Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Düşünce Grubumuza Katılın > Köşe yazıları

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-06-2008, 10:06 PM   #1 (permalink)
Root Administrators

Kurtarici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Kurtarici Şuan Çevrimiçi
Kayıt Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 5.538
Rep Gücü: 10000 Rep Puanı: 10000 Rep Derecesi: Kurtarici has a spectacular aura aboutKurtarici has a spectacular aura about
Standart Dünden Bugüne İsim İsim Siyasal İslam’ın Gizli Kasaları!




Bugünlerde herkesin dilinde Deniz Feneri, Kanal 7 ya da Zekeriya Karaman, Zahid Akman isimleri var. Biraz geçmişi bilenler; Erbakan’ın kayıp trilyonlarını, Süleyman Mercimek’i ya da Yimpaş, Kombassan, İhlas, Jet-Pa, Endüstri Holding’i hatırlar.

Peki siz, Mehmet Satoğlu, Tahsin Armutçuoğlu, Gürgen Mazhar Bayatlı, Beşir Darçın isimlerini duydunuz mu? Bunlar kimdi? Kimlerin gizli kasasıydı? Neden yargılandılar? Sonra nasıl ortadan kayboldular?

Gelin biraz gerilere gidelim…




“Bir lokma bir hırka” ile yetinenler bugüne nasıl geldi?

Tarikat, siyaset, ticaret üçlemesiyle ilk kez Nakşibendi Gümüşhanevi Dergahı karşılaştı. Şeyh Ahmed Ziyaüddin, 1838 Osmanlı-İngiliz Ticaret Anlaşması’yla Anadolu’ya gelen yabancı sermayeye karşı, ulusal pazarı korumak için “yardım sandıkları” kurdu. Toplanan zekatlar yoksullaşan esnaflara aktarılarak milli sermaye korunacaktı.

Şeyh Ahmed Ziyaüddin tüccar bir ailenin çocuğuydu. Bu nedenle bu hareketi kişisel olabilir miydi? Hayır.

Çünkü: Yıllar sonra, 1954’de benzer uygulamayı yine aynı tarikat hayata geçirdi.

Demokrat Parti’nin ülkeyi ithal mallara boğulması üzerine, Nakşibendi Gümüşhanevi Dergahı’nın şeyhi Mehmet Zahit Kotku’nin girişimiyle “Gümüş Motor” kuruldu. Amaç “milli sanayi” yaratmaktı. Üzerinde cami resmi olan hisseler çıkarılıp satıldı. Ancak, bu milli atılım pek uzun ömürlü olamadı; Gümüş Motor battı. İş mahkemeye yansıdı. Genel Müdürü Necmettin Erbakan, dönemin parasıyla 69 bin lirayı kardeşi Kemalettin Erbakan’a gönderdiği murakıp raporlarında ortaya çıktı. Yıllık imalatı, Devlet Planlama Teşkilatı’na 10 bin olarak bildirmişlerdi; gerçek rakam 70 idi!Vs.vs.


MNP’NİN ŞİRKETLERİ

Nakşibendi Gümüşhanevi Dergahı zamanla ticaretin yanına siyaseti de koydu. Yani artık bireysel girişimcilikle değil, iktidara gelerek milli sanayi hamlesi gerçekleştirilecekti.

26 Ocak 1970’de Milli Nizam Partisi’ni kurdular.

Yargıtay Başsavcılığı partinin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı.

21 Mayıs 1971’de parti kapatıldı. Mal varlığına el koydu.

İşte bugün konuştuğumuz kritik mesele bu son cümlede saklıdır:Bu tarihten sonra milli görüş hareketinin kurduğu tüm şirketler, partiler- dernekler üzerine değil, kişiler üzerine kuruldu.

Örneğin, 18 Haziran 1971’de “İPA AŞ” kuruldu. Kurucularından Tahsin Armutçuoğlu ve Mehmet Satoğlu Milli Nizam Partisi kurucusuydu.

T. Armutçuoğlu ve M. Satoğlu bir başka şirket daha kurdular: “Nidaş”

Bu şirketin ortakları arasında Hasan Aksay, Fehmi Cumalıoğlu gibi yine Milli Nizam Partisi kurucuları vardı.

