Dewforum.İNFO  


Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Düşünce Grubumuza Katılın

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


Düşünce Grubumuza Katılın Oluşturacağınız Düşünce Grubumuza Katılın..

 
 
Görüntüleme: 10 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-22-2008, 02:44 PM   #1 (permalink)
Onursal Üye

cuL de sac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

cuL de sac Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 847
Rep Gücü: 101 Rep Puanı: 101 Rep Derecesi: cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--cuL de sac маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Düşünmeyi Engelleyen Nedenler Nelerdir?




İnsanların düşünmelerini engelleyen birçok neden vardır. Bunlar insanı düşünmekten, gerçekleri görmekten alıkoyabilir. Bu yüzden, her insanın kendisine olumsuz yönde etki eden sebepleri teşhis etmesi ve bunların etkisinden kurtulması şarttır. Aksi takdirde, dünya hayatının gerçek yüzünü göremez. Bu ise ahirette ona çok büyük bir kayıp getirir.
Allah Kuran'da, yüzeysel düşünme alışkanlığına sahip insanların durumunu şöyle bildirir:
Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır. Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar. (Rum Suresi, 7-8)
Bu bölümde düşünmeyi engelleyen nedenlerden bazıları üzerinde duracağız.
Çoğunluğa Uymanın Getirdiği Zihinsel Uyuşukluk
İnsanları en çok yanıltan konulardan biri "çoğunluğun" yaptıklarının doğru olduğuna inanmalarıdır. Bir insan doğruları düşünerek bulmak yerine hep çevresindeki insanların öğrettiklerini kabullenmeye yönelir. Çoğu zaman kendisine ilk başta garip gelen şeyleri diğer insanların doğal karşıladıklarını görür ve bir süre sonra kendisi de bunları benimsemeye başlar.
Örneğin çevresindeki insanların çok büyük bir kısmı bir gün öleceklerini düşünmezler. Hatta ölümü hatırlamamak için bu konuda kimseyi konuşturmazlar bile. Bunu gören insan da çevresine bakar, "Herkes böyle olduğuna göre benim de böyle davranmamda bir sakınca olmaz" der ve ölümü hiç aklına getirmeden yaşamaya başlar. Oysa çevresindeki her insan Allah korkusuyla davransa ve ahiret için ciddi bir çaba içine girse, çok büyük bir ihtimalle bu kişi de tavrını değiştirecektir.
Veya televizyonlarda, dergilerde her gün yüzlerce felaket, haksızlık, adaletsizlik, zulüm, intihar, cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık haberi okunur, binlerce yardıma muhtaç insandan söz edilir. Ancak birçok insan bu haberleri okuyup gazetenin sayfalarını gönül rahatlığı ile çevirir. Genellikle insanlar bu tarz haberlerin neden bu kadar çok olduğu, bunların engellenmesi için neler yapılması, nasıl önlemler alınması gerektiği, hatta kendilerinin bu konuda neler yapabileceklerini düşünmezler. Çünkü çevrelerindeki diğer insanların büyük bir çoğunluğu da bunları düşünmez. Çoğu kişi "dünyayı kurtarmak bana mı kaldı?" mantığı içerisinde sorumluluğu başkalarına atar.
Düşünce Tembelliği
Tembellik, insanların büyük çoğunluğunun düşünmesini engelleyen bir nedendir.
Düşünce tembelliğinden dolayı insanlar herşeyi hep gördükleri ve alıştıkları şekilde yaparlar. Günlük hayattan bir örnek vermek gerekirse, ev kadınlarının yaptıkları temizlik hep annelerinden gördükleri şekildedir. Genellikle, "ne yaparsam daha pratik veya daha temiz olur" diye düşünmez ve yeni yollar aramazlar. Aynı şekilde erkekler de bir tamirat vs. yapılması gerektiğinde, çocukluklarından itibaren kendilerine öğretilen metodları kullanırlar. Yeni bir yönteme, daha pratik ve akılcı olabilecek bir şeyi uygulamaya pek yanaşmazlar. Bu insanların konuşma üslupları da hep aynıdır. Örneğin bir muhasebecinin konuşma üslubu, hayatı boyunca gördüğü muhasebecilerin aynısıdır. Doktorların, bankacıların, satıcıların.… Kısacası her kesimden insanın kendine özgü bir konuşma stili vardır. Çünkü bu insanlar düşünerek en uygun, en güzel, en hayırlı olanı arayıp bulmazlar. Hep gördüklerini taklit ederler.
