Dewforum.İNFO  

Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Düşünce Grubumuza Katılın > Köşe yazıları

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 2 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-06-2008, 10:08 PM   #1 (permalink)
Root Administrators

Kurtarici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Kurtarici Şuan Çevrimiçi
Kayıt Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 5.735
Rep Gücü: 10000 Rep Puanı: 10000 Rep Derecesi: Kurtarici has a spectacular aura aboutKurtarici has a spectacular aura about
Standart Kafayı kuma gömmenin faydası yok




Başbakan Erdoğan ile Doğan Grubu arasındaki atışma neyse ki yatıştı ve sular durulur gibi oldu. Madem toz duman dağıldı; herkesin gerçek bir hasar tespiti yapmasında fayda var. Taraflar meselenin bir boyutuna bakar ve kendini bir açıdan başarılı görürse çok geçmeden yeni yol kazalarının olacağı aşikârdır. Özeleştiri yapmak, muhtemel hataların önünü alacaktır.
Önce siyasîler: AK Parti, gazete boykot çağrısına kadar varan süreci çok iyi analiz etmek zorunda. Bilebildiğim kadarıyla Başbakan, sık sık kamuoyu araştırması yaptırıyor. Son kavganın partiye ne kazandırıp ne kaybettirdiğini görmüştür mutlaka. Medya, bazı araştırmalardan bahsetti ama ne derece güvenilir olduğu konusunda soru işaretlerini kaldıramadı; çünkü araştırmaya kavganın tarafları sahip çıkmış oldu.
Pek çok konuda iktidar partisine destek veren aydınlardan önemli bir bölümü Başbakan'ın boykot çağrısına tepki gösterdi. Makul sebepler de sıraladılar. Bu tip çağrıların daha yanlış noktalara kayabileceği üzerinde durdular. Hatta 'Kaderde Doğan Grubu'nu savunmak da varmış' diye hayıflananlar da oldu. AB süreci başta olmak üzere özgürlükçü projelerde hükümete destek veren aydınların boykot konusunda yükselttikleri itirazı parti yöneticileri iyi analiz etmek zorunda.
Daha ilginç durum da şudur: AK Parti Genel Başkanı'nın yaptığı boykot çağrısı, parti il ve ilçe teşkilatlarında mâkes bulmadı. 16 milyondan fazla oy vereni bulunan, her il ve ilçede teşkilatlanmış bir siyasî örgüt böyle hararetli bir çağrıya sessiz kalıyorsa parti kurmaylarının bunu etraflı bir şekilde değerlendirmesi gerekiyor. Boykot çağrısı parti mensuplarının gönlüne yatsaydı Doğan Grubu'nu zor günler bekliyor demekti...
MEDYANIN ÇIKARACAĞI DERSLER
Son kavgadan medyanın da iyi bir ders çıkarması gerekiyor. Boykot çağrısı yapanlar 'yalan haber ve iftira' gibi ağır ithamlar karşısında bırakıyor medyayı. Keşke bu durum karşısında hem bütün basın mensupları hem de kamuoyu en gür seda ile 'Hayır! Bu ülkede yalan haber de yoktur, iftira haber de' diyebilseydi. Herkes 'Başbakan boykot çağrısı yapmamalı, bu davet demokrasiye ve basın özgürlüğüne gölge düşürür' manasında şeyler söyledi. İtirazlarda önemli ayrıntılar vardı, yalan habere reddiye yapana rastlamadım. Doğan Grubu topyekûn savaş açtı AK Parti'ye ve Başkan'ına. Bir tanesi de 'Yahu bizde de kabahat var. Biz de bazen ipin ucunu fazlaca kaçırıyoruz, halkı kendimizden bîzar ediyoruz, ticarî ilişkilerimizle hakkımızda şüphe uyandıracak bir manzara sunuyoruz' gibi idare-i kelamda bulunmadı; ama sokakta konuşuldu bunlar. Ne var ki 'yandaş medya'dan pek çok yazar Başbakan'ı sert bir dille eleştirdi. Doğan Grubu'na kerhen destek verenler bu grubun genel duruşundan hâlâ rahatsız; bunu görmeyen doğru analiz yapamaz...
Doğan Medya Grubu'nun bir teselli noktası var. Diyorlar ki; 'Bakın bütün meslek örgütleri ortak bildiri yayınladı ve meslekî dayanışma örneği verildi'. Bu algı yanlış. Mesleğin dışında olanlar için manzara böyle görünebilir; ancak gazeteciler bunun bir züğürt tesellisi olduğunu biliyor. Meslek örgütleri dediğiniz birlikler maalesef mesleğin tamamını, hatta büyük bir kısmını temsil etmiyor. Sorun bakalım o meslek örgütleri, gazete ve televizyonların ne kadarını temsil ediyor? Kendi çalıp kendi oynayan, sonra da bütün meslek erbabını temsil ediyor havalarına bürünen bir meslek örgütlenmesinden ve buna dayalı dayanışmadan bahsedilebilir mi? Zaten bazı örgütler politbüro üyeleriyle (!) yürüyor yoluna. Genç nesilden de kimse yok; farklı görüşlerden de...
Ayrıca ittifakın özünde 'AK Parti karşıtlığı' basın özgürlüğünden daha ağır basıyor. Bunu anlaması gayet basit: Toplantı katılımcılarının Doğan'la ilgili şikâyetleri iktidarla ilgili şikâyetlerinden daha çok ve daha keskindir. Başbakan'a gösterilen tepki meslekî değil; siyasîdir. En azından toplum bunu böyle algılıyor; zira Gazeteciler Cemiyeti de Basın Konseyi vs. de gazetecilerin çok dar bir kısmını temsil ediyor. Acı gerçek budur. Bundan sonrası için yapılması gereken acil eylem planı nedir? Gerçek bir meslekî dayanışma yapılması isteniyorsa en başta Doğan Grubu'na çok iş düşüyor. Bir kere, herkesle kavga etmekten vazgeçmeleri gerekiyor. Rekabet, kalite yarışına dönmeli, taciz atışına değil. Ayrıca halkı incitmekten, onların inancı üzerinden toplum ve siyaset mühendisliği yapmaktan vazgeçilmeli. Medyada tek sesli gazeteler ara dönemler için kısmen heyecan uyarır; o kadar... Toplumla sürekli kavga edilmez. Bir gün insanların canına tak edebilir...
