![]() |
|
|
| ||||||
| MUSTAFA KEMAL ATATÜRK Atatürk hakkında herşey. |
|
Görüntüleme: 77 - Cevaplar: 2
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
![]() ![]() Gorbagor Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: May 2006 Nerden: İslamboOL Yaş: 22 Mesajlar: 4.455
Rep Gücü: 29
Rep Puanı: 29
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Ulu Önder Atatürk'ün Vasiyeti ve Gün Gün Hayata Gözlerini Yumu?u... ATATÜRKÜN VAS?YETNAMES?N? YAZMAYA KARAR VER??? Atatürk'ün vasiyetnamesini nas?l düzenlendi?ini, Cumhurba?kanl??? Genel Sekreteri Hasan R?za Soyak ?öyle anlatm??t?; "1938 senesi sonbahar?, Dolmabahçe Saray?'nday?z. Bir sabah Atatürk'ün yatak odas?na girdim. Büyük adam, yata??nda ba?? biraz yüksekte arka üstü yat?yordu. Salonu solgun bir güne? kaplam??t?. Yüzü fildi?i rengindeydi. Çehresi her gün biraz daha zay?flay?p uzuyor, o gök mavisi gözleri irile?iyordu. Ben yata??n?n ayak ucuna do?ru, gösterdi?i yere oturdum. Her zaman ki suallerini tekrarlad?: "Ne haber?" O günlerde Avrupa'da siyasi hava çok bozulmu?tu. Atatürk umumi endi?elere ve bir tak?m tehlikeli belirtilere ra?men, Almanlar?n henüz, ?talyanlar?n ise hiç haz?rlanmam?? olduklar?n? ileri sürerek müsterih bulunuyor. O sene harp olmayaca??n?, ihtilaflar?n behemahal bir pamuk ipli?ine ba?lanaca??n?, harbi ancak 1939 senesinde veya ondan sonraki senelerde beklemek laz?m geldi?ini söylüyorlard?. Son yirmi dört saat zarf?nda günlük meselelere dair gelen haberleri hülasa ettim. Görü?ünü teyid eder mahiyette olan bu haberleri alaka ile dinliyor, ara s?ra baz? ?eyler soruyor ve k?sa cümlelerle mütalaalar beyan ediyordu. Böyle olmakla beraber dü?ünceli ve heyecanl? oldu?u belliydi. Sözlerimi bitirince sa? kolunu bana do?ru uzatt?. Doktorlar, kati lüzum olmad?kça kuvvet sarfetmesini yasaklad?klar? için hareketlerinde yard?m ediyorduk. Elini tuttum, do?ruldu, yata??n?n içinde ba?da? kurdu. Birkaç dakika denize ve kar?? sahile bakt?. Belliydi ki heyecan?n? yenmeye çal???yordu. Gözlerini bana çevirdi?i zaman, uzun kirpiklerinin ?sland???n? farkettim. Bütün hastal??? boyunca yan?mda gösterdi?i yegane zaaf (e?er bu ulvi sükunete zaaf demek uygunsa) buydu. Sonra önüne bakt? ve a??r a??r konu?maya ba?lad?. "Bu yolda konu?mak benim içinde, senin için de, a??r bir ?ey ama ba?ka çaremiz yoktur. Konu?maya mecburuz çocuk. Hani seninle ara s?ra bir i?imizden bahsederdik. Hatta bunun içinde kanun ç?kar?lm??t?: ?u vasiyetname meselesi. Bugün yar?n o i?i bitirmeliyiz. Nas?l olsa bir gün karn?mdan su al?nacakt?r. Ne olur ne olmaz. Ba??rsaklardan biri delinebilir, ba?ka bir ar?za olabilir. Herhalde ihtiyatl? olmal?." ATATÜRK'ÜN VAS?YET?N? NOTERE VER??? "Atatürk, 6 Ekim 1938 'de Noter'in getirilmesini istemi?ti. Noter ?smail Kunter Bey, Prof. Ne?et Ömer Bey ve ben, yatak odas?n?n alt?ndaki bir odada huzuruna girebilme emrini bekliyorduk. Bu daveti al?nca hep beraber üst kata ç?kt?k ve yatak odalar?na girdik. Vaziyeti ?