Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program ,Vbulletin Temalar  

YENİ AÇILAN BÖLÜMLER
+
Motorlu Araçlar
+ Adalet Sarayı
+
Şifreleme - Güvenlik
+
Web Araçları
+
Dini Program,belge
+
Siyaset Bilimi
+
Youtube Video izle
+
radyo

Kadın
+ Cinsel Yaşam
+
Kadın Hakları Kütüphanesi

+
DUYURU TÜM DOSTLARA
+
[DEW FORUM]Toolbar Full Version İndir
+
Boat Dunyasi

Bilgi Bankası


Geri git   Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program ,Vbulletin Temalar" > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Düşünce Grubumuza Katılın > Köşe yazıları

Mongol Cengiz Han 2007 DVDRip-TDM IMDB 7.5 DiL : MongoL (5.1)

400 Kişi Çalışacak MoD Ve Super MoD Alınacaktır.Duyrulur!!!

Adobe Dreamweaver CS3 v9.0.3453 Retail Orjinal TÜRKÇE FULL

 
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07-15-2008, 10:58 PM   #1 (permalink)
Administrator

Kemalist Hareket - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Kemalist Hareket Şuan Çevrimiçi
Kayıt Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 9.805
Rep Gücü: 10000 Rep Puanı: 10000 Rep Derecesi: Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--Kemalist Hareket маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Müslümanlık ve Çağdaşlaşma


