Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Kültür&Sanat > Genel Kültür

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 21 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-17-2008, 05:36 PM   #1 (permalink)
*--KoNu-DeLiSi--*

SpEeDy! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

SpEeDy! Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Mar 2008
Nerden: Girdin Hayatıma...
Yaş: 17
Mesajlar: 120
Rep Gücü: 1 Rep Puanı: 1 Rep Derecesi: SpEeDy! will become famous soon enough
Standart Türkiye'deki laiklik sömürge modelidir




Türkiye, laikliğin Fransa'daki modeli değil, Paris'in sömürgesi Cezayir'de uyguladığı laiklik modelini aynen almış.


Cuma, 14 Mart 2008 07:47
Türkiye'deki katı laiklik modeline ilham kaynağı olarak genelde laikliğin anavatanı Fransa'daki laiklik gösterilir. Oysa Fransızların ünlü Milli Bilimsel Araştırmalar Merkezi (CNRS)'inde Ortadoğu ve Türkiye uzmanı olarak çalışan Pierre-Jean Luizard, Türkiye ve Fransa'da uygulanan laiklik modellerinin aslında birbirine benzemediğini ileri sürüyor.

Fransa'nın dinle devleti ayırdığını, Türkiye'nin ise dini kontrol altına aldığını belirten Fransız akademisyen, Türkiye'nin, Fransa'daki modeli değil, Paris'in sömürgesi Cezayir'de uyguladığı laiklik modelini aynen aldığını savunuyor. Fransa'daki laiklik tartışmalarına geçtiğimiz günlerde çıkan "İslam Topraklarında Otoriter Laiklikler" isimli kitabıyla katılan Luizard, Türkiye'deki otoriter laikliğin miadını doldurduğunu ileri sürerek son yıllarda yaşanan çatışmaları, "hiçbir başarı şansı olmayan artçı dalgalar" olarak değerlendiriyor. CNRS'in Paris'teki Laiklik ve Din Sosyolojisi Grubu'nda çalışan Luizard'e göre, Türkiye'de laiklik sorununun arkasındaki asıl sorun, eski ve yeni elitler arasında yaşanan değişim meselesi. Fransız akademisyen, Türkiye'de artık geriye dönüşün pek mümkün olmadığını düşünse de Sovyetleri örnek vererek "intihar" girişimleri olabileceği konusunda uyarıyor. Luizard ile, Paris'in laiklik açısından en sembolik yerlerinden birisi sayılabilecek 20. Paris'teki Gambetta Meydanı'nda Fransa ve Türkiye'deki laiklik uygulamalarını konuştuk.

Fransa'dan, laikliğin anavatanından baktığınızda, Türk laikliğini nasıl görüyorsunuz?

Fransa'da sık yaptığımız bir hata var. Türkiye'deki ve dünyadaki laiklikleri Fransız laikliği gibi yorumluyoruz. Örneğin, AKP'nin İslam-devlet ayrımını tehlikeye atma riski var deniyor. Açık bir şekilde, Türkiye'de böyle bir ayrımın olmadığını bilmiyorlar. Laiklik, ama din-devlet ayrımı olmadan. Türkiye'deki laikliğin, Fransız laikliğiyle çok az benzerliği var. Bu, daha çok sömürge benzeri tarihiyle ilgili. Türkiye hiçbir zaman sömürge olmamışsa da, 1920'lerde yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Laiklik, yeni Kemalist elitler için kazanan güçlerin değerlerini taklit etme aracı oldu. Anglo-Sakson tarzı sekülerleşme de vardı. Fakat, Kemalist elitler, Osmanlı geçmişiyle sert bir kırılmaya ihtiyaç duyuyordu. Ve bu Anglo-Sakson sekülerizmi yeterince sert değildi. Fransa model alındı. Çünkü, Fransa'da laik ve Katolik olarak "iki Fransa arasında" savaşa yol açan bu laiklik, Osmanlı geçmişiyle kırılmayı sağlayan bir modeldi.

Peki, Türk laikliğini ilham kaynağı Fransız modelinden farklı kılan unsurlar neler?

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından sonra çok şiddetli bir laikleşme süreci yaşansa da, din tamamen atılmadı. Tam tersi İslam'ın devletleştirilmesi ve millileştirilmesi gerçekleşti. Diyanet, ardından imam hatipler ve ilahiyat fakülteleri açıldı. Atatürk, dindar değildi fakat kısa sürede dini yok edemeyeceğini anladı. Ve çözüm olarak dini kontrol eden devlet kurumları kuruldu. Cemaatler ve tarikatlar kapatıldı. Yok edilemeyen din, kontrol edilmeliydi.