öyleydi; yataktan ç?km??, ipek bir pijama ve yine k?rm?z? ipek bir rob dö?ambr giymi?, boynuna koyu vi?ne renginde ipek bir e?arp ba?lam??t?. Denize bakan pencerelerin önüne koydurdu?u bir ?ezlongun üzerine oturmu? sigara içiyordu. Bizi görünce hafifçe k?m?ldand?: "Buyrunuz.." dedi. Tam kar??s?na koydurdu?u sandalyelerde üçümüze de yer gösterdi. Hat?r?mda kald???na göre Noter ?smail Kunter Bey ile, yeni ç?km?? olan Noter Kanunu ve ?stanbul'daki noterler üzerine görü?tü. Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi. Sonra önündeki sigara masas?n?n koydu?u kapal? zarf? ald?: " Bu benim vasiyetnamemdir. ?cap etti?i zaman muamelesini yapars?n?z..." diyerek zarf? notere verdi. ATATÜRK'ÜN VAS?YETNAMES?'N?N TAM METN? Malik oldu?um bütün nutuk ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki ?artlara, terk ve vasiyet ediyorum: 1. Nukut ve hisse senetleri, ?imdiki gibi, ?? Bankas? taraf?ndan nemaland?r?lacakt?r. 2. Her seneki gibi nemadan, nispetleri ?erefi mahfuz kald?kça, ya?ad?klar? müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye ?imdiki yüzer lira verilecektir. 3. Sabiha Gökçen'e bir ev de al?nabilecek, ayr?ca para verilecektir. 4. Makbule'nin ya?ad??? müddetçe Çankaya'da oturdu?u ev de emrinde kalacakt?r. 5. ?smet ?nönü'nün Çocuklar?na yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacaklar? yard?m yap?lacakt?r. 6. Her sene nemedan mütebaki miktar yar? yar?ya, Türk Tarih ve Dil Kurumlar?na tahsis edilecektir. K.Atatürk ?LK MUAYENE Atatürk 1937 y?l?n?n ilk aylar?ndan bu yana çe?itli rahats?zl?klar duymaya ba?lam??t?. Burnu kan?yor, vücudu ka??n?yor ve kabar?yordu. Yüzü solmu?, sinir dengesi bozulmu?tu. Kendini i?tahs?z ve halsiz hissediyordu. Hasta olan arkada?lar?na k?zan, doktor muayenesini sevmeyen Atatürk, f?rsat buldukça çok güvendi?i Ne?et Ömer Bey (?rdelp)'e kendini muayene ettirmeye ve sa?l?k durumu hakk?nda bilgi almaya ba?lam??t?. Ancak ilk muayene sonunda, kalbinde, karaci?erinde, böbre?inde bir ?ey bulunamam??t?. Buna ra?men Atatürk'ün renginde ve yüzündeki çizgilerde bariz de?i?iklikler ba?lam??t?. ?LK TE?H?S Doktorlar Atatürk'e kapl?ca tavsiye etmi?lerdi. Atatürk kür tedavisi için ani bir kararla Yalova'ya gitmeye karar verdi. Prof. Dr. Nihat Re?at Belger anlat?yor; "1937 senesinde, Yalova kapl?calar?n?n hekimiydim. O s?ralarda, Atatürk de birkaç aydan beri Yalova'da istirahat buyuruyordu. Bir gün beni ça??rtt?. Bir müddetten beri ka??nt?dan ?ikayetçi oldu?unu söyledi." Müsaade ederseniz sizi önce bir muayene edeyim."dedim ve ettim. Muayenemde, bilhassa bacaklar?nda ka??nt?dan mütevellit t?rnak izleri mü?ahade ettim. Palpasyonda (elle muayenede) karaci?erin, kosta (kaburga kemi?i) kenar?n? üç parmak kadar