Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program ,  
 

Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (Cep İcin)

Fifa 2009 / 09 Full İndir futbol severler buyrun (PC İcin)


Go Back   Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program , > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > uZaY ve BiLiNMeYeN > Kayıp uygarlıklar

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-26-2008, 12:55 PM   #1 (permalink)
Onursal Üye

cuL de sac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

cuL de sac Şuan Çevrimiçi
Kayıt Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101 Rep Puanı: 101 Rep Derecesi: cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Atlantis'in yıkılışı






M.Ö. 50.722 yılında Atlantisliler çocuklarını ve mahsullerini yiyen tehlikeli, dev hayvanlardan kurtulmanın bir yolunu ararken doğal kaynaklardan elde edebilecekleri enerji üzerine deneyler yapmaya başladılar. bilim adamları ümitsizce sayısız miktardaki kimyasal maddeyi birleştirerek oldukça güçlü patlayıcılar yaptılar; ama bu tehlikeli silahları kontrol etmek çok zordu. Bir gün hayvanların yuvaları üzerinde denemeler yaparken oluşan patlamalar korkunç bir depremi tetikledi ve bu da Atlantis’in beş küçük adaya bölünmesine yol açtı.

M.Ö. 28.000’de ise Atlantisli bilim adamları, kristalin sesini çok yükseltince ses aniden öldürücü, yıkıcı bir güce dönüşüverdi. Sürekli olarak devam eden depremlerin, volkanik patlamaların ve sellerin oluşturduğu kargaşa Atlantis’i tekrardan üç ada kalana kadar parçaladı. Bu parçalanan adalardan biri de Karayip’teki Poseidian’dır. Plato, bu küçük adalardan oluşan sıranın Atlantik kıyılarını Amerika kıtasına bağladığını söylemiştir.

M.Ö. 10.000 yıllarında gezegenimizde iklimi bir anda değiştiren bir şey oldu. Sibirya’nın sıcak kuzey bölümleri bir anda oldukça soğudu ve Avrupa ile Kuzey Amerika’da buluna buzullar birden erimeye başladı. Bu kötü şartları ve jeolojik yükselmeler sonucunda Kuzey ve Güney Amerika kıtalarında içlerinde mamutların, koca dişli kediler, mastodonlar, kurtların, mağaralarda yaşayan iri yarı aylıların ve bizonların bulunduğu kırk milyon hayvan doğanın gazabından kurtulmayı başaramadı. Mayaların geriye kalan üç büyük kitabından biri olan “Chilam Balam” da gökyüzünün yere doğru eğildiği ve her şeyi toprağın altına gömdüğü anlatılmaktadır. Gezegenimizde yaşayan insanlar için ne korkunç bir andı!



Tıpkı büyük bir yangının büyük, gösterişli ağaçlarla kaplı bir ormanı yok etmesi gibi vahşi doğa olayı da hayvanlar kadar gelişmiş uygarlıkları da ortadan kaldırmıştır. Lemurya ve Atlantis tarifsiz acılar çektiler. Güzel evleri, piramitten yapılmış tapınakları yerle bir oldu; okyanus suları ülkelerinin üzerini kapladı. Plato, bu olaydan “Atlantis adası deniz tarafından yutuldu ve ortadan kayboldu” şeklinde söz etmektedir. Mu kıtasında felaket daha çabuk olmuştu. Ada bir anda aşağıya kayma başladı ve 64 milyon insan bu arada hayatını kaybetti. Bugün birçok kişinin bilinçaltında bir yerlerde bu korkunç ana ait hatıralar hala tazeliğini korunmaktadır.

