Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Düşünce Grubumuza Katılın > Renklerimiz

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 167 - Cevaplar: 1  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-21-2008, 06:12 PM   #1 (permalink)
Onursal Üye

cuL de sac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

cuL de sac Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101 Rep Puanı: 101 Rep Derecesi: cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Türkiyede Etnik Gruplar




Bundan birkaç yıl önce idi. Bir gün Sabah gazetesinde birinci sayfada resimli bir haber yer almıştı. Fotoğraf bir mahkeme salonunu gösteriyordu. Duruşma salonunda sanık ayakta elini kolunu sallayarak mahkeme heyetine bir şeyler söylemek istiyordu. Heyette söz alandan hoşlanmıyor olacak ki jandarma devreye giriyor. Konuşmak isteyen sanık dipçiklenerek duruşma salonunda zincir takılarak jandarma marifeti ile çıkarılıyordu.

Görüntünün Türkiye’de yakın zamana kadar özellikle Sıkıyönetim ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ndeki duruşma salonlarında görülen görüntülerden farkı yoktu. Ama olay Türkiye’de geçmiyordu. Olay Fransa’da geçiyordu. Sanık mahkeme heyetine karşı kendi ana dili ile Brötanca konuşmak istiyordu. Mahkeme heyetide şiddetle bu istemi reddediyordu. Ve olayın çözümü için devreye dipçik ve jandarma dahil oluyordu!

Fransa, demokrasi Avrupa’da demokrasinin anavatanıdır. Tüm dünyaya bir anlamda Fransız devrimi ile gitmiştir. Fransa’da demokrasi dünya üstündeki demokratik ülkeler içinde en gelişkin olanıdır. Ama buna rağmen bir Brötanca sorunu, bir Korsika sorunu var olduktan sonraTürkiye gibi az gelişmiş, ya da yarı sömürge veya gelişmekte olan, bir ayağı Ortadoğu’da olan ülke için bu gibi görüntüler “normal” sayılır. Fransa’da bile bugün “etnik sorun” mahkemelere kadar taşınmışsa, Türkiye’de olanlar bu anlamda abartılmamalıdır.

Bugün dünya üstünde 3 bini aşkın konuşulan dil var. Dünyada ülke yani devlet sayısı ise 177 tanedir. Yani her konuşulan dilin bir devleti yok. Her devlette yaklaşık bu orana göre, 16-17 çeşit konuşulan anadil var. Yani her devlette birden fazla dilin olması adeta eşyanın tabiatına aykırı gözüküyor.

Ulusal devletler gökten zembille yeryüzüne gelip kurulmadı. Her ulusal devletin ayrı bir tarihi olmasına karşın derebeylik dönemi özelliği olan birçok etnik yapı, boylar, soylar, derebeylikler yok olarak ulusal çatı altında birleşerek ulusal devletler kurulmuştur. Bu iş öyle kolay olmamıştır. Bu kadar yıla karşın İngiltere’de İrlanda sorunu gözler önündedir. “Etnik azınlıkların kimlik iddiasına bir tepki olarak baskının etkisizliği, İrlanda’daki 900 yıllık anlaşmazlıkta olduğu gibi başka yerlerdeki deneyimlere başvurarak kolayca doğrulanabilir.”(1) Diyen araştırmacı İrlanda’da verdiği diğer bir örnekte ise; “Erse ve Gal dilinde eğitim programları ve radyo yayınları olmasına karşın sadece küçük bir kesim hâlâ Celtic bir dil konuşur. Her iki grupta artık İngilizleşmiştir; ama yine de ayrı kökenlerinin onuru halen korunmaktadır.”(2) Diyor. İngiltere’de, Fransa’da hemde bu kadar uzun yıllardan sonra çözülemeyen etnik sorunlar varsa, Türkiye gibi ülkelerde mucize çözümler beklemek hayalcilik olur.

Avrupa’daki bazı ulusal devletler başta Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya kurulurken bir dizi feodal toplumsal yapı özelliklerini yani çeşitli etnik ve dinsel yapılanmaları yok ederek ulusallaştılar. Günümüzde buna birde sömürge ilişkileri, güçler dengesi, dünya konjektörü, değişen konseptler ve glabolleşme ilave edilirse sorunun boyutu daha da genişler.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de her devlet yönetimi kendi ülkesinin toplumsal özelliklerini bilmek ister.Bu aynı zamanda yöneticiler için yol haritasını, kullanılacak reçeteyi de oluşturur. Kendi ülkesinin sosyal yapısını bilmeyen örneğin ülkesinin etnik ve dinsel yapısını yeterli derecede bilmeyen yönetici ülkesinin yönetimi ile ilgili olarak zaman, zaman havanda su döğmek zorunda kalabilir.

Bu tür araştırmalar kendi ülkesi için olduğu gibi kendisi ile ilişkisi olan ticaret yaptığı, ithalat, ihracat yaptığı, komşuluk ettiği ya da rekabet ettiği, hatta rakibi ya da düşmanı olduğu ülkeler içinde gerekli olabilir. Kendi ülkesi için olduğu gibi o ülkeler içinde iç ve dış politikasını bu veriler üstüne oturtabilirse daha başarılı olabilir.

Türkiye’de bu tür araştırmalar yoktur.Ya da yetersizdir. İttihat Terakki ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplumsal dokuyu tanıma ona göre proje üretme çabaları başlamıştı. Ama arkası gelmedi. Yabancılar bu konuyu daha çok ciddiye aldılar. Prof. Dr. Peter Alford Andrews’in “Türkiye’de Etnik Gruplar” adlı kitabı iste bu tür bir araştırmanın sonuçlarını içermektedir.

Orta Doğu’nun etnik yapısının incelemesiyle ilgili projenin bir bölümünü oluşturan kitap 1989’da Özgür Batı Almanya Üniversitesi’nin yaptırdığı bir araştırmadır. Kitap için yazarın kendisi; “Bütün Orta Doğu açısından etnik ayrımların tanımlanması ve tartışılması bu projenin kapsamı içindedir.”Diyor. Bu tanımlamanın bugünlerde sıkça konuşulan “Büyük Orta DoğuProjesi” kavramları ile örtüşmesi acaba sadece tesadüf bir benzerlik midir? Ya da işin ciddiyetine bakınki bundan 15 yıl önce sadeceTürkiye değil Orta Doğu bile bu proje kapsamında tüm yerleşmeler köy-köy, mezra-mezra didik, didik araştırılıyor.

Bu araştırmanın Türkiye ayağı 1982-85’li yıllarda yapılıyor. O yıllarda ülkede askeri yönetim var ve adeta kuş uçmuyor. Ama dönemin Milli Güvenlik Konseyi Başkanı ya da devlet başkanı bu araştırmaya izin veriyor. Türkiye’deki etnik yapı en ince detaylarına kadar serbestçe araştırılıyor.

Bir ülkenin toplumsal yapısı elbette araştırılmalıdır. Ama öncelikle kendi ulusal imkanları ile ve ulusal, nesnel bir bakış açısı ile araştırılmalıdır. Toplumla ilgili politikalar ancak böyle doğru oluşurulabilinir. Yoksa hata payı yüksek olur. Ama ulusal devlet ulusal-nesnel bir bakış açısı ile bu araştırmayı yapmazsa doğada olduğu gibi toplumsal mücadelede boşluk tanımaz. Bu sefer ulusal olmayan güçler kendi amaçlarına projelerine dönük olarak ülkenin toplumsal özelliklerini yani sosyal verileri toplar giderler. Bu olayda olan budur. Şimdi kısaca araştırmaya bakalım. Kitabın tamamı 660 sayfa büyük boy kitap ve büyük boy bir haritadan oluşuyor. Harita Türkiye’deki etnik dağılımın köy ölçeğinde yerlerini gösteriyor.

