Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Düşünce Grubumuza Katılın > Renklerimiz

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 175 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-21-2008, 07:12 PM   #1 (permalink)
Onursal Üye

cuL de sac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

cuL de sac Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101 Rep Puanı: 101 Rep Derecesi: cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart İzmir ve Çevresi Rum Halk Müziğine Genel Bir Bakış




Muammer KETENCOĞLU

21 Nisan 2003

İzmir ve Çevresi Rum Halk Müziğine
Genel Bir Bakış
"Gül yapraklarından hep elbiseler yaparım.
Giyip geçerim, kalbini çalmak için.
Sana sesleniyorum, dinle
Bir kağıt al, yaz.

Karar verdim kuşum, sen de karar ver
İki kalp bir olsun,
Tek vücut, tek ruh

Aman gel aman
Sevdalim aman

Altınları sana vereyim, tatlı ve kara gözlüm"


Şarkıcı, araştırmacı Domna Samiu'nun derlediği en sevilen İzmir türkülerinden biri.

Rumlar, şehirlerin en güzeli dedikleri İzmir ve çevresinin yerleşik en eski halkıdır. Denizcilikte olduğu kadar, tarımda ve özellikle şarap üretiminde son derece ustaydılar.

14. yüzyılda Osmanlı egemenliğinin kesin olarak yerleşmesinden sonra yaşanan yeniden biçimlenme, 17. yüzyıldan başlayarak azınlıklara karşı uygulanan görece yumuşak tutumla birlikte, Küçük Asya ve İzmir'in eskiden olduğu gibi bir refah şehri ve çekim merkezi olmasını sağladı.

İzmir ve çevresi, depremler, 1770 Osmanlı-Rus savaşı, 1821-1829 Yunan Bağımsızlık Savaşı sırasında yaşanan yoğun baskılar, Girit Savaşı gibi sayısız felakete karşın, İç Ege ve Ege adalarındaki, daha mutlu bir hayat yaşamak isteyenlerce göçe uğradı. Daha mutlu bir hayat beklentisi, şimdiki gibi boş bir hayal değildi de doğrusu. 20. yüzyılın başında, dillerin kucaklaştığı, zamanın en zengin kültür ve eğlence hayatının sürdüğü, gerçek bir kozmopolit şehir olan, tarım, eğitim ve mimaride zamanın en gelişmiş seviyesindeki kırsal bölgeler, Aydın, Manisa ve özellikle de Erythrea organize bir uygarlığın iki yüzünü temsil ediyorlardı.

İzmir ve çevresi Rum folkloruyla ilgili literatüre baktığımızda , Türkçe'de bölge adı olarak tam karşılığı bulunmayan Erythrea'nın oldukça baskın olduğunu görüyoruz. Çeşme, Alaçatı, Urla, Seferihisar ve Karaburun'u kapsayan Erythrea 1910'lara dek tarımda en yeni üretim tekniklerini kullanan zengin bir tarım toplumu olmakla birlikte, yanı başındaki İzmir'de olup biten kültürel ve günlük hayata dair yenilikleri de izleyen çağdaş bir görünümdeydi. İç Ege'yi de kapsayan Küçük Asya coğrafyası içinde sayıca en çok türkü ve dans, Yunanistan'da, Erythrea göçmenlerinden toplanmıştır.

Erithrea yöresinden Alaçata (Alaçatı) ve Sivrisarri'den ( Sivrihisar) bir aşk şarkısı olan "Passas"(Paşa) , Makedonya'da da Kalamatianos Sirto'su olarak ayni melodi fakat farklı sözlerle söyleniyor :

PAŞA
İstanbul'da paşa olaydım, of aman, yandım aman
Ya da polis İzmir'de - hey dost hey, bir çift söz eyle
Kızlara zabit olaydım, of aman yandım aman,
Yukarı mahallede - hey dost hey, bir çift söz eyle.

Ah bir hakim olaydım, of aman, yandım doldur şarabı,
Güzele takılaydım, hey dost hey, şarabım nerde?
Kızların en güzelini, of aman yandım, doldur şarabı
Gayri hiç bırakmasaydım, hey dost hey, şarabım nerde?

Berbata çıkmış adım, of aman yandım, doldur şarabı,
Bilmem neden berbatım, hey dost hey, çık paraları
Güzel sevdim diye mi, of aman yandım, doldur şarabı,
Çapkın derler sevdalım, hey dost hey, çık paraları

1907'den başlayarak pek çok etnomüzikolog gerek doğrudan Erythrea'dan, gerekse Yunanistan'a göçmüş Erythrea göçmenlerinden pek çok türkü ve dans melodisi kaydetmiş, notaya almıştır.

