![]() | YENİ AÇILAN BÖLÜMLER | |
| |||||||
| Kadın Hakları Kütüphanesi Kadın Hakları, Medeni Kanun, Boşanma, Sığınma Evleri, Kadın Köşe Yazarları, Tarihin Unutulmaz Kadınları, Kadın Kütüphanesi - Bilgi ve Tartışma Platformu |
Mongol Cengiz Han 2007 DVDRip-TDM IMDB 7.5 DiL : MongoL (5.1)
400 Kişi Çalışacak MoD Ve Super MoD Alınacaktır.Duyrulur!!!
Adobe Dreamweaver CS3 v9.0.3453 Retail Orjinal TÜRKÇE FULL
| | LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 4.023
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | Satırların arasında dolandıkça anlıyorum. Yalnız mavilerle tutturulmuş siyah karşılıyor çıplak sözcüklerin dilini. "Ben, iki G-güneş tanıyorum, aynı yerel coğrafyayı paylaşan. Hemen hemen aynı yaş diliminde farklı yaşanmışlıkların tanıklığını yapıyorlar. Biri, doğmadan üzerine yarınlar kuran; diğeri, bir miktar büyümüşlükle aile işçiliğine katılmasını planlayan bir aileden geliyor. Biri, yaratıcı drama derslerine katılıp, sosyal çevre bilinci kazanıp keman kurslarında bu ülkenin geleceği olma yolunda adımlar atıyor. Diğeri, sabahları halk ekmek fabrikasında bayat ekmek bekliyor, okulda dergi parası veremediği için dayak yiyor, öfkesiyle geleceğe sarılıyor. İkisi de G-güneş ya, birinin baş harfi büyük. Özel olduğu belli olsun diye..." Her sabah güneş doğduktan sonra şehrin uyurları uyanıyor. Uyumayanları birbirine dolanmış gece gündüzün ayrışmasını izliyor. Zihnimde ikinci kez okunmuş bir kitabın cümleleri akıyor. "Ya doğmak hoşuna gitmezse?" geliyor önce. Yaşam, göbek bağının kesilmesinin ardından verdikleriyle sınıyor aşkımızı. Acıyı kült haline getirenler de ‘günü yakala’ dostum diyenler de aynı yolun bileşenleri değil mi? Kayıp kavşaklarda tartılan sorularla geliyor var olmanın sorgusu. "Yolculuk yapmak varmaktan çok daha güzel. Bir kez kazandın mı ya da gideceğin yere vardın mı engin bir boşluktan başka bir şey duymazsın" diye diziliyor cümleler aynı kitaptan fırlayarak. Arayıştır aslolan, bitimsiz bir artıp eksilme, diyorum. Sonra cümleler yer açıyor bugünlerde kaybolan arayışlara bir şarkıyla: Korkuyorum anne al beni içine / Alışamadım anne al beni yine / Büyüdüm anne, evler büyüdü / Orduya istiyorlar savaş çıkar diyorlar / Silah veriyorlar anne, bana öldür diyorlar / Yat diyorlar, kalk diyorlar / Beynimi yiyorlar anne, beynimi yiyorlar!! Şarkı bittiğinde dilimde, kitabıma dönüyorum. Ana rahminde bir çocuğun boynuna kara inciler takılıyor anne sıcaklığında... "İnsanoğlunun yüreğindekileri değiştirebilecek, kötücüllüğü silebilecek bir düzen, ideoloji bulamayacaksın hiçbir zaman" (......) "Küstahların yasalarının bir tek iyi yanı var. Savaşarak, ölerek karşı gelebilirsin onlara. İyi insanların yasalarından ise kurtulmanın yolu yok. Çünkü onlarınkini benimsemenin soylu bir davranış olacağı olacağı öğretilecek sana" diyor. Panzehiri olmayan gerçekler öldürmüyor elbette ama elimdeki tuzları kendi bardağımdan içtiğimde midem bulanıyor. Suları tatlı bir göle çalsam belki farkında bile olmam tuzun. Büyüklüğü eritir elbette. Yine de aldananamam, alışamam bu maviliğe. Severim, severim ama yine de bardağımdaki tuzu içerim. Çelişkilerin altını çizen böyle bir kitap işte okuduğum. Kapkara bir tabloya biraz mavilik eritmiş bir kitap "Doğmamış Çocuğa Mektup". Yaşamın adaletsiz olduğunu, adaletsizliği lanetleyen bir kitap. Kalabalıkların ortasında yalnızlıktan ölmeyi, bunu seçmeyi anlatırken bile yaşam sevisinin buram buram koktuğu... İtalyan gazeteci yazar Oriana Fallaci’nin 1975 yılından bu yana birçok dile çevrilmiş ve Türkçe’ye Pınar Kür tarafından aktarılan kitabı bütün kadınlara adanmış. "Cesaret iyimserlik demek, iyimser değildim çünkü cesur değildim" diyen bu kitabı zihnimde üçüncü kez bitirdiğimde, ayak izlerim biraz daha iyimserleşiyor. Doğmamış Çocuğa Mektup, Oriana Fallaci, Çeviren: Pınar Kür, Can Yayınları Gülay DOĞAN |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| |