Hem Gericiliğe, Hem de Çağdaşlığa Hizmet Edilemez - Vural Savaş



Atatürk, büyük Nutuk'unun başlangıç sahifelerinde, Samsun'a çıktığı gündeki ülkenin genel durumunu şöyle özetliyor:
''Düşman devletler, Osmanlı Devleti'ne saldırmışlar. Onu yok etmeye ve paylaşmaya karar vermişler. Padişah ve Halife olan kişi, hayatını ve rahatını kurtarmaktan başka bir şey düşünmüyor. Hükümet aynı durumda. Başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde olup bitecekleri bekliyor. Komutan ve subaylar yorgun. Yurdun parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor. Kurtuluş yolu arayanlar, İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemeyi düşünüyor. Bu devletlerden yalnız biriyle başa çıkılamayacağı tüm kafalarda yer etmiş''.
Yine Atatürk, daha 1923 yılında şunları söylemiştir:
''Büyük devletler, şimdiye kadar bize şu veya bu sorunlarda gösterişli yardımlarda bulunuyor görünüyorlar. Oysa, ekonomik tutsaklıkla bizi felce uğratıyorlardı. Öteden beri, bize bazı şeyleri vermiş gibi, .bizim bazı haklarımızı tanımış gibi bir durum alırlar, gerçekte, ekonomide elimizi kolumuzu bağlarlardı. Bu tutsaklığa katlanan devlet ileri gelenleri hoşnuttu. Çünkü görünüşte azametli bir istiklal sağlamışlardı. Fakat gerçekte ulusu manen yoksulluk çukuruna atmışlardı. Bunlar ekonomik mahkumiyeti kavrayamamış bedbahtlardı''.
Atatürk, sanki bugünleri anlatmış ve Atatürk'ün “düşman devletler” olarak nitelendirdiği devletler, başka güçlü devletleri de arkalarına alarak, Lozan'ın öcünü almaya hazırlanıyorlar.
Çünkü, başa çıkılamayacak kadar büyük ekonomik güçlerini, siyasi nüfuzlarını kullanarak, ülkemizin her kesiminde ve kuruluşunda yerli işbirlikçilerini yarattılar.
Gerektiğinde medyanın çok önemli bir kesimini, sözde aydınları ve bilim adamlarını, bazı dernek ve meslek kuruluşu yöneticilerini amaçları doğrultusunda kullanabiliyorlar. Sindiremedikleri veya doğruyu düşünemez hale getiremedikleri aydın sayısı giderek azalıyor.
Artık siyasal İslamcılarla, bölücüler Cumhuriyetimize karşı el ele.
Neredeyse bize ''Ne mutlu Türküm diyene'' demeyi yasaklayacaklar.
Bu ortamı yaratan güçler, bizi kaldıramayacağımız kadar ağır bir borç yükü altına sokarak, İnsan Hakları Mahkemesi'nin yanlı ve amaçlı kararlarıyla, ''ancak dediklerimizi körükörüne yaparsanız borçlarınızı erteleriz ve ancak o zaman sizi Avrupa Birliği'ne alırız'' tehditleriyle Hükümetlerimizi kuşatma altına almaya çalışıyorlar.
Hükümetlerimizin de, direnme güçlerinin giderek zayıfladığı anlaşılıyor.
Bundan sonra olacaklar bellidir. ''Küreselleşiyoruz'', ''devleti değil bireyi ön plana çıkarıyoruz", "demokrasinin önünü açıyoruz" gibi parlak ambalajlarla sararak hazırlattıkları yasa ve Anayasa değişiklikleriyle, yaptırdıkları ekonomik uygulamalarla, ülkemizde gelir dağılımını daha da bozup, işsizliği artıracaklardır, köylümüzü perişan hale getireceklerinden, kalkınma hızımızı yavaşlattıracaklarından, terörü azdırıp turizmimizi baltalayacaklarından, Cumhuriyetimizi şeriatçı ve bölücü akımlara karşı yasal yollardan savunamaz hale getireceklerinden, devletimize sadakatle hizmet eden Atatürkçü kişileri görevlerinden uzaklaştırmaya çalışacaklarından, okullarımızı ve camilerimizi olabildiğince tarikatların kontrolüne sokmaya çalışacaklarından, üniversitelerimizi çağdışı medreseler haline getirmek, Türk Ordusunu Cumhuriyetimizi koruma ve kollama görevine layıkıyla yapamaz hale getirmek, Atatürkçü kişi ve partileri TBMM.'ne sokturmamak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarından hiçbir kuşkunuz olmasın.
Bunları yapmakla amaçladıkları şey, ''irtica'' ve ''bölücülük''ün önünü açmak ve böylece savunmasız kalan Türkiye Cumhuriyeti'ni paramparça etmektir.
