Sineman?n Öyküsü

Sinema & Tiyatro icinde Sineman?n Öyküsü konusu , Sinema Tarihi ?lk y?llar (1830-1910) Sineman?n temelinde yatan yan?lsama, beynin gözün a? tabakas? üzerine dü?en görüntüyü kaybolmas?ndan sonra da ...

Sineman?n Öyküsü
Dewforum.İNFO  
 

Go Back   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Kültür&Sanat > Sinema & Tiyatro


Sineman?n Öyküsü

Sinema & Tiyatro


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-31-2007, 09:05 PM   #1 (permalink)
Asi.
Misafir

Asi. Şuan
Mesajlar: n/a
Standart Sineman?n Öyküsü




Sinema Tarihi

?lk y?llar (1830-1910)
Sineman?n temelinde yatan yan?lsama, beynin gözün a? tabakas? üzerine dü?en görüntüyü kaybolmas?ndan sonra da k?sa bir süre alg?lamay? sürdürmesi ve ard???k a? tabaka görüntülerini, hareket eder biçimde alg?lamas? olgular?na dayan?r. Bu yüzden insan gözü, bir perde üzerinde belirli bir h?zla (genellikle sessiz sinemada saniyede 16, sesli sinemada saniyede 24 kare) ard arda yans?t?lan film karelerindeki görüntüleri kesintisiz bir hareket içinde görür.
Gözün sinemaya temel olu?turan bu özelli?i foto?raf?n bulunmas?ndan çok önce biliniyordu, örne?in her sayfas?na bir resim çizilmi? kitaplar?n h?zla çevrilmesiyle hareket izlenimi yarat?labiliyordu. 1832 de yap?lan phenakistoscope ve 1834'te gerçekle?tirilen zoetrope gibi optik aletlerle ayn? temele dayanarak hareketli görüntüler olu?turulmu?tu. 1839'da foto?raf?n bulunmas?ndan sonra, hareketi e?it ve çok k?sa aralarla sabit foto?raflar olarak saptayan yöntemler Edward Muybriagef, yan yana dizdi?i foto?raf makineleriyle ko?an bir at?n görüntülerini saptad? ve dönen bir disk içine yerle?tirdi?i bu foto?raflarla hareketli bir görüntü yaratmay? ba?ard? (1877). Frans?z fizyolog Etienne Jules Marey 1882'de ku?lar?n uçu?unu incelemek amac?yla, saniyede 12 foto?raf çeken ve kamera tak?lm?? bir makineli tüfe?e benzeyen bir ayg?t geli?tirdi. 1887'de ABD'li Hannibal Goodwin'in foto?raf çekiminde selüloit film kullanmas?, bir y?l sonra da George Eastman'?n bu uygulamay? geli?tirerek makaraya sar?l? selüloit film ?eridinin seri üretimini ba?latmas?, sinema filminin gerçekle?tirilmesi için bütün ön ko?ullan haz?rlam?? oldu. Thomas Alva Edison ile yard?mc?s? William Kennedy Laurie Dickson'?n yapt?klan kinetograf, kameran?n ilk biçimi olarak ortaya ç?kt?. Bu ayg?tla, kenarlar?na düzenli delikler aç?lm?? 15 m'lik filmler üzerine saniyede 40 görüntü saptanabiliyordu. Edison kinetoskop ad?m verdi?i bir gösterim ayg?t? arac?l???yla da bu görüntüleri hareketli bir biçimde yans?tmay? ba?ard?. Ama bu ayg?t, gözlerini iki küçük deli?e dayayan tek bir izleyici taraf?ndan kullan?labiliyordu. Kinetoskoplar?n ticari olarak sat??a sunulmas?yla birlikte Edison, kitlesel film çekimi yap?labilen ve güne?in durumuna göre tekerlekler üzerinde döndürülen ilk film stüdyosu Black Maria'y? in?a etti.
Kinetoskopu Paris'te bir sergide gören Auguste ve Louis Lumiere, sinematografi ad? verilen ayg?t? geli?tirdiler. Elle çal??t?r?labilen bu ayg?t film çekimi ve gösterimi yapabiliyor ve 10 kg dolay?ndaki a??rl??? sayesinde de, istenen yere ta??nabiliyordu. Lumiere Karde?ler ilk gösterilerini 28 Aral?k1895'te Paris'te, Capucines Bulvar?'ndaki Grand Cafe'de gerçekle?tirdiler ve bu gösteri sineman?n ba?lang?c? olarak kabul edildi.
Edison'?n filmleri genellikle stüdyoda çekilmi? sirk ve vodvil gösterileriyken, Lumiere Karde?ler'in filmleri dünyan?n çe?itli yörelerine gönderilmi? kameramanlar?n saptad?klar? belgeseller ya da haber filmleriydi. Sineman?n kendine özgü anlat?m olanaklar?ndan yararlanma ve sinema arac?l???yla bir öykü anlatma dönemi, temel olarak Frans?z yönetmen Georges Melies'le ba?lad?. Melies, fantastik sinema ve bilimkurgu sinemas?n?n da öncüsü say?lan filmlerinde sineman?n yan?lsama yaratma gücünü zekice kullanarak film "hile"leri uygulad?. Ama Melies'in filmlerinde kamera sabit bir noktada duruyor ve öyküyü, tiyatro sahnesindeymi? gibi görüntülüyordu. Daha sonra sinema dilinin temel ö?eleri olacak de?i?ik çekim ölçeklerini ve kamera aç?lar?n? kullanan ve bunlar? öykünün geli?imine göre de?i?ik biçim ve ritimlerde kurgulayan ilk sinemac? ABD'li Edwin S. Porter oldu. Özellikle The Great Train Robbery (1903; Büyük Tren Soygunu) filminde Porter, hareketli ve gerilimli sahnelerde yak?n ve k?sa çekimler kullanarak, kameray? hareket ettirerek ve arkadaki bir perdeye yans?t?lm?? görüntülerle öndeki bir mizansenin birle?tirilmesine dayanan arka gösterim tekni?ini uygulayarak, gerçekçi sineman?n temellerini att?.
Daha ilk gösterimlerden ba?layarak kitlelerin ilgisini çeken ve yayg?n bir e?lence arac?na dönü?en sinema, 20. yüzy?l?n ilk 10 y?l?nda ba?l? ba??na bir sanayi ve ticaret dal? haline geldi. Önceleri dünya pazar?na Frans?z sinemac?lar egemendi ve Charles Pathe ilk uluslararas? sinema imparatorlu?unu kurmu?tu. ABD'de ise Nickelodeon ad? verilen sinema salonlar?n?n h?zla yay?lmas?, ba?l?ca Do?u kentlerinde art arda film yap?m ?irketlerinin kurulmas?na yol açt?. Yap?mc? ?irketlerin 1908'de kurduktan Motion Picture Patents Company'nin yürüttü?ü mücadele kar??s?nda baz? sinemac?lar Bat?'ya giderek orada etkinlik göstermeye ba?lad?lar ve böylece Hollywood'un temellerini att?lar.
Sessiz sinema
Sinema alan?nda ba?layan amans?z rekabet yap?mc?lar? kitlelerin ilgisini çekecek yeni filmler yapmaya itti. On dakika süren tek makaral?k filmlerin yan? s?ra birkaç makaral?k uzun filmler de yap?lmaya ba?lad?. ABD'de orta s?n?fa yak?n öyküler ve romanlar art arda perdeye aktar?ld? ve adlar? çevresinde efsaneler olu?turulan sinema y?ld?zlan ortaya ç?kmaya ba?lad?.
I. Dünya Sava?? öncesinde Avrupa'da Frans?z ve ?talyan sinemalar? önde geliyordu. Frans?z Ferdinand Zecca, daha ABD'de sessiz sinema komedyenlerini derinden etkileyecek komedi türünü (comique) geli?tirdi. Louis Feuillader Les vampires (1915; Vampirler) ve Judex'te (1916) hem cinayet korku sinemas?n? geli?tirdi, hem de seri film uygulamas?n? ba?latt?. Bir yandan gene Fransa'da, sahne oyunlar?n?n karmas?kl? sinema uyarlamalar? olan sanat filmi (filmi d'art) uygulamalar? görüldü. ?talyan sinemas? ise 1908 ve 19l3'te iki kez çevrilen Ultimi giorni di Pompei (Pompei'nin Son Günleri), Quo Vadis? (1912) ve Cabirkl(1914) gibi, çok say?da figüran?n ve dev dekorlar?n kullan?ld???, uzunlu?u 612 makara aras?nda de?i?en destan-tarihsel filmlerle dikkati çekti.
Sinemay? ilginç bir e?lence düzeyinden ba?l? ba??na bir anlat?m arac? konumuna yükselten en önemli sinemac? Griffith oldu. Söze ve yaz?ya ba?vurmadan yaln?zca sineman?n anlat?m olanaklar?yla izleyiciyi etkileyen, duygu ve dü?ünceleri en çarp?c? biçimde perdeye yans?tan Griffith, günümüzde art?k klasikle?mi? olan sinema tekniklerini uygulad??? gibi, film yap?m sürecinin de temel a?amalar?n? yerle?tirdi ve bütün bu a?amalar? uyumlu biçimde yürüten yönetmenin önemini ortaya koydu. I. Dünya Sava?? sonras?n?n yorgun ve y?k?k Avrupa's?nda sinema alan?ndaki en önemli geli?melerden biri, sava?tan yenik ç?km?? olan Almanya'dan geldi. Sava?tan sonra özel denetime verilmi? olan UFA adl? ?irket öncülü?ünde Alman sinemas? Weimar Cumhuriyeti döneminde (1919-33) alt?n ça??n? ya?ad?. UFA'n?n ilk yap?ndan Ernst Lubitsch'in Madame Du Barry (1919) ve Anna Boleyn'i (1920) gibi gösteri?li, kostümlü tarihsel filmlerdi. Ama Almanya sinema sanat?na en büyük katk?y?, Robert Wiene'nin, Das Kabinen des Dr. Caligari (1919; Doktor Caligari'nin Muayenehanesi) filmiyle ba?layan d??avurumcu sinemayla yapt?. Bu filmde mizansenler kahramanlann iç dünyalar?n? yans?tacak gibi düzenlenmi?, mimari, dekor, ???k vb ö?eler filmin temalar?n? ve duygu tonlar?n? yans?tacak biçimde, adeta plastik bir malzeme gibi yo?urulmu?tu. 1920'lerde geli?iminin doru?una varan Alman d??avurumculu?u, dünya sinema sahnesine Fritz Lang ve F.W. Murnau gibi iki usta ç?kard?. 1925'te iflas?n e?i?ine gelen UFA, büyük Amerikan film ?irketlerinin yard?m?yla kurtar?ld? ve bu yard?m kar??l???nda Alman yönetmenler ve teknik elemanlar ABD'ye giderek orada çal??t?. Daha sonra Hitler'in iktidara gelmesiyle de çok say?da Alman sinemac? ABD'ye yerle?erek Hollywood sinemas?n?n estetik temellerini atacakt?.
1920'lerin ikinci yar?s?nda Alman sinemas?, sava??n yaratt??? toplumsal çöküntününde etkisiyle, d??avurumcu psikolojik temalardan, ya?am? oldu?u gibi aktaran gerçekçi filmlere yöneldi. Yeni nesnelcilik (neue Sachlichkeit) ad? verilen bu yönelimin en önemli temsilcisi G.W. Pabst oldu.
Sava? sonras?nda sinema alan?ndaki en önemli geli?melerden biri de SSCB'de ortaya ç?kt?. Ajitasyon ve propaganda için sinemaya özel bir önem veren Sovyet hükümeti, dünyan?n ilk sinema okulu olan Devlet Sinema Enstitüsü'nü (VG?K) kurdu ve ajitasyon ve sinema sözcüklerinden olu?turulan agitki sözcü?üyle tan?mlanan filmlerin yap?m?na h?z verdi. Olanaklar son derece k?t oldu?undan agitkiler, çarl?k döneminde çekilmi? eski filmlerin, yeni yönetimin propagandas?n? yapacak biçimde yeniden kurgulanmas?yla haz?rlan?yordu. Bu zorunluluk SSCB'de kurgu üzerine geni? çal??malar yap?lmas?na ve kuramlar geli?tirilmesine yol açt?. Lev Vladimiroviç Kule?ov, bo? kamerayla deneyler yapt? ve yaln?zca görüntülerin de?i?ik biçimde s?ralanmas?yla çok de?i?ik duygu ve izlenimler yarat?labilece?ini ortaya koydu.
Kule?ov'un, sinemaya önemli estetik katk?larda bulunacak iki izleyicisi ise Sergey Ayzen?tayn ve Vsevolod ?llaryonoviç Pudovkin oldu. Griffith gibi ya?am? boyunca az say?da film çekebilen Ayzen?tayn, alg?lama psikolojisi ile Marksist diyalekti?i birle?tiren bir kurgu kuram? geli?tirdi ve uygulad?. Pudovkin ise Ayzen?tayn gibi diyalektik çat??maya de?il anlamsal ba?lant?ya dayanan bir kurgu anlay???n? savunuyordu. Dönemin bir ba?ka önemli sinemac?s?, görüntülerinin resimsel kusursuzlu?u, ?iirselli?i ve do?alh??yla dikkati çeken Aleksandr Dovjenko'ydu. Dziga Vertov ise kurmaca sinemaya kar?? ç?karak belgesel görüntülerin düzenlenmesine dayanan sinemagöz (kinoglaz) kuram?n? ortaya att? ve bu görü?ü do?rultusunda, KinoPravda (SinemaGerçek) ad? verilen ve gerçe?i oldu?u gibi saptayan bir dizi film çekti.
ABD'de sava? sonras?nda film yap?m?, da??t?m? ve gösterimi en önemli sanayi dallar?ndan biri olmu? ve çok geni? bir kitlenin ilgisini çeker hale gelmi?ti. Sineman?n belli ba?l? türleri de bu dönemde olu?tu. Bunlar aras?nda en çok ilgi göreni komediydi. Mack Sennett'in Keystone Stüdyosu'nda üretilen ve Keystone komedileri olarak tan?nan bu filmler Charlie Chaplin, Harry Langdon, Fatty Arbuckle, Mabel Normand ve Harold Lloyd gibi yeteneklerin ortaya ç?kmas?n? sa?lad?. Örne?in Chaplin ünlü ?arlo tipini bu tür komedilerde yaratm??t?.
1920'lerin ba?lar?nda haftada 40 milyon ABD'li sinemaya gidiyordu. Sineman?n yayg?n etkisi ve o y?llarda Hollywood'da materyalizm, sinizm ve cinsel serbestlik yönelimleriyle kendini gösteren Caz Ça??, filmlerin denetim alt?na al?nmas? yönünde tepkilere neden oldu. Hükümetin müdahalesini önlemek için yap?mc?lar, (ba??nda bulunan ki?inin ad?yla) Hays Bürosu olarak an?lan Amerikan Sinema Yap?mc?lar? ve Da??t?mc?lar? adl? örgütü kurdular. Bu büro filmlerde yap?lmamas? ya da dikkat edilmesi gerekli noktalan belirledi. Sonunda suçlular?n cezaland?r?lmas? ko?uluyla genel de?erlere ayk?r? davran??lar?n filmlerde gösterilebilece?ine karar verdi. Bu olanaktan en çok yararlanan yönetmen ise, tarihsel ve ça?da? konulu filmlerinde cinselli?e ve ?iddete oldukça yer veren ve gösteri?li anlat?m?yla dikkati çeken Cecil B. deMille oldu. Alman göçmeni Ernst Lubitsch ise cinsel dokundurmal? komedileriyle öne ç?kt?. O dönemin Hollywood'unun en ayk?r? yönetmeni ise Avusturya'dan gelmi? olan Erich von Stroheim'd?. Filmlerinde yerle?ik ahlak kurallar?n? kar??s?na alarak bu s?n?rlar?n d???na ta?an Stroheim, yap?tlar?n?n geni? izleyici kitlesi taraf?ndan be?enilmesine kar??n, hem ayk?r? tutumu, hem de set ve kostümler için çok para harcamas? yüzünden yap?mc?lar?n tepkisini çekiyordu.
Sessiz sineman?n son y?llannda ise ABD sinemas?nda gittikçe artan tekelle?me ve Büyük Bunal?m'?n ilk izlerinin belirmesi yap?mc? ?irketlerin riskten kaç?nmalar?na yol açt? ve bunun sonucunda Griffith, Sennett, Chaplin, Keaton ve Stroheim gibi yenilikçi sinemac?lann stüdyolarla çal??ma olana?? iyice azald?.
2. Dünya Sava?? öncesinde sesli sinema
Sesle görüntüyü birle?tirmek sineman?n icad?ndan beri dü?ünülen bir ?eydi. 1919'da Lee De Forest, sesi optik olarak film üzerine kaydeden bir ayg?t geli?tirdi ve fonofilm ad?yla patentini ald??? bu ayg?tla 1923-27 aras?nda, özel olarak haz?rlanm?? salonlarda bir dizi sesli film gösterisi yapt?. Ama büyük yap?m ?irketleri pahal? oldu?u gerekçesiyle bu yenili?e ilgi göstermediler. O dönemde küçük bir yap?m ?irketi olan Warner Bros. 1925'te Western Electric'in geli?tirdi?i bir ses kay?t sistemiyle ilgilendi. ?irketin amac? filmleri müzikli olarak gösterime ç?karmakt?. Alan Crosland'?n yönetti?i ve John Barrymore'un oynad??? Don Juan ilk kez 6 A?ustos 1926'da müzikli olarak gösterildi. Bunu, orkestra müzi?inin yan? s?ra, popüler ?ark?lann ve konu?malar?n da yer ald??? ve gene Crosland'?n yönetti?i, sineman?n ilk sesli filmi The Jazz Singer (1927; Caz ?ark?c?s?) izledi.
"Konu?an filmler"in izleyici say?s?n? önemli ölçüde art?rmas? üzerine, 1927-29 aras?nda 15 ay içinde Amerikan sinema sanayisi sesli sinemaya geçti. Ama sesli sinema bir dizi teknik ve estetik sorunu da birlikte getirdi. Mikrofonlar?n a??r ve hareket olanaklar?n?n s?n?rl? olu?u, çekim s?ras?nda motor sesinin de kaydedilmesini önlemek için kameralann büyük kabinlere konmas? zorunlulu?u filmlerdeki hareket olana??n? k?s?tl?yordu, öykünün ve duygular?n diyaloglarla daha kolay aktar?lmas? filmlerin gittikçe dura?an ve çok konu?mal? yap?mlar halini almas?na yol açt?. Yönetmenler de çekim s?ras?nda oyunculara ve teknik ekibe talimat verme olana??m yitirdiler. Öte yandan ya diyaloglan ezberleyemediklerinden, ya yabanc? aksanlar? çok belli oldu?undan ya da sesleri perdedeki görüntülerine uymad???ndan birçok y?ld?z sesli sinema döneminde ününü yitirdi.
Buna kar??l?k, oyuncu yönetiminde ustala?m?? yönetmenlerle tiyatro deneyimi ve yetene?i olan oyuncular öne ç?kt?. Filmlerin çekimden sonra seslendirilmesine dayanan dublai uvm?lamas? da sesli sineman?n getirdi?i teknik k?s?tlamalar? büyük ölçüde ortadan kald?rd?. King Vidor'?n dublaj? ilk kez uygulad??? Hallelujah! (1929) filminden sonra bu uygulama yayg?nla?t?. 1933'e gelindi?inde sesli çekimin birçok sorunu çözülmü?tü.
Sesli sinemayla birlikte yeni türler de ortaya ç?kt?. Sesin sa?lad??? gerçeklik duygusu, kat? toplumsal gerçeklere de?inen filmlerin yolunu açt?. Bunlar?n ba??nda, kent argosunun ve çat??ma sahnelerinin gerçe?e uygun biçimde kullan?ld??? gangster filmleri geliyordu. Ünlü ki?ilerin ya?amlanna dayanan biyografik filmler de yeni bir tür olarak ortaya ç?kt?. Sessiz sineman?n hareketi temel alan komedisinin yerini, Manc karde?lerin, W.C. Fields'?n ve Frank Capra'n?n söze dayanan komedileri almaya ba?lad?. Sesle birlikte gözde olan bir ba?ka tür de müzikaldi. Walt Disney Skeleton Dance'la (1929; ?skelet Dans?) canland?rma müzikalleri türünü ba?latt?. Sesin gelmesiyle inand?r?c?l?k kazanan çizgi filmlerin üretimi de bu dönemde artmaya ba?lad?. Üstelik çizgi filmlerde iki ya da üç renk kullan?labiliyordu.
Renkli film sesli sinemayla birlikte ba?lad?. Ama sineman?n ilk y?llannda elle ya da ?ablonla boyama yöntemiyle baz? renkli filmler yap?lm??t?. Technicolor Corporation taraf?ndan geli?tirilen Technicolor fotografik renklendirme yöntemi ilk kez 1922'de uygulanm??t?. Ama üç temel renk kullan?m?na olanak sa?layan yöntem 1929-32 aras?nda geli?tirildi ve uygulamaya kondu. Bu yöntem, Disney'in k?sa canland?rma filmi The Three Liftle Pigs (1933; Üç Küçük Domuz) ve k?sa canl? film La Cucaracha' dan (1934) sonra giderek yayg?nla?maya ba?lad?.
Sesli sinemayla birlikte izleyici say?s?ndaki art??, ABD'de büyük ?irketlerin egemenli?ini ve bu ?irketlerin kitlesel olarak film çektikleri stüdyo sistemini güçlendirdi. 1930-45 aras?nda 7.500 film stüdyo sistemi içinde çekilirken, ?irketler de belli tarzlarda uzmanla?t?lar. Bebek do?umundan tutkulu öpü?melere kadar birçok olay ve konunun filmlerde gösterilmesini yasaklayan ve kendi mührünü ta??mayan filmlerin da??t?m?n? yasaklayan Yap?m Yönetmeli?i'nin ç?kanlmas?ndan (1934) sonra stüdyo sistemi daha da güçlendi ve bu sistem d???nda yenilikçi yap?mlar gerçekle?tirmek neredeyse olanaks?zla?t?.
Marlene Dietrich
Gene de stüdyo sistemi içinde Capra, Josef von Sternberg, John Ford, Howard Hawks, Alfred Hitchcock, William Wyler, George Cukor gibi yönetmenler kendi özgün tarzlar?m geli?tirip uygulayabildiler. Sistemin içinden ç?kan en ola?anüstü sinemac? ise, daha sonra sistemle çat??maya girip çal??ma olanaklar?n? yitirecek olan Orson Welles'ti. Welles, filmlerinde yeni görüntü ve çekim biçimleri uygulad??? gibi, sineman?n anlat?m ö?elerini de?i?ik düzlemlerde bir arada ve uyum içinde kulland?.
Sesli sinema döneminde uluslararas? alanda en parlak geli?meyi Frans?z sinemas? gösterdi. Path6 Freres ve Gaumont Pictures gibi büyük ?irketlerin güçlerinin azalmas? ve genellikle tek bir film için kurulan küçük ?irketlerin bunlar?n olanaklar?n? kiralayarak film yapmalar?, Frans?z sinemas?nda yenilikçi ve yarat?c? yap?tlar?n ortaya ç?kmas?n? sa?lad?. Frans?z sinemas?n?n 1930'lardaki "Alt?n Ça?"?n?n simge haline gelmi? üç yönetmeni, sesi ve görüntüyü ak??kan ve rahat bir anlat?mla kullanan Rene Clair, toplumsal sisteme kökten kar?? ç?kan ?iirsel iki filmiyle sinema tarihine geçen Jean Vigo ve izlenimcilikten köklü toplumsal ele?tiriye kadar de?i?ik tutumlar? son derece ince i?lenmi? bir anlat?mla perdeye yans?tan Jean Renoir'd?.
Almanya'da sessiz sinema döneminin ba?ar?l? yönetmenleri 1930'lann ba?lannda sesi ustaca kulland?ktan filmler çektiler. Ama Hitler'in iktidara gelmesi bu yönetmenlerin çal??ma olanaklar?n? yok etti. Alman sinemas? Leni Riefenstahl'?n çal??malar? gibi propaganda filmleri üretmeye ba?lad?. Ayn? biçimde SSCB'de de sessiz dönemin önemli sinemac?lar?n?n çal??malar? bürokrasinin engellemeleriyle kar??la??rken, toplumcu gerçekçilik ad?na ulusal kahramanlar?n ya?amlar?n? anlatan ajitatif filmler desteklendi.
Japonya ise sesli sinemaya oldukça geç geçti. Bunun önemli bir nedeni bensi uygulamas?yd?. Bensi, sessiz film gösterilirken, filmde olanlar? Kabuki tiyatrosu üslubunda izleyiciye aktaran bir yorumcuydu ve bu uygulama izleyiciler taraf?ndan çok tutulmu?tu. Gene de sesli filmlerle birlikte Japon sinema sanayisi tekelle?meye ve kitlesel film üretmeye ba?lad?. Buna kar??l?k Yasuciro Ozu ve Kenti Mizoguçi gibi yönetmenler toplumsal ele?tiri ta??yan ilk filmlerim de bu dönemde çektiler. Hükümet ise, sava? boyunca da yürürlükte kalacak kat? bir sansür uygulamaya ba?lad?.
Sesle birlikte Hindistan'da da bir film patlamas? ya?and?. Y?lda, ço?u mitolojik ve tarihsel konulan ele alan, sözlü, dansl? ve ?ark?l? ortalama 230 film gösterime ç?k?yordu.
Sava? y?llar? ve II. Dünya Sava?? sonras? e?ilimleri
Sava? y?llar?nda ABD'li sinemac?lar sava??n de?i?ik cephelerini tan?tan filmler yapt?lar. Sava?tan sonra ise stüdyo sistemi gerilemeye ba?lad?. Bunun ba?l?ca nedenlerinden biri antitröst yasalar?n?n stüdyolar?n dayand??? yap?m ve da??t?m tekellerini zay?flatmas?yd?. Baz? stüdyolar finansman güçlükleri yüzünden gösteri?li müzikaller ve tarihsel filmler yerine küçük bütçeli filmlere yöneldiler. Böylece toplumsal bilinç sinemas? olarak adland?r?lan ve sava? sonras?n?n dü? k?r?kl?klar?na, ?rkç?l??a, alkolizme, gerçek polisiye olaylara de?inen filmler çekildi.
1947'de Amerika'ya Kar?? Etkinlikleri Soru?turma Komitesi'nin "komünist etkiler"i ara?t?rmaya ba?lamas?yla birlikte karalama ve temizlik kampanyalar? Hollywood'u da içine ald?. Uzla?may? reddeden sinemac?lar çal??ma olana??ndan yoksun kal?rken, yenilikçi dü?üncelerden ve tart??mal? konulardan uzak kalmaya özen gösteren tutucu filmler çekildi. Sineman?n ini?e geçmesine neden olan bir ba?ka önemli neden de televizyonun yayg?nla?mas?yd?. Hollywood sinemaskop, Vista Vision gibi geni? ekran uygulamalar?yla, üç boyutlu filmlerle ve üstün yap?mlarla televizyonun rekabetine dayanmaya çal??t?. Öte yandan televizyon filmlerinin etkisiyle küçük bütçeli, siyahbeyaz gerçekçi filmlere bir dönü? ya?and?. 1960'larda ise stüdyolar?n çökü?ü ve Yap?m Yönetmeli?i'nin geçerlili?ini yitirmesiyle birlikte küçük, ba??ms?z ?irketlerin etkinli?i artt?.
Uluslararas? alanda, sava??n hemen ard?ndan ?talyan sinemas? yenigerçekçilik ak?m?yla dikkatleri üstüne çekti. Bu ak?m?n yarat?c?s? sinemac?lar, Mussolini'nin kurdu?u Deneysel Sinema Merkezi'nde ö?renim görmü?, ama dönemin "beyaz telefon filmleri" olarak adland?r?lan yapay salon filmlerine ilgi göstermeyip toplumsal temalara yönelmi?lerdi. Luchino Visconti'nin 1942'de çekti?i Ossessione (Tutku), gerçek ya?ama ili?kin bir öyküyü gerçek mekânlarda yans?t???yla yeni ak?m?n öncüsü oldu ve sansürün h??m?na u?rad?. Sava??n sona ermesiyle birlikte ?talyan sinemac?lar, k?t olanaklar?n da zorlamas?yla, dönemin toplumsal gerçeklerini gerçek mekânlarda ve profesyonel olmayan oyuncularla perdeye getirdiler. Yeni gerçekçili?in en önemli temsilcileri Vittorio de Sica'yla Roberto Rossellini'ydi. Önceleri bu ak?m?n içinde yer alan Visconti, kendine özgü barok nitelikli bir sinemaya yöneldi. Gene ilk filmlerinde yenigerçekçilik ak?m?n?n izleri görülen Federico Fellini ve Michelangelo Antonioni daha sonra, sinemaya modern katk?larda bulunan ba?l? ba??na birer okul haline geldiler. 1960'larda ve 1970'lerde ilk filmlerini yapan sava? sonras?n?n ikinci ku?a??ndan Ermanno Olmi, Pier Paolo Passolini, Bernardo Bertolucci, Francesco Rosi, Marco Bellochio, Marco Ferreri, Paolo ve Vittorio Taviani, Lina Wertmüller gibi yönetmenler, ça?da? toplumu ve tarihi çe?itli aç?lardan sorgulayan filmlerinde özgün üsluplar?n? geli?tirdiler.
Pier Paolo Passolini
Fransa'da yenile?me dönemi Yeni Dalga hareketiyle ba?lad?. Ak?m?n temsilcileri, Alexandre Astfuc'ün 1948'de ortaya att???, sinemac?n?n ???kla yazan bir yazar olmas? gerekti?ini savunan kamerakalem (camerastylo) kuram?yla Andre Bazin'in Cahiers du Cinima dergisinde savundu?u, kurgudan çok görüntünün iç düzenleni?ine, yani mizansene önem veren görü?lerini birle?tirerek yarat?c? sinemac?lar kuram?n? geli?tirdiler. Klasik Frans?z ve Hollywood anlat?m kal?plar?na kar?? ç?kan bu sinemac?lar, filmlerin de ayn? romanlar gibi yarat?c?lar?n?n kesin damgas?n? ta??mas? gerekti?ini savundular. Ak?m?n önemli temsilcileri François Truffaut, Alain Resnais, Jean Luc Godard, Claude Chabrol, Louis Malle, Eric Rohmer, Agnes Varda ve Jacques Rivette giderek kendi özgün çizgilerinde ilerlediler. 1970'lerin sonlanna de?in Frans?z sinemas?n?n geli?iminin belirledi?i gibi, "Yeni Dalga" terimi ülke sinemalanndaki yenilikçi kar?? ç?k??lar? tan?mlar oldu. Bu hareket ayr?ca sineman?n bir sanat dal? olarak kuramsal düzeyde tart???lmas?na da büyük katk?da bulundu.
?ngiltere'de etkili gerçekçili?iyle dikkati çeken sava? dönemi belgesellerinin ard?ndan kültürel aç?dan tutucu bir çizgi sinemaya egemen oldu. Buna tepki olarak genç sinemac?lar 1950'lerin ba??nda, Lindsay Anderson, Karel Reisz ve Tony Richardson'n?n öncülü?ünde Özgür Sinema hareketini geli?tirdiler. Günlük ya?am? olanca gerçekli?iyle saptayan belgesellerle ba?layan bu ak?m, gündelik ya?ama önem veren ve bu çerçevede çal??an insanlann sorunlar?n? ele alan konulu filmlerle devam etti. ?ngiltere'deki film stüdyolar?n?n geli?kin düzeyi 1960'larda birçok yabanc? yönetmenin bu ülkede film çekmesine yol açt?. 1970'lerin bol özel efektli filmlerinin bir bölümü de ?ngiltere'de çekildi. 1980'lerde ise özerk televizyon kanal? Channel Four'un ba??ms?z yönetmenlere film yapt?rmas? sonucunda küçük bütçeli, ama son derece ilginç filmler üretildi. Bu geli?meyi baz?lar? ?ngiliz rönesans? olarak adland?rd?.