geçmi? oldu?unu ve sertle?ti?ini tespit ettim. Muayene s?ras?nda hiç konu?mad?k. Kendisine muayenenin bitti?ini bildirdi?im zaman, Atatürk ka??nt?n?n sebebinin ne oldu?unu sordu. "Efendim, bu ka??nt? kanaatimce yemekle, daha do?rusu içmekle ilgilidir." dedim. Atatürk önce inanmak istemedi. Beni imtihan etmek istercesine, "Buna kati olarak emin misiniz?" dedi. "Evet efendim karaci?eriniz normale nazaran büyük ve sert . Ka??nt?n?n sebebi budur."dedim. Prof Dr. Nihat Re?at Belger'den sonra, Atatürk'ü ?stanbul'dan gelen Prof. Dr. Ne?et Ömer'de muayene etti. ?ki doktorun mü?terek te?hisi ayn? idi. Atatürk, Yalova'da rejime al?nd?. Tedaviden bir süre sonra iyile?me sezilmeye ba?lam??t?. Fakat Atatürk Bursa'ya oradan Mudanya'ya geçti. Mudanya'dan Ege Vapuru ile ?stanbul'a hareket etti. Atatürk ?ubat ay? ba??nda Dolmabahçe Saray'?nda idi. Park Oteldeki davetten geç saat saraya dönen Atatürk, ertesi gün ?iddetli öksürük ve gö?üs a?r?s? ile uyand?. Prof. Dr. Nihat Re?at Belger, Dolmabahçe saray?ndaki muayenesinde Atatürk'e zatürre te?hisi koydu. DOKTORLARI Atatürk kendisine yabanc? doktor getirilmesini ?srarl? ricalardan sonra kabul etmi?, bu arada sa?l???n? devaml? kontrol alt?nda tutabilmek için ülkenin tan?nm?? hekimlerinden iki ekip olu?turulmu?tu. Sürekli ve dan??man doktorlar. • Prof. Dr. Ne?et Ömer ?RDELP • Prof. Dr. Nihat Re?at BELGER • Opr. Dr. Mim Kemal ÖKE • Prof. Dr. Mustafa Hayrullah D?KER • Prof. Dr. Akil Muhtar ÖZDEN • Prof. Dr. Süreyya Hidayet SERTER • Dr. As?m ARAR • Prof. Dr. Abravaya MARMARALI • Dr. Mehmet Kamil BERK BEN HASTAYIM ÇOCUK Zatürre'den kurtulur kurtulmaz Atatürk, ?smet ?nönü ile birlikte 27 ?ubat 1938'de Ankara'ya geldi. Celal Bayar Anlat?yor: "Balkan Antant?n?n Ankara toplant?s? günleri idi. Yugoslav Ba?bakan? Dr. Stoyadiniçle görü?üyordum. ?ükrü Kaya yakla?t? : "Sa?l?k Bakanl??? müste?ar? Dr. As?m derhal görü?mek istiyor."dedi. Mevzuun, Atatürk'ün sa?l??? ile ilgili oldu?unu hemen anlad?m. Çünkü meslek ve ?ahsiyetine güvendi?im Dr. As?m Arar hükümet nam?na, Ata'n?n müdavi tabipleriyle daima temasta idi. Bana endi?elerini aç?klad?: "Burnundan kan geldi?ini söylediler. Bu hastal???n yeni merhalesidir. D??ardan mütehass?s getirilmesi tavsiyemi tekraren arzediyorum." dedi. Atatürk'ün gerek görmedi?i tavsiyeyi bu sefer ?srarla rica ve kabul ettirmek karar?yla Çankaya'ya gittim. Beni beklemiyordu. Arzumu sükunetle dinledikten sonra: "Ortada Hatay meselesi var. Hastal???m?n d??ar?da duyulmas?n? istemem. Ne?et Ömer'le konu?. Burada zaten t?p kongresi var. Bizim doktorlar konsültasyon yaps?nlar." cevab?n? verdi. Doktorlar geldiler. Muayeneden sonra alkol ve sigara almamas?, mutlak dinlenmesi gibi ?art, fakat bir anda hepsinin birden yerine getirilmesi güç tavsiyelerini tekrar ettiler. Atatürk hekimlerin ortak karar?n? dinledikten sonra : "Zannederim hakl?d?rlar" dedi. Ben sa?l???n?n ülke için as?l ?art oldu?unu ve bu temel mevzuun yan?nda Hatay üzerinde menfi tesir yapma dahil, hiçbir ihtimalin dü?