Churchward, Mu’nun altındaki granitin volkanik gazlarla iç içe bulunduğunu düşünüyordu. İlk başta Mu’ya güç veren odalar yüzeye çok yakındı ve aşağıda bulunanlardan ayrı tutuluyorlardı ama yerkabuğunun altındaki şiddetli depremler ve volkanik hareketlenmeler aşağıda bulunan mağaraların yukarıya çıkabileceği geçitler açtı. Aşağıdan gelen gazların etkisiyle daha yüksekte bulunan odalara uygulanan basınç, mağaraların çatılarını vurdu ve ülkeyi parçalara ayırdı. Bu sırada gazlar alevlere dönüştü ve ülkeyi yuttu.

Wishai S. Cevre, tektonik tabakalar hareket etmeye başlayınca, Lemurya’nın suyun altında kalmış bir parçasının Amerika kıtasının batı kıyılarında ortaya çıktığını ve eğer bir kişi Kaliforniya’nın batısından Pasifik Okyanusu yönünde hareket eder ise toprak yapısının değiştiğini fark edebileceğini söylemiştir. Sonuç olarak ülkenin doğu kısmında yetişmesi mümkün olmayan kızıl ormanlar, bazı yaban çiçekleri ve mantarlar burada herhangi bir çaba gösterilmeden kendiliğinden yetişmektedir. Aynı zamanda Edgar Cayce de Kaliforniya’nın aşağı kısımlarında Lemurya’nın kalıntılarının bulunduğundan söz etmektedir.

Bazı araştırmacılar, M.Ö. 10.000 yılında gezegenimizdeki birçok insanın ölümüne yol açan şiddetli depremlerin, güçlü dev dalgaların ve okyanus seviyesinin depremlerin, güçlü dev dalgaların ve okyanus seviyesinin hızlı bir şekilde yükselmesinin bir zamanlar Güney Pasifik Kıyıların’nda görülen yamyamlık ve çocuk katlinin sorumlusu olabileceği düşünmektedirler. Felaket sırasında şans eseri kurtulabilenler yüksek bölgelere çıktılar; ama yer sallanmaya devam ettiği ve okyanus suları sürekli olarak yükseldiği için insanlar geriye kalan verimli arazide beraber yaşamak zorunda kaldılar. Kendileri ve diğer adalarda yaşayanlar arasında uzaklık artmaya devam etti ve oldukları yerde mahsur kaldılar. Çoğu zamanda yeteri kadar yiyecekleri yoktu. Bu yüzden hayatta kalabilmek için insan eti yemek zorunda kaldılar.

Bilim adamları, M.Ö. 10.000 yılındaki felakete neyin neden olmuş olabileceği hakkında birkaç teori geliştirmişlerdir. En mantıklısı ise korkunç bir hareketlenmenin dünyanın eksenini kaydırdığı ve bunun da yeryüzünün altındaki kızgın ve kalın tabakanın hareket geçmesine yol açtığı sonuçta da kırılgan bölgelerde yer kabuğunun parçalanmış olabileceği teorisidir.

Kuyruklu yıldızların gökyüzündeki tanrıları rahatsız etmiş olabileceğine dair eski bir inanış bir kez daha inandırıcılık kazanmıştır. bilim adamları giderek Dünya’nın yüzeyinin bir kuyruklu yıldıza maruz kaldığına ya da 1994 yılında Temmuz ayında yirmi bir parçaya ayrılarak Jüpiter’e çarpan cimse benzer bir maddeye maruz kaldığına inanmaktadır. Bu kuyruklu yıldızın her bir parçası birçok nükleer bombanın sağlayabileceği güce sahiptir. Eğer bunların bir parçası ya da patlayan yıldızların kalıntıları okyanuslarımızdan birine düşere çarpmanın etkisinden başka ortaya çıkan ısı oldukça büyük miktarda suyun buharlaşmasına yol açar. Atmosferimize inen yabancı maddenin sürekli eriyen dış kısmından çıkan sıvıye ek olan bu su, günlerce süren yağmurlara neden olabilir. Yeryüzüne çarpman kuyrukluyıldızın enkazı gökyüzüne dev toz bulutları gönderirse Güneş’in yaydığı ışık kaybolabilir ve biz de karanlığa mahkum olabiliriz.

