![]() |
|
Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (Cep İcin)
Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (PC İcin)
| |||||||
| Siyaset Bilimi Siyasi ideolojiler, siyasi doktrinler, siyasi örgütlenmeler, siyasi hareketler, siyasi oluşumlar - Siyaset Bilimi - Siyasetin özü hakkında her tür bilimsel konuyu tartışma ortamı |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Moderator ![]() ![]() Cümle Mühendisi Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Dec 2006 Nerden: ๔єยtรςђlคภ๔ Mesajlar: 4.221
Rep Gücü: 27
Rep Puanı: 27
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Faşizm Mülkiye'de böyle mi yani? Yazar Kürşat Bumin Başbakan Erdogan''ın açıklamasını Nazilerle kıyaslayan Mülkiyeliler Birliği'ne, "milleti kendinize güldürmeyin" dedi ve onlara faşizm dersi verdi: Faşizm Mülkiye'de böyle mi okutuluyor? Birazdan gözden geçireceğimiz açıklamayı başka bir "birlik" yapsaydı (ne bileyim, adında "68'liler" lafı geçtiği halde kendisi 38'lerde gezinen bir birlik mesela!) üzerinde iki çift laf etmek inanın içimden gelmezdi. Ama durum öyle değil ki... Bu müthiş açıklama "Mülkiyeliler Birliği"den geliyor. Hemen belirtmeliyim herhalde: "Mülkiyeli" olmasam da, söz konusu açıklamaya Mülkiyeliler adına çok üzüldüm. Ayrıca böyle bir açıklamanın sırası mıydı şimdi? Başbakan'ın zaten iki günde bir "Hayatlarında iki koyun gütmemiş insanlar ekonomiden konuşuyor" sözleriyle "bürokrasi"yi iyiden iyiye hedef alan ve bu ülkede herkesten önce Mülkiyelileri (haklı olarak) yaralayacak açıklamalar yaptığı şu günlerde (Başbakan'ın bu açıklamaları, umarız, yakında, "Türk Milleti'nin efendisi çobanlardır" şeklinde yeni bir milli özdeyiş kazanmamıza neden olmaz!) Mülkiyeliler Birliği "karşı taraf"ın elini güçlendirecek böyle bir açıklamayı nasıl yapar, anlaşılır gibi değil. Sizi bilmem ama ben Mülkiyeliler Birliği'nin açıklamasını haddinden fazla "uçuk" olmasının ötesinde epeyce "komik" de buldum. Ama isterseniz önce açıklamanın bizi ilgilendiren bölümünü aktaralım ki, bilmeyen kalmasın: "Almanya'da 1933'te faşizmin yolunu benzeri biçimde, bir iç tüzük değişikliğinin açtığını kamuoyuna hatırlatmayı bir görev biliyoruz." Bu hatırlatmaya "kamuoyu"nun bir ferdi olarak teşekkür ederim ama mesele teşekkür ile kapanacak gibi değil ki.. Biliyorsunuz; Mülkiyeliler Birliği'nin "faşizmin ayak sesleri" olarak takdim ettiği "içtüzük değişikliği" (önceden de yazdığım gibi) aslında tatsız bir gelişme. Fakat insaf; bir "içtüzük değişikliği" ile Almanya'da 1933'de nazi partisinin iktidarı ele geçirmesi arasında bu derece doğrudan bir ilişki kurmak, hangi ("saf" ya da "pratik" farketmez) aklın aklına gelir? Mülkiyeliler Birliği'nin açıklamasında kendisine atıfta bulunulan düzenleme, 23 Mart 1933 tarihli yasa olsa gerek. Bu yasa ile, Alman parlamentosunun yasama gücü doğrudan Hitler hükümetine devrediliyordu. Nitekim birkaç ay sonra da (temmuz ayı ortasında) nazi partisi Almanya'nın legal olarak tanınmış tek partisi haline geldi. Ama görüyorsunuz; Almanya'da faşizm bir "içtüzük" değişikliği ile muhalefetin sesinin kısılması sonucunda iktidarı ele geçirmedi. Mülkiyeliler açıklamasında görüldüğü gibi Hitler ve partisinin bu şekilde iktidarı ele geçirdiğini ileri sürmek -eğer cehaletten kaynaklanmıyorsa- Moskova'nın güdümünde olan dönemin Alman Komünist Partisi'nin tabii yoldaşları olması gereken Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin kadrolarını "sosyal faşist" olarak nitelemesinden pek de farklı değildir. Nazi partisi Mülkiyeliler Birliği'nin iddia ettiği gibi bir "içtüzük" değişikliğiyle iktidarı ele geçirmiş olsaydı -hiç kuşkunuz olmasın- Nazi partisi 1933'te 12 milyona yakın oy almış olsa bile, III. Reich kurulamaz, Weimar Cumhuriyeti her şeye rağmen dimdik ayakta kalırdı. Mülkiyeliler Birliği'ne hatırlatmak gerekir: İpin ucunu hepten kaçırıp tarihi -ve bu arada faşizmin tarihini- bu şekilde anlar ve anlatmaya başlarsanız hem Mülkiye'nin tarihine, hem de başta Mülkiyeliler olmak üzere bu ülkenin okumuş-yazmış takımına en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Alman faşizmini anlamak, daha doğrusu tarihin kaydettiği bu en büyük kötülüğün nasıl olup da ortaya çıkabildiğini açıklamak hem kolay hem de zor bir iştir. "Kolay"dır, çünkü bu totaliter rejim o derece kendine özgüdür ki farklı otoriter-totaliter sistemlerle karıştırılabilmesi imkansızdır. Aynı zamanda "zor" iştir, çünkü dönemin Almanya'sı gibi bilim-teknik-felsefe-sanat gibi hemen her alanda "uygarlığın" zirvesinde bulunan bir ülkede milyonlarca Alman vatandaşının nasıl olup da nazizmin yanında yer alabildiğini -bugün dahi- açıklayabilmek için çok gayret sarfetmek gerekir. 1930'da, yani Hitler'in Almanya'da mutlak iktidarı ele geçirdiği yıldan daha üç yıl önce bile seçmen sayıları nazilerden en az iki misli fazla olan sol partilerin sergiledikleri basiretsizliğin nedenlerini açıklayabilmek için ise yine en az bu kadar gayret gerekir. Büyük ve küçük burjuvazinin Hitler'in yükselişi karşısında sergilediği aymazlığı hatırlatmıyorum bile... Yani diyeceğim o ki, Almanya'da faşizmin iktidarı ele geçirmesi ve 12 yıl boyunca Avrupa'yı bir cehenneme çevirmesinin hikayesini isterseniz "siyaset felsefesi" ya da "iktisat tarihi" açısından, isterseniz de işin içine "psikanaliz"i, "sanat tarihi"ni ya da bir başka sorunsalı katarak inceleyebilir ve bunu takiben birbirinden farklı ve zengin yüz çeşit açıklama yapabilirsiniz. Ama bu büyük olayı-olguyu bir "içtüzük" hikayesinden hareketle gündeme getiremezsiniz. Getirirseniz ne olur? Ne olacak, milleti kendinize güldürmekle kalırsınız... [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |