![]() |
|
Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (Cep İcin)
Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (PC İcin)
| |||||||
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Onursal Üye ![]() cuL de sac Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2008 Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101
Rep Puanı: 101
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | 19.yy’ın ikinci yarısından itibaren Ortadoğu bölgesinde İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı siyasi güç kurabilme sorunları yaşayan Almanya, osmanlı devleti ile siyasi, askeri ve ekonomik ilişkiler geliştirerek, bölgeye hakim olabilecek stratejik siyasetini belirlemeye çalışıyordu.1878’den sonra Almanya, Ortadoğu’da izleyeceği politikanın belirlenmesi ve güçlenmesi için, osmanlı devletini askeri ve ekonomik yardımlarla destekleyerek, bu gücünü diğer devletlere hissettirmeye çalışıyordu. Osmanlı devleti ise, Almanya’nın ekonomik ve askeri tekniğinden yararlanma isteğini taşıdığından, Almanya’nın siyasi tekliflerini olumlu karşılıyordu. Almanya, Osmanlı devleti üzerinden geliştirdiği siyasi, ekonomik ve askeri nüfuz ile Kürdistan’daki yeraltı zenginlik kaynaklarının bulunduğu alanlara ulaşma çabası içerisinde idi. Bu siyasal ve ekonomik amaçlarına ulaşabilmek içinde, osmanlı devleti ile çeşitli antlaşmalar imzalamıştı. Örneğin;1888’de demiryolu imtiyazını almaları,1890’da Osmanlı-Alman Ticaret antlaşmasını imzalamaları ve 1903’te demiryolu Projesini almaları gibi...vs. Ayrıca 1908’den sonra osmanlı ordusuna subay yetiştirme ve ordunun silah teminini de Almanya üstlenmiş idi. Almanya’nın osmanlı devleti ile olan bu siyasal ilişkileri birinci dünya savaşına kadar sürmüş ve aynı ortaklık savaş boyunca da devam etmişti. Birinci dünya savaşı sürecinde Kürdistan’da, Kürtlere ve Ermenilere karşı gerçekleştirilen soykırım politikasında, Almanya İttihatçı hükümet ile ortak hareket ederek, destek sunmuş idi. Birinci dünya savaşındaki soykırım uygulamasında Almanya’nın çok büyük bir pay sahibi olduğu belgelerle kanıtlanan bir gerçektir. Özellikle teşkilat-ı mahsusanın, Kürdistan, kuzey Afrika ve Kafkasya teşkilatlarının Alman subaylar tarafından örgütlendirilerek, yönetildiğini kanıtlayan belgeler de mevcuttur. Birinci dünya savaşından sonra 1933’te Hitler’in iktadara gelmesiyle, Osmanlı devleti zamanında ortadoğu bölgesine yönelik gerçekleştirilen siyasetin yeniden Türkiye üzerinden yürütülmesi planlanmıştı. İdeolojik, ekonomik ve sömürge Kürdistan’da büyük sıkıntıları olan Türkiye, Almanya’nın bu siyasi yaklaşımlarına olumlu cevaplar vererek, işbirliği içerisine girmişti. Bu konuda Hitler’in, Atatürk’e yaptığı iltifatlar bilinmektedir. Hitler, Alman İmparatorunun, II.Abdulhamit ve İttihatçılara yaptığı iltifatları bilerek, böylesi bir siyasi çizgi izliyordu.1830-1918’e kadar Kürdistan politikasını Osmanlı devleti ile geliştirdiği ilişkiler üzerinden yürüten Almanya, 1925’ten günümüze kadar aynı siyasetini Türkiye ile geliştirdiği siyasi, ekonomik ve askeri işbirliği politikasıyla sürdürmektedir. Bu günkü yazımın ana çerçevesini,1941’de Türkiye-Almanya arasında yapılan „Dostluk ve Saldırmazlık antlaşması“ oluşturmaktadır. Türkiye ve Almanya arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler 1933-1939 yıları arasında doruk noktasına ulaşmış idi. Almanya, 1939’da ikinci dünya savaşını başlatınca, Ortadoğu, Kafkasya ve Kuzey Afrika konusunda Türkiye’den gizli destekler alıyordu. 