Dewforum.İNFO  


Reklam & Banner

KONTÜR KazananlaR

Dewforum Herkese 100 Kontür Dağıtıyor.

YARDIM

Dosya veForum kulanımı hakkında buradan bilgi alabilirsiniz

Radio Dinlemek için TIKLAYIN

Moderatörlerin, ve Moderatörlük başvurusu yapanların Forum Kullanımı / Duyurular dan Yazabilirler

Yukarıdaki Reklamlara Tıklayın Bedava Hizmet Devam etsin...! Dosya ve Güzel konuları Aşagıda bulabilrsiniz.

Karışık konular ProgramlaR

Msn- Icq - Yahoo - GMaiL

Bilgi Bankası

Nokia Programlar

Modifiyeli Arabalar

Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji

Kipchaklar

Biyografi

Köşe yazıları

Kipchaklar

 

Video Edit Magic 4.47

Portable KMPlayer 2.9.3.1431

Cep İçin Videolar

Nokia Program

Dizi

Symbian 6-7-8 Antivirus Program Paketi

F-PROT Antivirus 6

Mks_Vir 2007 (2K7) - FUL Kaspersky Anti-Virus 2009 8.0.0.357

Rising Antivirus 2008

TuEagles Anti-Porn V8.1.9.15

Ad-Aware Full Paket

Avast 4.8 Pro Tr Full +2700 Günlük Serial

Norton 360 V.2 | TürkÇe | 11 Yil Lisans

Ad-Aware Pro v7.1.0.11 + Original License

Norton Internet Security 2009

||||| 2009 FuLL Anti-Virüs ProgramLarı Arşivi |||||

Kaspersky İnternet Securİty 2009 Full

Kurtlar Vadisi Pusu Tüm Bölümler / 3GP

Avira Premium Security Suite 2008 / FULL

Avast 4.8 Pro Tr Full

Norton Internet Security 2009

Avira Premium Security Suite 2008 / FULL

Yabancı video Clipler

Bilgi Bankası

Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji

Cep için video kilpler


Go Back   Dewforum.İNFO > Siyaset > Ideoloji Platforumu > Kemalizm-Sosyalizm

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 81 - Cevaplar: 2  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-16-2007, 07:35 PM   #1 (permalink)

:
:
D
E
L
İ
T
U
R
K

DeliTurK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

DeliTurK Şuan Çevrimiçi
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 36.766
Rep Gücü: 10000 Rep Puanı: 10000 Rep Derecesi: DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Komünizmin İlkeleri - Karl Marx-Frederich Engels




