![]() | YENİ AÇILAN BÖLÜMLER | |
| | #1 (permalink) |
*๏яย๓ςєк)![]() ![]() ![]() DeliTurK Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Jan 2006 Mesajlar: 36.467
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Haydar Paşa Doğum yeri : ISPARTA - Gelendost Doğum tarihi : 1512 Görevi : Sadrazam ve Pâdişâh vekili Görev süresi : Sadrâzam Rüstem Paşa ve Kanunî Sultan Süleyman'a zaman zaman. Ölümü : 18 Ağustos 1595 Ölüm türü : Şahadet (Cephe'de) Anılan adı : Koca KİMLİĞİ : Ülkemizde ve dünyada başka şehirlerin bir tanesiyle övünçleri dünyayı tutan evlâtlarından, Göller Bölgesi merkez şehri Isparta, her birinin ünü dünyayı tutacak 6 evlât yetiştirmiştir. Bunlardan ilki en uzun dönemli ve Türk ve dünya tarihinde en önemli yer tutan Osmanlı Devleti'nin en güçlü Padişâhlarından Kanuni Sultan SÜLEYMAN, 2. SELÎM ve 3. MURAT gibi yükselme döneminin üç pâdişâhına ve bu dönemlerin hemen bütün Sadrazâmlarına vekâlet etmek gibi devlete en yüceden hizmet veren Koca HAYDAR Paşa'dır. Haydar Paşa, 16. Yüzyıl başlarında, o zamanlar Hamidabâd Sancak'ı adı verilen Isparta İli'nin Gelendost köyünde 1512 yılında doğmuştur. Öteden beri var oldukları bilinen «Hürzat oğulları» ailesinden Mehmet Ağa'nın oğludur. Haydar Paşa, çocukluğu boyunca, 18-20 yaşına kadar, köyünde ilköğrenim görmüş, Eğirdir ve Akşehir Medreselerinden diploma almış, babasının isteği ile o zaman İstanbul’da kurulan «Mimar Ağa Ocağı» na yazılmış, biraz sonra da Osmanlı Ordusu'nun ihtiyacı olan Mimar-Mühendis ile Tabya Subayları yetiştiren «Darüssınai Odası»na girmiş ve yüksek zekâ ve çalışkanlık göstererek «Mimar Ağa Yardımcılığı» rütbesiyle «Darüssınai Kalfa'sı» olmuştur. Yavuz Sultan SELÎM döneminde, genç yaşında, yaşıtları arasında üstün zekâ ve çalışkanlığıyla Padişâh'ın ve Lala'sı Kasım Paşa ile «Kapudan-ı Derya» Piri Paşa (Piri Reis)'in dikkatini çeken Hürzat oğlu Haydar bey, «Kalfa Paşa» adı ile anılmaya başlamış, İstanbul-Haliç'teki Kasımpaşa semtinde ilk Türk tersanesini kurmaya memur edilmiştir. Bu başarısından sonra, Hadım Süleyman Paşa ile beraber Cidde'ye giderek, Türk Donanma Üssü'nü kurmuştur. KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN döneminde: Genç yaştaki başarıları dillere destan olan Haydar bey, Kanunî Sultan Süleyman dönemi Sadrazâm'ı Ayas Paşa ve kendisini daima takdir eden Yavuz Sultan Selim'in Lalası Kasım Paşa'nın aracılıklanyla Kanuni'nin de dikkatini çekmiş, takdirini kazanmış olarak İç Anadolu sulama, stratejik yollar ve köprülerle İstanbul-Bağdat yolu plânlaması, Ankara-Niğde-Adana ulaşımını sağlama işlerini üstlenmiş, yeni kışla yerlerini, kurutulacak bataklıkları ve çeşitli göl ayaklarıyla kurak arazinin sulanmasını plânlamış, bir çoğunu gerçekleştirmiştir. Bu başarıları üzerine 1540 yılında (bir tuğ'lu) vezirlik rütbesi verilmiştir. Bir istihkâm Alayı'nın başında bulunarak Macaristan'da Bu-din (Budapeşte) alınmasından sonra (iki tuğ'lu) paşalığa yükseltilmiştir. Haydar Paşa, Osmanlı Ordusu'nun en seçkin Mimar- Mühendis Tabya Subayı olarak bütün kara ve deniz savaşlarında imparatorluk ülkesinin her yanında görev almış, yararlıklar göstermiş, 1548 de Kanuni'nin İran, 1551'de Transilvanya seferlerine katılmış, Tameşvar kuşatmasına, Segetin baskınına katılmıştır. Bütün bu seferlerde gösterdiği üstün başarı başta Kanuni Sultan Süleyman, Rumeli Beylerbeği Mehmet, Anadolu Beylerbeği Rüstem, Kaptanı Derya