Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program ,Vbulletin Temalar

YENİ AÇILAN BÖLÜMLER
+
Motorlu Araçlar
+ Adalet Sarayı
+
Şifreleme - Güvenlik
+
Web Araçları
+
Dini Program,belge
+
Siyaset Bilimi
+
Youtube Video izle
+
radyo

Kadın
+ Cinsel Yaşam
+
Kadın Hakları Kütüphanesi

+
DUYURU TÜM DOSTLARA
+
[DEW FORUM]Toolbar Full Version İndir
+
Boat Dunyasi

Bilgi Bankası

 

Forumlarda ARA  

,
Geri git   Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program ,Vbulletin Temalar" > Aşk & Şiir & Edebiyat > Edebiyat > Şairler - Yazarlar

Nfs BÜtÜn Serİsİ 11 Oyunu

Youtube.com'daki Videoyu Mp3 Olarak İndirme Programı İçin Tıklayınız!

Youtube.com'a Girme Programını İndirmek İçin Tıklayınız!

YouTube' de izlediğiniz videoları bilgisayarınıza indirip rahatça izleyebilirsiniZ

 
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 04-27-2008, 11:54 PM   #1 (permalink)
Co Admin

l_casus_l - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

l_casus_l Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jan 2008
Nerden: dewforum.info
Yaş: 15
Mesajlar: 1.156
Rep Gücü: 10000 Rep Puanı: 10000 Rep Derecesi: l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--l_casus_l маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Tatar Edebiyatı




