![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 6 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Yeni Üye ![]() ALAN Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Feb 2006 Mesajlar: 121
Rep Gücü: 8
Rep Puanı: 8
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Bu yazı bir komplo teorisi değildir, ve o iddiada da değildir, fakat eliti veya yönetici sınıfı toplumbilim açısından algılama ve tanıma yöntemine göre geliştirilmis bir yaklaşımdır. Nethaber.com sitesinin yazarlarindan Nevzat Basım, komplo teorisi yazmak bir oyundur diyor ve ekliyor yazdığı senaryoya inanmak ise zeka geriliğidir. Kendisine katılmakla birlikte komplo teorisi ile bazı görünen gerçekleri ayırt etmek gerekir diye düşünüyorum. Dünyanın önde gelen istihbarat kuruluşlar komplo teorilerini iki farklr düzlemde gerçekleştirirler, birincisi içe dönük beyin fırtınaları (brainstorming), ikincisi ise bence çok farklı bir şekilde dışa yönelik açılımlardır. Dışa yönelik açılımlarda ise medya, TV, internet siteleri, ve benzeri halkı veya diğer rakip istihbarat kuruluşlarını yönlendirmede kullanılmak üzere üretilmis senaryolardır. Tabi Nevzat Basım’ın iddia ettiği gibi kendin uret kendin inan cinsinden elit kavramının dışında üretilen senaryolarin bazıları ise bumerang usulü, üretenleri vurabilir. Bu yazıda derin devlet kavramı üzerine kendi tecrübelerimden kaynaklanan bazı notları paylaşmak istiyorum, çünkü bu notların paylaşılması ülkemizin geleceği, insanlarimizin ve insanligin, kirlilik ve karanliklar duvarlari arkasinda, halka ragmen halk icin verilen kararlarin kimler tarafindan alindiginin ogrenilmesinin belki huzurlu ve guvenli bir toplum yaratilmasina verebilecegi katkidan dolayidir. Bu katki ozgur ve devletten bagimsiz bir bireyin olusturulmasina sunulan okyanusa bir damla da bizden misali bir yaklasim olarak algilanmalidir. Siz ister komplo olarak gorun isterse bir bilgi notu olarak algilayan, devlet kavrami ve onu elinde tutan siyasi, askeri ve kulturel elit sizden habersiz fakat sizin adiniza karar veren bir mekanizma olmustur. Belki buna Max Weber¹in deyimi ile burokraside diyebilirsiniz. Fakat bu elit kavrami veya Islamcilarin beyaz Turkler olarak tanimladigi, solcularin Turkiye burjuvazisi veya benim elit olarak benimsedigim tanimlari birbirleri ile tamamen ortusen bir denklem icermektedir. Demokrasi ile bagdasmayan bu yonetici elit zaman icinde sekillenir ve kuresellesen dunyada yerel yonetim gucunu olusturur. Yerelden tanimimiz ise her ulke icin olusan burokraside kendine yer bulmus ulkeyi yoneten siniftir. Bu sinifin olusturdugu politikalar halka ragmen halk icin ve devletin devamini ongorurken, devami ongorulen devlet aslinda halkin algiladigi devlet tanimindan farklidir, cunku zaman icinde kuresellesme ve uluslararasi iliskiler ile sekil degistirmis, ve orjinalinden ayrilmistir. Bu asamada yerel elit, kuresel elitten farkli politikalar uretemez, cunku her konumda yani askeri, siyasi ve kulturel olarak bagimlidir. Elitin kendi halkina olan yakinligi, kuresel elite olan uzakligi ile ters orantilidir. Bu duzlem icinde sekillenen elitin politikalari o ulkenin bagimsizligini sekillendirir. Kuresellesen dunyada bagimsizlik kavrami ise zaten ayrica tartisilmasi gereken bir fikir jimnastigi olarak degerlendirilebilir. Turkiye¹nin yerel ve kuresel elit kavramindaki iliskiler zinciri bize derin devlet olarak algilanan toplumsal projeleri animsatir. Bu projelerin uretilmesi ve uygulamaya konulmasi asamalarinda kuresel elit ve diger guc guruplari ortak hareket ederler. Bu bir komplo teorisi degil, buyuk bir sirketin yonetilmesi asamasinda verilen kararlarin nasil alindiginin ve nasil uygulamaya konuldugunun siyasi bir orneklemidir. Sirket icindeki yoneticiler arasindaki fikir ayriliginin fazla bir onemi yoktur. Yerel veya kuresel elit, yani iki kesimde burokratik elit sinifini olusturur, ve halk icin karar vermezler, sistemin devami ve