''Düşünce suç olmaktan çıkartılmalıdır'' diyorlar. Ülkemizde ''düşünce'' suç değildir. Suç olan, ülkemizi bölmek için dini esaslara dayanan bir devlet düzeni kurmak için yapılan propaganda ve tahriklerdir. Benzer yasalar, bütün demokratik Batı devletlerinde de vardır. Ülkemizde ''hukukun üstünlüğü'', Anayasaya aykırı eylemler, PKK. eylemleri önlenerek, çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele ederek sağlanabilir. Hukuk alanında gereksinimiz olan şey, teröristi, mafya babalarını, Şevki Yılmaz'ları, ikinci Cumhuriyetçileri, işbirlikçileri sevindirecek ve azdıracak bir hukuk düzeni değildir. Halkımız artık Türkiye Cumhuriyeti'nde kamu düzeninin sağlanmasını istiyor. Şehit cenazelerine katılmaktan, Hizbullahcıların kazdığı mezarları görmekten, rüşvet söylentilerinden, ülkemizin bir suçlular cenneti haline getirilmesinden rahatsız. Demokratik Batı ülkelerinde olduğu gibi, delillerin kolaylıkla toplanabildiği ve suç işleyenlerin mutlaka cezalandırıldığı bir hukuk düzeni istiyor. Kısacası halkımız temiz toplum, temiz siyasetçi, huzurlu, düzenli ve çağdaş bir yaşam istiyor. Cezaevi koğuşlarına bile girmekten çekinen bir devletin, kamu düzenini sağlayamayacağını vatandaşlarımız çok iyi biliyor.
Düşmanlarıyla mücadele etmeyi beceremeyen bir demokrasi ayakta duramaz. Cin çağırmayı, savunma mekanizmalarımızı felç etmeyi demokratlık sayıyorlar. Göreceksiniz çağırdıkları cinlerin önünden önce kendileri kaçacak. Kamu düzenimizi sağlayamazsak akan kanı durduramayız. Ekonomimizi felç ederiz. Demokrasimizi koruyamayız.
Bu düşüncelerimiz, birkaç kişi istisna edilirse, aydın ve çağdaş hukukçularımızın hemen hepsi tarafından paylaşılmaktadır.
Nitekim değerli bilim adamı, Türkiye Barolar Birliği'nin değerli Başkanı Prof. Dr. Eralp ÖZGEN, 10 Mayıs 2000 günü Danıştay'ın Kuruluşunun 132. Yıldönümü dolayısıyla yaptığı tarihi konuşmada şöyle demiştir:
''Laiklik anlayışı, her ülkenin sosyal yapısına göre değişiklik gösterir. Anayasa Mahkememiz bu konuda çok yerinde olarak şöyle diyor: 'Laiklik ilkesinin, her ülkenin içinde bulunduğu koşullarla her dinin özelliklerinden esinlenmesi, bu koşullarla özellikler arasındaki uyum ya da uyumsuzlukların laiklik anlayışına da yansıyarak değişik nitelikleri ve uygulamaları ortaya çıkarması doğaldır.’ Keza Anayasa Mahkememiz yine çok haklı olarak gerektiğinde dinsel hak ve özgürlüklere sınır getirebileceğini bir kararında şöyle belirtiyor: 'Kamu düzeninin ve haklarının koruyucusu sıfatı ile, dinsel hak ve özgürlükler konusunda devlete denetim yetkisinin tanınması; kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu yararını korumak amacı ile sınırlar getirilmesi mümkündür.' Biz de Anayasa Mahkememiz gibi düşünüyor, özgürlüklerin de sınırının olacağına inanıyor ve bu nedenle demokrasinin, demokrasiyi yok etme özgürlüğünü de içerdiği düşüncesine katılmıyoruz. Demokrasinin olanaklarım kullanarak demokrasiyi yıkma hakkı yoktur. Dünyanın hiçbir ülkesi ve uluslararası insan haklan kuruluşlarının hiçbiri böyle bir hak tanımamaktadır. Ülkemiz açısından, laikliği ortadan kaldırmak, Aydınlanma Devrimini yok ederek tekrar karanlık bir teokratik rejime bizleri mahkum etmek isteyenlere her türlü olanağı tanırsak, bunun adı demokrasiye hizmet değil, demokrasiye ihanet olur. Bu nedenlerle, laikliği yok ederek demokrasiyi temelsiz bırakmak ve dolayısı ile demokrasiyi, insan haklarım ortadan kaldırmak isteyenlere olanak sağlama düşüncelerine karşıyız. Laik Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi, karşıtlarının olası 'hoşgörüsü'ne dayandıran düşüncelerin gerçekçi olmadığını inanıyoruz. Kanımca, Cumhuriyet ile demokrasiyi ülkemiz açısından farklı kavramlar olarak kabul etmek de yanlıştır. Ülkemizde, tam ve mükemmel olmasa dahi demokrasiyi getiren rejim laik Cumhuriyet rejimi olmuştur. Laik Cumhuriyet yok edildiği takdirde demokrasi de, belki de bir daha gelmemek üzere gidecektir.
Son zamanlardaki Hizbullah olayı da bize laik Cumhuriyet düşmanlarının neler yapabileceğini, örgütlenerek geniş bir çevreye nasıl yayılabileceklerini ve ele geçen silahlar da artık bir 'cihat' noktasına yaklaşmakta olduklarını açıkça göstermiştir.
Büyük Ata'mız 'Gerçekleri söylemekten korkmayınız!' diyordu. Ama gerçek sadece kitaplarda yazan kuramsal gerçekler değildir. Ülke gerçeklerini görmek, ayaklarını yere basmak ve kuramsal gerçekleri ülke gerçekleri ile karşılaştırarak incelemek gerekir. Özellikle son derece farklı sosyal ve dinsel yapıya sahip ülke yazarlarından alıntılar yaparak, kendi ülkemizin gerçekleriyle bir değerlendirme yapmadan ileri sürülecek fikirler, olumlu bir gelişmeyi değil, olumsuzluklar ve hatta ilerideki olası felaketleri beraberinde getirirler. Biraz önce sözünü ettiğim Hizbullah örgütü, ülkemizin gerçeğini göstermektedir. Sivas'ta Madımak otelinde ‘şeriat isteriz’ diye 37 kişiyi yakanlar da ülkemizin bir başka gerçeğidir. Laiklik karşıtı bir Belediye Başkam ‘Laiklere zorla şeriat enjekte edeceğiz’ diyerek kendi yandaşlarının temel felsefesini açıklarken, şeriat düzenini savunmayı serbest bırakmanın ne derece gerçekçi olduğunu takdirlerinize sunuyorum.
