Türkiye'de Fotograf

Türkiye'de Fotograf başlıklı konu, Kültür&Sanat / Fotoğrafçılık forumunda konusuluyor.
Türkiye'de Fotograf Cumhuriyet Dönemi’nde, Osmanlı Devleti’nden arta kalan bir çok fotografhane yeni isimlerle çalışmalarına devam etmiştir Birinci Dünya Savaşı sırasındaki uygulamada olduğu gibi, Kurtuluş Savaşı’nda da çoğunluğu orduda görevli subay ve askerlerden oluşan film fotograf ekipleri ile savaşın yapıldığı cepheler, ...

Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Kültür&Sanat > Fotoğrafçılık


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama
Alt 12-07-2008, 11:21 PM   #1 (permalink)
AdmiN
 
rapturka00 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 14.923
İtibar Gücü: 246594
rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--rapturka00 маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Türkiye'de Fotograf

Türkiye'de Fotograf

Cumhuriyet Dönemi’nde, Osmanlı Devleti’nden arta kalan bir çok fotografhane yeni isimlerle çalışmalarına devam etmiştir



Birinci Dünya Savaşı sırasındaki uygulamada olduğu gibi, Kurtuluş Savaşı’nda da çoğunluğu orduda görevli subay ve askerlerden oluşan film fotograf ekipleri ile savaşın yapıldığı cepheler, kent ve kasabalar belgelenmiştir



İstanbul’dan başla*****, Anadolu’nun çeşitli kentlerinde açılmaya başlayan fotograf stüdyoları kısa sürede ülke geneline yayılmıştır Cumhuriyetin ilanı ile gelen nüfus kağıdı, pasaport ve resmi evraklara fotograf konması zorunluluğu ‘resim çektirmek’ istemeyen bir kısım halkın da, bu stüdyolarla sürekli bir bağlantı kurmasını gerektirmiştir


Cumhuriyetin ilanı ile başlayan ulusallaşma çabaları, stüdyo fotografçılığından bağımsız, başta gazete olmak üzere çeşitli yayınlar için gerekli malzemeyi oluşturacak fotografçıları ortaya çıkarmaya başlamıştır(Muhterem Gökmen, Esat Tengizman ve Burhan Felek gibi) (1)



Cumhuriyet Dönemi ‘söz’ üzerine kurulu bir toplumdan ‘yazı’ ve ‘fotograf’ toplumuna geçiş, görselliğin kökleşmesi sürecini içermektedir Osmanlı döneminde azınlık stüdyolarının tekelinde olan fotografçılık Cumhuriyet Dönemi’nde hızla günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası durumuna gelmiş, sanatçılarımız insanlara ışığın anlatım ve yorum gücünü tattırmayı amaçlamışlardır Bunun kavgasını vermişlerdir Baha Gelenbevi’nin “Fotograf minör sanat değildir” diye haykırmasının altında fotografın toplumsal değerini vurgulama düşüncesi vardır Yirminci yüzyıl Türk fotograf sanatı aşkın durumda olmamakla birlikte sınırlı sayıdaki ‘usta’ niteliğine sahip insanın çabasıyla bir toplumsal bilincin oluştuğu düşüncesi yadsınamaz (2)


1925’te İstanbul’da Vakit ve Cumhuriyet gazetelerinde fotomuhabirliği yapan Cemal Işıksel, 1929’da Atatürk’ün emriyle Ankara Ulus Gazetesi’nde bu görevini sürdürmüştür Atatürk’ün içinde bulunduğu çevreyi sürekli izleyen Işıksel, günümüze kadar ulaşan Atatürk fotograflarından oluşan çok zengin bir koleksiyon meydana getirmiştir (3)


Atatürk, hayatta bulunduğu onbeş yıllık kısacık Cumhuriyet Döneminde Türk toplumunu biçimlendirirken içinde bulunulan toplumsal koşulları hiçe sayan bazı hedefler koymuş, morali yüksek tutmuş, halkı sınırlarının ötesinde bulunan bir yaşamı yakalamaya zorlamıştır Demokrasi, sanat, bilim, dil bilinci, adalet, halkçılık, devrimcilik, laiklik, bağımsızlık, bazı kimselere hemen olurmuş gibi gelmeye başlamıştır Atatürk, bu bağlamda efsanevi bir kavrayışla sanatçıyı “Alnında ışığı ilk hisseden insan” olarak halkımıza tanıtmıştır (4)


1932 yılında, genç Cumhuriyet’in kültür atılımlarından biri olarak kurulan ‘Halkevleri’ eğitim düzeyinin yükseltilmesi için pek çok alanda yaptığı çalışmaların yanında 1932 yılından başla***** düzenlediği fotograf kurslarıyla genç heveslilerin ve amatörlerin bu alanda çalışmalarına olanaklar hazırlanmıştır (5)


Basın Yayın Genel Müdürlüğü 1933-1937 yıllarının başında Vedat Nedim Tör ile fotograf faaliyetlerini sürdürür ve yine bu dönemde ilk defa sistemli olarak Türkiye fotograflanır 1926 yılında Türkiye’ye yerleşen Avusturya asıllı Othmar Pfershy, Basın Yayın Genel Müdürlüğü adına Anadolu’yu gezerek binlerce fotograf çeker Tarihi yapıları, kent peyzajlarını ve insan yaşamını ele alan bu fotograflar, “Fotograflarla Türkiye” adı altında Almanya’da baskısı yapılan bir kitapta toplanır


