![]() |
|
Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (Cep İcin)
Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (PC İcin)
| |||||||
| Tarihimiz Dünden Bugüne Tarihimiz.. |
| Tags: ataszleri, baz, dvanu lugatit, trkteki, zerine |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 5.051
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | DİVÂNU LUGATİT-TÜRK'TEKİ BAZI ATASÖZLERİ ÜZERİNE Divanu Lugati t-Türk (-Divân), ilk cildinin yayımlanmasından itibaren (1915) çeşitli incelemelerin konusu olmuştur. Kaşgarlı Mahmut Biz de son 20 yıl içinde yayımladığımız dört ayrı bibliyografya ile konuya ışık tutmak istemiş, bu eserimizin çeşitli cepheleriyle tanınmasına yardımcı olmağa çalışmıştık.1 Bu arada, Divan'ın, asıl araştırma alanımız olan halk edebiyatı açısından taşıdığı değerleri de ayrı bir inceleme konusu olarak ele almış ve örnekleriyle tanıtmıştık.2 Bu tanıtma sırasında bizi en çok uğraştıranı atasözleri olmuştur. Bu konu üzerine daha çok uğraştıranı atasözleri olmuştur. Bu konu üzerine daha fazla eğilmenin gerektiği şeklindeki kanaatimiz, bu tebliğimizle de bir defa daha gündeme getirmiş olmaktayız. Divan'daki atasözlerinin sayısı hakkında, araştırıcıların birleştikleri bir sayı yoktur. Yayımlayanların sırasına göre ileri sürülen sayılar şöyledir. Abdullahad Nuri: 251, Carl Brockelmann: 264, Necip Asım: 290, Ferit Birtek: 291, Ali Ulvi (Elöve): 266. Sayıların böyle farklılık göstermesinin başlıca sebebi, atasözü olmayan bazı sözlerin, mesela inanışların da bazı araştırıcılarca atasözü olarak alınmalarıdır. Kizdeki kün yıpar (kutudaki misk göbeği ) sözünü (I /327). Birtek atasözü olarak alırken (205) Brockelmann bu söze yer vermemiştir. Divan'daki atasözleri arasında eserin değişik sayfalarından birden fazla yer alanları da vardır. Bunlardan 19 tanesi ikişer, üç tanesi de üçer defa yer almaktadır.3 Bir kolaylık olmak üzere sonuncuları kısaca vermeyi faydalı buluyorum: Erdem başı tıl= Erdemin başı dildir (I/107, I/336, III/133). Sabanda sandruş bolsa ürtgünde irteş bolmas=Sabanda döğüş olursa harmanda atışma olmaz (I/402, II/244, III/416). Söğüt sölinge, kadhıng kasınga= Söğüt tazeliğine, kayın katılığına (I/356, II/134, III/369). Divân'da aynı atasözünün küçük farklarla karşımıza çıkan şekilleri de vardır. Günümüzde de bazı sözler bölge ağızlarında bu tür farklılaşmaya uğramaktadır. Fatsa ve Merzifon'da, Kız evi, vezir evi4 şeklinde söylenen söz, Divriği'de Kız kapısı, vezir kapısı 5 şeklinde görülmektedir. Divân'da, Suw birmezke süt bir (III/129) ve Suw içürmeske süt bir (I/128) sözleri ile Küz keligi yayın belgülüg (III/160) ve Küz keliği yazın belgürer (II/172) şekilleri yer almaktadır. Bunun en güzel örneği, bir sözdeki hayvan adının başka bir hayvan adı ve korkuluk ile değiştirilmesi teşkil etmektedir: Alın arslan tutar, küçin oyuk tutmas (I/81) Alın arslan tutar, küçin kösgük tutmas (II/289) Alın arslan tutar, küçin sıçgan tutmas (III/412) Bu atasözleri aynı mânayı ifade etmek için kullanılan sözlerdir. Mahmud, değişik coğrafyalarda dolaştığı için, oralarda tespit ettiği örnekleri aynen almış ve aslını korumuştur. Aksi takdirde bu, birbirinin "varyant"ı diyebileceğimiz sözlerin yerine bir tek şekil kullanılırdı. Günümüzde, aynı mânayı ifade eden, fakat yapıları bütünüyle farklı olan sözler vardır. Verilmek istenilen temel düşünce aynı olmakla birlikte, yapısı ve seçilen kelimeleri bütünüyle farklı olmaktadır. Bu gün, Bedava sirke baldan tatlıdır şeklindeki sözümüzün ifade gücüne sahip bir başka sözümüz daha vardır: Müft olsun, da zift olsun. Bunlardan ilkinde bir fiil varken, ikincisinde fiil sayısı ikiye çıkmıştır. Birincisinde tekrar edilen kelime yoktur; ayrıca ikincisinde "müft" ve "zift" kelimeleri kafiye meydana getirecek şekilde kullanılmışlardır. Kısacası aralarında yapı ve şekil bakımından hiçbir benzerlik bulunmayan bu iki söz aynı düşünceyi ifade etmek için kullanılmış gibidir. Acaba Divan'da benzer durumları görebilirmiyiz? İkki bugra igeşür, otra kökegün yançılur. sözü Divan'da iki yerde geçmektedir (I/188, II/28?). "Iki buğra çarpışır, ortada gök sinek incinir" şeklinde günümüz Türkçe'sine aktarabileceğimiz bu sözümüz, bu gün, "Atlar tepişir, arada eşekler ezilir" şeklindedir İki güçlünün, iki büyüğün kavgasından aradakilerin zararlı çıkacağını ifade eden bu sözümüzün Divan'da bir de benzeri vardır: "Sögüşüp uruşur, otra kökegün titişür/ "Söğüşüp vuruşur, ortada elbise didiklenir." (II/89) Bu iki atasözümüzün ne dereceye kadar birbirleriyle benzerlik göstermektedir? Aralarındaki ifade paralelliğini tespit edebilmek için, her ikisini de daha yakında ele almak gerekecektir. Buğraların çarpışıp gök sineklerin ezildiği sözümüzde benzetme bütünüyle hayvanlar alemiyle ilgilidir. Sözün günümüzdeki şekli de aynı mantık üzerine kurulmuştur. Ancak ikisi arasında şöyle bir fark vardır: Divan'daki sözümüzde çarpışanlarla ezilenler arasında çok esaslı bir hacim farkı vardır. Günümüzün sözünde ise fark son derece azdır ve bu da hayvanların yapılarıyla değil, hareket kabiliyetleriyle ilgilidir. Divan'daki ikinci sözde ne insandan , ne de hayvandan doğrudan söz edilmiştir; hangisinin kastedildiği veya neye işaret edildiği sözün çözülmesinden sonra anlaşılmaktadır: Söğüşüp vuruşmak insanlara has hareketler olduğuna göre, burada güçlülüğü temsil edenler insanlardır. Ya arada kalıp ezilenler? Burada üçüncü bir canlıdan söz edilmemektedir; ezilen, beylerin üzerindeki elbiselerdir. Bu söz günümüzde kullanılmamaktadır. Buradan hareket ederek şöyle bir soruyu ileri sürebiliriz: Aynı ifade gücüne sahip iki sözden niçin bu sonuncusu unutulmuştur da ilk örneğimiz, yani buğralarla gök sinekle ilgili olanın benzeri yaşamaya devam etmiştir? Bu söz iki güçlünün, çarpışması sonucunda bir cansızın, yani elbisenin zarar görmesi dile getirilmektedir. Ancak güçlülerin çarpışması sırasında zarar görmenin büyüklüğü veya canlı olup olmaması önemli bir konudur. Bize göre, arada ezilen bir gök sinek veya didiklenen bir elbise yerine daha güçlü bir varlığın yer alması, sözün vurgulamak istediği düşünceyi daha kolay bir şekilde dile getirebilecektir. Atasözlerimizin ruhunda yatan düşüncelerin ifade kuvveti ve yapı sağlamlılığı kazanarak günümüze kadar gelmeleri de bu görüşün sonucu olmalıdır. Bu görüşümüzü, ifade gücü zayıf olan atasözleri ya unutulur veya güçlü hale gelebilmek için bazı değişikliklere uğramak zorundadır diye de şekillendirebiliriz. Divân'dan alacağımız ikinci atasözümüz, Yoğurkanda artuk adhakkösülse üşiyür. (II/137) sözüdür. "Yorgandan artık ayak uzatılsa üşür" şeklinde günümüz Türkçe'sine aktarabileceğimizi bu sözümüzü bu güne gelinceye kadar ne gibi şekillerde görebildik? 1480 yılında telif edilen Hâzâ Kitâb-ı, Atalar Bi-Fermâyed Oğullara adlı kitapta da sözümüzün benzer şekli görülmektedir: Yorganına göre kösil. 6 Burada ne "ayak" kelimesi, ne de "üşümek" fiili vardır. Güvâhî'nin 1526 yılında tamamladığı Pendnâme'sinde atasözümüzü beyit şeklinde görmekteyiz. Bu mesnevideki 288 numaralı beyit aşağıdaki gibidir: Edepsüzlügi kâr idinme kesil Katı uzunma yorganunca kösül 7 Bu söz, Viyana Millî Kütüphanesi'ndeki Cemiyet-i Darb-ı Mesel-i Güvâhî ve Ulular Sözi adlı yazmada ise şöyledir: Meseldür yorganuna göre kösül. 8 Avrupa'da yayımlanan ilk Türk grameri olan H. Megiser'in eserinde de bu atasözümüze yer Verilmiştir. Söz, burada Yorganına göre koşun şeklindedir. 9 Bu sözü, son olarak Şinasî'nin Durûb-ı. Emsâl-i Osmâniyye'sinde aradık. Orada iki ayrı şekil karşımıza çıktı: a) Kişi yorganına göre ayağını uzatmalıdır 10 b) Yorganına güre ayağını uzatmalıdır 11 Buraya kadar çeşitli kaynaklarda gördüğümüz sözümüzü toplu olarak şöyle bir liste halinde gösterebiliriz: Divân - 11174 Yogurkanda artuk adhak kösülse üşiyür. AS - l480l Yorganına göre kösil. Güvâhî - I526 Katı ıızanma yorganınca kösül. Güvahii - l526 ... yorganına göre kösül. Megiser -1612 Yorganına göre koşun. Ş-H -1886 Kişi yorganına göre ayağını uzatmalıdır. Ş-H -1886 Yorganına göre ayağını uzatmalıdır. Bu gün - 1989 Ayağını yorganına göre uzat. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |