![]() |
|
|
| ||||||
| Siyaset Bilimi Siyasi ideolojiler, siyasi doktrinler, siyasi örgütlenmeler, siyasi hareketler, siyasi oluşumlar - Siyaset Bilimi - Siyasetin özü hakkında her tür bilimsel konuyu tartışma ortamı |
|
Görüntüleme: 77 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Yeni Üye ![]() €N€S Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2007 Mesajlar: 287
Rep Gücü: 2
Rep Puanı: 2
Rep Derecesi: | ULUS NEDİR Ulus kavramı dünyada ilk olarak 1789 yılında oluşan Fransız Devrimi sonucunda dillendirilmeye başlanmıştır . Günümüze kadar oluşan farklı şekil ve anlayışlardan sonra çağdaş bir yapıya kavuşmuştur . Çağdaş Ulus tanımını şu şekilde yapabiliriz ; aynı şemsiye altında yaşayan , farklı din , farklı bir etnik kökenden gelip , ayrı bir dil konuşuyor olsalar bile , aynı topraklar üzerinde , ortak bir dil , ortak iktisadi yaşam , ortak kültür birliği sağlayan ve kader birliği yapabilen insanlar topluluğudur . Geçmişten günümüze Ulus yapısı anlayışlarındaki farklılıklara göz atacak olursak ; din birliği , dil birliği , ırk birliği veya bir sınıfın diktatörlüğü altında ulus yapısı gibi farklı anlayışların hakim olduğu dönemler olmuştur . Ziya Gökalp Ulusu tanımlarken şöyle diyordu ; Ulus, ne ırka, ne kavme, ne coğrafyaya, ne siyasete ne de kişisel isteğe bağlı bir topluluk değildir. Ulus dilce, dince , ahlâkça , üç güzel sanatlarca ortak olan, yani aynı eğitimi almış bireylerden birleşik bulunan bir topluluktur. Bu tanımlamada din , dil ve kültür birliği öne çıkarılmıştır . Karl Marx Ulusu ekonomik sınıf yapısına dayanarak tanımlamış , Lenin ve Stalin bu öngörü doğrultusunda , Proletarya diktatörlüğü ( İşçi Sınıfı diktatörlüğü ) altında bir ulus yapısı oluşturmaya çalışmışlardır . Ayrıca geçen yüzyılda Dünya Savaşları ( Birinci ve İkinci Paylaşım savaşları ) sürecinde de bir ırkın öne çıkarıldığı ulus anlayışları ortaya çıkmıştır . Bunun en çarpıcı örneği Adolf Hitler’in öngördüğü yapıdır . Ulus yapısının ilk şekillendiği Fransa’da ki örneği inceleyecek olursak ; Fransız ulusu ; Galyalılar dan, Romalılar dan, Brötonlar dan, Cermenler den vb. oluşmuştur . Bugünkü İtalyan ulusu ; Romalılar dan, Cermenler den, Etrüskler den, Yunanlılar dan, Araplar dan vb. oluşmuştur. Çeşitli ırk ve aşiretlerden insanlarla , uluslar biçiminde oluşmuş İngilizler , Almanlar ve başkaları için de aynı şey söylenebilir. Ayrıca günümüzün Ulus yapılarının en çarpıcı bir örneği ABD’dir . Dil , din , ırk olarak çeşitliliğin en fazla olduğu ülkelerin başında gelmektedir . Yukarıda örneklediğimiz Ulus yapıları için gelişmiş ülkeler seçilmiştir . Tümünün ortak paydalarını sıralarsak ; 1 ) Bu uluslar bir ırk yada aşiret topluluğu şeklinde olmayıp , tarihsel olarak oluşmuş bir insanlar topluluğudur , 2 ) Bu uluslar rastlantısal ve geçici bir topluluk değil, kararlı bir insanlar topluluğudur , 3 ) Dil birliği, bu ulusların ortak özelliklerinden biridir , 4 ) Toprak birliği bulunmaktadır , 5 ) Kendini kültür ortaklığında dile getiren ruhsal biçimlenme birliği vardır , 6 ) Bu ulusların bireyleri arasında iktisadi yaşam birliği, iktisadi birlik bulunmaktadır , 7 ) Farklı din ve mezhepler yer alabilmektedir . Devletin bunların tümüne yaklaşımı laik yapı içinde eşit mesafededir . Ulus yapısını bir türlü sağlayamamış örnekler ile