Aksay ve Cumalıoğlu bu kez Oğuzhan Asiltürk, A. Tevfik Paksu ile “Yeni Neşriyat AŞ” yi kurdular. 17 Ağustos 1972’da faaliyete geçen bu şirket, Milli Gazete’yi çıkardı.

Milli Nizam Partisi “şirketlerine” baktığınızda hemen hepsinde iki isim öne çıkıyor:

Avukat Tahsin Armutçuoğlu ile Harita Mühendisi Mehmet Satoğlu

Mehmet Satoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dayısıdır.

Uzatmayayım, kişiler üzerinde gözüken şirketler aslında partinindi.


MSP’NİN ŞİRKETLERİ

MNP kapatılınca Milli Görüş, 11 Ekim 1972’de Milli Selamet Partisi’ni kurdu.

Bu partinin “şirketlerine” baktığınızda bir isim ön plana çıkıyor:

Gürgen Mazhar Bayatlı.

8 Şubat 1977’de kurulan “Milsan”; 3 Mart 1978’de kurulan “Mila AŞ”; 27 Ağustos 1980’de kurulan “Mades Holding” ve yine aynı gün kurulan “Heka Dış Ticaret AŞ”nin kurucuları arasında hep Gürgen Mazhar Bayatlı vardı.

Peki, bu şirketler ne yapıyordu?

Mila AŞ’nin yeri, MSP genel merkezinin bulunduğu Hoşdere Caddesi’ndeki Alican Apartmanı’ydı. 5 milyon sermayeyle kurulan bu şirket, kuruluşundan dört ay sonra Demetevler’de 10 milyon liraya apartman aldı ve adını “Milli Görüş Sarayı” koydu. Burada parti toplantıları yapılıyordu zaten.

Şirketlerin sermayeleri hızla arttı: Örneğin Milsan 2 milyon lira sermaye ile kuruldu. Beş buçuk ay sonra 15 Temmuz’da sermayesini 13 milyona çıkardı. 30 Nisan 1979’da ise rakam 22 milyona çıktı. 22 Nisan 1981 ise 50 milyona yükseldi.

Milsan’a bu paralar nereden geliyordu?

Milsan’ın, Vakıflar Bankası Fatih Şubesi’ndeki 101–6 nolu hesabına, 18 Şubat 1977 tarihinde Yapı Kredi Bankası Ankara Aşağı Ayrancı Şubesi’nin 630802 nolu çekle 1 milyon 900 bin lira yatırıldı. Aşağı Ayrancı’daki bu hesap kime aitti; Necmettin Erbakan’a!

Kağıt üzerinde MSP’nin mali işlerinden sorumlu kişi; Genel Başkan Yardımcısı Abdurrahim Bezci gözüküyordu. “Gözüküyordu” diyorum çünkü Bezci İzmit’te yaşıyordu ve Ankara’ya pek gelmiyordu.

İşin özünde partinin parasal işlerini yürüten kişi Gürgen Mazhar Bayatlı idi. Ziraat Bankası Çankaya, Vakıflar Bankası Kızılay, Yapı Kredi Bankası Çankaya şubelerinde hesapları vardı.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Mazhar Gürgen Bayatlı tutuklandı, hapis yattı ve “şirketleri aldığım borçlarla kurdum” deyince, salıverildi.

Sonra ki yıllarda ismi Erbakan hareketi içinde bir daha hiç ön plana çıkmadı.

Bugün Niğde’de yaşıyor.

6 Nisan 2007’te TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın elinden aldı!O törende Deniz Feneri de ödül aldı!


RP’NİN ŞİRKETLERİ

1980’lerde yeni parti kuruldu: Refah Partisi.

Ve bu partiyle birlikte yeni bir isim ortaya çıktı:

Beşir Darçın.

Beşir Darçın aslında Ankara Ulus’ta terziydi. Bakın sonra nasıl trilyoner oldu?

En büyük parayı hac organizasyonundan kazandı.