KAZAN TATAR EDEBİYATI YAZAR VE ŞAİRLERİ :
XIX. yüzyıldan XX. yüzyıla Tatar edebiyatı A.İshaki’nin “İki Yüzyıldan Sonra İnkıraz” adlı eseri ile girdi. A.İshaki bu eserde XX. yüzyıl başındaki Tatar toplumunun ruhi durumunu, yaşayış tarzını detaylı tahlil etmekte ve eğer millet bu yoldan gitmeye devam ederse, onu yokoluşun (inkırazın) beklediği neticesine varıyor. Edip milletin gelişmesini engelleyen sebeplerden, din adamlarının gelişmeci fikirleri savunmaması, medreselerde dünyevi ihtiyaçları gözeten bilimlerin okutulmaması, zengin ve aydın insanların halk yararlarını düşünmeye çaba göstermemesi, yaptıkları işlerin temelli, daimi olmadığını gösteriyor. Bu hayali-gazeteci hikayenin yayımlanmış kısmındaki Bolgar-Tatar halkının 2100’lü yıllar civarında yok olacağını tahmin etme, halkın gerçek faciasını ortaya dökme, önder ruhlu aydınları ve okuyucuları ürkütüyor, titretiyor. Ediplere de milletin kaderi hakkında daha ciddi bir şekilde düşünmeye çağrıda bulunuyor.
XX. yüzyılda edebiyatın iç yaşama özünü güçlendiren, ediplerin çalışmalarını harekete geçiren yeni görüntüler ortaya çıkıyor. En önemlisi, elbette, Tatar matbuatının doğmasıdır. Artık Çarlık iktidarı yeni yüzyılda halkın uyanan ruhi enerjisini eskisi gibi dizginde tutamıyor. XIX. yüzyılda K.Nasıri, A.İlyasi gibi ceditçi ediplerin Tatar Türkçesi’nde gazete çıkarma hayalleri XX. yüzyıl başında gerçekleşiyor. Bu devirde daha da yükselen milli kurtuluş hareketinin dalgaları, ihtilal rüzgarları, medeniyet ve edebiyat sürecini tutan birçok engeli kaldırdı. Matbuatın doğması, Tatar Türkçesi’nde ilk gazete-dergilerin ortaya çıkması gayet büyük bir yenilik oldu. Kazan’da “Tan yıldızı”, “Azat”, “Kazan Muhbiri”, “Yalt-Yult”, “Yıldız”, “el-İslah”, “Güneş”, “An”, Orenburg’da “Vakit”, “Karçığa”, “Top”, “Çekiç”, “Şura”, “Çekirge”, “Ural”, “Karmak”, Uralsk’ta “Fikir”, “el-Asrü’l-Cedit”, “Oklar”, Petersburg’ta “Nur”, “İl” gibi yayınlar çıkmaya başlıyor. Astırhan, Ufa, Moskova gibi şehirlerde de Tatarca yayınlar ortaya çıkıyor. Onlar ülkedeki sosyal-siyasi, iktisadi ve medeni hayatı birebir yansıtmaya çalıştılar. İlk matbuat teşkilatlarının kısa ömürlü ve Çar sansürünün daima kontrol altında olmasına rağmen, “Vakit”, “Şura”, “Yalt-Yult”, “An”, “Yıldız”, “Güneş”, “Durmuş” gibi devamlı çıkan ve edebi hayatı daimi aydınlatan gazete-dergiler, artık Tatar Sürekli Matbuatının sağlam temele bastığını göstermekteydiler.
Matbuat bir taraftan, genç edebi güçleri kendi etrafına toplayan, organize eden merkez olmuş, diğer taraftan, onlara siyasi yön veren, edebi cepheden onları eğiten, okutan usta-mektep vazifesini de yerine getirmişti. Kazan ve Orenburg matbuatı yalnız kendi etrafındaki Tatarları değil, Rusya İmparatorluğu’nun bütününe serpilmiş Tatarlar için de edebi ocak halini alıyor. XX. yüzyıl başı Tatar matbuatına, edebi eserleri ile sekiz yüzden fazla yazarın katılması malumdur. Onların arasından dönem sesini, halk gönlünü derinden yansıtan büyük edipler, gazeteciler ortaya çıkıyor: A.İshaki, A.Kemal, S.Remiyev, F.Emirhan (Kazan), A.Tukay, K.Motıgi (Uralsk), F.Kerimi, Derdmend, Ş.Kamal, R.Fahreddin, Ş.Muhammedov (Orenburg’ta), A.İbrahimov, M.Gafuri, Ş.Babiç (Ufa’da). Bu şekilde, Tatar matbuatı edebiyatın gelişimini hızlandıran, onu iyileştiren, canlandıran, zenginleştiren, teşkilatlandıran güçlü bir faktöre dönüşüyor. XX. yüzyıl başı matbuatı dönemin en aktüel meselesi olarak halkın milli bağımsızlığa erişmesini ele alıyor ve şahısta milli bilinci terbiye etmeye büyük dikkat gösteriyor. Edipler, matbuattan siyasi, sosyal fikirleri söylemek için tribün olarak faydalanıyorlardı. Bu temelde edebiyatta gazetecilik ruhu çok kuvvetleniyor, gazete tarzları edebiyatın ön saflarına çıkıyor. Yalnız A.Tukay, S.Remiyev, F.Emirhanlar kuşağı değil, H.Taktaş, M.Celil, H.Tufanlar kuşağı da edebiyatı güçlü ruhi bir silah olarak kabul ediyor.
Tatar edebiyatını yeni temeller üzerinde geliştirmede matbu kitabın rolü gayet büyük oluyor. Kitap uzmanları bu dönemde her sene 500’den fazla Tatarca kitabın basıldığını tespit ediyorlar. Tatar kitabının içeriği, konuları dünyevi edebiyatı ve dünya medeniyetinin mühim kazançlarını ve mirasını benimseme hesabına çok zenginleşiyor. Batı ve Rus edebiyatının bir çok eseri Tatarca’ya tercüme edilip basılıyor. Batı’nın İan Gus, Dekartes, Spenser, Kamenskiy, Nitcshe gibi filozofları Tatar Türkçesi’ne tercüme ediliyorlar. Aynı zaman, Tukay, Derdmend, S.Remyiev, Ş.Babiç gibi şairler Tatar ediplerinin Doğu edebiyatına saygı ile bakma geleneğini devam ettiriyorlar. Onlar Megari, Rudaki, Firdevsi, Hakani, Nizami, Hayyam, Sadi, Hafiz, Nevai, Fuzuli gibi büyük Doğu klasiklerini ustaları olarak kabul ediyor, onlardan öğreniyor ve çok örnek alıyorlar. S.Remiyev, Ş.Babiç şiirlerindeki panteistik fikir ve isyancılık motiflerinin kökü de klasik Doğu şiirindedir (Zaripova-Çetin 2004). Ayrıca, XX yüzyıl başı Tatar edebiyatında (A.Tukay, S.Remiyev, N.Dumavi, Ş.Babiç eserlerinde) Kuran motiflerinin özel yer aldığını da belirtmek lazım (Zaripova 1997: 129; Zaripova-Çetin 2003: 112). A.Tukay ise, Doğu’ya has tasviri, Avrupa edebiyatına has canlılık, heyecan, etkinlik ile yoğurmayı başarıyor. Bu dönem edip ve yazarları Türk edebiyatındaki yeniliklerden daima haberdar oluyorlar, Namık Kemal, Abdülhak Hamid, Tevfik Fikret, Abdullah Cevdet gibi ediplerin eserlerini iyi biliyorlar. Ş.Kamal hikayelerinde mesela, Halid Ziya Uşaklıgil tesiri, A.İbrahimov, S.Remiev eserlerinin romantik tasvir kullanımının gelişmesinde İbrahim Şinasi, Tevfik Fikret, Ahmed Rasim gibi ediplerin etkisi açıkça seziliyor (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 2001: 18). Derdmend şiirlerinin de Türk halk şairleri, ayrıca Karacaoğlan eserlerine yakın olduğunu söyleyebiliriz.
