![]() |
|
|
| ||||||
|
Görüntüleme: 84 - Cevaplar: 1
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| S-Administrator ![]() ![]() Çapkın-12 Şuan Çevrimdışı Kayıt Tarihi: Feb 2006 Nerden: aydın Mesajlar: 4.515
Rep Gücü: 58
Rep Puanı: 58
Rep Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ATATÜRK VE D?N Atatürk’ün din üzerindeki görü?lerine “Belgelerle Türk Tarihi”nde yer verilmektedir. Halk üzerindeki bask? kuran, gerçek Müslümanlar? sömüren din tüccarlar?na ili?kin görü?ler, 1923-1931 tarihleri aras?nda Mustafa Kemal Atatürk taraf?ndan dile getirilmi?tir. “Din vard?r ve laz?md?r. Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devam?na imkân yoktur. Yaln?z ?uras? var ki din, Allah ile kul aras?ndaki ba?l?l?kt?r. (1930) Allah’?n emri çok çal??makt?r. Çal??mak demek, bo?una yorulmak, terlemek de?ildir. Zaman?n gereklerine göre ilim ve fenden, her türlü medeni bulu?lardan azami derecede yararlanmak zorunludur.(1923) Bizim dinimiz akla en uygun ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolay?d?r ki son din olmu?tur. Bir dinin tabii olmas? için akla, fenne, ilme ve mant??a uygun olmas? laz?md?r. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. Müslümanlar?n toplumsal hayat?nda, hiç kimsenin özel bir s?n?f olarak varl???n? korumaya hakk? yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler,dini hükümlere uygun hareket etmi? olmazlar. Bizde ruhbanl?k (özel din adamlar? s?n?f?) yoktur. Hepimiz e?itiz ve dinimiz hükümlerini e?it olarak ö?renmeye mecburuz. Her ki?i dinini, din i?lerini, iman?n? ö?renmek için bir yere muhtaçt?r. Oras? da okuldur. (1923) Bizim dinimiz için herkesin elinde bir de?er ölçüsü vard?r. Bu de?er ölçüsü ile herhangi bir ?eyin bu dine uygu olup olmad???n? kolayca takdir edebiliriz. Hangi ?ey ki akla, mant??a, toplum ç?kar?na uygundur, biliniz ki o dinimize de uygundur. Bir ?ey ak?l ve mant??a, milletin ç?kar?na, ?slam’?n ç?kar?na, uygunsa kimseye sormay?n. O ?ey dindir. (1923) Her sakall?y? hoca sanmay?n, hoca olmak sar?kla de?il, ak?llad?r.(1923) Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdan?nda çekip alamam??t?r ve alamaz. (1923) Milletimizin memleketimizin ilim irfan yuvalar? (okullar?) bir olmal?d?r. Bütün memleket evlad? kad?n ve erkek ayn? ?ekilde oradan ç?kmal?d?r. Fakat nas?l ki, her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yeti?tirmek gerekli ise, dinimizin gerçek felsefesini inceleyerek, ara?t?racak bilimsel ve teknik olarak telkin kudretine sahip olacak seçkin ve gerçek din ilim adamlar?n? da yeti?tirecek yüksek ö?renim kurumlar?na sahip olmal?y?z. (1923) Camiler birbirimizin yüzüne bakmaks?z?n yat?p kalkmak için yap?lmam??t?r. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yap?lmas?n?n gerekli oldu?unu dü?ünmek, yani konu?up tart??mak, dan??mak için yap?lm??t?r. (1923) Hutbeden amaç ahalinin ayd?nlat?lmas? ve ona yol gösterilmesidir, ba?ka ?ey de?ildir. Yüz, iki yüz, hatta bin y?l önceki hutbeleri okumak, insanlar? cahillik ve ça??n gerisinde b?rakmak demektir. ?nsanl?k dini ihtisas ve derin dini bilgilere sahip olup, her türlü bo? inan??lardan s?yr?larak, gerçek ilim ve fennin nurlar? ile mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine her yerde rastlanacakt?r. (1927) Halk?n temiz, saf duygular?ndan yararlanarak milletin maneviyat?na el uzatan kimseler ve onlar?n izleyicileri ve taraftarlar? elbette ki bir tak?m cahillerden ibarettir. Bunlar Türk milleti için sorun olu?turacak durumlar?n meydana gelmesinde daima etken olmu?lard?r. Milletimizin önünde aç?lan kurtulu? ufuklar?nda devaml? yol almas?na engel olmaya çal??anlar hep bu kurumlar ve kurumlar?n mensuplar? olmu?tur. Millete anlatmal?d?r ki, bunlar?n millet bünyesinde yapt?klar? tahribat? hissetmek laz?md?r.