Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kadın > Kadınca

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


Kadınca Bayanlaraa Özel Bölüm

 
 
Görüntüleme: 4 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-23-2008, 02:05 PM   #1 (permalink)
Asi
Misafir

Asi Şuan
Mesajlar: n/a
Standart Bir öykücünün öyküsü




'Kendi Yatağını Çizen Öyküler', Cemil Kavukçu'nun yaşamını merak edenler için kaçırılmayacak bir kitap. Kavukçu'nun yanıtları, çok güzel birer öykü niteliğinde.

Yazarların özel yaşamları bilinmeli midir? Yalnızca yazarların mı, günümüzde bütün sanatçıların özel yaşamları merak edilir oldu. Hatta şarkıcıların hayatlarını izleme, bunları fotoğraflar eşliğinde yayımlama konusu neredeyse bir sektör yarattı kendisine. Doğrusu bu medyatik sanatçılar da hiç yadırgamadılar bu durumu. Öyle ki, evlerinden hazırlıklı çıktılar bunun için, takıp takıştırdılar, süslenip püslendiler, sözleri de edildi epey. Ben başından beri hiç merak etmedim sanatçıların özel yaşamlarını. Hele yazarların... Salinger gibi gizemli yazarların bile. Gerçi onun, Salinger'in yaşamını merak ettim, ama doğrusu bilmek de istemedim hani. Yazdıkları ortada, ama bunlardan sonra bir şeyler yazdıysa, işte asıl onları merak ettim. İyi yazarların yapıtları mücevher gibidir. Bu yüzden, elbette yapıtın çokluğu değil önemli olan ama ne kadar çoksa o kadar iyi değil midir? Dünyamızı daha da zenginleşmez mi? Ama bırakalım da özel yaşamları onlarda kalsın. Ortaya çıkmıyorsa, onun bu tutumuna saygı gösterelim, açık ki tersi olsa acı çekecektir, ne hakkımız var buna?
Kemalettin Tuğcu örneğin... Tuğcu yazarak kendisine yeni bir dünya yaratmıştır. Fiziksel özrü yüzünden dışarıya çıkmamış, çıkmak istememiş, dışarıdaki dünyayı kağıt üzerinde yeniden kurmuştur. Yazmak onda böyle özel bir eylem olunca doğal olarak yazdıklarını yayımlamak yerine yakmış uzun süre. Dışarıya çıkmayı reddediyor, düşsel bir dünya kuruyor, ama bu düşsel dünya, yazdıklarını eline alıp her okuduğunda kendisine dış dünyayı anımsatarak yeniden acı verdiği için bu kez onları yakıyor. Yazarın kendi kendini yakması gibi bir şey bu. Kendi içinde yok olup yeniden doğan bir yaşama tutkusu. Tuğcu'nun yaşamı ile yazınsal eylem arasında düşündüm de neler yazılabilir. Hakkıyla incelenmemiştir Tuğcu.

Yepyeni bir dil

Sevdiğim yazarların kaleminden anı kitaplarını okumayı severim. Ama yine de yazarları tanımaya pek merakım yoktur, kitaplarını sevdiysem hele. Büyünün bozulacağından korkarım. Kitaplarımın çıkmaya başlamasından sonra da sürdü bu duygum. Bu kez de okurlarımla karşılaşmaktan çekinir oldum. Karşılaştığımda da kendimi yakalanmış hissettim. Anı kitaplarına ilgim artıyor. İyisi, yazarla bu şekilde bir karşılaşma. Tabii yazarın kendini burada idealize etme olasılığı olacak, bu kadarı olur.

Şimdi bunlara bir de 'nehir söyleşi' kitapları ekleniyor. Şu son birkaç yıldır, yazarlarla, başka sanatçılarla yapılan söyleşilerin kitapları art arda yayımlanır oldu. Bunlardan biri de Kendi Yatağını Çizen Öyküler, Bir Cemil Kavukçu Portresi adlı kitap. Cemil Kavukçu'yu Uzak Noktalara Doğru ile okumuştum ilk. Kanımca hâlâ en güzel kitabı da odur. Kitabı okuyunca, özel, yalın, üzerinde iyice çalışılmış bir dili olduğunu görmüştüm. Olay öyküleri anlatır gibi görünüyordu ama yine de o sınıfa sokulamazdı. Öykücülüğümüz için yepyeni bir dilin, bir anlatım yönteminin geldiğini hemen anlamıştım. Uzak Noktalara Doğru ile Orhan Kemal'in Avare Yıllar'ı arasında bir yakınlık görürüm. Kavukçu'nun öykümüze kazandırdığı kahramanların ilk örnekleri sanırım Orhan Kemal'in o kitabında da en güzel biçimiyle bulunur. Baba Evi, Avare Yıllar, Arkadaş Islıkları...

