Dewforum.İNFO  
 

Go Back   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Tarihimiz > İSLAM Tarihi

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-08-2008, 04:21 PM   #1 (permalink)
**vıp**

kerimcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

kerimcan Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Aug 2008
Nerden: *KORKU*
Yaş: 12
Mesajlar: 190
Rep Gücü: 101 Rep Puanı: 101 Rep Derecesi: kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--kerimcan маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
icon37 Hazreti muhammed yaşamı?





Mescid-i Nebevi "Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram haricinde diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat hayırlıdır."


Hz. Muhammed (s.a.v.), [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’nin soylu Haşimoğulları ailesinden gelir.
ar:مك Hz.İbrahim'in MÖ 2000ler'de yerleştirdiği Hanımı Hacer ve Oğlu İsmail'in ertafında İnşa olunan Arabistan Yarımadasını'nın Kızıldeniz sahilleri'ne yakın Kenti. MS 570ler'de Hz.Muhammed burada dünyaya geldi. 610'da Kur'an Alak Suresi ile bu Kent'te vahyolunmaya başladı. 630'da Kent Müslümanlar'ın denetimine geçti. 630'da Ünlü Veda Hutbesi bu Kent'te irad edildi. 1517-1917 arsında Mekke Osmanlı Yönetiminde kaldı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] yılında Mekke’de doğmuştur. Annesinin adı

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...], babasının adı Abdullah’ tır. Hz. Muhammed daha doğmadan babası öldü. Yetiştirilmesini dedesi [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] üzerine aldı ve torununa o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını verdi. Mekke önde gelenlerinin çocukları, saf çöl arapçası ve törelerini öğrenmeleri için genellikle dışarıdan tutulan sütannelerle yetiştirildiklerinden, Muhammed de aynı amaçla o sıralarda Mekke’ de bulunan Beni Sa’d kabilesinden Halime adlı bir kadına teslim edildi. Muhammed’i ondan önce Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe emzirmişti. Muhammed, beş yaşına kadar Halime’nin yanında kaldıktan sonra annesine döndü. Yakınlarının ve kocasının mezarlarını ziyaret etmek üzere Medine’ye giden annesi, Muhammed’i de yanında götürdü; ancak dönüşte yolda öldü. Cariyeleri Ümmü Eymen Muhammed’i Mekke’ye getirip dedesi Abdülmuttalip’e teslim etti. Dedesi, yetiştirmesi için onu, oğlu Ebu Talip’e bıraktı.
Abdülmuttalip İslam peygamberi Hz. Muhammed'in (SAV)dedesinin adı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] ona çok iyi baktı. Hz. Muhammed’in anlattığına göre yengesi de kendisine çok iyi davrandı; çocukları aç olsalar bile önce onu doyurdu. Hz. Muhammed “O, benim annem gibiydi.” der.

Muhammed, dokuz yaşındayken amcası, ticaret yapmak için gittiği [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’ye onu da götürdü. [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] kaynaklarında, konakladıkları Busra kasabasında bir rahibin, O’nun peygamber olacağını haber verdiği rivayetleri yer alır. Muhammed on yedi yaşındayken de amcası Zübeyr ile Yemen’e gitti. Bu geziler, bilgi ve görgüsünü artırmasının yanı sıra ruhsal yapısının gelişmesinde de etkin rol oynadı. Bu arada da amcaları ile birlikte Kureyş ve Kays kabileleri arasındaki Ficar Savaşı’na katıldı. Ticaretle olan ilgisi Hatice ile tanışmasına neden oldu ve onun sermayesi ile ticarete başladı. Suriye’ye yaptığı ilk seferde çok kazanç elde etti. Dürüstlüğü ile Hatice üzerinde iyi bir izlenim bıraktı ve sonunda onunla evlendi. Evlendiklerinde Muhammed 25, Hatice ise 40 yaşındaydı. Muhammed çevresinden gelen dinsel görüş ve uygulamalarla ilgilenmedi. Kendisi, aynı dönemde herhangi bir puta tapmamakla birlikte, başkalarının tapınmalarına da karşı çıkmadı. Onun bu dönemdeki tutumu Kuran’da “...oysa, vahiyden önce, kitap nedir, iman nedir sen bilmezdin” (XLII, 52) ve “Tanrı seni yorulmuş halde buldu ve doğru yola yönlendirdi.” (XCIII, 7) ifadeleriyle açıkça gösterilir. Bununla birlikte, gerek kendi ülkesinde, gerekse gezip gördüğü ülkelerdeki toplumlarda dinsel inanç ve ahlak bakımından gözüne çarpan büyük çöküntü, sapkınlık ve bozulmalar, yaradılışı dolayısıyla kendisini topluma yabancı kabul etmeyen ve onun her türlü derdini dert, sorununu sorun edinen Muhammed üzerinde çok derin izler bıraktı ve onu bu konularda uzun uzun düşünmeye sürükledi. Nitekim, peygamber olmadan önce bu sorunlara çare bulmak amacıyla toplumdan uzaklaşıp Mekke’nin yaklaşık 6 km kuzeyinde bulunan Hira dağındaki bir mağaraya çekilmeyi ve ramazan ayını burada geçirmeyi adet edindi. Bu mağaraya kaç yıl gidip geldiği bilinmemektedir. 40 yaşındayken [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] yılında, büyük bir olasılıkla ramazan ayının 26’sını 27’sine bağlayan gece (Kadir gecesi), kendi toplumunun puta taparlığı ile hristiyanlık ve musevilik gibi, tek tanrıcı dinlerin de sapkınlıklara uğradığını saptayıp bunlara ne gibi bir çare bulunabileceğini düşünürken, olağanüstü bir ruhsal duruma ulaştığı sırada Cebrail adlı melek geldi ve Hz. Muhammed’e “oku!” dedi. O da, “okumasını bilmem, ne okuyayım?” dedi. Bunun üzerine [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...], Hz. Muhammed’i sıkarak, yine “oku!” dedi. Hz. Muhammed tekrar okuması olmadığını söyleyince, Cebrail onu sararak aynı şekilde sıktı ve geri salarak “oku!” dedi. Hz. Muhammed’den aynı cevabı alınca: “Ey Muhammed! İnsanı bir kan damlasından yaratan Rabbinin adıyla oku! Oku! İnsana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.” Cebrail bunları söyledikten sonra gitti. Hz. Muhammed, dehşet içinde uyandı. Sanki kalbine bir kitap işlenmişti.

Bu şekilde Hz. Muhammed’e ilk vahiy gelmiş, peygamberlikle görevlendirilmişti. Cebrail’in getirdiği bu ilk ayetlerin ilahi tesirinde, dehşet ve hayrete düşmüş olan Hz. Muhammed, hemen evine dönmek üzere yerinden kalktı. Vücudunu korku ve heyecan kaplamıştı. Öyle bir havaya bürünmüştü ki, bir an için: “Acaba cinler mi çarptı, acaba şair mi oluyorum?” diye aklından geçirdi. O anda Cebrail: “Ey Muhammed, sen Allah’ın Resulüsün!” dedi. Hz. Muhammed mağaradan çıkmış, hafif adımlar atıyordu. Her adım atışında, binlerce ses: “Ey Muhammed selam olsun! Ya Resulullah, sana selam olsun!” diyordu. Her defasında geriye dönüyor, taş ve ağaçlardan başka bir şey göremiyordu. Dağın ortasında yine Cebrail göründü. Ufuk ile sema arasını kaplamıştı. Hz. Muhammed, olduğu yerde durdu; ne bir adım ileriye ne de geriye atabiliyordu. Cebrail’in heybetine dalmıştı. Cebrail konuştu: “Sana selam olsun ey Muhammed! Sen Allah’ın Resulüsün! O’nun peygamberisin!” Cebrail bu sözleri söyledikten sonra kayboldu. Hz. Muhammed, hala olduğu yerde duruyordu. Ona peygamberlik verilmişti. Allah onu kendi Peygamberi, Resulü yani insanlara elçi olarak seçmişti. Yoğun bir ruhsal gerilimin ardından, kesin olarak inandığı bu gerçeği yakınlarına duyurmaya başladı. Gelen bu ilk vahiy üzerine, peygamberliğini ilk olarak Hatice’ye bildirdi. Hatice de durumu akrabası Varaka’ya açtı. Bir süre vahiy kesildi. Çok geçmeden, onu doğrudan doğruya göreve çağıran “...Kalk, insanlara tuttukları yolun kötü olduğunu bildir, Rabbini ulu tanı ve yüce tut. Üstünü dünya kir ve pasından temizle, putları terk et!” ayeti (LXXIV, 1-5) indi.