(1931) Temeli çok sa?lam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, yüzy?llard?r ihmal edilmi?. Harçlar döküldükçe yeni harç yap?p binay? takviye etmek lüzumu hissedilmemi?. Aksine olarak birçok yabanc? unsur, yorumlar, bo? inançlar binay? daha fazla h?rpalam??. Bizi yanl?? yola sev eden kötü yarad?l??l?lar, bilirsiniz ki, ço?u zaman din perdesine bürünmü?ler, saf ve temiz halk?m?z? hep dini kural sözleriyle aldatm??lard?r. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz. Görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden kötülükler hep din perdesi arkas?ndaki dinsizlik ve kötülükten gelmi?tir. (1923) Her ?eyden önce ?unu en basit bir dini gerçek olarak bilelim ki, bizim dinimizde özel bir s?n?f yoktur. Ruhbanl??? reddeden bu din, dinde tekelcili?i kabul etmez. Efendiler, bir fikri daha düzeltmek isterim. Milletimizin içinde gerçek din adamlar?, din adamlar?m?z içinde de milletimizin hakk?yla iftihar edebilece?i bilginlerimiz vard?r. Fakat bunlara kar?? hoca elbisesi alt?nda gerçek ilimden uzak, gere?i kadar ö?renmemi?, ilim yolunda gere?i kadar ilerlememi?, hoca görünü?lü cahiller de vard?r. Bunlar?n ikisini birbirine kar??t?rmamal?y?z. Seyahatlerimde bir çok gerçek ayd?n din bilginlerimizle temas ettim. Onlar? en yeni ilim terbiyesi alm??, sanki Avrupa’da tahsil etmi? bir seviyede gördüm. ?slamiyet ruhu ve hakikatlerini çok iyi bilen din adamlar?m?z?n hepsi bu olgunluk derecesindedir. ?üphesiz ki, bu gibi din adamlar?m?z?n kar??s?nda imans?z ve hain din adamlar? da vard?r. Fakat bunlar? onlarla kar??t?rmak do?ru olmaz. (1923) Atatürk’ün Dini Anlay??? Din vard?r ve lâz?md?r. Temeli çok sa?lam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun as?rlard?r ihmale u?ram??. Harçlar döküldükçe yeni harç yap?p binay? takviye etmek lüzumu hissedilmemi?. Aksine olarak birçok yabanc? unsur -tefsirler, hurafeler- binay? daha fazla h?rpalam??. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinle?ecek ve sa?lam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu has?l olacakt?r. Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdan?n?n emrine uymakta serbesttir. Biz dine sayg? gösteririz. Dü?ünü?e ve dü?ünceye muhalif de?iliz. Biz sadece din i?lerini, millet ve devlet i?leriyle kar??t?rmama?a çal???yor; kaste ve fiile dayanan taassupkâr(tutucu ve yobaz) hareketlerden sak?n?yoruz. Gericilere asla f?rsat vermeyece?iz. (Asaf ?lbay Anlat?yor, Yak?nlar?ndan Hat?ralar, S. 102-103) Atatürk’ün Allah’?n Birli?i(Tevhid) Esas?na Duydu?u Önem Ey arkada?lar! Tanr? birdir, büyüktür; tanr?sal inan??lar?n belirtilerine bakarak diyebiliriz ki: ?nsanlar iki s?n?fta, iki devirde mütalâa olunabilir. ?lk devir insanl???n çocukluk ve gençlik devridir. ?kinci devir, be?eriyetin erginlik ve olgunluk devridir. ?nsanl?k birinci devirde t?pk? bir çocuk gibi, t?pk? bir genç gibi yak?ndan ve maddaî vas?talarla kendisiyle me?gul olunmay? gerektirir. Allah, kullar?n?n lâz?m olan olgunla?ma noktas?na eri?inceye kadar içlerinden vas?talarla dahi kullar?yla me?gul olmay? tanr?l?k özelli?inin gereklerinden saym??t?r. Onlara Hazreti Âdem Aleyhisselâmdan itibaren bilinen ve bilinmeyen say?s?z denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve elçiler göndermi?tir. Atatürk’ün Hz. Muhammed(s.a.v.) Hakk?ndaki Görü?leri … Peygamberimiz vas?tas?yla en son dinî, medenî gerçekleri verdikten sonra art?k insanl?kla arac? ile temasta bulunma?a lüzum görmemi?tir. ?nsanl???n kavray?? derecesi, ayd?nlanma ve olgunla?mas? sayesinde her kulun do?rudan do?ruya tanr?sal dü?üncelerle temas kabiliyetine eri?ti?ini kabul buyurmu?tur ve bu sebepledir ki, Cenab? Peygamber, peygamberlerin sonuncusu olmu?tur ve kitab?, en eksiksiz kitapt?r. (1922 Nutuk III, S. 1241) Muhammed'i bana, cezbeye tutulmu? sönük bir dervi? gibi tan?tt?rmak gayretine kap?lan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek ?ahsiyetini ve ba?ar?lar?n? asla kavrayamam??lard?r. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmu? bir dervi?, Uhud Muharebesinde en büyük bir komutan?n yapabilece?i bir plân? nas?l dü?ünür ve tatbik edebilir? Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat de?il, belirten bir ilim olmal?d?r. Bu küçük harbte bile askerî dehâs? kadar siyasî görü?üyle de yükselen bir insan?, cezbeli bir dervi? gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çal??mam?za kat?lamazlar. Muhammed bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaral? olmas?na bakmayarak, galip dü?man? takibe kalk??mam?? olsayd?, bugün yeryüzünde Müslümanl?k diye bir varl?k görülemezdi. (?emsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, Cilt: 9, Say?: 100, 1945, S. 3) Atatürk’ün ?slam Dini Hakk?ndaki Görü?leri Bizim dinimiz en mâkul ve en tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolay?d?r ki son din olmu?tur. Bir dinin tabiî olmas? için akla, fenne, ilme ve mant??a uymas? lâz?md?r. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. (1923 NUTUK III S.1240) Büyük dinimiz çal??mayan?n insanl?kla alâkas? olmad???n? bildiriyor. Baz? kimseler zaman?n yeniliklerine uymay? kâfir olmak san?yorlar. As?l küfür onlar?n bu zann?d?r. Bu yanl?? yorumu yapanlar?n amac?, ?slâmlar?n kâfirlere esir olmas?n? istemek de?il de nedir? Her sar?kl?y? hoca sanmay?n, hoca olmak sar?kla de?il, beyinledir. (1923 Atatürk'ün Söz Ve Dü?ünceleri II, S. 128) Bizim dinimiz, milletimize de?ersiz, miskin ve a?a?? olmay? tavsiye etmez. Aksine Allah da, Peygamber de insanlar?n ve milletlerin de?er ve ?erefini muhafaza etmelerini emrediyor. (1923 Atatürk'ün Söz Ve Dü?ünceleri II, S. S. 92) Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vard?r. Bu ölçü ile hangi ?eyin bu dine uygun olup olmad???n? kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi ?ey ki akla, mant??a halk?n menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir ?ey ak?l ve mant??a, milletin menfaatine, islâm?n menfaatine uygunsa kimseye sormay?n. O ?ey dinîdir. E?er bizim dinimiz akl?n mant???n uydu?u bir din olmasayd? mükemmel olmazd?, son din olmazd?. (1923 Atatürk'ün S.D. II, S. 127) Türk milleti daha dindar olmal?d?r, yani bütün sadeli?i ile dindar olmal?d?r demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nas?l inan?yorsam buna da öyle inan?yorum. ?uura ayk?r?, ilerlemeye mâni hiçbir ?ey ihtiva etmiyor. Atatürk’ün Laiklik Anlay??? Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdan?ndan çekip alamam??t?r ve alamaz. (1923 Atatürk'ün S.D. II, S. 66-67) Baylar ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti ?eyhler, dervi?ler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En do?ru ve en hakikî tarikat, medeniyet tarikat?d?r. (1925 Atatürk'ün B. N., S. 93) Bizi yanl?? yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmü?ler, sâf ve temiz halk?m?z? hep din kurallar? sözleriyle aldata gelmi?lerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenal?klar hep din örtüsü alt?ndaki küfür ve kötülükten gelmi?tir. (1923Atatürk'ün S.D. II, S. 127) Laiklik prensibinde israr ediyoruz. Çünkü, millî iradenin, insanl??a mal olmu? de?erlerin belki de en mukaddesi (kutsal?) olan da hürriyeti (özgürlü?ü) ancak lâiklik prensibine ba?lanmakla korunabilir. (Fehmi YAVUZ; Din E?itimi Ve Toplumumuz, 1969) ?nan?p ba?lanmakla, mutlu oldu?umuz ?slâm dinini, yüzy?llardan beri al??ageldi?i gibi bir siyaset arac? haline dü?mekten kurtar?p yüceltmenin pek gerekli oldu?u gerçe?ini görüyor ve biliyoruz. Kutsal ve tanr?sal olan inançlar?m?z? ve vicdan i?lerimizi kar???k ve de?i?ik olup her türlü ç?karlarla h?rslar?n k?p?rdan??lar?ndan bir an önce ve kesinlikle kurtarmak ulusun bu dünyada oldu?u gibi öteki dünyada, da mutlulu?unun gerektirdi?i bir sorumluluktur; ancak böylelikle ?slâm dininin yüceli?i belirmi? olur. Laiklik, yaln?z din ve dünya i?lerinin ayr?lmas? demek de?ildir. Bütün yurtta?lar?n vicdan, ibadet ve din hürriyetini tekeffül etmek demektir. Ona göre düzeltiniz. (Hilmi Ziya ÜLKEN; Laiklik, Ankara Ünv. ?lâhiyat Fakültesi Yay?n?, Ankara, 1975.) |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]