XX. yüzyıl başında Doğu ve Batı medeniyeti sentezi Tatar medeniyetinin yüzünü belirleyen faktöre dönüşüyor. Bu sentez Tatar edebiyatını gençleştirip yeniliyor ve yeniliği ile o dönemdeki pek çok Türk edibinin dikkatini kendisine çekiyor. Sonra Özbek Hamza Hakimzade, Türkmen B.Kerbabayev, Tacik S.Ayni, Kazak G.Musrepov gibi bir çok Türk edibi kendi eserlerinde XX. yüzyıl başı Tatar klasiklerinden çok etkilendiklerini söylediler.
Bu devir Tatar şiirinin yüzünü belirleyen üç şair vardı: A.Tukay, S.Remiyev ve Derdmend. Tatar şiirinde üçü de farklı, özel bir yere sahiptir. Küçükken yetim kalan ve çocukluğunu elden ele, aileden aileye dolaşarak çeşitli köylerde, şehirlerde geçiren Abdullah Tukay tam bir halk şairiydi. O, vatan ve millet sevgisini dile getirdiği şiirlerinde olduğu gibi, sosyal meseleleri işlediği hicvi şiirlerinde de hep Tatarların ilerleyip yükselmesi ülküsüne hizmet etmeyi düşünmüştür. Sadece ondan sonraki dönemde icat eden Tatar şairleri değil, diğer Türk boylarına mensup şairler de, şiirlerine nazireler yazacak kadar Tukay’ı sevip takdir etmişlerdir (Özkan 1994: 52). S.Remiyev ise heyecan ve isyanla dolu şiirlerinde insanın büyüklüğünü ve kadın özgürlüğünü övdü, ve böylece o devirdeki kendi milli bilincinde göklere kadar yükselen Tatar ruhunun bir simgesi olarak kabul edildi (Zaripova 2003: 175). Düşünceli, yaşam ve ölüm hakkında ağır fikirlerini şiire döken Derdmend ise Tatar felsefi fikrinin güzel bir örneği olarak kabul edilebilir (Sayapova 1997: 210).
Edebiyatın hikaye ve drama türleri de Tatar toplumunda doğan milli uyanış, özgürlük mücadelesi, yeni sanatsal büyüklükler yakalama isteğini tam olarak yansıtıyor. A.İshaki eserleri realist tasvirinin yeni tabakalarını ele alıyor. F.Emirhan, A.İbrahimov, Ş.Kamal, M.Gafuri gibi edipler ise kendi eserlerinde psikolojinin yeni derinliklerini açıyorlar. F.Emirhan, Ş.Muhammedev çeşitli sınıf tabakalarından, sosyal gruplardan alınıp tasvir edilen kahramanlar misalinde nesirde hiciv tarzını geliştiriyorlar (Rezeda Ganiyeva 2002: 198-232). Bu tür eserlerde karakterleri açmada peyzajın sanatça kullanılması, halkın konuşma dilinin, tasvirler hazinesinin daha bol olması da edebiyatın olgunlaşmasına delildir. 1910’dan sonraki yıllarda nesre ediplerin yeni bir kuşağı geliyor: N.Dumavi, K.Tinçurin, A.Rahim, S.Celal, M.Gafuri vb.
Tiyatronun doğuşu dramın gelişmesini ve yayılmasını sağlıyor. Kazan’daki Öğretmenler okulunda okuyan Tatar gençleri daha XIX. yüzyılın son yıllarında Rus dilinde piyesleri yazmaya başlıyorlar. 1900’de Kasım şehrinde Tatarca tiyatro eserleri oynanıyor. 1903 yılında Kazan’da medrese öğrencileri A.Kamal’ın “Bahtsız genç” piyesini sahneliyorlar. 1906’da Ufa gençleri A.İshaki’nin “Üç Hanım İle Hayat” piyesini sahnede oynuyorlar. Aynı yıl Kazan’da A.Kamal’ın Anadolu Türkçe’sinden tercüme ettiği N.Kemal’ın “Zavallı Çocuk” isimli dramı sahneleniyor. Edebiyatın umumi gelişmesi, sosyal fikrin canlanması, milli bilincin derinleşmesi drama kuvvetli bir tesir yapıyor. İlk adımlarını marifetçilik fikirleri ile atan Tatar dramı (A.Kamal’ın “Birinci tiyatro”, “Bizim şehrin sırları”, A.İshaki’nin “Muallim”, “Aldım-verdim”, “İki aşık” gibi komedi ve dramları) artık Tatar toplumunun siyasi-sosyal meselelerine de el atıyor. Piyeslerde şahsi özgürlük veya kadın özgürlüğü meselesi, daha geniş planda halkın kaderi, millet kaderi ile sıkı bağlantıda olan özgürlük için mücadeleye bağlı olarak tasvir ediliyor (F.Emirhan’ın “Eşitsizler”, M.Feyzi’nin “Galiyabanu” dramları, A.İshaki’nin “Züleyha”, F.Burnaş’ın “Tahir-Zuhre” trajedileri). Eskiye karşı mücadeleye çıkmış olan yeni ruhlu kahramanlar da sahneye çıkıyorlar (A.İshaki’nin “Tartışma”, F.Emirhan’ın” Gençler”, A.Kulahmetov’un “Genç Ömür” dramları ).
1917 Ekim ihtilali, yazarların dünyaya bakışlarına da, sanatlarına da, aralarındaki ilişkilerine de, edebiyatın yaşayış şekline ve gelişme özelliklerine de kuvvetli bir etki yapıyor. Bolşevik partisinin ülke idaresine gelmesi ve devlet düzeni vasıtası ile parti diktatörlüğünün yerleştirilmesi, ülkede yeni ideolojik-siyasi ortamın oluşmasına sebep oluyor. Bu ortam edebi hayatı da keskin bir şekilde değiştiriyor. Sınıfçılık ve particilik prensiplerinin hayata geçirilmeye başlaması ediplerin dünyaya bakışlarını ve edebi hareketi belli kısıtlamalar içinde tutmaya, siyasi sansürün kuvvetlenmesine, edebi sanat eserlerinin, egemen ideolojiye dayanıp değerlendirmenin temel usul haline gelmesine yol açıyor. Başka bakışı savunan gazete ve dergiler, kitaplar çıkan neşriyatlar kapatılıyor. Halka sosyalist fikri yerleştirme maksadı ile yeni matbuat ve neşriyat oluşturuluyor. Sadece Tataristan’da, 1917-20 yıllarında yedi dilde (Tatar, Rus, Çuvaş, Mari, Udmurt, Macar, Alman) 130 isimde gazete-dergi çıkarılıyordu. Bu işe milli aydınlar da çağırılıyor. A.Kamal, A.İbrahimov, F.Burnaş, S.Sünçeley, Ş.Kamal gibi edipler yeni gazete-dergilerde çalışmaya başlıyorlar.
