Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kadın > Kadınca > Psikoloji

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 10 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-12-2008, 11:22 PM   #1 (permalink)
Yeni Üye

$umbir Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: May 2007
Mesajlar: 124
Rep Gücü: 2 Rep Puanı: 2 Rep Derecesi: $umbir will become famous soon enough
Standart Sartre Ve Freud




Bilinçdisinin psyche'yi açiklama dogrultusunda bir kuramin temeli olamiyacagini, daha 1939'da, Esquisse d'une Théorie des Emotions'da[bundan sonra Esquisse diye anilacak] belirtmisti Sartre. Bilinç ve bilinçdisi: Freud'cu 'psikanaliz kurami', bu iki ayri alandan bilinci edilgin olanla sinirliyor, bilinçdisini bu edilginligin imledigi kavramsal bir alan olarak kuruyordu. Esquisse'indiliyle söylersek: bilincin ediminin anlami, edimin disindaydi,ya da imlenen imleyenden koparilmisti. Sartre bu 'kopma'yi, psikanaliz kuraminin bilinç [imleyen] ile bilinçdisi'ni [imlenen], ayrismis ontolojik düzlemlere koymasi olarak anliyor. Bilinç olgusu, diyor Sartre, neyi imliyorsa ona [imlenen'e], belirli bir olayin sonucu olan bir nesne bu olaya nasil baglaniyorsa böyle baglanmistir. Psikanalitik kuramda, bilinçle bilinçdisi arasindaki baginti, dissal bir bagintidir öyleyse, nedensellik bagintisidir. Bu bagintinin dogasi üzerinde durur Sartre. Örnegin, der, bir dagbasinda sönmüs bir atesin küllerine raslasak, 'burada birileri ates yakmis olmali!' deriz. O birileri külde yokturlar ama, kül ile bir nedensellik bagintisi içindedirler. Külle ates arasinda bu dogrultuda bir baginti oldugunu önceden bilmeyen biri, külün oradan birilerinin geçmis oldugunu gösteren bir im oldugunu bilemez. Öyleyse, bilinç olgularini nesneler [örnegin, kül] gibi bir 'im' kilan, ona anlam veren bagintiyi, bilincin disinda mi aramaliyiz? Böy1e yaparsak bilinci imlenen'le olan bagintisi açisindan bir nesne durumuna getirmis olmaz miyiz? Bir baska deyisle, bilinçle [imleyen] ile bilinçdisini [imlenen] birbirinden ayrismis ontolojik düzlemlere koymus olmuyor muyuz?
Sartre'in 'psikanaliz kurami'ni elestirisi burada basliyor. Bilincin disinda bilinçdisini konutlamak, psyche'nin türdesligini yikmak anlamina geliyor. Sartre için bu, Descartes'ci Cogito'nun da yikilisi demek. Oysa bilinç kendisi-için-varlik'tir (l’étre-pour-soi), nesneyse kendinde-varlik (l'étre-en-soi). Cogito'yu, kendisi-için varlik'in [bilincin] yapisini kuran katmanlar olarak tanimlar Sartre. Cogito kurami, der, kendisi-için-varlik'in bir objeye yönelmisligi (intentionalité) baglaminda bu objenin farkina varmayi oldugu kadar, objenin farkinda oldugunun farkinda olmayi da içerir. Ve Cogito'nun katmanlari çikar karsimiza: cogito reflexif objenin farkinda olmak; cogito préreflexif, objenin farkinda oldugunun farkinda olmaktir. Kendisi-için-varlik'i, kendinde-varlik'tan ayiran bir belirlenimdir Cogito. Dolayisiyle cogito préreflexif varsa, bilinçdisi olamaz Reflexif ve préreflexif Cogito bagintlariyla yapilanmis, askin kendisi-için-varlik'in farkinda olmadigi hiçbirsey yoktur.