Sorunlara getirilen çözümler de düşünce tembelliğini yansıtacak şekildedir. Örneğin bir apartman yöneticisi apartmanın çöp sorununa bir önceki yöneticilerin getirdikleri çözümün aynısını getirir. Veya bir belediye başkanı yol sorununu daha önceki belediye başkanlarının ne yaptıklarına bakarak çözmeye çalışır. Birçok olayda düşünmemekten dolayı yeni çözümler getiremez.
Elbette burada verilen örnekler insanların günlük yaşamları içinde zararını gördükleri konulardır. Ancak bunlardan çok daha önemli konular vardır ki, insanların bu konularda tembellik yaparak düşünmemeleri onları büyük ve ebedi bir hüsrana uğratır. İnsanın dünyada varoluş amacını düşünmemesi, ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu, ölümün ardından ise mutlaka hesap günüyle karşılaşacağını gözardı etmesi bu hüsranın kaynağıdır. Allah Kuran'da insanları bu önemli gerçekler üzerinde düşünmeye davet etmiştir. Bu ayetlerden bazılarında şöyle buyrulmaktadır:
İşte bunlar, kendilerini hüsrana uğratanlardır ve yalan olarak uydurdukları (düzme tanrılar da) onlardan uzaklaşıp-kaybolmuşlardır. Hiç şüphesiz bunlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır. İman edip salih amellerde bulunanlar ve 'Rablerine kalbleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar', işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır. Bu iki grubun örneği; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Örnekçe bunlar eşit olur mu? Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Hud Suresi, 21-24)
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? (Nahl Suresi, 17)
"Fazla Düşünmek İyi Değildir" Telkini
Toplumda derin düşünmenin pek makbul olmadığına dair yaygın bir inanç vardır. Hatta insanlardan bazıları birbirlerini "fazla düşünme delirirsin" diyerek uyarırlar. Elbette bu, dinden uzak insanların uydurdukları batıl bir düşünceden başka bir şey değildir. İnsanın kaçınması gereken şey düşünmek değil, olumsuz düşünmek, kuruntulara ve vesveselere kapılmaktır.
Allah ve ahiret inancı güçlü olmayan, Kuran'ı iyi bilmeyen insanlar hayır ve güzellik yönünde değil de, olumsuz yönde düşündükleri için, düşünmelerinin sonucunda gerçekten de pek faydalı sonuçlar çıkmaz. Örneğin dünya hayatının geçici olduğunu, bir gün gelip de öleceklerini düşünürler, ancak bundan dolayı büyük bir karamsarlığa kapılırlar. Çünkü vicdanen dünyada Allah'ın emirlerini uygulamadan geçirdikleri bir hayatın, ahirette onlara kötü bir son hazırladığının farkındadırlar. Bir kısmı da ölünce yok olacaklarına inandıkları için karamsarlığa kapılırlar.
Oysa Allah'a ve ahiret gününe inanan, akıl sahibi bir insan dünya hayatının geçici olduğunu düşündüğünde bambaşka sonuçlara varır. Herşeyden önce dünyanın geçici olduğunu anlaması, ahiretteki gerçek ve sonsuz hayatı için çok şevkli bir çaba içerisine girmesine neden olur. Buradaki yaşamın er ya da geç biteceğini bildiği için dünyevi çıkarların ve hesapların hırsına kendini kaptırmaz. Son derece tevekküllü olur. Bu geçici hayatta meydana gelen hiçbir olay onu üzmez. Daima sonsuz ve güzel bir hayata kavuşmanın umudunu taşır. Dünyadaki nimetlerden ve güzelliklerden de çok fazla zevk alır. Çünkü Allah dünyayı insanları denemek için eksik ve kusurlu yaratmıştır. Bu eksik ve kusurlu dünyada bile insanın hoşuna giden çok sayıda güzellik varsa, cennetteki güzellikler hayal edilemeyecek kadar muhteşemdir diye düşünür. Her gördüğü güzelliğin ahirette aslını görebilmeyi umar. Ve bunların tümünü de derin derin düşünerek kavrar.