Bilirsiniz, 1988’de Suudi Arabistan Mekke’ye kontenjan koydu;Türkiye’nin nüfusu 72 milyon ise o yıl sadece 72 bin kişi gidebilecekti.

Hacı adayları kendi kafalarına göre gitmeyecekti; bir organizasyona dahil olacaklardı.

En büyük organizasyonu Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı yapıyordu. Ancak hepsinin altından kalkması zordu, yarısını özel şirketlere verdi.

Bu özel şirketlerden biri de RP genel merkezinin bulunduğu binada faaliyet yürüten “ETAŞ AŞ” idi. Sahibi Beşir Darçın idi.

Beşir Darçın 1990 yılında da, “Van Der Zee” adlı şirketi satın aldı. Alır almaz da Suudi Arabistan, Beşir Darçın’a beş bin kişilik ek/özel kontenjan verdi! Kontenjan tabii Refah Partisi’ne verilmişti. Düşünebiliyor musunuz, Suudi Arabistan Türkiye Cumhuriyeti’ne değil RP’ye kontenjan veriyordu, Niye sizce?

Evet, Beşir Darçın hacı organizasyonundan çok para kazandı.

Diyanet’ten sonra en büyük hac organizasyonunu “Van Der Zee” yapıyordu. Bürosu nerede miydi? Tabii RP genel merkez binasında. Zaten binanın sahibi de Beşir Darçın’dı!

“Gizli Kasa” Beşir Darçın’ın, “ETAŞ” gibi, “Sürtaş” adlı şirketi de aynı binadaydı.

Hatırlatayım; RP’nin genel muhasibi yine MSP’de olduğu gibi Abdurrahim Bezci’ydi. Ve Bezci hala İzmit’te yaşıyordu. Zaten kulakları da artık pek duymuyor, gözleri de iyi görmüyordu. Yani göstermelikti!

Beşir Darçın sadece hacılardan para kazanmadı. Tefecilik yaptı: Nakit paraya sıkışan Konyalı işadamı Süleyman Çınar, Beşir Darçın’dan 1 milyar borç aldı, 30 gün sonra bunu 1 milyar 104 milyon olarak ödeyecekti. Süleyman Çınar borçlarını ödeyemedi ve Beşir Darçın ailenin gayrimenkullerine ve Toroslar Un Fabrikası’na el koydu.

Bitmedi:

Beşir Darçın, kurban bayramı öncesi Milli Gazete’ye ilan verdi: “Bankada açtığımız hesaba 1 milyon lira yatırın; bizler sizin adınıza kurbanı kesip Bosna-Hersek’e, Azerbaycan’a, Abhazya’ya gönderilim!”

Araştırıldı; ortada para çok ama kesilen kurban yoktu!

Beşir Darçın gözaltına alındı. Ancak birkaç gün sonra suçsuz olduğu anlaşılıverdi!

Beşir Darçın son olarak Milli Gazete’nin yan kuruluşu MİLDA’nın ortağı olarak özelleştirmeden SEKA Giresun kağıt fabrikasını satın aldı.

2000’li yıllarda Beşir Darçın adı pek duyulmadı.

Bugünün gizli kasaları “sakallı”lar; “aslan” gibi delikanlılar...

Sonuçta:

“Ne zaman ticaret, siyaset, dergahların kapısından içeri girdi; ‘bir lokma bir hırka’ tarihe karıştı” diyebilir miyiz? Bilmedim. Bildiğim, paranın dini, imanı yoktur…


RP kapatılma davası delili: Kanal 7

Tarih: 21 Mayıs 1997

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisi’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı.

İddianameden ilgili bölümü aktarayım:

“Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Kanal 7’ye para toplamak için yaptığı konuşmada; ‘televizyonu olmayan bir davanın yürümesi mümkün değildir. Bir topluluğun toplum olması mümkün değildir. Kaldı ki bugün yapılmış olan cihada, yani Hak’kın hakim olması için yapılan mücadelede, televizyonu isterseniz topçu kuvvetli olarak tarif edin, isterseniz hava kuvveti olarak tarif edin, onun gidip bir tepeyi bombalamasından önce, piyadenin o tepeyi işgal etmesi, zaptetmesi mümkün değildir.

