Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Tarihimiz

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


Tarihimiz Dünden Bugüne Tarihimiz..

 
 
Görüntüleme: 64 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-22-2008, 08:36 PM   #1 (permalink)
Yeni Üye

кızqıη™ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

кızqıη™ Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jan 2008
Nerden: Eski Açık
Mesajlar: 51
Rep Gücü: 58 Rep Puanı: 58 Rep Derecesi: кızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond reputeкızqıη™ has a reputation beyond repute
Standart Osmanlı Tarihini Nasıl Okumalıyız




Giriş

Tarihte yerini almış kurum ve değerlerin belirli ölçüler içinde tetkiki mutlaka yapılmalıdır. Miras alınan değer ve geleneğin gelişigüzel anlaşılmaya çalışılması, şüphesiz, hedefini tutmamış bir gayret olarak kalacaktır. Kendi tarihleriyle ziyadesiyle alâkadar olması gereken milletlerin başında gelen bizler için durum daha bir ciddiyete sahiptir. Çünkü, bizim tarihimiz yalnız bizi değil, en az bizim kadar diğer milletleri de yakından alâkadar etmektedir. Hattâ, benzer sebepten dolayı Bowen gibi Batılılar, Devlet-i Âliye'nin coğrafyasında sonradan zuhur e-den milletlerin tarihçilerine, Osmanlı tarihi ile birlikte çalışmayı tavsiye ederler.

Bütün önemli noktalarına rağmen, tarihin aktardığı mirasın ne mânâya geldiğini tespitte, bugün için müşterek bir metodun varlığının bahsi yanlış o-lacaktır. Genel hatlarıyla Charles Liebman'ın özleştirdiği üç metot, hususen Osmanlı coğrafyasındaki tarih çalışmalarıyla uyuşmaktadır. Bu metotlar şunlardır:

1) Çatışma: Osmanlı tarihini çatışmalar, savaşlar tarihi olarak ele alma;

2) Seçme-ayıklama: Bütün Osmanlı tarihini aynı gözle değerlendirmeyiz. Farklı mütalâalara konu etme;

3) Yeniden yorumlayarak istifade: Tarihî hâdiseleri kendi şartlarında ve aktörlerinin niyet ve maksatlarını nazara alarak yeniden yorumlama.

Hem Anadolu'da, hem de Osmanlı coğrafyasında son zamanlara kadar hâkim olan metot, umumiyetle çatışmacı görüştür. Çatışmacı görüş sebebiyle, altı asır süren ve bu zaman zarfında İslâm medeniyetinin bir yönüyle en mühim örneğini veren Osmanlı tecrübesinden istifade, asgarî seviyede kalmıştır. Osmanlı coğrafyasına daha sonra yerleşmek isteyen emperyalist devletlerin bu durumdaki tavırları aşikârdır. Academie Française tarafından ödüle lâyık görülen Edouard Driault'un 1 898 tarihli kitabının ismi Şark Meselesi' dir. Aynı tarihlerde Batı'nın Müslüman topraklara ilgisi had safhadaydı. Henüz Osmanlı tarihinin ilk döneminde bile "Osmanlı" ismi, hâkim unsura değil de, Osmanlı mozayiğini meydana getiren diğer kavimlere verilmektedir. Driault, Osmanlı idaresini, hoşgörüsünden dolayı dahi tenkit etmiştir. Hattâ Fransa'da herkese lâyık olmayacak mezkûr ödülü alan Driault, Türkleri 'kötülük için doğmakla' dahi itham eder. Böylelikle ilk dönemden yıkılışa kadar teb'aya devamlı bir kötüleme empoze edilmiştir. İkinci olarak, Osmanlı mirasını sahiplenmesi gereken milletlerin sorumlulukları söz konusudur. Yine sözü edilen mirasa sahip çıkması gereken milletler, pozitivizmin etkisiyle, Osmanlılara ait birçok kurum ve değeri kolayca iptidaî olarak tavsif e-dip, unutulmalarına sebep de olmuşlardır.

