![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 16 - Cevaplar: 0
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 5.725
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | Depresyonun Gelişimi Beck'in formülasyonuna göre, erken yaşantılar hastanın kendisi ve dünya ile ilgili bazı temel, işlevsel olmayan şemaların gelişmesine yol açar. Bu şemalar daha sonra algıları organize etmede ve davranışları yöneltmede kullanılırlar. Kişinin dünyasını yordayabilmesi ve yaşantılarını anlamlandırabilmesi normal işlev göstermesi için gereklidir. Ancak bazı sayıltılar son derece katı, uç noktada, değişime dirençli ve bu nedenle de işlevsel değildirler. Böylece depresyon gelişimine zemin hazırlarlar. Ancak tek başlarına depresyonun oluşumunu açıklamakta yetersizdirler. Sorun bireyin yaşamında şema ya da şemaları aktive eden kritik olayların meydana gelmesiyle başlar. Örneğin, ‘kişisel değer yalnızca başarıya bağlıdır' inancı başarısızlıkla karşılaşınca depresyona yol açabilir. Aynı şekilde ‘mutlu olmak için sevilmek gerekir' tarzındaki bir sayıltı redle karşılaşınca depresyonu kışkırtabilir. İşlevsel olmayan düşünceler aktive olunca ‘olumsuz otomatik düşünce' bombardımanına yol açarlar. Bu düşünceler günlük yaşantıların yorumlanması, gelecekle ilgili tahminler ya da geçmişte olanların anımsanmasıyla ilgili olabilirler. Aktivite düzeyinde azalma, geri çekilme gibi davranışsal; ilgi kaybı, hareketsizlik gibi motivasyonel; suçlanma, anksiyete, üzüntü gibi duygusal ve dikkati toplayamama, uyku bozuklukları gibi bilişsel belirtiler ortaya çıkar. Depresyon geliştikçe olumsuz otomatik düşünceler daha sıklaşır ve şiddeti artar, rasyonel düşüncede azalma gözlenir. Bu süreç, gittikçe artan ve devamlılık gösteren çökkün duygu durumla desteklenir. Böylece kısır döngü oluşur. Bilişsel davranışçı terapist bu kısır döngüyü hastaya olumsuz düşüncelerini sorgulamasını, sonra da bu düşüncelerin temelindeki sayıltılarını değiştirmesini öğreterek kırmaya çalışır. Bilişsel Terapi İçin Hasta Seçimi Bilişsel terapi için hasta seçiminde kullanılacak bazı kriterler bulunmaktadır : a) Depresyonun Türü Nedir? : Beck, şiddetli , intihar eğilimi yüksek, bipolar depresyonlarda daha standart yöntemlerin (ilaç kullanımı ve hastaneye yatırma) uygun olduğunu söylemektedir. Bilişsel davranışçı tedavi endojen depresyonlarda da çok başarılı olamamaktadır. b) Depresyonun Şiddeti Nedir? : Depresyonun şiddetinin değerlendirilmesi önemlidir. Çok şiddetli depresyonlarda hastaneye yatırma ve ilaç tedavisi düşünülebilir. c) Hasta Olumsuz Düşüncelerden Söz Ediyor mu? : Hastada olumsuz bilişsel üçlü var mı? Ümitsizlik, intihar düşünceleri ve tedavi beklentisinin olumsuz olmasıyla ilgili düşünceler ilk açığa çıkartılması ve ele alınması gereken unsurlardır. d) Hasta Tedavi Rasyonelini Kabulleniyor mu? : Tedavi rasyonelini kendilerine yakın görenler ve bu yöntemleri denemek isteyenler bilişsel tedaviden daha çok yararlanmaktadırlar. e) Hasta Eşit İşbirliğine Dayalı İlişki Kurabilir mi? : Hastanı düşünce ve duygularını açıklamakta zorluğu varsa, kendi başına sorunlarını çözmesi gerektiğine inanıyorsa ya da terapistin bütün sorumluluğu almasını bekliyorsa kısa süreli bu tedaviden yararlanması oldukça güçtür. f) Hastanın Başetme Becerileri Var mı? : Başa çıkma becerileri gelişmiş olan hastalar bu tür bir tedaviye daha çabuk cevap vermektedirler. Bunun nedeni, tedavi rasyonelini daha çabuk kabullenmeleri ya da yeni beceriler kazanmak yerine yalnızca depresyonda bozulan becerilerini yeniden kullanabilmeleri olabilir. Bilişsel Davranışçı Tedavinin Etkinliği Yapılan bir çok araştırmada, bilişsel-davranışçı tedavinin en az antidepresanlar kadar etkili olduğu bulunmuştur. Yirmi sekiz ayrı araştırmanın karşılaştırıldığı bir çalışmada, bilişsel-davranışçı terapinin, davranışçı, psikodinamik, yönlendirici olmayan tedavi ve diğer tedavi türlerine göre anlamlı düzeyde etkili olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, bilişsel-davranışçı psikoterapinin farmakoterapi kadar etkili olduğu da belirtilmiştir. Bir çok çalışma bilişsel-davranışçı tedavinin etkili bir tedavi yöntemi olduğunu göstermekle birlikte, bazı hastaların bu tedaviye yeterince yanıt vermedikleri açıktır. Hastalığın bilişsel-davranışçı tedavinin başlangıcındaki şiddeti ve bilişsel disfonksiyonların düzeyi, bilişsel-davranışçı tedaviden yeterli sonucun alınamamasında rol oynamaktadır. Bunun dışında kronik evlilik sorunları ve şiddetli kişiler arası ilişki problemleri olan hastaların %50'sinin tedaviye yanıt vermekte zorlandıkları bildirilmiştir. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Depresyonun Tedavisine İlişkin Öneriler | Kurtarici | Psikoloji | 0 | 05-03-2008 12:15 PM |
| Klinik Görünümü Depresyonun | Kurtarici | Psikoloji | 0 | 05-03-2008 12:14 PM |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]