olumsuz yapıları inceleyecek olursak ; Araplar dil , din birlikteliği mevcut olup toprak bütünlüğü de mümkün olabilmesine rağmen iktisadi birlik sağlayamamış ve aşiret yapıları ile feodaliteden kurtulamamaları nedeniyle ulus oluşumunu gerçekleştirememişlerdir . Hitler ırka dayalı bir yapıyı öngörüp insanlık için dehşetle sonuçlanan bir dünya savaşına ve sonuçta 10 milyon insanın hayatını yitirmesine neden olmuştur . Lenin ve Stalin bir sınıfın diktatörlüğüne dayalı ulus yapısını öngörmekle yeni bir imtiyazlı sınıf oluşturmanın yanı sıra 2 milyonun üzerinde insanın yok olmasına neden olmuşlardır . Milyonlarca insan da evinden yurdundan sürülerek hayatları zindan edilmiştir . Dinin etkin olmaya çalışıldığı ulus dayatmalarının da insanlara mutluluk getirmediğini , aksine milyonların hayatının vahşet ve yoksulluk içinde yok olduğunu , günümüzde de bir şekilde yaşıyoruz . Ülkemizdeki ulus yapısına ve gündemde tutulan farklı öngörülere bakacak olursak manzara şudur : 1 ) Birden fazla din ve mezhep bulunmaktadır . Sayıları 15 – 20 milyon olduğu tahmin edilen Alevi'ler ülkenin sıkıntılı gruplarının başındadır , 2 ) Göç yoluyla Anadolu’ya yerleşmiş olan Türkmen boyları ile kaynaşmış Anadolu yerlilerinin yanı sıra Kürt , Çerkez , Laz gibi etnik özelliklerini hala sürdürebilen , farklı bir dili ikinci dil olarak benimsemiş , ülke nüfusunun % 15 ine yakın bir insan topluluğu vardır , 3 ) Bir ırk , bir din veya mezhep etkinleştirilerek yeni bir ulus oluşturmak için çabalayan ve ayrılık peşinde olan gruplar bulunmaktadır . Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder M.K.Atatürk Türk Ulusu’nun yaratıcısıdır . Öngördüğü Ulus yapısında ; ortak bir dil , ortak bir kültür , tüm din ve mezheplere eşit mesafede duran laik devlet yapısının yanı sıra tüm yurttaşlar için iktisadi birliktelik sağlamak üzere bir dizi devrim gerçekleştirmiştir . Bu ulusun yaşadığı toprakları Türkiye , içinde yaşayanları da Türk olarak tanımlamıştır . Bu öngörü ve uygulamaların Çağdaş Ulus yapısıyla tümüyle örtüştüğü aşikardır . Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki yapıyla çelişen ve aykırı olan hiçbir yönü bulunmamaktadır . Nasıl Fransa’da yaşayan bir kişi Fransızca konuşur Fransız olarak tanımlanırsa , benzer şekilde ABD de yaşayan bir insanda Amerikalı olarak tanımlanır ve ana dil olarak İngilizce konuşur . Bu ülkeler içinde yaşayan insanların kökleri farklı bir dine , farklı bir ırka , farklı bir mezhebe dayanıyor olsa bile ulus bütünlüğünü teşkil eden kavramların , değil değiştirilmesi tartışılması da mümkün değildir . Maalesef Atamızca öngörülen Ulus yapısı henüz tam anlamıyla gerçekleştirmiş değildir . Ülke huzurumuz ve kalkınmamız bir türlü istenilen düzeyde sağlanamamaktadır . Ulus yapısının ana maddelerini göz önüne alıp Ülkemizdeki eksiklikler tespit edildikten sonra ne şekilde çözümler olabileceğini düşünecek olursak ; 1 ) Türk Ulusunun ortak resmi dili Türkçe’dir . Dil ulus bütünlüğünün en önemli öğelerinden biridir . Dil devrimi sonucu dil yapısının geliştirilmesi konusunda bir çok kurum oluşturulmuştur . Günümüzde bunlardan hiçbiri işlevlerini yeterince yerine getirememektedir . Dil yapımız dış etkilenmelerden dolayı aşırı yıpranma ve yozlaşma içindedir . Çözüm ; Türk dilinin yeniden yapılandırması için