![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 208 - Cevaplar: 0
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Onursal Üye ![]() cuL de sac Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2008 Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101
Rep Puanı: 101
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Tufan öncesi çağ.100.000 yıl önce Thuran uygarlığının doğuşuyla başlayıp, ani bir jeolojik değişikliğin doğurduğu Bütük Tufan'ın dünyayı sarsarak, yerkürenin yüzünü tümden değiştirmesiyle sona ermiştir.Hiborya Çağın'dan 8.000 yıl önce sona eren düşşel bir çağdır, Atlantis. Bu dönemde Atlantis barbar klanların bulunduğu yabani bir kıtaydı.Pict Adaları ile anakara Thuria arasında yer alırdı.(Yandaki haritada gözükmüyor, güneybatı kesimlerinde)Tufan zamanı Atlantis tamamen harap oldu ve okyanus tarafından yutuldu. Gizemli felaketi ve ani kayboluşu, Atlantis'i o dönemde oynadığı rolü küçük olmasına rağmen benzersiz olması sebebi ile masallara ve söylencelere konu oldu.Anakara Thuria'nın Yedi imparatorluğu olarak bilinen uygar uluslar dönemin politika ve tarihini elirgenleştirdiler. Atlantis'liler klanları büyücü krallarca yönetilen savaşçı ve avcı insanlardı. Parolaları "Atlantis bütün savaşçıların düşmanıdır." olan yiğit, barbar bir halktı.Gerçektende düşmanları uygar uluslar değil, aynı zamanda barbar uluslardı.Pict ve Grup adalarında oturan, ada halkı Pict'liler sonradan Büyük tufanda yok olan büyük adalar zincirinde yer alan vahşi korsan Lemuria'lılar. Tufan Öncesi çağın uygar ulusları köklü geçmişleri olmasına rağmen, keşfedilmemiş ıssız bölgelerin dışında dünyanın göreceli olarak küçük bir bölümünü kaplamaktaydılar. Sihir ülkesi Valusia, masalsı yedi imparatorluğun en batıda olanı ve en eskisiydi.Şüphesiz zamanın en zengin, en karışık, en büyük ve belki de çöküş içinde olan ulusuydu.O zamanlar denirdi ki, bir insan tüm yaşamını orada geçirebilir ve harikaların, gizemlerin yarısını bile keşfedemez.İnsan egemenliğinden önce, Valusia ülkesi korkunç bir yılan-insan halkına , yaşlı bir ırka aitti.Valusia'lıların ataları, gerçek insanlar doğudan gelip, Comonia çölünü ve Zaldara tepelerini katederek yılan adamların ülkesini feth ettiler.Herşeye rağmen, birkaç şeytan yumurta yaşadı.Ve bir kaleye saklanarak, yitik güçlerini yeniden kazanmak için kanlı suikastler düzenlediler. Yedi imparatorluğun en doğusundaki Grondar'dı.Kara halkının, Valusia'dan daha az kültürlü olduğu gölgeli bir ülkeydi.Bu imparatorluklardan geriye kalan diğer beşi ise, Valusia'ya karşı defalarca savaşmış Comoria, Thule, Verulia, Kamelia ve Zarfhanna'dır. Zarhanna üçlü bir federasyondan oluşuyordu.Bunlar Zarfhanna, Farsun ve adsız bir ülkeydi. Thule rakibi Zarhanna'yı ele geçirebilmeye çalışan küçük bir ülkeydi. Atlantis Büyük Tufanda battığında halkından geriye yaşayan birkaç kişi kaldı.Bu kişilerden bazıları Batı okyanusunun uzağına, yedi büyük adadan oluşan bir adalar zincirine yerleşti.Diğerleri ise oymak stoklarını anakara Thuria'da bir koloniye sakladılar. Bu genç Atlantalılar, Hiborya çağı Cimmeria'lıların ataları olarak kabul gördüler. Valusia'nın müttefiklerinden Pict kolonisi, Büyük Tufandan kurtulmuştu, fakat Büyük tufandan sonra daha göreceli küçük ikinci bir tufan yaşandı.Yaşanan ikinci tufan, ilkinden kalan tüm izler toptan yok ederken, kurtulan kolonilerin pek çoğunuda sildi süpürdü. Hiborya çağı silahları genelde iki ana kategoriye ayrılırdı.Savunma ve saldırı olarak. Genelde askerlerin konusuydu silahlar ama yaygın çöküş dönemi ve yasadışılık her erkeğin -ve akıllı kadının- evini ve ailesini korumak için çeşitli el silahları bulundurmasını neredeyse zorunlu kılmıştı.En yaygın ve en çok kullanılan silahlar kılıç, bıçak ve hançerlerdi. Kılıçlar Kısa ve çift kabzalı, düello kılıçları, savaş kılıçları, uzun kılıçlar, enli kılıçlar, olmak üzere her boyut ve biçimde üretimleri yapılırdı.Baselard, kısa kılıç yada uzun hançere verilen isimdir. Falchion, uzun yarık şekilli ve kalın ağızlı kılıçlara verilen isimdir.Bu kılıçlar şovalyeler tarfından kullanılsada en çok kıvrık ve kesici kenarları olan değişik şekillerde kılıçlar tercih edilirdi.. Demir kılıç ağızları çelikle tavlanır ve çekiçlenirdi.Genelde kılıçlar kınlarında belde veya sırtta taşınırdı.Kabzalarından tutulurlar ve kabzalarında koruyucu bölünler bulunurdu.Kabzanın bitiminde ağıza uygun bir denge vermek için bir topuz veya kılıca göre değişik bir şekil bulunurdu Kılıçlar ulusal çeşitliliklere sahipti.