1941’de Türkiye ile olan gizli ilişkilerini kısmi olarak açık bir şekilde yapabilmek için de, Ankara büyükelçisi Franz von Papen aracılığıyle, Türkiye’ye bir dostluk antlaşması önerisinde bulunur ve bu teklif Türkiye tarafından olumlu karşılanır. Ayrıca Hitler de, İsmet İnönü’ye antlaşmaya dair bir mektup yollamış idi. Türkiye Birinci Dünya savaşında İTT ile ortaklık eden eski bir ortağına yeniden kavuşmak için, 1941 antlaşmasına çok sıcak bakmış idi. Diğer taraftan, Almanya’nın yardımıyla Nisan 1941’de Irak’ta iktidarı bir darbe ile ele geçiren Raşit Ali Geylani’ye de Türkiye üzerinde yardım yolluyordu. Türkiye, Güney kürtlerine karşı, Raşit Ali Geylani’yi destekliyordu ve bu konuda Almanya ile çıkarları ortak bir noktada buluşuyordu. 1941’de Türkiye-Almanya arasında yapılan „Dostluk antlaşması’nın“ maddeleri kısaca şöyle idi: Madde 1-Türkiye cumhuriyeti ve Almanya Reich’ı topraklarının dokunulmazlığına ve bütünlüğüne, karşılıklı olarak, saygı göstermeyi ve doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak, birbirine karşı her türlü harekattan kaçınmağı yükümlenirler. Madde 2- TC ve Almanya Reich’ı ortak yararlarına olan tüm sorunlarda, bunların çözümü için anlaşma sağlamak üzere, bundan böyle aralarında dostça temasta bulunmağı yükümlenirler. Madde 3- imzası günü yürülüğe girecek olan antlaşma 10 yıl süre için geçerlidir. Bağıtlı taraflar, antlaşmanın süresinin uzatılması konusunu, zamanı gelince, aralarında kararlaştıracaklardır. Bu antlaşma onaylanacak ve onay belgeleri en kısa sürede Berlin’de verişilecektir....“(İsmail Soysal, Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları-1920-1945). Antlaşmaya Hitler’i temsilen Ankara büyükelçisi Franz von Papen ve Türkiye Reisi Cumhuru İsmet İnönü adına dışişler Bakanı Şükrü Saraçoğlu katılmışlardı. Fakat başka bir çok yazılı kaynakta geçen bilgilere göre; Türk subaylarının 1941 antlaşması gereğince Berlin’de ve Almanya’nın savaştığı cephelerde, Alman silahlarıyla eğitildiklerine işaret etmektedirler. O dönemde çıkan bazı gazetelerde, bir çok Türk subayının Almanya’nın Doğu cephesinde teftişlerde bulunduğunu yazmakta ve Türkiye’ye silah sevkiyatınn yapıldığını bildirmektedirler. Bu konu hakkında, Almanya Dışişleri arşivi ile Amerika ulusal arşivinde çokça belge bulunmaktadır. Hitler, Türkiye ve Irak hükümetleri üzerinde kurduğu siyasi ve askeri nüfuz ile ortadoğu’ya hakim olmayı tasarlıyordu. Ayrıca o dönemlerde Almanya, büyükelçisi Von Papen aracılığıyla Türkiye’de Teşkilat-ı Mahsusa’ya benzer ırkçı-turancı paravan bir örgüt kurma çalışmalarını yürüterek, bu örgüte bütçeden milyonlarca Mark ayırmıştı. Türkiye, Hitler’den aldığı güç ile Kürtler ve Yahudiler üzerindeki baskısını daha da arttırmış idi. İç güvenliği sağlama ve ulusal sınırları koruma adı altında Kuzey, Dogu ve Güney Kürdistan’lılar üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştu. Sonuçta, Türkiye, 1930’lardan sonra Almanya ve İtalya’daki faşist ideolojilerden yararlanarak, kendi ideolojisini oluşturmaya çalışıyordu. Türkiye’nin, Hitler ile geliştirdiği askeri, siyasi ve ekonomik ilişkilerin doruk noktasını ise 1941’de yapılan Türkiye-Almanya Dostluk antlaşması oluşturmaktadır. Almanya, 1950’den sonra da Türkiye ile geliştirdiği siyasi ilişkilede, daha önceleri olduğu gibi, günümüzde de Kürdistan ve Kürt olgusuna siyasal anlamda temas etmemeyi tercih etmektedir. [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Alman Faşizminin Türkiye’deki Propaganda Faaliyetleri | Cümle Mühendisi | Siyasi Haber | 0 | 12-28-2007 01:35 AM |
| **Spor Terimleri ** | Cümle Mühendisi | Diğer Konular | 1 | 12-26-2007 08:53 PM |
| 1.Türkiye’nin Jeopolitik Önemi | Asi. | Coğrafya, | 0 | 12-23-2007 09:32 PM |
| 1.Türkiye’nin Jeopolitik Önemi | Asi. | Coğrafya, | 0 | 12-23-2007 08:41 PM |
| Uluslararasi Iliskiler SÖzlÜgÜ | Asi. | Siyasal Bilimler | 8 | 12-08-2007 12:47 PM |