Hz. Muhammed’inİislam dinine çağrısına ilk uyan, eşi Hatice oldu. Onu amcası Talip’in oğlu Ali, azatlı kölelerden Zeyd bin Harise ve [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] izledi. Bir süre yine vahiy kesildikten sonra on bir ayetten oluşan Duha suresi (XCIII) indi. Bu surede, Tanrı’nın Hz. Peygamber’i yalnız bırakmadığı, yetimken barındırdığı, bu nedenle yoksullara yardım edilmesi ve iyi davranılması gerektiği üzerinde duruldu. Bu dönemde islam dinini kabul edenlerin büyük bir çoğunluğu üst düzeyden, mal ve canlarını vermekten çekinmeyen kişiler oldukları halde, dinlerini gizlemek zorunda kaldılar. Belli bir süre sonra Hz. Peygamber önce akrabalarını, ardından Safa tepesine çıkarak tüm Mekke halkını açıktan açığa müslüman olmaya çağırdı. İlk müslümanlar çok ağır hakaret ve işkencelere katlanmak zorunda kaldılar.

Hz. Muhammed’in halkı müslüman olmaya çağrısı, bulundukları mevki ve ellerindeki güçleri yitirebilecekleri kaygısıyla müşrikleri tedirgin etti. Kabe’den putların kaldırılmasının, ticareti engelleyeceği ve birtakım alışkanlıklara son verileceği için büyük tepki ile karşılandı. Bir bölük müslüman, kendilerine yapılan işkenceler artınca Habeşistan’a (Etyopya) göç etmek zorunda kaldı. İki dalga halinde göç edenler, bir süre sonra Hz. Peygamber’in Mekkeli müşriklerle anlaştığı yolunda aldıkları bir haber üzerine geri döndülerse de Mekke’ye geldiklerinde bunun doğru olmadığını öğrenince yeniden gittiler. Bu arada Ömer ve Hamza’nın müslümanlığı kabul etmeleri müslümanların moral ve cesaretlerini artırdı; Kabe’de açıkça namaz kıldılar. Hz. Muhammed’in, amcası Ebu Leheb dışındaki akrabalarından yardım görmesi ve Mekke önde gelenlerinden bazılarının müslüman olmaları, müşriklerin tepkilerini daha da artırdı. Hz. Peygamber, eşi Hatice ve amcası Ebu Talip’in ölmeleri üzerine Mekkeliler’in müslüman olmaları konusunda ümitsizliğe kapılarak Taif’e yerleşmek istedi. Ancak burada tepki daha da büyük oldu ve Hz. Muhammed geri dönmek zorunda kaldı. Tüm bu olaylara karşın, peygamberliğine olan inancı, düşüncelerini sürekli yaymasını sağladı. Bu inancından cesaret alarak din alanındaki çalışmalarını Mekke dışına taşımaya yöneldi. Hac mevsiminde Mekke’ye gelen Medineliler ile anlaştı. Medineliler, dinsel bir vaizden çok, kabile savaşlarında kendilerine önderlik edecek birini arıyorlardı. Hz. Peygamber’de bu iki niteliğin de bulunduğu, Hicret’ten (622) sonra anlaşılacaktı. Hz. Muhammed, [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’ye gitmeden bir süre önce, [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] olayı meydana geldi: Kuran’da ve hadislerde verilen bilgilere göre bu gecede, Hz. Peygamber, Cebrail’in eşliğinde, önce [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’ya gitti. Orada, [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...], [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...], [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] ve diğer peygamberlerden bazılarıyla karşılaşarak, onlarla görüştü. Sidretu’l-Münteha’da, kendisine gösterilmek istenen Allah’ın ayetlerini gördükten sonra, aynı gecede Mekke’ye döndü. Bu semavi gece yolculuğunda, Hz. Peygamber’e [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] ve [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] ve bu ikisine girenlerin hali gösterildi. Bu yolculuk esnasında, diğer bazı hükümler yanında beş vakit namaz da farz kılındı.

Hz. Peygamber Mekke’ye dönünce, bu yolculuğunu anlattı. Bunun üzerine Kureyş, daha da alay etmeye başladı. Hatta Hz. Ebu Bekir’e giderek dediler ki: “Senin adamın dün gece [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’e, oradan da semaya çıkıp tekrar Mekke’ye döndüğünü söylüyor, ne dersin?” Hz. Ebu Bekir de: “O dediyse doğrudur!” dedi. Fakat inanmayanlar, yine alay ediyor, inkarlarına devam ediyorlardı. Hz. Muhammed, bir hac mevsiminde Akabe’de Yesribliler (Medineliler) ile görüştü. Medinelilerden, önce altı, sonra on iki kişi müslüman oldu. Medineliler İslam’ı kabul edip memleketlerine döndüler ve İslam’ı anlatmaya başladılar. Ertesi yıl aynı yerde yetmiş üç erkek, iki kadın Medineli müslüman, Hz. Peygamber Medine’ye gelip bu kente yerleşirse kendisini koruyacaklarına söz verdiler. Bu anlaşma Mekke’de öğrenilince müslümanlara baskı ve zulüm daha da arttı ve müslümanlar büyüklü küçüklü topluluklar halinde Medine’ye göç etmeye başladılar. Medine’nin, Mekke ticaret yolu üzerinde bulunması ve burada müslümanların giderek çoğalması, Mekkeliler’in çıkarlarına aykırı düştü; bu nedenle müslümanların Medine’ye göç etmelerine engel olmaya çalıştılar.

Müslümanlığa karşı olan Mekkeli müşrikler, her türlü baskıyla, Hz. Peygamber’i davasından vaz geçiremeyince ve Mekke dışında, yani Medine’de müslümanların giderek kuvvetlendiğini görünce; durumun kendileri için tehlike yaratacağı düşüncesiyle, o zaman Kabe’ye yakın bir yerde bulunan Daru’n-Nedve dedikleri meclislerinde toplanarak meseleyi görüşmeye başladılar.

Görüşler, İslam denen hareketin hızla büyüdüğü ve Muhammed’in bu çalışmalarını durdurmak gerektiği merkezinde birleşiyordu; puta taparlık tehlikeye girmişti ve İslam, Mekke’nin düzenini bozabilecek güçteydi. Mekke’nin ileri gelenleri bu kararı alınca, nasıl hareket edecekleri ve hangi yöntemleri uygulayacakları konusunda görüşmeye başladılar. İlk önce şu görüş ortaya atıldı: “Muhammed’i prangaya vurup hapsedelim!” Bu kabul edilmeyince: “Onu memleketimizden sürgün edelim; ne hali varsa görsün!” denildi. Bu görüş de kabul edimeyince, azılı İslam düşmanı Ebu Cehil atılarak: “Benim görüşüme göre, onu öldürmekten başka çaremiz yoktur. Bunun için de, her kabileden birer genç seçelim. Her birine de birer keskin kılıç verelim. Bunların hepsi birden, kararlaştırdığımız yer ve zamanda Muhammed’i pusuya düşürerek öldürsünler; biz de ondan kurtulalım! Böyle olursa, onun kan davası bütün kabilelere düşeceğinden ve ailesi olan Benu Abdi Menaf, herkese savaş açamayacağından, diyete razı olurlar, biz de diyetlerini veririz!” dedi. Bu görüş kabul edildi.

O gece suikastçiler, Hz. Muhammed’in evini sararak, onu öldürmek için uyumasını beklediler. Cebrail, onların oyununu Hz. Peygamber’e bildirdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed, evden kaçarak Hz. Ebu Bekir’in evine gitti. Hz. Muhammed hicret için geldiğini söyleyince, Ebu Bekir sevinçten ağlamaya başladı. Hz. Muhammed, Ebu Bekir’in evinde bir süre oturduktan sonra beraberce, Mekke’nin güneybatısında bulunan Sevr dağındaki mağaraya hareket ettiler. Mekkeliler, Hz. Peygamber hicret edecek olursa, bir kısmı İslam’ı kabul etmiş olan Medine’ye gideceğini biliyorlardı. Hz.Muhammed, bunu düşünerek, kuzeydeki Medine yoluna değil, Mekke’nin güneybatısına düşen Sevr dağına hareket etti.

Hz. Muhammed, Hz. Ebu Bekir ile Sevr mağarasında üç gün geçirdi. Mağaraya önce Hz. Ebu Bekir girmiş ve içinde akrep, yılan gibi zehirli hayvanların olup olmadığını yoklamıştı. Bu kontrolden sonra Hz. Peygamber içeri girdi.

Hz. Muhammed’in hicret ettiğini öğrenen Mekke Hükümeti, her tarafa asker seferber etmiş, onları bulup getirene yüz deve ödül vadetmişti. Hükümet askerleri ve Ebu Cehil her tarafta Peygamber ve sadık arkadaşı Hz. Ebu Bekir’i arıyordu. Nihayet askerler Hz. Ebu Bekir’in evine gelince Ebu Bekir’in kızı Esma, onlara Ebu Bekir ve Hz. Muhammed’in nerede oldukları konusunda birşey söylemedi. Bunun üzerine Ebu Cehil Esma’ya şiddetli bir tokat attı.

Bu sırada Mekkeliler, her tarafta Hz. Muhammed’i arıyordu. Hatta becerikli bir iz sürücüsü, Mekke askerlerini Sevr mağarasına kadar getirmişti. Ancak bu sırada bir mucize olmuş ve bir örümcek, mağaranın ağzına ağ örmüştü. Askerler mağaranın yanına gelince, Hz. Ebu Bekir endişenmeye başladı. Hz. Muhammed, onu teselli ediyordu: “Tasalanma, Allah bizimle beraberdir.” Bu sırada askerler, mağara girişindeki örümcek ağını görünce içeride kimse olamayacağını düşünerek çekip gittiler.

