![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 41 - Cevaplar: 0
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Misafir Asi. Şuan Mesajlar: n/a | 1. Sigortacılık Kavramları Sigorta ferlerin hayatta bazı şartlar altında karşılaşacakları , zarar ve masraflara sebep olan olayların ekonomik sonuçlarından kendilerini korumak için önceden tedbir alma ihtiyaçlarından doğmuştur. Sigorta : Aynı ve benzer rizikolara maruz bulunan kişiler topluluğunda rizikonun gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkacak ihtiyacın belli bir para (prim) karşılığında giderilmesine yönelik bağımsız bir hukuki talep hakkına sahip olunmasıdır. Sigortanın yararları : Güvenlik sağlar Milli kaynakları korur ve güçlendirir, Kredi teminine kolaylık sağlar, Kapital birikimini sağlar, Tasarruf vasıtasıdır. Sigortacı : Muhtemel risklere karşı sigorta olmak isteyen kişi ve kuruluşlara teminat veren kuruluş şekli kanunlarla belirlenmiş şirketlerdir. Bu şirketler Anonim Şirket veya karşılıklı sigortalarda Kooperatif Şirket şeklinde kurulur. Poliçe : sigortacı ile sigortalı arasında sigorta sözleşmesinin yapılmış olduğunu ve sözleşmenin şartlarının gösteren belgedir. Sigortanın Temel Prensipleri 1-Sigortalanabilir Menfaat : Sigorta ancak sigortalanabilir bir menfaatin mevcudiyeti halinde çıkar. 2-Azami Hüsnüniyet : Tarafların hileli şekilde değil de iyi niyetle hareket etmeleridir. 3-Tazminat Kaidesi : Can sigortaları hariç bütün mal ve mesuliyet sigortaları tazminat esaslı mukavelelerdir. 4-Sigortacının Kanuni Halefiyeti : Sigortacı , sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin gerçekleşen zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa , bu hak tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. 5-Yakın Sebep : Sigortalının , sigortacısından tazminat talebinde bulunabilmesi için meydana gelen hasarın poliçede teminat altına alınan tehlikeden ileri gelmiş olması gerekmektedir. 2. Sigorta Çeşitleri 2.1 Hayat Sigortası Sigortalıya, ihtiyarlığında sıkıntıya düşmeden hayatı sürdürme imkanını sağlamak , ölümü halinde ise bakmakla yükümlü olduğu geride kalan aile fertlerine aynı imkanı vermek hayat sigortasının belli başlı var oluş nedendir. a-Ölüm Hali Hayat Sigortası : Sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünün , ancak sigortalının ölümü ile meydana geldiği hayat sigortası türüdür. b-Yaşama Hali Hayat Sigortası : bu sigorta şeklinde söz konusu olan sigortalının önceden saptanan bir süre sonunda hayatta kalmasıdır. Kişinin bu süreden önce ölümü durumunda ödemiş olduğu ücretler sigortacıya kalır. c-Karma Hayat Sigortası : Hayatta kalma ve ölüm durumunu belirli oranlarda karma olarak kapsayan sigorta çeşididir. Sigortalı önceden belirlenmiş bir süre içinde sigortalı olup , bu süreden önce ölümü halinde belirlemiş olduğu varislerine temin eden sigortalı miktar ödenir. Süre sonunda hayatta kaldığı takdirde ise sigortalı miktarı kendisi alır. d-Grup Hayat Sigortası : Hayat sigortasının bu çeşidi ile bir grup insanın sadece bir sigorta poliçesi ile sigortalanması mümkün olmaktadır. Sigorta edilenler belirli bir endüstride çalışanlar , bir sendikanın üyeleri gibi gruplardır. e-Sağlı Sigortası : Ayrı olarak yada hayat sigortalarına eklenmek suretiyle yapılabilen sigorta çeşididir. Kazadan ileri gelmeyen bütün hastalıkların tedavisi için yapılan masrafların ödenmesidir. 2.2 Hayat Dışı(Elementer) Sigortalar Hayat dışı sigortalar hayat branşı dışında , sigortalının varlığında çeşitli risklerin sebep olacağı hasarlar ile meydana gelecek kayıpları sigorta teminatı altına almaktır. Branşları ; a-Yangın Sigortası : Yangın sigortaları yangın neticesinde meydana gelen her çeşit hasarı karşılar. Ev ,depo ,fabrika gibi gayrimenkullar ile ev eşyası , demirbaş ,ticari mallar teminat altına alınır. b-Kaza Sigortası : Sigortalının iradesi dışında kendisine veya mallarına gelecek zara ve ziyanın temini kaza sigortaları aracılığıyla yapılabilir. Kaza sigorta kişi ve mal sigorta olarak ikiye ayrılır. c-Nakliyat Sigortası : Çeşitli yollarla taşınmakta olan malların sevk edilmeleri sırasında meydana gelebilecek hasarlar ile deniz araçları için söz konusu olabilecek zarar ve ziyanı temin eden sigorta türüdür. d-Mühendislik Sigortası : Makine kırılması , inşaat , montaj ve elektronik cihaz sigortaları “mühendislik sigortası” kapsamında olup , her biri ayrı yapılabildiği gibi tek bir poliçe kapsamında da temin edilebilir. e-Tarım Sigortası : Tarım sigortası , dolu ve hayvan hayat sigortası olmak üzere ikiye ayrılır. Dolu sigortası dolu tanelerinin vurması ile toprak ürünlerinde meydana gelebilecek hasarları sigorta teminatı altına alan bir sigorta çeşididir. Hayvan hayat sigortası , genellikle tarımda kullanılan hayvanlar, meslek hayvanları ve spor hayvanları için söz konusu olacak riskleri sigorta teminatı altına alır. f-Diğer Sigortalar : yukarıda temel olarak sayılan sigorta branşlarının dışında yer alan sorumluluk , hukuki koruma , meslek , işletme faaliyetlerinin kesilmesi , kredi , uzay sigortası gibi türlerde vardır. 3. Sigorta Şirketlerinde Kullanılan Mali Tablolar Sigorta şirketlerinin bilançolarına bakıldığında , sigorta şirketlerinin bilançolarının da genel kabul görmüş muhasebe standartlarına göre hazırlanmakla birlikte , kullanılan bazı hesaplar ve yöntemler itibariyle diğer şirket bilançolarına göre farklılıklar taşıdığı görülmektedir. 3.1 Türkiye’de Faaliyette Bulunan Sigorta Şirketlerinde Kullanılan Bilançolar Türkiye’de sigorta şirketleri Sigorta Murakabe Kanunu’na tabidir. Bunun yanında halka açık sigorta şirketleri SMK ile birlikte SPK’a hükümlerine de tabidirler. Dolayısıyla halka açık sigorta şirketleri biri SMK diğeri SPK hükümlerine uygun iki ayrı bilanço ve gelir tablosu hazırlamaktadırlar. Kullanılan Bilanço Şekillerinin Karşılaştırılması Sigortacılık faaliyetleri hayat ve hayat dışı olmak üzere iki ana gruba ayrılmıştır. Önceleri sigorta şirketleri hayat ve hayat dışı sigorta ana gruplarında her ikisinde birden faaliyette bulunurken, 1990 yılında meydana gelen değişiklikle sadece birinde faaliyet gösterebilecekleri belirtilmiş ve bunun için bir geçiş süreci öngörülmüştür. Sigorta şirketlerinin bilançoları hayat ve hayat dışı olarak ikiye ayrılmıştır. Bilanço incelendiğinde; Hesapların en likitten en az likide doğru sıralandığı, “İştirakler”,”Menkuller” ve “Gayrimenkullar” kalemlerinin “sabit değer ve diğer aktifler” hesabı altında toplandığı, Alacaklar ve borçlar hesaplarının vadelerine göre ayrılmadığı, Teknik karşılıkların net olarak verildiği , brüt rakamın ve reasürör paylarının gösterilmediği, “Dönem vergi karşılığı” hesabının “serbest karşılıklar” hesabı altında olduğu, “Dönem karı” kaleminin net olarak “Öz kaynaklar” hesabı altında olduğu, Halka açık hayat dışı bir sigorta şirketinin bilanço şekli incelendiğinde; Hesapların an likitten en az likide doğru sıralandığı, Sadece faaliyet alanına ilişkin kalemlerin gösterildiği, Hesap kalemlerinin daha derleyici hesaplar altında toplandığı ve bunla altında detay hesaplara yer verildiği, Burada alacaklar ve borçlar hesaplarının vadelerine göre ayrılmadığı, Teknik ve serbest karşılıkların tek bir başlık altında toplandığı, Teknik karşılıkların brüt olarak verildiği , brüt rakamın reasürör paylarının düşülmesi suretiyle net değere ulaşıldığı, 3.2 Avrupa Birliği Sigorta Şirketlerinde Kullanılan Bilanço 78/660/AET sayılı direktifte ,Bilanço hesap tipi ve rapor tipi olmak üzere iki şekilde benimsenmiştir. Ancak 91/ 674/AET sayılı direktifte sadece hesap tipi bilanço benimsenmiş ve direktifte yer alan detay hükümlerle bu bilanço yapısı şekillenmiştir. Kullanılan Bilanço Şeklinin Karşılaştırılması Bilanço aktif ve pasif kalemlerinden oluşmaktadır. Kalemlere genel olarak bakıldığında bize göre daha detay