![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 97 - Cevaplar: 0
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Misafir Asi. Şuan Mesajlar: n/a | Diplomatik Terimler - Abandon : Tabi ya da kazanılmış kaklardan vazgeçmek - Abandonded matter: Terk edilmiş mülkiyet 'Çeşitli sebeplerle başka bir ülkeye yerleşmiş olan göçmenlerin geride bıraktıkları mülkleri ve bu mülklere ilişkin uluslararası hukuk hükmü -ABC weapons : ABC silahları (Atomic, Biological, Chemical Weapons -Abdicate : Yöneticilikten, sahip olduğu makamdan, hükümdarlıktan çekilme -Abnegate : Ülkeden ayrılmak -Abolish : Yürürlükten kaldırmak, fesh etmek * -Abolition of privileges : Ayrıcalıkları iptal etme, imtiyazlara son verme * -Abrogative Article : Yürürlükten kaldırmayı gerektiren madde - Absence Of Majority : Çoğunluğun sağlanamamış olması * - Absolute Majority : Salt çoğunluk * - Absolute Minority : Mutlak azınlık * - Abstain : Çekimser kalmak * - Abstract : Özet - Abuse of right : Hak ihlali * işareti olan kelimeler geçmiş yıllarda Bakanlık sınavında çokça geçen kelimeler içerisinde yani kullanımıyla sıkça karşılaşılan önemli kelimeler. Abundance : Bollu, refah içinde yaşamak - Abuse : Kötüye kullanmak, ihlal etmek * - Acceptance : Memnuniyetle kabul etme, onaylama * - Accessible : Elde edilebilir, ulaşılabilir - Accession : a) Bir başkanın göreve gelmesi b) Bir partiye üye olma -Accession criteria : Katılım kriterleri * -Accession partnership : Katılım ortaklığı * -Acclamation: Oy birliği ile seçim -Accomodate : Uygun hale getirmek -Accomplish : Tamamlamak, başarmak -Accord : Anlaşma, uzlaşma (yalnız bu treatyden daha düşük geçerliliği olan anlamında) * -Accredition : Elçi gönderme ya da atama * -Accuracy : Doğruluk, kesinlik -Accusation : Suçlama -Acquire : Ele geçirmek, kazanmak * -Acquired Nationality : Kazanılmış vatandaşlık (doğum ve kan gibi unsurlara bağlı olmama) * -Act : Senet (Devletlerarası ilişkilerde imzalanan bir antlaşma hükmü , karar) * -Assembly : Meclis -Additional Articles : Ek, tamamlayıcı maddeler Additional Ballot: Ek oylama Additional İtems : İlave konular Additional Protocol : Ek protokol Address a speech : Konuşma yapmak, beyanat vermek Adequacy : Uygunluk, yeterlilik Adhere : Girmek, katılmak, üyesi olmak Adherence : Katılma, girme, üyesi olma Adhesion act : Katılım anlaşması Adjourn a sitting : Oturumu ertelemek Adjustment of borders : Sınırların ayarlanması Administering power : Yönetim yetkilerine sahip olmaktan kaynaklanan yaptırım gücü Administrative Arrangement :İdari düzenleme Admit : Üstlenmek, kabul etmek / Bir kuruluşa ya da örgüte üye olmak Adopted decisions: Üzerinde anlaşmaya varılmış karar Adverse interests : Çatışan çıkarlar Adversely effect: Ters etki Advisory commissions: Danışma komisyonları Advisory jurisdiction : Tavsiye kararı (Genel anlamda uluslararası bir mahkemenin ya da BM Güvenlik Konseyi gibi yasal kurumların verdiği bağlayıcı olmayan ama ilgili sorun konusunda yol gösterici hükümler içeren karar) Advocate: Bir fikrin tarafını tutan, savunmasını yapan Aegean dispute : Ege Sorunu Affected regions: -den etkilenmiş bölgeler Affiliation : Ortaklık, üyelik Affirmative Reply : Olumlu cevap, onaylayıcı yanıt Afrasia : Afrasya ( Kuzey afrika ile Güneybatı Asya Bölgesine verilen isim) African Union : 2002 Temmuzunda kurulan ve 53 Afrika bölgesini biraraya getiren bölgesel örgüt Afrika Birliği Advisory Group For Aerospace Research and Development : Havacılık- Uzay Araştırma ve Geliştirme Danışma Grubu Agenda : Gündem Agenda setting : Gündem belirleme Aggression : Saldırma, taarruz Aggreation : Gönderilen elçiyi kabul etme Aggravated Circumstances : Ağır koşullar Baath Party : Baas Partisi (Orta Doğu siyasetinde büyük etkisi olan Arap Miliyetçisi sosyalist part) -Back the motion : Önergeyi desteklemek -Background : Arka plan, geçmiş -Background of the candidate: Adayın özgeçmişi -Backwash : Bir olay bittikten sonra da devam eden etkisi ve buna yönelik tepkiler -Bad paper : Sahte para (Bu kelime çok önemli )-Baghdad Pact : Bağdat Paktı -Baku-Ceyhan Pipe Line : Bakü Ceyhan Boru Hattı -Balance of payments : Ödemeler dengesi -Balance of power : Güç dengesi -Balance of trade: Dış Ticaret Dengesi -Balanced Manner : Dengeli bir tarzda davranma -Balanced element ( force ) : Dengeleyici unsur -Balkan Entente : Balkan Antantı (sene 1934 : ))-Ballot : Oy -Bargain : Pazarlık yapmak, siyasi pazarlığa girişmek -Battle : Savaş, muharebe -Beg for : İstemek, dilemek -Behaviour : Tavır, tutum Benefit : Yarar, fayda, menfaat Benelüx : Benelüx ülkeleri (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) )) Khannnn ))Berlin Wall: 1961 yılında Batı Berlin ile Doğu Berlini birbirinden ayırmak için inşa edilen ve 1989 yılında Doğu Blokunun çekilmesine kadar Soğku Savaşın açık sembolü olan duvar Beyond controversy : Tartışmasız Beyond the shadow of doubt : Hakkında en küçük bir kuşku olmaksızın Biannual : Yılda 2 defa Bilateral Agreement : İkili anlaşma Bilateral relations : İkili ilişkiler Bill: Kanun tasarısı, yasa önergesi Bill an budget allocations : Bütçe kanunu Binding and valid : Bağlayan ve geçerli Biological warfare : Biyolojik savaş Black Market : Karaborsa Blackmail : Şantaj yapmak Brain Drain : Beyin göçü Brain washing : Beyin yıkama Breakdown of negotiations : Görüşmelerin kesilmesi Bring about: Meydana gelmek, sebep olmak (başımızın derdi phrasaller ))Bring to conclusion : Sonuçlandırmak Budget : Bütçe Budget Appropriations : Bütçe ödenekleri Build up opposition block : Muhalif bir cephe oluşturma Building decisions : Yapıcı kararlar By election : Ara seçim (anayasada ne çektim bundaan )By turns : Nöbetleşe By virtue : Gereğince, hükmünce Cabinet : Bakanlar Kurulu, hükümet -Cabinet Crisis : Hükümet Krizi -Call upon : İstemek, rica etmek -Campaign : Sefer, harekat, askeri operasyon -Camps of refugees : Mülteci Kampları -Cancel : İptal etmek, ertelemek -Candidacy : Adaylık -Candidate : Aday -Capability üç, kudret-Capital Sentence : İdam cezası -Capitulate: Teslim olmak, taviz vermek -Carnage : Katliam -Carry onto international platform : Uluslararası platforma taşımak -Case parties : Siyasal bir anlaşmazlıkta rakip olan taraflar -Cash resources : Maddi kaynaklar -Casualty : Zaiyat, şehit, ölü -Cease fire agreement : Ateşkes Antlaşması -Census : Nüfus sayımı -Central Authority : Merkezi otorite -Chair : Başkanlık makamı -Challenge : Meydan okumak -Chamber: Daire, oda, resmi konut -Change of government : Hükümet değişimi -Charitable institution: Hayır kurumu -Cheat : Dolandırmak -Checks and balances (seperation of powers) : Kuvvetler ayrılığı -Chiefly : Belli başlı, başlıca -Circular : Genelge, yönerge -Circuit : Tur, sefer, görev gezisi -Citizen : Vatandaş -Citizenship : Vatandaşlık -Civil Defense : Sivil savunma -Civil Law: Medeni Kanun -Civil Servant : Memur -Civil service : Kamu Görevi -Civil status: Medeni durum -Civilization: Medeniyet, uygarlık -Claim: İddia etmek, hak talep etmek -Classification: Sınıflandırma -Clause : Şart, koşul, anlaşma maddesi -Clause of adhesion: Katılım koşulu -Clear up : Açıklamak, aydınlatmak -Closing statement (address) : Kapanış konuşması -Coalition government : Koalisyon hükümeti -Code of conduct : Davranış ve protokol kuralları -Co-education : Karma eğitim -Coequal : Denk, rütbesi eşit -Coersive measures : Baskı yapmaya yönelik önlemler, zorlayıcı tedbirler -Collapse : Çökmek, yıkılmak (İkiz Kulelere yapılan saldırı sonrası BBC nin gözde kelimesi ))-Colleague : İş arkadaşı, siyasal olarak muadil -Combat : Savaşmak, dövüşmek (Mortal Combattan asla unutulmazz ))-Combat operation : Askeri operasyon -Combine : Birleştirmek -Combined efforts : Ortak çabalar -Come into force : Yürürlüğe girmek **** (sınavlarda fazlasıyla çıkan bir phrasall )-Come into power: İktidara gelmek -Come out : Ortaya çıkmak, yayılmak ***(yine önemli bir phrasal) -Come to end : Sona ulaşmak -Commission of Human Rights: İnsan Hakları Komisyonu Commitments of negotiations: Müzakerecinin taahhütleri -Committee: Komite, kurul, heyet -Common action: Ortak hareket -Common Currency: Ortak para -Common customs tariff: Ortak gümrük tarifesi -Common External Trade policy: Ortak Dış Ticaret Politikası -Common Goal : Ortak hedef -Common Ground for Discussion : Tartışmanın ortak paydası -Common market: Ortak pazar -Communal Subversions : Toplum içindeki değişik gruplar arasında meydana gelen ayrılık -Community : Topluluk -Compare : Mukayese etmek -Compensation: Tazminat -Compete: Rekabet etmek -Competence : Yetki, güç, iktidar -Competent organes : Yetkili makamlar -Complementary protocol: Tamamlayıcı Protokol -Comprehensive: Geniş kapsamlı -Compromise : Uzlaşma, fikir birliği -Concentration Camp : Toplama kampı -Concern (to all it may) : İlgililere -Concession: Taviz, ödün -Conclude : Bitirmek, sonuçlandırmak -Concurrence : Oy birliği -Confess: İtiraf etmek -Confident of: -den emin, -ya güvenir -Confidential: Gizli (Bakanlığın favori kelimesi ))-Confirmation: Onaylama, tasdik etme -Confusion: Şaşırtma, yanıltma -Conflict of interest: Çıkar çatışması -Conjuncture: Belli bir zaman dilimi içinde belli bir olayı, eylem ya da etkinliği çevreleyen şartların tümü -Consecutive İnterpretation: Simultane Tercüme )-Consecutive Meetings: Art arda yapılan seri toplantılar (art arda kpss türkçe bölümünün yazım yanlışları konusunun banko örneğidir )-Conservative Parties: Muhafazakar partiler -Consensus: Konsensus, fikir birliği -Conspirancy : Komplo, gizli plan (Mel Gibson Julia Roberts Conspirancy Theory Komplo Teorisi burdan unutmayın )-Constituent Assembly : Kurucu Meclis -Constitution: Anayasa -Constructive Conversation: Yapıcı görüşmeler -Consultant : Müsteşar, danışman -Consultation : İstişare, müzakere -Contemporary : Çağdaş, modern -Contract: Sözleşme, mukavele -Convention: Sözleşme, kural koyucu nitelikleri bulunan çok taraflı anlaşma -Convocate a meeting: Toplantıya davet etmek -Cooperation: İşbirliği -Coordination: Koordinasyon -Co-partner : İş ortağı -Copenhagen Criteria : Kopenhag Kriterleri -Counter attack : Karşı atak -Council of ministers: Bakanlar Kurulu -Counterpart : Denk, muadil -Criteria : Kriter, ölçüt -Custody: Koruma, himaye (Vize başvurularında sıkça karşılaşılan kelime )-Custom tariff: Gümrük tarifesi -Cycle: Dönem, çağ -Cyprus problem (dispute) : Kıbrıs Sorunu (İşte asla unutamayacağımız kelime bu ))Defeat: Yenmek, galip gelmek -Defective Ballet : Geçersiz Oylama -Defence Policy: Savunma politikası -Deficiency: Eksiklik, yetersizlik -Deficit: Gelir ve giderler arasındaki olumsuz fark -Delay : Ertelemek -Delegate: Delege -Demand (v): Hak iddia etmek, istemek -Demarcation line: Sınır çizgisi -Democrative Aspects: Demokratik göstergeler -Deny: Reddetmek -Department: Bölüm,servis -Dependence: Bağımlılık -Destruction: Yıkma, harap etme -Determination: Belirleme, anlaşma -Development: Kalkınma -Development Process: Kalkınma süreci -Developing 8. Group : D8 (gelişmekte olan 8 islam ülkesi ki bunlar Türkiye,Mısır,Endonezya,İran,Malezya,Nijerya,Bangl adeş ve Pakistandır) Birgün biz de G8 olacağız inşallah ))-Dam : Baraj -Damage : Zarar, hasar -Damn : Yasadışı ilan etmek, lanetlemek (amerikan filmlerinin gözde cümlesi 'God Damn You )))))'-Date : Tarih, çağ -Date of effect : Yürürlük tarihi -Day to day pronouncemenets: Günü gününe açıklama -Deal : Anlaşma, sözleşme -Deal with: İlgilenmek, alakadar olmak, ele almak -Debate (v): Tartışmak, müzakere etmek -Decade: 10 yıl -Deceive: Aldatmak, kandırmak -Decisive: Kararlı , azimli (yani hepimiz ))-Decisively: Kesinlikle, muhakkak -Declaration: Bildirge -Diary: Gündem, ajanda -Dichotomy: İhtilaf, fikir anlaşmazlığı, bölünme (işteee çınlar kulaklarr affirmed senin bana izahına göre iyi ile kötü, doğru ile yanlış, güzel ve çirkin arasındaki birbirini çeken zıtlık ))-Differ: Farklılaşmak, benzememek -Difficulties: Zorluklar, güçlükler -Dilemna: İkilem, çıkmaz -Dinner Dress: Smokin ))-Diplomacy: Diplomasi -Diplomatic Bargaining: Diplomatik pazarlık -Diplomatic İmmunities: Diplomatik dokunulmazlıklar -Diplomatic and supplementary previleges: Diplomatik ayrıcalıklar ve imtiyazlar -Direct Democracy: Doğrudan Demokrasi -Directive: Yönerge, talimat -Directorate General: Genel Müdürlük -Disaccord: Uyuşmazlık, anlaşmazlık (Disagreement ile aynı!!!) -Disangagement: Bağlarını koparma, savaşa son vermek -Disannual: Geçersiz kılmak, iptal etmek -Disapproval: Onaylamama, reddetme -Disarmament: Silahsızlanma -Discharge: Sorumluluktan kurtulma, görevine son verme -Disclaim: Hakkından vazgeçmek, reddetmek -Discrepency: Tutarsızlık, çelişki -Discrimination : Ayrımcılık (ki bu kelime Türkiye'de en çok sexual bağlamında kullanılıyor ))-Discussion(debate): Tartışma -Disfranchise: Vatandaşlık hakkından mahrum etmek -Disintegration of the Soviet Union: Sovyetler Birliği'nin parçalanması -Dislocation: Ayrılma, bölünme -Dismissal: Kovma, uzaklaştırma -Disobey: İtaat etmemek, başkaldırmak -Display: Açıklamak, açığa vurmak Dissent: Muhalefet etmek, karşı fikirde olmak -Dissenter opinion: Muhalif görüş -District: Bölge, sınır -Disturbance: Toplumda karışıklık, kargaşa -Diversity of views: Görüşlerin çeşitliliği, farklılığı -Divide and rule (policy): BÖL VE YÖNET ))) politikası-Docket (agenda): Meclis ya da kurulun bir günde yapacağı işleri gösteren liste -Document: Belge, liste -Domination: Egemenlik, hakimiyet -Dodecanes: 12 adalar -Draft: Yasa tasarısı -Draw attention: bir şeye dikkati çekmek -Due process of law: Kişisel hakları korumak şartıyla bir kimsenin yasal anlamda suçlu olup olamdığını belirleme süreci -During the considered period : Belirlenmiş süre zarfında -Duty free: Gümrükten muafiyet -Early election: erken seçim -Eastern question: Şark meselesi (doğu sorunu) -Economic Crisis: ekonomik kriz -Economic Development: Ekonomik gelişme -Economic Growth: Ekonomik gelişme -Economic Sanctions: Ekonomik yaptırımlar (vakti zamanında İtalyan ürünlerine koyduğumuz ambargo en güzel örnek )-Effective: Geçerli, yürürlükte -Election: Seçim -Electoral quotient: Salt çoğunluk -Electrorate: Seçmen -Embassy: Elçilik -Elimination: Eleme, bertaraf etme -Emigrant: Göçmen -Emeute: İsyan, ayaklanam -Emigration: Göç etme -Emphasize: Vurgulamak, önemle belirtmek (paragraf sorularının baş kelimesi )Encaenia: Anma töreni -Encircle: Kuşatmak, çevrelemek -End justifies means: Hedefe giden her yol mübahtır (biraz makyavelist takılalım ))-Endorsement: Onaylamak, uygun bulmak -Enemy state: Düşman ülke -Energy resources: Enerji kaynakları -Enfranchisement of woman: Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesi (ATAMIN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUZ!!!) -Engaged efforts: -ye yönelik gayretler -Enlargement: AB genişlemesi -Enosis: Malum enosis malum Yunanlı komşular )-Enounce: Resmen ilan etmek, bildirmek -Ensign: Bayrak -Entry into force: Yürürlüğe girmek (come into effect ile aynı ))-Equal basis: Eşit temelde, eşit temel üzerinde -Equilibrium: Eşitlik, denklik, adalet -Equipment: Teçhizat, donanım -Era: Dönem, çağ, devir -Establisment of their own independent state: Kendi bağımsız devletini kurma -European Commission of Human Rights: Avrupa İnsan Hakları Komisyonu -European Court of Human Rights: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi -European Union: Avrupa Birliği -European Union Law: Avrupa Birliği Hukuku -Except as otherwise provided: Aksi öngörülmediği takdirde -Excessively: Aşırı şekilde, abartarak -Exhaust internal authoroties: İç hukuk yollarının tüketilmesi -Expansion strategy: Genişleme stratejisi -Expectation: Beklenti, ümit -Expiration: Bitme, sona erme Exploitation of man by man: İnsanın başka bir insan tarafından sömürülmesi -Explore appropriate guarentees: Yeterli güvenceyi almak -Explosion: Patlama, infilak -Explosive devices: Patlayıcı maddeler -Explosive problems of world poverty: Dünyada her geçen gün büyüyen fakirlik problemi -Export: İhracat -Express concern: Kaygılarını ifade etmek -Expropriation: Kamulaştırma,müsadere -Expulsion: Koruma, uzaklaştırma -Ex-Soviet Republics: Eski Sovyet Cumhuriyetleri -Extend an invitation: Davet etmek -Extended consultations: Uzun zamana yayılmış görüşmeler -Extension of delay: Tanınmış olan müddetin bitimini biraz daha erteleme -Exterminate: Yok etmek, kökünü kazımak (bir nevi soykırım!) -External customs tariff: Dış gümrük tarifesi -External İnfluence: Dış etki -External Relations: Dış ilişkiler -Extremily: Uç noktada, aşırı -Face to face meeting: Yüz yüze görüşme -Faciliate: Kolaylaştırmak, çabuklaştırmak -Facts speak for themselves: Gerçek kendini gösteriyorr ) Her Zamannn ))-Failure: Başarısızlık -Fair: Adil, yasalara uygun -Faith: Güven, inanma -False money: Sahte para -Famine: Kıtlık, ideoloji -Fatherland: Anavatan -Favourable Conditions: Uygun koşullar Feasible: Akla yatkın, uygun -Federal State: Federal devlet -Fees : Harçlar, vergiler -Fellow traveler: Üyesi olmadığı halde bir partinin ideolojisini benimseyen ve destekleyen kimse -Fight against terrorism: Terörle mücadele -Figures(data): Rakamsal veriler -Fill the seat : Koltuğu doldurmak (Türkiye'de bir nevi milli mücadele ))-Final agenda: Nihai gündem -Final clauses: Son hükümler -Financial crisis: Mali kriz -Financial implications: Mali etkiler, mali yansımalar -Financial support: Finansal destek -Findings: Bulgular, hükümler -First and foremost: İlk önce, her şeyden önce -First priority: İlk öncelik -Fixed exchange rates: Sabit kurlar -Flag: Bayrak -Floathing rates: Dalgalı kurlar -Flows of population: Nüfus patlaması -Focus: Odaklanmak, bir noktaya toplanmak -Food aid: Gıda yardımı -Forbidden zone: Yasak bölge -Forecast: Tahmin, beklenti -Foreign Capital: Yabancı sermaye -Foreign Delegations: Dış Temsilcilikler -Foreign İntervention: Dışarıdan müdahele -Form of government: Hükümet biçimi -Forward plannings: İleriye dönük planlar -Framework: Çerçeve, çalışma alanı -Franchise: Oy verme hakkı -Free market economy: Serbest pazar ekonomisi -Free movement of persons: Serbest dolaşım -Free movement of goods: Malların serbest dolaşımı -Free of duties: Gümrük vergisinden muaf olma -Free port: Serbest liman -Free trade: Serbest ticaret -Freedom of worship : İbadet özgürlüğü -French Revolution: Fransız Devrimi -Friction of views: Görüşlerin farklılığı -Fulfil its responsibilities: Sorumluluklarını yerine getirmek -Full candidate: Tam üye -Full participation: Tam katılım -Functional immunities: Görev dokunulmazlığı -Fundamental rights of freedoms: Temel hak ve özgürlükler -Gap: Fikir ayrılığı, ihtilaf -General Amnesty: Genel af -General Assembly: Genel Kurul -General Elections: Genel Seçim -General trends: Genel eğilimler, toplumsal yönelim -Genocide: Soykırım -Geopolitic: Jeopolitik -Geopolitical Concept: Jeopolitik görüş -Give Account of: Açıklama yapmak, bir şeyin hesabını vermek -Give mandate to: Yetki vermek ve sorumluluğu devretmek Gibralta: Cebelitarık Boğazı -Global Threat: Global tehdit -Globalisation: Küreselleşme -Goal: Hedef, amaç -Good: Mal, ürün -Good and due form: Şekil ve mevzu açısından -Goodwill ambassador: İyi niyet elçisi -Government house: Hükümet binası, başbakanlık -Government reshuffle: Hükümet değişikliği -Govern: Yönetmek, idare etmek -Goverment party: İktidar partisi -Grant in aid: Devlet yardımı -Greatest majority: Büyük çoğunluk -Gross national product: Gayri safi milli hasıla -Growth: Gelişme, büyüme -Growth rate: Gelişme oranı -Guidelines: Tüzük, kural -Gulf Crisis: Körfez krizi -Habitat: Beşeri yerleşim, ikametgah -Hague Conferences: Lahey konferansları -Hammer out a difficulty: Anlaşmazlığı gidermek -Handicap: Engel, mani -Harmonisation: Uyum -Headline: Başlık, gazete manşeti -Headquarter: Karargah, genel merkez( Hatırlayın X Files dan headquarter of CİA ))-Head attention: Dikkat kesilmek -Hegemony: Bir devletin diğerleri üzerinde belirgin bir üstünlük kurması -Hesitate: Tereddüt etmek, şüpheye düşmek -Highest priority: En büyük öncelik Highly indepted poor countries: Ağır borç yükleri altındaki fakir ülkeler -Highly disputed issues: Üzerinde en fazla tartışılan konular -Hijack: Uçak ya da başka bir taşıtı silah zoruyla kaçırmak -Hinterland: Bir devletin gerideki toprakları, iç bölgeleri ( bu arada coğrafyadan bir hatırlatma hinterlandı en dar olan liman Antalya )))-Hit and run: Vur-kaç (savaş ya da çatışmada düşman birliklerine ani saldırıp geri çekilme (sosyal yaşamda da işe yarıyor )))-Hold further talks: Yeni görüşmeler yapmak -Hold the conference: Konferans düzenlemek -Holder of diplomatic bag: Diplomatik görevi sahibi kişi (Tüm aday meslek memuru arkadaşlar için ))-Holocaust: Katliam, ırk ayrımı -Home rule: Özerk yönetim(autonomy) -Honor his commitment: Verdiği sözü tutmak -Host country: Ev sahibi ülke -Hostage: Rehine, tutuklu -Hostilities status: Savaş hali -Human rights: İnsan hakları -Human rights abuse: İnsan hakları ihlali -Humanitarian Aid: İnsani yardım -Hunger: Açlık, kıtlık -Hyprocrisy: İkiyüzlülük (diplomaside olduğu gibi özel hayatta da en kötü meziyettt ))))))İdeal: İdeal, gaye, amaç -İdentity of interests: Ortak çıkarlar -İdle: Temelsiz, gerçeklere dayanmayan (argoda desteksiz ))-İgnorant: Cahil, bilgisiz, kaba -İntention: Niyet -İMF: Uluslararası Para Fonu -İmmigrant: Göçmen -İmmixion: İçişlerine karışma -İmmunity: Dokunulmazlık -İmpartiality: Tarafsızlık -İmplementation: Uygulama, hayata geçirme -İmperative: Zorunlu, gerekli -İmport: İthalat -İmposition: Dayatma, yükümlülük -İmpression: İzlenim -İmproper use of public money: Halkın parasının uygunsuz bir şekilde kullanılması -İmprovement: İlerletme, geliştirme -İn all its parts: Tüm yönleriyle -İn the meantime: Bu esnada -İnadequacy: Yetersizlik, noksanlık -İnalienable rights: Devredilemez haklar -İnapplicable: Uygulanamaz -İncentive: Teşvik edici, özendirici -İncident: Olay, hadise -İnclude an item: Bir madde eklemek -İncome: Gelir -İncompatibility: Anlaşmazlık, uyuşmazlık -İncompelence: Yetersizlik, ehliyetsizlik -İncrease: Büyütmek, çoğaltmak Veeeee -İndependence: Bağımsızlık (The İndependence Day den hatırlayınn )))) İndigenous populations: Bir ülkenin yerli nüfusu -İndirect democracy: Dolaylı demokrasi -İndoctrination: Aşılama, beyin yıkama -İndustrial revolution: Sanayi Devrimi -İndustrialization: Sanayileşme -İnefficiency: Verimsizlik, yetersizlik -İnfiltration: Sızma, gizlice sokulma -İnflation: Enflasyon -İnflexibility: Katılık, sıkı sıkıya bağlılık, azimm ))-İnformation media: İletişim araçları -İnfrastructure: Altyapı -İnherent right to life: Temel yaşama hakkı -İnitial round of enlargemenet: Genişlemenin ilk aşaması -İnitiate: Açılış yapmak, üyeliği kabul etmek -İnnocence: Masum, suçsuz, yasal (Enigma Return To İnnocencedan hatırlayınn ))))-İns: İktidardakiler, yöneticiler -İnsoluble: Çözümsüz sorun -İnpection: Teftiş, denetleme -İnspiration: Esin, ilham (şu günlerde daha çok çalışmamız için gereken enerjiyi veren itici güç ))-İnstability: İstikrarsızlık, dengesizlik -İnstanteneous: Ani, ansızın -İnstitute effective actions: Etkili önlemler almak -İnstitutional arrangement: Kurumsal düzenlemeler -İnstitutionalization: Kurumsallaştırma (tekerleme misali ))-İnstruction: Emir, talimat -İnsure: Güvence vermek, temin etmek -İntelligence Service: Haber alma servisi -İnterdependence: Karşılıklı bağımlılık -İnterest: Çıkar, fayda Veeeeeeeeeee -İnternal Affairs: İçişleri (Ama bizim yönümüz nereyee tabiki Dışişleri )))-İnterference: Müdahele, araya girme -İnterim: Geçici -İntermediate goods: Ana mallar -İnternal market: İç pazar -İnternal regulations: İç yönetmelikler -İnternal waters: İç sular -İnternally displaced people: Ülke içi mülteci -İnternational convent: Uluslararası sözleşme -İnternational initiative: Uluslararası girişim -İnternational monetary fund: Uluslararası para fonu -İnternational recognition: Uluslararası tanınma -İnternational relations: Uluslararası ilişkiler -İnternational sanctions: Uluslararası yaptırımlar -İnternational strait: Uluslararası boğaz -İnternational trade: Uluslararası ticaret -İnternee: Savaş esiri -İnterpellation: Gensoru -İnterpret: Bir dilden başka dile çeviri -İnterpretation of treaties: Anlaşmaların yoğunlaşması -İnterrupted: Yarıda kesilmiş, tamamlanmamış -İntervention: Karışma, müdahele -İnterview: Röportaj - İntroduce draft resolution: Karar tasarısı sunma -İnvasion: İstila, akın, saldırı -İnvest: Yatırım yapmak -İnvited country: Ev sahibi ülke -İnvoke: Yürürlüğe girmek -İnvolvement: Karışma, müdahele -İron Curtain: Demir perde -İrrevelant: İlgisiz, alakasız -İrrevocable: Feshedilemez, değiştirilemez -İslamic movements: İslami hareket -İslamist currents: İslami akımlar -İssue: Sorun, mesele -İtems of the agenda: Gündem maddeleri -Join up: Asker olmak, orduya katılmak -Joint approach: Ortak yaklaşım -Joint declaration: Ortak bildiri -Joint undertaking: Ortak proje -Jurisdiction: Yetki, görev -Jurisdictional immunity: Yasal dokunulmazlık Justice: Adalet -Justify: Haklı çıkarmak -Kashmir issue: Keşmir sorunu -Keep currently informed: Sürekli bilgi edinmek -Keep the matter under review: Dikkatle izlemeyi sürdürmek -Kellog-Briand Pact: 1928'de kabul edilen ve uluslararası silahsızlanmayı öngören sözleşme -Key disputes: Başlıca sorunlar -Key of the situation: Meselenin anahtarı, çözüm yolu -Kidnap: Kaçırmak, fidye için alıkoymak -Knowledge: Bilgi, malumat -Knuckle under: Teslim olmak -Kosovo Force: Kosova barış gücü -Kosovo İssue: Kosova sorunu -KDP: Kürdistan Democratic Party (Kürdistan Demokratik Partisi ki Mesut Barzani partinin lideridir) -Labour: Çalışma, iş, emek -Labour force: İşgücü -Lack of majority: Herhangi bir oylamada çoğunluğun sağlanamaması -LAİCİSM: LAİKLİK -Land: Memleket, ülke -Landlocked: Denize kıyısı olmayan kara ülkesi -Lap: İktidar -Large scale: Geniş kapsamlı -Latter: Zaman olarak daha sonra meydana gelmiş olan Veeeeeeeee -Lausanne Agreement: Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lawful: Kanuni -Lawless: Yasadışı, kanunlara aykırı -Lead up: -ye neden olmak, -ya yol açmak -Leader of the opposition: Muhalefet lideri -Leadership: Yöneticilik, liderlik -Leading: Başlıca,belli başlı -Least developed countries: Az gelişmiş ülkeler -Legal adviser: Hukuk danışmanı (kardeşim reeves )))-Legalization of documents: Belgeleri tasdik etme -Legislate: Yasama, kanun yapma -Legislative assembly: Yasama meclisi, parlamento -Legitimate: Yasal, kanuni -Liberation movements: Bağımsızlık hareketleri -Liberty: Özgürlük, bağımsızlık -Link: Bağ, bağlantı -Littoral states: Kıyı devletleri -Local administration: Yerel yönetim -Long term: Uzun vadeli -Lost of credibility: Güven kaybı -Maastricht Agreement: Maastricht Antlaşması -Magnitude: Büyüklük, önem -Maintenance: Sürdürme, devam ettirme -Majority opinion: Çoğunluk görüşü -Management: Yönetim, idare -Manner: Yöntem, tarz -Market: Pazar -Market price: Piyasa fiyatı -Martial law: Sıkıyönetim -Martyr: Şehit Veeeeeeee alanım Mass media: Kitle iletişimi ))))Matter of fact: Olgu, vaka -Mean: Araç, vasıta, yöntem -Meddle in domestic affair: Bir devletin içişlerine karışma -Meeting: Toplantı, oturum -Middle East question: Ortadoğu sorunu -Mid-term: Orta vade -Migration: Göç -Migrant workers: Göçmen işçiler -Military base: Askeri üs -Military zone: Askeri bölge -Minimum price: Asgari fiyat -Minister: Bakan -Ministry: Bakanlık -MİNİSTRY OF FOREİGN AFFAİRS: DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AHH AHHHHHH )))-Minor party: Azınlık partisi -Minority: Azınlık -Misconduct: Kötü yönetim -Misinterpretation: Yanlış yorumlama -Misunderstand: Yanlış anlamak, yanlış yorumlamak -Misuse: Suistimal, kötüye kullanma -Mobilization: Seferberlik -Modernization: Çağdaşlaşma, modernleşme -Monetary unit: Para birimi -Monopoly: Tekel -Montreux Convention: 20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Antlaşması -Monument: Anıt, heykel -Most appropriate: En uygun, geçerli -Motion of confidence: Güven oylaması -Move an amendment: Değişiklik önerisinde bulunmak Veeeeeeeeeeeeeeeeeeeee -Motivation: Motivasyonnn yani en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyyyy ))Multicultural: Çok kültürlü -Multifaced problem: Çok yönlü sorun -Multilateral: Çok taraflı, çok uluslu -Multinational: Çok uluslu -Mutual guarantees: Karşılıklı güvence vermek -Nation: Millet, ulus -National: Ulusal -National anthem: Ulusal marş -National assembly: Ulusal meclis -National boundaries: Ulusal sınırlar -National income: Ulusal gelir -National interest: Ulusal çıkar -National power: Ulusal güç -National security: Ulusal güvenlik -National self determination: Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı -National unity: Ulusal birlik -Nation's verdict: Halkın kararı, kamuoyunun kanaati -Navy: Donanma -Negociate: Müzakere etmek -Negotiant: Müzakereci -Neighbouring countries: Komşu ülkeler -Neutrality: Tarafsızlık -New round of talks: Yeni tur görüşmeler -Nominate: Aday göstermek -Nominee: Aday -Non committal: Çekimser, tarafsız -Non member state: Üye olmayan ülke -Non intercourse: Bir devletin başka bir devlet ile diplomatik ve ticari ilişkilerini kesmesi -Non self governing countries: Kendi kendini yönetemeyen ülkeler -Notice, notification: İlan, bildirim, duyuru -Nuclear free: Nükleer silah ve maddelerden arındırılmış toprak -Nuclear installation: Nükleer tesisler -Obey: İtaat etmek, boyun eğmek -Object: Muhalefet etmek, karşı gelmek -Objection: İtiraz, ret -Obligation: Yükümlülük, zorunluluk -Obligatory: Gerekli, zorunlu -Oblivion: Af, genel af -Obvious: Apaçık, aşikar -Occasion: Fırsat, vesile, sebep -Occupy: İşgal etmek, zapt etmek -Off the record: Gayri resmi olarak, yayınlanmaması kaydıyla -On equal footing: Eşit zeminde, eşit koşullarda Veeeeee -Open up to the world: Dünyaya açılmak Opening of the debate: Tartışmanın açılması, tartışmayı başlatma -Opening sitting: Açılış oturumu -Opinion: Görüş -Opinion matter: Görüş meselesi -Opportunity (occasion): Fırsat, vesile -Opposition parties: Muhalefet partileri -Oppressive regimes: Baskıcı rejimler -Order of priority: Öncelik sıralaması -Ordinary session: Olağan oturum -Organ (unit): Heyet, idari birim -Original members: Asil üyeler -Outlines (headlines): Taslak, ana hatlarıyla belirleme -Outlooks: Bakış, görüş tarzı -Overlook: Gözden kaçırmak, dikkatinden kaçmak -Overseas countries ve territories : Deniz aşırı ülke ve topraklar -Overthrow: İktidardan düşmek -Own resources: Öz kaynaklar -Ownership of land: Toprak mülkiyeti Palestine Question: Filistin sorunu -Paraphrase: Açıklama, açıklık -Participation: Katılım -Parlimentary regime: Parlamenter rejim -Partly: Kısmen, bir dereceye kadar -Partnership: |