Dolayısıyla bir insanın "sonunda gerçekleri görerek ya karamsarlığa düşersem" diye endişelenmesi ve bundan dolayı düşünmekten kaçması onun için büyük bir kayıp olur. Çünkü Allah'a olan imanı sayesinde daima umut içerisinde olan ve olumlu düşünen bir insan için karamsarlığa neden olabilecek hiçbir olay yoktur.
Düşünmenin Getireceği Sorumluluklardan Kaçmak
Çoğu kişi düşünmekten, konular üzerinde zihnini çalıştırmaktan uzak durarak pek çok sorumluluktan kaçabileceğini düşünür. Hatta dünyada bunu uygulayarak birçok konudan da kendini muaf tutmayı başarabilir. Ancak insanların en büyük yanılgılarından biri, düşünmeyerek Rabbimiz'e karşı olan sorumluluklarından kaçabileceklerini sanmalarıdır. İnsanların ölümü ve ölümden sonraki yaşamı düşünmemelerinin asıl nedeni de budur. Çünkü bir insan bir gün öleceğini düşünse ve ölümden sonra sonsuza dek bir yaşam olduğunu hatırlasa, var gücüyle ölümden sonraki yaşantısı için çalışmak durumunda kalır. Ancak ahiretin varlığını düşünmeyince böyle bir sorumluluktan kurtulduğunu zannederek kendini kandırır. Ama bu büyük bir aldanıştır ve insan bu dünyada düşünerek doğruya ulaşamazsa, ölümle birlikte kendisi için hiçbir kaçış olmadığını anlayacaktır. Bu gerçek ayetlerde şöyle haber verilir:
O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da). Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür. (Kaf Suresi, 19-20)
Günlük Hayatın Akışına Kapılarak Düşünmemeleri
İnsanların büyük bir çoğunluğu tüm yaşamlarını bir "koşuşturma" içinde geçirirler. Belirli bir yaşa geldikleri andan itibaren çalışmaları, kendilerini ve ailelerini geçindirmeleri gerekir. Buna "yaşam mücadelesi" adını verirler ve bu mücadelede oradan oraya koşturmaktan başka işlere vakit kalmadığından yakınırlar. Bu sözde "vakitsizlik" içinde düşünmek, bir türlü vakit ayıramadıkları konulardandır. Böylece günlük yaşantılarının onları çektiği yere doğru sürüklenip dururlar. Bu hayat şekli içerisinde çevrelerinde olup biten olaylara karşı da duyarsızlaşırlar. Oysa insanın amacı bu dünyada oradan oraya koşturup, buradaki zamanı tüketmek olmamalıdır. Asıl olan dünyanın gerçek yüzünü görebilmek ve ona göre bir hayat şekli benimsemektir. Hiçbir insanın yegane amacı, para kazanmak, işe gitmek, üniversitede okumak, ev sahibi olmak değildir. Elbette insanın yaşamı içerisinde bunları yapması gerekir, ancak tüm bunları yaparken aklından çıkarmaması gereken bir konu vardır: Her insanın dünyada bulunuş amacı Allah'a kul olmak, Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için çalışmaktır. Bu amaç dışındaki tüm eylemler veya işler sadece ve sadece insanın gerçek amacına ulaşmasına yardımcı birer "araç" olabilirler. Aracı amaç edinmek ise şeytanın insanları içine düşürdüğü çok büyük bir yanılgıdır.