Soru 1: Komünizm nedir? Yanit: Komünizm, proletaryanin kurtulus kosullarinin ögretisidir. Soru 2: Proletarya nedir? Yanit: Proletarya, toplumun, geçim araçlarini herhangi bir sermayeden elde edilen kârdan degil, tamamiyla ve yalnizca kendi emeginin satisindan saglayan; sevinci ve üzüntüsü, yasamasi ve ölmesi, tüm varligi emek talebine, dolayisiyla islerin iyi gittigi dönemler ile kötü gittigi dönemlerin birbirlerinin yerini almasina, sinirsiz rekabetten dogan dalgalanmalara dayanan sinifidir. Proletarya, yani proleterler sinifi, tek sözcükle, 19. yüzyilin çalisan sinifidir. Soru 3: Su halde proleterler her zaman varolmamislardir? Yanit: Hayir. Yoksul halk ve çalisan siniflar her zaman varolmustur,ve bu çalisan siniflar çogunlukla yoksuldular. Ama demin sözü edilen kosullar altinda yasayan bu tür yoksullar, bu tür isçiler, yani proleterler her zaman varolmamislardir, nasil ki rekabet her zaman serbest ve sinirsiz olmamissa. Soru 4: Proletarya nasil dogdu? Yanit: Proletarya, geçen yüzyilin ikinci yarisinda Ingiltere'de ortaya çikan ve o zamandan bu yana dünyanin bütün uygar ülkelerinde kendini yinelemis olan sanayi devriminin bir sonucu olarak dogdu. Bu sanayi devrimine, buhar makinesinin, çesitli dokuma makinelelerinin, buharli tezgahin ve daha birçok baska mekanik aygitlarin icadi neden oldu. çok pahali olan ve, bunun sonucu, ancak büyük kapitalistler tarafindan satin alinabilen bu makineler, o güne dek varolan tüm üretim biçimini degistirdi ve makineler isçilerin derme çatma çikriklariyla ve el tezgahlariyla ürettiklerinden daha ucuz ve daha iyi metalar ürettigi için, eski isçileri safdisi birakti. Böylece bu makineler, sanayii tümüyle büyük kapitalistlere teslim etti ve isçilerin sayica pek az olan mülklerini (aletler, el tezgahlari, vb.) degersizlestirdi, öyle ki, kapitalistler çok geçmeden her seye el attilar ve isçjlere hiç bir sey kalmadi. Fabrika sistemi, bu yolla, giyim esyalari imalatina girmis oldu. -Makine ve fabrika sisteminin harekete geçmesinin ardindan, fabrika sistemi çok geçmeden öteki sanayi dallarinda da, özellikle pamuklu dokuma ve matbaa islerinde, çanak-çömlek ve madeni esya sanayiinde kullanilmaya baslandi. Tek tek isçiler arasinda giderek daha çok isbölümü oldu, öyle ki, daha önce tüm bir nesneyi yapan isçi, artik onun yalnizca bir kismini üretiyordu. Bu isbölümü ürünlerin daha hizli ve dolayisiyla daha ucuza ikmal edilmelerini olanakli kildi. Bu, her isçinin eylemini, bir makinenin yalnizca ayni yetkinlikte degil, hatta bundan çok daha iyi bir biçimde yapabildigi çok basit, sürekli yinelenen mekanik bir isleme indirgedi. Bu yolla, sanayiin bütün bu dallari, tipki iplikçilik ve dokumacilik gibi, birbiri ardindan buhar gücünün, makinenin ve fabrika sisteminin egemenligi altina girdiler. Ama böylece, bunlar, ayni zamanda, tamamiyla büyük kapitalistlerin ellerine geçtiler ve buralarda da isçiler bagimsizligin son kirintilarini yitirdiler. Yavas yavas, gerçek manüfaktürlere ek olarak zanaatlar da, ayni sekilde, giderek daha çok fabrika sisteminin egemenligi altina girdiler, çünkü burada da, maliyetlerden birçok tasarruflarin yapilabildigi ve çok yüksek bir isbölümünün olabildigi büyük atelyelerin kurulmasiyla, büyük kapitalistler, küçük zanaatçinin yerini giderek daha çok aldi. Böylece simdi, uygar ülkelerde hemen bütün çalisma dallarinin fabnka sistemi altinda yürütüldügü, ve hemen bütün dallarda zanaatin ve manüfaktürün büyük sanayi tarafindan safdisi edildigi noktaya ulasmis bulunuyoruz.- Bunun sonucu olarak, eski orta siniflar, özellikle küçük zanaat ustalari, giderek daha çok yikildilar, isçilerin eski konumlari tamamiyla degisti, ve bütün öteki siniflari yavas yavas yutan iki yeni sinif çikti ortaya: I. Bütün uygar ülkelerde bütün geçim araçlarina ve bu geçim araçlarinin üretimi için gerekli hammaddelere ve aletlere (makineler, fabrikalar, vb.) daha simdiden hemen tamamiyla sahip büyük kapitalistler sinifi. Bu sinif, burjuvalar sinifi, ya da burjuvazidir. II. Tamamiyla mülksüz olan ve bu yüzden, emeklerini, karsiliginda zorunlu geçim araçlari edinmek için burjuvalara satmak zorunda kalanlar sinifi. Bu sinifa proleterler sinifi, ya da proletarya denir. Soru 5: Proleterlerin burjuvalara bu emek satisi hangi kosullar altinda yer alir? Yanit: Emek herhangi bir baska meta gibi bir metadir, ve fiyati da