![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 92 - Cevaplar: 0
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| S-Administrator ![]() ![]() Çapkın-12 Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Feb 2006 Nerden: aydın Mesajlar: 4.515
Rep Gücü: 58
Rep Puanı: 58
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | MAL?K? MEZHEB? Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye nisbet edilen f?khî ekolün ad?. Büyük f?k?h ekollerinden biri olan Malikî mezhebinin imam? ?mam Malik, Hicrî 93 y?l?nda Medine'den do?mu?tur. ?mam Malik, ilimle u?ra?an bir aileye mensup oldu?u için tahsil hayat?na küçük ya?ta ba?lam?? ve Medine'nin seçkin âlimlerinden hadis ve f?k?h dersleri alarak k?sa zamanda ilmî olgunlu?a eri?mi?, yeterlili?ine kanaat getirince de Mescid-i Nebî'de ders okutmaya ba?lam??t?. ?mam Malik'in f?k?hta hocas? Rabi'atu'r-Rey'd?r. Bununla birlikte, onun f?k?hta derinle?mesinde ve hadis ilminde söz sahibi bir seviyeye yükselmesinde Medine'nin seçkin âlimlerinden Abdurrahman ibn Hürmüz, ?ihab ez-Zuhrî, Ebu Zinad, Yahya b. Sa'id el-Ensârî ve Hz. Ömer'in azadl?s? Nafi'in büyük katk?lar? olmu?tur. O Nafi'den Hz. Ömer (r.a) ve o?lu Abdullah'?n f?kh?n? ve fetvalar?n? iyice ö?renmi?ti. O, hayat? boyunca Medine'den ba?ka bir yere gitmemi?tir. ?limde ihtiyac? oldu?u her ?eyin, sahih bir ?ekilde Medine'de bulundu?una inan?yor, manevî havas?n? teneffüs etti?i Peygamber ?ehrinden uzakla?mak istemiyordu. Tahsilini Medine'de yapmas? ve hayat? boyunca oradan ayr?lmam?? olmas?n?n, onun f?kh?n?n olu?mas?ndaki tesirleri büyük olmu?tur. ?mam Malik'in zaman?, âlimlerin odakla?t??? bir k?s?m ?ehirlerde, daha önce Ashab'?n ve Tabiinin buralara ta??d??? ilimler çerçevesinde, ekolle?melerin ba?lad??? bir dönemdir. Basra f?k?h ile birlikte, akaidle alâkal? meselelerin tart???ld???, kelâm? görü?lerden do?an f?rkala?malar?n görüldü?ü, vaizlerin ve az da olsa fakihlerin bulundu?u bir ?ehirdi. Burada kendi ?artlar?na has bir f?k?h ekolü olu?makta idi. Kûfe ise, ?bn Mes'ud'un rivayetlerine dayanan Irak f?kh?n?n merkezini olu?turuyordu. Bu f?k?h ekolünün, ?mam? Malik'in de kendisiyle görü?üp bilgi al?? veri?inde bulundu?u Ebu Hanife'dir. Burada f?k?h, sadece vuku bulmu? olaylara verilen fetvalar üzerine bina edilmiyordu. Meydana gelmi? hadiseler yan?nda, vuku bulmas? muhtemel meseleler çerçevesinde bir takdirî ve farazî f?k?h olu?mu?tu. Irak f?kh?n?n en belirgin özelli?i ise, reye çokça ba?vurulmas?d?r. K?yas ve istihsan, orada en çok kullan?lan temel f?khi ö?elerdendir. ?am bölgesinde ise sahabe kavilleri ve Tabi'in fetvalar?na dayanan f?k?h hakim olup, reye pek ba?vurulmazd?. ?am ekolünün temsilcisi ise Evzâi'dir. ?mam Malik'in imam? oldu?u Medine ise, hadisin be?i?i, Sünnetin amelî rivayetinin yap?ld??? ve herkesin Sünnete s?k?ca yap??t??? bir yerdi. Ayr?ca, Hz. Ömer (r.a), Zeyd b. Sabit (r.a), Hz. Ai?e ve ?bn Ömer'in f?khî görü?leri ve onlar? takip edenler, Medine'de bulunmaktayd?. Medine'nin Yedi Fukahas? diye ?öhret bulan Tabi'inden, Sa'id b. Müseyyeb, Urve b. Zübeyr, Kas?m b. Muhammed, Harise b. Zübeyr, Ebu Bekir b. Ubeyd, Süleyman b. Yesar ve Ubeydullah b. Abdullah Ashab?n f?kh?n? nakleden Medine'nin seçkin âlimleriydi. ?mam Malik bu âlimlerin f?k?h usullerini kavram??, f?khî görü?lerini iyice özümlemi?ti. Medine; hadis, sünnet ve reyin hepsinin bir arada bulundu?u, her taraftan ilim arayanlar?n dolu?tu?u ve yüksek bir ilmî hareketlili?in ya?and??? bir yerdi. ?mam Malik'in kendine has f?khî ekolün olu?mas?na tesir eden unsurlar ?