Kitabın birinci bölümünde kendi tesbitleri olan 47 etnik grubun kısa bilgilerini veriyor. İkinci bölümde; idari harita ile birlikte etnik dağılımı veriyor. Üçüncü bölümde etnik gruplarla ilgili araştırma yazıları var. Dördüncü bölümde ise her etnik grubun köy listeleri Türkiye çapında veriliyor. Sonuçta ise; Türkiye toplumunun 47 etnik gruptan oluştuğunu köy-köy, il-il, ilçe-ilçe ve hatta mahalle-mahalle ve mezra-mezra tesbit ediyor. Bu rakamı şöyle ifade ediyor: “Eski Rus haritalarında 18 etnik grup belirtilmesine karşın 47 farklı etnik grubun haritası çıkarılmıştır. Kabul edilmelidir, 72 buçuk milletin var olduğu söylenen yerde bu sayı eksiktir..”(3) diyerekte espri yapıyor.

Andrews’in Türkiye’de yaptığı etnik grup tasnifinden 47 grubun 18 tanesini etnik olarak Türk olanlar oluşturuyor. Örneğin; Türkler’i Sünni Türk, AleviTürk diye çoğaltmış. Türkmenler demiş Alevi-Sünni diye artırmış. Halbuki, 1) Türkler, 2) Türkmenler, 3) Yörükler, 4) Azeriler, 5) Uygurlar, 6)Kırgızlar, 7) Kazaklar, 8) Özbekler, 9) Balkarlar, 10) Karaçaylar, 11) Kumuklar, 12) Karapapaklar, 13) Özbekler, 14) Tatarlar, 15) Kırım Tatarları, 16) Nogan Tatarları diye 47 gruba dahil olan bu 18 grubun hepsi Türk’tür. Üstelik etnik olarakta dinsel olarakta Türk. Peki bu tasnifin anlamı ne?

Buda yetmemiş, Türkler, Yörükler, Türkmenler, Tatarlar Alevi ve Sünni diye 47 gruba dahil edilmiştir.Bu yöntemle de 8 grup oluşturulmuştur. Bunun ardından ise Kürtler; Alevi-Sünni, Yezidi diye 3’e ayrılmış, Zazalar; Alevi, Sünni diye ayrı ayrı etnik kimlik diye adlandırılmış. Araplar, Sünni, Alevi, Hıristiyan diye 3 etnik gruba çıkarılmış.

Yani; Andrews’in 47 etnik grubunun 22 grubu Türkler’den oluşuyor. Türkleri önce boylarına göre, sonra dinlerine göre, oda yetmemiş mezheplerine göre etnik grup kimliği oluşturmuş. Üstelik, 290 çadırlık Türkmen Alevi Abdalları, 330 evlik, Türklüğü asla tartışılmayan Özbek Türkleri ayrı “etnik kimlik” saymak ne akla hizmettir.

Dil ölçütü açısından farklı olan Kürtler, Araplar veZazalar’da mezhep ve din ayrımına tabi tutularak 3 etnik grup bir anda 8 “etnik gruba” dönüşmüş oluyor. Bu durumu normal sosyolojik kurallara göre, sosyal bilim kurallarına göre anlamak zor görülüyor. Bu sonuç bilgisizliğin veya farklı şeyleri ölçü almanın sonucu değildir. Bu sonuç olayı başka türlü görmek istemenin sonucu olabilir.

Çünkü Türkler ile ilgili tasnifte dil ölçü ise, hepsi Türkçe konuşuyor. Bu 22 grupta kendini, Türk olarak ifade ediyor.Dinsel ya da mezhepsel ölçü kriter ise, birincisi dinsel ya da mezhepsel ayrım “etnik grup” olmak için yeterli mi? Din ya da mezhep farklı ama Türk. Alevi ama Türk,Sünni ama Türk, ya da Hıristiyan ama Türk v.s. Bir Ulus içindeki dinsel fark ayrı “etnik grup” olmak için yeterlimidir? Aynı ölçü ile Batılı toplumlarda tasnif edilebilir mi? Fransızlar, İngilizler, Almanlar v.s. Farklı kiliselere giden Alman ya da İngiliz farklı “etnik grup”tanmı olacak.

