![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 309 - Cevaplar: 0
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Yeni Üye ![]() ![]() -dk- Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jun 2006 Mesajlar: 72
Rep Gücü: 3
Rep Puanı: 3
Rep Derecesi: | ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN - EDEBİYAT FAKÜLTESİ SERT SU VE ARITMA YÖNTEMLERİ Su Sertliği Su, çökelti verebilecek önemli miktarda iyonlar içeriyorsa, suyun sert su olarak tanımlanır. Sert su kalsiyum, magnezyum ve ağır metal iyonları içerir. Sabun ile çökelek oluşturur. Sertlik günümüzde, numunedeki bütün çok yüklü katyonların toplam konsantrasyonuna eşdeğer kalsiyum karbonat konsantrasyonu cinsinden ifade edilir. Sert su ile yapılan buz buğulu bir görünümde olur. İki çeşit sert su vardır; geçici sert su ve kalıcı sert su. Geçici sert su : Bikarbonat iyonu, HCO3- içerir. HCO3-(aq) içeren su ısıtılırsa, bikarbonat iyonu CO32- , CO2 ve su vermek üzere kolayca bozunur. CO32- sudaki çok değerlikli katyonlarla tepkimeye girerek CaCO3 – MgCO3 karışık çökeltisini ve kazan taşı adı verilen tortuyu oluşturur. Kazan taşının oluşumu buhar üreten sanayi kazanlarında ve buharla çalışan elektrik santralarında oldukça ciddi sorunlara neden olabilir.Kazan taşının oluşumu su ısıtıcılarının etkinliğini azaltır ve kazanın aşırı ısınmasına neden olabilir. Geçici sert su, su arıtma tesisinde suya sönmüş kireç [Ca(OH)2] katıp metal karbonat çökeltisini süzmekle yumuşatılabilir. Baz, bikarbonat iyonu ile tepkimeye girerek su ve karbonat iyonu oluşturur. Karbonat iyonu Ca2+ gibi M2+ iyonları ile tepkimeye girerek metal karbonatları halinde çöker. HCO3- + OH- H2O + CO32- CO32- + M2+ MCO3 (k) Kalıcı sert su : HCO3- yanıda önemli derişimlerde, SO42- gibi başka anyonlar da içerir. Kalıcı sert suyu yumuşatmak için, içerisine Na2CO3 (çamaşır sodası) eklenir. Ortamdaki Ca2+ ve Mg2+ gibi katyonlar karbonatlar halinde çöktürülür.Geriye kalan su Na+ iyonu içeren yumuşamış sudur. Ca2+ ve Mg2+ iyonlarını içeren su sabun ile çökelti oluşturur ve köpürmeyi engeller. Banyo teknelerinde görülen tortu, kalsiyum ve magnezyum sabunlarının bir karışımıdır. Bir çökeltinin oluşumu sabunların ve şampuanların köpürmesini güçleştirir. Suyun sertliğinin çeşitli mahzurları vardır. Bunlar ; Sert sularda sabun sarfiyatı fazladır, sabun geç köpürür. Suyun içinde bulunan kalsiyum ve magnezyum, sabunların bileşiminde bulunan sodyum ve potasyum ile yer değiştirerek tamamen sarfedildikten sonra sabun köpürür. Sudaki sertlik zamanla kendiliğinden veya su ısıtıldığında hızla çözünürlüğünü kaybeder ve geçtiği yüzeylere yapışmaya başlar. Su borularının içi hızla dolar, su basıncı ve akışı azalır. Suyun ısıtıldığı yüzeylerde daha da artan kireçlenme, yalıtkanlığa sebep olur ve elektrik tüketimini artırır. Kalorifer tesisatındaki kireçlenme yakıt tüketiminin artmasına sebep olur. Sert sular ısıtma tekniği bakımından uygun değildir. Bilhassa sıcak su tesisatı, buhar kazanları gibi tertibata ait boruların kısa zamanda kireçtaşı bağlamasıyla kesitlerinin daralmasına sebep olur. Sert suların kullanıldığı dokuma sanayiinde boyaların dokular içerisine tam olarak nüfuz etmesi güçleşir. Sert sular mutfak işleri bakımından da elverişli değildir. Sert Suların Yumuşatılması Soda-Kireç Metodu Alüminyum