![]() |
|
| ||||||
| Kadınca Bayanlaraa Özel Bölüm |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 5.539
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | Kadınlarla erkekler toplumsal alanda karşılaştıklarında hukukun gözü üzerlerinde oluyor, evlerin içinde olup bitenlerse gözlerden ırak." Psikiyatrist Levent Mete mesleki deneyimlerinden yararlanarak kaleme aldığı 'Terapi'yi, aile içi şiddetin, tacizin ve ruhsal örselenmelerin romanı olarak tanımlıyor Geçen yıl 'Büyücüler' kitabıyla adından söz ettiren psikiyatrist Levent Mete bu kez 'Terapi'yle yeniden okuyucularını selamlıyor. Mete geçtiğimiz ay yeni baskısı yapılan bu romanında geçmişi acılarla dolu bir hayat kadınının, terapist bir karı kocayı kendine aile olarak benimsemesi üzerine yaşananlara odaklanıyor. İki ayrı muayenehanede çalışan çifte birbirlerinden habersiz bir şekilde hasta olarak giden kahramanımız, ikisinin yanında da ayrı kimliklere bürünüyor. Kahramanın gerek özel gerekse tüzel hayatını resmeden kitabın okuyucuları oldukça şanslı çünkü okurken tempo hiç düşmüyor. Başarılı kurgusuyla dikkat çeken 'Terapi'nin yazarı Levent Mete'ye gelince kendisi 'on parmağında on marifet' sözüne uygun bir kişilik sergiliyor. Kitap yazabilmek için muayenehanesini kapatan sonra giderek edebiyata yönelen psikiyatrist- yazar, araştırmacı ve eğitici olarak çalışmaya devam ediyor. İki yıldır özel durumlar dışında doğrudan hasta takibi yapmayan Mete, üç yıl önce İzmir Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenen 'Albay Kuş' isimli oyuna danışmanlık yapmış. TRT-FM'de yayınlanan 'Psiko Şerafettin' isimli skeçlerin de yazarı olan Levent Mete ile 'Terapi'yi konuştuk. Kitabın hazırlanma sürecinde neler yaşadınız, nasıl aklınıza geldi böyle bir roman yazmak? Psikiyatrist olarak çalışıyorsanız aile içi şiddet ve taciz kurbanlarıyla sık karşılaşırsınız. Size anlatılanlar, unutulacak şeyler değildir. Dolayısıyla, konunun değişik isimler altında defalarca gelip kapımı çaldığını, beni yazmaya zorladığını söyleyebilirim. Sonunda gerekeni yaptım. Bir köşeye çekilip, sekiz gün gibi kısa bir sürede romanı yazdım. 'Terapi' bir hayat kadınının ağzından yazdığınız bir roman. Bir kadının duygu ve düşüncelerini aktarırken zorlanmadınız mı? Kahraman, ruhundaki yaraya katlanabilmek için önüne gelenle yatıp kalkıyor. Cinselliği bir tür uyuşturucu madde gibi kullanıyor. Bir tek kişiyle para karşılığı birlikte oluyor. O parayı da kendine hayali bir aile satın almak için kullanıyor. Yaptığı, böylesine çocuksu bir iş. Onun durumundaki kişileri dinlerken, duygu ve düşüncelerini anlamakta, kendimi yerlerine koymakta zorlanmadım. Kahramanınız kitapta psikiyatrist bir aileyi gözüne kestirip, onlarla iletişim kurmaya çalışıyor, kimi zaman da aşağılayıcı bir tavır içine giriyor. Sizce insanlar biraz da onlarla eşit olduklarını görmek için mi psikiyatristlere gidiyor? Psikiyatrist bir çifte yönelmesinin, çareyi onlarda aramasının nedeni, "Acaba, hayali de olsa yeni bir aile edinebilir miyim?" düşüncesi. Romandaki kız böyle bir umutla gidiyor psikiyatristlere. Verdikleri aklı almak için değil, gerçek bir ilgi talebiyle kapılarına dayanıyor. Zaman zaman onları aşağılamaya çalışması ya da en azından onlarla eşitlenme çabalarıysa bu türden asimetrik ilişkilerde ortaya çıkabilen bir durum. Dolayısıyla, evet haklısınız, insanları psikiyatristlere yönelten temel nedenlerden değilse de, görüşmelere hakim olan ruhsal dinamikler arasında sözünü ettiğiniz beklentinin yeri var. Romanda da söylenmiş olduğu gibi, görüşmelerdeki aşırı steril ve sınır koyucu yaklaşım rahatsızlık yaratıyor kimi zaman. Kişinin kendisini "içtenlikle konuşulmaya değmeyecek bir yaratık, baş parmakla işaret parmağı arasında ışığa tutularak incelenmekte olan bir böcek, oraya onarılması için getirilmiş bozuk bir ev eşyası gibi" hissetmesine neden oluyor. Şizofrenide düşünce ve dikkat bozukluklarını konu alan çalışmalarınız üç kez ödüle değer görüldü. Kitapta da şizofren özellikler taşıyan bir kahramanımız var. Neden şizofrenlere bu kadar ilgi duyuyorsunuz? Kızın şizofrenide görülen bazı belirtileri gösterdiği doğru. Hayalle gerçek arasında gidip geliyor. Ama hâlâ büyük ölçüde buraya, gerçek dünyaya dönük bir zihni var. Benim şizofreniye duyduğum ilgiyse, öncelikle söz konusu ruhsal hastalığın açtığı pencerenin sunduğu olanaklardan kaynaklanıyor. Bilinçdışına, ruhun karanlık bölgelerine bakabiliyorsunuz oradan. Genel anlamda insana ve zihnin işleyiş kurallarına ışık tutan bir çok ipucuyla karşılaşıyorsunuz. Ben bir okur olarak romanda kendine aile arayan ve bu ailenin en iyi psikiyatrist karı kocadan olabileceğini düşünen bir hayat kadınını ve onun yaşadıklarını görüyorum. Peki siz bir psikiyatrist olarak alt metinde ne okuyorsunuz? Terapi, öncelikle aile içi şiddetin ve tacizin romanı. Kadınlarla erkekler toplumsal alanda karşılaştıklarında hukukun ve ahlakın gözü üzerlerinde oluyor. Bu durum, eksikleri ve olumsuzlukları olsa da, oldukça etkin bir koruma sağlıyor. Ev içlerinde, aile çatısı altında olup bitenlerse gözlerden ırak. Tam bir karanlık hakim buralara. Dolayısıyla güçsüzün kaderi güçlünün eline kalıyor. Roman bu zemin üzerinde gelişiyor. Kızın uğradığı ruhsal örselenmenin sonuçlarıyla devam ediyor. Tüm çabalarına rağmen ikiye bölünmekten kurtulamıyor kız. Çocukluğunu, böylesine bir oyun biçiminde de olsa, yeniden yaşamaya başladığında, aynı ruh halinin hükmü altına giriyor. Kendisini bu hale getiren kabusun yarattığı girdaba doğru sürüklenmeye başlıyor. Şimdi, bir psikiyatrist olarak romana baktığımda, söz konusu dönüşümün evrelerini görüyorum orada. Kızın içinde bir barut fıçısı var sanki. Elinde yanan bir kibritle ona doğru yaklaşıyor. Kitabın arasında 'İyi, Kötü, Çirkin' filmine bir atıf var. Bir ruh üç boyuttan mı oluşuyor sizce de? Kızın görüşü böyle. İnsanın temel özelliklerinden bazıları bunlar. Küçük çocuklar, kendilerini ve başkalarını iyi ve kötü yanları olan bütünlükler halinde algılayamazlar. 'İyi anne' ve ayrıca bir de 'kötü anne' var gibidir örneğin. Kendisi de 'iyi ben' ve 'kötü ben' biçiminde iki kişilikten oluşmaktadır. Büyüdükçe bunları birleştirir, kendimizi ve başkalarını iyi ve kötü özellikler taşıyan bireyler olarak algılayabiliriz. Erken yaşlarda, romandaki kızın yaşamış olduğuna benzer örselenmelere uğrayanlarda, söz konusu birleştirme işlemi gerçekleşmeyebilir. Ortaya çıkan fırtınalı ve karmaşık ilişkilerin nedeni de budur zaten. Peki yazarlıkta hedefleriniz var mı? Yeni planlarınız neler? İki ay içinde yayınlanacak yeni bir roman var sırada. İsmi 'Rika'nın Beyninde'. Fantastik özellikler taşıyor. Geçtiğimiz yıl yayınlanan 'Büyücüler'le kan bağı olan bir kitap. İlk romanım 'Aşk Romanları Yazan Adam' ve bugün üzerinde konuştuğumuz 'Terapi'yse, yüzü doğrudan güncel gerçekliğe dönük kitaplar. Dolayısıyla, benim romancılığım bu iki tür arasında gidip geliyor. Bir değişiklik olmazsa bu yıl günümüzde geçen olayları gerçekçi bir bakışla konu alan bir roman daha yazmayı planlıyorum. Bir süredir sürdürdüğüm gazete ve dergi yazarlıkları da göz önüne alındığında bu işin yaşamımdaki ağırlığı daha da artacak gibi görünüyor. Terapi, Levent Mete, Can Yayınları, 2004, 152 sayfa, 7 milyon 500 bin lira. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]