Dewforum.İNFO  

Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Düşünce Grubumuza Katılın > Köşe yazıları

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 17 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-29-2008, 11:59 PM   #1 (permalink)
Root Administrators

Kurtarici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Kurtarici Şuan Çevrimiçi
Kayıt Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 5.735
Rep Gücü: 10000 Rep Puanı: 10000 Rep Derecesi: Kurtarici has a spectacular aura aboutKurtarici has a spectacular aura about
kahve 15 Bİn Askerİmİz Nasil KÖr Edİldİ?




15 BİN ASKERİMİZ NASIL KÖR EDİLDİ? [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]

[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
Seydibeşir Esir Kampı'nda 15 bin esir Türk ilaçlı sudan geçirilerek kör edilmişlerdi. Konu TBMM'nin gündemine gelmiş, hükümet karar alarak Dışişleri Bakanlığı'nın olayı takip etmesini istemişti


29 Temmuz 2001 günü Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, köşesinde İskenderiye'deki esir Türkler'den bahseden Yunanlı bir yazara ait bir kitapta İskenderiye'de esir tutulan kör Türk esirlerin denizde boğulduklarını anlatıyordu. Özkök, olayın belki de yazarın hayal mahsulü olabileceğini belirtiyordu. Olayın belgelere yansıyan gerçek yanı ise şöyle idi; I. Dünya Savaşı'nda İngilizler'e esir düşen Osmanlı askerlerinin bir kısmı güvenli bölge olarak Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'nda tutuluyorlardı. Kampın tam adı, "Seydibeşir Kuveysna Osmanlı Useray-ı Harbiye Kampı" idi. Burası tek kamp olmayıp birbirinden tel örgülerle ve numaralarla ayrılmış idi. Yaklaşık 135-150 bin civarında Osmanlı esiri orada 2 yıl kadar kaldılar. 1918'de Filistin cephesinden esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri, 12 Haziran 1920'ye kadar zor şartlar, dayak, açlık altında kaldılar. O dönemde Mısır Genel Komutanı General Allenby, Mısır Usera Müfettişi Albay Simson idi.


KRİZOLLU SU İLE KÖR EDİLDİLER

O tarihte ve bugün de savaş suçu sayılan olayda Seydibeşir Kampı'nda İngiliz doktorların gözetimi altında 15 bin esir asker süngü zoruyla ile miktarı normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmış sudan mikrop kırma gerekçesi ile geçirilmiş ve 15 bin genç insanın kör edilmesine sebebiyet verilmiştir.

Konu Ankara'ya Malta Esir Kampı'ndan dönen Edirne Mebusu Şeref ve Faik beylerin 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM'de yaptıkları konuşmalarla intikal etti. 28.5.1337 Cumartesi günü TBMM'nin 37. İçtima'sında, Faik ve Şeref beyler bir takrir vererek İngiltere'nin Türk paşa, milletvekili, yazar ve sair meslekten aydınları Malta'da tutuklu olarak bulundurmasının hiçbir milletlerarası hukuka uymadığı ifade edildikten sonra Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiği bunun faili olan İngiliz tabib, garnizon komutanı ve zabitlerin cezalandırılması için TBMM'nin teşebbüse geçmesi isteniyordu.

Takririn TBMM'de okunmasından sonra söz alan Mehmet Şeref Bey " ...İngilizler'e esir düşüp Mısır'a sevkedilen çocuklarımız mahsus ihzar edilmiş bir formüle, muzadı taaffün maddeler içlerine, boyunlarına kadar sokuyorlardı. Fakat Türk çocuğu oraya girince bir İngiliz neferi başına dikiliyor ve süngüsünü uzatınca zavallı yavrucak başını başını içeri çekiyor ve iki gözü kör oluyordu. İngilizler böylece onbeşbin Türk'ün gözünü çıkarmışlardır" diyordu.

Dışişleri'nin açıklaması yok

Bu belge bize TBMM'nin Mısır'daki esir kampında İngiliz doktorlar, garnizon komutanı ve kamptaki İngiliz askerlerinin 15 bin esiri kasten sakat bıraktıkları için haklarında siyasi takibatın yapılmasının karar altına alındığını gösteriyor. Konunun takibi hükümet tarafından Dışişleri Bakanlığı'na bildiriliyordu. Dışişleri Bakanlığı'nın ise olayın nasıl sonuçlandığına dair henüz bir açıklaması maalesef yok.