Sülfat ve Şap Metodu Trisodyum Fosfat Yöntemi Permutit Yöntemi İyon Değiştiricileri Suların yumuşatılması demek suda sertlik yapan mineral maddeleri (katyon ve anyonları) sudan ayırmak demektir. Suların yumuşatılması aşağıda belirtilmiş olan nedenlerden dolayı önemlidir : Çamaşırların yıkanması için daha az sabun sarfedilir. Sert sularda mevcut mineraller su boruları içinde birikerek boruların tıkanmasına yol açar. Bazı endüstri ve imalat kollarında yumuşak su gereklidir.Konservecilik, tekstil, kağıt imalatı, dericilik ve buz, nişasta imalatlarında yumuşak su gereklidir. Fakat çok yumuşak sular korrozif olurlar. Bunlara korrozif su denir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde önemlidir. Su sertliğinde rol oynayan en önemli bileşenler kalsiyum ve magnezyumun bikarbonat ve sülfatlarıdır. Az miktarda kalsiyum ve magnezyum klorür ve nitrata rastlanır. Suların bikarbonatlardan ileri gelen sertlikleri havalandırılmakla kısmen giderilir. Ayrılan CO2 yüzünden suda çözünmeyen karbonatlar oluşur. Ca(HCO3)2 CaCO3 + CO2 + H2O Sülfatlardan ileri gelen sertlik ise giderilemez. Suları yumuşatmak için kullanılan başlıca metodlar şunlardır : 1. Soda – Kireç metodu 2. Alüminyum sülfat (Al2(SO4)3.18H2O) ve şap (K2SO4 . Al2(SO4)3 12H2O) metodu 3. Permutit usulü 4. Trisodyum fosfat yöntemi 5. İyon değiştiricileri Bu metodlarda prensip hep aynıdır. Ca ve Mg tuzlarını almak yada Ca2+ ve Mg2+ iyonlarını Na+ iyonlarıyla değiştirmek gerekir. 1. Soda – Kireç Metodu : Bu metoda sönmüş kireç (Ca(OH)2) ve soda (Na2CO3) kullanılır. Bunlardan kireç karbonat sertliği ve geçici sertliği gidermek, soda ise kalıcı sertliği gidermek için kullanılır. Bu metodda geçen reaksiyonlar şunlardır : Ca(HCO3)2 + Ca(OH)2 2CaCO3 + H2O çöker Mg(HCO3)2 + Ca(OH)2 MgCO3 + CaCO3 + 2H2O MgCO3 + Ca(OH)2 Mg(OH)2 + CaCO3 suda daha zor çözünür CaSO4 + Na2CO3 CaCO3 + Na2SO4 MgSO4 + Ca(OH)2 Mg(OH)2 + CaSO4 Ca ve Mg klorür ve nitratları, sülfatları gibi etki ederler. Kireç ve sodanın miktarını hesaplarken CO2 ile sularda bulunabilen NaHCO3’ı hesaba katmak gerekir. Bu reaksiyonlar sıcaklığın artmasıyla daha çabuk olur. Genelde sertliği tamamen gidermek mümkündür. Bir miktar CaCO3 ve Mg(OH)2 suda çözünürler. 2 . Alüminyum sülfat ve şap metodu : Gerek doğrudan doğruya Al2(SO4)3 .18H2O ve gerekse Al2(SO4)3 suda hidrolize uğrarlar. Al(SO4)3 + 6H2O 2Al(OH)3 + 3H2SO4 Oluşan H2SO4 bikarbonatlara etki ederek Ca(HCO3)2 + H2SO4 CaSO4 + 2CO2 + 2H2O Mg(HCO3)2 + H2SO4 MgSO4 + 2CO2+ 2H2O reaksiyonlarına göre geçici sertlik giderilmiş olur. Bu metodun diğer bir faydası oluşan Al(OH)3’in çökerken, sulardaki bulanıklık veren maddeleri birlikte çöktürmesidir. Yalnız CO2 suda kalır. Bu da ısıtmak veya gaz emicilerden geçirilmek suretiyle uzaklaştırılır. 3 . Trisodyum fosfat yöntemi : Eskiden beri uygulanan bir yöntemdir. Fosfat fiyatlarının yüksekliği bu metodun uygulanmasını geciktirmişse de yüksek basınçlı kazanların teknikte kullanılmasının artması bu yöntemin tatbikini zorunlu kılmıştır. Bu yöntemden sertlik giderilmeden önce diğer yöntemlerin uygulanması kalan sertliğin de bu yöntemle uygulanması kalan sertliğin de bu yöntemle giderilmesi daha ekonomiktir. Bu yöntemle iyi sonuç elde etmek için geçici sertlik önce den giderilmelidir. Bu yüzden bu yöntem diğer yöntemlerle