![]() |
|
|
| ||||||
| Teknoloji-Bilim Teknoloji ve BiLim Dünyasından Son Haberler , Dünyada neler oluyor... |
|
Görüntüleme: 69 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 5.725
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | Dijital (Digital) Yayıncılık Bölüm I Yeni İletişim Çağı ve Dijital Televizyon Uzun yıllar farklı alanlarda gelişen, Radyo-Televizyon ve Bilgisayar, 1990’lı yılların başında, bilgisayarların görüntüyü işleyebilecek hıza ulaşmasıyla, aynı kulvara zorunlu olarak girmişlerdir. 1990’lı yıllarla birlikte TV alanındaki tüm çalışmalar ‘ortak bir dil-ortak bir sistem’ üzerinde planlanmaya başlamıştır. Bu dil,bilgisayar teknolojisinin dili olan ‘o ve 1’lerin dünyası “Dijital Dünya” dijital iletişim dünyasıdır. ‘Dünyada değişmeyen bir şey vardır, o da değişimdir’ sözü belki değiştirilerek ‘o da hızlı değişimdir’ şeklinde söylenebilir. Dijital dünyanın hızla gelişmesine en iyi örneklerden biri kol saatlerindeki değişimdir. Akrep ve yelkovanı olan analog saatlerin yerine, birkaç yıl içerisinde dijital saatlerin aldığıdır. Günümüzde dünyanın en zengin adamı ve bilgisayar dünyasınca çok yakından tanınan Bill Gates, büyük TV yayın kuruluşlarından hisse almakta, diğer yanda Sony,Philips,Panasonic, gibi TV endüstrisinin devleri ise Dijital Web TV’leri üretmektedir. Geleceğin dijital iletişimde olduğuna en belirgin örnekler, dijital cep telefonları, İnternet, dijital uydu telefonları, İnternet TV (WEB TV) ve internette Televizyon, internette Radyo gösterilebilir. ‘Dijital Nedir?’ Dijital bilgisayarların dilidir. Bilgisayar hangi işlevi , işlemi üstlenirse üstlensin, çalışmasının bu dilde yapılan kodlama ile gerçekleştirebilir. Dijital kodlama dilinin temeli çok eskiye , telgrafa ve Mors alfabesine dayanır. Mors alfabesinde her harfin bir ve sembolün bir kodu bulunur, bu kod ikili sistem dediğimiz Nokta ‘.’ Ve çizgiden ‘-‘ oluşur. Örneğin mors alfabesi kullanarak yapılacak bir yayında yada yazılacak her bir kelimenin , her bir harfin bir kodlamaya sahiptir. ‘A ‘ harfi için ‘-.-..’ bu kodlama yapılırsa, diğer taraftaki kişi bunun ‘A’ harfi olduğunu bilmektedir. Bu şekilde mesajlar yazılır. Bilgisayar dilinde dijital dünyada aynı bu prensipte çalışır. Morstaki ^.^ nokta bilgisayar dili ‘0’ sıfır, morstaki ’-‘ çizgi, bilgisayar dilinde ‘1’ gibi değerlendirilerek bilgisayar dili 0 ve 1 ‘lerin bir araya gelerek kullanılmasıyla çalışır ve bu 0 ve 1 lere ‘Bit’ adı verilir. Bu bitlerin belirli bir grubu, bir bütündür ve bir anlam ifade eder. Bilgisayar dünyasındaki ortak dilde de ‘A’harfi için sekiz adet, sıfır ve bir sıra ile kullanılarak “01000001” işlemi yapılır. İşte bu sekiz tane Bit in bir araya gelmesiyle ‘BYTE’ oluşur. İşte bu kısa açıklamadan da anlaşıldığı gibi ‘0 ve 1’ ler dijital dilinin atomu, bunların oluşturdukları BYTE da dijitalin molekülünü oluşturur. Dijital dünyada bitler, yani atomlar, byte ‘ları yani molekülleri oluştururlar. Bu moleküllerde bir bütünü ( yazıyı, notayı, sembolü, grafiği, resmi) oluşturur. Bilgisayarlar önce sırf matematik işlemlerde virgülden sonraki 48 haneyi dahi hesaplamakta kullanılırken sonra yazı ve sembollerin kodlaması ise kelimelerinde bilgisayar dilinde kolayca işlendiği görülmüştür. Sonra ses, efekt yada notaların bilgisayar diline, dijitale çevrilme işlemi gerçekleştirilmiş ve dijital bilgileri işleyen ses cihazları hemen her kademede kullanılmaya başlanmıştır. Sesin dijitale çevriminde her bir notanın ya da kelimenin, harfin, frekansları, yani titreşim hızı ve şiddeti incelenmiş ve bu özellikleri göz önünde tutularak hiçbir kayıp olmaksızın , dijitale yani molekül ve atomlara