Son olarak ele alınması gereken, tarihi yeniden yorumlayarak mirası günün insanının istifadesine sunmak ise, yararlı olabilecek bir metot olarak gösterilebilir. Ancak metodun tahakkuku için tarih kitaplarında benimsenmiş katı determinist prensibin yumuşatılması ve geçmişte yerini almış oluşumların iç yapılarının da incelenmesini gerektirir. Böylelikle 'niyet ve maksat' gibi geçmiştekileri anlamada yardımcı olacak iki faktör de hesaba katılacaktır.

Yaklaşım

Osmanlı tarihine ait hemen bütün Batılı yaklaşımlarda, geçmişte olup - bitmiş hâdiseler geriye doğru ele alınır ve yorumlanır. Yazılan kitaplarda dönemin şartlan o kadar katı bir determinizm çerçevesinde sunulur ki, vakıaların içindeki insanların maksat ve niyetleri hiç önem taşımaz hâle getirilir. Meselâ, Osmanlı fetih politikası, iktisadî kaynak temini gayesiyle algılanıp, İlâyı Kelimetullah niyeti ihmal edilmiştir. Şüphesiz, o derece büyük bir devletin izlediği reelpolitikte iktisadî programın önemi inkâr edilemez. Ancak fetihleri, artan ihtiyaçların iktiza ettiği şablonla izah etmek, Devlet-i Âliye'nin fethettiği coğrafyada te'sis ettiği sosyal yapıyı ve adaleti bugünkü insanlara alenen idrak ettiremez. Zira Osmanlı fetih politikalarında 'niyet ve gaye' faktörü çok mühim yer tutmaktadır.

Tarihi anlamada dayatılan bu engeli aşmak için, tarihte vuku bulmuş bütün hâdiseleri iki temel açıdan ele alarak şöyle bir tasnife tâbi tutabiliriz: Birincisi, oluşumların ortaya çıkışını sağlayan sosyal şartlar. İkincisi, devrin insanlarını o oluşuma katılmaya ikna eden şartlar. Jerrold Green'e ait olan tasnifin birinci ayağında, şartlar ve tekevvünler, sebep-sonuç prensibiyle izah edilir. Sadece bunun kullanılması ise bizi yukarıda sözü edilen katı determinizme götürür. Meselâ bazılarınca, tarih boyunca Müslümanlıktan irtidat hâdiselerinin diğer dinlerin müntesipleriyle kıyas edilemeyecek kadar az olması, irtidat fiiline uygulanacak ceza ile izah edilmiştir ki, bu yalnız birinci şıkkın kullanılmasına atfedilebilir. Halbuki, Osmanlı devri gibi, Müslüman nüfusun çok kalabalık olduğu bir dönemde değil de, bir tek Müslüman'ın dahi büyük bir öneme sahip olduğu Hz. Peygamber (s.a.s) döneminde yapılan Hudeybiye Musalahası'nda Mekkeliler'den iman edip, Medine'ye katılacakların alenen iadesi kabul edilmiştir. Bu iade basitçe değerlendirilemez. Yeni Müslümanlar'ı dinlerinden döndürmek için önce büyük ölçülerde cazip teklifler, sonra bunların reddiyle, dayanılmaz işkenceler bahis mevzu olmuştur. İşte bu gerçeklerin ışığında irtidattaki azlığı ancak ikinci şıkkın kullanılması ile izah edebiliriz. O da, ihtida edenlerin (iman edenlerin) İslâm'da bulduğu tatmin, yani insanları ikna eden şartlardır.

Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu sağlam yapıya, 'Müslüman olmayı seçenleri ikna eden şartlar' açısından bakacak olursak:

Osmanlı Misali
Tarihçi Duckas, XV. yüzyılda Gelibolu'dan Tuna'ya kadar olan topraklarda, Osmanlılara tâbi olan nüfusun, Anadolu'dakinden fazla olduğunu belirtir. Henüz Balkanlara dönük fethin yalnız Osmanlılar için değil, bütün İslâm tarihi İçin de yeni sayılabileceğini hatırlarsak, Duckas'ın tespiti önem kazanır. Tespit fethin süratini vurgulamaktadır. Devamlı olarak despot yönetimlerin baskısı altında ezilen Balkan milletleri, Osmanlı idaresi ile ilk defa dinî ve kültürel hürriyetlerini kazanmışlardır. Balkanlarla ilgili 'ilk' vurgulu tespit Hammer'e aittir. Halkın Müslüman idareye uyumundaki sürat, Osmanlı yönetiminin adaletinde gizlidir. Öyle ki, Hristiyan kaynakları dahi bölge idarecilerinden sitayişle bahseder. Sultan II. Murad için resmî Bizans vakâyinâmeleri 'adil, hoşgörülü...' gibi sıfatları kullanmaktan çekinmez.