ünülmeyece?ini ?srarla tekrarlad?m. Derin teessürümü mümkün oldu?unca saklama gayretime ra?men, benli?ime hakim ac?n?n elbette ki fark?nda idi. Yava? bir ses tonu ile: "ÇOCUK..NE YAPACAKSAN YAP, BEN HASTAYIM" dedi. Her ?eyini, memleketi için hizmet sayd??? emeklerine cömertçe feda etmi? Atatürk, ilk defa hastay?m diyordu. KUMANDAN BEN?M Atatürk, Celal Bayar'?n ?srar? üzerine Frans?z doktor Fissenger'in getirilmesini kabul etmi?ti ve 28 Mart 1938 günü Fissenger Ankara'ya geldi. Frans?z Prof.Dr.Fissenger, Atatürk'ü muayene etti, ba?ta Prof. Ne?et Ömer ve di?er doktorlardan bilgiler ald?ktan sonra Atatürk'e; "Ben sizi iyi edece?im. Fakat benden evvel siz kendi kendinizi iyi edeceksiniz; ?üphesiz ki siz, büyük bir kumandans?n?z. Büyük zaferlerin sahibisiniz. Fakat bu i?in kumandan? benim. Bana yard?m edeceksiniz." Üslubu ve mant?k Atatürk'ün ho?una gitmi?ti. "Peki dedi, kabul." Atatürk'ün olumlu yakla??m? üzerine Prof. Fissenger, Atatürk'ün günlük hayat?n?, bir tablo halinde çizdi. A?z?na tek damla alkol almayacak, ?ezlonga uzanarak istirahat edecekti. Yemesi içmesi, düzenlenmi? listeye göre olacakt?. Prof. Dr. Fissenger Cumhurba?kanl??? Genel Sekreterli?ine Atatürk'ün sa?l??? ile ilgili bir rapor sundu. Bu raporda Atatürk'ün ciddi bir rahats?zl??? olmad???, bir buçuk ayl?k bir istirahata ihtiyac? oldu?u belirtiliyordu. GÜNEY GEZ?S? O günlerde Hatay Sorunu had safhadayd?. Kendisini iyi hissetti?ini söyleyen Atatürk, Hatay meselesini istedi?i ?ekilde sonuçland?rmak için önce Mersin'e oradan Adana'ya s?n?ra kadar uzanmaya karar verdi. Doktorlar? önce bu iste?e ?iddetle kar?? ç?kt?ysalar da, muayeneden sonra "gidebilir" dediler. Atatürk, Hatay konusundaki kararl?l???n?, Mersin'e hareketinden iki gün önce Celal Bayar'a ?öyle bildirmi?ti.: "Benim, k?rk as?rl?k Türk yurdu, Hatay esir kalamaz dedi?imi unutmu? olanlar olabilir. Ama ben unutmad?m, unutamam, sen de unutamazs?n." 20 May?s 1938'de Mersin'e do?ru yola ç?kt?. Mersin'den Tarsus'a oradan Adana'ya geçti. Hatay konusunun en kritik döneminde, sa?l??? üzerindeki olumsuz dü?üncelerin neticeyi etkileyece?i dü?üncesiyle, s?n?ra kadar otomobiliyle giderek askeri birlikleri denetledi, resmi geçitlerde sürekli ayakta bekledi. Sa?l?kl? oldu?unu hissettirmek için her ?eyi denedi. 24 May?s 1938'de Adana'dan ayr?ld?. SAVARONA Atatürk yurt gezisinden geldikten sonra çok yorulmu?tu karn?ndaki ?i?likte giderek art?yordu. Florya'dan Dolmabahçe'ye dönerken küçük bir de kriz atlatm??t?. ![]() 31 May?s 1938'de Atatürk'ün sab?rs?zl?kla bekledi?i Savarona Yat? gelmi? Dolmabahçe önünde demirlemi?ti. 1 Haziran 1938'de Atatürk, Savarona'ya geçti. ?tina ile giyinmi? olan Atatürk önce her yeri gezdi, ayr?nt?larla me?gul oldu bu da onu yordu. Deniz havas?n?n kendisine iyi gelece?ini hissediyor ve orda ?ifa bulaca??n? dü?