![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 167 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Onursal Üye ![]() cuL de sac Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2008 Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101
Rep Puanı: 101
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Bundan birkaç yıl önce idi. Bir gün Sabah gazetesinde birinci sayfada resimli bir haber yer almıştı. Fotoğraf bir mahkeme salonunu gösteriyordu. Duruşma salonunda sanık ayakta elini kolunu sallayarak mahkeme heyetine bir şeyler söylemek istiyordu. Heyette söz alandan hoşlanmıyor olacak ki jandarma devreye giriyor. Konuşmak isteyen sanık dipçiklenerek duruşma salonunda zincir takılarak jandarma marifeti ile çıkarılıyordu. Görüntünün Türkiye’de yakın zamana kadar özellikle Sıkıyönetim ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ndeki duruşma salonlarında görülen görüntülerden farkı yoktu. Ama olay Türkiye’de geçmiyordu. Olay Fransa’da geçiyordu. Sanık mahkeme heyetine karşı kendi ana dili ile Brötanca konuşmak istiyordu. Mahkeme heyetide şiddetle bu istemi reddediyordu. Ve olayın çözümü için devreye dipçik ve jandarma dahil oluyordu! Fransa, demokrasi Avrupa’da demokrasinin anavatanıdır. Tüm dünyaya bir anlamda Fransız devrimi ile gitmiştir. Fransa’da demokrasi dünya üstündeki demokratik ülkeler içinde en gelişkin olanıdır. Ama buna rağmen bir Brötanca sorunu, bir Korsika sorunu var olduktan sonraTürkiye gibi az gelişmiş, ya da yarı sömürge veya gelişmekte olan, bir ayağı Ortadoğu’da olan ülke için bu gibi görüntüler “normal” sayılır. Fransa’da bile bugün “etnik sorun” mahkemelere kadar taşınmışsa, Türkiye’de olanlar bu anlamda abartılmamalıdır. Bugün dünya üstünde 3 bini aşkın konuşulan dil var. Dünyada ülke yani devlet sayısı ise 177 tanedir. Yani her konuşulan dilin bir devleti yok. Her devlette yaklaşık bu orana göre, 16-17 çeşit konuşulan anadil var. Yani her devlette birden fazla dilin olması adeta eşyanın tabiatına aykırı gözüküyor. Ulusal devletler gökten zembille yeryüzüne gelip kurulmadı. Her ulusal devletin ayrı bir tarihi olmasına karşın derebeylik dönemi özelliği olan birçok etnik yapı, boylar, soylar, derebeylikler yok olarak ulusal çatı altında birleşerek ulusal devletler kurulmuştur. Bu iş öyle kolay olmamıştır. Bu kadar yıla karşın İngiltere’de İrlanda sorunu gözler önündedir. “Etnik azınlıkların kimlik iddiasına bir tepki olarak baskının etkisizliği, İrlanda’daki 900 yıllık anlaşmazlıkta olduğu gibi başka yerlerdeki deneyimlere başvurarak kolayca doğrulanabilir.”(1) Diyen araştırmacı İrlanda’da verdiği diğer bir örnekte ise; “Erse ve Gal dilinde eğitim programları ve radyo yayınları olmasına karşın sadece küçük bir kesim hâlâ Celtic bir dil konuşur. Her iki grupta artık İngilizleşmiştir; ama yine de ayrı kökenlerinin onuru halen korunmaktadır.”