Türkiye'deki otoriter laiklikle, Fransa'da 1905 öncesindeki kilise ve din karşıtı laikliği karşılaştırmaya çalışsak bile, bunun sınırları var. Mesela Mustafa Kemal'le Emile Combes'u karşılaştırdığımız zaman; Mustafa Kemal, Cumhuriyet'in dini kontrol etmesi gerektiğini düşünürken, Combes, din ve devlet arasındaki kordonu tamamen kesmek istedi. Katolikliği, Fransa'nın resmî dini yapmak istemedi. Ama Mustafa Kemal, sadece yeni bir devlet değil aynı zamanda yeni bir İslam da oluşturdu. AK Parti, bu reformist ve modern İslam'ın çocuklarıdır, Osmanlı döneminin değil.

Türkiye'de otoriter Kemalist laiklik döneminin, Menderes'le başlayan demokratikleşme süreciyle sona erdiğini düşünüyorum. Bu artık herkes tarafından görülüyor. Türk İslam sentezi Özal döneminde neredeyse resmî görüş oldu. Özal; iktidarı paylaşmamak için laikliği kullanan elitlere karşı, toplumun içinden çıkan değerleri, demokrasi ve çoğulculuğun en sağlam temelleri olarak öne çıkardı.

Otoriter laiklik öldü diyorsunuz, peki 28 Şubat süreciyle başlayan dönemdeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunlar, hiçbir başarı şansı olmayan artçı mücadeleler. Bir kasılma var. Fakat, Türkiye'nin bugün 1980'lere geri dönmesi çok düşük bir ihtimal. Ordunun içerisinde, intihara kalkışan kesimler olabilir. Fakat, bu yönde bir girişimin ümitsiz olduğunu düşünüyorum. Otoriter laik kesim, AB'nin çekiciliğiyle, Türk sivil-toplumunun arasında kaldı. Anlık bir geriye gidiş olsa bile, ki bu hâlâ mümkün; çünkü iktidarı savunurken bazen intihar eylemlerine sürüklenebiliyoruz. Sovyetler Birliği'nde, Gorboçov'a karşı yapılan darbe girişimi, her zaman geriye dönüş isteyen aydınlanmışlar olduğunu ortaya koymuştu. 1930-1940'lı yıllardan kalma laiklik düşüncesi üzerinde bir kasılma yaşansa da, böyle bir girişimin başarılı olma şansı bulunmuyor. Bu elitler de bunun farkında.

Bu bağlamda laikler ve liberaller arasındaki bugünkü çatışma, gerçeği yansıtmıyor. Problemin kökü, artık laikliğin savunulması değil. Bugün, 1920-1930'ların laiklik kurallarını getirecek bir askerî darbenin olacağını düşünmüyorum. Asıl problem, bugün iktidarı elinde bulunduran elitlerin değişimi konusu. Otoriter laiklik sona ermiş olsa da, bu elitler iktidarı tekellerine alırken laikliğin ulus-devlet ile birlikte gittiği siyasî bir yapı tarafından destekleniyorlar. Bu, laik elitlerin en büyük kozu. Bugün, Türk halkının büyük bir kısmı AK Parti'nin iktidara gelmesiyle laikliğin tehlikede olmadığını düşünüyor; fakat diğer yandan ulusal birliğin korunması çok önemli bir konu. Problem, otoriter laiklikle, etnik olarak homojen Türkiye fiksiyonunun devamı arasındaki ilişki. İkisi birlikte gidiyor.

Peki, Türk kamuoyunun, otoriter laik kesim olarak adlandırdığınız kişiler tarafından ortaya konan, ulusal birliğin Kurtuluş Savaşı sırasındaki kadar tehlikede olduğundan yola çıkarak oluşturduğu harekete kitlesel destek vermemesini nasıl açıklıyorsunuz?

Evet, bir yandan bir demokratikleşme süreci var. Ve liberal elitler, otoriter laiklerin safında yer almadı. Yeni taşralı ekonomik elitlerin güçlü baskısı, AB'nin desteği... Hepsi aynı yönde gidiyor. Ortaya konan tehdit senaryolarına rağmen AK Parti'nin seçimleri kazanması, halkın laikliği tehlikede görmediğini ortaya koyuyor. Fakat diğer yandan, Türk halkının büyük bir kısmının Kürt ve Ermeni sorununun tanınmasına karşı olduğunu düşünüyorum.

Peki, Türkiye'deki çatışma ortamı hep sürecek mi? Türkiye ne zaman normalleşir?

Bu konuda çok iyimser değilim. Çünkü, ben hâlâ laiklikle, laikliğin her türlü demokratik süreci engellenin meşrulaştırılması arasında yakın bir bağın olduğunu zannediyorum. Ve Türk ulus-devleti hâlihazırda ilerleme istemiyor.