Andrews’in araştırmasında ki 2. büyük olumsuzluk ise tıpkı 1.de olduğu gibi yine zorlama “etnik grup” üretme anlayışıdır. Yazar’ın belirttiğine göre; Türkiye’ye çeşitli nedenlerle çeşitli tarihlerde gelen bazı misafir gruplar olmuş. Bir süre sonra ise göçüp gitmişler. Ama yazar hemen bu minik misafir grupları tesbit etmiş ve “etnik grup” üretmiştir.Yazarın belirttiğine göre, İstanbul-Polonezköy’de 80 Polonez yaşıyor. Kars’ta 21 Alman yaşıyor. Kars’ta 40 Eston var. Kars’ta Molokan’lar toplu olarak Rusya’ya göçmüşler. Ama isimleri yadigar kalmış. İsimleri yeterli. Bunları Andrews hemen “etnik grup” ilan edivermiş, 47 etnik grubun içine konmuş. Bunlar dışında sayıları bini bulmayan Sudanlılar, Kazaklar, Tatarlar gibi gruplar “etnik grup” statüsü içinde yer almışlardır.

Kitabında, 21 kişi, 330 çadır, 250 kişi, 330 ev, 80 kişi olarak gösterilen grupları; “etnik grup” saymak bilgisizliğin eseri değil. Türkiye’de Türk dışında ne kadar çok “etnik kimlik” olduğunu lanse etme gayretinin sonucudur. Amaç, Türkiye’yi “etnik bir mozaik ülkesi” olarak göstermek. Türk unsurunu ise; çok karışık bir topluluk olarak göstermek istemekten kaynaklanıyor olabilir. Böylece belki, kişilerin ve toplumun ulusal kimlik ve benlik direncinin oluşturduğu yapı zedelenmiş olabilir.

Andrews, bakın Aleviler’den kaç etnik grup üretmiş.

1) Türkler : Alevi

2) Türkmenler : Alevi

3) Tahtacılar : Alevi

4) Abdallar : Alevi

Dört etnik grup Alevi Türkler’den oluşturmuş.Buna Bulgaristan göçmenlerinin bir grubunuda eklersek 5 oluyor. Ayrıca bakın Aleviler’den birkaç etnik grup daha üretilmiş.

1) Kürtler: Alevi

2) Zazalar: Alevi

3) Araplar: Nusayri (Alevi)

Böylece, Alevi etnik grup sayısı oldu 8 tane. Yazar yeri geçince “dil” farkını esas alıyor. Yeri gelince ise, “din” faktörünü ölçek alıyor. Böyle çifte standart olur mu? Araştırmanın devamına bakıldığında benzer şeyler diğer topluluklar içinde geçerli. Araştırmada; Çerkezler, 1) Çerkezler, 2) Çeçen ve İnguşlar 3) Ossetler diye geçiyor. Üç grupta ayrı etnik ‘Çerkes diye adlandırılıyor. Araştırma Rumları’da 2 grup olarak gösteriyor. 1)Rumlar: Hıristiyan, 2) Rumca konuşan Müslümanlar. Araştırma Türkiye’ye gelen “Göçmenler” diye bir katagori açıyor. Onlarıda üçe ayırıyor: 1) Bulgaristan’dan Gelen Müslüman Göçmenler, 2) Balkan Ülkelerinden Gelen Müslüman Göçmenler, 3)Dağıstanlı Müslüman Göçmenler. Böylece 3 “etnik grup” oldu. Yine de buna Türkiye teşekkür etmeli. Ya Bulgaristan’dan gelenleri; Pomaklar, Gacallar, Torbeşler, Amucalar, Bedrettinler diye hemde Alevi-Sünni diye ayırsaydı o zaman ne yapacaktık. Yaklaşık 30 “etnik grup”ta böyle ortaya çıkardı. O zaman vay haline Türkiye’nin. Peki bunları bol keseden “etnik grup” ilan eden araştırma Ruslara ve Almanlara haksızlık eder mi? ÖnceRuslar’a bakalım: 1) Ruslar: Molokanlar, 2) Kuban Kazakları. Böylece, Ruslar’da 2 “etnik grup” oldu. Sıra Almanlar’a geldi. 1) Almanlar, 2) Estonlar. Böylece Türkiye’de 2 çeşit “etnik grup”ta Alman topluluğu bulunuyor.