Tebaanın buna karşılık itaati ise gönülden ve sıkıdır. Finlay, Yunan tarihini kaleme alırken yüksek dereceli rahiplerin' Türk ajanı gibi faaliyette bulunduklarını ve Ortodoks kitleyi Osmanlı yönetimi lehine sevk ettiklerini belirtir. Rahiplerin vaazlarında Osmanlı idaresini takdisi sıradan hâle gelmiştir.

Yunanlılar ise, kendilerine bitişik topraklarda Frankların ve Venedikliler'in tehdidine karşı Osmanlılara omuz verirler. Hattâ Hristiyan devletlerin zulümlerinin artması karşısında M. Karamsin Osmanlı'nın zuhurunu şöyle anlatır: "Sonunda Cenab-ı Hakk, gazap yıldırımını onu hak eden devletlerin başına gönderdi. Ve âlemlerin Rabbi, bizlere II. Mehmed'i gönderdi." Misalde alenî biçimde Osmanlı padişahının medhini nakleden T. Arnold, alıntının Osmanlılar aleyhine konuşanlara sorulması gereken husus olduğunu yazmaktadır.

Fetihlerin bir numaralı vasıtası olan ordu mevzuunda ise, idareye katılan yeni kitlelerin ifadeleri ilginçtir. Osmanlı ordusunun sefere çıktığı güzergâhtaki tebaanın dinine bakmaksızın, onların adlî ihtilaflarına hakemlik yaptığı tarihi vak'adır. Halkın memnuniyeti hakkında II. Charl'in nezdinde bulunan bir sefir, önemli ayrıntıları nakleder. Ordu, bölge halkı için huzur kaynağıdır ve sefer güzergâhı haydutlardan arınır. Hattâ, esirlerin hukuku dahi şaşırtıcı ölçülerde ileridir. Onların moral çöküntülerini önlemek için rahipler dahi tavzif edilir, maaşları ödenir. Sonunda, esirlerin Müslümanlarla diyalogu sonucu hatırı sayılır ihtidalar da vücut bulur. 17. asır seyyahlarından Thomas Smith, ihtidaları sindirememiş olmanın hızıyla, şu değerlendirmede bulunur: "Cahil ve eğitimsiz bu esirler Muhammedi dinin kazandırdığı lütufların cazibesine kapılmıştır." Osmanlı topraklarında genel olarak ihtida hareketleri inanılmaz ölçülerdeydi. 1600 yılında Arnavutluk Hristiyanları'nın Müslümanlar'a nispeti on kat daha fazlaydı. Ancak ilerleyen dönemde Müslümanlaşan Arnavutlar'ın sayısı artmıştır. Marco Bizzi, muhlis bir Hristiyan olarak eserinde konuyu ele alırken, halka örnek olacak ruhanîlerin yokluğunu, buna karşılık, bütün Müslümanlar'ın dinlerini kemal-i ciddiyetle yaşadığını belirtir. 17. asra gelindiğinde ihtida benzersiz bir hız alır. Bundan Hristiyan din adamları da hissesini alır. Zmaievich'in anlattığına göre Trebinje ve buna benzer küçük şehirlerde Müslümanlarla alâkasını artıran rahiplerin Roma'ya apar topar gönderildiği bir vakıadır. Roma ise yine resmî engeller peşindedir. Papa XXII. John, Bosna Kralı Stephan'a mektup yazarak dinden çıkanları "ıslah" için gönderdiği engizisyon memurlarına yardım etmesini ister. Ne var ki, Osmanlı hoşgörüsünü gören Bogomil'lerin toplu olarak ihtidası karşısında gayretleri boşuna olacaktır. Osmanlı Devleti'ne karşı stratejik bir nokta olması hasebiyle Hristiyan dünyada haklı bir üne sahip olan Girifte ise, Müslümanlaşma veya Osmanlı idaresine tâbi olma şaşırtıcı boyutlardadır. Fetihlere karşı şövalyelere yuvalık yapan Girit'in bu tavrı Robert Pashlay gibi mutaassıp Hristiyanları kızdırır. Pashlay'a göre, ne cebir ne de verilen hediyeler, bir Hristiyan için dinini değiştirmeye veya Osmanlı idaresine tâbi olmaya sebep olmamalıdır. Ancak Pashlay gibi nice kişilerin görmemekte ısrar ettiği, Osmanlı idaresinin mükemmeliyeti, insanları cezbediyordu.