hesap kalemlerine yer verildiği görülmektedir. Ülkemizde kullanılan bilanço ile Avrupa Birliği direktifinde verilen bilançoya karşılaştırmalı olarak bakıldığında; Hesap kalemleri, ülkemizde en likitten , en az likide doğru sıralanırken; Avrupa Birliğinde bunun tam tersi uygulanmaktadır, Mali yatırımlar , ülkemizde aktifte II, V ve VI numaralı başlıklar altında yer alırken Avrupa Birliği direktifinde C başlığı altında yer aldığı, Alacaklar üzerinden ayrılan karşılık ülkemizde aktifte III numaralı başlık altında brüt ve net değerler açık olarak gösterilirken; Avrupa Birliğinde karşılıklar düşüldükten sonra kalan net değerin gösterildiği , dolayısıyla karşılıkların açık olarak gösterilmediği ancak dipnotlarda açık olarak belirtildiği, Ülkemizde aktifte “geçici aktif” hesaplara özel bir başlık açılmazken Avrupa Birliği’nde G başlığı altında detay olarak yer verildiği, Karşılıklar ülkemizde pasifte II numaralı başlık altında yer alırken ; Avrupa Birliği’nde C, D,E başlıkları altında detaylandırıldığı, Ülkemizde pasifte , “geçici pasif” hesaplar için özel bir başlık açılmazken Avrupa Birliğinde H başlığı altında yer verildiği görülmektedir. 4. Sigorta Şirketlerinde Mali Bünye Analizinde Kullanılan Oranlar Sigorta şirketlerinin mali denetiminde kullanılan yöntemlerden biri “oranlar yöntemiyle” yapılan analizdir. Bu oranlar temelde diğer firma analizlerinde kullanılan oranlarla aynı olmakla birlikte , şirket faaliyet konusunun sigorta olmasından dolayı farklı hesapların bulunması, bu faklı hesapların kullanılması sonucunda elde edilen oranlar ve bunların yorumlanmasında diğer işletmelere göre farklılık göstermektedir. Kasa + Serbest ve Vadesiz Banka Mev. + Serbest Menkul Kıymetler Nakit Oranı = Kısa Vadeli Borçlar Kısa Vadeli Alacaklar Likidite Oranı = Kısa Vadeli Borçlar Tahsilat Oranı bir önceki yıldan devreden sigortalılardan alacaklar bir önceki yıldan devreden acentelerden alacaklar cari yıl prim üretimi a + b + c toplamı cari yıl sonu sigortalılardan alacaklar cari yıl sonu acentelerden alacaklar d – (e + f ) = cari yıl tahsilatı Tahsilat Oranı = g / d Karlılık sigorta şirketlerinin ödeyebilirliği açısından önemli bir unsurdur. Kar yalnızca dağıtılmayan karlar yoluyla öz kaynakları güçlendirmez, aynı zamanda orta dönemde karlı bir şirket , yeni sermaye artışı yoluyla da öz kaynak sağlama olanağında kavuşur. Kar sağlamayan ve yeterli bir karlılık oranına ulaşamayan bir şirketin orta dönemde sektörde kalabilmesi oldukça güçtür. Sigorta şirketlerinin yapmış oldukları sigortacılık faaliyetleri sırasında uyguladıkları politikalar mali bünyelerini yakından ilgilendirmekte , sigortalılara karşı üzerlerine almış oldukları yükümlülükleri karşılamada yeterli bir finansman gücüne sahip olmamaları , uygulanan yanlış politikaların bir sonucu olmaktadır. Fiyatlandırma saklama payı , reasürans , reasürör seçimi , tahsilat , kar dağıtım politikaları sigorta şirketlerinin sigortacılık faaliyetlerini , dolayısıyla mali gücünü etkileyen en önemli faktörlerden sayılmaktadır 5. Sigortada Ombudsman * Türk Sigorta sektöründe, sigorta ve diğer ilgili mevzuatın yetersizliği; bunun sonucu farklı uygulamalar, içtihatlar ve yargı kararları sektörün hizmet verme fonksiyonunu etkilemektedir. Sigorta ettiren / sigortalı ile sigortacılar arasında sigorta sözleşmelerinin uygulanmasından ve verilen hizmetlerden doğan uyuşmazlıklar bazen uzun süre giydirilememekte ve bu durum, gerek sigortacı, gerek sigorta ettiren veya sigortadan istifade edenler için güven kaybına neden olmakta ve sigortayı amacından uzaklaştırmaktadır. Bu yazımızda, uyuşmazlıkların hızlı çözümünde etken bir yol olan Ombudsman Kurumu irdelenmiştir. * Sigorta sektöründe de yer alan ve uygulama alanı bulan Ombudsman Kurumu, son senelerde sigortacılığın gelişmiş olduğu ülkelerde sigorta mevzuatı içinde yer almış ve sigortacı ile sigortadan faydalananların, sigorta sözleşmesinden doğan hak ve menfaatlerin korunmasında yardımcı bir müessese haline gelmiştir. Sigortada Ombudsman, sigortacıların, sigortalıların ve sigorta sözleşmesinin uygulanmasında doğrudan doğruya ilgili olan üçüncü kişilerin, yazılı ve basit başvuruları üzerine bir sigorta şirketi ile olan uyuşmazlıklarının tarafsız ve objektif bir şekilde incelenmesidir. Bir başka ifade ile, Ombudsman şahıs olarak uyuşmazlıkların çözümünde aracı; kurum olarak ise aracılık hizmetidir. 