![]() |
|
| ||||||
| Kadınca Bayanlaraa Özel Bölüm |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 5.539
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | İçinde 10 kadını birden barındırıyor’ dediği Filiz Kansu’nun hayatını romanlaştıran Tuna Serim, kitabı yazarken hayli zorlandığını söylüyor. Anarşist eylemleri, ressamlığı, Kürt İdris’in oğluyla yaptığı aşk evliliği...Tüm bunlar Kansu’nun gerçek yaşamı. Bir gerilim filmi gibi. Kitabın bant çözümünü yapanları bunalıma itecek kadar da etkileyici. Gazeteci-yazar Tuna Serim, sosyetik antika kaçakçısı Filiz Kansu’nun hayatını romanlaştırdı. Kendi kurgularıyla Kansu’nun hayatını ‘Tek Bacaklı Kızıl Balerin’ isimli romanında anlatan Tuna Serim, sorularımızı yanıtladı. Kitap neyi anlatıyor? Bu kitabı yaşamı maceralarla dolu Filiz Kansu’yu baz olarak alıp, bir roman şeklinde yazdım. Filiz Kansu’yu tanımak gerekirse, öncelikli olarak bir anarşist ve terörist, arkadaşları ile birlikte bir gemi kaçırmış; ardından sergiler açmış, fotomodellik yapmış. Bunları yaparken onun sıradan bir kız olduğunu düşünme sakın, o bir komünist. Hep uçlarda dolaşmış, ardından sosyeteye girip antikacı olmuş. Başı antikalar yüzünden derde girmiş. Elindekilere devlet el koyduğu için beş parasız ortada kalmış. Daha sonraları yeraltı dünyasının ünlü ismi Kürt İdris’in oğlu Doğan Özbir’le evlenmiş. Onu kendi beyninde yarattığı kahraman tiplemesine oturtup, kahramanı ve en büyük aşkı ilan etmiş. Bir komünist ve bir ağa oğlu... İkisi arasındaki tezat dikkatini çekiyor mu? Şimdilerde bu aşk da sıfırlandı. Hep uçlarda dolaşmış, kanser olmuş, ardından çok büyük bir trafik kazası geçirip, bacağı kesilme tehlikesi ile karşılaşmış. İşte Filiz böyle bir kadın. Yazarken ne gibi sorunlar yaşadınız? Yaşayan birinin hayatını romanlaştırmak dünyanın en zor işi. Hele de böylesine değişken bir kadını yazmak. Bugün áşığım dediğine, yarına nefretle bakabiliyor. Durmadan kimlik değiştiriyor, içinde belki de on kadını birden barındırıyor. Bu kadınlarla yetinse yine iyi. Geçmiş yaşamları da sürekli onunla birlikte. Kitaba başladıktan sonra tam dört kere baştan sona değiştirmek zorunda kaldım. Çünkü değişim devam ediyordu; sonunda bir noktada durmayı başardım. Benzer taraflarınız var mıydı? Bir başka sorun, aramızdaki aykırılıktan kaynaklanıyordu. O ne kadar maceracıysa, ben o kadar duran, oturan bir kadınım. Bu nedenle yazıya başlayamadım. Onun kimliğini hissetmeden, yaşamını roman yapmak imkánsızdı. Tam altı ay notlar üzerinde çalışıp, tek satır yazamadım. Ve bir anda, hem de en beklemediğim anda, onun gibi düşünen biri oldum. Ve o andan itibaren de Filiz’in başına gelecekleri hissetmeye başladım. Bazen ‘Dikkatli ol’ diye telefon açtığımda, düşündüklerimin, uykularımı kaçıran korkunç olayların başına geldiğini duyup, şaşırıyordum. Bu sessiz iletişim, geçtiğimiz hafta bitti. Çünkü roman da bitmişti. Onun kimliğine zor girdim, çabuk çıktım. Bantları deşifre ettirdiğiniz iki kişi ruhsal bunalıma girmiş... Onunla üç ay her gün görüştükten sonra doldurduğum bantları deşifre etmesi için bir genç kıza teslim ettim. Daha önce de böyle çalışmalar yapan profesyonel biriydi. Ancak birkaç gün sonra onun işi yapamadığını, sadece bir bandı dinlediğini ve sonunda depresyon geçirip, tedaviye girdiğini haber aldım. İkinci kişi de aynı sorunları yaşayınca, bantları kendim deşifre ettim. Neden bunalıma girmişlerdi? Sanki bu bir gerilim romanı gibi... Evet, bunlar ilginç. Çünkü romanı yazdıktan sonra okuyan tüm kişiler bunun çok başarılı bir gerilim romanı olduğunu söylediler. ‘Gerçek bir yaşam nasıl gerilim romanı olur’ deme. Kitaptaki benim kurgum olan gerilim, bazen Filiz Kansu’yu bile şaşırtıyor. Her anlattığını yazdınız mı? Kitapta bazı bölümleri Filiz Kansu’nun başı derde girer diye koymak istemedim. İnsan yaşamını yazdığı kişinin sorumluluğunu da hissediyor. Ama o hepsini koymam için diretti. Bu kitaptaki sivrilikler onu rahatlattı, kitabı çok sevmesine yol açtı. Özetle bu kitapta neler var? ‘Tek Bacaklı Kızıl Balerin’, gerçek yaşamdan alınmış bir roman. Yani anı kitaplarıyla en küçük bir ilgisi yok. Roman bir gerilim kitabı; içinde ölümün, ölülerin, dehşetin dolaştığı farklı bir kitap. Yazarken kendimi onun yerine koymam, onun gibi düşünmemi sağladı. ‘Bir daha gerçek yaşamları yazar mısın?’ diye sorsan, cevabım ‘Asla’ olur. Kim olursa olsun, yaşayan birinin yaşamını yazmam. Nedeni, sürekli değişmesi, sürekli farklılaşması... Beş ay önce bu kitabı hiçbir zaman bitiremeyeceğimden korkuyordum. İlle de bitmeli, ama bitmiyor. Bitirdiğim anda huzura kavuştum ve Filiz Kansu da, yazdıklarım da bana yabancı geliyor. Sanki onu tanımamışım, sanki kitabı ben yazmamışım gibi. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]