herhangi bir baska metain fiyatini belirleyen ayni yasalar tarafindan belirlenir. Büyük sanayiin ya da serbest rekabetin -ki görecegimiz gibi, ikisi de ayni kapiya çikar- egemenligi altindaki bir metain fiyati, ortalama olarak, her zaman, o metain üretim maliyetine esittir. Emegin fiyati da, demek ki, ayni sekilde emegin üretim maliyetine esittir. Emegin üretim maliyeti, tamamen, isçinin, kendisini çalisabilir bir durumda tutmak ve isçi sinifinin yok olmasini önlemek için gereksindigi geçim araçlari miktarindan ibarettir. Demek ki isçi, emegi karsiliginda, bu amaç için gerekli olandan daha fazlasini almayacaktir; emegin fiyati ya da ücret, geçim için gerekli en düsük, asgari [miktar -ç.] olacaktir. Isler bazan kötü, bazan da iyi olduguna göre, isçi de bir durumda daha fazla, öteki durumda daha az alacaktir, tipki fabrika sahibinin kendi metai karsiliginda bir durumda daha fazla, öteki durumda daha az almasi gibi. Ama fabrika sahibi nasil ki islerin iyi oldugu zaman ile kötü oldugu zaman arasinda ortalama olarak kendi metai için, bu metain üretim maliyetinden ne daha fazla, ne de daha az aliyorsa, isçi de ortalama olarak bu asgariden ne fazla, ne de az alacaktir. Bütün çalisma dallari ne denli büyük sanayiin eline geçerse, ücretlere iliskin bu iktisadi yasa da o denli daha siki uygulanir. Soru 6: Sanayi devriminden önce hangi çalisan siniflar vardi? Yanit: Çalisan siniflar, toplumun gelismesinin farkli asamalarina bagli olarak, farkli kosullar içinde yasarlar ve mülk sahibi ve egemen siniflar karsisinda farkli konumlara sahip bulunurlardi. Antikçagda, çalisan halk, tipki birçok geri ülkede ve hatta Birlesik Devletler'in güney kesiminde hâlâ oldugu gibi, sahiplerinin köleleri idiler. Ortaçagda, tipki Macaristan'da, Polonya'da ve Rusya'da hâlâ oldugu gibi, toprak sahibi soylularin serfleri idiler. Ortaçagda ve sanayi devrimine dek, kentlerde, bir de küçük-burjuva zanaatçilarin hizmetinde çalisan kalfalar vardi, ve manüfaktürün gelismesiyle birlikte, yavas yavas, daha o siralar, büyükçe kapitalistler tarafindan çalistirilan manüfaktür isçileri ortaya çikti. Soru 7: Proleter köleden hangi bakimdan farklidir? Yanit: Köle ancak bir kez satilir, proleter ise kendisini günbegün, saatbesaat satmak zorundadir. Tek bir efendinin mülkü olan bireysel köle, efendisinin çikari bunu gerektirdiginden, ne denli sefil olursa olsun, güvence altina alinmis bir geçime sahiptir; emegi ancak birisi buna gereksinme duydugu zaman kendisinden satin alinan ve, deyim yerindeyse, tüm burjuvalar sinifinin mülkü olan bireysel proleter ise, güvence altina alinmis bir geçime sahip degildir. Bu geçim ancak tüm proleter sinif için güvence altina alinmistir. Köle rekabetin disindadir, proleter ise onun içindedir ve bunun bütün dalgalanmalarindan etkilenir. Köle, uygar toplumun bir üyesi olarak degil, bir sey olarak hesap edilir; proleter ise bir kisi olarak, uygar toplumun bir üyesi olarak kabul edilir. Su halde, köle proleterden daha iyi bir geçime sahip olabilir, ama proleter, toplumun gelismesinin daha yüksek bir asamasina mensuptur ve kendisi de köleden daha yüksek bir asamada bulunur. Köle, kendisini, bütün özel mülkiyet iliskileri arasindan yalnizca kölelik iliskisini kaldirmakla özgür kilar ve böylelikle ancak o zaman bizzat bir proleter haline gelir; proleter ise kendisini, ancak genel olarak özel mülkiyeti kaldirmakla özgür kilabilir. Soru 8: Proleter serften hangi bakimdan farklidir? Yanit: Serf, ürünün bir bölümünü teslim etme ya da is yapma karsiliginda, bir üretim aletine, bir toprak parçasina ve bunun kullanimina sahiptir. Proleter ise, ürünün bir bölümünü alma karsiliginda, bir baska kisiye ait üretim aletleri ile, bu baska kisinin hesabina çalisir. Serf verir, proletere ise verilir. Serfin güvence altina alinmis bir geçimi vardir, proleterin yoktur. Serf rekabetin disindadir, proleter ise içinde. Serf, kendisini, ya kente kaçarak ve orada bir zanaatçi haline gelerek, ya da toprakbeyine emek ve ürün vermek yerine para vererek ve özgür bir kiraci haline gelerek, ya da kendi feodal beyini kovup kendisi mülk sahibi haline gelerek, kisacasi, su ya da bu biçimde mülk sahibi sinifa ve rekabete dahil olarak özgür kilar. Proleter ise kendisini, rekabeti, özel mülkiyeti ve her türlü sinif ayrimini kaldirarak özgür kilar. Soru 9: Proleter zanaatçidan