öyle s?ralanabilir: a) ?bn Hürmüz'den edindi?i çe?itli f?rkalar ve dü?üncelerine dair aktüel bilgiler ve farkl? f?khî ve f?k?h d???ndaki mezhebler ve bunlar?n ayr?l?k sebebleri hakk?ndaki derin bilgi. b) Ashab'?n, özellikle Hz. Ömer'in o?lu Abdullah ve Hz. Ai?e (r.a)'n?n fetvalar? ve Tabii'nin büyüklerinden ?bn Müseyyeb ve di?erlerinin, rivayet yoluyla ö?rendi?i fetvalar?. c) ?lk hocas? Rabi'atu'r-Rey diye ?öhret bulan Rabia b. Ebu Abdurrahman'dan ald??? rey f?kh?. Ancak Rabian?n reyi Irakl?lar?n reyinden farkl? olup, muhtelif naslar esas al?narak halk?n problemlerinin çözülmesi demek olan mesalih-i mürsele esas?na dayanmaktayd?. d) Çok mevsuk gördü?ü ravilerden ald??? hadisler. O, hadis ilminin dinin kendisi oldu?unu kabul eder ve hadis talep edenlere, hadisleri kimlerden ald?klar?na dikkat etmelerini tenbihlerdi. Malikî f?kh?; ?mam Malik'in Mescid-i Nebi'de ders vermeye ba?lamas?ndan sonra, derslerine devam eden ö?rencilerinin onun f?k?h usulüne göre ?ekillenmesiyle yava? yava? olu?ma a?amas?na girdi. ?mam Malik, kendi usulüne dair bir eser yazmad??? gibi, bu konuda aç?k bir ?eyde söylemi? de?ildir. Zaten, di?er imamlarda oldu?u gibi o da herhangi bir ekol olu?turma endi?esiyle hareket etmi? de?ildi. Ö?rendi?i ilimleri, çevresinde toplanan ö?rencilerine aktar?rken ve problemlerin çözümü için fetva soranlara fetva verirken, dinin kendisine yüklemi? oldu?u sorumlulu?u yerine getirme endi?esinden ba?ka bir duygu ile hareket etmi? de?ildir. Onun talebeleri memleketlerine döndüklerinde, halk?n meselelerini ?mam Malik'in fetvalar?na göre çözüyorlard?. Onun fetvalar?n?n yetersiz oldu?u konularda ortaya ç?kan yeni meseleleri onun usulüne uygun olarak, hallediyorlard?. ??te onun talebeleri, mezheplerinde ihtiyaç duyduklar? usulü, Malik'in ana hatlar?yla i?aret etti?i do?rultularda ortaya koymu?lard?r. ?mam'?n Muvatta'da takip etti?i yöntem, onun f?k?htaki usulünun temel prensiplerini aç?klar niteliktedir. O f?khî bir mesele ile alâkal? olarak önce hadisi al?r, pe?inden Medineliler'in o konudaki uygulamalar?na de?inir, arkas?ndan da Tabi'in ve di?er uleman?n görü?lerini zikreder. Anla??laca?? gibi, di?er fakihlerden ayr? olarak, onun f?k?h anlay???nda Medineliler'in amelinin özel bir yeri vard?r. Ona göre Medinelilerin amelî, sünnetin amelî olarak rivayet edilmesidir. Zira onlar, hayatlar?n?, aralar?nda ya?am?? olan Hz. Peygamber (s.a.s)'in gösterdi?i do?rultuda ?ekillendirmi?lerdir. ?mam Malik'in f?k?h usulü ve hukuk ekolünde reye az ba?vurulmu? olmas?na ra?men, di?er mezheplerde rey için delil durumunda olan K?yas, ?stihsan, Mesalih-i mürsele vb. Fer'i deliller çokça kullan?lm??t?r. Malikî mezhebinin dayand??? deliller ?unlard?r: 1- Kitap: Bütün mezheplerde oldu?u gibi, uyulmas? icab eden ana kaynak, dinin her ?eyini içine alan Kur'an-? Kerim'dir. Sünnet ise, Kitab?n tefsiri mahiyetinde olup, onu aç?klamaktad?r. Bundan dolay?d?r ki ?mam Malik Kur'an tefsirinin sünnetle oldu?unu kabul eder, ?srailiyyat türü haberlerin ona sokulmas?na ?iddetle kar?? ç?kard?. O, Cumhur'un icma etti?i gibi, Kur'an-? Kerim'in lâf?z ve manadan ibaret oldu?u inanc?ndad?r. ?mam Malik, her ?eyde oldu?u gibi, bu konuda da hiç bir zaman tart??maya girmemi?tir (Muhammed Ebu Zehra, ?mam Malik, Ankara 1984, 200). 