Merkezi Müslüman Askeri Teşkilatları oluşturan cephe gazeteleri de edebi güçleri toplamaya yardım ediyor ve bu tür gazetelerde Ş.Kamal, Ş.Osmanov, M.Gafuri, F.Emirhan, K.Tinçurin, F.Burnaş gibi edipler çalışıyor, K.Necmi, İ.Yusfi, M.Celil gibi güçlü genç kalemlerin ilk eserleri yayınlanıyor. Bu şekilde, ihtilal ve iç savaş yıllarında yeni çıkmaya başlayan Sovyet organları edebi hareketi oluşturan merkezler haline dönüşüyor. Bolşevik partisinin milli bağımsızlık iktisadı iyileştirme, medeniyeti geliştirme meselelerinde halka verdiği vaatleri ve yaptığı programlarına tamamen güvenen Tatar aydınları, ihtilali överek, zenginleri, burjuva sınıfını, ihtilal karşıtı güçleri kötüleyip eserler yazmaya başlıyorlar. Sovyet ideolojisine katılmayan ediplerin bir kısmı, milyoner edip Derdmend gibi, siyasete girmeden, tarafsız kalmayı tercih ediyorlar. Ş.Babiç, A.Kariyev gibi bir taraftan ikinci tarafa geçen aydınlar da oluyor. S.Remiyev gibi, yeni döneme ayak uydurmaya çalışıp da sonra hayal kırıklığına uğrayıp eserlerine ilham bulamayan edipler de az olmadı. Sovyet iktidarı ve Bolşevikler partisi siyaseti ile ortak fikre gelemeyen ve yurt dışına gitmeye mecbur kalan ve yurt dışındaki matbuat etrafında toplanan edipler, gazeteciler de oldu. Onlardan, İdil-Ural devleti hakkında kurduğu planları gerçekleşmeyince, yurt dışına gitmekten başka seçeneği kalmayan edip Ayaz İshaki, milli bağımsızlık için mücadelesini yurt dışına taşıyor. Çeşitli ülkelerde yaşayan, sürgündeki edipleri etrafına toplayarak Tatarca kitapların yayımını organize eden, “Milli Yol” (1928-1930) ve “Yeni Milli Yol” (1930-1939) isimli dergiler çıkaran A.İshaki, ömrünün son yıllarını Türkiye’de (İstanbul, Ankara) geçiriyor. A.İshaki, sürgünde yazılan “Can Bayeviç” (1923) komedisinde,”Güz“(1923) adlı uzun hikayesinde, “Ulu Muhammed” (1947) adlı dramında, “Eve Doğru” (1922) adlı romanında , “İki Dalga Arasında” adlı piyesinde de Tatar halkının hayatı ve tarihi ile ilgili sorunları aydınlatıyor.
İç savaş yıllarında Moskova, Kazan, Ufa, Orenburg, Samara, Sverdlovsk, Novosibirsk gibi şehirler edebi merkezler olarak ortaya çıkıyorlar. Edebi dernekler çoğalıyor. 1924 yılında Kazan’da “Ekim”, “Sulf” gibi edebi gruplar oluşuyor, A.İbrahimov yönetmenliğinde ilim merkezi kuruluyor, birkaç yazar teşkilatı oluşuyor. 1934 yılında ise artık tek Tataristan Sovyet Yazarları Birliği oluşturuluyor.
1920 yılların sonunda edebiyat, ideoloji ve sanatta serbestlikler kısıtlanıyor. Yazarlar, parti düzenleyen ideolojik savaşta araç olmaya başlıyorlar. Totaliter rejim, Tatar halkını millet olarak zayıflatmak için kısa vakit içinde iki alfabe değiştirip, halkı bin yıllık medeniyetinden ayrıyor. Çeşitli merkezlerde Tatarca matbuat organları kapatılıyor. Edipler çeşitli merkezlerden Kazan’a toplanmaya başlıyorlar (Ş.Kamal, F.Burnaş, H.Taktaş, N.İsanbet, M.Celil, A.Feyzi, A.Niğmeti). Bu dönem yazarları, yaşamı ve eser yazmayı sürdürmek için, kendilerinde iç sansür hissini oluşturup, edebiyatta sanat için açılmış imkanlardan faydalanarak, yazarlık misyonunu yerine getirmeye çalıştılar.
Sanat için açılmış ilk serbestlik geçmiş hayatı eleştiri gözü ile tasvir etmekti. İdeolojik baskı tesirinde yüksek sınıf vekillerini veya din adamlarını tasvir ederken kara boya bollaşıyor, halk vekillerine ise sempati artıyor. M.Gafuri’nin “Kara Yüzler”, “Şairin Altın Madenlerinde”, “Hayat Basamakları” adlı uzun hikayeleri, K.Tinçurin’in “Sönmüş Yıldızlar” melodramı, “Mavi Şal” ve “İl” adlı dramları, N.İsanbet’in “Mirkey ile Aysılu”, “İdegey” adlı dramları, “Hoca Nasretdin” adlı komedisi, M.Feyzi’nin “Asılyar”, “Ak Kalfak” adlı piyesleri, T.İzzet’in “Taşkınlar”, “Kıvılcımlar” adlı dramları, A.İbrahimov’un “Kazak kızı”, “Bizim Günler” adlı romanları, “Tatar Kadını Neler Görmez” adlı uzun hikayesi bu devirde yazılan Tatar Sovyet edebiyatının altın arşivine girmiş eserlerdendir.
Yazarlara açılan ikinci sanat imkanı yeni doğan toplumu gövdelendirmek idi. Bu yolda çok çeşitli edebi tecrübeler, süreçler, stiller sınanıyor. H.Taktaş ve H.Tufan gibi şairler, gerçeğin yeni tabakalarını lirik ve epik tasvir ile sanatsal açıdan canlandırıp şiirin yeni yüksekliğine ulaşıyorlar. A.Feyzi, M.Celil ve F.Kerim gibi şairler de şiirlerinde gerçeğin bir çok yönünü açıyorlar. K.Necmi, Ş.Osmanov, A.Kutuy gibi yazarlar hikaye ve uzun hikayelerinde, N.İsanbet, T.İzzet, K.Tinçurin, A.Feyzi gibi yazarlar piyeslerinde yeninin doğuşunu, realist gerçekçiliği, siyasi açıklığı, romantik ihtirazı gazeteci sivriliği ile tasvir ediyorlar. Edipler, tarih doğuran yeni insanları ahlaklı, halk mutluluğu için kendi menfaatlerinden vazgeçen, ölümü bile göze alan fedakar kahramanlar olarak tasvir ediyorlar. Ama, bazı Tatar yazarları, yeni hayatın karışık, facialı görüntülerini ortaya koyan, halkın dramını, yeni dönem insanının dramatik gerginlik halini, karışık ahlaki arayışları ve ruhi sıkıntıları gösteren eserler de yazıyorlar (M.Gafuri’nin “Açlık Tırnağında” adlı kitabı, A.İbrahimov’un “Adamlar” adlı uzun hikayesi ve “Derin Kökler” adlı romanı, F.Emirhan’ın “Şafigulla Ağa” adlı hikayesi, A.Feyzi’nin “Flütler”, H.Taktaş’ın “Muhabbet Tövbesi”, ”Kayıp Olan Güzellik” adlı eserleri).
1930’lu yıllarda bir çok yetenekli edip, Tatar edebiyatının önderleri A.İbrahimov, K.Tinçurin, Ş.Osmanov, C.Velidi, H.Tufan, G.Nigmati vb., halk düşmanları olarak sürülüp hapislere atıldılar. Siyasi açıdan insanlara güvenmeyip şüphe ile bakarak her dostta düşman bulma atmosferi edebi hareketin içine de sızdı. Stalin siyasetinin milli ruhu yok etme isteği bazı Tatar yazarlarını ayaklandırdı. Bu olaydan sonra idareciler Tatar yazarlarına bazı imkanlar sundu: Kazan’da Dil, Edebiyat, Tarih Enstitüsü (1939), Kazan Devlet Üniversitesinde Tatar Filolojisi Bölümü ve Tatar Dili ve Edebiyatı Kürsüsü açıldı (1944), Moskova’da edebiyat-sanat günleri kutlaması planlanıyordu (1941), Tatar Opera ve Bale Tiyatrosu açıldı (1939), “Tatar Şiir Antolojisi” basıldı.