gecikmeksizin çalışmalara başlanmalıdır . Dil ile ilgili kurum ve üniversitelerin yapacağı bu çalışmalar ivedi olarak uygulamaya konulmalıdır . Öncelikle resmi kurumlarda kullanılan yazışmalar başta olmak üzere , eğitim ve benzer kurumlarda düzenlemelere gidilmelidir . Dilimizin yapısı içine yerleşmiş olan yabancı kelimeler temizlenip , reklam , afiş gibi uygulamalar da Türkçe kullanılması konusunda yeni yasalar çıkarılmalıdır . Bilim dili kesinlikle Türkçe olmalıdır . Yabancı dille eğitim sınırlandırılmalıdır . 2) Ulus yapımız içinde etnik ve dini farklılıklar bulunmaktadır . Devletimizin bu farklılığa yaklaşımı eşitlikçi anlayışta değildir . Dinler ve mezhepler konusunda toplumumuzun belli bir çoğunluğunu rahatsız eden yanlış uygulamalar vardır . Çözüm ; Devlet etnik ve dini farklılıkların tümüne eşit mesafede durabilmelidir . Bunun için gerekirse diyanetin yeniden yapılandırılması veya tümüyle lağvedilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır . Özellikle Alevi vatandaşlarımızın kendi inançlarını uygulayabilmeleri yasalarla güvence altına alınmalıdır . Diğer dini yapılarla ilgili yeni düzenlemeler yapılmalıdır . Çoğunluğun tahakkümünün ve azınlık dayatmalarının önü kesilmeleridir . Etnik-dini kimlikleri aşağılayan anlayış ve zihniyetin yok edilmesi için eğitim başta olmak üzere bir çok alanda yeni düzenlemelere gidilmelidir . Hukukun eşitlikçiliği ilkesini tam olarak sağlayabilmek için ilgili yasalar yeniden düzenlenmelidir . Ülke bölünmesine ve ulus yapımızın parçalanmasına neden olacak her türlü düşünce ve davranış gecikmeksizin cezalandırılmalıdır . Etnik , din , ırk temelinde siyaset yapabilmenin önü kesinlikle kesilmelidir . Bu anlayışta parti ve dernekler kapatılmalıdır . Bununla ilgili yasa değişikleri hemen yapılmalıdır . Tüm parti ve dernekler bu anlamda sürekli gözlem altında tutulmalı , çıkacak yasalara aykırı davranan bir yöneticisinin bulunması bile kapatılma nedeni olmalıdır . Çıkar gruplarını engellemek , halkın doğrudan siyasi yaşama katılımını sağlamak üzere , dokunulmazlığın kaldırılması dahil yeni bir partiler ve seçim yasası hazırlanmalıdır . Ayrılıkçı yapılanmaların ana nedeni olan feodal yapıların, aşiretlerin yok edilmesi için toprak reformu ve bir dizi yasal uygulamalara girişilip bu yapılar tümüyle yok edilmelidir . Din alanın da faaliyet gösteren tüm tarikat yapılanmaları süratle dağıtılmalıdır . Bunların yeniden oluşumu yasal düzenlemelerle önlenmelidir . 3 ) Ülkemiz ekonomik olarak ; bağımlı , teknoloji üretemeyen , tümüyle hizmet ve tüketim sektörlerinin etkin olduğu bir yapı içindedir . İhracat ve ithalat arasındaki fark bir türlü kapatılamamış olup daha da açılmaktadır . Ülke üstündeki iç dış borç yükü gittikçe artmaktadır . Halk katmanları arasında gelir dağılımında ki eşitsizlik kabul edilemez bir seviyededir . Bölgeler arası gelişmişlik konusunda uçurumlar vardır . İnsanlarımızın sıkıntılı olduğu konulardan en önemlisi iktisadi yapıdır . Çözüm ; Ülkemiz iktisadi alanda yeniden yapılandırmaya ihtiyaç duymaktadır . Özellikle son yılların parlayan yıldızları uzak doğu ülkeleri iyice incelenmeli ve ülke yapımıza uygun olanları hayata geçirilmelidir . Her alanda araştırma geliştirme ( ARGE ) kurumları kurulmalıdır . Devlet bu tür yapılanmaları teşvik edip , yarı resmi