ünüyordu. Ama Savarona'daki tedaviden de müspet sonuç al?namam??t?. Bedeni sürekli güç kaybediyor, karn?ndaki ?i?lik giderek art?yordu. Dr. Fissenger tekrar davet edildi. 25 Temmuz ak?am? Atatürk fenala?m??t?. Atatürk yat? terkederek saraya ç?kmay? dü?ündü. Saraydaki odalar?n?n daha serin olabilece?ini ve orada daha rahat edebilece?ini dü?ünüyordu. KARNINDAN SU ALINMASI Profesör Fissenger 4. kez ?stanbul'a gelmi?ti. Fissenger saraya gelir gelmez Atatürk'ü ba?tan a?a??ya tekrar muayene etti. Atatürk art?k ?st?raba dayanam?yor; karn?nda toplanan suyun verdi?i s?k?nt?dan kurtulabilmek için bir an evvel al?nmas?n? istiyordu. Hastal?k art?k iyice ilerlemi? son ve en tehlikeli dönemine girmi?ti. Birinci ponksiyon 7 Eylül 1938'de Profesör Fissenger ve Profesör Ne?et Ömer ?rdelp nezaretinde, Operatör Mim Kemal Öke taraf?ndan yap?ld?. K?l?ç Ali Anlat?yor: "Ponksiyondan sonra derhal odalar?na girdim. Gördü?üm manzara ?uydu. Atatürk adeta birdenbire zay?flam??, çok zay?flam??t?. ?ki kolunu ba??n?n alt?na alarak arka üstü yat?yorlard?. Karn?n? büyük bir sarg? ile sarm??lard?. Odadan içeriye girer girmez yanlar?na ko?tum. " Geçmi? olsun pa?am!" diyerek ba??n?n alt?na ald??? kollar?n?n pazusunu öptüm. Bana doktorlar?n duyamayaca?? kadar yava? bir sesle ; "Ç?kan suyu gördün mü? Bu kadar bir su kab? insan?n karn?n?n üstüne konsa nas?l tahammül eder ? Bak ben ne haldeyim, nas?l tahammül etmi?im ?" "Geçmi? olsun Pa?am, bunlar?n hepsi geçecek." dedim ve gözya?lar?m? kendilerine göstermeden ve teessürümü hissettirmemek için bir f?rsat bularak doktorlar?n arkas?ndan s?yr?l?p hemen odadan d??ar? ç?kt?m." Atatürk'ün art?k tam bir istirahate ihtiyac? vard?. Fazla konu?mamas? ve yanlar?nda konu?ulup kendilerinin yorulmamas? laz?md?. Bu konuya doktorlar? büyük önem veriyorlard?. ?LK KOMA Profesör Fissenger'in fikrinin al?nmas?ndan sonra, doktorlar ikinci ponksiyon'un gününü tespit için topland?lar. Operatör Doktor Mim Kemal Öke, 21 Eylül günü Atatürk'ün karn?nda biriken suyu tekrar ald?. 26-27 Eylül günü Atatürk ilk kez komaya girdi. Komay? atlatan Atatürk Ankara'ya gitmek istiyordu. Ancak doktorlar Atatürk'ün Ankara'ya gitmesine izin vermiyorlard?. Atatürk isyan edercesine "Ankara'ya gidelim. Ne olacaksam orada olay?m " diyor, doktorlar?n izin vermemelerinin sebepleri aç?klan?nca hiddetleniyordu. Atatürk "Beni bir an evvel Ankara'ya götürün yap?lacak mühim i?ler var", demi?, ne yaz?k ki yapacaklar?, dü?