![]() |
|
|
| ||||||
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Super Moderator ![]() @ylin Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Apr 2007 Mesajlar: 1.686
Rep Gücü: 3
Rep Puanı: 3
Rep Derecesi: | Cumhuriyet'e Saldırmanın Dayanılmaz Çekiciliği... Ahmet Taner Kışlalı'yı kaybettikten yaklaşık bir ay sonraydı. Aksaray'dan bir mektup aldım. Lise ikinci sınıf öğrencisi genç, iki sayfalık mektubunun bir bölümünde soruyordu: "Mustafa Abi, annem, 'evladım bir daha Atatürkçüyüm deme.Atatürkçüyüm diyenleri öldürüyorlar', dedi. Doğru mu?" Değil sözcükler, her harf yüreğime bir kurşun gibi saplandı. Bu düpedüz yalnızlaşma anlamına geliyordu. Ateş düştüğü yeri yakar. Güngören'deki vahşi saldırıda hepimizin canı yandı. Ama evladını kaybeden annelerin çektiği acı hiçbirimizinkine benzemez. Özellikle Uğur Mumcu'nun ve Ahmet Taner Kışlalı'nın katledilişini ben ayrıca yaşadım. Her iki yazarımız da aynı zamanda mesai arkadaşım, mesai büyüğüm olmuştu. Mumcu'yu, Kışlalı'yı görkemli, büyük katılımlı törenlerle sonsuzluğa uğurladık. Ama gerçek, lise öğrencisinin mektubuydu! Hâlâ, "Cumhuriyet'i okurdum ama, Uğur Mumcu'dan sonra elime alamıyorum" diyenlerle karşılaşıyorum. Ben, "bir gider bin geliriz" sözüne inanmayanlardanım. Çünkü giden gelmiyor ve yeri doldurulmuyor. Zaten bu olanaksız da, kim kimin aynısı olabilir ki! *** Cumhuriyet olarak kaybettiğimiz yazarlarımızın yasını tutarken, hiçbir zaman kararlılığımızdan da ödün vermedik. İçimizde kin de beslemedik. Örneğin, devletin resmi kurumlarının doğrulamadığı bilgilerin hiçbirine itibar etmedik. Cinayetlere katil icat etmedik. En çok, bulgu kırıntılarının çağrıştırdıklarını okurla paylaştık. Bıkmadan usanmadan şunu haykırdık: "Hiçbir cinayet faili meçhul kalmamalı... Her faili meçhul olası yeni cinayetlerin habercisidir..." Hal böyleyken kimileri bu cinayetlerin katledilenlerin görüşlerini temsil eden kesimlerce işlendiği iddiasını her fırsatta yinelediler. Elde ne bilgi bulgu var ne somut bir belge... Bunları ciddiye almak da uygun düşmezdi. Zaten kamuoyu önünde kabul gören bir düşünce de değildi. Biz hep gerçeğin peşinde olduk. Her yıldönümünde katledilen aydınlarımızı anarken, soruşturmanın hangi aşamada olduğunu okurla paylaşmayı da ihmal etmedik. *** İddianame medyası yukarıda sözünü ettiğimiz ve özünde Cumhuriyet'e saldırıyı amaçlayan tezlerini yeniden ısıttı. Döne döne aktarılan, adeta beyin yıkama noktasına varan karalamanın özeti ve mantığı şu: Mumcu, Kışlalı, Hablemitoğlu cinayetlerini işleyenler Cumhuriyet gazetesiyle işbirliği içinde... Cumhuriyet, ses getirici bir eylem yapmayı planlıyor, kendi arasında toplanıp soruyor; 'İçimizden hangimizi öldürelim?' Karar alınıyor ve uygulanıyor. Yıllarca da bu ortaya çıkmıyor,çıkarılamıyor! Aradan zaman geçiyor, bir toplantı daha; 'Bu kez hangimizi öldürelim?' Bu saçmalıkları ortaya atanlara göre, burada Cumhuriyet'in amacı kaos yaratmak ve ülke yönetiminde egemen olmak. Birincisi, kaos böyle yaratılmaz! Bunun başta Irak olmak üzere çevre ülkelerde nasıl yapıldığı görülüyor... İkincisi, bu tür hangi cinayetten sonra egemen olduk ki! Tam tersine her cinayet Cumhuriyet çınarından önemli bir dal kopardı. Cumhuriyet'e sürülmek istenen kara, Cumhuriyet aydınlarına yönelik terör saldırısının bir başka biçimi! Bir söz vardır; duvarı nem yiğidi gam öldürür... Cumhuriyet'in saygınlığına gölge düşürüp, toplum katında itibarını sarsmaya yönelik bu saldırılarda başlıca gücümüz, okurun gazeteye olan sarsılmaz inancı! Mustafa BALBAY - CUMHURİYET |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]