Sadece yeraltındaki mağaralarda sığınacak yer bulabilenler ve dağların yüksek kısımlarında yaşayanlar bu dev dalgalardan kurtulabildiler ve birçoğu da bitkiler tekrardan büyümeye başlayana kadar açlıktan öldüler. Denizde bulunan gemiler geçici olarak güvenli bir sığınak ve ihtiyaç duygulan yiyeceği sağlayan bir kaynak olmuşlardır; ama bu şanslı insanlar bile en sonunda en ilkel şartlarda yaşamak zorunda kalmışlardır. Nuh’un Gemisi’ne benzer hikayeler bütün dünyada bıkıp usanmadan anlatılmaya devam edilmektedir.


Alman fizikçi Dr.Otto Muck, Atlantis’in son kez batışı sırasında geniş çaplı bir göktaşının Atlas Okyanusu’nda A.B.D.’nin batı kıyısına indiğini söylemiştir. Bu etrafına ateş saçan, zararlı maddenin parçalarının Carolina civarlarında yerkabuğunda açtığı büyük delikler, bugün okyanus tabanından rahatlıkla görülebilmektedir. Ayrıca havadan çekilen fotoğraflarda “Carolina Halkaları” adı verilen içinde Georgia, Virginya, Maryland ile Kuzey ve Güney Carolina’nın da bulunduğu yüzlerce eliptik daire görülebilmektedir. Muck, hızla hareket eden bir astreoit’in bize çarptığı zaman çıkaracağı enerji, 30.000 hidrojen bombasının gücüne eşdeğerde olduğunu tahmin etmektedir.

Dünya, diğer büyük gezegenlerde kıyaslanınca oldukça küçük ve kırılgan bir yapıya sahiptir. Kabuğunun derinliği beş ile otuz metre arasındadır. İçinde bulunan sıcak magma sıvısı sürekli olarak hareket halindedir ve eğer bu dolaşımı engellenirse dışarıya çıkarak dünyanın dengesinin bozulmasına yol açmaktadır. Muck, göktaşının çarpmasının çok güçlü olduğunu ve dünyamızı dev bir top gibi kendi etrafında sallayarak depremlerin, dev dalgaların ve uzun süre devam eden yıkıcı volkanik hareketlenmelerin ortaya çıkmasına yol açabileceğini söylemiştir.

Atlantis’in ortadan kayboluşunu açıklayan bir başka teori ise uzaydan büyük bir hızla gezegenimize çarpan bu maddenin yarattığı dev sarsıntı sonucu Atlantis kıyınsı her iki tarafında da çatlaklar ortaya çıkmıştır. Yeryüzünün derinliklerinde bulunan kırmızı renkli sıcak magma bu yarıklardan korkunç bir hızla yukarıya yönelmiştir ve ülkenin tabanını eritmiştir. Bu arada ada parçalanmaya başlamıştır ve bu güzel ülke sulara gömülmüştür. Lemurya ya da onunla benzer kaderi paylaşmıştır.

Dünya’nın ekseninin harekete geçmesi, depremler, volkanik patlamalar ve seller Atlantis’in batmasının dış görünüşte meydana gelen fiziksel açıklamaları olabilir; ama bu felaketin bir başka nedeni ise insanların dış görünüşleri ve eğilimlerinde yatmaktadır. Güzel dünyamıza sevgi göstermemeleri, bencilce istekleri ve ahlaksızlıkları bu yıkımı destekleyen etkenler arasında sayılabilir.

Bilimsel başarıya duyulan ilgi, zamanla tutkulu ilişkilerin, kaynak paylaşımının ve binlerce yıl boyunca Atlantis ve Lemurya’daki hayatı şekillendiren doğayla kurulan dengenin yerini aldı. Her iki ülkede de her zaman insanlığın yararı için çalışmayan bir grup ortaya çıktı.