2- Sünnet: ?mam Malik, f?k?hta imam oldu?u gibi hadiste de imamd?r. Onun hadisi f?kha nas?l hâkim k?ld??? Muvattada aç?kça görülmektedir. Bütün imamlar, meseleleri çözümlerken hadisi ikinci s?rada delil almakla beraber, ondan hüküm ç?karmada kulland?klar? usuller birbirinden farkl? olmu?tur. ?mam Malik, Ebu Hanife gibi Kur'an'?n zahirini Sünnetten önde tutar. Ancak Sünnet, ayr?ca ba?ka delillerle takviye edilirse o zaman Kur'an'?n bu umumunu tahsis, mutlak?n? da takyid eder. Bir kad?n? halas? veya teyzesi ile birlikte nikahlaman?n yasak olu?u böyledir. Kur'an'da nikah? yasak olanlar aras?nda zikredilmedi?i halde, Sünnette bunun yasakl??? üzerinde icma' vard?r. Dolay?s?yla ?cma, Sünneti destekledi?i için, ayetin umumunu tahsis etmektedir. Malik'e göre Sünnet; icma', Medineliler'in amelî veya k?yasla desteklenmedi?i takdirde, zahiri üzere oldu?u gibi kal?r. Meselâ: "Sizden birinizin kab?n? köpek yalarsa, onu, birinde toprakla olmak üzere, yedi defa y?kas?n" hadisi: Av için yeti?tirdi?iniz köpeklerin avlad?klar? yenir" ayetine ayk?r? oldu?u için, köpeklerin necis olmad???na hükmetmi? ve haberi vahidi terketmi?tir. Mütevatir sünnet ise mutlak hüküm ifade etmektedir. Ayr?ca, ravileri mevsuk ve güvenilir mürsel hadisleri de delil olarak kullanm??, onlara göre fetvalar vermi?tir. Tek ?ahid ve yemin ile birlikte hüküm verme hadisini Muvatta'da mürsel olarak vermekte ve onu delil olarak almaktad?r (Muvatta, III, 180). Onun Muvatta'?nda üç yüze yak?n mürsel hadis bulunmaktad?r. Böylece o ça??n?n seçkin fakihlerinden Hasan el-Basrî, Süfyan b. Uyeyne ve Ebu Hanife'nin yürüdü?ü yoldan yürümektedir. ?mam Malik'in hadis f?kh?n? takib etti?i ve re'yi kullanmad??? iddialar? do?ru de?ildir. Hatta ibn Kuteybe onu, rey fakihi olarak kabul etmektedir (Ebu Zehra, a.g.e., 291). O, bazan rey ve k?yasla hüküm vererek, haber-i vâhid'i terkederdi. Ancak onun haber-i vâhidi veya reyi tercih ederken belirli sa?lam temel k?staslardan hareket etmekte oldu?u görülmektedir (bk. M. Ebu Zehra, a.g.e., 291-300). 3- Sahabe kavilleri: ?mam Malik, hadisin yan?nda sahabe sözlerine ve fetvalar?na da çok önem vermekteydi. O, bunlar? sünnetin bir parças? sayar. Onun görü?üne göre sünnet, Ashab?n kabul ettikleri ?eylerdir. Bundan dolay?d?r ki o, Abdullah ibn Ömer'in fetvalar?n? ö?renebilmek için Nafi'in pe?ini hiç bir zaman b?rakmam??t?r. Muvatta'daki sahabe görü? ve fetvalar?n?n çoklu?u, onun delil olarak buna verdi?i önemi gösterir. Sahabe fetvalar?n? Sünnetten saymas? ve onlarla sürekli ihticac etmesi, onun sünnet imam? say?lmas?na sebep olmu?tur. Ashab?n görü?lerini delil kabul etme ve onlar?n yolundan ayr?lmama hususunda di?er mezheb imamlar? da ayn? titizli?i göstermi? olmakla beraber, Malik onlara, f?kh?nda di?erlerinden daha çok istinat etmi?tir. Sahabe fetvas?n? al?rken de bir usule göre hareket etmekteydi; Sahabe fetvas? sünnet hükmünde olmakla birlikte, e?er ictihada dayan?yor ve o konudaki merfu bir hadisle çeli?iyorsa, merfu hadis tercih edilmektedir. ?mam Malik, Ebu Hanife ve ?afiînin aksine tabiinden itimad ettiklerinin görü? ve fetvalar?na çok önem verirdi. Bunun sebebi, onlar?n f?k?htaki mevkilerini, meseleler hakk?nda görü? bildirirken ve fetva verirken Kur'an ve sünnet'e uygun hareket ettiklerini bilmesidir. Ömer b. Abdülaziz, Sa'id b. Müseyyeb, Zuhrî ve Nafi'ye çok de?er verirdi. 4- ?cma: Malikî mezhebi, di?erlerine nazaran icma'? daha çok kullanm??t?r. Ancak onun icma olarak kabul etti?i, sadece Medine ulemas?n?n icma'?d?r. Muvatta'da icma konusunda kulland??? ifadelerden bu anla??lmaktad?r. ?mam Malik, Medine d???ndakilerin f?k?h konusunda Medinelilere tabi oldu?u görü?