![]() | YENİ AÇILAN BÖLÜMLER | |
| | #1 (permalink) |
| Onursal Üye ![]() cuL de sac Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2008 Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101
Rep Puanı: 101
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Sömürge Kürdistan’da, cumhuriyet döneminin ilk yıllarından beri askeri şiddet ve zulüm ile egemenliğini sürdüren Türkiye, yaklaşık yüzyıldır, Kürt toplumunun ihtiyacını duyduğu bütün toplumsal kurum ve öğelerin tümüne yasaklar getirerek, geçmis Kürt sosyal/siyasal ilişkilerinde işlevsel yararı olan temel unsurları ortadan kaldırarak, Kürt toplumsal değişiminin önüne geçerek, Kürtlerdeki bütün toplumsal yapıları, Türklük dünyası içinde tahrip/asimile ederek, tarihi belleği silinmiş, geçmişsiz ve geleceksiz bir toplum yaratmaya çalışıyordu. 1924’ten sonra zorunlu olarak, Türklük esasları üzerinde, Kürtlere uygun görülen bütün toplumsal yapı, öğe ve kurumlar, Kürt toplumsal değişminde önemli roller oynıyabilecek olan Kürt kültürel, siyasal ve tarihi sosyal süreçleri tümüyle olumsuz yönde etkilemiş idi. Türkiye’nin kurucu kadroları, Kürdistan’da soykırım, kıyım, tehcir ve şiddet uygulamalarını Kürtler üzerinde deneyerek, bununla Kürtlerin kendi toplumsal gelişmelerini tayın etme/etkileme olanaklarını tümden ortadan kaldırmışlar idi. Türkiye’de oluşturulan, Türk resmi ideolojisi, sömürge Kürdistan’da iç ve dış güvenlik işlevini görerek, Kürdistan’daki toplumsal hayatın bütününü esaret altına almıştı/almaktadır. Cumhuriyetin kuruluşundan beri, Türk yönetimi kurumsal olarak, sömürge Kürdistan’da, bütün toplumsal gelişmleri belirleyen, etkileyen ve aynı zamanda Kürt toplumsal yapısını cezalandıran bir konumdadır. Örneğin:bir toplumda siyasal, kültürel, sanatsal, sosyal ve ekonomik yapıyı doğrudan etkileyen Kütüphaneler, insanlık tarihinde varlıklarını devamlı olarak sürdüren kurumlar arasında yer almaktadırlar. Türkiye’nin kuruluşunu sağlayan ırkçı kadroların, inkarcı yaklaşımından dolayı, 1925’ten sonra Kürdistan’da, kurumsal anlamda, Kürt kütüphanelerinden bahsetmek mümkün olmamaktadır. Türkiye, bunun yerine sömürgeci siyasetin önemli bir ögesi olarak değerlendirdiği, Kürt toplumunda büyük oranda „bellek silme/asimilasyon“ işlevini gören, Türk dilini esas alan, Türk milli kültürünün önemli kurumlarından sayılan, Türk milli kütüphanelerini çok yaygın bir şekilde, sömürge Kürdistan’ın bütün bölgelerinde kurumsal olarak yaygınlaştırma siyasetini izliyordu. Türkiye’de, bilgi edinme anlamında Türk toplumuna önemli yararlıklar sağlayan ve resmi devlet ideolojisinin önemli bir parçası olarak ortaya çıkan (1924) Türk milli kütüphaneciliği, sömürge Kürdistan’da ise, devletin Kürt ulusunu yoksayan propaganda faaliyetlerindeki siyaset öğeleri arasında değerlendiriliyordu. Bu yazıda, sömürge Kürdistan’da Türk ırkçılığını esas alan devletin resmi ideolojisi ve Türkleştirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasında önemli roller oynayan Türk milli kütüphaneleri hakında kısaca sözedeceğim. Kürdistan’da hala sömürgeci ve Türkçü faaliyetlerin önemli bir siyasal ögesi olarak sayılan Türk milli kütüphaneleri, fikir olarak 1911’den sonra tartışılmaya başlanmıştı. İttihatçılar bir taraftan milli kütüphane düşüncesiyle, Türkçülüğü, Türk topluluklar arasında yaygınlaştırma siyaseti izlerken, diğer taraftan Kürtlere ve Ermenilere karşı asimilasyon aracı olarak kullanma gayesini taşıyordular. İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarı zamanında ilk defa ortaya çıkan „Halk Kütüphaneleri ve Türk milli kütüphaneleri“ kavramları, İttihatçıların