BAKANLAR KURULU KARARI

Bu konuşmalar TBMM hükümetini de harekete geçirmiş ve konunun takip edilmesi için hükümet kararı alınmıştı. Ankara Cumhuriyet Arşivi'nde bulunan 28 haziran 1337 tarihli altında Mustafa Kemal Paşa'nın da TBMM Reisi sıfatı ile imzası bulunan Bakanlar Kurulu Kararı'nda da şunlar söyleniyordu: "Malta'da mevkuf bulunanlar ile Mısır'da onbeş bin esiri kasten malül bırakan İngiliz tabibleriyle garnizon kumandan ve zabitleri hakkında Edirne Mebusu Şeref ve

Faik beyler tarafından verilüp icra Vekileri Heyeti'ne tevdi ve tensip edilen ve Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesi'nin 29. 5. 337 tarihli ve zabıt ve kavanin kalemi 354/706 numaralı tezkere ile mürsel takrir icra vekilleri heyetinin 28.6.337 tarihli içtimaında kıraat olunarak lazım gelen bu mütalaati fenniye dermeyanı zımnında Sıhhiye ve teşebbüsatı siyasiyede bulunmak üzere Hariciye Vekaleti'ne takrir sureti musaddakasının lefiyle işarı karagir olmuştur. 28 Haziran 337"

(Kaynak: Yeni Şafak, 31 Temmuz 2001)



Maveraünnehir nereye dökülür


ATLAS Dergisi'nin son sayısında okudum. Sayıları 202 binmiş. Birinci Dünya Savaşı'nda Burma'dan Malta'ya, Mısır'dan Sibirya'ya uzanan kamplarda esaret çeken Türklerin sayısı buymuş.

Dergideki fotoğrafa bakıyorum.

Yüzlerindeki ifadeler ve başlarına taktıkları o şeyler, savaşa imparatorluk olarak girip, mendil içi kadar bir toprak parçasıyla çıkan bir ülkenin coğrafya dersi gibi.

İstanbul fesleri, Balkan şapkaları, çorbacı külahları, Enver Paşa serpuşu enveriyeler, Arnavut külahları, Kafkas kalpakları, destarlar, Şirvan kalpakları, Mevlevi sikkeleri, neresi olduğunu bilmediğim başka külahlar...

* * *

Hepsi, savaşa girmişler ve esir düşmüşler...

Kaybolmuş bir imparatorluk, yitirilmiş vatanlar, bitip tükenmiş hayatlar.

Ve geride kalmış aileler...

Kafamda hep o uğursuz dönemi hayal ederim.

19. yüzyılın sonu ile 1920 arasında geçen o kábus yıllarını.

Savaş içinde doğup, savaş içinde ölmüş bir nesli...

Türk milletinin ve Osmanlı ümmetinin en acıklı yılları.

Esir 202 bin Türk...

Bunlara şehitleri de ekleyin.

Sonra kulak verin.

Müthiş bir ''geri dönemeyenler ağıtını'' işiteceksiniz.

Bu ağıt, küçüklüğümden beri kafama yerleşmiş bir fotoğrafın sanki rakamlara dönüşmüş ispatıdır.

Her Türk ailesi, en azından bir ferdini, Kafkasya'da, Arap çöllerinde, Magrip'te bırakmıştır.

Bu coğrafya her Türk ailesinin ortak şehitliğidir.

Hiçbir zaman çiçek koyamadığımız isimsiz bir Türk şehitliği...

Ne zaman esir Türklerle ilgili bir şey okusam, aklıma o Yunan yazar gelir.

Şimdi adını unuttum. Aradım bulamadım.

Yıllarca önce, 1970'lerin ortasında bir Paris akşamında tenha bir metroda, banliyödeki evime giderken okumuştum.

* * *

Kitabın adı ''Nil '' idi.

Hikáyenin biri, İskenderiye'de esir kalmış kör Türk esirleriyle ilgiliydi.

Gözleri görmeyen Türk esirlerinin dolaşması için, kaldıkları yerden başlayıp, meydanı dolaşan uzun bir halat konmuştu.

Hava almak isteyen esirlerin en önündeki halatı tutuyordu. Ötekiler de birbirlerini tutarak volta atıyorlardı.

