![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 4 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 5.735
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | Artık Ak değil mi? AK değil mi? DÜNYACA saygın İngiliz The Economist dergisi, Deniz Feneri e.V. davasıyla ilgili olarak "Artık AK değil mi?" başlığıyla bir haber yayımladı; "Bir dizi yolsuzluk iddiaları, AK Parti'nin dürüstlük imajını kirletiyor" diye yazdı. Başbakan'ın öfkeli bir şekilde basına yüklenmesi konusunda bir AB büyükelçisinin "Oruç sinirlerini bozmuş olabilir" diye yorum yaptığını da haber verdi. Hemen şunu belirteyim, The Economist çok saygın bir yayın organıdır; AK Parti'ye liberal gerekçelerle sempatik bakar üstelik; kapatma davasını da şiddetle eleştirmişti. Yani ne "muhalif"tir ne de bir "çıkar"ı vardır! AKP hakkındaki bu kuşku dünyanın ekonomi ve siyaset merkezlerinde de yerleşirse, sermaye hareketlerinde bile güven sarsılır. Yolsuzlukla mücadele, şeffaflık, ihale yasası gibi konular AB için de fevkalade önemlidir. The Economist'e bakarak, Başbakan nasıl bir izlenim vermeye başladığını iyi düşünmelidir. Neden önemli? Konu iki bakımdan fevkalade önemlidir: Siyasi bakımdan önemlidir. Çünkü Deniz Feneri çevresi, AKP'ye en azından dünya görüşü olarak yakındır. İslami kesimin önemli düşünürlerinden Ali Bulaç da bu yolsuzluğun "muhafazakâr kesimde travma yarattığını" söyledi zaten. AKP siyasi bir sınavla karşı karşıyadır: Böyle 'yakın' çevrede yolsuzluk söz konusu olduğunda AK Parti ne tepki veriyor? "AK" mı, yoksa "yeterince AK değil" mi? Sosyal bakımdan önemlidir. Çünkü dünyanın her yerinde sosyal yardımlaşmada dinin rolü büyüktür. 'Sevap' duygusuyla yapılan yardımların doğru kullanılması kişilerin vicdanına bırakılamaz. Şeffaflık olmalı, kayıt ve kontrol düzeni olmalı, bunlar denetlenmelidir; ahirete kalmadan, "Bir gün hukuk hesap sorar" korkusu olmalıdır. Hem yolsuzluk yollarını tıkamak için hem kitlelerde uyanan güvensizliğin toplumdaki yardımlaşma duygusunu tahrip etmesine meydan vermemek için, hükümet bu işi sıkı tutmalıdır. Mali, idari ve adli bütün denetim ve soruşturma mekanizmalarını devreye sokmalıdır. Gönüllü kuruluşlarda ve ihalelerde yolsuzluğu önlemek için dünya ne yapıyorsa bizde de o düzenlemeler ve işlemler yapılmalıdır. Bahçeyi temizlemek VAKİT gazetesinde bir yazar, Deniz Feneri yolsuzluğunu niye eleştirmediğini " Belki kendim ısırırım Müslüman kardeşimi. Lakin köpeklerin yalamasına dahi müsaade etmem" diye iğrenç ifadelerle anlattı! "Suçlama Müslüman’a yönelmişse ‘iftira olduğu önyargısından’ hareketle çıkarım yola..." diye yazdı! Bunun adı bilim dilinde ilkel kabileciliktir, "Benim hırsızım, benim tecavüzcüm iyidir"den tutun da "Benim teröristim iyidir"e kadar uzanır bu iğrençlik! Bu kafa "açık toplum, kayıt, denetim, şeffaflık" gibi modern mekanizmaları geliştiremez; istemez bile! Bu mekanizmaları kanun kurmalıdır, uymayanı kulağından tutup adalete teslim etmelidir. Bu iğrenç zihniyeti muhafazakârların da açıkça eleştirmesi, şeffaflık ve kayıt düzeni gibi modern mekanizmaları savunması fevkalade önemlidir. Ali Bulaç ve Hüseyin Gülerce'nin Deniz Feneri konusundaki tavırları alkışlanmaya değer. Başbakan yazılanlara öfkeleneceğine, bu duyguyla da yolsuzluk ve kayırma iddialarının üzerine gitmelidir; bir tür bahçeyi temizlemek duygusuyla... Yoksa "Artık ak değil mi?" soruları çok daha artacaktır elbette. Taha AKYOL Hak meşakkatli ve zordur. Batıl ise, kolay ve tatlı görünür. Nice zevkler var ki, ardında upuzun bir keder bırakır.” (İbnı Mes’ud) Dikkat ediniz, uyanınız! Nice elbisesini parlatan cilalayan vardır ki dinini kirletmiştir. Ve nice kendini üstün görüp gururlanan vardır ki, şahsiyatını yerle bir edip eskitmiştir.” (Ebu Ubeyde) “Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür.”(Şemseddin Sami) “Allah rızası gözetilmeyen sözde, Allah yolunda harcanmayan malda, cahilliği yumuşaklığına galebe çalan kişide ve Allah yolunda kınayanın kınamasından korkan kulda hayır yoktur.” (Ebu Bekir) Gözü olmayana sen bir varlığı istediğin kadar tasvir etHapisteki adama diyorsun ki hadi gidelim gezmeye.Yalnızlık,olgunlaşmamış kişi ile oturmaktan daha hayırlıdır.Hz.Ömer (R.A.) Sakın oturduğunuz yerden 'Allah'ım, rızkımı ver' deyip durmayın. Biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar, ne de gümüş. (Hazreti Ömer) Akrabanın düşmalığı ve dostların eziyeti,yılan zehirinden daha acıdır. Hz.Ali (R.A.) Hangi vâli birine zulmeder ve o zulüm bana şikayet olunur da;ben o zulmü izâle etmez isem,o kimseye ben zulmetmiş,adâletten ayrılmış olurum.Hz.Ömer (R.A.) Hoşlanılmayan halleri görmezden gelip müsâmahakâr davranırsan,hürmet ve saygı görürsün.Hz.Osman (R.A.) Dünyaya geldiğin zaman,sen ağlarken çevrendekiler gülüyorlardı.Öyle bir hayat sür ki,öldüğünde çevrendekiler ağlarken,sen gülümseyerek ahirete gidesin.Mecmeddin-i Kübra (Ks.) |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]