ündükleri ne ise yapamam??t?. Yap?lan tüm tedavilere ra?men Atatürk günden güne kötüle?iyor, kar?n bölgesinde su toplanmaya devam ediyordu. Viyana'dan Eppinger, Almanya'dan Bergmann ad?nda iki profesör gelmi?ti. Bunlar?n koyduklar? te?his ve tedavi ayn? idi "siroz". Atatürk 16 Ekim 1938'de a??r bir komaya daha girdi ve 20 Ekim gününe kadar komada kald?. SON SAATLER Tüm tedavilere ra?men günden güne eriyen Atatürk, 8 Kas?m 1938 günü ?iddetli bir rahats?zl?k daha geçirdi. Saat alt? buçuk gibi gelen bu rahats?zl?kta Atatürk'ün midesi bulanm?? ve kusmaya çal??m??t?. Sürekli istifra etmeye çal??an Atatürk, bu s?rada Hasan R?za Beye (Soyak) bakarak "Saat kaç?" diye birkaç kez sormu?, Hasan R?za Bey her soru?unda "Saat 7 efendimiz" diyerek cevap vermi?ti. Bu s?rada kendisine haber verilen Ne?et Ömer Bey de gelmi?ti. Abravaya ile Atatürk'e gereken tedavileri yap?yorlar ve baz? önlemler al?yorlard?. Ne?et Ömer Bey bir ara "Dilinizi göreyim efendim." diye seslendi. Atatürk dilini yar?ya kadar d??ar? ç?kard?. Ne?et Ömer Bey "Biraz daha uzat?n?z efendim." diye seslenince, Atatürk, Ne?et Ömer Bey'e bakarak ; - "Vealeykümüsselam" diyerek gözlerini kapatt?. Atatürk son kez komaya girmi?ti. 9-10 Kas?m gecesini rahats?z geçiren Atatürk art?k derin bir uykuda gibi yat?yor ve ölümü bekliyordu. 10 Kas?m 1938 günü saat 8 gibi bir ara g?rtla??ndan H? H? H? sesleri ç?karm??t?. Saat dokuzu be? geçe gözlerini son kez açarak, etraf?na bakt? ve hemen kapatt?. Büyük Önder Atatürk ölmü?tü. HAYATINDAK? BAZI SONLAR • Anlaml? son sözü, "Saat kaç" olmu?tu. • Prof. Dr. Ne?et Ömer ?rdelp'e, son söz olarak "Vealeykümüsselam " dedi. • Koma içinde manas? anla??lamayan ve devaml? olarak tekrarlad??? söz "aman dil...aman dil..."di. • Son ald??? g?da, 8 Kas?m 1938 Sal? günü, saat 18.35'de dört ka??k elma suyu oldu. • Son yemek istedi?i sebze, enginard?. • Son verilen ilaç, ölüm halinden k?rk dakika önce, saat 8.25'de, 1/8 aubaine'di. • Hekimler ölüm raporunu imzalarken, son olarak elini öpen ve gözlerini kapayan Prof. Dr. Mim Kemal Öke idi. ÖLÜM ?LANI Atatürk'ün ebediyete intikal edi?i Türk Halk?na ?öyle duyuruluyordu; Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin resmi tebli?idir: "Müdavi ve mü?avir tabiplerin ne?redilen SON raporu, Atatürk'ün dünyaya gözlerini kapad???n? bildirmektedir. Bu ac? hadise ile Türk vatan? büyük yap?c?s?n?, Türk milleti ulu ?efini, insanl?k büyük evlad?n? kaybetti. Milletimize, içimiz yanarak, bu tarife s??mayan ziya'dan dolay? en derin taziyelerimizi sunar?z. Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak O'nun büyük eserine ba?l?l?kta ve aziz vatan?m?z?n hizmetinde arar?z. ?uras?n? da her ?eyden evvel beyan etmeliyiz ki, ölmez olan, onun büyük eseri, Cumhuriyet Türkiye'sidir. Hükümetimiz, içinde bulundu?umuz bu mühim anda, bugüne kadar oldu?u gibi dikkatle vazife ba??ndad?r. Müesses olan nizam ve idame hususunu, büyük Türk milletinin hükümetiyle tek vücut olarak teyit ve temin edece?ine ?