bir dernegi olan Türk ocakları (1912) etrafında toplanan Türkçü aydınlar (Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu,Yusuf Akçura gibi) tarafından çıkarılan yayınlarda, tartışılmış idi. İttihatçılar, iktidarları döneminde Türk milli kültürünü Kürt, Ermeni ve diger cemaatler üzerinde egemen kılabilmek için, Türk milli kütüphane fikrini eğitim ve reform programları içinde değerlendiriyorlar idi. İttihatçılar, Türkçü-Turancı gayelerinin önemli bir parçası olarak gördükleri Türk milli kütüphaneleri hakkındaki amaçlarını „Özer Soysal,Cumhuriyet ve Kütüphaneciliğimiz“ adlı çalışmasında şöyle izah etmektedir: “Kütüphane kurumu siyasal güç eliyle belli bir amaç için ve stratejik anlayışla ilk kez Meşrutiyet döneminde kullanılmak istenmiştir..” Ki Kürdistan’da aynı siyasal strateji cumhuriyet döneminin ilk yıllarında ve günümüzde hala inkarcı bir faaliyet olarak uygulanmaktadır. İttihat ve Terakki iktidarının talimatıyla, Türk milli kütüphanelerini yaygınlaştırmak için 1912-1918 yılları arasında Kürdistan dahil Osmanlı sınırlarındaki bir çok vilayette „Halk kütüphaneleri“ adıyla Türk milli kütüphaneleri açılmıştı. Türkiye’nin kurucu kadroları da, İttihatçıların savaş nedeniyle tam başarıya ulaştıramadıkları Türk milli kütüphaneleri programını oldugu gibi kabul ederek, 1924’ten sonra çeşitli yasalarla,tekrardan devletin hizmetine sunma gereğini duymuşlar idi. Örneğin: Tevhid-i Tedrisat Kanunu (1924), Harf Devrimi (1928), Halkevleri/Halk kütüphaneleri (1932) ve Kütüphaneler Komitesi Raporu (1960) vs. Devletin, Türk milli kütüphanelerini, resmi ideolojinin önemli parçalarından biri olarak görmesinin ve denetiminde yasalarla tutmasının ana nedenlerinden birisi de, Kürt toplumsal yapısını yoketme gayesi oluşturmaktadır. Devlet tarafından 1949’da kurulan Türk Kütüphaneciler derneği ve bu derneğin yayını olan Kütüphaneciler dergisi, Kürdistan ve Kürt olgusuna inkarcı yaklaşımı, demokratlık adı altında Kürdistan’da Türkçü faaliyetler yürütmesi, konumuza iyi bir örnek teşkil etmektedir. Ayrıca 1952-2007 yılları arasında yılda 2 ile 4 sayı arasında yayınlanan „Kütüphaneciler dergisinin bütün sayılarında yaptığım incelemede, Kürt ve Kürdistan kavramlarına ulaşmak mümkün olmadığı gibi, yazılan bütün makalelerde, Türk milli kültürünü, edebiyatını Kürdistan’da yanı “Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da“yayma siyasetinin elde ettiği başarılardan övgüyle sözedilmektedir. Sömürge Kürdistan’da, Türk milli kütüphaneleri, açılan okuryazarlık kursları ve Türk kültürünü, edebiyatını, sanatını geliştirme kampanyaları ile genel eğitim seferberliğinin parçaları olarak da faaliyetlerini yürütmüşlerdi/yürütmektedirler. Kürtler, Türk milli kütüphaneleri aracılığıyla, Türk siyaset ögelerini, Türk kurumlarını, Türk edebiyatını, Türk kültürünü, Türk eğitim sistemini ve Türk sanatını öğrenmek zorunda bırakılmaktadırlar. 1924’ten günümüze kadar muhafazakar Türk aydınları düşünsel anlamda, Kürdistan’da açılan Türk milli kütüphanelerinin oluşumuna önemli katkılar sunmaktadırlar. [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Büyük Türkiye İdeali İçin… | cuL de sac | Düşünce Grubumuza Katılın | 0 | 01-22-2008 08:31 PM |
| fenerbahçemizin anlı şanlı tarihi (herşey var) | sanal baskan | FB Multimedia | 0 | 01-21-2008 09:39 PM |
| Türkler ve tarihe yolculuk | cuL de sac | Renklerimiz | 0 | 01-21-2008 06:15 PM |
| Türk Edebiyatinda Yazin Akimlari | Asi | Türk Dili ve Edebiyatı, | 0 | 01-17-2008 11:15 AM |
| Mİlli Edebİyat Hareketİ | Asi. | Türk Dili ve Edebiyatı, | 0 | 12-08-2007 11:01 AM |