ündedir. Zaten ?mam ?afiî'de; "Medineliler aralar?nda ihtilâfa dü?medikçe di?er memleketler halk? Medine ehline muhalif olmaz" sözü ile bunu desteklemektedir. 5- Medineliler'in amelî: ?mam Malik'in f?kh?nda Medineliler'in amelinin özel bir yeri vard?r. Zira o, Medineliler'in ya?ay?? tarz?n? Sünnetin, bir tür pratik rivayeti kabul eder. Asl?nda o, bu konuda hocas? Rabî'a'y? takip etmektedir. Malik'in de kulland???; "Bin ki?inin bin ki?iden rivayeti, bir ki?inin bir ki?iden olan rivayetine, uyulmak bak?m?ndan daha hay?rl?d?r" sözü, Rabî'a'ya aittir (M. Ebu Zehra a.g.e., 325). Bundan dolay? ?mam Malik, Medineliler'in amelini fetvalar?na dayanarak yapar, haber-i vahid, Medineliler'in ameliyle çeli?irse, Medineliler'in amelini tercih ederdi. Medine ehlinin amelî üç k?s?mda de?erlendirilir: a) Bir konuda icma etmeleri ve o konuda ba?kalar?n?n onlara muhalefet etmemi? olmas?. b) Medineliler'in icma ettikleri bir meselede, ba?kalar?n?n onlara muhalefet etmesi. c) Bir meselede bizzat Medineliler'in ihtilâfa dü?mesi. Birinci çe?ide giren meselelerde bütün mezhepler ayn? görü?tedirler. Malikîler ikinci ve üçüncü türe giren konularda di?erlerinden ayr?lmaktad?rlar. 6- K?yas: Bütün fakihlerin istisnalar hariç, ortakla?a kulland?klar?, f?kh?n temel dayanaklar?ndan biri K?yast?r. Ashab'da K?yas? f?kh?n kaynaklar?ndan kabul etmi?lerdir (bk. K?yas mad). ?mam Malik, Kur'an'da bildirilen ve hadislerde ortaya konmu? olan hükümlere k?yas yapard?. Bu, Muvatta'da aç?k bir ?ekilde mü?ahade edilebilir. O, her bab?n ba??nda o konuda hüküm bildirdi?ini kabul etti?i hadisleri verir, pe?inden de fer'î meseleleri s?ralayarak; k?yas yoluyla benzer olaylar? birbirine ilhak eder. ?mam Malik, Medine ehlinin icma?n? Sünnetten sayd??? için, bunu da k?yas?nda temel alm??t?r. Sahabe fetvalar? kendi usulü çerçevesinde hüküm niteli?i ta??yorsa, bunlara da k?yas yapard?. Onun k?yas kaynaklar? ?öylece s?ralanabilir: Kitap, Sünnet, Medine ehlinin icma? ve sahabe fetvalar?. Malikîler, Mesalih-i mürsele'yi müstakil bir dayanak alm?? olmalar? yan?nda, k?yasta da her zaman maslahat? gözetmi?lerdir. 7- ?stihsan: ?stihsan, ?slâm hukukunun aslî delillerinden biri olmay?p, f?k?h usulünde fer'î bir delil olarak kullan?l?r. Meseleleri, ortaya ç?kan zaruretleri, toplumun menfaat?na bertaraf etmede fakihin genel prensipleri terkedip, özel bir delile dayanarak hüküm vermesi ?stihsan olarak adland?r?l?r. ?mam Malik'in Muvatta'da rivayet etti?ini bir hadisi ?erifte ?öyle buyurulmaktad?r: "Zarar verme ve zararla kar??l?kta bulunma yoktur" (Muvatta, II, 122). ?mam Malik, ?mam ?afiî'nin itirazlar?na ra?men (Ebu Zehra, a.g.e., 349) ?stihsan? zarurî görmektedir. O, istihsan? al?rken ?erîat?n özünden hareket etmektedir. ?nsanlar? zararl? olan ?eylerden korumak ve onlar?n maslahat?na uygun olan? almak, dinin temelinde yatan bir gerçektir. Bir ?eyde zararlardan ar?nm?? olarak kesin iyilik varsa, bunun uygulanmas? mutlak anlamda arzulanan bir ?eydir. Aksi bir durum sözkonusu ise, derhal giderilmesi gerekir. 8- ?stishab: Sabit olan bir hükmün, de?i?ti?ine delil bulununcaya kadar, olumlu veya olumsuz haliyle devam etmesini kabul etmektir. ?mam Malik, ?stishab'? bir delil olarak alm??t?r. Zira o, zann-? galib'e göre mevcut olan durumun, onu de?i?tiren bir ?ey olmad?kça bulundu?u ?ekliyle bâki kalmas?n?n esas oldu?unu kabul etmektedir. E?er böyle olmazsa, haklar?n kaybolmas? kaç?n?lmazd?r. Kay?p bir kimsenin durumu hakk?nda bir bilgi yoksa, bu delile göre o, ya??yor kabul edilir. Hâkim öldü?