Barbaros Hayrettin Paşalar ve Kasım ve Sokullu Mehmet Paşalar gibi Sadrazamlar tarafından görülmemiş takdirle karşılanmış ve rütbesi o tarihe kadar Ordu'da görülmemiş (üç tuğ'lu) vezirliğe kavuşturulmuştur. Kanuni'nin oğullan Şehzadeler arasında başgösteren saltanat kavgaları dolayısıyla, bir ara, haksız iftiraya uğrayan Sadrazam Rüstem Paşa ile birlikte azledilmiş olan, devletin bu 3. adamı durumundaki Haydar Paşa, Rüstem Paşanın ikinci Sadrazamlığı sırasında, 1555 de, Devletin Dışişlerini tedvire memur edilmiş, o yıl içinde İranlılarla Osmanlı'lar arasındaki barış görüşmelerine devlet adına başkanlık yapmıştır. Fransızca, Arapça, Farsça, Rumca ve bazı Slav dilleriyle Macarca bilgisi dolayısıyla yine o yıl sonuna doğru İstanbul'a gelen bir Macar heyeti ile Sultan Süleyman ve Sadrazam Rüstem Paşa'ya vekâleten görüşmeler yapmağa yetkili kılındı. Bu arada, Macaristan seferlerine Başkumandan yardımcısı (yine Padişah'a vekâleten) ve ordu kumandanlıklarında bulundu. Bir çok şehir ve kalelerin alınmasında yararlıklar gösterdi. Sokullu Mehmet Paşa'nın sadrazamlığı döneminde Kanuni, Sigetvar üzerine açtığı son seferinde, 1556 da, kuşatma sıralarında, savaş alanındaki çadırında öldüğü zaman, durumu Haydar Paşa, büyük bir maharetle idare etmiş, orduda bir panik çıkmasını önlemişti. SULTAN 2. SELİM döneminde : Bu dönemde Haydar Paşa, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın yardımcısı durumunda, ikinci Vezir'dir. Sultan Selim 1557 de, Haydar Paşa, Şemsi Paşa, Piyale Paşa'yı «Kubbe altı vezirliğine» yükseltti. Türk Donanma Kumandanı Turgut Reis'in Akdenizi Türk gölü haline getirmek üzere giriştiği bütün seferlere Haydar Paşa'da katılmıştır. İmparatorluk topraklarının en geniş bulunduğu bu dönemde, Haydar Paşa ülkenin onarım, ulaşım bakımlarından gerekli bütün büyük projelerini düşünüyor ve hazırlanıyordu. Don-Volga nehirlerinin, Hazer ve Karadeniz'in birer kanalla bağlanmaları fikrini Sokullu Mehmet Paşa'ya kabul ettirmiş, Padişâh'ın da onayı alınarak uygulamaya girişilmiş ve bütün düzenlemeleri üzerine almıştır. Kanal kazılarının ilerlediği sırada Rus kuvvetlerinin ilerlemesi üzerine projeden vazgeçilmiş, bunun üzerine Haydar Paşa da en verimli çağındaki çalışmalarını Anadolu'ya yöneltmiştir. Anadolu'da yol, sulama, köprü, konak yeri, kışla, bataklık kurutma gibi çalışmaları zamanına göre en ileri bir anlayışla programlamış, uygulamaya koymuştur. Sonradan adı verilen, Anadolu-Bağdat karayolu başlangıcı Haydarpaşa mevkii, Haydarpaşa Hastahanesi (Numune Hastahanesi) Haydar Paşa semti ve Selimiye Kışlası planlaması hep Haydar Paşa tarafından yapılmıştır. Yine bu arada, kendi memleketi olan Isparta'nın ve Göller Bölgesinin en büyük gölü olan Eğirdir gölünün iki ayağı 1. ve 2. Kovada'nın meydana getirdiği bataklıkların kurutulması ve suyunun Antalya'dan denize karışan Aksu'ya dökülmesi için 1567'den itibaren çalışmalara başlanmıştır. 