Bu bağ bir paradoks. Bana göre, otoriter laiklik ve Türk-ulus, devletin ayrılamaz bir çiftti. Laiklik konusunda liberal bir değişim yaşansa bile aynı dönüşümün ulus-devlet konusunda olması zor görünüyor. Otoriter laik elitler de tam buraya oynuyorlar. AK Parti'ye özellikle Kürt sorununda tuzak kuruyorlar. Kürt sorununda AKP, askerlerin gözetimi altında. Bu konuda sıkışmış durumdalar. Bu alanda, otoriter laik elitler, kamuoyunun büyük desteğini alabilirler.

Ne zaman biter?

Laiklik, artık, eski ve yeni elitler arasında iktidar kavgası etrafında bir araç olarak kullanılmadığı zaman. Bugün, İslamcı bir kökten gelen bir partinin din-devlet ayrımı için mücadele etmesi ilginç bir paradoks. Türkiye'de her iki kesimde de çelişkiler var. AK Parti, devletin din üzerindeki kontrolünden faydalandı.

Otoriter laiklikle ulus-devlet arasındaki ilişkinin, laikliğin daha liberal bir yapıya doğru gitmesini engelleyebileceğini düşünüyorum. Çünkü, tam ayrılma olsa, devlet cemaatlere otonomi verse, o zaman Âlevilere ve herkese vermek lazım. Şimdilik bu durumun çok uzağındayız.

Türkiye'de kimlikler yeniden diriliyor. Âleviler şimdiye kadar Kemalist laiklerdi, şimdi Âlevi elitlerin artan büyük bir kesimi, inançlı olmasa bile, Irak'taki gibi inanç ve cemaat üzerinden söylem geliştiriyor. Türkiye'de otoriter Kemalist dönemde yasaklanan, üstü örtülen dinî ve etnik kimlikler tekrar gün yüzüne çıkıyor. Türkiye'nin demokratikleşmesi, önce otoriter laikliği bitirdi, şimdi de Türk birliğini riske ediyor. Çünkü, Türkiye'nin homojen olmadığını kabul etmeden demokratikleşme düşünülemez.

Batı'nın laiklik tartışmalarında sürekli eleştirdiği Diyanet'in, bugün bazı Avrupa ülkeleri tarafından model alınmaya başladığını görüyoruz. Ne oldu? Şimdi, işler tersine döndü, Fransa laiklikte Türkiye'yi mi model almaya başladı?

Evet, ama sömürge konteksinde. Sarkozy'yi de bunun için suçluyoruz: Fransa'daki İslam'ı, Fransız sömürgesindeki Cezayir'de İslam'a davranıldığı gibi ele alıyor. Yani, İslam'ı kontrol etmek lazım. İslam tehlike olarak görülüyor. Denetim altına alınmalı. Bundan dolayı, bu bağlamda Türkiye'de de sömürge unsurlarının görüldüğünü söyledim. Fransız Cezayir'inde din ve devleti ayıran 1905 laiklik yasası Müslümanlara uygulanmadı. Halbuki, Cezayir (diğer sömürgelerden farklı olarak. Ali İhsan Aydın) Fransa'nın bir toprağı olarak görülüyordu. Bütün Fransız yasalarının uygulanması lazımdı. 1905 yasası, Hıristiyanlara ve Yahudilere uygulandı, fakat Müslümanlara değil. Neden? 'Dikkat, eğer Müslümanları kendi işlerini kendilerinin yapmalarına izin verirsek, İslamcı hareketlerle karşı karşıya geleceğiz.' diyen en savaşçı laiklerdi. Bugün, Fransa İslam Konseyi'ndeki ve Kemalist elitlerdeki mantık da aynı: Cemaatleri, halk İslam'ını, tarikatları bastırmak lazım. İslamî söylem devletin tekelinde olmalı. Türkiye'deki laiklik, sömürge modeli. Mustafa Kemal'in, din ile ilgili söylemine bakarsanız, sürekli medeniyetten bahsettiğini görürsünüz. Ve, Fransa'da da laik okulun kurucusu Jules Fery'ninkiler başta olmak üzere sömürgeciliği meşrulaştıran söylemlere baktığınız zaman neredeyse kelime kelime aynı söylem: Dinin modernleştirilmesi ve reforme edilmesi lazım. Devletin kontrolünde olmalı. Mustafa Kemal de, İslam için aynı şeyleri düşünüyordu. Ama bir dini "medenî" yapmak için, onu serbest bırakamayız. Devlet denetiminde olmalı anlayışı. Fransa'nın sömürgesi Cezayir'de uygun gördüğü bu laiklik uygulaması, İslam dünyasında Nasser, Burgiba ve Baas tarzı yönetimler için model oldu. Türk ve sömürge modelini uyguladılar. Bugün birçok İslam ülkesinde, halkların İslam üzerinden kendini ifade etmesi, devletlerin oluşturduğu bu İslam tekeliyle açıklanabilir.

Kaynak: Ali İhsan Aydın / Zaman
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye'deki Çıkar - Kadro Eşleşmesi Haritası Cümle Mühendisi Siyaset Bilimi 0 03-12-2008 09:48 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:04 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524