üne karar verinceye kadar bu böyle devam eder. Ortadan kaybolup ölümüne hükmedilinceye kadar, onun hakk?ndaki muameleler hayatta imi? gibi yürütülür. ?stishab, isbat edici bir delil olmay?p koruyucu bir delildir. Yani ba?kas?n?n aleyhinde olan bir ?eyi isbat etmez. Mevcud olan haklar? korur. ?stishab delili di?er fukaha taraf?ndan da kullan?lm??t?r. 9- Mesâlih-i Mürsele: ?nsanlar?n iyili?i için fayda bulunan? almak zararl? veya zarar? faydas?ndan çok olan? terketmektir. Bu prensip ?mâm Malik'in en çok kulland??? prensiplerden biridir. Malikîler'in müstakil bir delil olarak ald?klar? Mesâlih-i Mürsele'ye keyfi oldu?u ileri sürülerek birtak?m itirazlar yap?lm??t?r. Ancak, bunu ilk ortaya koyan ?mam Malik olmam??t?r. O, Ashab'da bu konuda görmü? oldu?u örneklere istinat etmi? olup di?er üç mezhepte de Mesalih-i Mürsele delil olarak kullan?lm??t?r. ?mam Malik'in en çok kulland??? delillerden biri, Mesalih-i Mürseledir. O, Hakk?nda müsbet veya menfi bir nas bulunmayan hususlarda maslahata uygun olan? almay? ?eriat'?n rükünlerinden biri saym??t?r. Din, her ?eyiyle insanlar?n yarar?na olan? ihtiva etti?ine göre, maslahat?n d???na ç?kan hiç bir ?eyin ?eriat'le ilgisi sözkonusu olamaz (?bn Kayy?m el-Cevziyye, ?'lamu'l Muvakk??n, M?s?r t.y., III, 1). ?mam Malik, Maslahat? delil olarak al?rken ?u noktalara dikkat etmi?tir: Maslahat olarak gözetti?i ?ey ile ?eriat?n maksadlar? aras?nda bir uygunluk olmal? ve dinin ortaya koydu?u prensiplerden birisiyle asla çeli?memelidir. Çözüm makul olup, ak?l sahiplerince yanl?? bulunmamal?. 10- Sedd-i Zerîa: Sebebi yok etmek, vas?tay? ortadan kald?rmak anlam?nda bir terkiptir. Harama sebeb olan ?ey haramd?r; helâle vesile olan ?ey de helâldir. Sedd-i Zeriâ'da esas, fiilin do?uraca?? neticenin gözetilmesidir. E?er fiilden bir fayda elde edilecekse, o sa?lanan fayda nisbetinde mübaht?r. Fakat fiil, bir zarar ve kötülü?ün ortaya ç?kmas?na sebep olacaksa, kötülü?ün ölçüsünce haram olur. Yani ameller, sonuçlar? göz önüne al?narak ya serbest b?rak?l?r ya da yasaklan?r. Bu prensibin temelleri Kur'an-? Kerim'de aç?kca mü?ahade edilmektedir. Bir müslüman, kâfirlerin tap?nd?klar? ?eylere küfretse, bunun neticesinde sevap bile umabilir. Ancak bu, mü?riklerin de k?zarak Allah Teâlâ'ya küfretmelerine sebeb olabilece?i için yasaklanm??t?r: Allah'tan ba?kas?na dua edenlere sövmeyin, onlar da bilmeyerek dü?manl?k göstererek Allah'a söverler" (el-En'am, 6/108). ??te bu, Sedd-i Zerîa'd?r. Bunun Sünnette de örnekleri bulunmaktad?r. Faize götürmeye sebeb olaca??ndan alacakl?lar?n borçludan hediye almas? yasaklanm??t?r. Yine Ashab?n ilk fakihleri, ölüm dö?e?indeki kimsenin bo?ad??? kad?n? mirasa dahil ettiler. Bunun sebebi, hastan?n kar?s?n? mirastan mahrum b?rakmak için bu yola ba?vurmu? olabilece?idir. Bo?ama böyle bir haks?zl??a vesile yap?lmas?n diye böyle hareket etmi?lerdir. 