Sartre'in heyecan (l'emotion) kurami da, Freud'un 'psikanaliz' kuraminin temellendirdigi heyecan nosyonunun yeniden yapilandirilmasidir. Freud, heyecanin bilinçdisindan kaynaklandigini savunur. Heyecan, Freud'a göre, bilinçten kaynaklanmayan bir bosalim sürecinin bilinçli algilanisidir. Oysa Sartre, heyecani bilincin bir bölümü olarak görür; böyle oldugu için de bir objeye yönelmistir heyecan, anlami da bu objeyle temellenir. Tipki, der Sartre, sözcüklerimin neyi imliyorlarsa onunla anlam kazanmalari gibi... Anlam, benim sözlerimle dis dünya arasinda nedensel ya da tüme varim yoluyla belirlenmis bir baglantiyla gerçeklesmiyor, sözcüklerle imledikleri arasinda gerçeklesiyor. Daha dogrusu, neyi imliyorlarsa onunla anlam kazaniyorlar. Sartre'da yönelmislik ile imlemek birbiriyle örtüsen alanlar oluyor böylece. Bilinç, ayrilmaz bir bölümü olan heyecanin belirli bir objeye yöneldiginin farkinda oldugu gibi, bu yönelmislikte neyi imlediginin de, Cogito'nun yapisi geregi, farkinda olacaktir. Dogallikla objenin neyi imlediginin, imlenenin ne oldugunun belirtik (explicite) olmasi gerekmez; yogunlastirmanin (condensation) kerteleri vardir. Bu yüzden Sartre'in yaptigi, 'psikanaliz' kuraminin bilinçdisi nedenlerinin yerine, fenomenolojik kuramin belirtik olarak bilinmeyen, bilinçli seçme'sini koymaktir. Sartre bu durumu, L'Etre et Le Néant’da, bilinç ve seçme bir ve ayni seydir, diye belirtecektir.
Biz yine Esquisse’edönelim. Sartre sürdürür sözlerini: heyecan dünyayi belirli bir biçimde kavramaktir. Heyecani, dünyanin dönüstürülmesi olarak da tanimliyor Sartre. Gerçekte edimlerimizle dönüstürürüz dünyayi; belirli amaçlara belirli araçlari kullanarak gidilecek rasyonel 'yol'larin uyumlulastirilmis bir haritasidir dünya. Bu hodolojik haritayiçikararak dünyayi bizim yaptigimiz birseymis gibi görürüz, kendimizin kilariz. Heyecan, der Sartre, bu hodolojik harita'nin belirledigi, 'kullanilabilir bir bütün olarak dünya'nin ise yaramaz oldugunda ortaya çikar. Bütün ussal yollar kapaninca, dünyayi büyüse1 bir edimle dönüstürmeye kalkariz. Heyecan, dünyayi büyüyle dönüstürmektir, der Sartre: Heyecan, kullanilabilir dünyanin ansizin gözden kaybolmasi, büyünün onun yerini almasidir.'
Sartre L'Etre et le Ne'ant’dabilinçdisinin olanaksizligi sorununa yeniden döner. Ama bu kez, 'psikanaliz' kuramini elestirmekle kalmayacak, bu kurama görüngübilimsel çerçeve içinde bir almasik getirmeyi deneyecektir. Bu kendini-aldatma (mauvaise foi) kuramidir.
'Kendini-aldatma'yi, bilincin kendi olumsuzlamasini disa yöneltmek yerine, kendine dogru yöneltmesi olarak tanimlar Sartre. Kendini-aldatma, bir olumsuzlama olmasi yönünden yalan'a benzer. Yalanci, yalan söylerken gizledigi, söylemedigi dogrunun [hakikatin] ne oldugunu bilir. Bir insan, bilmedigi birsey hakkinda yalan söyleyemez-olanaksizdir bu. Sartre, yalancinin da bir tanimini yapar: Yalanci, dogruyu kendi içinde evetleyen (affirmant), sözlerinde degilleyen (niant) kisidir Aldatmaya niyetlenmistir yalanci, bu niyetini kendinden gizleme geregini duymaz. Bilinç, yalanla, Öteki'nden gizlice varoldugunu evetler. Kendinialdatma da insanin kendikendine söyledigi bir yalan olarak tanimlanabilir. Ama bir ayrimla: kendini-aldatma içinde olan biri, tatsiz bir dogruyu [hakikati] örtbas etmekte ya da tatli bir yalani dogruymus gibi sunmaktadir. Kendini-aldatma içinde, der Sartre, dogruyu Öteki'nden degil, kendimden (altini ben çizdim H.Y) gizliyorumdur. Yalandaki aldatan/aldatilan ikiligi kendini-aldatma' da ortadan kalkar. Yalan, Öteki'yle 'birlikte olma'nin (mitsein) asilmasidir.’
Sartre burada da bir proje'den sözeder. Proje, kendini-aldatmanin kavranmasini ve préreflexif bilincin kendini-aldatma ile gerçeklestirilmesini içerir. Yalanci ile yalanin söylendigi kisi, ayni kisidir; demek ki, der Sartre, yalanci olarak benim, aldatilan olarak kendimden gizledigim dogruyu [hakikati] bildigim anlamina gelir. Birbirinden ardrzamanli olarak gerçeklesmis bir 'ikilik görünüsü" degildir bu. Projenin tekil yapisi içinde gerçeklesir, Öyleyse, diye sorar Sartre, yalan onu kosullandiran ikilik ortadan kaldirilmisken, varligini nasil sürdürebilir?