ortaklaşa uygulanır. Yer alan reaksiyonlardan bazıları aşağıda görüldüğü gibi gerçekleşmektedir : 3Ca(HCO3)2 + 2Na3PO4 Ca3(PO4)2 + 6NaHCO3 3Mg(HCO3)2 + 2Na3PO4 Mg3(PO4)2 + 6NaHCO3 3Ca(SO4) + 2Na3PO4 Ca3(PO4)2 + 3Na2SO4 3MgCl2 + 2Na3PO4 Mg3(PO4)2 + 6NaCl 4 . Permutit yöntemi : Bu yöntemde kullanılan permutit veya zeolitler kompleks bir sodyum alüminyum silikattan ibaret olup sudaki Ca2+ ve Mg2+ iyonları yerine Na+ iyonu vererek suyu yumuşatırlar. Sodyum permutitin formülü XSiO2.Al2O3.Na2O’dur.Sodyum permutit veya zaolit Na2Z şeklinde gösterilirse aşağıdaki reaksiyonlara göre suyun sertliği tamamen giderilir. Ca(HCO3)2 2NaHCO3 + CaZ veya + Na2Z Mg(HCO3)2 2NaHCO3 + MgZ Ca ve Mg sülfatlarıda Na2Z ile benzer tepkime gösterir. Zeolitle işleyen aletler bir süre sonra Na+ katyonu bitince çalışmaz olurlar. O zaman zeoliti tazelemek, yeniden kullanılır hale getirmek (rejenere etmek) için kullanılmış zeolit üzerine derişik NaCl çözeltisi gönderilir. Permutitin bir dezavantajı da çok gözenekli olduğundan yabancı maddelerden kolayca etkilenmesidir. Aynı zamanda büyük yüzeyli olmaları madde değiştirmesini kolaylaştırır. 5 . İyon Değiştiricileri Sertlik giderme metotları içinde en çok kullanılan, iyon değiştirme yöntemidir. İyon değiştirme bir iyonun diğer bir iyonla yer değiştirmesidir. Bu amaçla kullanılan su yumuşatma sistemlerinde, iyon değiştirici reçineler kullanılır. İyon değiştirici reçineli sistemler genelde sodyum iyonları ile sertlik iyonlarını yer değiştirterek çalışırlar. Proses esnasında su reçine tanecikleri arasından süzülerek geçer. Reçine tanecikleri üzerindeki elektrik yükü sodyum iyonlarını reçine taneciği üzerinde tutar. Ancak, reçine taneciklerinin aynı zamanda sertlik minerallerini tutma kabiliyeti de vardır. Reçine taneciklerinin sertlik minerallerini tutma kabiliyeti sodyum iyonlarını tutma kabiliyetine göre daha fazladır. Bu şekilde iyon değişimi gerçekleşir. Belli miktarda sert su reçine yatağından geçtikten sonra, reçine tanecikleri tamamıyla, sertlik mineralleriyle kaplanır. Bu durumda sertlik minerallerinin tutulması son bulur. Sertlik iyonlarının tekrar sudan tutulabilmesi için reçine taneciklerinin sertlik minerallerinden kurtarılarak tekrar sodyum taneciklerinin bağlanması gereklidir. Bu işleme ‘rejenerasyon’ adı verilir. Rejenerasyon esnasında tuzlu su reçine tankına verilir ve reçine sodyuma doyurulur. Reçine tankında biriken yüksek konsantrasyondaki sodyum iyonları sertlik iyonlarını reçine taneciklerinden ayırır. Reçine daha sonra temiz su ile durulanarak, fazla tuz ve sertlik mineralleri tanktan atılır. Reçine tankı tekrar sertlik iyonlarını tutmaya hazır durumdadır. Proteinler, linyin, yapay reçineler, selüloz, karbon, silikat mineralleri, gümüş halojenürler, pamuk ve bazı toprak türleri gibi pek çok doğal ve yapay madde iyon değiştirici özelliğe sahiptir. İyon değiştiriciler çok çeşitli geometrik biçimlerde ve iç yapıda olabilirler. Levha ve zar biçiminde olanlar çok kullanılır. İyon Değiştirici Reçineler İyon Değiştirici Reçineler, iyonlaşmayan yada iyonlaşabilen grupları içeren ağ yapısında yüksek derecede polimerize hidrokarbonlardır. Reçineler son derece kararlı olup 100oC’nin biraz üzerindeki sıcaklıklarda kullanılabilir.Derişik asit ve bazlara, pek çok yükseltgen ve indirgen maddeye karşı