Ancak düşünmeden yaşayan bir insan bu araçları kolaylıkla kendine amaç edinebilir. Bu konuda günlük hayattan şöyle bir örnek verebiliriz: İnsanın çalışıp topluma faydalı şeyler üretmesi kuşkusuz güzel bir davranıştır. Allah'a iman eden bir insan böyle bir çalışmayı şevkle yapar ve karşılığını da hem dünyada, hem de ahirette Allah'tan bekler. Ama başka bir insan aynı fiili Allah'ı unutarak, yalnızca bu dünyaya yönelik bazı çıkarlar için, insanlardan takdir görecek bir makam elde etmek için yapıyorsa, işte bu noktada yanılgıya düşmüştür. Ve ahirette gerçeklerle karşılaştığında bundan dolayı tarif edilemez bir pişmanlık duyacaktır. Allah dünya hayatına dalanlar için bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
Sizden önceki (münafıklar ve kafirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır. (Tevbe Suresi, 69)
Herşeye "Alışkanlık Gözü"yle Bakmak ve Bu Nedenle Üzerinde Düşünmeye Gerek Görmemek
İnsanlar bazı şeylerle ilk kez karşılaştıklarında, ondaki olağanüstülüğü anlayabilirler ve bu, onların düşünmelerine, gördükleri şeyi inceleyip araştırmalarına neden olabilir. Ancak bir süre sonra bu şeye karşı bir alışkanlık oluşur ve artık etkilenmemeye başlarlar. Özellikle de hemen her gün karşılaştıkları bir varlık veya olay, artık onlar için "sıradan" bir şey haline gelir.
Örneğin bazı doktor adayları ilk kez ölü bir insanın bedenini gördüklerinde bundan son derece etkilenirler. Veya ilk kez bir hastaları öldüğünde bu, onları uzun uzun düşündürür. Belki birkaç dakika önce hayat dolu, gülen, planları olan, konuşan, zevk alan bir insanın, gözleri ışıl ışıl, canlı iken birden bire cansız, adeta bir eşyaya benzeyen bedeni karşılarına çıkar. İlk kez otopsi yapmaları için önlerine bir kadavra geldiğinde bu cesette gördükleri herşeyi düşünürler. Örneğin bu bedenin büyük bir hızla çürümesi, içinden dayanılmaz bir kokunun çıkması, yaşarken göze hoş gelen saçların dokunmaya bile tahammül edilemeyecek bir hale gelmesi hep üzerinde düşündükleri konulardır. Bunların ardından da şunu düşünürler: Her insanın yapı malzemesi tamamen aynıdır ve herkesin bedeni mutlaka aynı sona uğrayacaktır, yani kendileri de bir gün bu hale geleceklerdir.
Ancak birkaç kadavra gördükten veya birkaç hastasını kaybettikten sonra bu kişiler üzerinde ülfet (alışkanlık) oluşmaya başlayabilir. Artık gördükleri kadavralara, hatta hastalara bir eşyaymış gibi davranmaya başlarlar.
Bu durum elbette ki sadece doktorlar için geçerli değildir. İnsanların büyük bir çoğunluğu için yaşamlarının pek çok alanında aynı durum söz konusudur. Örneğin zor koşullarda yaşayan bir insana, birdenbire rahat bir yaşam tarzı sunulduğunda, gördüğü ve sahip olduğu herşeyin kendisi için bir nimet olduğunu anlar. Yattığı yatağın daha rahat olması, evinin güzel bir manzaraya bakması, canının istediği şeyi alıp yiyebilmesi, kışın evini dilediği gibi ısıtabiliyor olması, bir yerden bir yere giderken arabası ile kolaylıkla gidebilmesi ve daha birçok şey bu kişi için birer nimettir. Eski durumu aklına geldikçe, bunların her birinin sevincini yaşar. Ancak doğduğu andan itibaren bu imkanlara sahip bir insan bunların kıymetini o kadar düşünmeyebilir. Bu güzellikleri takdir etmesi de -düşünmediği müddetçe- pek mümkün olmaz.
Düşünen bir insanın ise ne doğduğu andan itibaren bu nimetlere sahip olması, ne de sonradan elde etmesi fark etmez. Çünkü hiçbir zaman sahip olduğu şeylere alışkanlık gözüyle bakmaz. Her birini kendisi için Allah'ın yarattığını, dilerse bunları kendinden geri alabileceğini bilir. Örneğin müminler kendilerini taşıyacak bineklere yani araçlara bindiklerinde şöyle dua ederler:
... Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne Yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık… (Zuhruf Suresi, 13)