Sava??n hemen ard?ndan yeniden kitlesel film üretimine ba?layan Japon sinemas? 1950'lerde uluslararas? alanda ilgi gören ve önemli ödüller kazanan filmleriyle en parlak dönemini ya?ad?. Evrensel anlat?m biçimleriyle Japon kültürünü birle?tiren Akira Kurosava'yla biçim ve içerik bak?m?ndan daha "Japon" olan Mizoguçi ve Ozu en önemli yap?tlar?n? bu dönemde verdiler. Bu yönetmenleri, ikinci ku?ak say?lan Masaki Kabaya?i, Kon ?çikava ve Kaneto ?indo'nun ba??n? çekti?i grup, onlan da Hiro?i Te?igara, Yasuzo Masumura, ?ohei ?mamura, Masahiro ?inoda ve Nagisa O?ima'n?n içinde yer ald??? üçüncü ku?ak izledi. Ama 1980'lerde televizyonun ve ABD yap?mlann?n rekabeti kar??s?nda bir bunal?m ya?ayan Japon sinemas?nda ?iddet filmlerinin say?s? giderek artmaya ba?lad?; yarat?c? yönetmenler ülkelerinde çal??ma olana??n? bulamad?lar.
Hindistan'da ise uluslararas? bir dille ülkesine özgü temalar? ve anlat?m biçimlerini birle?tiren Satyacit Ray yenilikçi ç?k???n öncüsü ve simgesi oldu. Onu 1960'lann sonlar?ndan itibaren Mrinal Sen ve Mani Kaul gibi yönetmenler izledi.
1970'lerin ba??na de?in sinema sanayisinden yoksun olan Avustralya'da 1975'te uygulanmaya ba?layan geli?tirme program?n?n ard?ndan bir nitelikli film patlamas? ya?and?. Uluslararas? düzeyde filmler çeken Peter Weir, Bruce Beresford, Fred Schepisi ve George Miller gibi yönetmenler 1980'lerde ABD'de çal??maya ba?layarak, bu ülke sinemas?na taze kan getirdiler.
II. Dünya Sava??'ndan sonra en büyük durgunlu?u SSCB sinemas? ya?ad?. Uygulanan kat? sansür Stalin'in ölümünden sonra da etkisini sürdürdü. 1960'larda ise Devlet Sinema Enstitüsü'nden, ço?u Rus olmayan birçok yetenekli sinemac? mezun oldu. Bunlar?n en ilgi çekenleri Ermeni as?ll? Gürcü Sergey Paradjanov ile Rus Andrey Tarkovski'ydi. Ama onlar?n da çal??malar? bürokrasinin bask?s?yla kar??la?t?. 1980'lerin ortalar?nda ise giasnosfn?n etkisiyle, y?llarca yasaklanm?? filmler gösterime ç?kt?. Bu umulmad?k özgürle?meyi Stalin dönemini ele?tirel aç?dan ele alan filmler, bunlar? da günümüz Sovyet toplumunun de?er karma?as?n? ve ku?kular?n? yans?tan ça?da? yap?mlar izledi.
Arnavutluk ve Do?u Almanya d???ndaki Do?u Avrupa ülkelerinde, toplumsal muhalefetin ve liberalle?menin yükseli?ine ba?l? olarak sinema alan?nda da yarat?c? çabalar görüldü. Bu ülkelerin ba??nda II. Dünya Sava??'ndan sonra ülke içinde komünist yönetimden ba??ms?z konumunu korumaya çal??an ve uluslararas? sinemaya önemli katk?larda bulunan Polonya sinemas? geliyordu. Polonya okulu ad? verilen bu ak?m?n üyeleri Jerzy Kawalerowicz, Andrzej Munk, Andrzej Wajda ile onlar? izleyen Roman Polanski, Jerzy Skolimowski, Krzysztof Zanussi ve daha yeni ku?aktan Krysztof Kieslowski, Agnieszka Holland ve Feh'ks Faik, toplumsal sorunlar? geli?kin bir anlat?mla perdeye yans?t?rken, "toplumsal huzursuzluk" sinemas?n?n da yarat?c?s? oldular.
Krzysztof Kieslowski
Çekoslovakya'da, Polonya okulunun etkisiyle 1962-68 aras?nda Çek Yeni Dalgas? ad? verilen bir canlanma ya?and?. Vera Chytilova, Jânos Kâdâr, Milos Forman, Jifi Menzel, Jan NSmec gibi genç sinemac?lar?n ba??n? çekti?i bu hareket 1968 Sovyet i?galiyle birlikte sona erdi.
Ba??ms?z çizgisini belli ölçülerde koruyabilen ve 1955'ten sonra uluslararas? alanda geni? ilgi gören filmler üreten bir sinema da Macar sinemas?yd?. Zoltân Fâbri, Miklos Jancsö, Istvân Szâbo, Istvân Gaâl, Peter Bacsö, Pâl Gâbor ve Marta Meszâros gibi yönetmenler ülkenin geçmi?ini ve bugününü sorgulayan, görsel bak?mdan geli?kin filmler çektiler.
Yugoslavya'da Dusan Makavejev 1960'lann sonu ve 1970'lerin ba?lar?nda yapt??? filmlerinde döneme göre çok radikal bir tutum ald?. 1970'lerin ortalar?ndan sonra ise, Prag'daki sinema okulundan mezun olan Emir Kusturica, Goran Markoviç ve Srdjan Karanoviç