1570'li yıllarda, Arabistan'ın henüz ele geçirilememiş topraklan ile Akdeniz'in en büyük adası Kıbrıs'a başlayan seferlerde hazır bulunan Haydar Paşa, 1592'de Tunus Beylerbeği'liğine getirilmiş, Tunus'u ele geçirmek isteyen Venedik-İspanyol kuvvetlerini (Halkul-Vâd) zaferiyle yenmiştir. Dillere destan bu zaferden sonra Cezayir Beylerbeğliği de kendisine bağlanmıştır. O yıl Sultan Selim'in ölümü üzerine tahta çıkan Sultan 3. Murat da imparatorluk topraklarının korunmasına ve yeni seferlere önem verdi ve Haydar Paşa'yı yeni kuvvet ve kumandanlarla daima destekledi. Afrika'nın Akdeniz kıyısındaki, Türkler elindeki topraklan ele geçirmeğe çalışan Portekizlilerle uzun savaşlar veren Haydar Paşa, Fas ülkesini savundu ve 1578'de »Üst Vadi sahili» savaşını kazandı ve bu defa da Tunus-Fas-Cezayir Beylerbeyliği (Koca) unvanını aldı. 1579'da, Osmanlı Devleti'nin en büyük vezirlerinden Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın ölümünden sonra, devlet idaresinde bir kargaşa ve sınır kumandanlarının yerine keyfi tâyinler başladı. Sıradan vezirler iş başına gelip gittiler. Millet ve memleket için düşünme ve çalışmanın değeri kalmadı. Koca Haydar Paşa'yı da geri çağırıp, Sivas Beylerbeyliğine getirdiler. 1583'de Kafkas sınırında İran Safevî kuvvetleriyle çıkan savaşa yine kurtarıcı olarak Haydar Paşa çağırıldı. «Meş'ale cengi» ve Baku şehrinin alınışında çok büyük yararlıklar gösterdi. İki yıl sonra, İran ordusunun Van üzerine yürümeleriyle başlayan savaşı da kazandı ve Tebriz'in alınmasını sağladı. 1588'de Doğu Orduları kumandanı olarak Azerbaycan'ın Karabağ bölgesi Gence vilâyetini imparatorluk topraklarına kattı. 1592'de, Rusya'nın körüklemesiyle Osmanlı Avrupa'sı sınırlarındaki irili ufaklı ayaklanmalar başlamıştı. Devlet merkezinde ise makam kavgaları sürüp gidiyordu. 1595 yılı başında Sultan 3. Murat ölmüş, yerine 3. Mehmet Pâdişâh olmuştu. SULTAN 3. MEHMET döneminde : Millet ve memleketine can ve baş ile çalışmış, meydana getirdiği pek çok eserlerle kendinden önceki 3 Pâdişâh'ın takdir ve güvenini kazanarak hiç bir entrikaya karışmamış gerçek devlet adamı niteliği herkes tarafından teslim edilmiş bulunan Koca Haydar Paşa'yı, yine pâdişâh Sivas Beylerbeyliğî'nden alarak Saray Vezîrliği'ne getirdi. Haydar Paşa İstanbul'a geldikten sonra, son gücü ile şehrin onarım işlerine başladı. Yeni yeni plânlar hazırladı. Kadıköy ve Aksaray semtlerinde hastahaneler inşaatına başlandı. Ayni yıl içinde açılan Eflak-Romanya seferine başkumandan tayin edilen Sinan Paşa'ya yardımcı olarak katıldı. 83 yaşında bulunan Haydar Paşa bu göreve, hiç kuşkusuz Pâdişâh'ın gözcüsü olarak getirilmiş bulunuyordu. Ordu, Tuna nehri önlerine geldiği zaman, Haydar Paşa'nın yerinde plânı ile derhal köprü inşa edildi ve bu tek geçitten geçilerek Bükreş önlerine varıldı. Savaş yeri plânını da hazırladı, fakat Sinan Paşa buna karşı çıktı ve yanlış yer seçimi dolayısıyla ordunun hareketinin ağırlaşmasına sebep oldu. Bu yanlış tabya taktiği yüzünden boğaz içinde ve tek köprülü geçitte savaşılmak zorunda kalındı. Bunda ancak, Haydar Paşanın üstün kumandanlığı niteliğiyle başarıya ulaşıldı ve Bükreş önlerine gelindiğinde, tam Bükreş köprüsünü geçmeğe hazırlanırken, yakınına düşen bir düşman güllesinin şarapneli ile başından yaralanarak şehit oldu. Milletimizin en büyük bilgin, diplomat kumandanlarından olan Koca Haydar Paşa'nın beklenilmeyen bu ölümü karşısında Pâdişâh 3. Mehmet büyük acıya kapıldı ve Saray'da üç gün yas ilân etti. Türk askerlik tarihi'nin bilgin-diplomat-kahraman ve daima muzaffer, 60 yıllık devlet adamlığında dönemlerini yaşadığı 4 Pâdişah'ın da tam güvenini sağlamış Koca Haydar Paşa da, imparatorluğun sınırlarında mezarı meçhul kalmış nice şehitlerimizden biridir. Kimi kırdıysak affola, Allahın yarattığı bir kulum işte |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| |