1941-1945 arasındaki II. Dünya savaşı toplumdaki ve edebiyattaki ruhi kuraklığı ikinci plana attı. Tatar edipleri vatanı savunmak için hep beraber ayağa kalktılar, savaşın en ön saflarında yerlerini aldılar. Edebiyat tekrar günlük hayata girdi. A.Yeniki, İ.Gazi, F.Hüsni, A.Şamov, A.Apsalamov, A.Kutuy hikayelerinde, M.Amir’in Benlikamal dramında, F.Kerim, A.Feyzi, S.Hakim, Ş.Mudarris şiirlerinde savaş dramatizmi verildi.
Bu dönemdeki Tatar edebiyatının ruhi durumunu M.Celil, F.Kerim, H.Tufan gibi şairlerin kaderinde açıkça görmek mümkündür. Savaşın başlaması ile cepheye giderek, Volhov cephesinde gazeteci olarak mücadele eden Musa Celil, 1942 yılında faşistlere esir düşüyor. Esir kampında ıstıraplar çekerken, esirlerin gizli teşkilatına katılıyor, vatansever ruhlu şiirler yazıp esirlere dağıtıyor. Mücadeleci arkadaşları ile birlikte yakalanıp, Moabit hapishanesi’ne atılıyor ve burada taraftarları ile birlikte 1944’te giyotin ile öldürülüyor. M.Celil ve A.Aliş’in, savaş bittikten sonra karışık yollar ile vatana dönen şiirleri Tatar halkının ruhi dünyasına yeni zenginlikler ekledi ve şairlere ölümsüzlük getirdi.
F.Kerim ise halk düşmanı olarak kalan Sovyet hapishanesinden 1941 yılı sonunda azat ediliyor ve hemen cepheye gediyor. Savaş sırasında Moskova’dan Doğu Prusya’ya kadar olan yolu er ve şair olarak yürüyor. 1945’te hücum sırasında yaralandıktan sonra kahramanca vefat ediyor. Vatanına, ailesine onun ödül ve madalyaları, şiir defterleri, faşist mermerleri ile delinmiş er elbisesi gönderiliyor.
H.Tufan, hayatının on altı yılını Sovyet hapishanelerinde sürgünde geçirdi. Şair, tutuklu iken yazdığı şiirlerinde Sovyet gerçeğinin edebiyatta aydınlanmayan taraflarını tasvir etti, yeni bir şiirsel dünya doğurdu, şiirin ve insanın totaliter devletin gizli ruhi savaşında yenilmeyen ruhu hakkında yazdı. Onun şiirleri, felsefi lirizmi, aşk lirizmini geliştirmesi ile de özellik taşır. XX. yüzyılın ikinci yarısındaki tüm Tatar Şiiri, Tukay, Celil ve Tufan’ın şiir dünyasında yaptıkları keşiflere dayanıyor.
Edebiyatın gerçeği sanat olarak benimsemesi hiçbir zaman duraklamıyor. Ediplerin hayat karmaşasını yansıtan eserleri resmi fikre karşı gelip sansürden geçmeyip uzun yıllar yayın görmeseler de, bugün onlar kendi okurlarını kazandılar artık. Mesela, H.Tufan’ın tutuklu iken yazdığı şiirleri, İ.Salahov’un halk düşmanı olarak kaldığı Sovyet hapishanelerinin cehennemini gösteren “Kaygan Geçiş” isimli hatıra-uzun hikayesi. Çoğu edipler ise savaştan sonraki yıllarda yer alan hayatın karışık meselelerini ele alıp, onları tasvir etmeye çalıştılar (Ş.Mannur, E.Yeniki, S.Battal).
Savaş sonrası yıllarda yazılan Ö.Başirov’un “Namus” (1948), M.Emir’in “Berrak Gönül”(1959), A.Apsalamov’un “Altın Yıldız” (1948), “Ebedi İnsan”(1960) adlı romanlarında R.İşmurat’ın “Ölmez Şarkı” (1954), T.İzzet’in “Kutsal Emanet” (1946) adlı dramlarında, cephedeki ve düşmanın cephe gerisinde kalan köylerdeki cesaret, fedakarlık görünümleri, vatanperverlik yer aldı. Bu dönemde II. Dünya savaşının belgesel temelini oluşturma yönünde eserler yazılması da arttı (Ş.Rakipov, R.Mustafin’in uzun hikaye ve romanları).
1950’li yıllarda savaşçı şairler kuşağına (S.Hakim, Ş.Mannur, N.Arslanov, Z.Mansur vb.) katılan Ş.Galiyev, A.Afzal, İ.Yüziyev, R.Gerey, E.Bayan, G.Zeynaşeva, R.Ahmetcanov gibi şairler ise şiire cephe gerisindeki zor kaderin, yetimliğin doğurduğu duyguları eklediler, şiiri barış motifleri ve yeni hisler ile zenginleştirdiler.
Psikolojik nesir ustası olarak tanılan E.Yeniki’nin “Yürek Sırı”, “Serap”, “Vicdan” adlı uzun hikayelerinde, “Doğan Toprak”, “Gece Damlaları”, “Güzellik”, “Kuray”, “Söylenmeyen Vasiyet” gibi bir çok hikayesinde ciddi ahlaki meseleler, toplum ve insan kaderi, kuşakların bağlanışı, doğduğu yere, ana diline sevgi, vicdan paklığı, insana sadakat, yapılmış günahlara pişmanlık gibi çeşitli meseleler ile karşılaşıyoruz. Tatar köyünün günlük hayatını, örf-adetlerini, savaş sonrası zorlukları , köylü insanın berrak gönlünü, şahsı aydınlatmada Ö.Başirov, M.Emir, A.Rasih, A.Apsalamov, R.Tuhfatullin, A.Ahunov, F.Husni, A.Gıylacev, M.Mehdiyev, A.Bayan, M.Malikova gibi ediplerin hikaye, uzun hikaye ve romanları önemli rol oynadılar. Aynı zamanda, 1917 Ekim ihtilali, iç savaş, kolhozlar kuruluşu ve malı mülkü olan köylüler tabakasının faciasını yansıtan eserler de yazıldı (İ.Gazi’nin “Unutulmaz Yıllar”, S.Rafikov’un “Birinci Bahar”, A.Ahunov’un “İdil Kızı” romanları (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 2001: 19-24).
Ayrıca, altmışlı yıllarda Sovyetler Birliğinin çeşitli cumhuriyetlerinde, il ve şehirlerinde Tatar edebiyatı ve sanatı günleri düzenlendi. Ve aynı şekilde Tataristan’da da başka milletlerin edebiyatı ve sanatı tanıtıldı. Tatar edipleri için yurt dışına geziler düzenlendi, birçok Tatar yazarı kendilerini bütün dünyaya tanıtma ve şiiri yeni bezeklerle zenginleştirme fırsatını buldular. Altmışlı-seksenli yıllarda Tatar edebiyatı ve sanatı meselelerini aydınlatma amacı ile birçok fenni konferans ve sempozyumlar düzenlendi, A.Tukay, A.İbrahimov, M.Celil gibi ediplerin 80-90-100 yıllarını anma geceleri düzenlendi, V.-XI. Yazarlar kurultayı toplandı. Genç kuşak şair ve yazarlara da dikkat arttı. Tabii, bu çareler hepsi parti idarecileri kontrolü altında yapılıyordu.