Her neyse... Basın tarihimiz açısından ibretlik bir zaman diliminden geçtik. Şimdi bazıları başını kuma sokarak 'Bu işten kârlı biz çıktık' havasında. Böyle düşünen yanılır. Çünkü herkes için hasar büyük. Siyaset bu tartışmadan ne kadar yara aldıysa medya da o kadar aldı. Çünkü genel algı şudur: Tartışmanın odağında sadece siyaset-medya ilişkisi yoktu; ticaret-medya meselesi de vardı. Medyayı merkeze aldığınızda siyaseti, ticareti, bürokrasiyi, demokrasiyi vs. topyekûn düşünmeniz kaçınılmaz. Bundan sonrasında başarı elde etmek isteyen, özeleştiri kapılarını ardına kadar açar. Başını kuma sokan, tarihî fırsatları kaçırır. Boşuna denmemiş 'Gözünü kapayan, kendine gece yapar' diye.
Türk basınının sicil kaydı
Bir televizyon programında Türk basınının sabıka kaydının iyi olmadığından bu nedenle de siyasete karşı tam bir dayanışma sergileyemediğinden bahsetmiştim. Ayrıca aynı nedenle basın özgürlüğü söyleminin inandırıcı bulunmadığını ifade etmeye gayret etmiştim. Merak edenler oldu. Kısa hatırlatmalar yapmakta fayda görüyorum. Sadece bir fikir verebilmek için...
13 Eylül 2001'de birkaç gün önce Ergenekon davasından tutuklanan Adil Serdar Saçan, Yeni Şafak Gazetesi binasına baskın düzenledi. Mesut Yılmaz ve kardeşi Turgut Yılmaz ile iyi ilişkiler içinde olduğu söylenen Saçan, gazete binasında resmen terör estirdi. Medya, küçük jestlerle Yeni Şafak'ın yanındaymış gibi yaptı. Bugünlerde basın özgürlüğünden dem vuranlardan bir kısmı ise bu baskının hedeflerinden birinin Tayyip Erdoğan olduğunu da düşünerek yapılanı takdir bile etti.
Yeni Asya Gazetesi sahibi Mehmet Kutlular, 10 Ekim 1999 tarihinde bir mevlit münasebetiyle katıldığı programda depremi İlahi ikaz olarak nitelendirdiği için 28 Şubat'ın medyatik kılıçları çekildi ve Kutlular ceza alana kadar ısrarlı yayınlar yapıldı. Beyan ettiği düşünceye itiraz etmek başka bir konuydu; bir gazete sahibini adeta ibret-i alem olsun dercesine cezalandırmak bambaşka bir şey...
Onca eleştiriye aldırış edilmeden ve adeta Parlamento üzerinde baskı kurularak RTÜK Yasası çıkarıldı. Meslek içinden yükselen itirazlara da kulak verilmedi. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit, 7 Şubat 2003'te günah çıkardı ve şöyle dedi: "Medyaya büyük sermayeler giriyor ve bunlar politikada fazlasıyla etkili oluyor. Bu durum beni rahatsız ediyor. RTÜK Yasası benim hükümetim tarafından çıkarıldı ama her şeye gücümüz yetmiyordu."
27 Nisan 1998'de PKK terör örgütünün 2 numaralı ismi Şemdin Sakık'ın sözde ifadelerine dayanılarak köşe yazarları Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand'ın işine son verildi. Basın tarihine andıç hadisesi diye geçen olayda gazeteciler meslektaşları tarafından linç edildi. Bir süre sonra Sakık'ın ifadelerine, gazetecilerle ilgili cümlelerin sonradan eklendiği anlaşıldı. Bunun üzerine 'aramızdaki hainleri tanıyalım' diyen Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Hürriyet gazetesinde şunları kaydetti: "Bazı arkadaşlarımıza iftira edenlere yardımda bulunmuş gibi olduk. Böyle adi bir tertibin içinde devletin bulunabileceğini nereden bilebilirdik?"
11 Haziran 97'de Genelkurmay Başkanlığı basına brifing verdi. Herkes kuzu kuzu oturdu, dersini aldı. Oradan çıkar çıkmaz da "İrticaya karşı mücadelede gerekirse silah kullanılacağı" sözünü manşet yaptı gazete yöneticileri. Batı Çalışma Grubu'na övgüler yağdırıldı, 'yeşil sermaye' palavrasına çanak tutuldu. O dönem başlayan akreditasyon uygulaması karşısında hiç kimse 'halkın bilgi edinme hakkı'ndan ve özgür medyadan bahsedemedi.
Nokta Dergisi art arda çok önemli haberlere imza attı. İki darbe teşebbüsü olduğunu belgeleriyle yazdı. Büyük medya grupları kulakları üzerine yatmayı tercih etti. Sivil toplum maskesi altında darbe planı yapıldığı yazıldığında da dudak büktüler. Sonunda polis 13 Nisan 2007 günü dergiye baskın düzenledi ve dergi kapanmak zorunda kaldı.
Daha saymama gerek var mı? Yer kalmadı ki sayayım; bir kitaba sığacak kadar çok örnek var. Medya Kronik adlı bir internet sitesi, bir üniversitenin bünyesinde faaliyet gösteriyordu da büyük medya grupları durumdan rahatsız olup bu siteyi kapattırdı. Bir büyük gazetenin ombudsmanı, görevinin gereğini yaparak bir haberi eleştirdi ve kapının önüne konuldu; yayın ilkeleri de askıda kaldı, meslek dayanışması da. Akit Gazetesi'ne 300 bilmem kaç general dava açtı da hiç kimseden gık çıkmadı. Yeni Asya çizeri halen bir karikatüründen dolayı süründürülüyor da hiç kimse basın özgürlüğünden bahsetmiyor... Milli Gazete'nin yazarları hapis cezaları alıyor, neredeyse haber yapılmıyor. Bir medyanın sabıkası bu kadar kötü olursa basın özgürlüğü konusunda inandırıcı olabilir mi? Neyse! Önemli olan yeni sayfalar açabilmek...