Ege adalarından Erythrea'ya gerçekleşen göçlerden ve adaların coğrafi yakınlığı dolayısıyla, bölgenin müzik kültürü, Ege'nin genel karakteristiğinin görece dışında olarak adalardaki müzik kültürüyle yakın akrabadır.

Bundan ötürü Ege adalarında olduğu gibi, şarkılara, özellikle de dans havalarına keman ve santur eşlik eder. Ayak figürlerinin baskın olduğu balo, dansçıların birbirine mendillerle tutunarak oynadıkları ağır sirto, eller serbest olarak neşeli, ada havaları tarzında oynanan hızlı bir sirto alestika, ağır ya da hızlı kasap havaları, yüz yüze oynanan karşılamalar ve kuşkusuz zeybekler bölgenin başlıca dans repertuarını oluşturur.

Keman ve santurdan daha da yaygın olarak, şarkılara tümbeki ya da tumbi dedikleri, bildiğimiz dümbelek ya da tava ( tavades) eşlik eder. Hatta izleyicileri eğlendirmek için maskaraların da sık sık getirildiği büyük şenliklerde tepsi de ritm sazı olarak kullanılırdı. Toprak dümbelekler genellikle Erythrea'da yapılır, zaman zaman da Menemen'den getirtilirdi.

Bölgede konu ve form itibariyle pek çok çeşit şarkı bulunur; eski sınır boyu şarkıları -Akritika- , bilinen temalarda uzun hikayeli şarkılar, düğün şarkıları, ağıtlar, ninniler, çocuklar için tekerlemeler, aşk şarkıları ve dini takvimle bağlantılı şarkılar.Bir Alaçatı "Ballo" su olan "Ela na se Filiso" ( Gel Seni Bir Öpeyim) şarkısına eşlik eden dansta, herkes tapsi ya da tümbelekle bu şarkının ritmine katılır, bütün gece süren eğlence boyunca dans edilirdi. "Apokries" karnavalının favori şarkısı olan "Ela Na se Filiso" nun sözleri de dansı gibi cilvelidir:

GEL SENİ BİR ÖPEYİM
Kim ola bu güzel kız, giriverdi oyuna,
Güneş de gülümsedi işveli endamına,

Gel seni bir öpeyim,
Öpüver sen de beni
Şahit olsun el alem,
Şahit ol sende e mi?

Şarkılar okuyayım sana güzel meleğim,
O incecik belini yüzükten geçireyim.

Çıkıver pencereye,
Aman görmesin anan,
Mercanköşkün su ister,
Versene maşrapanlan.

Çapkın çapkın salınma, açılma pupa yelken,
Sırçadandır yüreğim, kırılır orta yerden.

Gel seni bir öpeyim,
Kaç git hemen ardından,
Komşular göremesin
Yandığını sevdamdan.

Uzun boylu narin bey,
Tatlı esintim benim.
Alem bilir aşkını
Kostak yürü çelebim.

Sen ballı üzüm olsan
Ben olayım salkımın,
Sen öp beni dudaktan
Ben o gül yanaktan.

Bu arada çocukken annemden duyduğum ninninin, Erythrea göçmeni Kleoniki Dzuanaku'nun (bölgenin müziğini günümüze taşıyan en son amatör müzisyendir, dümbeleği ve sesi ile pek çok kaydı bulunmaktadır) sesinden kaydedilmiş bir ninninin sözleri dışında tamamen aynı olduğunu fark ettiğimde içimin ısındığını belirtmeden geçemeyeceğim:

NİNNİ
Bebeğimin babası kartal, anası yıldız,
Bebeğimi doğurmuş bir güvercin kız.

Ninni bebeğim uyu
Uyku insin gözüne.

Ninni yiğidime, gül kokuluma,
Anası vermiş bebeğimi bir sepet gül içinde,
Kralın kapısına koymuş fesleğenler içinde
Kralın üç güzel kızı oyalar işlerlermiş,
Birisi gökyüzünü, birisi ay dedeyi,
En küçüğü de benim minik yiğidimi.
Ninni güzel bebeğime,
Nurlar insin ellerine.

Uyusun da büyüsün bebeğim,
Getirsinler ayağına,
Girit'in zeytinyağıyla,
İstanbul'un papatyasını.

Bebeğim uyuyuversin,
Dişleri de çıkıversin.

Erythrea şarkılarında mitoloji ve Pagan öğelerine oldukça sık rastlanır. Kadınlar arasında bir araya gelme nedenine bağlı olarak emprovize mani söyleme geleneği vardı. Ayrıca lembi denen geleneğe göre gençler geniş bir salıncağa oturarak ileri geri, sağa sola, sallanırken aşk şarkıları söylerlerdi.