Altmışlı yıllar Tatar edebiyatının göze çarpan özelliği, işçiler dünyasını tasvir etmektir. Bu yöntemde yazılan eserlerin bir çoğu petrol çıkarma işleri ile uğraşan işçilerle ilgili (S.Hakim’in “Bir Onurluk Hisi” şiiri, A.Ahunov’un “Hazine”, Ş.Bikçurin’in “Çetin Nesil” adlı romanları, T.Minnullin’ın “Burada Doğduk Burada Yetiştik” adlı dramı). Çünkü, savaş sonrası yıllarda Tataristan petrol yetiştirmede ilerliyor. Çallı şehrinde türlü millet vekilleri gücü ile gerçekleşen KamAZ avtogigant inşaatı da edebiyata yansıyor (M.Hasanov’un “Kama Tanları”, A.Bayanov’un “Ateş Ve Su”, A.Kaşapov’un “Kaderine İnan” romanları, S.Hakim’in “Devirler Kapısı” adlı eseri). Bu dönem Tatar edebiyatında aydınlar hayatını, ayrıca onların halkın milli bilincini yükseltmede oynadıkları gayet önemli rolü gösteren eserler de ortaya çıkıyor. Aydınların yaptıkları işlerine olan ilgi, yaşam tarzı ve amaçları ayrıca yazarların dikkatini çekiyor (A.Rasih’in “İki Bikar”, “Sınav”, A.Apsalamov’un “Ak Çiçekler”, M.Malikova’nın “Şefkat” adlı romanları, A.Gıylecev’in “Yere Emanet Edilen Sırlar”, T.Minnullin’in “Mileüşe’nin Doğum Günü”, “Kendimiz Seçtiğimiz Kader” adlı piyesleri) (Tatar Edebiyatı Tarihı 2001: 7-25).
1960’lı yıllarda şiire yeni kuşak şairler – felsefi ve lirik şiir ustaları R.Fayzullin, R.Gataş, S.Süleymanova, G.Rahim, R.Haris geliyorlar. Onlardan sonra R.Ahmetcanov, F.Yarullin, Zülfet, M.Aglamov, L.Şakircan, İ.Möeminova, R.Minnulin, K.Bulatova, daha sonra R.Zaydulla, H.Eyüp, N.Gambar, L.Zülkerney, Z.Mansurov, G.Murat, R.Rahman kuşağı geliyor. Şiirde genelde her zamanlar için ortak konular işleniliyor; köy, doğa, insan gönlünün güzelliği, halk ahlakını kurtarma yolundaki endişeler, aşk, arkadaşlık. Ayrıca, felsefi şiirleri ile tanılan R.Feyzullin, aşk konusunda Doğu klasik şairlerini ustaları olarak kabul eden ve gazel, rubailerinde aşkın bin bir yüzünü belirleyen ve Mecnun gibi aşk için yaratılan R.Gataş, milletine sadık kalıp gönlü ile güneşi arayarak yola çıkan R.Ahmetcanov, insanların en ince duygularını halk edebiyatı kazançları temelinde yansıtan İ.Yüziyev, Zülfet, M.Aglam gibi şairleri ile Tatar halkı onur duyuyor. Tatar şiirinde eserleri dolusuna türkü türü ile güzel bir ilişkide olan şairler de var: M.Nugman, M.Hüseyn, G.Zeynaşeva, S.Süleymanova, Ş.Cihangirova, M.Galiyev. Ama ne yazık ki, 80’li yıllarda Yazarlar Birliği’ne üye olma güçleşti ve genç şairlere kitaplarını çıkarma imkanı da sağlanamadı. Buna rağmen, şiir devamlı hareket halinde. Yaşlı, usta şairler kendi hisleri ile dikkati çekmeye devam ederken, genç şairler de onlar ile aynı safta şiirde kendi yerlerini bulmaya çaba gösteriyorlar ve bunu başarıyorlar (R.Sulti, Süleyman, M.Zakir, R.Aymet, Tançulpan, Ç.Zarif, F.Gatina, L.Yansuar) (Galimjan Gıylmanov 1999: 102-107). Şairler, çağdaş insanın ruhsal dünyasını tasvir ederek evrensel endişe ve umutlara yaklaşıyorlar, halk ve il kaderini kalblerinden geçirerek insanlık bahtı için güreş yoluna devam ediyorlar. Yeni devir şiirinde tasvir ve fikir birliği, his ve akıl şiirinin beraberliği, halk edebiyatı ve Doğu klasik şiir geleneklerinin canlanması söz konusudur.
Tatar edebiyatında çocuklar için yazılan eserler de önemli yer almaktadır. XIX. yüzyıldan bugüne Tatar edebiyatı bünyesinde Çocuklar edebiyatı adlı özel bir edebiyat yetişmiştir. C.Tercumanov, Ş.Galiyev, H.Halikov, A.Timergalin, R.Minnullin, E.Bikçantayeva, Z.Tufaylova, F.Yarullin, R.Hafizova, R.Kurban gibi yazarların eserleri birkaç kuşak çocuk yetiştirmede olumlu rol oynadı. Ayrıca, Ş.Galiyev ve R.Minnullin gibi Tatar yazarları dünya çapında tanılan Çocuk Yazarı şöhretini kazandılar.
Çağdaş Tatar edebiyatı tarihi konuları aydınlatmada ve edebiyatta değişikliklerin doğuşu izlenmekte. Siyasi irade halkın uzun geçmişteki tarihini aydınlatmaya savaştan sonraki dönemde uzun yıllar boyu izin vermedi. Yine de edebiyatta bu alanda kazançlar oldu; N.İsanbet’in “Hoca Nasrettin”(1939), “Spartak”(1940), “İdegey” (1941), “Gülcamal”(1943), “Mullanur Vahitov” (1946), “Abugalisina” (1959) adlı piyesleri yazıldı. N.Fattah ise savaş sonrası yıllarda eski tarihi kaynakları öğrenmeye başlıyor. Eski Bolgar devleti dönemini iyi öğrenmesi neticesinde o, “İtil Suyu Aka Durur” (1969) adlı romanını, “Kul Ali” (1973) adlı trajedisini yazıyor. 80’li yıllarda edibin, meşhur Sün (Hun) medeniyeti ile o dönem (III.-IV. asırlar) Türklerinin yaşayışını, ruhsal dünyalarını anlatan “Islık Çalan Oklar” adlı eseri yayınlanıyor. Bu yıllarda Tatar halkının kahramanlarının, tarihi şahıslarının hayatını aydınlatan eserler de yazılıyor: A.Rasih’in “Yamaşev”, A.Feyzi’nin “Tukay”, Ş.Mannur’un “Musa” romanları, E.Yeniki’nin “Gülandam Hanımın Hatıraları” adlı uzun hikayesi, R.Fayzullin’in “Seydeş”, M.Aglamov’un “Akmolla Arabası” adlı poemleri, T.Minnullin’in “Kankay Oğlu Bahtiyar” ve “Hüzün Dolu Bir Türkü” adlı piyesleri. 1980’li yılların sonunda Tatarlara devlet hakkında farklı fikir sürdürme imkanı sunuldu. Kazan Hanlığı devrine dikkat arttı. Her şeyden önce, birçok ediplerin ve alimlerin 1917 Ekim ihtilaline kadar veya Sovyet döneminde mühaccirlikte Kazan Hanlığı hakkında yazılan eserleri ve hizmetleri yayınlandı (H.Atlasi, G.Battal, Z.Velidi, R.Fahretdinov, A.İshaki hizmetleri). Rus tarihçisi M.Hudyakov’un “Kazan Hanlığı Tarihi Hakkında Yazılar” adlı hizmeti ve Türk yazarı İ.Nevruzhan’ın “Süyümbike” adlı tarihi romanı yayınlandı. Tarihi konu şimdiki edebiyatta epeyce canlanıp zenginleşti. Bu alanda ayrıca M.Habibullin aktif çalışıyor (“Kubrat Han”, “Elçiye Ölüm Yok”, “Süyümbike Hanbike ve Korkunç İvan” adlı romanları). 80-90’lı yıllarda yazılan F.Latifi’nin “İhanet”, R.Muhammadiyev’in “Sirat Köprüsü”, R.Batulla’nın “Süyümbike”, C.Rahimov’un “Batırşa” adlı romanları, V.İmamov’un “Seyit Batır” adlı tarihi uzun hikayesi de Tatar edebiyatının açtığı tarihi ufukları genişletti. M.Hasanov’un “İlkbahar Yıldırımı” adlı destansı romanı ise Tatar’ın onur dolu ruhunu, aynı zamanda facialı hayatını ve dramatik kaderini bu dönemde psikolojik derinlikle tasvir etmeyi başaran tek eser diye biliriz (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 2001: 125).