çevrilmiştir. Dijital sesin kalitesini ve kullanım avantajlarını, kasetlere göre en iyi CD ‘lerde görebiliriz. Bugün artık hiçbir müzik seti CD player sız üretilmemektedirler. Ayrıca hiç kimse anolag kaset ya da makara bant ile CD’yi karşılaştırmayı düşünmemektedir. Dijital dünyada yazıların-harflerin oluşumu basit kodlamalarla, sesin dijitalleşmesini ise titreşim hızı ve şiddetinin referans alınmasıyla olduğunu söyledik. Ancak diğer bir soruda grafik, fotoğraf ya da görüntülerin dijitalleşmesi nasıl olmaktadır? Dijital dünya, grafik ve görüntü işlemeyi 1960’lı yıllarda başarmıştır. Bu sistemin temelinde her grafiğin yada görüntünün, küçük noktacıklara bölünmesi tekniği yatar. Örneğin bir ressam, elindeki değişik renkli mozaik taşlarını bir zemine dizerek istediği motifi, deseni çizebilir. İsterse her hangi bir objenin resmini oluşturabilir. İşte dijital dünyada da bir grafik, resim,görüntü uygun bir tarayıcı ya da kamera aracılığıyla, böyle noktacıklara bölünerek, her bir noktacığında rengini, parlaklığını bitlerle, byte’larla ifade ederek dijitalleştirme yapılır. İşte görüntünün, resmin grafiğin bu en küçük parçasına, noktacığına ‘Pixel’ adı verilmektedir. Bilgisayarlar yada dijital teknikle görüntü işleyen her türlü sistem bu noktacıkları tanımakta ve onları istenilen sırayla tekrardan dizerek görüntüleri okumakta kayıt edebilmektedir. Her bir noktacığın ‘Pixel’ in dijital dünyada bir byte ile temsil edildiğini ve yayın kalitesindeki bir TV görüntüsünde, yatayda 720 noktacık, dikeyde 576 noktacık olduğunu, toplam 417.720 noktacığın, bir görüntü karesi oluşturduğunu belirtelim. Bir görüntü noktacığının bir harf gibi ‘1 byte’ bilgi içerdiği düşünecek olursak, 1 kare görüntü 417.720 noktacıktan oluşursa ki bu aynı sayıda harfe eşit demektir, bir kare görüntünün dijital bilgisi 417.720 harften oluşan bir kitaptaki bilgiler kadar yer tutmaktadır. TV de saniyede 25 kare görüntü geçirilerek hareket sağlandığı düşünülürse, demek ki dijital TV görüntüsünün1 saniyesinde, 417.720x25=10.368.000 (on milyon üç yüz altmış sekiz bin) noktacık bulunacaktır. Buradan 1 saniyelik dijital görüntü bilgisinin 10 milyon harften oluşan bir ansiklopedinin içindeki yazıların bilgisine eşit olduğu ortaya çıkar. Dijital görüntü yazı ile karşılaştırıldığında çok büyük kapasiteleri istemesi nedeniyle, bilgisayarların görüntü işlemesi 1990’lı yıllara kadar gecikmiştir. Ancak 90’lı yılların başında dijital görüntüyü işleyebilecek kapasiteye, hıza ulaşan mikro işlemciler ve ek birimleri üretilebilmiştir. 90’lı yıllarda hızla ucuzlayan bu mikochipler dijital iletişim teknolojisinin temelini oluşturmaya başlamıştır. Dijital dünyanın beyni olan mikroişlemcilerin üretimin yapan dev firmaların özel bir teknoloji gelişim politikaları bulunur ve bu 1980’li yıllardan günümüze kadar hep aynı tempoyla devam etmektedir. Bu politika chip üreticileri her 18 ayda bir, mevcut chiplerinin işlem kapasitesini ve hızını iki katına çıkarmakta ve aynı oranda da maliyetleri, dolayısıyla satış fiyatları düşmektedir. 1990 yılında saniyede 20 milyon işlem yapabilen (yani 20 milyon harften oluşan bir metni bir saniyede tarayabilen) mikroişlemciler 600dolar’a satılırken bugün 1999’da saniyede 600 milyon işlem yapabilen mikroişlemciler aynı fiyata satılmaktadırlar. Bu üretim politikası - teknoloji aynı şekilde hafıza chiplerinde, ses ve görüntü işleme chiplerinde, bilgi saklama disklerinde gelişirse ki gelişmektedir - 2010 yılında tümüyle dijital görüntü ve ses kayıtlarını yapan ve izletebilen sistemler, hemen herkesin kolayca alabileceği bir fiyata, bir ayakkabı fiyatına düşecek dolayısıyla kullanıcı sayısı milyarlarla