dirençlidirler. Reçine iskeletine, bağlı iyonik grup, iyon değiştiricinin tabiatını belirler. Reçineye bazik fonksiyonel gruplar katıldığında anyon değiştiriciler meydana gelir. Reçine pozitif yükle yüklenir. Aşağıdaki tabloda en çok kullanılan değiştirici gruplar görülmektedir. Katyon Değiştiriciler Anyon Değiştiriciler - SO3H - NH2 - COOH - NHR - OH - NR2 - SH - N+R3 - PO3H2 Anyon değiştiricilerin kimyasal stabiliteleri, katyon değiştiricilerden daha azdır. Yüksek sıcaklıklarda aminler hemen hidrojenlenir ve iyon değiştiricinin kapasitesini azaltır. Çözeltinin çözünebilen organik maddelerle buharlaşmasına neden olur. İyon değiştiriciler yüksek oranda polar gruplar ihtiva ettiklerinden reçineler kuvvetli hidrofilik olup su çekerler. Şişip büzülürler ve higroskopik jel gibi hareket ederler. Kuru reçinenin bir gramı 0,5-1 gram su absorplar. Hafif gözenekli katılar olan iyon değiştirici reçineler ; küre, boncuk yada levhalar halinde hazırlanırlar. Bunlar Endüstride sulardaki Ca2+, Mg2+, Fe2+ ve Mn2+ iyonlarının uzaklaştırılması (suyun yumuşatılması) işleminde kullanılırlar. İyon değiştiricilerde aranan özellikler : • Yüksek bir değiştirme kapasitesine sahip olmalıdırlar. Bu şekilde daha az hacimli cihazlar kullanılır. • Yumuşatılacak suyun agresif özelliklerine dirençli olmalıdırlar. • Rejenerasyonları, daha az rejenerasyon maddesiyle gerçekleşebilmelidir. • Kolay ve ucuz elde edilmelidir. • Yıkamaya karşı direnç göstermelidirler. • Sulardaki bulanıklık, Fe2+ ve Mn2+ gibi iyonlardan etkilenmemelidirler. İyon Değiştiricilerin Sınıflandırılması Suların yumuşatılması, genellikle katyonik ve anyonik iyon değiştiricileriyle yapılır. Katyon iyon değiştiriciler sodyum iyon değiştiriciler ve hidrojen iyon değiştiriciler olmak üzere ikiye ayrılır. Birinciler, sulu çözeltilerdeki katyonları Na+ iyonları ile, ikincisi ise H+ iyonları ile yer değiştirirler. Anyonik iyon değiştiriciler de iki grupta incelenir. Kuvvetli bazik anyon değiştiriciler, zayıf bazik anyon değiştiriciler. İyon değiştiriciler ayrıca kimyasal bileşimlerine göre organik ve anorganik olarak gruplandırılabilir. Organik kökenli iyon değiştiriciler iki sınıfta toplanır. a. Reçine kökenli iyon değiştiriciler. b. Sulfone kömür kökenli iyon değiştiriciler. Anorganik kökenli olanlar da ikiye ayrılırlar a. Doğal zeolitler b. Sentetik zeolitler Bunlardan başka zirkonyum ve titan fosfatlar,zirkonyum ve kalay oksit, amonyum fosfomlibdat gibi maddeler anorganik iyon değiştiricilerdir. Kolonlarda İyon Değiştirme Prosesleri En çok kullanılan bu yöntemde yumuşatılacak su, reçine ihtiva eden dikey bir kolondan geçirilir. Kolonun altından çıkan suda başlangıçtaki iyonlar değil reçineden alınan iyonlar bulunur. Kütlelerin etkimesi kanununa göre iki yönlü bir reaksiyonda oluşan ürünler, sistemden alınacak olursa, denge durmadan yer değiştirir. Eğer ürünlerin sistemden alınma hızı, oluşma hızlarından büyükse reaksiyon tamamen sağa doğru yönelir. A + B C + D reaksiyona giren ürünler maddeler Endüstride Reçine Kolonunun Kullanımı Suların deminerezalisyonu için reçine kolonu çok kullanılan bir sistemdir. Aşağıdaki şemada genellikle demirden yapılmış belli miktarda iyon değiştirici reçine ihtiva eden dikey bir silindir görülmektedir. Reçine çakıltaşı yada antrasitten oluşan tabakalardan