hangi bakimdan farklidir? Soru 10: Proleter manüfaktür isçisinden hangi bakimdan farklidir? Yanit: 16-18. yüzyil manüfaktür isçisi, hemen her yerde, hâlâ bir üretim aletine, tezgaha, aile çikrigina, ve bos zamanlarinda isledigi küçük bir miktar topraga sahipti. Proleter bunlardan hiç birisine sahip degildir. Manlüfaktür isçisi, hemen her zaman, kirsal kesimde ve kendi toprakbeyi ve isvereni ile azçok ataerkil iliskiler içerisinde yasar; proleter ise, çogunlukla büyük kentlerde yasar ve isvereni ile yalnizca para iliskisi içerisindedir. Manüfaktür isçisi, büyük sanayi tarafindan ataerkil iliskilerinden kopartilir, hâlâ sahip oldugu mülkünü yitirir ve böylelikle ancak o zaman bizzat bir proleter haline gelir.Soru 11: Sanayi devriminin, ve toplumun burjuvalar ve proleterler olarak bölünmesinin ilk sonuçlari neler oldu? Yanit: Birincisi, makine emeginin sonucu sinai ürünlerin fiyatlarinin sürekli ucuzlamasi yüzünden, el emegine dayali eski manüfaktür ya da sanayi sistemi, dünyanin bütün ülkelerinde tamamiyla yikildi. Simdiye dek tarihsel gelisimin azçok disinda kalmis bulunan ve sanayileri simdiye dek manüfaktüre dayanmis olan bütün yari-barbar ülkeler, böylece, yalitilmis durumlarindan zorla kopartildilar. Ingilizlerin daha ucuz olan metalarini satin aldilar ve kendi manüfaktür isçilerini yok olmaya terkettiler. Böylece, binlerce yildir hiç bir ilerleme göstermemis olan ülkeler, örnegin Hindistan, gittikçe devrimcilestiler, ve artik Çin bile bir devrime dogru ilerliyor. Ingiltere'de bugün icat olunan yeni bir makinenin, bir yil içerisinde, Çin'de milyonlarca isçiyi issiz biraktigi bir noktaya gelmis bulunuyoruz. Büyük sanayi, böylece, dünyanin bütün halklarini birbirleriyle iliski içerisine sokmus, bütün küçük yerel pazarlari dünya pazarina katmis, her yerde uygarlik ve ilerleme için zemin hazirlamis ve uygar ülkelerde olan her seyin bütün öteki ülkelerde de yankilar uyandirmasina neden olmustur. Böylece, eger Ingiltere ya da Fransa'da isçiler su anda kendilerini kurtaracak olsalar, bu, bütün öteki ülkelerde de, bu ülkelerin isçilerine er veya geç kurtulus getirecek devrimlere yolaçacaktir. Ikincisi, büyük sanayiin manüfaktürün yerini aldigi her yerde, sanayi devrimi, burjuvaziyi, servetini ve gücünü en yüksek düzeye ulastirmis ve onu ülkenin en önde gelen sinifi yapmistir. Sonuç, bunun oldugu her yerde, burjuvazinin, siyasal gücü ele geçirmesi ve o güne kadarki egemen siniflari -aristokrasiyi, lonca ustalarini (guild-burghers) ve bunlarin her ikisini de temsil eden mutlak monasiyi- tasfiye etmesi olmustur. Burjuvazi, aristokrasinin, soylulugun gücünü, mesrutalan ya da toprak mülkiyetinin satisi üzerindeki yasagi, ve soylulugun bütün ayricaliklarini kaldirmakla yok etti. Lonca ustalarinin (guild-burghers) gücünü ise, bütün lonca ve zanaat ayricaliklarini kaldirmakla kirdi. Her ikisinin de yerine serbest rekabeti, yani herkesin istedigi her sanayi daliyla ugrasma hakkina sahip oldugu ve gerekli sermaye yoklugu disinda onu bu ugrasini sürdürmekten hiç bir seyin alikoyamadigi bir toplum düzenini koydu. Serbest rekabetin getirilmesi, bu nedenle, toplum üyelerinin bundan böyle ancak sermayelerinin esit olmamasi ölçüsünde esit olmadiklarinin, sermayenin belirleyici güç haline geldiginin ve, dolayisiyla, kapitalistlerin, burjuvalarin, toplumun en önde gelen sinifi olduklarinin resmen ilani demektir. Ama büyük sanayiin baslamasi için serbest rekabet zorunludur, çünkü büyük sanayiin üzerinde büyüyebilecegi tek toplum düzeni budur. Soylulugun ve lonca ustalarinin (guild-burghers) toplumsal güçlerini böylece yok etmis olan burjuvazi, onlarin siyasal güçlerini de yok etti. Toplumun en önde gelen sinifi olarak burjuvazi, siyasal alanda da kendisini en önde gelen sinif ilan etti. Bunu, yasa karsisinda burjuva esitligine ve serbest rekabetin yasal olarak taninmasina dayanan, ve Avrupa ülkelerine anayasal monarsi biçiminde girmis olan temsil sistemini kurmakla yapti. Bu anayasal monarsiler altinda yalnizca belli bir miktarda sermaye sahibi olanlar, yani burjuvalar seçmendirler; bu burjuva seçmenler milletvekillerini seçerler, ve bu burjuva milletvekilleri de, vergileri reddetme hakki aracilikiyla bir burjuva hükümet seçerler. Üçüncüsü, sanayi devrimi burjuvaziyi ne ölçüde yaratmissa, ayni ölçüde proletaryayi da yaratmistir. Burjuvalarin