Sonra bir gün, ya muzip ya da kötü biri, bu halatın ucunu İskenderiye'nin o meşhur rıhtımından denize sarkıtıyordu.

Savaşta bir şarapnel parçası ile gözlerini kaybetmiş Türk esirleri, o halatı takip ederek rıhtımdan denize dökülüyorlardı.

Yanlış hatırlamıyorsam hepsi de boğuluyordu.

* * *

Yıllar sonra, Cumhurbaşkanı Demirel ile 10 saatliğine İskenderiye'ye gitmiştik.

Orada gözlerim hep ''Ámá Türkler rıhtımını'' aramıştı.

Ama o uğursuz rıhtımı hiçbir zaman bulamadım.

Herhalde şurasıdır diye kafamdaki hayalete uygun bir yeri belledim.

Orada oturup, tek tek denize dökülen esir Türkler için dua ettim.

O gün İskenderiye bakımsızdı.

Kalın bir hüzün tabakası binaların üzerini örtmüştü.

Akdeniz ağırbaşlı ölü dalgalar halinde İskenderiye rıhtımına dökülüyordu.

Ufku hep irili ufaklı adalarla bölünmüş bir Egeli için Akdeniz burada okyanus gibiydi.

O rıhtımda esir Türkler için küçücük bir mezar taşı bile yoktu.

Belki de onlar, Yunanlı bir yazarın hayalinin mahsulü idi.

Ama işte orada fark ettim ki, her Türk'ün içinde bir yerde, geri dönemeyen aile fertleri için dikilmiş bir mezar taşı vardır.

Üzerinde de görünmeyen harflerle yazılmış şu cümle:

''Vatanı için öldü.''

* * *

Ece Ayhan çok sevdiğim bir şiirinde şöyle diyordu:

''Devlet ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:

- Maveraünnehir nereye dökülür?

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:

- Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbinedir.''

* * *

Evet Maveraünnehir nereye dökülür?

Benim cevabım şu olurdu:

''İçimdeki o meçhul mezar taşlarının ve görünmez şehitliklerin döküldüğü her denize.''

Zaten coğrafya dersinden sözlüye kalkan her cumhuriyet çocuğunun kalbinde bu cevap vardır.

(Kaynak: Ertuğrul Özkök, Hürriyet 29 Temmuz 2001)

27.Ağustos.2008 11:45:15

[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]

Hak meşakkatli ve zordur. Batıl ise, kolay ve tatlı görünür. Nice zevkler var ki, ardında upuzun bir keder bırakır.” (İbnı Mes’ud)
Dikkat ediniz, uyanınız! Nice elbisesini parlatan cilalayan vardır ki dinini kirletmiştir. Ve nice kendini üstün görüp gururlanan vardır ki, şahsiyatını yerle bir edip eskitmiştir.”
(Ebu Ubeyde)
“Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür.”(Şemseddin Sami)
“Allah rızası gözetilmeyen sözde, Allah yolunda harcanmayan malda, cahilliği yumuşaklığına galebe çalan kişide ve Allah yolunda kınayanın kınamasından korkan kulda hayır yoktur.”
(Ebu Bekir)
Gözü olmayana sen bir varlığı istediğin kadar tasvir et
Hapisteki adama diyorsun ki hadi gidelim gezmeye.Yalnızlık,olgunlaşmamış kişi ile oturmaktan daha hayırlıdır.Hz.Ömer (R.A.)
Sakın oturduğunuz yerden 'Allah'ım, rızkımı ver' deyip durmayın. Biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar, ne de gümüş. (Hazreti Ömer)
Akrabanın düşmalığı ve dostların eziyeti,yılan zehirinden daha acıdır. Hz.Ali (R.A.)
Hangi vâli birine zulmeder ve o zulüm bana şikayet olunur da;ben o zulmü izâle etmez isem,o kimseye ben zulmetmiş,adâletten ayrılmış olurum.Hz.Ömer (R.A.)
Hoşlanılmayan halleri görmezden gelip müsâmahakâr davranırsan,hürmet ve saygı görürsün.Hz.Osman (R.A.)
Dünyaya geldiğin zaman,sen ağlarken çevrendekiler gülüyorlardı.Öyle bir hayat sür ki,öldüğünde çevrendekiler ağlarken,sen gülümseyerek ahirete gidesin.Mecmeddin-i Kübra (Ks.)

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:41 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524