guvenligi icin kararlarini alir ve uygularlar. Kuresel ve yerel elit arasindaki fark uygulama asamasinda kendini gosterebilir. Bazen de kuresel elit veya emperyalizm, calistigi yerel elitin kendisi ile olan fikir ayriliklarini yeni bir yerel elit olusturarak veya destekleyerek diger elit gurubu oyun disi birakabilecegi mesajini vererek hegemonyasini tamamen ortaya koyar veya gercekten de diger yerel eliti elimine eder ve yenisini olusturur. Gurcustan, Ukrayna ve Kirgizistan¹da gerceklesen renkli devrimler, yeni elit olusumunda en guzel orneklerdir. Diktator Pinochet¹inin Sili¹sindeki 1973 yapilanmasi ve yine 12 Eylul askeri rejiminin sekillendirdigi Neoliberal batakliklar tarihsel olarak bu olusumda en guzel orneklemleri icerir Turkiye¹de ve dunyada tartisilmaya baslanan “Gladyo” veya derin devlet kavrami aslinda yukarida anlatilan teorik yaklasim icinde degerlendirilebilir diye dusunuyorum. Cunku Turkiye’de her ne kadar degisik siyasi, sosyal ve ekonomik cikar guruplari da olsa yonetici elit veya Turkiye Burjuvazisi yerel yonetici eliti olusturmaktadir, bazilarinin derin devlet olarak veya “Gladyo” olarak algiladiklari aslinda ne “Gladyo” ne de derin devlet kavrami ile iliskiskilidir; “Ergenekon” olarak nitelendirilen kisi ve guruplar, siyasi, sosyal ve ekonomik olarak sistemin disinda bulunan guruplardan olusmaktadir. Bunlar sistemin icinde degildirler, ve olamazlarda cunku ekonomik uretim iliskileri icinde hic bir zaman yerleri olmamistir. Hatta sistem ve elit icin bir “tehlike” olusturmaktadirlar. Derin devlet kavrami, bunlarin ötesinde, makro politik kararları alan guruplar olarak tanimlanmalidir. Mesela Kıbrıs Politikasinda değisik bir acilima giden Turkiye, Rauf Denktas’ı tasfiye etmistir. Bu baglamda anlatmak istedigim, Kibris politikasindaki bu açılımın dogru veya yanlışlığı degil, fakat bu kararlari alanlarin kimler oldugu ile ilgilidir. Iste bu kimler kavrami, bizi elit veya yonetici sinifa goturur. Kibris politikasindaki degisiklik, AK Parti ile ilgili degildir. Cunku AK Parti buyuk resimde sadece belli bir donemdeki degisiklikleri onaylayan “noter” islevi gormektedir. Abdullah Öcalan’ın yargilanmasi esnasinda, MHP’nin nasil ikna edildigi veya Bulent Ecevit’in Avrupa Birligi ile gelen ozellestirme yasalarina evet demesi benzer gecici donemleri icerir. Bu gecici donemlerde kimin iktidarda oldugunun veya kararlarin altinda kimlerin imzasinin bulundugunun hic bir onemi yoktur. Cunku bu kisi, parti ve guruplarin elit kavrami ile iliskileri yoktur. Elit kavrami sizin sahnede gormediginiz fakat oyunu yazan ve kuresel elit ile dogrudan iliski icinde olan kisi ve guruplardan olusmaktadir. Mesela, Turkiye¹nin Birlesmis Miletler temsilcisi Baki İlkin bu baglamda elit kavrami icinde tanimlanabilecek en guzel orneklemi olusturur. Baki İlkin, 12 Eylul askeri darbesinde diktator Kenan Evren’in ozel kalem mudurudur, elit tarafindan Islamci olarak gosterilen AK Parti iktidarinda ise Kibris politikalarinda Rauf Denktas’in tasfiye surecinde yine Disisleri bakanligi mustesari Ugur Ziyal ile cok onemli bir rol oynayarak Turkiye¹nin makro politikalarini yonlendirmistir. Bulent Ecevit’e, Kemal Dervis’i lanse eden kisidir. Elitin siyasi rengi yoktur, onlar sizin benim gibi sol, sağ, ülkücü, islamcı, marksist veya kürtçü kavramları içinde değerlendirilip tanimlanamazlar. Noterler ise beli bir sure sonra elit yani ‘Beyaz Türkler’ taraıindan tasfiye edilirler. Recep Tayyip Erdoğan veya AK Parti veya Fethullah Gülen cemaati bu süreç sonunda, elitin kendileri için oluşturduğu politikalardan nasiplerini alacaklardır, çünkü bu kaçınılmazdır. Hatta onlar da sistem ve elit için birer tehdit unsuru olarak görülmektedirler. Bu açıdan Fethullah Gülen, AK Parti veya “Ergenekoncular” olarak adlandırılan kişi ve guruplar arasında elit açısından bir fark yoktur ve bu elit Amerikan bağımlısıdır.. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]