üphe yoktur. Te?kilat-? Esasiye Kanununun 33. maddesi mucibince Büyük Millet Meclisi derhal yeni reisicumhuru intihap edecektir. Türkiye'nin en büyük makam?na, Te?kilat-? Esasiye Kanununa göre geçecek zat?n etraf?nda hükümetiyle, ?anl? ordusuyla ve bütün kuvvetleriyle Türk Milleti sars?lmaz bir varl?k olarak toplanacak ve yükselmesine devam edecektir. Bugün ayr?l???na a?lad???m?z büyük ?efimiz Atatürk, her vakit Türk Milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yapt?. ?damesi esbab?n? da istikmal ederek güvenle büyük milletimize b?rakt?. Ebedi Türk Milleti onun eserlerini ebediyetle ya?atacakt?r. Türk gençli?i onun k?ymetli vedias? olan Türkiye Cumhuriyetini daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir. Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima ya?ayacakt?r." CENAZE NAMAZI Son vazifeler yerine getirilirken, dini ?art ve örfler itina ve hassasiyetle yerine getirilmi?tir. Cenaze namaz?n?n bir camide k?l?n?p k?l?nmama yolunda dinen ne gerekti?i konusunda, Makbule Atadan Han?mefendi Cumhurba?kanl??? Genel Sekreteri Hasan R?za Soyak'a dan??t?, ?lahiyat Fakültesi kelam ilmi ve ?slam Felsefesi ordinaryüs Profesörlerinden Mehmed ?erafettin Yaltkaya'n?n fikri al?nd?. Din alimi, cenaze namazlar?n?n muhakkak camilerde k?l?nmas? yolunda kesin bir kay?t olmad???n? bildirmi? ve daha çok makam, k?dem ve selahiyeti olarak, bir de Diyanet ??leri Ba?kanl???'n?n görü?lerinin al?nmas?n? tavsiye etmi?tir. Bunun üzerine Diyanet ??leri Ba?kan? Mehmed R?fat Börekçi'nin fikri sorulmu?tur. Milli Mücadelenin me?ruiyetine dair Anadolu Ulemas? fetvas?na, ilk imza koyan din adam?, "O'nun cenaze namaz?, tertemiz hale getirdi?i bütün vatanda, bu farizan?n yerine getirilebildi?i her yerde k?l?nabilir" fetvas?n? vermi?tir. Atatürk'ün cenaze namaz?n?, Diyanet ??leri Ba?kanl??? yapan, Ord. Prof. Mehmet ?erafettin Yaltkaya k?ld?rm??t?r. ETNO?RAFYA MÜZES?'NE DEFN? Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, 10 Kas?m 1938'de sabah saat 09.05'de Dolmabahçe Saray?'nda ebedi uykusuna dald?. Vefat? bütün yurdu mateme bo?arken, dünyada da büyük üzüntü uyand?rd?. Aziz naa??, 19 Kas?m 1938'e kadar Dolmabahçe Saray?'nda katafalkta kald?. 19 Kas?m günü naa?? top arabas? ile Sarayburnu'na, oradan "Zafer" torpidosu ile "Yavuz" z?rhl?s?na nakledildi. Bu arada, bütün dünyada ba??ms?zl?k sava?? ve bar???n sembolü olan bu büyük insan?n cenaze töreni için ?stanbul'a gelen Rus, Frans?z, Yunan ve Romen sava? gemileri, onu 21 pare top at??? ile son yolculu?unda selamlad?lar. Naa?, "Yavuz" z?rhl?s? ile ?zmit'e, oradan da trenle 20 Kas?m 1938'de Ankara'ya getirildi. TBMM'nde haz?rlanan katafalkta bir gün kalan naa?, buradan al?narak 21 Kas?m 1938'de Etno?rafya Müzesi'ndeki katafalka konarak halk?n daha uzun süreli ziyaretine imkan sa?land?. 31 Mart 1939'da katafalktan al?nan aziz naa?, bir müzede mermerden haz?rlanan geçiçi kabre kondu. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]