Onun için bugün yapılmış olan cihadı televizyonsuz yapmanın imkanı yoktur. İşte bu kadar hayati bir konu için acıyıncaya kadar vereceğiz. Bugün bu inançla Kanal 7 için para vereceğiz…’ demiştir.”

Necmettin Erbakan Anayasa Mahkemesi’ndeki savunmasında bu konuşmasının “montaj” olduğunu iddia etti.

“Şimdi, ne yapılmış; Kanal 7 reklam almak için iş adamlarını toplamış. Bizden de rica etmiş ki, ‘Bakın biz sizin haberlerinize yer veriyoruz, bize yardımcı olun. Bizim reklamdan başka hiçbir gelirimiz yok’ demiş. 300–500 işadamı toplanmış, Onlara tavsiyede götürmüş, hepsi tamamen bir sohbet havası içinde…”

Erbakan, iddianamede yer alan, “bugün cihadı televizyonsuz yapmanın imkanı yoktur” sözünü Afgan mücahitleri için söylediğini belirtti.

“Bakın, Afgan mücahitleri bu kadar yıl uğraştılar bir devlet kurmak için, kendileri o sırada gelip gittikçe her yerde temaslar ederken, devlet kurmayı çok kolay zannediyorlardı. Onları ikaz için demiştim ki, bir devlet her şeyi ile kurulur; siz harpten çıkıyorsunuz, önce kendinizi tanıtmak için bir televizyona önem vermeniz lazım. Televizyonsuz hareket edemezsiniz. Onun için devlet kurmak kolay iş değildir.”

Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, “Kanal 7 yöneticileri ve sahipleri arasında partinizde milletvekili, yönetici hiç kimse var mı” diye sordu.

Erbakan, “eskiden vardı. Kanal birçok insanın iştirakiyle kurulmuştur, ama onlar milletvekili, yönetici olduktan sonra o görevlerinden ayrıldılar” dedi.

Refah Partisi 16 Ocak 1998 tarihinde kapatıldı.

Erbakan’ın girişimiyle 1993’te kurulan Kanal 7 daha sonra siyasal tercihi Başbakan Erdoğan’dan yana yaptı. Ve “cihat için” televizyonun önemini bilenler, televizyon kanalı- gazete sayısını her geçen gün artırdı.

Bunun için artık sadece zekatla yetinmiyorlar, kamu bankalarını bile kullanıyorlar.


HÜSEYİN ÜZMEZ'İN BABASININ BİLİNMEYEN PORTRESİ

Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye cephesinde kolundan vuruldu; nam-ı oradan geliyordu.

Savaştan sonra dağa çıktı; eşkıya oldu. Zaman zaman Malatya’ya iniyordu erzak almak için.

Dört tığ gibi adamıyla gittiği şehir yolunda, hilal kaşlı, kara gözlü, buğday tenli bir kıza vuruldu; Emine.

Soruşturdu; kız mıydı gelin mi? Emirler Köyü’nün ağası Vahap Ağa’nın küçük kızıydı; daha henüz 15 yaşındaydı.

Köye heyet gönderdi; “Allah’ın emri…”

Vahap Ağa sözlerini kesti, “benim eşkıyaya verecek kızım yok.”

Haberi alan Çolak Memo 30 atlıyla Emirler Köyü’nü basıp Emine’yi kaçırdı.

Küçük Emine Çolak Memo’nun ilk karısı değildi.

Çolak Memo 13 kadınla evlendi. Dördüncüsünü boşar, bir daha alırdı.

Cumhuriyet’ten sonra eşkıyalığa ve mecburiyetten çok eşliliğe son verdi Çolak Memo.

Emine kocası Çolak Memo’dan hep korktu…

Bir gün evde kumalar Meryem, Bedriye ve Emine otururken, polisler bir hırsızlık soruşturması için eve geldi. Çolak Memo sorulara cevap verirken, diğer odada üç karısının konuşup gülmelerine sinirlendi. Gidip, Emine’yi balkonundan attı.

Çolak Memo bu olay nedeniyle üç yıl hapis yattı.