(2) Diyor. İngiltere’de, Fransa’da hemde bu kadar uzun yıllardan sonra çözülemeyen etnik sorunlar varsa, Türkiye gibi ülkelerde mucize çözümler beklemek hayalcilik olur. Avrupa’daki bazı ulusal devletler başta Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya kurulurken bir dizi feodal toplumsal yapı özelliklerini yani çeşitli etnik ve dinsel yapılanmaları yok ederek ulusallaştılar. Günümüzde buna birde sömürge ilişkileri, güçler dengesi, dünya konjektörü, değişen konseptler ve glabolleşme ilave edilirse sorunun boyutu daha da genişler. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de her devlet yönetimi kendi ülkesinin toplumsal özelliklerini bilmek ister.Bu aynı zamanda yöneticiler için yol haritasını, kullanılacak reçeteyi de oluşturur. Kendi ülkesinin sosyal yapısını bilmeyen örneğin ülkesinin etnik ve dinsel yapısını yeterli derecede bilmeyen yönetici ülkesinin yönetimi ile ilgili olarak zaman, zaman havanda su döğmek zorunda kalabilir. Bu tür araştırmalar kendi ülkesi için olduğu gibi kendisi ile ilişkisi olan ticaret yaptığı, ithalat, ihracat yaptığı, komşuluk ettiği ya da rekabet ettiği, hatta rakibi ya da düşmanı olduğu ülkeler içinde gerekli olabilir. Kendi ülkesi için olduğu gibi o ülkeler içinde iç ve dış politikasını bu veriler üstüne oturtabilirse daha başarılı olabilir. Türkiye’de bu tür araştırmalar yoktur.Ya da yetersizdir. İttihat Terakki ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplumsal dokuyu tanıma ona göre proje üretme çabaları başlamıştı. Ama arkası gelmedi. Yabancılar bu konuyu daha çok ciddiye aldılar. Prof. Dr. Peter Alford Andrews’in “Türkiye’de Etnik Gruplar” adlı kitabı iste bu tür bir araştırmanın sonuçlarını içermektedir. Orta Doğu’nun etnik yapısının incelemesiyle ilgili projenin bir bölümünü oluşturan kitap 1989’da Özgür Batı Almanya Üniversitesi’nin yaptırdığı bir araştırmadır. Kitap için yazarın kendisi; “Bütün Orta Doğu açısından etnik ayrımların tanımlanması ve tartışılması bu projenin kapsamı içindedir.”Diyor. Bu tanımlamanın bugünlerde sıkça konuşulan “Büyük Orta DoğuProjesi” kavramları ile örtüşmesi acaba sadece tesadüf bir benzerlik midir? Ya da işin ciddiyetine bakınki bundan 15 yıl önce sadeceTürkiye değil Orta Doğu bile bu proje kapsamında tüm yerleşmeler köy-köy, mezra-mezra didik, didik araştırılıyor. Bu araştırmanın Türkiye ayağı 1982-85’li yıllarda yapılıyor. O yıllarda ülkede askeri yönetim var ve adeta kuş uçmuyor. Ama dönemin Milli Güvenlik Konseyi Başkanı ya da devlet başkanı bu araştırmaya izin veriyor. Türkiye’deki etnik yapı en ince detaylarına kadar serbestçe araştırılıyor. Bir ülkenin toplumsal yapısı elbette araştırılmalıdır. Ama öncelikle kendi ulusal imkanları ile ve ulusal, nesnel bir bakış açısı ile araştırılmalıdır. Toplumla ilgili politikalar ancak böyle doğru oluşurulabilinir. Yoksa hata payı yüksek olur. Ama ulusal devlet ulusal-nesnel bir bakış açısı ile bu araştırmayı yapmazsa doğada olduğu