![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 2 - Cevaplar: 0
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 5.735
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | Dün Açık Radyo’da kendi sesinden verdiler. ‘Alman Yeşili’, Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir anlatıyordu. Çevre Bakanlığı’na gitmişler. Ampuller hâlâ eski tipmiş. Hani çevreci olmayan klasik, çok elektrik yakan... “Bakan kendi kurumuna çevreci bir duruş kazandıramamışsa, ülkeyi bu yaklaşım konusunda nasıl ikna edecek?”... Ömer Madra hemen yakalamış tabii ki ipin ucunu. Dedi ki, “Bırakın bakanlığı, hükümet partisinin ambleminde o ampul var...” Yanlış hesap Bağdat’tan döner misali... Şu ampul konusunda tüm tasarımcılar uyarmışlardı... Ha ampul ha odundan meşale; sonuç itibariyle pek bir farkı yok... AK Parti’nin Kongre falan gibi şeyleri bahane edip, hangi yönden bakarsanız bakın yanlış olan o ampulü değiştirmesinde yarar var... Bu arada Almanya’da Türkiye üzerinden siyaset yapan tüm politikacıların Türkiye’de sevimsiz olmaları gibi Cem Özdemir de ağzıyla kuş tutsa yaranamıyor... Onun için çevreciler arkalarına ‘iletişim ve itibar desteği’ olarak kimi alacakları konusunda dikkatli davranmalılar... Daniska üzerine çeşitlemeler... Sayın Başbakan bir kavramı hatırlattı; birden medya ‘daniska’nın nereden geldiğini araştırmaya başladı. Ben de bilmiyordum. Bir dizi efsane var bu konuda. Ben iki tanesini beğendim. Biri sevgili Necati Doğru’dan. Dün yazdı Necati Ağabey. Tarihi ve kültürel turizmin gelişmesine emek vermişlerden biri olan Faruk Pekin’e dayanarak yazmış: ‘Daniska’ kelimesi İstanbul’da peydahlanmış. İstanbul’da kullanılmış. Pekin, İstanbul’a 18’inci yüzyıl başında drahomalarını toparlamak için gelen ‘Danimarkalı güzel kızlarla...’ girdiğini anlatıyormuş. Necati Doğru, devam ediyor: “Danimarkalı kız! Genç ve güzel kız. Drahoması eksik kız. İstanbul’a geliyor, İstanbul’un çapkınlarıyla para karşılığı aşk yapıyor, ‘Sen kimsin, nerelisin’ diye sorulduğunda ‘Danimarkalıyım’ anlamında ‘Ben Danskeyim...’ cevabını veriyor. Danske, fettan kız. Kızın danskesi... Kızın en âlâsı... ‘Kızın daniskası’na dönüşüyor.” Ömer Madra da araştırmış. Almancası Danzig ya da Polonyacısıyla Gdansk... Osmanlı’da en iyi, en ala patiska oradan geliyormuş. Onun için ‘Gdanska’ denmiş... Sonra da olmuş mu size Daniska... Ben bu ikisini beğendim. Daha çok var... Ama en önemlisi ‘Daniska’ hafif negatif çağrışımla kullanılıyor. “Ben iyi insanın daniskasıyım!” denemiyor yani... Sayın Başbakan kızdı mı veya içinden geldiği gibi konuştu mu, böyle durumlar hep oluyor... Bu da onu daha sempatik mi kılıyor diye düşünmüyorum, desem, yalan söylemiş olurum... Kamuoyundaki puanlarına baksanıza... PRNet almış başını gidiyor Dün akşam PRNet’in onuncu yılı kutlandı... Ben kutlamaya gidemedim... Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda çalışan arkadaşlarla ‘Adabı Muaşeret ve Kariyer’ üzerine etkileşimli bir eğitim çalışması yapmak üzere Bursa’daydm. Medya’yı sıfır hata ile elektronik ortamda tarayan ve uluslararası standartlarda pek çok parametrede iletişim etkililiğini ölçen ve raporlayan PRNet, Genel Müdürü Kerem Metin’in sevk ve idaresinde son yıllarda büyük sıçrama yaptı. Gelinen noktada 39 sektöre hizmet veriyorlarmış. 35’ten fazla müşterisi varmış. Ayda sadece 134 ‘M.A.D.’ dedikleri Medya Analiz, Ölçümleme ve Değerlendirme Raporu teslim ediyorlarmış. Günlük ise 95 rapor teslim ediliyor, 57 bin adrese e-posta ile bülten gönderiliyormuş. Yine günde 500 mobil cihaza alert servisleri varmış. PRNet’in pazarda müşteri payının %40, gelir payının ise %54 olduğu belirtiliyor... Çok çalışıp, emek harcadıklarına bizzat şahit olduğum PRNet’in onuncu yılını kutluyorum. 29.08.2008 Hak meşakkatli ve zordur. Batıl ise, kolay ve tatlı görünür. Nice zevkler var ki, ardında upuzun bir keder bırakır.” (İbnı Mes’ud) Dikkat ediniz, uyanınız! Nice elbisesini parlatan cilalayan vardır ki dinini kirletmiştir. Ve nice kendini üstün görüp gururlanan vardır ki, şahsiyatını yerle bir edip eskitmiştir.” (Ebu Ubeyde) “Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür.”(Şemseddin Sami) “Allah rızası gözetilmeyen sözde, Allah yolunda harcanmayan malda, cahilliği yumuşaklığına galebe çalan kişide ve Allah yolunda kınayanın kınamasından korkan kulda hayır yoktur.” (Ebu Bekir) Gözü olmayana sen bir varlığı istediğin kadar tasvir etHapisteki adama diyorsun ki hadi gidelim gezmeye.Yalnızlık,olgunlaşmamış kişi ile oturmaktan daha hayırlıdır.Hz.Ömer (R.A.) Sakın oturduğunuz yerden 'Allah'ım, rızkımı ver' deyip durmayın. Biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar, ne de gümüş. (Hazreti Ömer) Akrabanın düşmalığı ve dostların eziyeti,yılan zehirinden daha acıdır. Hz.Ali (R.A.) Hangi vâli birine zulmeder ve o zulüm bana şikayet olunur da;ben o zulmü izâle etmez isem,o kimseye ben zulmetmiş,adâletten ayrılmış olurum.Hz.Ömer (R.A.) Hoşlanılmayan halleri görmezden gelip müsâmahakâr davranırsan,hürmet ve saygı görürsün.Hz.Osman (R.A.) Dünyaya geldiğin zaman,sen ağlarken çevrendekiler gülüyorlardı.Öyle bir hayat sür ki,öldüğünde çevrendekiler ağlarken,sen gülümseyerek ahirete gidesin.Mecmeddin-i Kübra (Ks.) |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]