11- Örf ve Âdet: Bir toplumda yerle?mi? olan hareket ve ya?am tarz? örf olarak adland?r?l?r. Toplumun ve fertlerin ayn? ?ekilde tekrarlanan amellerine de âdet denilmektedir. Örf ve âdet ayr? kavramlar olmakla birlikte genellikle ayn? anlamda, müteradif olarak kullan?l?rlar. Hanefiler'de oldu?u gibi, Malikîler'de de örfün usulde sayg?n bir yeri vard?r. Malikî mezhebinin eksenini olu?turan kaide, maslahatlard?r. Örfe göre amel etmek, maslahat?n türlerinden birisi oldu?u için ?mam Malik bunu ihmal etmemi?tir. Malikîler örfe muhalif k?yas? terkederler. Onlara göre örf, amm? tahsis, mutlak'? takyid eder. Örf ve âdetin delil olarak al?nmas? fakihler aras?nda tart??mal? bir konudur. Bir nass'?n herhangi bir ?ekilde i?aret etti?i örf, bütün fakihler taraf?ndan mesned kabul edilmi?tir. Ayn? ?ekilde nass'?n yasaklay?p haram k?ld??? örf de, icma'en muteber de?ildir. Onu, naslar do?rultusunda de?i?tirmek icap eder. Bir de nass'da bildirilmeyen ve dolayl? da olsa i?aret edilmeyen örf vard?r ki, Hanefîler'le Malikler bunu f?k?hta müstakil bir as?l kabul ederler. ?afiîler ise bunu tart??m??lard?r. Örfler de?i?tikçe kelimeler ve kavramlara yüklenen anlamlarda de?i?ir. Bu sebepten, de?i?ik bölge veya zamanlarda ya?ayan toplumlarda, ayn? kelimelerin ifade ettikleri anlamlar birbirinden farkl?l?klar gösterebilmektedir. Dolay?s?yla bu kelime ve kavramlar?n manalar?n? anlay?p ona göre hüküm verilebilmesinde örfün önemi kendili?inden ortaya ç?kmaktad?r. Hükümler, örflerin de?i?mesiyle de?i?en anlamlara ve kelimelerin de?i?ik sanat dallar?nda de?i?ik istilahî kullan?mlar?na göre verildi?inde, gerçekler üzerine bina edilmi? say?l?rlar. ?mam Malik, toplumun iyili?i ve selâmetini muhafaza etmek için ?eriat'a ters bir taraf? bulunmayan geleneklere kar?? ç?kmamay? bir görev saym??t?r. ?nsanlardan bu gelenekleri gereksiz yere de?i?tirmelerini istemek, o toplumda birli?i bozar, örf ve âdetlere göre yorumlanan kavramlar birbirine kar???r, akitlerin yürütülmesi imkâns?z hale gelir. Ancak örf ve âdet ?slâm'?n ruhuyla çeli?iyorsa; dinin insanlara de?il, onlar?n dine uymalar? as?l oldu?u için, örf, mutlak anlamda toplum hayat?ndan silinip at?l?r. Maliki Mezhebinin Geli?mesi: ?mam Malik'in derslerinde ve fetva vermede takip etti?i yol, Maliki Mezhebinin ihtiyaçlar üzerine bina edilmesini sa?lam??t?. O, meseleleri tart??maz, ö?rencileriyle de kesinlikle münaka?a etmezdi. Dinin hiç bir konusunda tart??maya girmemek onun de?i?mez temel vasf? olmu?tur. ?mam Malik, olaylar? tart??ma kap?s?n? açmamakla, onlar üzerinde de?i?ik yorum ve içtihadlar?n do?mas?n? engellemi? ve bu ekolün furu'unun Hanefî mezhebine nazaran çok yava? geli?mesine sebeb olmu?tu. Onun sa?l???nda hiç bir talebesi ona muhalefet etmemi?tir. Genellikle Kuzey Afrika ve Endülüslü olan ö?rencileri, ondan ö?rendikleri ilimle ülkelerine döner ve ö?rendiklerini tart??madan di?er insanlara ö?retir ve fetva verirlerdi. Ancak Malikî f?kh?n?n usulü ve dayand?klar? delillerin çe?itlili?i, ?mam Malik'ten sonra bu ekolün furu'unun h?zl? bir ?ekilde geli?mesini sa?lam??t?r. Muvatta, bizzat ?mam Malik taraf?ndan yaz?lm?? olmakla birlikte, ondaki f?khî meseleler çok de?ildir. Onun f?kh?, derslerine devam eden çok say?da ö?rencisinin ald?klar? notlar?n kitapla?mas?yla tedvin edilmi?tir. Talebelerinin yazd??? bu notlardan Malikî mezhebinin temel kaynak kitaplar? olan Müdevvene, Utbiye, Vadiha ve Mevvaziye ortaya ç?km??t?r. Malikî f?kh?n?n, daha sonraki as?rlarda ortaya ç?kan ve Malikîler'ce gördükleri itibardan dolay? s?k s?k yeni bask?lar? yap?lan iki kitap daha vard?r ki, bunlardan biri el-Müdevvene'yi özetleyip el kitab? haline getiren, Abdullah b. Ebi Zeyd el-Kayravani'nin (öl. 386?) er-Risale'si, di?eri de, Halil b. ?shak (öl. 767)'nin el-Muhtasar'?d?r. Ancak el-Müdevvene, Malikî f?kh?n?n en muteber temel kayna?? kabul edilmektedir. Zira do?ru ve mevsûk olarak rivayet edilmi?tir. El-Müdevvene'de, Malikten rivayet olunan fetva ve kaviller, takipçilerinin onun usûlüne göre yapt?klar? içtihadlar, di?er baz? talebelerinin görü?leri ve f?kha dair hadisler ve Ashab dahil sonraki âlimlerin görü?leri bir araya getirilmi?tir. Malikî Mezhebinin M?s?r'a oradan da Kuzey Afrika yoluyla, Endülüs'e kadar uzanmas?n? ve buralara yerle?ip hakim mezhep konumuna gelmesini sa?layan, mezhebin ?