5.1 Sigortacılığın Gelişmiş Olduğu Bazı Ülkelerde Ombudsman Kurumu Sigorta ile sigortacı arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için ihdas edilen Ombudsman Müessesesi Avrupa ülkelerinde çeşitli kuruluşlar içinde faaliyet göstermektedir. Avusturya : “Şikayetler Bürosu” adı altında Sigorta Şirketleri Birliği nezrinde hizmet bölümlerinden biri olarak çalışmakta ve Büronun hiçbir ücrete tabi olmadan yaptığı bu hizmet, şikayetçi ile sigorta şirketi arasında aracılık ve tavsiyede bulunmak şeklinde belirlenmektedir. İsviçre : “Özel Sigorta Ombudsmanı “ bir vakıf olarak kurulmuştur. Vakıf yönetimi biri sigorta temsilcisi olmak üzere, diğer” üyeleri eski veya yeni parlamenterlerden oluşmakta ve bu yöneticilerden biri ihtilafların çözümünde “Ombudsman Aracı” olarak görev yapmaktadır. Almanya : Ombudsman hizmeti Alman Sigortacılar Birliği tarafından yürütülmektedir. Hükmi şahsiyeti haiz bu Birliğe herkes başvurabilmekte, genellikle yazılı şekilde yapılan başvuruları müteakip, şikayet edilen sigortacı durumu açıklamak üzere Birliğe davet edilerek, yapılan inceleme sonucunda ihtilafın çok kere tarafların anlaşması ile çözümü sağlanmaktadır. Birliğin bu husustaki çözüm yolu, taraflar için zorlayıcı nitelik taşımayan görüş veya tavsiye şeklinde olmaktadır. Fransa : şikayetlerin çözümlenmesinde çok sayıdaki Ombudsman kişiler aracı olarak faaliyet göstermekte; sigorta şirketleri ya kendi aracılarını kendileri belirlemekte veya Fransa Sigorta Şirketleri Federasyonunun belirlediği aracıyı kabul etmektedirler. Ancak aracının devreye girebilmesi için daha önce şikayet konusunun şikayet edilen şirket nezrinde çözüm yollarının araştırılması, ondan sonra aracıya başvurulması gerekmektedir. Aracılık hizmeti ücrete tabi olmayıp, aracının üç ay içinde vereceği karar tarafları zorlayıcı nitelikte değildir. İngiltere : Hayat dışı sigortalarda çalışan Sigorta Ombudsman Bürosu, sigorta şirketlerinin üyesi olduğu bir kuruluş olarak çalışmaktadır. Ombudsman Aracısı bağımsız olarak çalışmakta ve Sigortacılar ve Tüketiciler Konseyi tarafından atanmaktadır. Aracılık ücrete tabi olmayıp aracılık fonksiyonu sonunda 100.000 Pound’a kadar olan kararlar sigortacı için zorlayıcı nitelik taşımakta, ancak sigorta ettirenleri bağlamamaktadır. Ayrıca hayat sigortalarına ilişkin bir diğer aracı teşekkül ile hakemlik hizmeti gören bir başka kuruluş mevcut bulunmaktadır. Finlandiya, İspanya, Danimarka, İrlanda gibi ülkelerde Tüketici Danışma Komitesi, Tüketici Enstitüsü veya diğer tüketici kuruluşları ile Sigorta Şirketleri Birliği arasında yapılan işbirliği sonucunda ombudsman hizmeti verilmektedir. Belçika : Belçika’da Ombudsman Kurumu, 1987’den itibaren Belçika Sigorta Şirketleri Birliği nezrinde oluşmuştur ve Ombudsman görevi bu Birlik tarafından yürütülmektedir. Belçika Ombudsmanın görevi, Birlik üyesi sigorta şirketi ile sigortalılar, sigorta ettirenler ve diğer ilgili şahıslar arasında sigorta sözleşmesinden doğan ihtilafları yazılı başvuru üzerine tarafsız ve objektif bir şekilde incelemektir. 