zenginlesmeleri oraninda proleterler de sayica artmislardir. Çünkü proleterler ancak sermaye tarafindan istihdam edilebildiklerinden ve sermaye de ancak emek istihdam etmekle arttigindan, proletaryanin büyümesi, sermayenin büyümesiyle atbasi gider. Ayni zamanda bu, burjuvalari da, proleterleri de, sanayiin en kârli bir biçimde isletilebildigi büyük kentlerde yogunlastirir, ve büyük yiginlari bu bir tek yere yigmakla proleterleri kendi güçlerinin bilincine vardirir. Ayrica, bu ne denli gelisirse, el emegini yerinden eden o denli çok makine icat olunur, büyük sanayi, daha önce de söyledigimiz gibi, ücretleri o denli asgariye indirir, ve böylelikle proletaryanin durumunu giderek daha da çekilmez hale getirir. Böylece, bir yanda proletaryanin büyüyen hosnutsuzlugu, öte yanda büyüyen gücü ile, sanayi devrimi, proletaryanin yapacagi bir toplumsal devrim hazirlar. Soru 12: Sanayi devriminin öteki sonuçlari neler oldu? Yanit: Buhar makinesi ve öteki makineler ile, büyük sanayi, sinai üretimi kisa bir zamanda ve küçük bir masrafla sinirsiz bir ölçüde artirmanin araçlarini yaratmis oldu. Bu üretim kolayligi ile, büyük sanayiin zorunlu sonucu olan serbest rekabet, çok geçmeden son derece yogun bir nitelik kazandi; çok sayida kapitalist, sanayie atildi, ve çok geçmeden kullanilabilecek olandan daha fazlasi üretilmeye baslandi. Sonuç, imal edilen mallarin satilamamasi ve ticaret bunalimi denen seyin ortaya çikmasi oldu. Fabrikalar durmak zorunda kaldi, fabrika sahipleri iflas etti, ve isçiler ekmek kapilarini yitirdiler. Her yerde büyük bir sefalet vardi. Bir süre sonra fazla ürünler satildi, fabrikalar gene çalismaya basladi, ücretler yükseldi ve isler her zamankinden daha bir canlilik kazandi. Ama çok geçmeden gene çok fazla metalar üretildi, bir baska bunalim ortaya çikti ve bir öncekiyle ayni yolu izledi. Böylece, bu yüzyilin basindan beri sanayiin durumu, bolluk dönemleri ile bunalim dönemleri arasinda dalgalandi durdu, ve hemen hemen her bes ya da yedi yilda bir, düzenli olarak, benzer bir bunalim meydana geldi, ve her keresinde isçilerde en büyük sefalete, genel devrimci coskuya ve tüm mevcut sistem içinde en büyük tehlikeye yolaçti. Soru 13: Düzenli olarak yinelenen bu ticaret bunalimlarindan ne gibi sonuçlar çikartilabilir? Yanit: Birincisi, serbest rekabeti gelismesinin baslangiç, asamalarinda büyük sanayiin kendisi varatmissa da, simdi artik, her seye karsin, serbest rekabete sigmiyor; rekabet, ve genel olarak sinai üretimin bireyler tarafindan sürdürülmesi, büyük sanayi için kirmasi gereken ve kiracagi bir ayakbagi haline gelmistir; büyük sanayi, mevcut temeller üzerinde yürütüldügü sürece, her keresinde tüm uygarligi tehdit eden, yalnizca proleterleri sefalete sürüklemekle kalmayip çok sayida burjuvalari da yikan ve her yedi yilda bir tekrarlanan genel bir kargasalik sayesinde ayakta kalabilir; dolayisiyla ya büyük sanayiin kendisi terkedilmelidir, ki bu kesinlikle olanaksizdir, ya da bu durum, sinai üretimin artik birbirleriyle rekabet eden tek tek fabrika sahipleri tarafindan yönetilmeyip, belli bir plan uyarinca ve herkesin gereksinmeleri uyarinca toplumun tümü tarafindan yönetildigi, tamamiyla yeni bir toplum örgütlenmesini mutlaka zorunlu kilar. Ikincisi, büyük sanayi ve onun olanakli kildigi üretimin sinirsiz genislemesi, toplumun her üyesinin bütün yeti ve yeteneklerini tam bir özgürlük içerisinde gelistirip kullanabilmesine yetecek miktarda zorunlu yasam nesnelerinin üretildigi bir toplumsal düzen yaratabilir. Böylece, büyük sanayiin mevcut toplum içerisinde bütün sefaleti ve bütün ticaret bunalimlarini yaratan bu niteligidir ki, farkli bir toplumsal örgütlenme içerisinde bu ayni sefaleti ve bu feci dalgalanmalari yok edecektir. Su halde, en açik bir biçimde tanitlaniyor ki: 1. Bundan böyle, bütün bu hastaliklar, yalnizca, varolan kosullara artik tekabül etmeyen bu toplumsal düzene mal edilecektir; 2. Bu hastaliklari yeni bir toplumsal düzen sayesinde tamamiyla ortadan kaldirmanin çareleri mevcuttur. Soru 14: Bu nasil bir yeni toplumsal düzen olmalidir? Yanit: Her seyden önce, sanayiin isletilmesini ve genel olarak üretimin bütün dallarini, birbirleriyle rekabet eden ayri ayri bireylerin ellerinden almak ve bunun yerine, bütün bu üretim dallarinin bir tüm olarak toplum tarafindan, yani toplumsal bir plan uyarinca ve