T.İzzet, E.Feyzi, N.İsanbet, T.Minnullin, H.Vahit, Batulla, Z.Hakim gibi edipler dram türünde yeni ufuklar açtılar. Eskiden detektif-macera tarzında yalnız M.Nasibullin ve Z.Fethitdinov çalışıyorlardı. Artık bu tarzda çalışanlar çoğaldı. Halkın batil inançları temelinde birçok duygusal roman yazarı N.Gıymatdinova da halk arasında ün kazandı. Çağımızın en aktüel meselelerin biri olan doğaya münasebet konusu da Tatar edebiyatında önemli yer aldı. Mesela, Ö.Beşirov’un “Yedili Çeşme” romanında ve M.Emir’in “Balıkçı Yalanları” adlı uzun hikayesinde doğanın, insanlar için ruhi ve ahlaki hayatın temeli olduğu anlatıldı. Z.Mahmudi’nin lirik-fantastik uzun hikayeleri, F.Latıyfi ile R.Yakuşin’in tarihi-fantastik eserleri, K.Timbikova ve M.Malikova’nın şefkatlilik talimatı; bunlar hepsi de son yıllar Tatar edebiyatının kazançları olmayı hak ediyorlar. Tatar nesirinde memuar türünün de aktifleşmesi göze çarpıyor. E.Yeniki’nin “Son Kitap”, A.Gıylecev’in “Haydi, Bir Dua!”, G.Tavlin’in “Afet” adlı eserleri buna en güzel örneklerdendir.
1980’li yıllar sonunda toplumda başlayan derin değişiklikler etkisinde edebiyatta zaman konularını aydınlatma tarzı değişmeye başlıyor. Tataristan’ın müstakillik, bağımsızlık için mücadelesi edebiyata yeni ruh üfledi, ediplerin yaratıcılık enerjisini kuvvetlendirdi, fikirleri açıktan açığa söylemeye imkan verdi. İdeal bir sistem olarak tanıtılan Sovyet sistemi bir çok eserde eleştirilmeye başlıyor, işçi ile idareciler arasında ilan edilen eşitliğin gerçek yüzü ortaya konuldu (R.Muhammediyev’in “Kanarya Kafes Kuşu”, T.Galiullin’in “Tövbe”, “İlmek”, A.Gıylacev’in “Balta Kimin Elinde?” adlı romanları). Bu tür eserlerde şahsın ahlakına, çağın ahlaki arayışlarına dikkat artıyor.
Tatar Yazılı edebiyatının temelini oluşturan halk edebiyatı da her zaman bilim adamlarının ve yazarların ilgi alanında olmuştur. Ayrıca, Kayum Nasıri ve Nekıy İsanbet tarafından başlayan halk içinden Tatar Halk edebiyatı eserlerini derleyip araştırma ve yayınlama işi sonraki yıllarda başka Tatar bilim adamları tarafından da devam edilmiştir. Bunun sonucu olarak 1960’lı yıllardan 1990’lı yıllara kadar “Tatar Halk Edebiyatı” serisinin birçok cildi yayınlandı. Son on-on beş yıl içinde “Tatar Mitleri” kitabının iki cildi basıldı, Fatih Urmançeyev’in 1999 yılında Rus dilinde ve 2005 yılda Tatar Türkçesinde iki kitabı yayınlandı: “Narodnıy Epos İdegey”(“Halk Destanı İdegey”) ve “Tatar Halıq İcatı”. Destanlarla ilgili 2004 yılında “Rannur” neşriyetinde Flora Ahmetova-Urmançe tarafından derlenen birçok destanın değişik varyantları da ayrı kitap olarak okurlara sunuldu (“Tatar Eposı. Dastannar”.)
Son on-on beş yılda iki ciltlik “Tatar Şiiri Antolojisi”, altı ciltlik “Tatar Edebiyatı Tarihi” ve da edebiyat alanında yapılan işlerin ne kadar ciddi olduğunu göstermektedir. Orta Çağ Tatar Edebiyatı’nın yadigarları sayılan “Nehcel-Faradis”, “Gülistan bit’ Türki”, “Destanı Babahan”, “Hüsrev ve Şirin” gibi eserlerin, Kul Şerif, Muhammedyar şiirlerinin ayrı kitaplar olarak yayınlanması da büyük başarılardan oldu. XIX. ve XX. asır Tatar Edebiyatının önemli şahısları, yazarları Ş.Mercani, R.Fahretdin, F.Kerimi, Bubi Kardeşler, G.Ahmerov, G.Gubaydullin, Ramiyev Kardeşler hakkında dolu bir seri kitaplar çıkaran “Ruhiyet” neşriyatı da Tatar Edebiyatı Tarihini tanıtmada önemli katkıda bulunmaktadır. 1999’lı yılda Kazan’da Tatar Ansiklopedi Enstitüsü Rus Dilinde Tatar Ansiklopedik Sözlüğünü bastırdı, 2003 yılında da beş ciltlik Tatar Ansiklopedisi’nin 1. cildi neşr edildi.
Ayaz İshaki’nin edebi mirasını Türkiye’den Kazan’a getirme, onları tek tek araştırma ve Tatar okurlarına kazandırma işine de birçok Tatar bilim adamı katkıda bulundu ve bu iş bugün de devam etmektedir. Flün Musin, Hatip Minnegulov gibi alimlerin Ayaz İshaki’nin hayatı ve eserleri ile ilgili monografileri yayınlandı, ayrıca Ayaz İshaki’nin eserleri ve makaleleri bir araya getirilip, yazarın birçok ciltten oluşan kitabının birkaç cildi yayınlandı.
Geçen yıl Kazan şehrinin 1000 yıllığını kutlama nedeniyle de Kazan tarihi ve Tatar edebiyatı ile ilgili birçok yeni kitap dünya gördü. Ayrıca, Tatar yazarlarının eserleri artık Türkiye Türkçesi ve Avrupa dillerine çevrilip birçok ülkede kendi okurlarını buldular.
Günümüz Tatar edebiyatı büyük sosyal değişiklikler ve ideolojik arayış dönemini yaşıyor. Geçmişteki zengin edebi geleneklerini koruyup zamana uyum sağlayan ve geleceğe umutla bakan Tatar edebiyatı bugün de gelişmekte ve derin içerikli eserler ile zenginleşmektedir. Tatar yazarlarının hayat, ayrıca milli gerçeklilik ile bağlantıları sağlamlaşıyor. Tatar edebiyatı, halk hayatının bugününü ve geçmişini daha geniş, daha dolu bir şekilde yansıtarak, milli ruhunu ve fikrini koruyarak uluslar arası edebi harekete daha aktif bir şekilde karışarak yükselmeye devam ediyor.