5.2 Türkiye’deki Durum Ve Ombudsman Kurumuna İhtiyaç Sigorta şirketleri ile sigortalılar arasındaki ilişkiler, tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren sigorta sözleşmesine dayanmakta ve dolayısıyla, sözleşmenin uygulanmasından dolayı taraflar arasında uyuşmazlık çıkması, bu sözleşmenin doğal sonucu olmaktadır. Uyuşmazlıkların türüne göre bunun çözüm yolları değişik olmakla beraber, çözüme yardımcı olacak veya çözümü sağlayacak ülkemizde iki Kuruluş mevcuttur. Bunlardan biri sigorta işlemleri üzerinde vesayet ve denetim yetkisini haiz Hazine Müsteşarlığı ve bu Müsteşarlığın Sigorta Denetleme Kurulu, diğeri de adli mercilerdir. Ancak, adli mercie başvurunun zaman alması, masraflı olması ve sigorta konusunda ihtisas mahkemelerinin kurulmamış bulunması gibi nedenler, zararının kısa zamanda tazminini isteyen sigortalı müştekiyi bu yola başvurmaktan çok kere alıkoymakta ve sigorta şirketi ile olan uyuşmazlığını, şirketle halletme yolunu tercih etmesine neden olmaktadır. Diğer, yandan sigorta mevzuatı, tazminat ödemelerinde sigortalıya bu hususta bir kolaylık da getirmiştir. Şöyle ki, tazminat ödemelerinde, kaide olarak, zararın miktarı sigortalı ile sigortacı arasında yapılacak anlaşma ile saptanmaktadır. Sigorta sözleşmelerine ilişkin Genel Şartların bir çoğunda sigortacı ile sigortalının bu konuda anlaşamamaları halinde zarar miktarının tayini Hakem Bilirkişilere bırakılmıştır. Burada önemli olan husus Hakem Bilirkişilerin zarar miktarı konusunda verecekleri kararın kesin olması ve tarafları bağlamasıdır. Hakem Bilirkişi kararlarına, ancak zarar miktarının gerçek durumdan önemli şekilde farklı olması halinde, itiraz edilebilecek ve kararın iptali rizikonun gerçekleştiği yerdeki ticaret davalarına bakmaya yetkili mahkemeden istenebilecektir. Ne var ki, bu prosedür gereği gibi işletilmemektedir. Sigortanın ve sigorta bilincinin yeteri kadar gelişmemiş olduğu ülkemizde, sigortalılar, Hazine Müsteşarlığını ve Sigorta Denetleme Kurulu’nu ve görevlerini çok kere bilemediklerinden bu şikayetlerini bizzat sigorta şirketine duyurmaktadırlar. Son on sene içinde Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine de gittikçe artan şikayetler gelmekte ve Birlik üyesi sigorta şirketlerinin tutumlarından yakınılmaktadır. Müştekilerin bu başvurularından Birliği, üyelerinin tasarruflarına hakim bir kuruluş olarak gördükleri anlaşılmakta ve uyuşmazlıkların çözümünde yardımcı olması istenmektedir. Birlik, bu genel çerçeve içinde, şimdiye kadar kendisine intikal eden şikayetlerde, konuyu üye sigorta şirketlerine duyurarak görüş almakta ve bu hususta, şikayetçi sigortalı, sigorta ettiren ve diğer ilgili üçüncü şahısları bilgilendirmektedir. Bu uygulamada, bazan başvuru sahibi haklı bulunarak, sigorta şirketince talep yerine getirilmekte, bazan da, mevzuata uygun olmadığı görüşü ile talebin reddine gidilmektedir. Ayrıca, ilgilinin Sigorta Denetleme Kurulu yanında, kazai mercilere müracaat etme olanağının da her zaman mevcut olduğunu belirtmek gerekir. Ne var ki, tüm sigorta mevzuatı ve uygulama, sigortada Ombudsman görevini yapacak bir kuruluşun ihdası ve çalışması için yetersizdir. Sigorta ettirenlerin/sigortalıların ve diğer hak sahiplerinin, sigorta şirketleri ile sigorta sözleşmesinden doğan ihtilaflarının çözümünde aracılık edecek, gerektiğinde sektöre görüşlerini ve tavsiyelerini duyuracak bir kuruluşa ihtiyaç vardır. Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezrinde oluşturulacak bir Ombudsman Kurumu bu hususta çok etkin olabilecek, ayrıca alacağı kararlarla toplumun sigortaya olan güvenini artıracaktır.* 6. Avrupa Birliğinde Sigorta Sektörü 2000 yılı birçok açıdan önemli boyutta uluslararası ekonomik gelişmelerin yaşandığı bir yıl olarak geride kalmıştır. Bu gelişmelerin en önemlilerinden birinin ABD’nin ekonomik büyüme hızındaki yavaşlamanın uluslararası ölçüde belirsizliklerin artmasına neden olduğu diğerinin ise uluslararası finans piyasalarını da etkileyen petrol fiyatları artışı olduğu belirtilmektedir. Avrupa Birliği’ne bakıldığında Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın bir önceki yıla göre yüzde 3.4 oranında büyüdüğü ve AB’nde enflasyon oranının, özellikle petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle, Avrupa Merkez Bankası’nın orta dönemli enflasyon hedefinin biraz üzerinde gerçekleştiği ve Euro’nun ABD doları karşısında değer kaybının az da olsa devam ettiği görülmektedir. Tüm bu gelişmeler çerçevesinde AB’ne üye ülkelerde sigorta sektöründe prim gelirlerinin enflasyondan arındırılmış değerlerle 2000 yılında 1999 yılına göre yüzde 8 oranında artış göstermesi tatminkar bir gelişme olarak kabul edilmektedir. 