![]() | YENİ AÇILAN BÖLÜMLER | |
| | #1 (permalink) |
| Onursal Üye ![]() cuL de sac Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2008 Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101
Rep Puanı: 101
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Bazen hayat, istediğimiz gibi, sadece siyah ve beyazdan oluşmuyor ne yazık ki… Yorum!sevgili ipekBazen sırtımızı tereddüt etmeden dayayabileceğimiz, koşulsuz arkasında durabileceğimiz kahramanlar veya şer odağı olarak tanımlayabileceğimiz, tüm nefretimizi üzerine kusabileceğimiz kötü adamları bulmak için eski Türk filmlerine dönmek gerekiyor… Bazı konular görünenden daha zor, daha karışık oluyor ne yazık ki… Kan kokusu geliyor Lübnan’dan. Haberleri izlemek cesaret gerektiriyor. Ölen çocuklar iç parçalıyor, gözü yaşlı annelerin ağıtları insana bu trajediye karşı seyirci kalınmamalı, bir şey yapmalı dedirtiyor… Bir şey yapılmalı, evet. İstatistik haline gelen ölümler durdurulmalı, bu savaş sona erdirilmeli… Kızalım İsrail’e hep beraber. Kızmakla kalmayıp, artan sivil ölümlerin hesabını soralım tek tek. Bölgeye giden yardımları engellemesini önlemeye çalışalım, yetkilileri sadece vicdanlarımızda değil savaş mahkemelerinde de yargılatmak için elimizden geleni yapalım… Ölen çocukların, yurtlarını terk etmek zorunda kalan mültecilerin, bir ülkenin yok edilen alt yapısının bedelini, şiddet içermeyen bir şekilde, ödetelim İsrail’e. Dünya kamuoyunun desteğiyle, insanlığın önüne çıkan sınavdan geçer not alamadığı klişesini, klişe olmaktan çıkarmak için sivil inisiyatifler oluşturalım; hükümetleri etkilemeye, uluslar arası kurumları güçlendirmeye çalışalım… Peki, İsrail’i kan emen bir vampir olarak göstererek ve sadece İsrail’i suçlayarak, çözüme yaklaşmak, doğru saptamalar yapmak mümkün mü sizce? Bu günah keçisi ilanının kolay ve sancısız olduğu kesin. Ancak, sağlıklı ve sağduyulu tespitler, hareket planları için daha fazlasına ihtiyaç duyulmaz mı? “I love you Hamas” diyerek, Hizbullah’ın sadece bir sivil toplum örgütü veya siyasi parti olduğunu iddia ederek, kaçırılan askerleri yok sayarak, Hizbullah’ın savaşın başlamasına neden olan roket saldırılarını es geçerek, İsrail kamuoyunun hassasiyetlerini anlamayarak atacağımız her adım tek taraflı ve basit olmaz mı? Öfkemiz gözlerimizi; saldırganlık ve şiddet konusunda sicili pek de parlak olmayan İsrail’in işleri bu noktaya aslında zihniyet ortağı Hizbullah yardımı ile getirdiğini, bu iki acımasız zihniyetin şiddet kusmaları için birbirlerine ihtiyaç duyduklarını, dogmaların ve nefretlerinin üzerine kurdukları dayatmacı anlayışlarının birbirlerinin tutumlarını beslediklerini görmeyecek kadar mı körleştirdi? Kinimiz sağduyumuzu; iki vahşi filin müsabakasında ezilen masum sivillerin aslında ırkının, dilinin, dininin olmadığı; sadece bu filleri besleyen çimenler olduğunu anlamamızı engelleyecek kadar mı azalttı? Düşmanımın düşmanı dostumdur mantığının feci sonuçlar doğurduğunu; fareleri yemesi için beslediğimiz ve kontrolümüz altında olduğunu zannettiğimiz kedilerin bir gün kaplan haline gelip sadece vahşet ürettiğini öğretmedi mi tarih bize? Batının tarihinden gelen en büyük utançlarından biri olan anti-semitizme sahip çıkmakla; geleneğimizin en şanlı, en yüce, en insani örneklerini reddettiğimizin farkında değil miyiz sahi? Veya bir İsrail’in yaptığını yapamıyoruz, Kuzey Irak’a giremiyoruz, terörün kaynağını vuramıyoruz diye içten içe bir kıskançlıkla serzenişte bulunmak; şimdi tam vaktidir kimse de bize bir şey diyemez diyerek sınır ötesi hareketi desteklemek aslında ahlaki bir çöküntü içinde olduğumuzu göstermez mi? Hafızalarımızda bir kara leke olarak duran, felaketten çıkar sağlama anlayışının ortaya çıkardığı, deprem sonrası enkaz yağmalama görüntüleri ile bu tutum arasında etik açıdan bir fark bulunabilir mi? Martin Luther King’in belirttiği üzere son kertede hatırlananlar düşmanlarınızın sözcükleri değil de, dostlarınızın sessizliği oluyor. Yıllardır sessizlikleri ile hatırlanan, başka kıyımları kendi meselesi olarak görmeyen ve bu kıyımlara tepki vermeyen Müslümanlar şimdi ise mazlum rolünü oynuyor. Yılan bana dokunmuyor, bırak alev alsın ateş düştüğü yerde zihniyeti korkarım ki, ateşlerin düşmesini devam ettiriyor ve ateşin yeni adresinin Müslümanların yürekleri olmasına neden oluyor. Bazen hayat, istediğimiz gibi, sadece siyah ve beyazdan oluşmuyor ne yazık ki… Daha korkunç renklere sahne oluyor dünya; kırmızıya bulanıyor her yer bazen, kan kırmızısına… Yazan \n deniz Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır on 2007-05-17 04:19:52 turk milleti bildigim kadariyla her zaman baska milletlerle beraber, buyuk imparatorluklar icinde yasamistir, tek basina turk etnik unsurunun oldugu bir devlet henuz kurulamadi imparatorluk gelenegi olan bir toplulukta etnik milliyetcilik olamaz ingiltere ile almanyaya guzel bir ornektir bu konuda almanya cok kati bir milliyetciyken ingiltere bu konulardan daha uzak bir durumdadir turklerle beraber yasamak istemeyen ermeniler vede kurtler ,turkler degil eger ermeniler osmanlinin son doneminde rus ordusuna guvenip soykirim yapmasalardi bugun ermeni varligi turkiyede aynen korunuyor olacakti , her toplumun soykirima karsi koyma hakki vardir buna turklerde dahil ermeni olsun kurt konusu olsun her konuda alttan alan taraf olmak bize hep kaybettirdi dogrulari bir turlu bulamadik [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| |