Fazilet Odur ki Düşmanın Bile Takdir Etsin

Yukarıda kısa örneklerle anlatılmak istenen nokta, uzun tarihin en güzel yönetimlerinden biri olan Osmanlı tarihinin, mutlak determinist yaklaşımla açıklanamayacağıdır. Osmanlı tarihi başta olmak üzere, bütün geçmişimiz ele alınırken günün materyalist ve faydacı dünyasına mensup insanlarca anlaşılması zor olan bazı değerler ve olaylar, gerçeklerin reddine gerekçe olmamalıdır. Kendi dinlerini mükemmel biçimde yaşayan ve tatbik eden Müslümanlar'ın tarihleri, şüphesiz anlaşılması zor örneklerle doludur. Öncelikle şunu vurgulamakta fayda vardır ki, Müslüman olmayanların dahi takdirini kazanan o dönem insanları, dinlerine bizden fazla bağlı idi. 1665 yılında I. Leopold tarafından İstanbul'a gönderilen Gaultier de Leslie'ye göre, dönemin Osmanlıları için söylenmesi gereken ilk ve en önemli vasıf dinlerine olan şaşılacak sadakatleridir. Osmanlıların büyük bir devlet hâlini alan ilerlemelerinin izahı için onların niyet ve gayeleri de ihmal edilemez. Onların hareket ve faaliyetlerinin altında yatan gaye, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Bu, onlara aşağıdaki örnekte görüleceği gibi, önlerine çıkan herkesin hayranlığını kazandırmıştır:

"Her şeyi bilen ve bağışlayan Tanrı'nın aziz ve Ortodoks inancımızın bütünlüğünü her seferinde muhafaza etmek üzere her şeyi nasıl da düzenlemiş olduğuna bakınız... Her halükârda Ortodoks inancımızdan sapmaya başlamış olan Bizans İmparatorluğu yerine, yokluğun içinden bu güçlü Osmanlı İmparatorluğu'nu çıkarmıştır. Bu imparatorluğun kutsal iradesiyle uyum içinde olduğunu ispatlamak maksadıyla. Osmanlı İmparatorluğu'nu diğer bütün imparatorlukların üzerine yerleştirmiştir... Size vaat edilen yeni hürriyet umutlarına kulak asmayınız. Kutsal Kitap (İncil) bizim, hiç durmaksızın İmparatorumuz (Selim) için duâ etmemiz gerektiğini buyurmaktadır." (İstanbul Yunan Kilisesi Patriği Didaskala'nın, 1789 tarihli bir broşürde geçen konuşması. Bu broşürü kaleme alan Kudüs Patriği Anthimos'tan bizzat İstanbul Patriği aktarmıştır.)



[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]


[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ii. Osmanli Devletİnde Tarim SektÖrÜnÜn Durumu arsew Ziraat - Tarım 2 12-15-2007 02:06 PM
---Hükümdarlar--- Cümle Mühendisi Bedir 1 12-05-2007 11:02 AM
Osmanli Islahat Hareketlerİ Ve Tanzİmat- Cümle Mühendisi Diğer Konular 0 12-05-2007 12:33 AM
Görevimiz Başarmak Asi. Diğer Konular 0 12-03-2007 06:29 PM
***Ubuntu Kullanımı bakmadan geçme!!!*** ahmedow Linux 1 12-01-2007 08:50 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:43 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524