6.1 Sigorta Şirketleri Sayısı AB’ne üye ülkelerde son yıllarda izlenen sigorta şirketleri sayısındaki azalma trendi binde 7 oranıyla 2000 yılında da devam etmiş ve toplam şirket sayısı 4786’ya düşmüştür. Bir önceki yıla göre sigorta şirketi sayısındaki azalmada ilk sırayı yüzde 18.2 ile Finlandiya almış, onu yüzde 5.9 azalma ile İspanya ve yüzde 5.3 azalma ile Yunanistan izlemiştir. Öte yandan İsveç ve İtalya'da sigorta şirketleri sayısında sırasıyla yüzde 1.9 ve yüzde 1.6 oranında artış görülmüştür. AB’ne üye ülkelerde sigorta şirketi başına düşen ortalama prim geliri 153.677.183 Euro’dur. * 6.2 Sigorta Şirketlerinde Çalışanlar Sayısı Son birkaç yıldan bu yana AB’ne üye ülkelerde izlenen sigorta şirketlerinde çalışan kişi sayısındaki azalma trendi, özellikle İngiltere’de 10.000 yeni çalışanın sektöre katılmasıyla 2000 yılında 891.043 kişiye ulaşarak 1999 yılına göre yüzde 2.5 oranında artış göstermiştir. Buna göre 1999 yılında AB’nde sigorta şirketi başına düşen ortalama çalışan sayısı 180 iken bu gösterge 2000 yılında 186 olmuştur. Öte yandan 2000 yılı itibariyle AB’ne üye ülkelerde sigorta şirketlerinde çalışan kişi başına düşen prim geliri ortalaması 825.436 EURO’dur. * 6.3 Prim Gelirleri 2000 yılında AB’ne üye ülkelerde hayat sigortaları prim gelirlerinden sağlanan yüzde 10.5 oranındaki büyüme 1999 yılında ulaşılan yüzde 16’lık büyümenin gerisinde kalmakla birlikte, bu büyüme oranı uzmanlarca tatminkar bir gelişme olarak nitelendirilmektedir. 2000 yılında bu ülkelerdeki hayat sigorta prim gelirleri toplamı 471.300 milyon EURO’ya ulaşmıştır. Hayat dışı sigortalarda prim gelirleri ise 1999 yılına göre yüzde 4 oranında artarak 2000 yılında 264.199 milyon EURO’ya yükselmiştir. 2000 yılında ulaşılan 735.499 milyon EURO tutarındaki toplam prim gelirlerinin yüzde 64’ünü hayat sigortaları primleri oluşturmaktadır. 6.4 Sigorta Şirketlerinin Yatırımları AB’ne üye ülkelerde 1999 yılında 4.068.348 milyon EURO olan toplam yatırım hacmi, 2000 yılında 4.382.882 milyon EURO’ya yükselerek prim gelirleri paralelinde yüzde 8 oranında artış göstermiştir. Toplam yatırımlar içinde hayat sigorta şirketleri yatırımlarının payı 2000 yılında yüzde 83’e yükselmiştir. 2000 yılı itibariyle AB’ne üye ülkelerde sigorta şirketi başına düşen ortalama yatırım değeri yaklaşık 916.000.000 EURO’dur. * 6.5 Hayatdışı Sigorta Grupları Avrupa Birliğine üye ülkelerde 2000 yılında hayatdışı sigorta gruplarında elde edilen prim gelirleri aşağıdaki tabloda verilmiştir. (Milyon EURO) Motorlu araç sigortaları daha önceki yıllarda olduğu gibi bir önceki yıla göre yüzde 5 oranında artış göstermiştir. Bu sigorta grubunda Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın prim gelirleri toplamı AB’nin toplam gelirlerinin yüzde 75’ini bulmaktadır. Sağlık ve kaza sigortaları grubunda prim gelirleri artış hızı giderek azalmaktadır. Daha önceki yıllarda yüzde 4 dolaylarında artış gösteren bu grupta 2000 yılında prim gelirleri artışı yüzde 1 olarak gerçekleşmiştir. Bu grupta da yukarıda belirtilen 4 ülkenin payı yüzde 80 dolaylarındadır. Sorumluluk sigortalarında kayda değer bir gelişme görülmemekte olup, yukarıda belirtilen 4 ülkenin pazar payı sağlık ve kaza sigortaları grubunda olduğu gibi yüzde 80’dir. Hukuksal koruma sigortalarında da önemli bir değişiklik olmamıştır ve toplam priminin yüzde 67’si Almanya tarafından üretilmektedir. Mal sigortalarında prim geliri artış hızı düşük