toplumun bütün üyelerinin katilmalariyla, toplum yararina isletilmesini saglamak zorunda olacaktir. Demek ki, rekabeti kaldiracak ve onun yerine birlikteligi koyacaktir. Sanayiin bireyler tarafindan isletilmesi zorunlu olarak özel mülkiyet sonucunu verdigine göre, ve rekabet sanayiin tek tek özel sahipler tarafindan isletilme biçiminden baska bir sey olmadigina göre, özel mülkiyet, sanayiin bireysel olarak isletilmesinden ve rekabetten ayrilamaz, su halde, özel mülkiyet de kaldirilmak zorunda olacaktir, ve onun yerine bütün üretim araçlarinin ortaklasa kullanimi ve bütün ürünlerin ortak riza ile dagitimi, ya da mülkiyetin ortaklasaligi denilen sey olacaktir. Özel mülkiyetin kaldirilmasi, gerçekten de, sanayiin gelismesini zorunlu olarak izleyen bu tüm toplumsal sistem dönüsümünün en özlü ve en karakteristik özetidir, ve dolayisiyla, bu, hakli olarak, komünistlerin temel istemleri oluyor. Soru 15: Su halde, özel mülkiyetin daha önce kaldirilmasi olanakli degildi? Yanit: Hayir. Toplum düzenindeki her degisiklik, mülkiyet biçimlerindeki her devrim, eski mülkiyet iliskileriyle artik bagdasmayan yeni üretici güçlerin yaratilmasinin zorunlu sonucu olmustur. Özel mülkiyetin kendisi de bu sekilde dogmustur. Çünkü özel mülkiyet her zaman varolmamistir, ama ortaçagin sonlarina dogru, manüfaktür biçimi olarak, ortaya, o siradaki mevcut feodal ve lonca mülkiyetine tâbi kilinamayan yeni bir üretim biçimi çikti, eski mülkiyet iliskilerine sigmayan manüfaktür, yeni bir mülkiyet -özel mülkiyet- biçimi yaratti. Manüfaktür için ve büyük sanayiin gelisiminin birinci asamasi için, özel mülkiyetten baska hiç bir mülkiyet biçimi ve özel mülkiyet üzerine, kurulmus olandan baska hiç bir toplum düzeni olanakli degildi. Yalnizca herkese yetecek kadarla kalmayip, toplumsal sermayenin artmasi ve üretici güçlerin daha da gelismesi için bir fazlalik da üretmek olanakli olmadigi sürece, toplumun üretici güçlerini kullanan bir egemen sinif ve bir de yoksul ezilen sinif her zaman olacaktir. Bu siniflarin nasil olustuklan üretimin gelisme asamasina bagli olacaktir. Tarima bagli olen ortaçagda, bey ile serfi buluyoruz: ortaçagin sonlarina dogru, kentlerde, lonca ustasini ve kalfayi ve gündelikçi emekçiyi görüyoruz; 17. yüzyil, manüfaktürcüye ve manüfaktür isçisine sahiptir; 19. yüzyil ise büyük fabrika sahibine ve proletere. Açiktir ki, üretici güçler, simdiye dek, henüz herkes için yeterli miktarda üretebilecek ya da özel mülkiyeti bu üretici güçler için bir ayakbagi, bir engel haline getirecek kadar gelismemislerdi. Ama birincisi, büyük sanayiin gelismesinin simdiye dek duyulmamis ölçekte sermaye ve üretici güç yaratmis oldugu ve bu üretici güçleri kisa bir sürede sinirsiz ölçüde artirmasi çarelerinin varoldugu; ikincisi, bu üretici güçlerin birkaç burjuvanin ellerinde yogunlasmis olmasina karsin, genis halk yiginlarinin giderek daha çok proleterler haline geldigi ve bunlarin durumlarinin burjuvalarin zenginliklerinin artmasi ölçüsünde daha da perisanlastigi ve çekilmez bir hal aldigi; üçüncüsü, kolayca artirilabilecek bu kuvvetli üretici güçlerin, özel mülkiyetin ve burjuvalarin boyutlarini toplumsal düzende her an en siddetli patlamalara yolaçacak kadar asmis oldugu bugün ise, özel mülkiyetin kaldirilmasi yalnizca olanakli hale gelmemis, hatta mutlak bir zorunluluk olmustur. Soru 16: Özel mülkiyetin kaldirilmasini barisçil yöntemlerle gerçeklestirmek olanakli olacak midir? Yanit: Bunun olabilmesi istenilen bir seydir, ve buna karsi direnecek en son kisiler elbette komünistler olurdu. Komünistler, komplonun hiç bir türlüsünün, hiç bir yarar saglamadigi gibi, hatta zararli oldugunu çok iyi biliyorlar. Devrimlerin kasten ve keyfi olarak yapilmadiklarini, bunlarin her yerde ve her zaman belirli partilerin ve koskoca siniflarin irade ve önderliklerinden tamamiyla bagimsiz kosullarin zorunlu sonuçlari olduklarini çok iyi biliyorlar. Ama, proletaryanin gelismesinin, hemen her uygar ülkede, zorla bastirildigini ve komünistlerin muhaliflerinin, böylece, bütün güçleriyle, bir devrime dogru gittiklerini de görüyorlar. Ezilen proletarya, sonuçta bir devrime zorlanacak olursa, biz komünistler, nasil simdi sözle yapiyorsak, o zaman fiilen de proleterlerin davasini savunacagiz. Soru 17: Özel mülkiyeti bir çirpida kaldirmak olanakli olacak midir? Yanit: Hayir, mülkiyetin