan sonra bunları size verebiliriz. İşte bilimsel dayanışma buna derler. Ha. ha. ha... Dedim ya, bu garip şeyleri yakından izlemek anlamak istedik. Yanımdan geçen birini hemen yakaladım. Bunu yaparken de o mavi ışığın elimin içine doğru gelmemesine dikkat ettim. Elimde belirli bir itiş gücü hissettim. Ancak, bu güç o kadar büyük değildi bu nedenle de garip şey elimden kaçamadı. Sanırım bu nedenle oldukları yerde kalabiliyorlar, hızlı yörüngelerden etkilenmiyorlar ve Güneş'in çekim gücünden etkilenmiyorlar. Plüto'dan da uzak oldukları için onun tarafından da çekilmiyorlar. Tüm bu olanları bizim komutana anlattığımda aklımı kaçırdığımı zannetti ve derhal araca dönmemi emretti, Allahtan ki dediklerimin doğrulumunu ispat edecek o garip şey hâla elimdeydi. Bizim komutan bu işi bir türlü anlayamadığından yeniden motorları çalıştırmaya karar verdi ve benim de dışarı çıkıp ne olup biteceğini görmemi söyledi. Olanları size anlatamam. Jetler çalışmaya başlayınca o garip şeylerden binlercesi, milyonlarcası jetlerin üstüne yeniden üşüşmeye başladılar, işin garibi bu yaratıklar jetler sıcakken onların üstüne yapışıyor, motorlar susturulup soğumaya başlayınca yavaş yavaş oradan ayrılıyorlardı. Baktık ki olacak gibi değil, Mars ile radyo teması kurmaya çalıştık. Bildiğiniz gibi şu anlarda Dünya, Güneş'in arkasında olduğundan bu konuda bir problemle karşılaşmayacağımızı sanıyorduk. Ancak böyle olmadı. Mars ile bir türlü temas kuramıyorduk. Bu olay komutan ile muhabere subayı arasında epey bir tartışmaya yol açtı. En sonunda birisinin dışarı çıkıp antene bakması gerekti. Sizin de anlayacağınız gibi bu iş de bana düştü. Dışarıda gördüğüm olay, inanılacak türden değildi. Her seferinde radyo ile bir mesaj göndermeye kalktığımızda, o garip şeyler antenin üstüne, sineklerin pisliğe üşüştüğü gibi dolup, haberleşmeyi önlüyorlardı. Sizlerin çiftçilikten anladığınızı bir yerde okumuştum. Onun için anlatmak istediğimi her halde gözünüzde canlandırabilirsiniz. Anlaşılan bu garip yaratıklar radyo dalgalarından infrared'e kadar olan her türlü radiant enerjiyi alabiliyorlardı. Bu nedenle de bizim konuşmalarımız istenilen yere ulaşamıyordu. İşte benim anlatacaklarım bu kadar. Sizin de radarınızda görmüş olacağınız gibi uzay aracımızı belirli bir yörüngede hareketsizliğe bıraktık; çünkü başıboş bir şekilde Pluto' ya gidip çarpmayı Allah bilir göze alamadık. Haberleşme imkanımız da kalmayınca birinin gelip sizlere haber vermesi ve yardım istemesi gerekiyordu. Bize yardım etmenizin ötesinde buraya kadar gelmemin bir diğer nedeni sizleri olacak tehlikeden haberdar etmek ve bizim düştüğümüz duruma düşmemenizde yardımcı olmak içindi.' Görebildiğim kadarıyla bu garip yaratıklardan buralarda yok. Eğer bize yardım etmeye karar verirseniz, bizim mürettebat buraya kadar gelebilirler. Gördüğüm kadarıyla uzay aracınız büyük ve hepimize de yer var. Sizleri gördüğüme sevindiğimi söyleyeyim. Her ne kadar sizler bizden biraz değişikseniz de, hepimiz bu Ortak işin içindeyiz. Onun için birbirimize yardım etmekte fayda var. Bizimkiler dışarıdan gelen haberleri alabildiklerinden sizin araçtan bizimkine vereceğiniz bir radyo haberi üzerine bizimkiler buraya gelmeye başlayabilir. (İfade burada bitiyor) [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] Tarih: 10 Ağustos 1987 Kime: ABD'deki SSCB Büyükelçisine Kimden: Kremlin Kod: Yok Konu: Kapitalist Propaganda hakkında Nikolai: Lütfen konuda geçen adamın deli olup olmadığını veya belli bir ihanet içine girip girmediğini araştır. Aynı zamanda benden başka birine de kodlanmış mesaj gönderip, göndermediğini bulmanı istiyorum. Güvenlik kodu TS Perishka C.nin doğruluğunu da gözden geçiriver. Ailenin iyi olması umuduyla. İmza Vladimir Czmith Komutan [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] Tarih: 10 Ağustos 1987 Kime: ABD'deki SSCB Büyükelçisine Kimden: Kremlin Kod: Yok Konu: Kapitalist Propaganda hakkında Sovyet uzay adamlarının Volga-Volga şarkısını söyleyerek uzayda ok attıkları yolunda Amerikan yayın organlarında çıkan saçma ve küçük düşürücü haberleri derhal ve en şiddetli bir dille protesto edin |
|