olup, bu gurupta da prim gelirlerinin yüzde 74’ü Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya tarafından elde edilmektedir. Nakliyat sigortaları prim gelirleri 2000 yılında bir önceki yıla göre yüzde 7.6 oranında artış göstermiştir. Bu sigorta grubunda İngiltere, Almanya, Fransa ve Norveç’in payı yüzde 84’ü bulmaktadır. * 7. Türkiye İle Avrupa Birliği Ülkeleri Sigorta Büyüklükleri Karşılaştırması İstatistikler tüm dünyada faaliyet gösteren özel ve devlet sigorta şirketleri tarafından üretilmiş direkt primler esas alınarak düzenlenmektedir. Bu bilgilerin ana kaynağı, ilgili ülkelerin ulusal denetleme kuruluşları olmakta, denetleme kuruluşlarının yetersiz kalması durumunda sigorta şirketlerini kapsayan birliklerin kaynaklarına başvurulmaktadır. Sigma dergisi tarafından yapılan 88 ülkenin değerlendirme sonuçlarına göre 1998 yılı, bir önceki yılın gerçek büyüme oranı ile karşılaştırıldığında, dünya sigortacılığı için iyi bir yıl olmadığı görülecektir. Enflasyondan arındırılmış gerçek büyüme oranları itibariyle 1986 yılından sonra inişe geçmeye başlayan dünya sigortacılığı 1991 ve 1993 yıllarında ufak sıçramalar kaydetmiş olsa da genel eğilim, gerçek büyüme oranlarının düşmekte olduğudur. 1998 yılı dünya prim üretim toplamı 2 trilyon 155 milyar US$ olarak gerçekleşmiştir. Toplam primin %58.65’i (1 trilyon 264 milyar US$) hayat branşından, %41.35’i ise (891 milyar US$) hayatdışı branşlardan kaynaklanmaktadır. Yukarıda sözü edilen “enflasyondan arındırılmış gerçek büyüme oranına göre 1998 gerçek artışı ancak %2.3 olabilmiştir. 1998 yılında dünya sigorta priminin 9/10’u, Kuzey Amerika, Japonya, Batı Avrupa ve Avusturalya’nın yeraldığı sanayileşmiş ülkelerin sigorta şirketleri tarafından üretilmiştir. Her ne kadar, Çin, Tayvan, Hindistan, Ortadoğu, Güney Amerika ve Afrika sigorta şirketleri, global ölçüde yaşanan ekonomik durgunluktan etkilenmeden hatırı sayılır prim artışları kaydetmiş olsalar da, sanayileşmiş ülkelerin sigorta şirketleri çeşitli nedenlerden dolayı tatmin edici prim artışları sağlayamadıkları için bu durum, dünya direkt prim artış oranlarına olumsuz olarak yansımıştır. Tam üyelik yolunda Aday Ülke Statüsü’ne sahip olduğumuz Avrupa Birliği ülkelerinin sigorta piyasalarındaki gelişmeler, herbir üye ülkenin iç piyasa koşulları ve diğer bazı uygulamalar nedeniyle farklı yönlerde olmuştur. Örneğin, Avrupa Birliği içerisindeki en büyük 3 piyasa olan Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’daki sigorta şirketlerinin üretmiş oldukları prim hacimleri daralırken, İspanya ve İtalya’da, ekonomik büyüme oranının da üzerinde prim artışları meydana gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz ve Avrupa Birliği ülkelerinin sigorta piyasalarında 1998/97 karşılaştırmasını yapmaktan ziyade tam üye olmak için çaba harcadığımız Avrupa Birliği sigorta piyasaları ile ülkemiz sigorta piyasasını üretilen direkt primler açısından karşılaştırmaktır. * Tablo I’de üye ülkelerin üretmiş oldukları toplam prim, dünya payı ve sıralamadaki yeri gösterilmektedir. Bu rakamlara göre ülkemiz, listenin sonlarında yeralan ve nüfusu bize göre oldukça az olan Portekiz’den 3 kat, Lüksemburg’dan ise 2.7 kat daha az prim üretebilmektedir. Listenin en sonunda bulunan Yunanistan ile arada büyük bir uçurum olmadığı görülmekteyse de, ülke nüfusu, kişi başına düşen milli gelir gibi diğer faktörler gözönüne alındığında (Bakınız Tablo II ve Tablo III) Tablo I’dekinden daha farklı bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Tablo II kişi başına düşen sigorta primini göstermekte olup, ülkemizin Avrupa Birliği ile olan farkını daha net bir biçimde ortaya koymaktadır. Avrupa Birliği içerisinde kişi başına düşen 1651 US$ prim miktarı bir yana, listenin son üç ülkesi İspanya, Portekiz ve Yunanistan dahi kişi başına düşen sigorta primi açısından ülkemizden çok ileri durumdadır. Avrupa Birliği