ortaklasaligini kurmak için mevcut üretici güçleri, bir çirpida gereken ölçüde artirmak ne kadar olanaksizsa, böyle bir sey de o kadar olanaksizdir. Su halde, nasil olsa yaklasan proleter devrim, mevcut toplumu ancak yavas yavas degistirecek ve özel mülkiyeti ancak gerekli miktarda üretim araci yaratildigi zaman kaldirabilecektir. Soru 18: Bu devrim nasil bir yol izleyecektir? Yanit: Her seyden önce, bir demokratik yapiyi, ve böylelikle de, dolaysiz ya da dolayli biçimde, proletaryanin siyasal egemenligini yürürlüge koyacaktir. Proletaryanin simdiden halkin çogunlugunu olusturdugu Ingiltere'de dolaysiz olarak. Halkin çogunlugunun yalnizca proleterlerden degil, henüz yeni yeni proleterlesen ve siyasal çikarlari bakimindan proletaryaya gittikçe daha çok bagimli hale gelen ve bu yüzden de çok geçmeden proletaryanin istemlerine uymak zorunda kalacak olan küçük köylülerden ve kent küçük-burjuvazisinden olustugu Fransa ve Almanya'da ise, dolayli olarak. Bu belki de ikinci bir savasi gerektirecektir, ama ancak proletaryanin zaferiyle sonuçlanabilecek bir savasi. Özel mülkiyete dogrudan saldiran daha ileri önlemleri gerçeklestirmenin ve proletaryaya geçim araçlari saglamanin bir araci olarak ivedilikle kullanilmayacak olduktan sonra, demokrasinin proletaryaya hiç bir yarari olmaz. Mevcut kosullarin simdiden zorunlu hale getirdigi bu önlemler arasinda baslicalari sunlardir: 1. Müterakki vergilendirme, yüksek veraset vergileri, ikinci dereceden akrabalarin (erkek kardesler, yegenler, vb.) veraset haklarinin kaldirilmasi, zorunlu ikrazlar, vb. yoluyla özel mülkiyetin sinirlandirilmasi. 2. Toprak maliklerinin, fabrika sahiplerinin, demiryolu ve gemicilik ayricaliklarini ellerinde bulunduranlarin, kismen devlet sanayiinin rekabetiyle, kismen dogrudan ferat tazminatlariyla yavas yavas mülksüzlestirilmeleri. 3. Bütün mültecilerin ve halkin çogunluguna karsi baskaldiran isyancilarin mülklerinin zoralimi. 4. Proleterlerin çalismasinin ya da istihdaminin, ulusal mülklerde, ulusal fabrika ve atelyelerde örgütlendirilmesi, böylelikle isçilerin kendi aralarindaki rekabete son verilmesi ve, hâlâ varolduklari sürece, fabrika sahiplerinin devletin ödedigi kadar yüksek ücret ödemeye zorlanmalari. 5. Özel mülkiyet tamamiyla kaldirilincaya kadar, toplumun tüm üyeleri için esit çalisma yükümlülügü. Sanayi ordularinin kurulmasi, özellikle tarim için. 6. Sermayesi devletin olan bir ulusal banka araciligi ile kredi ve bankacilik sisteminin devlet elinde merkezilestirilmesi ve bütün özel bankalarin ve bankerlerin faaliyetlerine son verilmesi. 7. Ulusun elindeki sermayenin ve isçilerin artmasi oraninda, ulusal fabrikalarin, atelyelerin, demiryollarinin ve gemilerin artirilmasi, bütün bos topraklarin ekime açilmasi ve halen ekilen topraklarin iyilestirilmesi. 8. Ilk ana bakimina gereksinme duymayacak kadar büyür büyümez, bütün çocuklarin ulusal kurumlarda ve ulus hesabina egitilmeleri. Üretimle birlestirilmis egitim. 9. Ulusal mülkler üzerinde, sanayi ile oldugu kadar tarimla da ugrasan yurttas topluluklari için ortak barinak olarak kullanilmak üzere, büyük saraylarin insaasi, ve her ikisinin de tekyanliliklari ve sakincalari olmaksizin hem kentsel ve hem de kirsal yasamin üstünlüklerinin birlestirilmesi. 10. Sagliga aykiri ve kötü insa edilmis bütün konutlarin ve mahallelerin yikilmasi. 11. Gayrimesru ve mesru çocuklarin miras hakkindan esit olarak yararlandirilmalari. 12. Bütün ulasim araçlarinin ulusun elinde yogunlasmasi. Bütün bu önlemler, elbette ki, bir anda uygulanamazlar. Ama bunlardan herbiri, her zaman, bir ötekini gerektirecektir. Özel mülkiyete karsi ilk köklü saldirida bir kez bulunuldu mu, proletarya, durumdan daha ileriye gitmek, bütün sermayeyi, bütün tarimi, bütün sanayii, bütün ulasimi, ve bütün degisimi gittikçe daha çok devletin elinde yogunlastirmak zorunda kaldigini görecektir. Bu önlemlerin hepsi de, bu gibi sonuçlara yolaçarlar; ve ülkenin üretici güçlerinin proletaryanin emegi ile çogaltilmasi oraninda bunlar, gerçeklesebilir hale gelecekler ve merkezilestirici etkilerini gelistireceklerdir. Nihayet, bütün sermaye, bütün üretim ve bütün degisim ulusun ellerinde yogunlastiginda, özel mülkiyet kendiliginden ortadan kalkacak, para gereksiz olacak, ve üretim o denli artmis ve insanlar o denli degismis olacaklardir ki, eski toplumsal