1933’de cezaevinden çıkınca Emine’nin gönlünü aldı ve onu hamile bıraktı.

Emine, Çolak Memo’dan dört çocuk sahibi oldu.

Kocası ölünce Malatya mensucat fabrikasında çalışmaya başladı.

Büyük oğluna çok güveniyordu; çok çalışkandı; sınıfları hep dereceyle bitiriyordu.

Onu küçüklüğünden beri “Horbo… Horbo” diye seviyordu…

“Horbo” dayısının kızıyla nişanlıydı…

Bir gün fabrikaya polisler geldi; Emine’yi alıp karakola götürdüler.

Oğlunun ünlü gazeteci Ahmet Emin Yalman’a suikast yaptığını öğrendi.

“Horbo” cezaevine giderken o da ameliyat masasına yattı; beyninde ur vardı.

Yıllarca oğlunun cezaevinden çıkmasını bekledi. Her gece ağladı.

Oğlu cezaevinden çıktıktan bir süre sonra hayata gözlerini yumdu…

Çolak Memo ile Emine’nin oğlu “Horbo” kimdir bilir misiniz:

Hüseyin Üzmez!

Bursa’da 14 yaşındaki B.Ç.’ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklu bulunan Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez.

Nev-i şahsına münhasır biriydi; hayatında iki sorudan nefret etti; ne zaman doğdun, Ahmet Emin Yalman’ı niye vurdun?

Önceki gün Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne giderken, kameramanlara el salladığı görüntüsünü izledim TV’lerde. İçim burkuldu.

Aklıma babası Çolak Memo geldi.

Bir de, “Malatya Suikasti”ni anlattığı kitabında yazdıkları; “İtalyan Lombrozo, ‘bazı insanlar doğuştan suçludur’ diyor. Ben buna inanmıyorum. Allah kulunun hasmı değildir. Doğuştan suçlu yoktur.” (s 67)

TV’de Hüseyin Üzmez’i elleri kelepçeli el sallarken izlerken düşündüm; Çolak Memo’nun hiç mi suçu yok?

[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
__________________

Hak meşakkatli ve zordur. Batıl ise, kolay ve tatlı görünür. Nice zevkler var ki, ardında upuzun bir keder bırakır.” (İbnı Mes’ud)
Dikkat ediniz, uyanınız! Nice elbisesini parlatan cilalayan vardır ki dinini kirletmiştir. Ve nice kendini üstün görüp gururlanan vardır ki, şahsiyatını yerle bir edip eskitmiştir.”
(Ebu Ubeyde)
“Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür.”(Şemseddin Sami)
“Allah rızası gözetilmeyen sözde, Allah yolunda harcanmayan malda, cahilliği yumuşaklığına galebe çalan kişide ve Allah yolunda kınayanın kınamasından korkan kulda hayır yoktur.”
(Ebu Bekir)
Gözü olmayana sen bir varlığı istediğin kadar tasvir et
Hapisteki adama diyorsun ki hadi gidelim gezmeye.Yalnızlık,olgunlaşmamış kişi ile oturmaktan daha hayırlıdır.Hz.Ömer (R.A.)
Sakın oturduğunuz yerden 'Allah'ım, rızkımı ver' deyip durmayın. Biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar, ne de gümüş. (Hazreti Ömer)
Akrabanın düşmalığı ve dostların eziyeti,yılan zehirinden daha acıdır. Hz.Ali (R.A.)
Hangi vâli birine zulmeder ve o zulüm bana şikayet olunur da;ben o zulmü izâle etmez isem,o kimseye ben zulmetmiş,adâletten ayrılmış olurum.Hz.Ömer (R.A.)
Hoşlanılmayan halleri görmezden gelip müsâmahakâr davranırsan,hürmet ve saygı görürsün.Hz.Osman (R.A.)
Dünyaya geldiğin zaman,sen ağlarken çevrendekiler gülüyorlardı.Öyle bir hayat sür ki,öldüğünde çevrendekiler ağlarken,sen gülümseyerek ahirete gidesin.Mecmeddin-i Kübra (Ks.)

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:50 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517