![]() | YENİ AÇILAN BÖLÜMLER | |
| | #1 (permalink) |
| Onursal Üye ![]() cuL de sac Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2008 Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101
Rep Puanı: 101
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Diyarbakır Barosu’nun düzenlemiş olduğu “Herkes için Adalet Projesi, Hukukun Üstünlüğü seminerleri” dizisinin 6.’sı olan AB Müzakere süreci ve Kürt Sorunu konulu seminer, 22 Kasım Cumartesi günü Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin tiyatro salonunda yapıldı. 2 bölüm olarak düzenlenen seminere konuşmacı olarak politikacı ve 16 yıl Gaziantep Belediye başkanlığı yapan Celal Doğan, Prof. Dr. Gencay Gürsoy ve gazeteci Mehmet Altan katıldı. İlk konuşmacı Gencay Gürsoy, konuşmasında; 20 yakın Kürt isyanının kanla bastırıldığını belirtti. 12 Eylül askeri darbesine değinen Gürsoy şöyle konuştu; “80’lerde cezaevlerinde büyük acılar yaşandı, yüzlerce köy yıkıldı, sadece Kürtler değil onlarla beraber Türkler ve Türkiye’de yaşayan bütün halklar pislik yedirmeden tutun da daha başka birçok işkencelerden geçirildi, hala da bu süreç temizlenmiş değil. Silahlı çatışmaların en yoğun olduğu dönemde bile Türkiye’de bir etnik çatışma yaşanmadı. Ta ki son 6-7 ay içindeki gelişmelere kadar. Şu anda Türkiye adım adım bir etnik çatışmaya gidiyor gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Silahlı eylemler nitelik değiştiriyor ve bölgenin sınırlarından ülkeye doğru yayılacağına dair istihbaratlar gelmeye başladı. Örneğin Trabzon olayları.” Başbakan Recep Tayip Erdoğan’la yapmış oldukları görüşmeden de bahseden Gürsoy “150 imzalı deklarasyonun temel mesajı hareketin arkasında duran PKK’ya yönelikti. Önkoşulsuz silahlı eylemlere son verilsin çağrısıydı. Çoğu kesim bu mesajı tek taraflı olarak değerlendirdi. Her iki taraf da bizi karşı tarafın sözcülüğünü yapmakla suçladı. Toplum olarak hem Kürtlerin hem de Türklerin rehabilitasyon sürecine ihtiyaç var” dedi. Toplantının çözüm önerileri bölümünde ise AB’nin genetik şifresinin kendisine pek uymadığını, bunun bir şirketler sözleşmesi olduğunu ifade ettikten sonra uyum yasalarıyla aslında pratikte çok bir şeyin değişmediğini de, Orhan Pamuk a yapılan saldırıları örnek vererek açıkladı. Gürsoy, “Türkiye’de bulunan iki toplum olarak Türkler ve Kürtlerin birçok sorunu vardır. Örneğin Türk toplumu bir imparatorluk mirasının ardından, ulusal geliri çok düşük, sağdan soldan tokat yiyen bir devlet olarak bir toplumsal paranoya üredi bu memlekette. Aşağılık kompleksi, eziklik oluştu. Entelektüel geçinen insanları bile biraz kazıyınca altından bu defolar, eksikler çıkıyor. Bu toplumsal hastalık, arkadan vurulma korkusu geçmişle kıyaslanınca anlaşılıyor. Kürtler bizi arkadan hançerleyecek, bölecek korkusu çok yaygın. Kürt toplumunda ise Türkiye batı baskısı olmasaydı bizi bitirirdi inancındadır. Soğukkanlı bir tartışma olmadan böylesine hastalıklı bir ortamda çözüm bulunamaz, rehabilitasyon gereklidir. Bu rehabilitasyon sürecinin de başlaması için de ölümlerin biran önce durması gereklidir.” şeklinde konuştu 2. konuşmacı Mehmet Altan ise babasının milletvekili olduğu dönemlerde evlerinin bulunduğu sitede tek demir parmaklıklı evin kendilerinin olduğunu, kendileri için bile o dönemde Kürt sorunundan bahsetmenin pek mümkün olmadığını dile getirerek “Ben ilk defa Kürt sorununu l989 yılında Erdal İnönü ile özel uçakla Diyarbakır’a geldiğimizde kavradım. Feryat halktan gelirken İnönü askeri vs. yetkililerle yani devlet yetkilileri ile görüştü, o zaman sorunun boyutunu iyice gördüm. O günden beri hep Kürt sorununu düşündüm. Bugün panelin isminde yazan AB müzakere süreci, değişikliği ifade ediyor, o günden bu yana olan belki de tek değişikliği. Bu AB müzakere süreci her yeri yeniden değerlendirmeyi gerektirecek kadar önemli bir süreç...” dedi. İnsanların bundan sonra ağırlık vermesi gereken mücadele şeklinin hukuki mücadele olduğunu da dile getiren Altan, İnönü’nün bir sözünü de Türkiye’de yaşayanları tanımlamak için kullandı. Altan “İnönü’nün de dediği gibi Türkiye halklarına öl de ölürler ama 30 gün kuyudan su çek de, çekmezler... Artık AB ile devlet birey ilişkileri önem kazanıyor, bu süreci durdurmaya asla kimse aracılık etmemeli, bu süreç asla kesilmemeli, bu sürecin kesilmesi sadece ve sadece mevcut statükonun devamını isteyen çevrelerin işine gelir ve asla yönetilenin işine gelmez, bunu korumanın tek yolu da hukuken Ab sürecinin getirdiği yenilikleri öğrenmekten geçer” dedi. Kürt Sorununun çözümünün cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ilk defa bu kadar çözüme yakın olduğunu ve bugün bu süreci ancak rant çevrelerinin engellemek istediğini sözlerine ekledi. Daha sonra söz alan Gaziantep eski Belediye Başkanı Celal Doğan ise Kürt isyanlarının sebep değil sonuç olduğunu, bütün isyanlar boyunca meselenin sadece güvenlik meselesi olarak görüldüğü için bugün sorunun daha da büyüyerek ortaya çıktığını belirterek “Ben en AB’cilerdenim ve AB’yi bir medeniyetler manzumesi olarak görüyorum.” dedi. Seminerin ikinci oturumunda Diyarbakır Barosu Avukatları Mesut Beştaş, Muhammed Akar, Sedat Yurttaş ve Sabahattin Korkmaz konuşmacı olarak yer aldılar. Songül YILDIZ [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Etnik Kimlik | cuL de sac | Etnik Gruplar | 1 | 01-25-2008 10:00 AM |
| 55 milyon kişi 'etnik olarak' Türk | cuL de sac | Etnik Gruplar | 0 | 01-23-2008 01:01 PM |
| Türkiyede Etnik Gruplar | cuL de sac | Renklerimiz | 1 | 01-21-2008 05:25 PM |
| 1.Türkiye’nin Jeopolitik Önemi | Asi. | Coğrafya, | 0 | 12-23-2007 09:32 PM |
| 1.Türkiye’nin Jeopolitik Önemi | Asi. | Coğrafya, | 0 | 12-23-2007 08:41 PM |