ibaret bir destek maddesi üzerine yerleştirilir. Drenaj sistemi destek tabakanın içine yerleştirilmiş olup kolonun en hassas kısmıdır. Drenaj sistemi yıkama sularının girişine de yarar. Eğer bu sistem iyi çalışmazsa işlemin randımanı düşer. Reçine yatağının üstünde rejenerasyon çözeltisinin distribütörü bulunur. Daha üstte ham suyun girişi ve yıkama suyunun çıkışına yarayan ve bir ucu huni biçiminde bir boru vardır. Kolonun çapı uygulamalara göre farklıdır. Reçine filtresinin yüksekliği 75-150 cm arasında değişir. Reçinenin üstünde yüksekliği reçine yatağının yüksekliğinin yarısından daha fazla olan bir boşluk bulunmalıdır. Bunun nedeni yıkama esnasında reçinenin genişlemesine olanak vermektir. Demineralizasyon Pek çok uygulamada suyun sadece Mg2+ ve Ca2+ iyonlarından değil aynı zamanda Na+ ve SiO2’den de kurtarılması istenir ki buna demineralizasyon denir. Sudaki bütün iyonların giderilmesi ise deiyonizasyondur. Demineralizasyon için su önce hidrojen iyon değiştiricisinden geçirilerek tuzlar, bunlara karşılık gelen asitlere dönüştürülür. Böylece elde edilen su, asit anyonlarını absorplayıp onları OH- iyonlarıyla değiştiren anyonik bir reçine kolonundan geçirilir. OH- grupları asitlerin H+ iyonlarıyla birleşerek su oluştururlar. Aşağıda Na2SO4’ın uzaklaştırılma reaksiyonu görülüyor. 2RH + Na2SO4 2RNa + H2SO4 2ROH + H2SO4 R2SO4 + 2H2O Katyonik reçine bir asitle (tercihen HCl), anyonik reçine isee bir bazla (NaOH) rejenere edilir. Demineralizasyon için pek çok sistem vardır. Bunlardan en önemlilerinden biri karışık yataklı demineralizasyon işlemidir. Bu işlemde suyu alternatif olarak katyonik reçine ve anyonik reçine geçirmek yerine daha basit olarak tek bir kolon, birbirleriyle iyice karıştırılmış anyonik ve katyonik reçinelerle yüklenir ve su bu kolona gönderilir. Aynı sonuca ulaşmak için farklı teknolojiler kullanılabilir. Her bir teknolojinin kendi içinde de farklı sistemler oluşturulabilir. Bu nedenle ilk olarak ham suyun kalitesi, istenilen çıkış suyu kalitesi, ham suyun debisi, kullanılan kimyasal maddelerin maliyeti, rejenerant tüketimi, rejenerasyon su tüketimi ve sistem dizayn parametreleri incelenerek DEMİNERALİZASYON ve REVERSE OSMOSİS sistemlerinden hangisinin en uygun teknoloji olduğu belirlenir.Bu seçimden sonra seçilen teknolojinin içindeki en uygun sistem dizayn edilir. Örneğin Reverse Osmosis sistemi çift kademeli veya Reverse Osmosis sonrası karışık yatak şeklinde dizayn edilebilir. Demineralizasyon sistemi ise düz akışlı (Co-current) veya ters akışlı (Counter-current) olarak dizayn edilebilir. Ters akışlı sistemler rejenerasyon suyu ve kimyasal kullanımı olarak ciddi tasarruf sağlar. Ancak ters akışlı sistemler de kendi içinde farklı tiplerde dizayn edilebilir. Ters akışlı sistemlerde su akışının yukarıdan aşağıya, rejenerasyonun aşağıdan yukarıya yapıldığı sistemler ve su akışının aşağıdan yukarıya rejenerasyonun ise yukarıdan aşağıya yapıldığı sistemler dizayn edilebilir. Modern Enerji Demineralizasyon Klor Alkali Reverse Osmosis Sistemi Sistem DEİYONİZASYON İşlenmemiş su, hidrojen ve oksijen atomları yanında minerallerin bileşimlerini ihtiva eder. Deiyonizasyon metodu ile su önce katyon reçine yatağından geçirilerek pozitif iyonlar hidrojen (H+) iyonları ile, daha sonra anyon reçine yatağından