Bilim adamları ilk başlarda beyinlerini başkalarına yardımcı olabilmek amacıyla bilinmeyen bölgelere girmek için kullanıyorlardı. Sonuçta ruhsal bir temel üzerine oturulmuş göze çarpacak kadar gelişmiş bir teknoloji olmuştu. Yukarıdaki büyücünün anlattıkları bir zamanlar bilgilerini diğer insanların sağlıkları ve güç kazanmaları için kullananların Atlantis ve Lemurya’nın son günlerindeki davranışlarına tipik bir örnektir. Onlar kadar çöküntüye uğramasalar da Llasa Kayıtları’nda güzel elbiseler giyip, mücevher takarak büyüleyici güzellikteki saraylarda yaşayan zengin bir sınıfın oluştuğundan söz edilmektedir.

M.Ö. 10.000 yılında meydana gelen felaketin önceki kötü durumda bilim adamlarının hareketleri oldukça belirleyici olmuştu; ama Atlantis’teki insanların davranışları da buna katkı da bulunmuştu. Tarihlerinin büyük kısmında “Tek Kanun”u takip etmişlerdir ve ilişkilerinde oldukça anlayışlı davranmışlardır. Dünya’ya karşı saygı ve ilgiyle yaklaşıyorlardı. Teknolojiye olan ilgileri artıp, bilimsel gelişmeler yoğunlaşınca doğaya olan saygıları gittikçe azaldı; daha da ileri giderek onu kontrol altına almaya çalıştılar ve doğal kaynakları kendi yararları için kullandılar.

Teknoloji hayatlarında önemli bir rol oynamaya başlayınca, insancılığı yok edici özelliği de ortaya çıkmıştır. İnsanlar daha fazla şey elde etmeye odaklandılar ve bunların daha kolay elde edilebileceği şehirlere taşınmaya başladılar. Sonlara doğru birçok insan zamanının çoğunu maddi şeylere ayırmaya başlamıştı. Bizim hesap makinelerine ve bilgisayara olan bağımlılığımız gibi zihinsel işlemler için makinelere başvurmuşlardır. Bilinçlerini daha çok fiziksel dünyaya açtıkları için beş duyularıyla algılayabildiklerinin ötesinde olanları ve üç boyutlu dünyaya olan ilgileri ve saygılarını kaybettiler. Yaratıcılarından ayrıldıkları ve ihtiyaçları olan sevgiyi başka yerde aradıkları için ahlaki değerleri de azaldı; açgözlülük, öfke, nefret ve kıskançlık arttı, her yeri suç kapladı PASAKLI KIZ ilişkileri, soygunlar ve cinayetler sıradan olaylar haline geldiler. “Şeytan’ın Oğulları”, şeylere tıpkı bir köle gibi davranmaya başladı.

Bir muhabir, oldukça dürüst olan “Tek Kanunun Oğulları” ile “Şeytanın Oğulları”nın takipçileri arasındaki anlaşmazlıkların aralarındaki başka problemlere bağlandığını söylemiştir.

Atlantis’in son günleri insanların değiştiremedikleri bir bozulma ve ahlaksızlık üzerine yoğunlaşmıştı. Savunucular kısmen de olsa ülkenin bu durumundan sorumludurlar. Plato, insanlardaki değişimi şöyle anlatıyor: “Dini duyguları sahip oldukları şeyleri yüküne dayanamayarak zayıfladı, etraflarını göremeyecek kadar öfkeliydiler. Bu sırada tanrıların tanrısı Zeus, bu dürüst ırkın içinde bulunduğu durumu gördü ve onları cezalandırmaya karar verdi” Cayce, Atlantis’teki birçok kişinin çok fazla günah işlediği için elementlerin onların bu kötü gidişlerine bir son verebilmek için bir araya gelmiş oldukları fikrine katılmaktadır.