Devrim yasalarına aykırı olarak faaliyet gösteren tarikatların tamamen serbest kalmasını, okullar açabilmesini isteyenler, demokrasiye mi, yoksa şeriatçı bir diktatörlüğü mü hizmet ettiklerini iyi değerlendirmelidirler. Atatürk ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' kuşaklar yetiştirilmesini istiyordu ve gerçekleştirdiği çağdaş eğitim reformu ile bunu sağlamaya çalıştı. Şimdi bazılarımız tarikat okullarına meşruluk kazandırmak gayretlerine giriyor. Sormak istiyorum, ''fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür'' kuşakları tarikat okullarında mı yetiştireceğiz? Bu kişiler bir yandan Atatürk'e övgüler düzerken, öte yandan onun ilkelerini ve özellikle aydınlanma devrimini yok edecek bu tür önerilerde bulunuyorlarsa, bu en basit ifadesi ile samimiyetsizliktir. Dinin, ulus birliğini sağlamada bir tutkal rolü oynayabileceğini ifade edenler, büyük bir kavram kargaşası içine düşmüşlerdir. Dinler; ulus birliğinin değil, olsa olsa ümmet birliğinin tutkalı olabilirler.
Bazı aydınlarımız demokratik sistemi yıkacakları bahanesi ile dahi düşünceyi açıklama özgürlüğünün sınırlanamayacağını ileri sürmektedirler. Kuşkusuz düşünceyi açıklama özgürlüğü en temel özgürlüklerden birisidir, insan haklarının en temel öğelerinden birisidir. Ancak her özgürlüğün sınırı olduğu gibi, düşünceyi açıklama özgürlüğünün de sınırları vardır. Aslında hepsi de birer düşünce açıklaması niteliğinde olan hakaret ve suça tahrik bütün ülkelerce suç olarak kabul edilmiştir. Ayrıca bizlere örnek olarak gösterilen Anglo-Sakson hukukunda da yakın ve muhakkak tehlike halinde özgürlüklerin kısıtlanabileceği kabul edilmektedir. Demokrasiyi yıkma amacım güden düşüncelerin açıklanmasının dahi sınırlanamayacağını ileri sürenler, bu kişilerin ancak örgütlenip eyleme geçtikleri zaman cezalandırabileceklerini ile sürmektedir. Bu düşüncelerin sonucu şudur: Bu kişiler ülkemizde şeriat düzenini yerleştirmek için propaganda yaparak taraftar kazanacaklar, küçücük çocukları tarikat okullarında beyin yıkayarak militan olarak yetiştirecekler, tarikat görüntüsü altında Hizbullah örneği gizli örgütler kuracaklar ve laiklik ilkesine inanan bizler bunlara hep ‘demokratik hoşgörü’ göstereceğiz. Ve nihayet bu kişiler günün birinde demokrasiyi, laikliği, Aydınlanma Devrimini, Büyük Atatürk'ün bizlere verdiği 'çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma' görevini yok etmek için harekete geçtiklerinde biz onları cezalandıracağız. Geçen zaman içinde her şeyi sınırsız düşünce açıklama özgürlüğü adı altında hoşgörü ile karşılayıp, onların taraftar kazanmalarına, çocuklarımızı yani ülkemizin geleceğini militan olarak yetiştirmelerine sessiz kalmamız sonucu harekete geçtiklerinde biz mi onları cezalandırırız, yoksa Sivas Madımak Oteli örneğinde olduğu gibi onlar mı bizi yok eder, iyi düşünmeliyiz.
Aydınlanma Devrimini Batı ülkeleri, ikiyüz yıla yakın bir süre içinde ve çok kanlı olarak gerçekleştirdiler. Ülkemizde ise Atatürk gibi bir dahi sayesinde Aydınlanma Devrimi kısa sürede ve kansız olarak gerçekleşti. Tarikatlara özgürlük diyerek aydınlanma devrimini yok etme sonucu doğuracak istemlerde bulunanlar, şeriat düzeni özlemcilerinin önündeki tüm engelleri kaldırmak isteyenler acaba vaktiyle batıda yaşanmış kanlı olayların aynısının ülkemizde de yaşanmasını mı istemektedirler?
Konuşmamda Atatürk'ten sıkça sözettim, onun sözlerinden aktarmalar yaptım. Çünkü Kemalizmin ülkemizin geleceğini oluşturması gerektiğine inanıyorum. Geçen yıl kaybettiğimiz değerli bilim adamı Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI’nın dediği gibi ‘Kemalizmi geçmişin bekçisi sananlar, geleceğin öncülüğünü yapmak fırsatını kaçırmaya mahkumdurlar’:
Prof. Dr. Eralp ÖZGEN'in yukarıda açıkladığı görüşlerine aynen katılıyorum.
Aynı toplantıda konuşan Danıştay Başkanı Erol ÇIRAKMAN'da aynı toplantıda:
''Türkiye bugün Avrupa'nın bir parçası sayılıp kabul ediliyorsa, bu uyguladığı laik, demokratik düzeninin bir sonucudur. 80 yıla varan demokratik devlet yaşantısına rağmen, ilk çağlardaki dinsel yaşama özlem duyan, bağlı olduğu devleti, şeriat hükümlerinin uyguladığı bir İslami teokratik devlet haline dönüştürebilmek için, ona karşı savaş açtığını açıklamaya kadar varan, görüş, davranış ve hatta eylemlerin toplumumuzda hala mevcut olması, Cumhuriyetimizi kuranların emanetinin, yeterince benimsenip korunamadığını göstermektedir.
Yasa ve Anayasa hükümleri de toplumsal ihtiyaca göre kuşkusuz değiştirilebilir. Yasama organı bunun için vardır. Ancak yapılmak istenen mevzuat değişikliklerinin, laik düzenin korunmasına yönelik bir düzenlemenin ya da bu amaçla uygulanan bir yaptırımın ortadan kaldırılması şartına bağlı kılınmasını anlamak mümkün değildir. Bu pazarlıkların zaman zaman mevcut düzen aleyhinde ödünle sonuçlanması ve bu sonucun, toplumda demokratik ve hür düşüncenin sağlanmasına yönelik olduğunun ifade edilmesi ayrıca düşündürücüdür'' demiştir.
Basınımız, yazarlarımız televizyonlarımız bu konuşma/ara gerekli ağırlığı vermemişlerdir. Çünkü artık Cumhuriyetimize sahip çıkan insanlardan hoşlanmıyorlar. Neredeyse bize ''Mütareke Basını''nı arattıracaklar.
Eskiden komünistler kendilerini ''demokrat'' olarak, nitelendirirlerdi. Şimdi cephe genişledi. Akın BİRDAL’da demokrat, Abdullah Öcalan'da demokrat, Şevki Yılmaz’da demokrat, ikinci Cumhuriyetçiler de demokrat, yabancı devletlerin içimizdeki tüm işbirlikçileri de demokrat ve müthiş bir dayanışma içindeler. O güzelim ''demokrat'' sözcüğü, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığının kamuflajı haline getirildi. Ama bunu gerçek Atatürkçülere yutturamazlar. Tanıdığım en demokrat kişi olan rahmetli Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI'yı bile ''ben demokrat değilim'' demek zorunda bıraktılar.
Ülkemizde de, gelişmesini tamamlayamamış diğer ülkelerde de, gerçekten çağdaş ve demokrat insanlar Atatürkçülerdir. Çağdaş sömürgecilerin yeni oyunlarını ancak onlar bertaraf edebilirler.
''Aydın'' denebilecek kişinin en başta gelen özelliği, hangi şartlarda olursa olsun gerici akım ve kişilerle işbirliği yapmayı asla kabul etmemesidir. Hem gericiliğe, hem de çağdaşlığa hizmet edilemez.
Unutmayalım ki, biz Kurtuluş Savaş'ımızı Batılı devletlere rağmen yaptık ve kazandık. Batılı devletler, hiçbir zaman bağımsız ve güçlü bir Türkiye istememişlerdir. Keban ve Atatürk Barajları gibi bazı önemli yatırımlarımızı bile Batılı devletlerle çekişerek yapabildik. Onlar, bizim konumumuzda olan ülkeleri daha bağımlı hale getirebilmek için, daima irtica ve bölücülük yanlısı güçleri desteklerler. Onların her dediğini yaparak Avrupa Birliğine gireceğimiz şüpheli ama, ülke bütünlüğünü koruyamayacağımız, kanla ve irfanla kurduğumuz Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye sokacağımız gün gibi ortada.
Hiçbir zaman unutmamamız gerekir ki, Avrupa Birliği'ne ancak ve ancak Batılı devletlerin çıkaracağı engelleri aşarak girebiliriz.
Yol haritasını da Atatürk çizmiş zaten. Başka bir devlet adamı bize daha çağdaş, daha Batıya yönelik bir yol haritası önermedi. izlemeyi bile beceremiyoruz. Bizi affet ATAM.
Sözlerime Atatürk'ün büyük Nutuk'undan aldığım cümlelerle başlamıştım. Yine aynı kitaptan aldığım iki cümle ile son vereceğim:
''Milletimizin temel yararı ile ilgili konularda yabancıların bizce hiçbir önemi yoktur. Biz gidişimizi yabancıların görüşlerine uydurma güçsüzlüğünü kötü görenlerdeniz.''
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş
(19 Mayıs 2000'de Samsun ADD'de verilen konferans )



İŞBİRLİKÇİ TAKUNYALI FAŞİZME Geçit Yok !
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:19 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Düzenleyen : DeliTurK
Web Site Ekle Pagerank Toplist
harita|harita|tek link oyun>Kelimeler Megatr | dewforum.org | DivX MP4 | TOPlist Link Ekle

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585