içerisinde ekonomik ve sosyal yönden bize en yakın ülke olan ve listenin en sonunda yeralan Yunanistan’ın kişi başına ürettiği toplam sigorta primi dahi ülkemizin kişi başına ürettiği sigorta priminin 6 katından fazladır. Tablo III’de ülkelerin milli gelir içerisindeki sigorta primi payları yeralmaktadır. Listenin en sonunda bulunan Yunanistan dışındaki ülkelerle aramızda yine önemli farklar bulunmaktadır. Her ne kadar kişi başına düşen sigorta primi açısından Avrupa Birliği üyesi Yunanistan, bize göre 6 kat daha fazla prim üretmekteyse de, Tablo III, Birlik üyesi Yunanistan’da da sigorta piyasasının ekonomik gelişmesine göre yeterince gelişmemiş olduğunu, en azından, Avrupa Birliği ortalamasının bir hayli altında olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir. Yukarıdaki her üç tabloda, yaşam standartları ve eğitim düzeyi bakımından dünyanın en gelişmiş nüfusunun yaşadığı Avrupa Birliği ülkelerindeki sigorta piyasaları ile ülkemiz sigortacılık sektörünün üretmiş olduğu toplam primi karşılaştırmalı olarak görülmektedir. 641 milyar 874 milyon US$ toplam prim ile dünyada üretilen 2 trilyon 155 milyar US$ primin yaklaşık %30’una kaynaklık eden Avrupa Birliği ülkelerinde 1998 yılında kişi başına üretilen prim 1651 US$ olarak gerçekleşmiştir. (Ülkemizde bu rakam 33.10 US$’dır). 2003 tarihinden önce yeni bir üye kabul etmeyeceğini açıklayan Avrupa Birliği, Tam Üyeliğe Aday Ülke statüsünde bulunan Doğu Avrupa Ülkeleriyle Tam Üyelik görüşmelerine başlamış bulunmaktadır. (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya ve Kıbrıs Rum Kesimi ile 31 Mart 1998 tarihinde; Romanya, Bulgaristan, Slovakya, Letonya, Litvanya ve Malta ile 15 Şubat 2000 tarihinde tam üyelik görüşmeleri başlamış bulunmaktadır). Tam üyelik için görüşmelerde bulunan bu ülkelerin ortak özelliği, Malta ve Kıbrıs Rum Kesimi hariç hepsinin Eski Doğu Bloku ülkeleri olmaları, diğer bir deyişle ekonomik, sosyal ve siyasal yönlerden Avrupanın kökleşmiş düzenine yabancı olmalarıdır. 1990 yılında iki Almanya’nın birleşmesiyle bu tür bir tecrübe yaşayan Avrupa Birliği’nin bu ülkelerle yapmakta olduğu üyelik görüşmelerinde bu durumu ne derece göz önüne alacağı elbette ki Avrupa Birliği siyasi organlarının tercihlerine bağlıdır. Çalışmanın bu bölümünde ülkemiz sigortacılık sektörüyle eski Doğu Bloku ülkelerinin sigortacılık sektörlerini, üretilen prim açısından ve üç tablo çerçevesinde karşılaştırılması yapılacaktır. Üç tabloda görüldüğü gibi, üretilen toplam prim bakımından (Tablo IV) listede ikinci sırada olan ülkemiz, Kişi Başına Düşen Prim bakımından (Tablo V) listenin sonlarına düşmektedir. Bunun anlamı, sigortacılık sektörünün ekonomik gelişmelerle aynı paralelde gitmemekte olduğudur. Tüm zorluklara karşın elinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışan Türk Sigortacılık Sektörünün şu an bulunduğu yerin çok daha yukarılarda olması, Avrupa Birliği’ne dahil olmak için her alanda yapılan çalışmaların sigortacılık sektörü için de yapılması gerektiği ortadadır. Sigma dergisi tarafından sanayileşmiş ülkeler grubunda değerlendirilen ülkemizin, kendisinden çok daha alt ekonomik düzeyde bulunan ülkelerle yapılan karşılaştırmalarda (Tablo IV, Tablo V, Tablo VI) ortaya çıkan sonuç da zaten bunu çok açık bir şekilde ifade etmektedir. 8. AB ve Türk Sigortacılık Mevzuatı Arasındaki Temel Farklar Burada dikkate alınması gereken husus , AB sigortacılık mevzuatının , AB üyesi devletlerde sigortacılık pazarında faaliyet gösteren kişilere uygulandığıdır. Bu kuralar AB devletlerinde faaliyet gösteren sigorta ve reasürans şirketleri ile sigorta aracılarına uygulanmaktadır. AB dışı piyasalar için daha değişik mevzuat kuralları geçerli olmaya devam etmektedir. Örneğin Almanya’da AB dışında bir devlette yerleşik sigorta şirketine özel teminatlar yatırdığı takdirde faaliyet izni verilmektedir. Bu İngiltere’de de geçerl |