KAYNAKLAR:
1. Beşirov F. (2002), ??. yöz başı Tatar Prozası, ?????: Fiker.
2. İslamov R. (1998), Altın Urda hem Memlükler Mirası: Yazma Miras, Medeni Bağlanışlar, Kazan: “Matbugat Yortı” Neşriyatı .
3. Ganiyeva R. (1988), Vostoçnıy Renessans i Poet Kul Gali, Kazan: İzd-vo KGU.
4. Ganiyeva R.(2002), Tatarskaya Literatura:Traditsii, Vzaimosvyazi, Kazan: İzd-vo Kazanskogo Universiteta.
5. Gıylmanov G. (1999), “Tuksanınçı Yıllar Edebiyatı”, Kazan Utları Jurnalı, Sayı 10, Kazan.
6. Minnegulov H. (1993), Tatarskaya Literatura i Vostoçnaya Klassika (Voprosı Vzaimosvyazey i Poetiki), , Kazan: İzd-vo KGU.
7. Özkan F.(1994), Abdullah Tukay’ın Şiirleri; İinceleme-Metin-Aktarma, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.
8. Sayapova A. (1997), Poeziya Dardmenda i Simvolizm, Kazan: İzd-vo KGPU.
9. Sülti R. (1998), İdegey Destanı, Ankara: Türksoy Yayınları.
10. (1999), Srednevekovaya Tatarskaya Literatura VIII-XVIII vv, Kazan: İzd-vo “Fen”.
11. (2001), Tatar Edebiyatı Tarihı, Altı Tomda, 6. Tom, Kazan: Rannur.
12. (2001), Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi (Nesir-Nazım), Tatar Edebiyatı, , C. 18, Ankara: T.C.Kültür Bakanlığı.
13. (2001) Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi (Nesir-Nazım), Tatar Edebiyatı, , C. 19, Ankara: T.C.Kültür Bakanlığı.
14.Yalçıgol, T. (2001), Risalei Gazize, 1. Kitap, ?????: İzd-vo KGU
15. Zaripova Ç. (2003), K Probleme Demonizma v Tvorçestve Sagita Rameyeva v Kontekste Vostoçno-Yevropeyskoy Estetiki, Kazan: Master-Lain.
16. Zaripova Ç. (1997), “Tukay Şiğriyetinde Dini Motivlar Çağılışı”, Tukay hem ??. gasır medeniyete, Şagıyrnen 110 Yıllıgına Bagışlangan Halıkara Konferentsiya Materialları, Kazan.
17. Zaripova-Çetin Ç. (2004), “Sagit Remiev ve Nesimi.” Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları E-Dergisi, N 2, Eylül.
18. Zaripova-Çetin Ç. (2003), “Şeyhzade Babiç’in Eserkerinde Dini Motifler”, Tyurkologiya Jurnalı, (112) Mayıs, ?????????.

[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...][ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:06 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Web Site Ekle Pagerank Toplist
harita|harita|tek link oyun>Kelimeler Megatr | dewforum.org | DivX MP4 | TOPlist Link Ekle