öhret bulmu? ve bizzat ?mam Malik taraf?ndan yeti?tirilmi? ilk seçkin âlimlerinin bir grubu M?s?r'dan ve bir grubu da Kuzey Afrika ve Endülüs'tendir. ?mam Malik'in M?s?rl? yedi ö?rencisi: 1- Ebû Abdillâh, Abdurrahman b. el-Kâs?m (Ö.191/807). ?mam Malik'ten yirmi y?l süreyle f?k?h tahsil etmi? ve mutlak müctehidlik derecesine ula?m??t?r. M?s?r fakihi Leys b. Sa'd'den de f?k?h ilmi alm??t?r. el-Müdevvene'yi gözden geçirip tashih eden odur. Malikîler'in en de?erli f?k?h eserlerinden olan el-Müdevvene, Sahnûn (Ö. 240/854) taraf?ndan f?k?h ile ilgili yaz?lan eserlerin tertip ve tasnif metoduna göre düzenlenmi?tir. 2- Ebû Muhammed, Abdullah b. Vehb b. Müslim (Ö.197/812). ?mam Malik'in yan?nda yirmi y?l kald?. Malikî f?kh?n? M?s?r'da yayd?. Bu mezhebin tedvininde büyük etkisi oldu. ?mam Malik O'na; "M?s?r fakihine; Ebû Muhammed el-Müfti'ye!" diye hitap ederek mektup yazard?. Leys b. Sa'd'dan f?k?h ö?rendi. Güvenilir (sika) bir muhaddis idi. "Divanü'l-ilm" diye adland?r?l?rd?. 3- E?heb b. Abdilaziz el-Kaysî (Ö. 204/819). ?mam Malik ve Leys b. Sa'd'dan f?k?h ö?rendi. Abdurrahman b. el-Kas?m'dan sonra M?s?r'da f?k?h riyaseti ona geçmi?tir. Malikî f?kh?n? rivayet etti?i Müdevvenetü E?heb" ad? verilen bir kitab? vard?r. Bu, Sahnûn'un kitab?ndan ayr?d?r. ?mam ?afiînin; "M?s?r, E?heb gibisini yeti?tirmemi?tir" dedi?i nakledilir. 4- Ebû Muhammed, Abdullah b. Abdilhakem (Ö. 214/829). E?heb'ten sonra Malikîlerin riyaseti ona geçmi?tir. 5- Asba? b. Ferec (Ö. 225/840). ?bn Kas?m, ?bn Vehb ve E?hebten f?k?h ö?rendi, Malik'in mezheb ve görü?lerini en iyi bilenlerdendi. 6- Muhammed b. Abdillah b. Abdilhakem (Ö. 268/881). F?k?h ilmini babas?ndan, ça?da?? Malikî fakihlerinden ve ?mam ?afiî'den ald?. M?s?r'da f?k?h konular?nda ba?vurulan sembol ki?i haline geldi. Hatta Ma?rib ve Endülüs'ten ö?rencilerin ilim almak için ko?tuklar? bir ki?i idi. 7- Muhammed b. ?brahim el-?skenderî b. Ziyad (Ö. 269/882). ?bn Mevâz olarak bilinir "el-Mevvâziye" diye ünlü bir kitab? vard?r. Malikî f?kh?na ait en de?erli, meseleleri en sa?lam ve en basit biçimde kapsayan geni? bir kitapt?r. ?mam Malik'in Ma?ribli ünlü yedi ö?rencisi: 1- Ebû Hasan Ali b. Ziyad et-Tunûsî (Ö.183/799). F?kh? ?mam Malik ve Leys b. Sa'd'dan ald?. Afrika'n?n fakîhi idi. 2- Ebu Abdillah Ziyad b. Abdurrahman el-Kurtubî (Ö. 193/809). "?abtun" lakab?yla bilinir. Muvatta'?, Malik'ten dinlemi? ve onu Endülüs'e ilk sokan ki?i olmu?tur. 3- ?sa b. Dinar el-Kurtubî el-Endelûsî (Ö. 212/827). Endülüs fakihlerindendir. 4- Esed b. el-Fürât b. Sinan et-Tunûsî (Ö. 213/828). Nisaburlu olan bu zat, ?mam Malik'ten Muvattaa okudu. Daha sonra Malikî mezhebinden oldu?u halde Irak'a gittikten sonra Hanefî mezhebine girmi?tir. Hanefî f?kh?n? Ebû Yusuf ile ?mam Muhammed'den alm??t?r. 5- Sahnûn b. Abdisselâm b. Saîd (Ö. 240/854). Önce Tunus'un Kayravan ?ehrinde tahsiline ba?lad?. Daha sonra Medine ve M?s?r'a giderek ilmini ilerletti. Afrika'n?n kuzeyi ile Endülüs'te Malikî mezhebinin yay?lmas?nda büyük hizmetleri olmu?tur. Keskin bulu?lar? olmas? sebebiyle kendisine "Sahnûn" lakab? verilmi?tir. Malikî f?kh?n?n temel kitaplar?ndan olan "el-Müdevvene"nin haz?rlanmas?nda bu zat?n büyük eme?i geçmi?tir. 6- Yahya b. Yahya b. Kesir el-Leysî (ö. 234/848). Kurtuba'l? olup, Malikî mezhebini Endülüs'te okutmu? ve tan?tm??t?r. 7- Abdülmelik b. Habib b. Süleyman es-Selemî (Ö. 238/852). Yahyâ b. Yahyâ'dan sonra Malikî f?kh?n?n riaseti ona geçmi?tir. Malikî Mezhebinin yay?ld??? yerler: Malikî Mezhebi, ba?lang?