Modern bilim, duygu ve düşüncelerin sahip olduğu enerjinin doğa güçleri üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği konusunda açıklama yapma konusunda zorlanıyor; ama zeki insanlar bu konsepti anladılar. Yağmura ihtiyaç duyulunca, şamanlar özel melodik danslar ve şarkılar söylüyorlardı. Dua edenlerle onların gücü birleşince bulutlardan enerji çıkıyor, bulutlar çözülünce yağmur, susamış topraklara ve aşağıda bulunan insanların üzerine düşmeye başlıyordu. Oldukça büyük bitki törenleri düzenliyorlardı ve bu toprağın üstünde dans ediyor hatta onu öpüyorlardı. Dans edip şarkı söylerken; sevgi, titreşim ve sesin birleşmesinin yeni diktikleri bitkiler, tohumlar ve sevgili gezegenleri için yaralı olduğunu biliyorlardı.

Beyin gücümüzü ne kadar az anladığımı vurgulamalıyız. Bazı insanlar, küçük eşyaları onlara hiç dokunmadan yerinden oynatabilmektedirler, bazıları ise çatal ve kaşıkları bükebilecek kadar enerjiyi nasıl üretebileceklerini biliyorlar. Böylece meditasyon ve tasavvur yoluyla yoğunlaşmış bir beynin stresin hoş olmayan belirtileri kadar başka sağlık problemlerinin de ortadan kaldırılmasında ya da hafifletilmesinde etkili olabileceğinin farkına vardık.


Edgar Cayce, düşüncelerimizin “şeyler” veya “hareketler” olduğunu ve bazen bir mucize yarabileceklerini düşünmektedir. İnsanlar tek bir düşünce üzerine yoğunlaştıkları zaman, düşünceleri fazladan bir güç alır ve niyeti yavaş yavaş gerçeğe dönüşür. En azından on yedi saniye boyunca bir düşünce veya duygu üzerine araya karşıt bir görüntü ya ad duygu karıştırmadan yoğunlaşırsanız, istediğiniz şeyin fiziksel dünyada oluşacağı söylenmektedir.

Peki bu nasıl mümkün olabilir? Yaratma süreci bir düşünce ya da kavramla başlar. Düşünceler atmosferde gezinen enerjilerdir. Beynimizdeki enerji dalgaları etrafımızda dolanırken, dışarıya sinyaller gönderirler. Düşüncelerin insanlar üzerinde bulaşıcı olduğu ve kitlesel bir histeri oluşturabileceklerini biliyoruz. Eğer sinirli bir grup insan bir araya gelirse onların sahip oldukları öfke diğerlerini de etkileyen bir enerji açığa çıkarır ve en sonunda ortaya öfkeli bir grup insan daha çıkar. Aynı şekilde gezegenimizde istenmeyen enerji de kozmos etrafında dolaşır ve Evren’e sürekli rahatsızlık verir. Atlantis’in son dönemlerinde suçlar, ahlaksızlık ve “şeyler”in tedavisi üzerine yapılan mücadeleler sırasında ortaya çıkan istenmeyen titreşimler çok güçlüydü. Plato ve Cayce’in söylediği gibi negatif düşüncelerin ve hareketlerin sahip oldukları aşırı miktardaki enerji, doğal güç kaynakları üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaya başladı. Bu sırada ortaya çıkan bir felaket ise bu güzel ve bereketli ülkeyi üzerinde yaşayanlarla birlikte okyanusun derinliklerine göndermiştir. Eğler biz de dikkatli olmazsak evrenin tıpkı Atlantis’te ve Lemurya’da yaptığı gibi bizi de bu şekilde seçerek tıpkı pireli bir köpek gibi dünya’yı buruşturup atma ve medeniyetimizi ortadan kaldırma tehlikesi vardır.

* Shirley Andres, Lemurya ve Atlantis, s.223-239

[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bugün Tarih 10-11-2008


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Düzenleyen : DeliTurK
Web Site Ekle Pagerank Toplist
harita|harita|tek link oyun>Kelimeler Megatr | dewforum.org | DivX MP4 | TOPlist Link Ekle

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608