Acaba Türkiye’de; 2 “etnik grup” Alman’ın, 2 “etnik grup” Rus’un, Polonyalı’nın, 2 “etnik grup” Rum’un olması müktesap hakmı oluşturuyor.

Görüldüğü gibi hangi kriter esas alınırsa alınsın, hangi niyet araştırmaya yön verirse versin ortada oldukça abartılmış bir durum söz konusudur.

Bu araştırmayı Özgür Batı Alman Üniversitesi yapmış, Prof. Dr. P. A. Andrews’in bu araştırmadaki kriterlerini esas alırsak bugün “Türkiye de Etnik Gruplar” adlı araştırmada adı geçen tüm gruplardan bir parça Almanya’da bulabiliriz. Hemde bazı gruplar Türkiye’den daha çok bulunabilir. Almanya’da; Türk, Kürt, TürkiyeAlmanı, Süryani, Keldani, Nasturi, Yezidi, Ermeni v.s. v.s. hepsi var. Böylece Almanya’daki Etnik Gruplar’a çok rahatlıkla Türkiye’den gelen “Etnik Gruplar”ı da ilave edebiliriz. Böylece Almanya’da bu zenginliğinin farkına varır.(*) Bakın “etnik zenginlik” konusunda Andrews ne yazıyor: “Umut edilir ki, Türk yetkililer, ülkeyi dışardan izleyen bizler gibi, bu etnik çeşitliliğin bir zenginlik, sevinilmesi ve kutlanılması gereken bir öz olduğunu anlayacaklardır. Artık en azından Batı’da çalışan önemli sayıda Türk işçisinden bilgilenebiliyoruz. Bilgi artık daha fazla gizlenmez”

Bu satırları yazan Andrews, acaba Batı’nın Türk işçilerinin yarattığı “etnik zenginlikten” memnun olduğunu söyleyebilir mi? Yoksa bir an önce başlarından atmanın binbir yolunu bulmayamı çalışıyorlar. Andrews diyor ki, siz bize araştırma imkanı vermezseniz. Bilgilenmek istediğimiz konuda bizi bilgilendirmezseniz bizde Türk işçilerinden bilgileniriz diyor. Kendilerinden gizlenmesi gereken bir şeyler olduğunu düşünüyor olacak ki, “Bilgi artık daha fazla gizlenemez” diye tehdit te ediyor. Siz bize bu bilgiyi vermezseniz biz almasını biliriz diyor. Peki nerede kaldı bilim aşkı, araştırma aşkı, bilimsel nesnellik, tarafsızlık. Bu tavır bir bilim adamı tavrı mıdır? Demekki bunlar duruma göre değişen kavramlar olabiliyor.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye'de Kadın Hakları Cümle Mühendisi Kadınca 2 01-14-2008 10:35 PM
Türkiye'de Madenler Ve Enerji Kaynaklari Asi. Coğrafya, 0 12-24-2007 12:04 PM
DÖvİz Kuru Asi. Diğer Konular 0 12-03-2007 12:48 PM
TÜrkİye’de NÜfus Asi. Coğrafya, 0 12-01-2007 12:30 PM
Türkiye'de 40 milyon kişi diş fırçalamıyor SeDoSh Tıp&Sağlık 1 11-14-2007 06:40 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:35 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524