gibi toplumsal mücadelede boşluk tanımaz. Bu sefer ulusal olmayan güçler kendi amaçlarına projelerine dönük olarak ülkenin toplumsal özelliklerini yani sosyal verileri toplar giderler. Bu olayda olan budur. Şimdi kısaca araştırmaya bakalım. Kitabın tamamı 660 sayfa büyük boy kitap ve büyük boy bir haritadan oluşuyor. Harita Türkiye’deki etnik dağılımın köy ölçeğinde yerlerini gösteriyor. Kitabın birinci bölümünde kendi tesbitleri olan 47 etnik grubun kısa bilgilerini veriyor. İkinci bölümde; idari harita ile birlikte etnik dağılımı veriyor. Üçüncü bölümde etnik gruplarla ilgili araştırma yazıları var. Dördüncü bölümde ise her etnik grubun köy listeleri Türkiye çapında veriliyor. Sonuçta ise; Türkiye toplumunun 47 etnik gruptan oluştuğunu köy-köy, il-il, ilçe-ilçe ve hatta mahalle-mahalle ve mezra-mezra tesbit ediyor. Bu rakamı şöyle ifade ediyor: “Eski Rus haritalarında 18 etnik grup belirtilmesine karşın 47 farklı etnik grubun haritası çıkarılmıştır. Kabul edilmelidir, 72 buçuk milletin var olduğu söylenen yerde bu sayı eksiktir..”(3) diyerekte espri yapıyor. Andrews’in Türkiye’de yaptığı etnik grup tasnifinden 47 grubun 18 tanesini etnik olarak Türk olanlar oluşturuyor. Örneğin; Türkler’i Sünni Türk, AleviTürk diye çoğaltmış. Türkmenler demiş Alevi-Sünni diye artırmış. Halbuki, 1) Türkler, 2) Türkmenler, 3) Yörükler, 4) Azeriler, 5) Uygurlar, 6)Kırgızlar, 7) Kazaklar, 8) Özbekler, 9) Balkarlar, 10) Karaçaylar, 11) Kumuklar, 12) Karapapaklar, 13) Özbekler, 14) Tatarlar, 15) Kırım Tatarları, 16) Nogan Tatarları diye 47 gruba dahil olan bu 18 grubun hepsi Türk’tür. Üstelik etnik olarakta dinsel olarakta Türk. Peki bu tasnifin anlamı ne? Buda yetmemiş, Türkler, Yörükler, Türkmenler, Tatarlar Alevi ve Sünni diye 47 gruba dahil edilmiştir.Bu yöntemle de 8 grup oluşturulmuştur. Bunun ardından ise Kürtler; Alevi-Sünni, Yezidi diye 3’e ayrılmış, Zazalar; Alevi, Sünni diye ayrı ayrı etnik kimlik diye adlandırılmış. Araplar, Sünni, Alevi, Hıristiyan diye 3 etnik gruba çıkarılmış. Yani; Andrews’in 47 etnik grubunun 22 grubu Türkler’den oluşuyor. Türkleri önce boylarına göre, sonra dinlerine göre, oda yetmemiş mezheplerine göre etnik grup kimliği oluşturmuş. Üstelik, 290 çadırlık Türkmen Alevi Abdalları, 330 evlik, Türklüğü asla tartışılmayan Özbek Türkleri ayrı “etnik kimlik” saymak ne akla hizmettir. Dil ölçütü açısından farklı olan Kürtler, Araplar veZazalar’da mezhep ve din ayrımına tabi tutularak 3 etnik grup bir anda 8 “etnik gruba” dönüşmüş oluyor. Bu durumu normal sosyolojik kurallara göre, sosyal bilim kurallarına göre anlamak zor görülüyor. Bu sonuç bilgisizliğin veya farklı şeyleri ölçü almanın sonucu değildir. Bu sonuç olayı başka türlü görmek istemenin sonucu olabilir. Çünkü Türkler ile ilgili tasnifte dil ölçü ise, hepsi Türkçe konuşuyor. Bu 22 grupta kendini, Türk olarak ifade ediyor.Dinsel ya da mezhepsel ölçü kriter ise, birincisi