Ve biz elbette, Rabbimiz'e çevrilip-döneceğiz." (Zuhruf Suresi, 14)
Başka bir ayette de müminlerin, bahçelerine girdiklerinde Allah'ı tesbih ederek "... MaşaAllah, Allah'tan başka kuvvet yoktur..." (Kehf Suresi, 39) dedikleri bildirilir. Bu, onların her bahçelerine girdiklerinde bu bahçeyi yaratanın ve onu ayakta tutanın Allah olduğunu düşündüklerinin bir göstergesidir. Düşünmeyen bir insan ise güzel bir bahçeyi ilk gördüğünde etkilenebilir, ancak daha sonra burası onun için giderek sıradan bir yer haline gelmeye başlar. İçindeki güzelliklere olan hayranlığı kaybolur. Bazı insanlar ise hiç düşünmedikleri için, daha en baştan bu nimetlerin farkına varamazlar. Kendilerine verilen nimetleri "alışılmış", "olması gereken" şeyler olarak değerlendirirler. Bu yüzden de bunlardaki güzelliklerden zevk alamazlar.
Sonuç: İnsanın Düşünmesini Engelleyen Tüm Nedenleri Ortadan Kaldırması Şarttır
Daha önce belirttiğimiz gibi, insanların büyük bir çoğunluğunun düşünmemesi ve gerçeklerden gafil olarak yaşaması kişinin düşünmemesi için geçerli bir mazeret olamaz. Çünkü her insan kendi başına müstakil bir varlıktır ve Allah'a karşı tek başına sorumludur. Unutmamak gerekir ki, Allah insanları dünya hayatında denemektedir. Diğer kişilerin duyarsızlığı, düşünmeyen, akletmeyen, gerçekleri göremeyen insanlar olmaları da çoğu zaman bu imtihanın bir parçasıdır. Ve samimi olarak düşünen bir insan, "insanların büyük bir bölümü düşünmüyor ve bunların farkında değil, neden bir tek ben düşüneyim" demez. Hatta insanların büyük bir bölümünün içinde bulunduğu gafleti düşünerek ibret alır ve onlardan biri olmaktan Allah'a sığınır. Diğer insanların içinde bulundukları durumun kendisi için bir mazeret olamayacağı açıktır. Çünkü Allah Kuran'da insanların çoğunun gaflet içinde olduklarını ve iman etmediklerini pek çok ayetiyle bildirmektedir. Bu ayetlerden bazılarında şöyle buyrulmaktadır:
Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların çoğu iman edecek değildir. (Yusuf Suresi, 103)
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitabın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu iman etmezler. (Rad Suresi, 1)
Olanca yeminleriyle: "Öleni Allah diriltmez" diye yemin ettiler. Hayır; bu, O'nun üzerinde hak olan bir vaidtir, ancak insanların çoğu bilmezler. (Nahl Suresi, 38)
Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler. (Furkan Suresi, 50)
Allah başka ayetlerinde insanların çoğunluğuna uyarak yoldan sapan, yaratılış amacını düşünmeyerek Allah'ın emirlerini yerine getirmeyen insanların uğrayacakları sonu da haber vermiştir:
İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orada (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi, 37)
Bu nedenle her insanın düşünmesini engelleyen nedenleri ortadan kaldırarak, samimi ve içten bir şekilde Allah'ın yarattığı her olay ve her varlık üzerinde düşünmesi, düşündüklerinden kendisi için bir öğüt ve ders çıkarması gerekir.
Bundan sonraki bölümde bir insanın günlük hayatı içinde karşılaşabileceği bazı olaylar ve varlıklar hakkında neleri düşünebileceğinden bahsedilecektir. Amacımız, burada bahsedilen konuların bu kitabı okuyanlara rehber olması ve bundan sonraki hayatlarını "düşünen ve düşündüklerinden öğüt ve ders alan" kişiler olarak geçirmeleridir.

[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Temel AĞ Kavramlari batuhan209 Genel Kültür 2 12-24-2007 12:56 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:53 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524