Hak meşakkatli ve zordur. Batıl ise, kolay ve tatlı görünür. Nice zevkler var ki, ardında upuzun bir keder bırakır.” (İbnı Mes’ud)
Dikkat ediniz, uyanınız! Nice elbisesini parlatan cilalayan vardır ki dinini kirletmiştir. Ve nice kendini üstün görüp gururlanan vardır ki, şahsiyatını yerle bir edip eskitmiştir.”
(Ebu Ubeyde)
“Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür.”(Şemseddin Sami)
“Allah rızası gözetilmeyen sözde, Allah yolunda harcanmayan malda, cahilliği yumuşaklığına galebe çalan kişide ve Allah yolunda kınayanın kınamasından korkan kulda hayır yoktur.”
(Ebu Bekir)
Gözü olmayana sen bir varlığı istediğin kadar tasvir et
Hapisteki adama diyorsun ki hadi gidelim gezmeye.Yalnızlık,olgunlaşmamış kişi ile oturmaktan daha hayırlıdır.Hz.Ömer (R.A.)
Sakın oturduğunuz yerden 'Allah'ım, rızkımı ver' deyip durmayın. Biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar, ne de gümüş. (Hazreti Ömer)
Akrabanın düşmalığı ve dostların eziyeti,yılan zehirinden daha acıdır. Hz.Ali (R.A.)
Hangi vâli birine zulmeder ve o zulüm bana şikayet olunur da;ben o zulmü izâle etmez isem,o kimseye ben zulmetmiş,adâletten ayrılmış olurum.Hz.Ömer (R.A.)
Hoşlanılmayan halleri görmezden gelip müsâmahakâr davranırsan,hürmet ve saygı görürsün.Hz.Osman (R.A.)
Dünyaya geldiğin zaman,sen ağlarken çevrendekiler gülüyorlardı.Öyle bir hayat sür ki,öldüğünde çevrendekiler ağlarken,sen gülümseyerek ahirete gidesin.Mecmeddin-i Kübra (Ks.)

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:04 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524