Güçlükler bitmiyor, Sartre'a göre. Bilincin yarisaydamligindan (translucidité) dogan daha baska sorunlar da var. Kendini-aldatma içinde olmak, kendini-aldatmanin bilincinde olmaktir. Çünkü, diyor Sartre, bilincin varligi, varligin bilincidir. Degisken psisik yapisina karsin [Sartre, degiskenlik için 'aaaastable' sözcügünü kullaniyor] özerk ve sürekli bir formu vardir kendini-aldatma'nin. Birdenbire sahihlige ya da kinizme dogru degisse bile kendini-aldatma içinde yasayabilir insan. Bu, kendini-aldatmanin bir yasam stili oldugu anlamina gelir. Degiskenligine karsin sürekliligi yüzünden kendini-aldatmayi ne reddedebiliriz, ne de onaylayabiliriz.
Bu güçlüklerden kurtulabilmek için, psikanaliz kuraminin 'bilinçdisi' kavramina basvurdugunu belirtir Sartre. Psikanaliz kurami, aldatan/aldatilan ikiligini yeniden temellendirebilmek içn bir sansür düzenegi önerir. Bu kuram, davranislarin anlami konusunda öznenin kendi kendini aldattigi varsayimini getirir. Onu somut varliginda [bilinç düzeyinde] kavrar, dogrulugu [bilinçalti düzeyinde] içinde kavrayamaz. Freud, psyche'yi ikiye böldü, der Sartre: Id ve Ego.Bilinçdisi psyche'mle olan iliskilerimde ayricalikli bir konumum yoktur Freud'a göre. Dogrunun [hakikatin] bulgulanmasini psikanaliste [hekime] baglar Freud. Hekim, Öteki'dir. Öteki ise bilinçdisimla bilinçli yasamim arasinda bir dolayimdir (mediation): bilinçdisi aaa'le bilinçli antiaaa arasinda bir senaaai gerçeklestirir. Ben, kendimi Öteki'nin dolayiminda kavrarim. Id'imle olan baglantimda Öteki'nin konumundayimdir.
Oidipus kompleksi konusunda Sartre, Pierce gibi düsündügünü belirtir: deneysel bir düsün'dür bu kompleks, ya da bir varsayim. Freud'de psikanaliz, kendini-aldatma'nin yerini alir; yalanin temel kosulu olan aldatan/aldatilan ikiliginin yerine Id ve Ego ikiligini koyar. Id'i, bilincin ayrilmaz bir bölümü olmaktan çikarir Freud, bir kendinde-varlik'a (l'etre- en-soi), nesneye dönüstürür.
Sartre'in L'Etre et le Ne'ant’da'psikanaliz' kuramina yönelttigi elestiriler burada temellenir. Bir kere bilinçdisini,n [Id'in] konumunun bir nesnenin konumu olamiyacagini söyler Sartre. Nesne, kendisiyle ilgili sanilarimiza (conjectures) kayitsizdir; oysa Id dogruya [hakikat] yaklasirken bu sanilara çok duyarlidir (touche'). Freud'un, hekim dogruya yaklasirken bir direncin ortaya çikmasindan sözetmesi bundan dolayidir. Bu direnç, disardan kavranan nesnel bir edimdir: hasta ya konusmaz, ya düslemlerini anlatir ya da sagaltmadan [tedavi] cayabilir. Peki, direnç gösteren bölüm hangisidir, diye sorar Sartre, Id mi, Ego mu?. Bilinçli olgularin psisik bütünlügü olarak Ego olamaz bu direncin kaynagi. Dogruya yaklasildigini bilemez Ego; çünkü kendi tepkilerinin anlamiyla olan bagintisi, hekimin bagintisi gibidir: Ego, olsa olsa, hekimin öne sürdügü varsayimlarin olasilik kertesini nesnel olarak görebilir. Dahasi, der Sartre, bu olasilik Ego'ya kesinligin (certitude) sinirinda görünür; bundan da tedirginlik duymasina gerek yoktur; psikanalitik sagaltmayi bilinçli karariyla seçen Ego'dur. Sartre sorar: [Bu durumda] hastanin, hekimin açiklamalarindan tedirgin oldugunu, dolayisiyle de bir yandan direnç gösterirken bir yandan da, kendi gözünde sagaltmayi sürdürmek isteyen biriymis gibi gösterme aldatmacasmi yasadigmi mi söylemeliyiz? Bu bir kendini-aldatma'dir, ve bu kendini-aldatma'yi bilinçdisiyla açiklamamiz sözkonusu degildir; bütün bunlar bilinç düzleminde olup bitmektedir çünkü. Dahasi, diyor Sartre, direncipsikanalistin suyüzüne çikartmaya çalistigi kompleksten kaynaklandigi varsayimiyla da açiklayamayiz. Burada kompleks, psikanalistin yardimcisidir: kompleks, tipki hekimin istedigi gibi, suyüzüne çikmak istemektedir. Sansür düzenegine oyun oynayan; suyüzüne çikmasini engellemesine karsin sansürün engellerini asarak bilinç düzlemine çikma savasimi veren bu komplekstir.