özerk yapıların kurulması için yeni yatırımlar yapılmalıdır . Üniversite , sanayi , devlet işbirliği etkin olarak sağlanmalıdır . ARGE kuruluşları dünyada mevcut olan tüm bilim kurumlarında ve standart enstitülerinde etkin üye olarak temsil edilmelidir . Teknoloji üretip satmak zorundayız . Sadece tüketen , üretmeyen bir ulus yapısından kurtulmamız gerekmektedir . İhracat ithalat arasında fark ancak teknoloji üretimimizi sağlamamızla mümkün olacaktır . İşsizlik sorunu bu yolla minimize edilebilecektir . Gizli , vergilendirilemeyen ekonomik oluşumların da yok edilmesi gerekmektedir . Gelir dağılımında adaletsizliğin bir nedeni de bu yapılardır . Ülkemizi yalnızlığa itecek iktisadi anlayışlardan uzak durmamız gerekir . Her türlü ekonomik ilişki dünyanın neresinde olursa olsun geliştirilmelidir . Uluslar arası ekonomik oluşumlardaki var oluşlarda eşitlikçi anlayış sürekli ön planda tutulmalıdır . Kalkınamayan bölgeler için de yeniden projeler geliştirilip , hızlı bir şekilde uygulamaya konmalıdır . 4 ) Kültür yapımız üzerinde durulması gereken en önemli konulardan biridir .Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu güne yeterli ortak bir kültür yapısı oluşturulamamış , yapılan hamleler amacına ulaşmamıştır . Çözüm ; Kültür yapımızda folklorik olarak zenginlikler çok olması yeterli olmayıp bunun ortak paydası üzerinde yükselen , çağdaş ulusal kültür yapısının oluşturulması zorunludur . Bununla ilgili bakanlık ile kurumlar yeniden yapılandırılmalı ve yeni bir kültür hamlesi başlatılmalıdır . Eğitimimiz bu doğrultuda yeniden düzenlenmelidir . Sanat ve dalları konusunda her türlü girişim teşvik edilmeli , mevcut olanlar geliştirilmelidir . Tarihi geçmişimiz ulus yapımıza uygun değerlendirilip yeniden kaleme alınmalıdır . Herhangi bir ülkeye düşmanlığı körükleyen anlayışlar tarih kitaplarından çıkarılmalıdır . 5 ) Devlet ve kurumlar ; Devletimiz ve kurumlarındaki niteliksizlik gün gittikçe artmaktadır . Bu yapılar Ülke vatandaşına hizmet getirmekten öte birer arpalık olmaktan kurtulamamıştır . Çözüm ; Siyasi müdahalelerin ve dayatmaların deforme ettiği bu kurumların yeniden yapılanmasına ihtiyaç vardır . Özellikle ulusumuz için hayati önem taşıyan eğitim , sağlık , savunma , güvenlik , hukuk ile ilgili kurumlar mümkün olduğunca özerk hale dönüştürülmelidir . Buralardaki siyasi yapılanmalar yasalar yoluyla engellenmelidir . Sonuçta ; çağdaş ulusun ne olduğunu , ulus yapımızı ve olması gerekenlerin tümünü kısaca değerlendirmiş olduk . Başlıklar altında yaptığımız bu değerlendirmeler , çağdaş ulus yapısının olmazsa olmazlarıdır . Ülkemiz insanının çağdaş ulus konusunda bilgisi , görgüsü ve inancı yeterince gelişmemiştir . Ulusumuzun yeniden yapılandırılması konusunu kendine dert edinmiş , ülke kalkınması için her türlü girişimi yapma gayreti içinde olan kişilerin , öncelikle ülke insanındaki ulus bilincini ve hedefler doğrultusunda inancını yeniden oluşturmalıdır . Toplumumuzun içinde bulunduğu sıkıntılarından kurtulabilmesi için , kendinin ve temsil ettiği grubun çıkarlarından önce ulus çıkarlarını düşünen , kararlı olarak bir dizi devrimi gerçekleştirebilecek yeni bir siyasi anlayışa ve siyasi yapıya ihtiyacı bulunmaktadır . Alpaslan GÜZELİŞ 05.12.2007 |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]