Kendi Yatağını Çizen Öyküler, Cemil Kavukçu'nun yaşamını merak edenler için kaçırılmayacak bir kitap. Kavukçu, Tülin Er'in sorduğu soruların her birini birer öykü lezzetinde yanıtlamış. Bu yanıtları okuyunca öykülerdeki yaşanmışlığın, canlılığın nereden geldiğini daha iyi anlıyorsunuz. Kavukçu çocukluğunu, ilk gençliğini İnegöl'de geçirmiş. Bu küçük taşra kasabası, Kavukçu'nun yetiştiği yıllarda, anlaşılan o ki o eski haliyle kalsa daha iyi olacakmış. "O yıllarda iki büyük kütüphane vardı", diyor Cemil Kavukçu. Zorlu sınav haftalarında gidip ders çalıştıkları kütüphaneden. Üstelik zengin bir dermesi varmış bu kitaplıkların. Bugün bunlardan daha büyük olanı, İshakpaşa Kütüphanesi, İnegöllüler'e Kuran kursu olarak hizmet veriyormuş. Yine Niyazi'nin sinemaları dedikleri iki yazlık, iki de kışlık sinema varmış o yıllarda. Şimdi İnegöl'ün nüfusu arttı, kasaba göç alarak iyice büyüdü ama ne sineması var ne kütüphanesi.

İnsan sormadan edemiyor. Hangisi taşra? Eski İnegöl mü, yenisi mi? Ama daha önemlisi şu. Değişen, kasabanın, kasabaların görünüşü değil yalnızca. İnsan değişiyor. Doğadan kopmuş, iletişimsiz, anlayışsız, sevgisiz kuşaklar mı geliyor. Bunu kendi kendimize soralım. Kavukçu, İnegöl'deki değişimi bakın nasıl anlatıyor: Müdür odasının yanında kuyruklu bir piyano vardı. Cumartesi günleri müzik öğretmeni piyano çalardı. Dinlerken kendimden geçerdim. Evlerin çoğunda büyükbaş hayvan bakılırdı. İnekler sabahları erken saatte evden çıkarılır, çobana teslim edilirdi. Akşama kadar uçsuz çayırlıklarda otlarlardı. Akşamüzeri 'sığır dağılırdı'. Sürü halinde otlağı terk eden hayvanlar arkalarında bir toz bulut bırakarak kente girerlerdi. Her inek kendi evini bulur, evin kapısı kapalıysa boynunu ileri doğru uzatıp böğürürdü. Taş avlular tezek ve saman kokardı(s. 21).

Herhalde o yılların Türkiye'sinde 'doğa sevgisi için' değil de 'doğayla birlikte' bir kentsel yaşam sürülmekteydi. Aslında doğayla barışık bir yaşantının mümkün olabileceğini Türkiye Cumhuriyet'in ilk yıllarında göstermektedir. Ortaokulun müzik öğretmeni piyano çalar ama her evde bir ahır bulunur. Köy Enstitüleri'ni de bu yaşam biçiminin bir örgütlenmesi olarak görmek gerekir. Ama bir süre sonra anlayışın değiştiğini göreceğiz:

Şimdiki İnegöl ise birbirine benzeyen, kentleşememiş obez kasabalardan biri: Geniş caddeleri, çok katlı yapıları, büyük marketleri, yoğun araç trafiğiyle büyük kentlere benzese de kültürel bir altyapısı yok. Nüfusu yüz binin üzerinde. Büyük bir organize sanayi var. İşçileri fabrikalara taşıyan servisler var. Bu arada, tarıma elverişli alanlar imara açıldı. Meyve bahçeleri bir bir yok oldu. Sebze ekilen alanlar da öyle. Hiçbir şey eskisi gibi kalmayacaktı tabii. Ama bütün bunlar bir plan program çerçevesinde olabilirdi. Çocukluk dönemine ait bir iz bile bulmak beni heyecanlandırıyor. Bütün o sokakları, evleri, bahçeleri uydurmadığımı, onların bir zamanlar gerçekten var olduğunu o zaman anlıyorum.

Çevrenin dilin oluşumu üzerindeki etkisi bugün artık iyi biliniyor. Türkiye'de yaşam biçiminin değişmesiyle yazınsal dilin değişimi de başlamıştır. Cemil Kavukçu'nun yazdıklarına bakınca, doğayla uyum içinde bir dil görebiliyoruz. Ama bu dili oluşturan şeyin İnegöl'ün eski güzel doğası olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Kavukçu öyküleriyle bize kaybolmaya yüz tutmuş bir insan topluluğunu anlattı, biz de ülkemizin insanlarının kimi özelliklerini unuttuğumuz için içimizde bir yenilenme hissettik.

Yazarın anıları, konuşmaları okuru ister istemez edebiyat üzerine yeni düşüncelere sürüklüyor. Bu bakımdan anı kitaplarının ve böyle güzel nehir söyleşilerin yararı büyük. Okura kimi tutkuların daha önce nasıl yaşandığını gösteriyor böylesi kitaplar, biraz da yol gösteriyor ona. Hele 'gerçek yaşam' modasının alıp yürüdüğü günümüzde. Durum gösteriyor ki 'gizem' gittikçe yok oluyor çağımızda.

Everest Yayınları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler cuL de sac Düşünce Grubumuza Katılın 0 01-22-2008 02:46 PM
İçeriği Boşaltılan Kavramlar cuL de sac Renklerimiz 1 01-21-2008 01:14 PM
Divan Edebiyatı !!!!!!!! Asi Türk Dili ve Edebiyatı, 0 01-17-2008 12:20 PM
Türk Edebiyatinda Yazin Akimlari Asi Türk Dili ve Edebiyatı, 0 01-17-2008 12:15 PM
Aynı cümLenin içinde iki yabancıyız "BiZ" Asi Aşk & Sevgi 22 01-14-2008 11:45 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:51 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524