Imdi, direnci ne Ego’yla açiklayabiliyoruz ne de kompleksin yapisiyla. Öyleyse direnci, sansür düzleminde aramak gerekir. Sorunlarin, ya da hekimin varsayimlarinin, baskiya almaya (refouler) calistigi gerçek dürtülere (tendances) yaklasip yaklasmadigini, bilse bilse sansür düzenegi bilebilir. Neyi ya da neleri bastirdigini bilen odur sadece; etkinligini ayirdederek uygulayabilmek için neyi bastirdigini bilmek durumundadir çünkü. Sansür düzenegi baskiya alma (refoulement) islemini seçerek uygulayacaksa, [“hangi dürtüler baskiya alinacak, hangilerine izin verilecek?”] yaptigi seçmenin farkinda olmak (se représenter) zorundadir. Baska nasil olabilir ki? Diye sorar Sartre: yasal cinsel tepilere (impulsion) , aclik, uyku, susuzluk gibi gereksemelere izin verirken, ötekileri baskiya almasini baska nasil açiklariz? Sansür düzenegi, baskiya alma gereksemesi duyulan tepileri, onlari ötekilerinden ayirdettiginin bilincinden olmadan nasil ayirabilir? Alain, bilmek bildigini bilmektir, demisti. Sartre bunu bilmek, bildigini bilmenin bilincidir, diye yeniden söylüyor. Böylelikle direnç, sansür düzleminde baskiya alinmis olan farkinda olma’yi (une représentation) du refoulé); psikanalistin sorularinin yöneldigi sonucun ne oldugunun kavranmasini; baskiya alinmis kompleksin dogrulugu [hakikati] ile bu dogrulugu suyüzüne çikarmayi amaçlayan hekimin varsayimlarinin karsilastirildigi bir sentetik ilintiyi içerir. Bütün bu islemler, der Sartre, sansür düzeneginin kendi bilincinde oldugunu gösterir. Nasil bir kendinin-bilinci’dir bu? Sartre söyle söyler: bu, baskiya alinmis olan dürtünün bilincinde oldugunun bilincinde olmamak için, bilincinde oldugunu gösterir. Bu da, sansür düzeneginin kendini-aldatma içinde olmasi degilse nedir? der Sartre.
Psikanaliz kurami, böylece, kendini-aldatma'yi ortadan kaldirmayi denemis, oysa giderek, bilinçle bilinçdisi arasinda kendini-aldatma içinde bir özerk bilinç çikarmistir. Sartre, psikanaliz kuraminin kendini-aldatmayi yok edemedigini, dolayisiyle psikanalizin kendini-aldatmanin yerini alamiyacagini gösterir böylece. Kendinden birseyler gizleyen bir reflexif düsün'ün özü, tekil bir psisik düzenek, dolayisiyle de birligin içinde ikili bir etkinligi içerir: bir yandan gizlenecek olani saptamak ve korumak, öte yandansa baskiya almak ve saklamak. Bu etkinligin iki görünümü de birbirlerinin bütünleyicisidirler. Sartre söyle düsünür: sansür düzenegi araciligiyla bilinci bilinçdisindan ayirmakla psikanaliz kurami, bu edimin iki evresini ayirmayi basaramamistir. Kendini belli sembolik formlarin arkasinda gizleyen tepinin baskiya alinmasina gelince, Sartre'a göre, tepinin (i) baskiya alinmis oldugunun bilinci; (ii) neyse o oldugu için geriye itilmis oldugunun bilinci; ve (iii) bir gizlenme projesi olmadan kendini gizlemesi sözkonusu degildir. Yogunlastirma (condensation) ve aktarma (transference), tepinin kendisini etkileyen bu degisimleri açiklayamaz. Sartre söyle baglar sözlerini: “bilinç, sansürün ötesinde hem istenen hem de yasaklanan bir sonuca varilacagi konusunda bir kavrayisi içermiyorsa, tepinin simgesel ve bilinçli doyurumuna baglanmis olan hazzi ya - da bunaltiyi nasil açiklayabiliriz?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:42 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524