1940 yılında Münif Fehim, Hüsnü Cantürk, Suat Fenik, İlhan Arakon ve İhsan Erkılıç, Eminönü Halkevi’nde açtıkları fotograf sergisiyle fotografın da sergilenebileceğinin ilk örneğini oluştururlar (6)


Görsel tarih oluşturma tutkusu olanların, olayları gerçekçi bir biçimde yansıttıkları savından kaynaklanan bir doğruluk saplantısı vardır Oysa fotograf yansız değildir Ülkemizde Cumhuriyetin ilk yıllarında propaganda servisleri tarafından yayınlanan tanıtıma yönelik fotograf albümleri ya da dergiler egemen siyasal kadronun görüşlerine uygun bir biçimde hazırlanmıştır Bunlara bir tür resmi görsel tarih yapıtı da diyebiliriz Yazılı tarih sonradan değiştirilebilir Görsel tarihi değiştirmek olanaksızdır Fotografçının, yanlışı düzeltilmez türden bir sorumluluğu vardır Fotografçının sorumluluklarından biri de literatürü iyi bilmesidir Kısır döngüye girmemesi, taş üstüne taş koyması buna bağlıdır (7)


1936’da Basın Genel Direktörlüğü’nün açtığı “Türkiye, Güzellik, Tarih ve İş Memleketi” adlı sergi geniş bir çalışmayla yapılan ilk belgesel örneklerinden sayılabilir Türkiye’yi içerde ve dışarda tanıtmayı amaçlayan bu sergi 652 fotograftan oluşuyordu Bunların 500’ü Matbuat Umum Müdürlüğü’nde görevli fotografçıların çektiği 5000 fotograf arasından seçilmişti Diğerleri ise amatör ve profesyonel 22 fotografçının gönderdiği fotograflardı (8)


Cumhuriyet Dönemi’nde fotografçılar arasında (Atatürk’ün dediği gibi) ‘Alnında ışığı ilk hisseden’lerden biri Şinasi Barutçu ‘hoca’ olmuştur Barutçu’nun hocalığı bir yakıştırma değildir Tam anlamıyla canıyla, kanıyla bir hocalıktır O yılların egemen toplum ruhu Barutçu’nun fotografına sinmiştir Bu fotograf ince duygular içeren, herkesin dikkatini çekmeyen ayrıntılar aracılığıyla bütünü yansıtan, yaşamın doruklarını yakalamayı amaçlayan bir fotograftır 1950’li yıllar fotografçıların Anadolu’nun tozuna toprağına karıştığı, kırsal temalara ağırlık verdiği, aynı paralelde köyünden, toprağından koparak kent kıyılarına vurmuş insanların görüntülenmesine özen gösterdikleri yıllardır 1980 sonrası, fotograf sanatına eğilim duyanların toprağa bağlı ‘haslık’ rüzgarının etkisinden bir ölçüde kurtularak ‘Dünya İnsanı’ açılımını yakalama uğraşı içinde olduğu görülmektedir (9)


Cumhuriyet Dönemi’nde içi içine sığmayan fotografçılarımız güçlüklerle yoğrularak kendi kendilerini yaratmışlardır Değişik alanlardan elde ettikleri geliri, dertlerini fotograf yoluyla anlatma uğruna harcamışlardır Buna karşın toplumumuzda fotograf bir sanat dalı olarak tam yerine oturmamış, gereken ilgiyi görmemiştir Genellikle büyük merkezlerde daha çok geçici heveslilerin oluşturduğu küçük bir kitle, fotograf sanatıyla iç içe yaşamıştır (10)


Cumhuriyet’in ilk yıllarında fotografın gücüne ve büyüsüne kapılan aydınlarımız özendirme görevini yerine getirmiş ve çeşitli çevrelerin ilgisini diri tutmayı başarmışlardır Genellikle gençlik yıllarının ürünü olan fotograf çalışmaları onları insanlarla kaynaşmaya, araştırmaya, öğrenmeye, öğretmeye, düşündürmeye, mutlu etmeye, kısacası yaratmaya koşullandırmıştır Her birinin fotografçılıkla yoğun anı ve deneyim birikimi vardır 2 Dünya Savaşı sırasında karşılaştıkları malzeme darboğazı ya da çalıştıkları kuruluşlarda fotografın mesleki önem ve yararını kabul ettirmek için harcadıkları çaba bunlardan bazılarıdır Foto Fahri Seyrek bu konuda çok tipik bir örnektir Binlerce meslektaşı gibi stüdyo çalışmalarından elde ettiği gelirle ailesinin geçimini sağlamakla yetinmemiştir Halkevleri’nin ve diğer kuruluşların açtığı yarışmalara katılarak dereceye girmiş, yöresinde yaşanan tarihi olayları büyük bir özenle belgelemiştir (11)


İlk adımda, günlük yaşantıya ilişkin gerçekleri fotograf diliyle yorumlama çabası fotografçılarımızda özgün üslup yaratma kaygısının doğmasına neden olmuştur O yıllarda çekilen fotograflara egemen olan konu çeşitlemesi içindeki izlenimci tavır, siyah-beyazın dramatik gücünden alabildiğine yararlanırken eline geçirdiği bu yeni anlatım olanağının sınırlarını araştırıyor gibidir (12)
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
rapturka00 Çevrimd???   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat: 12:58 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.8.3 © 2000-2009, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : DeliTurK
Forum VBSEO by Seo
Dewforum.İnfo
Web Stats |