dinsel ya da mezhepsel ayrım “etnik grup” olmak için yeterli mi? Din ya da mezhep farklı ama Türk. Alevi ama Türk,Sünni ama Türk, ya da Hıristiyan ama Türk v.s. Bir Ulus içindeki dinsel fark ayrı “etnik grup” olmak için yeterlimidir? Aynı ölçü ile Batılı toplumlarda tasnif edilebilir mi? Fransızlar, İngilizler, Almanlar v.s. Farklı kiliselere giden Alman ya da İngiliz farklı “etnik grup”tanmı olacak. Andrews’in araştırmasında ki 2. büyük olumsuzluk ise tıpkı 1.de olduğu gibi yine zorlama “etnik grup” üretme anlayışıdır. Yazar’ın belirttiğine göre; Türkiye’ye çeşitli nedenlerle çeşitli tarihlerde gelen bazı misafir gruplar olmuş. Bir süre sonra ise göçüp gitmişler. Ama yazar hemen bu minik misafir grupları tesbit etmiş ve “etnik grup” üretmiştir.Yazarın belirttiğine göre, İstanbul-Polonezköy’de 80 Polonez yaşıyor. Kars’ta 21 Alman yaşıyor. Kars’ta 40 Eston var. Kars’ta Molokan’lar toplu olarak Rusya’ya göçmüşler. Ama isimleri yadigar kalmış. İsimleri yeterli. Bunları Andrews hemen “etnik grup” ilan edivermiş, 47 etnik grubun içine konmuş. Bunlar dışında sayıları bini bulmayan Sudanlılar, Kazaklar, Tatarlar gibi gruplar “etnik grup” statüsü içinde yer almışlardır. Kitabında, 21 kişi, 330 çadır, 250 kişi, 330 ev, 80 kişi olarak gösterilen grupları; “etnik grup” saymak bilgisizliğin eseri değil. Türkiye’de Türk dışında ne kadar çok “etnik kimlik” olduğunu lanse etme gayretinin sonucudur. Amaç, Türkiye’yi “etnik bir mozaik ülkesi” olarak göstermek. Türk unsurunu ise; çok karışık bir topluluk olarak göstermek istemekten kaynaklanıyor olabilir. Böylece belki, kişilerin ve toplumun ulusal kimlik ve benlik direncinin oluşturduğu yapı zedelenmiş olabilir. Andrews, bakın Aleviler’den kaç etnik grup üretmiş. 1) Türkler : Alevi 2) Türkmenler : Alevi 3) Tahtacılar : Alevi 4) Abdallar : Alevi Dört etnik grup Alevi Türkler’den oluşturmuş.Buna Bulgaristan göçmenlerinin bir grubunuda eklersek 5 oluyor. Ayrıca bakın Aleviler’den birkaç etnik grup daha üretilmiş. 1) Kürtler: Alevi 2) Zazalar: Alevi 3) Araplar: Nusayri (Alevi) Böylece, Alevi etnik grup sayısı oldu 8 tane. Yazar yeri geçince “dil” farkını esas alıyor. Yeri gelince ise, “din” faktörünü ölçek alıyor. Böyle çifte standart olur mu? Araştırmanın devamına bakıldığında benzer şeyler diğer topluluklar içinde geçerli. Araştırmada; Çerkezler, 1) Çerkezler, 2) Çeçen ve İnguşlar 3) Ossetler diye geçiyor. Üç grupta ayrı etnik ‘Çerkes diye adlandırılıyor. Araştırma Rumları’da 2 grup olarak gösteriyor. 1)Rumlar: Hıristiyan, 2) Rumca konuşan Müslümanlar. Araştırma Türkiye’ye gelen “Göçmenler” diye bir katagori açıyor. Onlarıda üçe ayırıyor: 1) Bulgaristan’dan Gelen Müslüman Göçmenler, 2) Balkan Ülkelerinden Gelen Müslüman Göçmenler, 3)Dağıstanlı Müslüman Göçmenler. Böylece 3 “etnik grup” oldu. Yine de buna Türkiye teşekkür etmeli. Ya Bulgaristan’dan gelenleri; Pomaklar, Gacallar, Torbeşler, Amucalar, Bedrettinler diye hemde Alevi-Sünni diye ayırsaydı o zaman ne yapacaktık. Yaklaşık 30 “etnik grup”ta böyle ortaya çıkardı. O zaman vay haline Türkiye’nin. Peki bunları bol keseden “etnik grup” ilan eden araştırma Ruslara ve Almanlara haksızlık eder mi? ÖnceRuslar’a bakalım: 1) Ruslar: Molokanlar, 2) Kuban Kazakları. Böylece, Ruslar’da 2 “etnik grup” oldu. Sıra Almanlar’a geldi. 