"Burada hiçbir ton baskın değildir. Burada duyulan tüm dünyanın sesleridir." A. Sikelianos

İzmir türküleri ile ilgili ilk ciddi çalışma 1870'de yapılmıştır. Toplanan elli kadar türkünün kimi Erythrea ya da Aydın'dan İzmir'e geçmişse de büyük kısmı köklü bir şehrin, oturaklı havasını ve kültürel tamamlanmışlığını gösteren karakterdedir.

Ayni sözlerin değişik melodilerle söylendiği "An Pethano Riksete me" ( Ölürsem Derin Sulara Atın Beni) adlı şarkı, Fransız Ducoudray'in İzmir'de bulunduğu yıllara ait gözlemlerinde sözünü ettiği bir şarkı olup Hicaz makamının yaygın ölçülerine sahiptir:

ÖLÜRSEM DERİN SULARA ATIN
Ölürsem derin sulara atın beni - rumba,
Rumba, rumba, rumbala
Bedenim kayık olsun, ellerim kürek,
Rumba, rumba, rumbala,
Anlayamam nedendir bana derman ararsın,
Rumba, rumba, rumbala,
Tabiplerden bulmaz derman bu yürek
Rumba....


Bildiğimiz Osmanlı sazları eşliğinde söylenen ve gelecekte bütün Yunanistan'ı fetheden rebetiko şarkılarının öncülü olan, bu eski İzmir türküleri, bir yanıyla Erythrea'da olduğu gibi neşeli, kaygısız ada özelliklerini gösterirken, diğer yanıyla amaneleri ve dokunaklı Anadolu duyarlılığını içeren ikili bir nitelik taşır.

1920'den önce yüzbinlerce Rum'un yaşadığı bu renkli şehir hayatında aklımıza gelen ve gelmeyen her ayrıntı bir aradadır. Bu yıllarda İzmir'de pek çok profesyonel müzik grubu bulunmaktaydı. İç Ege'den taşınmış köy türküleriyle, şehirli kimliği baskın sanatlı şarkılar, büyüklük, dekor ve sattıkları içki türlerine göre adları değişen mekanlarda akşamüstlerinden başlayarak çalınıp söylenirdi.

20. yüzyıl başında belki de İstanbul'dan daha yaygın olarak görülen Estudiantin grupları vardı. Pek çok mandolin ve gitardan oluşan Estudiantin grupları daha çok Avrupa'da o günlerde sevilen şarkı ya da melodileri çalarlar ya da benzeri etkileri taşıyan popüler Rumca şarkılar seslendirirlerdi. Zaman zaman halk melodileri kaydetmiş olsalar da genel olarak bu grupların seçkinci beğeniyi temsil ettiğini söyleyebiliriz. Özetle yüzyıl başında İzmir'de çingene müzisyenlerin de çoktan yerlerini aldığı, hayal edilmesi kolay olmayan çok zengin bir eğlence hayatı ve gelişmiş bir müzik kültürü söz konusuydu. Rebetiko müziğinde ve geleneksel Rum müziği literatüründe İzmir havaları (Zmirneiko) hem geniş bir şarkı ve ezgi dağarcığı önümüze sermekte hem de Küçük Asya Rumlarının eskiden yaşadıkları mutlu günleri iç geçirerek anıp, özlemlerini haykırdıkları bir nostaljiyi sembolize etmektedir.

Yine Erythrea'dan mizahi bir halk türküsü: EKS'EFTA KALOGRİES ( Altı, Yedi Rahibe)

ALTI, YEDİ RAHİBE
Altı, yedi rahibeyle
Beş, altı papaz karısı
Gitmişler tarlaya çapa yapmaya,
Ayrık otlarını ayıklamaya,
Varmışlar Şifalı Ilıcalara,
Varmışlar ki - kömür gözlüm edalım,
- haydi bir daha dringa!

Demişler bir yüzelim,
Ilık şifalı sularda,
Fora etmişler cüppeleri,
Atmışlar gömlekleri,
- haydi bir daha, dringa!
Bir biri arkasından
Çatal kaşlı güzeller,
Dalmışlar mı sulara
Ördekler gibi limanda.

İşte orada yüzerken,
Sularda serinlerken,
- haydi bir daha dringa!
Uzaktan görünmüş papaz efendi
Hep kaçmış keyifleri,
- Ah papaz efendi, bağışla bizi,
Söyleme kimseye kabahatimizi
- haydi bir daha dringa!
-gel alalım ortamıza seni,
gel seç beğendiğini,
al en işvelimizi,
seç en güzelimizi.
-haydi bir daha dringa!