ifade edilecektir. Dijital Televizyon ve Yayıncılığı Dijital teknolojinin iletişim alanına girmesi öncelikle, telefon ve benzeri ses iletimine dayanan alanlarda, kıtalar arası iletişim sağlanmıştır. Bunlar önceleri bakır kablolarla ya da koaksiyel kablolarla olmuş, daha sonra Fiber optik kablolar üzerinden, en sonunda ise sabit yörüngeli uydular ile dijital seslerin karşılıklı iletişimi gerçekleştirilmiştir. Aynı iletim ağlarında 100 telefon kanalı işgal edilerek, dijital görüntü ve ses, 1990’lı yılların başından itibaren tüm Radyo-TV yapım, yayın merkezlerinin farklı birimlerde kullanılmaktadır, ve aynı birimlerin , noktadan noktaya, bölgesel ,ulusal yayın ağı oluşturmakta dağıtım sistemleri, uydu ya da karasal link bağlantıları, dijital iletim formunda ve standartlarında gerçekleştirilmektedirler. Mevcut iletişim teknolojisinde yayıncılık, dört ayrı iletim alanında yapılmaktadırlar. Bunlar;
Analog iletişim teknolojisi ile karşılaştırarak, Dijital iletişim teknolojisinin yayıncı ve izleyiciye getirdikleri şöyle sıralayabilir;
Kısacası dijital TV yayıncılığı evlerimizdeki televizyonu ‘aptal kutusu’ olarak nitelenmesine sebep olan tek yönlü pasif izleme aracı olmaktan çıkarıp, her yönüyle izleyiciyi etkinliğin içine aktif biçimde katan bir iletişim ortamı, etkileşim ortamı oluşturmaktadır. 1990’lı yılların başında, tüm dünya ülkelerine uyumlu dijital yayıncılığın teknik standartların belirlenmesine başlanmıştır. 1993 yılında, Avrupa da birkaç TV istasyonu, yayınlarını dijital teknoloji ile uydu üzerinden yaparken, bugün yalnız Avrupa da uydu üzerinden dijital görüntü-ses yayını yapan kanal sayısı 500’ü çok tan aşmıştır. Dijital teknolojinin iletişim standartları, eski analog iletişim ağlarını ve ek iletişim formatlarını kapsamaktadır. Amerika ve Japonya’nın farklı olan renkli TV standardı NTSC sistemi ile de uyumlu olan bu standartlar DVB (Digital Video Broadcasting) standartları adı verilmiştir. Bu standartların üzerinde çalışan 30 ülke ve 200 büyük organizasyon bulunmaktadır. 1997 yılında DVB standartlı verici ve alıcı sistemleri üretilerek kullanıcıya satışa başlamıştır. Kullanıcılar için üretilen alıcı sistemler (Set top box) farklı iletim kanalları için (uydu-kablo ve yer yayınları için) geliştirilmiştir. Her üç iletişim alanı için dijital yayınları alabilecek özel chipler dizayn edilmiştir ve büyük TV, uydu, kablo TV alıcısı üreten firmaların bu chipleri ürettikleri sistemlere koyarak, dijital alıcıların maliyetlerinin ucuzlaması hedeflenmiştir. Bu tür chipler içeren sistemler, DVB IRD (Digital Video Broadcasting integrated receiver decoder) adı ile tanımlanmaktadır. DVB standartları iletişim teknolojisinin geleceğini oluşturduğundan, Avrupa Yayın Birliği EBU (European Broadcasting Union), uluslararası yayın birliği ITU (International Telecommunication Union) başta olmak üzere, onlarca komite, kuruluş bu standartların uygulanması ve geliştirilmesini desteklemekte ve kendi ülkelerinde bu standartlara uyumluluk için gerekli yasal ve hukuksal değişiklikler yapılmaktadır. Dijital yayıncılığın (DVB) temelinde şu teknik özellikler bulunmaktadır;
Dijital teknoloji ilk aşamada yayıncılar için uydu üzerinden yayın, aktarma amaçlı kullandıkları, bant genişliğini azaltmış, dolayısıyla uyduya ödedikleri kiraların 4 ile 8 kat düşmesini getirmiştir.
|
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Digital ObjectRescue Pro 5.0 Build 478 YENİ Multimedya Dosya Kurtarma | Kurtarici | Genel Program Arşivi | 0 | 03-07-2008 06:16 PM |
| dijital termometre | kck87 | Elektronik | 3 | 03-07-2008 02:15 PM |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]