Örneğin Tulwar, Shamsir, Saber gibi kılıç çeşitleri bulunurdu, kıta genelinde.Özellikle savaşçılar çok geniş çaplı silahlar kullanılardı.Ki bu silahlar savaşçıların bölümlerine göre, şovalye, atlı birlik, yaya ve piyade olmak üzere değişiklik gösterirdi. Atlar Hiborya ulusları öncelikle atın selesine deri bağlarla tuturulan üzengi'yi geliştirdiler. Böylece atlı birlikler ve şovalyeler at üzerinde rahatça dengelerini sağlayabildiler.Sağlam konumlandırdıkları eyer, ağır koruyucu zırhlarıda taşıyabilmekteydi.Savaş atları ise dönemin en önemli unsurları arasındaydı.Atlarda bir nevi savaşçı gibi döşenirdi.Kalça bölümlerine arkadaki düşmana vurmak için dikilmiş keskin parçalar ve ön ayak tırnaklarına nallanmış kesici metal plakalar yerleştirilirdi.Ama bu eklentiler savaş meydanlarında atların sakatlanmasına engel olamıyordu, aksine sebeb oluyordu. Zırhlar Çelik halkaların birbirlerine geçmesinden oluşan zincirli zırhlar, en çok ve en sıklıkla kullanılan türdü.Bazı savaşçılar diz ve dirsek bölümlerindeki açıklıklara koruyucu metal parçalar ekliyorlardı.Bileklikler de çok önemliydi.Hyboria çağının ağır giysili şovalyelerinin tüm giysileri çelik bir zırhla kaplıydı.Koşum giye adlandırılan bu giysi çoğunun inandığı gibi o kadarda ağır değildi.Modern piyade birliklerinin sırt çantları kadar bile ağır değildi. Sadece giyinmek son derece zor bir işti.Bir koşum giysisinin giyilebilmesi için genelde yardımcıya ihtiyaç duyulurdu.Bir giysi şu şekilde giyilirdi.İç çamaşırı olarak bir keten gömlek, diz altından bağlanan kısa bir pantolon, kolları uzun bir entari.Bunların üzerine deri yada iri tüylü kısa bir ceket.Bu şekilde zırhın vucüdu tahriş etmesi önlenirdi.Son olarak zırh giyilirdi.Ellerin korunması için tamamı çelikle kaplanmış özel eldivenler giyilirdi.Eldiven çeşitleri arasında hareketi kolaylaştırmak için aya bölümü yarık olarak üretilenleri de vardı.Zırhın ve içindeki için özellikle sıcak havalarda ısınmayı önelemek için bir çeşit kumaş geçirilirdi.Soğuk havalarda ise tamamı posttan bir gocuk, mont giyerlerdi.Başlıklarda çeşitlilik gösterirdi.Yalnız kafatasını koruyanlar, Boynu ve alnı koruyanlar, bunlara ek olarak burnu ve tüm yüzü koruyanlar da vardı.Zamanla paslanan zırhlar içine taş ve kaba kum atılmış fıçılarda sallanmak sureti ile törpülenirdi.Genel hatlarıyla bir şovalye kılıç, mızrak, savaş baltası, savaş sopası, demir başlı gürz, zincirli gürz gibi silahları döşenirdi. Ok-Yay ve Mızrak Piyadelerin başlıca silahları ok-yay ve uzun sırıklardı.Kısa yayın menzili maksimum 46 metreydi.En güçlü yayın ve tetikli yayın mesafesi ise maksimum 200 metreye kadar çıkabiliyordu.Uzun yayın tetikli yaydan daha hızlı kullanılabilme gibi bir avantajı vardı. Tetikli yay ise hedef almada ve isabet oranında daha bir üstünlük sağlardı.Uzun yayın ok başlıkları metaldi.Tetikli yayın ise tahta veya demirden yapılma ama diğerine oranla daha kısaydılar.Sırık silahlar adı verilen silahlar ise özellikle yakın döğüşte ve süvari birliklerini önlemede kullanılırdı.Bu silahlar ve mızraklar en az yedi metre boyunda üretilirdi.Çok fazla çeşitliliğe sahiptiler, örneğin; uzun saplı sırık, sırık ucuna monteli savaş baltası veya baltalı sırık, dışa doğru genişleyen ağızlı uzun baltalı sırık, çift ağızlı büyük sırık, uç bölümünde keskin büyük bıçak monteli sırık gibi. Hiborya çağında bir diğer önemli silah çeşidi ise şüphesiz kuşatma silahlarıydı.Bunların arasında en çok mancınıklar ve savaş kuleleri kullanılırdı. Zamanla mancınıklı büyük oklarda ürettiler. Zamanın Hiboryalı olmayan halkları arasında da farklı silahlar ve gelişmiş savaş stilleri vardı.Barbar klanlar standart olarak kılıç, mızrak ve kalkan kullanırlardı.Özellikle bir barbar evlendiğinde eşi ona silah ve kalkan hediye eder, barbarda bu silahları sürekli yanında taşırdı.Sytgia'lılar savaşlarda savaş arabaları kullanırlardı.Atlar boyunduruluğa koşulur, Ok ve mızraklar da araba üzerinde taşınırdı.Black Kingdoms ülkelerinde ise zırh genelde leopar derisinden ibaretti.Mızrak ve okları avlanmakta olduğu gibi, savaşlarda da kullanırlardı.Boynuz topuzlu, su aygırı ve fil derisinden yapılma kalkanları da vardı.Uzak doğudaki büyük ülke Khitai'de ise tahta, yarık boynuzlu ve kurutulmuş hayvan sinirinden yapılma, çok güçlü değişik şekillerde yaylar sıklıkla kullanılırdı. [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] |
|
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =) |
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]