İç Ege'ye genel olarak baktığımızda yapılan incelemelerin daha az olmasına karşın Ege'nin karakteristiği olan zeybek havalarının kıyılara göre çok daha belirleyici hatta hakim olduğunu söylemek hiç de zor değildir.

Aydın, Manisa ve Uşak'ta hem sayıları daha az olan, hem de İzmir geleneğinden doğal nedenlerle daha uzak düşen Rumlar, hayatın her alanında Türklerle çok daha yoğun etkileşime girdiler. Türkler ve Rumlar yine büyük ölçüde birlikte yarattıkları Ege'nin müziğini, zeybek havalarını kucakladılar. Herkesin kendi zeybek havalarının yanı sıra kimi zeybekler hem Türkçe hem Rumca söylendi. Bazı eski zeybek havaları Rumca sözler yazılarak Zmirneiko literatürüne girdi.

İzmir'in Kavakları gibi çok bilinen örnekleri bir kenara bırakırsak, örneğin "ben susadım, su isterim" sözleriyle başlayan Aydın zeybeği "emathapos i se mangas" adıyla en sevilen İzmir şarkıları arasına girmiş, bugün bile sevilerek icra edilmektedir.

Şimdi iki halkı birbirinden koparan, anımsanması dehşet verici, unutulması güç olayların üzerinden seksen yıl geçmişken Ege müziği, Yunanistan'da, Türkiye'de olduğundan daha canlı. Ege köylerinden, rebetikoya, oradan günümüz Yunan şehir müziğine ve en modern icralara yelken açmış zeybek havaları.

Yeni İzmir'de, yeni Efes'te, yeni Foça'da, yeni Halikarnas'ta, yeni Menemen'de ve tabi ki yeni Erythrea'da onlarca yıldır faaliyet gösteren göçmen dernekleri gitgide kirlenen hayata karşın Ege dans ve şarkılarını sahnelerde çalıp söylemeye devam ediyorlar.

1910 yılına ait çok söylenen bir şarkı:

THEN THE THELO PİA ( Artık Seni İstemiyorum)
Bana o kadar çektirdin ki,
Artık seni istemiyorum.
İçimi kemirdin, ruhumu kararttın,
Artık seni istemiyorum.

Artık inadına dayanamıyorum,
Tatlı bakışlarına kapılmıyorum,
Daldan dala konuyorum, başkasını seviyorum,
Şunu da iyice kafana koy ki,
Artık seni istemiyorum!

Bensiz olamazmışsın diye haberler yollama,
Artık seni istemiyorum.
İntiharlara kalkışırmışsın diye beni korkutma,
Artık seni istemiyorum

Sen git başkalarına nazlan,
Artık seni istemiyorum.
Yaşasan da ölsen de bir artık bana,
Artık seni istemiyorum.

Neden herkese beni istediğini söylüyorsun?
Artık seni istemiyorum.
Bensiz yaşayamazmışsın diye haberler yolluyorsun?
Artık seni istemiyorum.

Taş plaklardan temizlenmiş kayıtlar, şarkıcı ve önemli araştırmacı, annesi Bayındır göçmeni Domna Samiu'nun (ben ona anacığım -manula mu- derim, o da bana agoraki mu -oğulcuğum- der) bize kazandırdıkları ve Likeon Helenidon gibi folklör kurumlarının çalışmaları çoktandır cd marketlerde dinleyicisi ile buluşuyor ve eminim, bazı gençler uduyla eski Anadolu türküleri söyleyen Andonis Anagnostu'nun (1919-1985) sesiyle köklerini arıyorlar ve bazı kadınlar çocuklarını annemin bana söylediği ninniyle uyutuyorlar.

Muammer KETENCOĞLU
(Şarkı sözlerini Yunanca'dan Türkçe'ye çeviren: Müfide Pekin)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İçeriği Boşaltılan Kavramlar cuL de sac Renklerimiz 1 01-21-2008 01:14 PM
Halk Edebiyatı !!!!!!!! Asi Türk Dili ve Edebiyatı, 3 01-17-2008 12:36 PM
Divan Edebiyatı !!!!!!!! Asi Türk Dili ve Edebiyatı, 0 01-17-2008 12:20 PM
Türk Edebiyatinda Yazin Akimlari Asi Türk Dili ve Edebiyatı, 0 01-17-2008 12:15 PM
Pascal temel dersler sHekiLL PascaL 0 01-12-2008 02:43 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:47 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524