geçirilerek negatif iyonlar hidroksit (OH-) iyonları ile değiştirilip su içindeki tamamen çözünmüş madde miktarı azaltılır. Bu değişim sonunda hidrojen (H+) ve hidroksit (OH-) iyonlarının birleşmesinde su (H2O)ortaya çıkar. TERS OZMOZ SİSTEMLER RO sistemler, su içerisinde erimiş halde bulunan organik ve inorganik maddeleri, çeşitli virüs, bakteri ve mikroorganizmaları ve pirojenleri, membran teknolojisi ile %95-98 oranında ayırır. RO sistemler, yüksek kaliteli su üretirler. FİLTRASYON SİSTEMLERİ Kum filtreleri, aktif karbon filtreleri, mangan ve demir tutucular, kartuş filtreler, su arıtma amacı ile hazırlanmıştır. OZONLAMA ve UV SİSTEMLERİ Dezenfeksiyon sistemleri günümüz dünyasında çok önemli bir ihtiyaçtır. Ultraviyole cihazları, Suda bulunan mikropların öldürülmesi işlemini gerçekleştirir.Cihaz yaydığı ultraviyole ışını sayesinde su geçerken mikropların DNA yapısını bozar.ve yaşamasına izin vermez.Genelde içme suyu elde etmek amaçlı sistemlerde tercih edilen cihazlar herhangi bir yapmaz, sadece yılda bir sefer lambasının değiştirilmesi gerekir. TAD VE KOKU ARITMASI Aktif karbon filtreleri; Otomatik veya manueldir. Otomatik cihazlarda çelik gövdenin içinde özel bir karbon bileşimi vardır. Su buradan geçerken içinde bulunan klor, koku, tat gibi istenmeyen özelliklerini yitirir. Genelde içme suyu sistemlerinde su dezenfektan amaçlı olarak önce klorlanır. Klorun rahatsız edici kokusu ve tadı bu cihazla arıtılır. Cihaz kendini otomatik olarak temizler ve tekrar su arıtmaya devam eder. Tekstil İşletmesinde Kullanılan Su Boyamanın yumuşak su ile yapılması gerekmektedir.1 kg. pamuğun terbiyesi için 100 litre suya ihtiyaç olduğunu düşünürsek suyun ne derece önemli olduğu ortaya çıkar. Kalsiyum ve magnezyum gibi metal iyonları, reaktif boyaların migrasyon ve difüzyon öelliklerini etkiler. Bunun birikmesi az boyanmış bölgelere yol açan çökelmeye sebep teşkil edebilir. Bakır ve demir gibi ağır metal iyonları boyaların tonunu etkileyebilir. Baz değişimi yoluyla yumuşatılan su bikarbonat iyonları içerebilir. Bu da boya verimini ve renk tekrarlanabilirliğini etkiler. Boyama için toplam sertlik 1-5 Alman setliğinden yukarı olmamalıdır. pH değeri 5-7, Bakır 0,05 mg/l, Demir 0,05 mg/l , Klorür iyonları 300 mg/l’yi aşmamalıdır. Kullanım Suyunun Kalitesi Tekstil işletmesinde kullanılan suyun belirli bir standarda sahip olması gerekir : Renksiz / berrak olmalı Bitkisel ve mineral kaynaklı pisliklerden arınmış olmalı Demir ve mangan bileşikleri bulunmamalı Sertlik verici maddeler içermemeli pH Değeri 6 – 8 Su sertliği en fazla 5 odH Süspensiyonlar < 1 mg/l Organik maddeler < 20 mg/l Artık katı madde < 50 mg/l Demir < 0,1 mg/l Mangan < 0,05 mg/l Bakır < 0,01 mg/l Nitrat < 50 mg/l Nitrit < 5 mg/l Serbest CO2 < mümkünse 0 (Korozyon tehlikesi) Sert suyun neden olabileceği sorunlar : • Daha düşük bir renk verimi. • Boyamada kötü bir tekrarlanabilirlik. • Kumaşta tozuma • Kötü haslıklar. • Sert bir tuşe. • İşlem görmüş malın emiciliğinde kötüleşme. • Makinaların kirlenmesi. • Leke oluşumu. Bu sorunları gidermek, aşağıdaki önlemlerle mümkündür : • İyi bir ön terbiye • Boyamada gerekli kimyasalları kullanmak. Suyun demir içermesi durumunda uygun kimyevi maddeyi (Trilon FE) kullanmak. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]