![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 64 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Misafir Asi. Şuan Mesajlar: n/a | ARKADAŞ Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve: -Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? Delirdin mi? der gibi baktı teğmen - Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş, büyük ihtimalle ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın. Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.." Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü: - Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş. -Değdi teğmenim. dedi asker. - Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş, görmüyor musun? - Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı: -Geleceğini biliyordum!... demişti arkadaşı. Geleceğini biliyordum. BİR BARDAK SÜTÜN HATIRI Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı. Yiyecek bir şeyler yerine "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca. Genç bayan çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana. Genç bayan, "Borcunuz yok" diyerek yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti "Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize" dedi. Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size" dedi. Howard Kelly evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu. Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler. Dr. Howard Kelly konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı. Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr.Kelly denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne bir şeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi. Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya korkuyordu... Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan hayatı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu. Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti. Kağıtta şunlar yazılıydı: "Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir." ZİYARET Molla Abdurrahman Camî, "Baharistan"da arka arkaya iki "ziyaret" hikâyesi anlatır: Himmet sahibi bilge bir derviş, kudret sahibi bir hükümdar ile dost olmuştu. Hükümdar dervişi sevmiş, takdir etmiş, derviş de hükümdarın çevresinde bulunur olmuştu. Derviş bir gün baktı ki hükümdar ona karşı biraz ağırdan alıyor, eskisi gibi fazla ilgili görünmüyor. Sebebini düşündü taşındı. Hükümdarın kendisi hakkındaki bu tavrını, onun yanına fazla ve sık sık gidip gelmesine yordu. Elini ayağını yavaş yavaş hükümdarın çevresinden çekti. Bir gün yolda, hükümdar dervişi gördü. Hemen yanına çağırdı ve sordu: "Ey derviş! Artık bize gelip gitmemenin, bizimle alakanı kesmenin sebebi nedir?" Derviş bir an tereddüt etmeden cevap verdi: "Niçin gelip gitmediğimi sormanızın, sık sık ziyaretle huzurunuzda sizi rahatsız etmem dolayısıyla hoşnutsuzluk göstermenizden daha iyi olduğunu anladığım için..." Molla Camî'nin ikinci "ziyaret" hikâyesi de birinciyi tamamlıyor: Zengin bir adam, eskiden beri tanıdığı dervişe neden çoktandır ziyaretine gelmediğini sormuş. Derviş şöyle demiş: "Bana, 'niye gelmiyorsun', diye sormanız, 'neden geldin' demenizden daha iyidir de ondan..." İYİ OKUMALAR... LÜTFEN EMEĞE SAYGI... |
|
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =) |
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]