![]() |
|
|
| ||||||
| Kadınca Bayanlaraa Özel Bölüm |
|
Görüntüleme: 24 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Misafir Asi Şuan Mesajlar: n/a | Ünlü veya sıradan, zengin, yoksul, üniversite mezunu, okuma yazma bilmeyen, meslek sahibi veya ev hanımı farkı olmaksızın her kesimden kadın, birlikte yaşadıkları erkeklerden şiddet görüyor. Yapılan son araştırmalara göre Türkiye’de her üç kadından biri en yakınlarındaki erkekler tarafından fiziksel şiddete maruz kalıyor. Ancak, birçok kadın şiddete uğradığı zaman hukuki yollara başvurmaktan kaçınıyor. Ekonomik olarak eşine bağımlı olan kadınlar boşanma durumunda kendisine ve çocuklarına bakamayacağı için katlanmak zorunda kalıyor. Eğitim seviyesi yüksek ve varlıklı kadınlar ise bu durumu kendilerine yakıştıramadıkları ve duyulmasından çekindikleri için yargıya başvurmuyor. Son olarak manken Deniz Akkaya’nın Hürriyet gazetesinde yayınlanan röportajda birlikte yaşadığı bazı kişilerden şiddet gördüğünü; ancak bunu açıklamaktan çekindiğini itiraf etmesi, şiddetin gizlendiği gerçeğini bir kere daha ortaya koydu. Erkeklerin kadınlara şiddet uygulamasının yetersizliklerinin ifadesi olduğunu belirten psikiyatr Mustafa Güveli, “Sadece yetersizlik yaşayan kişiler bunu bastırmak ve karşı tarafı alt etmenin en ilkel ve kolay yolunu seçiyorlar. Bilginin hakimiyeti yoksa gücün hakimiyeti ortaya çıkıyor.” diyor. Güveli, öfkesini kontrol edemeyen kişilerin psikiyatrik destek alması gerektiğini belirtiyor. Şiddetten korunmak için kadınların da yapabileceği şeyler olduğunu ifade eden Güveli “Çocukluğundan beri her zaman güçlü, sözünün geçmesi gerektiği anlayışıyla yetişen bir adama bunun böyle olmayacağını zorla göstermeye çalışmak güç gösterisine döner. Güçlü olan da zayıfı ezer. Ciddi manada stresli, gergin bir insanın üzerine gitmek, zorlamak, haksızlığı haklılık noktasına getirir. İşi o aşamaya götürmeden, gerginliği artırmadan sorunu halletmeli.” diye konuşuyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Kadın Platformu kurucularından Avukat Hülya Gülbahar’a göre, Cumhuriyet’le birlikte kadınlara bütün hakların verilmesiyle Türkiye’de kadın hakları sorunu kalmadı iddiası, özellikle ekonomik durumu iyi, meslek sahibi kadınların yaşadığı ayrımcılığı ve şiddeti anlatmalarına engel oluyor. Anlattıkları zaman bu modelin yaralanacağını düşünüyorlar. Bu perdenin kalkmasıyla birçok ünlü uğradığı şiddeti anlatmaya başladı. Gülbahar, kadınların yaşadıkları şiddeti çevreleriyle paylaşmasının şiddet olgusunu azaltacağına inanıyor. Bu şekilde, sadece kendisinin başına gelmediğini, yaygın bir sorun olduğunu, sadece kendi hatalarından kaynaklanmadığının anlaşılacağını düşünüyor. Şiddetle ilgili yayınların sorgulayıcı bir dille yapılması gerektiğini, yoksa teşvik edici olabileceğini ifade eden Gülbahar şöyle konuşuyor: “Yayınlar şiddeti sıradanlaştırıyor. Erkeklerde ‘herkes yapıyor ben de yapabilirim’ düşüncesini oluşturuyor. Deniz Akkaya bile dayak yiyor sen kimsin diyebilir. Cesaretlendirir. Medyada kadınların haklarına dikkat çekilirse ancak engelleyici olunabilir.” Yeni TCK’da cezalar çok ağır Kadınların aile içinde yaşadığı şiddet konusunda yeni TCK’da birden çok ve son derece etkili maddeler bulunuyor. Fiziksel şiddet yaralamaya sebebiyet verdiğinde, tıbbî müdahalenin türüne göre verilecek cezalar geldi. Kemik kırılması gibi daha ağır durumlarda, yüzde sabit bir iz kalması, duyularda giderilemeyecek hasar meydana gelmesi durumlarında farklı cezalar uygulanıyor. Evlilik içi tecavüz, cinsel taciz, cinsel bütünlüğün değişik biçimlerde ihlali ağır cezalarla karşılanıyor. Ayrıca hamile olan bir kadını terk eden erkeklere de hapis cezası geldi. Aile içi yükümlülüklerini ihlal edenler için de hapis cezası geldi. Ayrıca, dünyada da ilk örneklerden bir tanesi olarak, aile içindeki şiddetin bir işkence olduğunu tanımlayarak işkence bölümü içinde eziyet başlıklı özel bir madde getirildi. TCK’nın 96. maddesinde, bir kimsenin psikolojik ya da fiziksel olarak aşağılanmasına, acı çekmesine, onurunun kırılmasına neden olan davranışları sistematik şekilde gerçekleştirenlerin işkence suçunu işlediği düşünülüyor. Ve bunun aile içerisinde olduğunda 3 yıldan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor. Kanunlar değişiyor hayatımız değişmiyor “Yeni TCK’nın uygulanması için bütün topluma anlatılması lazım.” diyen Avukat Hülya Gülbahar “İnsanların hapse girmesini değil, cezaların caydırıcı olmasını istiyoruz. Kadınlara haklarını, erkeklere de duracakları yeri gösteren yayınlar yapılmalı. Kadınlar haklarını bilmiyor. Bilse bile bunu uygulayacak kurumlar olması lazım. Kadının yoksulluğu da cesaretini kırıyor. Kanunlar değişiyor, hayatımız değişmiyor.” diye konuşuyor. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İçeriği Boşaltılan Kavramlar | cuL de sac | Renklerimiz | 1 | 01-21-2008 01:14 PM |
| Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi(CEDAW) | Cümle Mühendisi | Kadınca | 2 | 01-16-2008 08:51 PM |
| Siddet Görüyorsaniz!! | Cümle Mühendisi | Kadınca | 9 | 01-14-2008 11:55 PM |
| Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor? | Cümle Mühendisi | Kadınca | 0 | 01-14-2008 09:42 PM |
| Görevimiz Başarmak | Asi. | Diğer Konular | 0 | 12-03-2007 06:29 PM |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]