1) Almanlar, 2) Estonlar. Böylece Türkiye’de 2 çeşit “etnik grup”ta Alman topluluğu bulunuyor. Acaba Türkiye’de; 2 “etnik grup” Alman’ın, 2 “etnik grup” Rus’un, Polonyalı’nın, 2 “etnik grup” Rum’un olması müktesap hakmı oluşturuyor. Görüldüğü gibi hangi kriter esas alınırsa alınsın, hangi niyet araştırmaya yön verirse versin ortada oldukça abartılmış bir durum söz konusudur. Bu araştırmayı Özgür Batı Alman Üniversitesi yapmış, Prof. Dr. P. A. Andrews’in bu araştırmadaki kriterlerini esas alırsak bugün “Türkiye de Etnik Gruplar” adlı araştırmada adı geçen tüm gruplardan bir parça Almanya’da bulabiliriz. Hemde bazı gruplar Türkiye’den daha çok bulunabilir. Almanya’da; Türk, Kürt, TürkiyeAlmanı, Süryani, Keldani, Nasturi, Yezidi, Ermeni v.s. v.s. hepsi var. Böylece Almanya’daki Etnik Gruplar’a çok rahatlıkla Türkiye’den gelen “Etnik Gruplar”ı da ilave edebiliriz. Böylece Almanya’da bu zenginliğinin farkına varır.(*) Bakın “etnik zenginlik” konusunda Andrews ne yazıyor: “Umut edilir ki, Türk yetkililer, ülkeyi dışardan izleyen bizler gibi, bu etnik çeşitliliğin bir zenginlik, sevinilmesi ve kutlanılması gereken bir öz olduğunu anlayacaklardır. Artık en azından Batı’da çalışan önemli sayıda Türk işçisinden bilgilenebiliyoruz. Bilgi artık daha fazla gizlenmez” Bu satırları yazan Andrews, acaba Batı’nın Türk işçilerinin yarattığı “etnik zenginlikten” memnun olduğunu söyleyebilir mi? Yoksa bir an önce başlarından atmanın binbir yolunu bulmayamı çalışıyorlar. Andrews diyor ki, siz bize araştırma imkanı vermezseniz. Bilgilenmek istediğimiz konuda bizi bilgilendirmezseniz bizde Türk işçilerinden bilgileniriz diyor. Kendilerinden gizlenmesi gereken bir şeyler olduğunu düşünüyor olacak ki, “Bilgi artık daha fazla gizlenemez” diye tehdit te ediyor. Siz bize bu bilgiyi vermezseniz biz almasını biliriz diyor. Peki nerede kaldı bilim aşkı, araştırma aşkı, bilimsel nesnellik, tarafsızlık. Bu tavır bir bilim adamı tavrı mıdır? Demekki bunlar duruma göre değişen kavramlar olabiliyor. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkiye'de Kadın Hakları | Cümle Mühendisi | Kadınca | 2 | 01-14-2008 10:35 PM |
| Türkiye'de Madenler Ve Enerji Kaynaklari | Asi. | Coğrafya, | 0 | 12-24-2007 12:04 PM |
| DÖvİz Kuru | Asi. | Diğer Konular | 0 | 12-03-2007 12:48 PM |
| TÜrkİye’de NÜfus | Asi. | Coğrafya, | 0 | 12-01-2007 12:30 PM |
| Türkiye'de 40 milyon kişi diş fırçalamıyor | SeDoSh | Tıp&Sağlık | 1 | 11-14-2007 06:40 PM |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]