![]() | YENİ AÇILAN BÖLÜMLER | |
| | #1 (permalink) |
| Onursal Üye ![]() cuL de sac Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2008 Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101
Rep Puanı: 101
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | 1908’den sonra Osmanlı devleti sınırları dahilinde İttihat ve Terakki komitesi tarafından örgütlendirilerek, canlandırılmaya çalışılan Türkçülük ideolojisinin, o dönemde Kürt ve Kürdistan kavramlarını yakından bilen bir çok Kürt kökenli aydın, yazar, şair, siyasetçi ve mülkiyeli bürokrat tarafından da desteklenmesi, dikkat çeken önemli bir siyasal olgudur. Bu siyasal olgunun içinde yaşadığımız yüzyılda da Kürt kökenli yazarlar/gazeteciler arasında büyük oranda pek değişiklik göstermemesi, konunun tarihi kökenlerini gerek toplumsal ve gerekse tek tek kişiler bağlamında incelemeye değer bir hale getirmektedir. Aynı zamanda bu siyasal olgu, Kürt toplumunun çok sıkça uğradığı başarısızlıkları da içinde taşımaktadır. Şimdiye kadar Kürtler arasında konuya yakın ilgisinden dolayı, en çok tartışılan kişi, Ziya Gökalp olmuştur. Gökalp, 1909’a kadar yazdığı yazılarda Ziya-i Kürdistan ismini kullanmış, 1909’dan sonra Türkçülük ideolojisini benimsemiş, Kürtlerin, Türk olduğunu ispatlamaya çalışmış ve 1924’e kadar da bu tavrını sürdürmüştür. Tarihi açıdan bu konu incelendiğinde, 1909’dan sonra bir çok Kürt kökenli yazarın, mülkiyeli bürokratın Türkçülüğe meyil gösterdiğini ve konu hakkında çeşitli yazılar/araştırmalar yaptıklarını görmekteyiz. 20.yy’ın ilk başlarında Osmanlı devleti tarafından Kürdistan’da yapılan haksızlıkları çeşitli yazılarda ve raporlarda dile getiren çoğu Kürt kökenli yazar ve mülkiyeli bürokrat, İttihatçı iktidar ile birlikte, Kürt toplumunu ilgilendiren konulardan pek bahsetmeyerek, uzak durmayı tercih ederek, Türkçülük ideolojisine meyil göstermişler idi. Konumuza en iyi örneği, Meşhur Türk şairi, meşhur Türk edebiyatçısı ve meşhur Türk mülkiyeliler arasında anılan Diyarbakır Kürtlerinden olan Süleyman Nazif teşkil etmektedir. Bu günkü yazımda, 1908’de Kürt Teavün ve Terakki gazetesinde yazdığı yazılarda Kürt milliyetçiliğini öne çıkaran ve 1909’dan sonra da Türkçülüğe kanalize olan, İttihatçı iktidar döneminde bir çok Türkçü gazetede (Türk Yurdu gibi..) yazılar/şiirler yazan, çeşitli vilayetlerde mülkiyeli olarak valilik yapan, içişler bakanı Talat Paşa’ya sadakatini göstermeye çalışan, Kürt kökenli Süleyman Nazif (1869-1927) konusuna kısaca değinmeye çalışacağım. Ayrıca bu yazıda ağırlıklı olarak, Kürt Teavün ve Terakki gazetesi (1908), Meşhur valiler(1969) ve Son Türk tarihinin önemli olayları ile birlikte Yeni Türkiye Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler (1968) adlı kaynaklardan yararlanılmıştır. 1908’e kadar Sultan II.Abdulhamit iktidarına karşı, İTTK ile birlikte çalışan Süleyman Nazif, İttihatçıların Paris’te çıkardıkları „Meşveret“ gazetesinin yazarları arasında yer alıyordu. Daha sonra II. Abdulhamid’i öven şiirler de yazmıştır. Fakat buna rağmen, Sultan tarafından sürgüne gönderilmişti. Bursa sürgününden sonra, 1908’de İstanbul’a gelerek, Ebuzziya Tevfik ile beraber Tasvir-i Efkar gazetesini çıkarmıştı. Aynı dönemde Kürt Teavün ve Terakki derneği çevresi ile iyi ilişkiler içerisinde idi. Derneğin yayını olan „Kürt Teavün ve Terakki gazetesinde“(1908-1909) „Kürt ve Kürdistan, İzmir Kürdistan değil ve Osmanlı bağımsızlığı“ adlı üç tane makale de yazmıştı. S.Nazif ilk yazısında Kürt milliyetçiliğini öne çıkararak, Kürtlere yapılan haksızlıkları dile getirmektedir. Örneğin: ...’Kürt ve Kürdistan’ adlı yazısında sık sık Kürt ve Kürdistan kavramlarına vurgu yaparak, Kürt milliyetçiliğini savunarak, Osmanlı yönetiminin Kürdistan’daki idari yapısına dair faaliyetleri çok sert bir dil ile eleştirmektedir. „...Kişinin zaman ve tutumuna bağlı olan bazı istisnai dönemler bir yana bırakılırsa, Kürdlerin şu dört yüz bu kadar yıl içinde gördükleri,zulüm ve hakaretten başka bir şey değildir....Kürdler yönetimin gözünde vergi vermekle yükümlü bir sürüden başka bir şey değildi..., vergi veren ve askerlik yapan bir sürü!..., Kürtler mensup oldukları toplumsal kuruma yalnız el emeklerini ve alın terlerini değil, kanlarını da sunmaktan hiç bir zaman çekinmediler. O zaman belgelerini arayınız; Viyana surlarının ve Girit kalelerinin önünde Kürt cenazelerini bulursunuz.....“, “İzmir Kürdistan değil“ adlı makalesinde ise, İzmir mebusuna cevap niteliğini taşımaktadır. “....Kürdistan’da niçin bu kadar zulüm ve yıkımlar var? Sorusu, o acıtıcı karşılaştırmayı izleyip dengelemeliydi. Evet, Kürdistan baştan başa yıkım yeridir ve dünyanın ne kadar vahşet ve zulümleri varsa, hepsi bu yıkım yerinde bir araya geliyor. Durumuna, bir aşiretten, dünyayı ele geçiren bir işgal gücü çıkaran bu koca devlet, bu köhne hükümet ağlasın....“(Kürt Teavün ve Terakki gazetesi, S.110, 348). Kürt milliyetçiliğine dair yazdığı bu yazılardan bir kaç ay sonra,(1909’dan sonra) tıpkı Gökalp gibi Kürtlükten uzaklaşarak, Türkçülüğe ilgi göstererek ve Osmanlı yönetiminin kendisine sunduğu görevleri kabul eden Süleyman Nazif, Osmanlı yönetimi tarafından en çok eleştirdiği kurumların başına getirilmiş idi. Örneğin;bir çok memuriyet görevlerinin yanında, 1909’da Basra Valiliğine,1910’da Kastamonu, 1911’de Trabzon, 1913’te Musul, 1914’te Bağdat valiliği görevlerinde bulunmuştu. S.Nazif, 1913’te Musul valisi iken, Kürtlere yapılan haksızlıklara tepki göstererek, bir Kürt yönetimini kurmaya çalışan Abdulselam Barzani’yı tutuklatarak, Musul’da idam edilmesi kararını vermişti. 1908’de Kürtlere yapılan haksızlıkları dile getiren S.Nazif, beş yil sonra yani 1913’te bu haksızlıklardan dolayı isyan eden Kürtlere kendisi büyük zulümler yaparak, liderlerini de Vali olarak verdiği emirlerle öldürülmelerini sağlamıştı. S.Nazif’in kişiliğine dair 1908 ve 1913 olayları karşılaştırıldığında, birbirleriyle tamamıyla zıtlıklar içeren bir konumdadır. Kürt milliyetçiliği kapsamında, Kürdistan’daki zulümleri eleştiren S.Nazif, 1913’te aynı zulümleri kendisi vali olarak Kürtlere uygulamış idi. Süleyman Nazif, 1911’den sonra başta Türk yurdu dergisi olmak üzere hemen hemen dönemin bütün Türkçü gazete/dergilerinde yazılar yazmıştı. Örneğin;“ „Irkına, vatanına, tarihine ihanet etmiş olan insanların ve milletlerin hiçbirini unutma Türk oğlu/Unutma ve affetme“ biçiminde geliştirdiği fikirlerle, kendisini Türk olarak tanımlaya çalışıyordu. Kürt kökenli Süleyman Nazif’in siyasal çelişkilerle dolu yaşam hikayesi, bir boyutuyla günümüzde hala var olan Kürt sorununun çözümsüz ve karmaşık haline çok iyi bir örnek teşkil etmektedir. [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bir baska kaynak... Kürtler! | cuL de sac | Renklerimiz | 0 | 01-21-2008 05:54 PM |
| 'Kürtler yeterince Türkleşti; biraz da bizler Kürtleşelim' | BurHaN | Güncel Haberler | 0 | 01-12-2008 04:55 PM |
| Süleyman II (1642 - 1691) | Asi. | Biyografi | 0 | 12-12-2007 08:15 PM |
| Süleyman Paşa ( 1838)- (1892) | Asi. | Biyografi | 0 | 12-12-2007 03:12 PM |
| türkiyedeki masonlar?n tam listesi | _sakin_ | Serbest Konular | 9 | 12-01-2007 09:51 PM |