iliskilerin son biçimleri de yok olabilecektir. Soru 19: Bu devrimin yalnizca tek ülkede yer almasi olanakli olacak midir? Yanit: Hayir. Dünya pazarini yaratmis olan büyük sanayi, yeryüzündeki bütün halklari, ve özellikle de uygar halklari öylesine birbirlerine baglamistir ki, her halkin basina gelecekler, bir ötekine baglidir. Ayrica, büyük sanayi bütün uygar ülkelerde toplumsal gelismeyi öylesine esitlemistir ki, bütün bu ülkelerde burjuvazi ve proletarya, toplumun iki belirleyici sinifi, ve bunlar arasindaki savasim da, günün temel savasimi olmustur. Komünist devrim, bu yüzden, hiç de salt ulusal bir devrim olmayacaktir; bu, bütün uygar ülkelerde, yani en azindan Ingiltere, Amerika, Fransa ve Almanya'da, ayni zamanda yer alan bir devrim olacaktir. Bu ülkelerin herbirinde devrim, o ülkenin daha geliskin bir sanayie, daha çok zenginlige, ve daha hatiri sayilir bir üretici güçler kitlesine sahip olup olmayisina bagli olarak, daha çabuk ya da daha yavas gelisecektir. Dolayisiyla, bunu gerçeklestirmek, en yavas ve en güç Almanya'da, en çabuk ve en kolay da Ingiltere'de olacaktir. Bunun dünyanin öteki ülkeleri üzerinde de önemli etkileri olacak ve bunlarin daha önceki gelisme biçimlerini tamamiyla degistirecek ve büyük çapta hizlandiracaktir. Bu, dünya çapinda bir devrimdir, ve dolayisiyla kapsami da dünya çapinda olacaktir. Soru 20: Özel mülkiyetin nihai olarak kaldirilmasinin sonuçlari neler olacaktir? Yanit: Her seyden önce, toplumun, hem bütün üretici güçlerin ve haberlesme araçlarinin kullanimini ve hem de ürünlerin degisim ve dagitimini özel kapitalistlerin ellerinden alarak, bunlari elde bulunan olanaklara ve tüm toplumun gereksinmelerine uygun düsen bir plan uyarinca yönetmesiyle, büyük sanayiin su andaki isletilisinin bütün kötü sonuçlari ortadan kaldirilmis olacaktir. Bunalimlar son bulacaktir; mevcut toplum sistemi altinda asiri üretim demek olan ve sefaletin bunca büyük bir nedeni olan genisletilmis üretim, o zaman yeterli bile olmayacak ve çok daha genisletilmek zorunda kalacaktir. Toplumun ivedi gereksinmelerinin ötesindeki asiri üretim, sefalet yaratmak yerine, herkesin gereksinmelerinin karsilanmasi demek olacak, yeni gereksinmeler ve ayni zamanda da bunlari karsilayacak araçlar yaratacaktir. Bu, yeni ilerlemelerin kosulu ve nedeni olacak, ve bu ilerlemeleri, böylelikle, toplum düzeninde simdiye dek hep oldugu gibi kargasaliga yolaçmaksizin basaracaktir. Manüfaktür sistemi zamanimizin büyük sanayii ile kiyaslandiginda ne denli zavalli kaliyorsa, büyük sanayi de, özel mülkiyetin baskisindan bir kez kurtuldu mu, bugünkü gelisme düzeyini o denli zavalli birakacak bir ölçekte gelisecektir. Sanayiin bu gelismesi, topluma, herkesin gereksinmelerini karsilamaya yeterli miktarda ürün saglayacaktir. Ayni sekilde özel mülkiyetin baskisiyla ve topraktaki parçalanmayla kösteklenen tarimda, mevcut iyilestirmelerin uygulamaya konmasindan ve bilimsel ilerlemelerden yepyeni bir hiz kazanacak ve toplumun emrine bol miktarda ürün sunacaktir. Toplum böylece dagitimini bütün üyelerinin gereksinmelerini karsilayacak sekilde düzenleyebilmesine yeterli miktarda ürün üretecektir. Toplumun çesitli karsit siniflara bölünmesi, böylelikle, gereksiz hale gelecektir. Yalnizca gereksiz olmakla kalmayacak, bu, yeni toplum düzeni ile bagdasmayacaktir da. Siniflar isbölümü yüzünden varoldular, bu isbölümünün bugüne kadarki varlik biçimi tamamiyla yok olacaktir. Çünkü sinai ve tarimsal üretimi tanimlanan düzeye getirmek için, mekanik ve kimyasal araçlar tek baslarina yeterli degildir; bu araçlari harekete geçiren insanlarin yetenekleri de buna tekabül eden bir ölçüde gelistirilmelidir. Nasil ki geçen yüzyilda köylüler ve manüfaktür isçileri tüm yasam biçimlerini degistirmisler ve büyük sanayie sürüklendiklerinde bizzat çok farkli insanlar haline gelmislerse, üretimin toplumun tamami tarafindan ortak yönetimi ve bunun sonucu üretimin gösterecegi yeni gelisme de çok farkli insanlari gerektirecek ve ayni zamanda bunlari yaratacaktir. Üretimin ortak yönetimi, herbiri tek bir üretim dalina baglanmis, ona zincirlenmis, onun tarafindan sömürülen, herbiri bütün öteki yetenekleri pahasina yeteneklerinden yalnizca bir tekini gelistirmis ve toplam üretimin yalnizca bir tek dalini, ya da o dalin dallarindan birini bilen bugünün insanlari tarafindan gerçekles