Hz. Muhammed ve Hz. Ebu Bekir 20 Eylül 622’de, Medine yakınlarındaki Kuba’ya ulaştılar. Hz. Peygamber, tekbir ve ilahilerle karşılandı; Kuba’ya varır varmaz Kuba Mescidi’ni inşa ettirdi. Burada Külsüm bin Hedm’e konuk oldu. Hz. Muhammed, on gün dinlendikten sonra, yanında bulunan ashabı ile beraber Medine’ye hareket etti. Bu sırada Hz. Ali de Kuba’ya vardı.

Hz. Muhammed Medine’de, Beni Salim mahallesinde [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]nı kıldı ve ilk hutbesini verdi. Medine’de [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’nin konuğu oldu. Buraya gelmeden önce devesinin ilk çöktüğü yerde bir mescid ve kendi ailesinin kalması için mescide bitişik odalar yaptırdı. Sonraları, Hz. Peygamber’in ailesi genişlediçe bu odaların sayıları arttı. Mescidin bir yanına da barınaksız kişilerin kalabilmeleri için “suffe”adı verilen bir yer yapuldı. Aynı zamanda islam dünyasının ilk yatılı okulu sayılan bu yurtta kalanlara “Eshab us-suffe” denildi.

[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] halkı, dinleri uğruna [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’den göçenlerden (muharicun) ve bunlara yardımcı olduklarından dolayı ensar adını alan yerli halk (Evs ve Hezrec kabileleri) ile Yahudiler’den oluşuyordu. Bunlar arasında birlik sağlamak oldukça güçtü. Medine sınırları yakınlarında Heyber vb. yerlerde yaşayan Yahudiler, varlıklı kişiler olduklarından, çevre üzerinde etkiliydiler. Evs ve Hezrec kabileleri arasındaki geleneksel düşmanlığın yeniden alevlenme olasılığı da vardı. Ayrıca ensar ile muharicunu kaynaştırmak, çözülmesi gereken bir sorundu. Hz. Muhammed, bütün bu kesimleri birleştirip bağdaştırmak amacındaydı. Ancak her şeyden önce çok yoksul olan göçmenlerin durumlarının düzeltilmesi gerekiyordu. Hz. Peygamber muhacirleri ensar ile kardeş ilan ederek, ensarın onlara yardım etmesini sağladı. Yahudiler ile açılan aralarını düzeltmek için bu kavmi, hıristiyan ve müşrikleri de müslümanlarla birlikte içine alan Medine kent devletini kurdu. Bu kesimlerin hak ve yükümlülüklerini saptayan 47 maddelik bir tür anayasa benimsendi. 10 muharrem oruç ve barış günü, Kudüs de kıble olarak kabul edildi. Daha önce farz kılınan, ancak Hz. Peygamber’in açıkça uygulayamadığı Cuma namazının bundan böyle toplu olarak kılınması emredildi.

Kendi dinleri ile birçok benzerlikler göstermesine karşın, Yahudiler müslümanlığa karşı çıktılar. Hz. Peygamber onlara, İslam dininin kendinden önceki peygamberlerin söylediklerine uygun ve onların da bildirdiği, dolayısıyla onların dininin devamı olan bir din olduğunu ifade etti. Yahudiler yine de İslam dinine ve müslümanlara karşı olumsuz tutumlardan vazgeçmediler. Medine’de Hz. Peygamber’e karşı olanlar yalnızca bunlar değildi; bir de münafıklar, yani müslümanlık perdesi altında Hz. Muhammed ve çevresindekilere karşı olan iki yüzlüler vardı.

Hz. Peygamber, musevilik ve hıristiyanlığı din olarak tanımakla birlikte, dönemindeki musevi ve hıristiyanların bu dinleri bozduklarını belirterek, onları yeniden tevhit dinine çağırdı. [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]’in ikinci yılında ( [ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]) Kudüs yerine, Mekke kıble olarak kabul edildi. Müslümanlar hac farizasını yerine getiremediklerinden, kurban, musalla denilen açık alanda kesildi; ertesi yıl ise ramazan ayı, oruç ayı olarak kabul edildi ve hac farz kılındı.

Ben Senin İçin Yaşamayı Göze Almışım ,Ölüm Dediğin Nedir ki
Gülüm..

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bugün Tarih 11-21-2008


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517