çta Hicaz'da yayg?nd?. Ancak sonralar? çe?itli sebeblerden dolay? bu bölgedeki müntesipleri azalm??t?r. ?mam Malik'in görü?leri, henüz hayatta iken, yukar?da kendilerinden bahsedilen ö?rencileri taraf?ndan M?s?r'a ta??nm??t?. M?s?rl? ö?rencilerin memleketlerine döndüklerinde, Malikî f?kh?na göre yeti?tirdikleri ö?rencileri vas?tas?yla mezheb, M?s?r'da yay?larak yerle?meye ba?lad?. Ancak daha sonra, ?afiî mezhebi buradaki üstünlü?ü ele geçirmi?ti. Bundan sonra, M?s?r'da her iki mezheble de amel edilmeye devam edilmi?, yarg? i?lerinde Hanefî Mezhebi de müracaat edilen bir merci olarak varl???n? göstermi?ti. Ancak daha sonra Fat?mîler M?s?r'a hâkim olduklar? zaman, kaza ve fetva i?lerinde ?ia ön plana ç?km??t?. Fat?mîler, Câmi'u'l-Ezher'i kurarak buray?, ?ia Mezhebinin ilmî merkezi haline getirmi?ler ve Ehl-i Sünnet mezhepleri silinmeye çal???lm??t?r. Selahaddin Eyyubî taraf?ndan Fat?mî hâkimiyetine son verilince, Ehl-i Sünnet ihya edilmi?, ?afiî me?hebi tekrar birinci seviyeye ç?km??t?. Bununla birlikte, Malikî f?kh?n?n okutuldu?u medreseler sayesinde Malikîlik de güç kazann???t?r. Memlûklular devrinde kaza i?lerinde dört mezheb esas al?nm??t?r. M?s?r ba? kad?s? ?afiîlerden, ikinci kad? da Malikîler'den atan?rd?.1920'lerde M?s?r'da ?ah?slar hukuku Malikî mezhebi esas al?narak yeniden gözden geçirilmi?tir. Bu mezhebin hakim oldu?u di?e? bir bölge de Ma?rib ülkesidir. ?mam Malik'in ö?rencileri taraf?ndan buraya getirilen Malikî f?kh?, âlimlere dan??madan karar almayan, ciddi ve fukuhaya sayg?l? yöneticilerin uygulamalar?yla halk aras?nda yayg?nl?k kazanm??t?r. Malikî Mezhebi, Endülüs'te de en çok müntesibi bulunan mezhebdir. Endülüs'te önceleri Evzâi mezhebi üstündü. Fakat, Hicrî 200'lerden sonra Malikî mezhebi, bu bölgeye hâkim olmaya ba?lad?. Mlikîli?i Endülüs'e ilk getiren kimse, ?mam Malik'in seçkin ö?rencilerinden biri olan, Ziyad b. Abdurrahman olmu?tur. Endülüs Emevi devletinin Abbasilerle olan kötü ili?kileri onlar?n Malikî mezhebini devletlerine hâkim k?lmas?na sebeb olmu?tur. Malikî mezhebi, Sicilya, Fas, Sudan'da yay?lm??; Ba?dat, Basra hatta Ni?abur'a kadar uzanm??t?r. Malikî mezhebinin M?s?r, Kuzey Afrika ve Endülüs'te yay?l?p da, di?er bölgelerde etkinlik gösterememesinin sebebi olarak; Endülüs'ten Medine'ye kadar olan bölgede, Medine'nin kuzey ve do?u taraf?ndaki memleketlerde oldu?u gibi, ilmî merkezler ve etraf?nda ders halkalar?n?n olu?tu?u müctehid imamlar?n olmay???, ayr?ca Bat?'dan gelen ö?rencilerin f?khî ekolle?melerin geli?ti?i do?u taraflar?na yönelmelerinin zorlu?u gösterilmektedir. ?mam Malik'e gelen talebeler onun gibi bir üstada kavu?tuktan sonra ilmin kayna?? Medine'nin d???na ç?k?p do?uya yönelmeye, ihtiyaç da duymuyorlard?. Kuzey ve do?uya do?ru Malikîli?in az geli?mesinin sebebinin yollar? üzerinde bulunan ?am ve Irak bölgesinde ilmî hareketlili?in had safhaya ula?m?? bulunmas? sebebiyle buralara ilim tahsili için u?rayan ö?rencilerin burada bulduklar ile ilmî doygunlu?a ula?malar? oldu?u ?eklinde de?erlendirmeler yap?lm??t?r (bk. Ebu Zehra, a.g.e., 407 vd). |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]