Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program ,Vbulletin Temalar

YENİ AÇILAN BÖLÜMLER
+
Motorlu Araçlar
+ Adalet Sarayı
+
Şifreleme - Güvenlik
+
Web Araçları
+
Dini Program,belge
+
Siyaset Bilimi
+
Youtube Video izle
+
radyo

Kadın
+ Cinsel Yaşam
+
Kadın Hakları Kütüphanesi

+
DUYURU TÜM DOSTLARA
+
[DEW FORUM]Toolbar Full Version İndir
+
Boat Dunyasi

Bilgi Bankası

 

Forumlarda ARA  

,
Geri git   Bedava Resimler, indir oyun, Program, Film İndir , Resimleri Youtube Video, Aşk, Temalar, Şiir, Hikaye, Şarkı Sözleri, Sanatçı Resimleri, Msn Program , Download , Burçlar, Haber, Sağlık Arşivi , Komik Video, Ödev, Sinama, Nokia, Cep telefon Temaları, Aşk Resimleri , Flash Oyunlar , Müzik , Sms , Aşk Sevgi , Program ,Vbulletin Temalar" > Eğitim Şart > Bilgi Bankası > Denizcilik

Nfs BÜtÜn Serİsİ 11 Oyunu

Youtube.com'daki Videoyu Mp3 Olarak İndirme Programı İçin Tıklayınız!

Youtube.com'a Girme Programını İndirmek İçin Tıklayınız!

YouTube' de izlediğiniz videoları bilgisayarınıza indirip rahatça izleyebilirsiniZ

 
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 11-24-2007, 08:26 PM   #1 (permalink)
Super admin

вαяış αкαяѕυ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

вαяış αкαяѕυ Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Dec 2006
Nerden: ๔єยtรςђlคภ๔
Mesajlar: 4.149
Rep Gücü: 27 Rep Puanı: 27 Rep Derecesi: вαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond reputeвαяış αкαяѕυ has a reputation beyond repute
kahve Zokali Takimlarin LÜfer Avinda Kullanilmalari




7.5;ZOKALI TAKIMLARIN LÜFER AVINDA KULLANILMALARI
Zokalı takımlarla kuzeyde, boğazlarda' ve Marmara da Iüfer avlamak Çok kolay ve çok bereketli olduğu için, herkes tarafından benimsenir ve yaygın • • biçimde de kullanılır. Bu bakımdan, çinekop, -sarıkanat, lufer, palamut, kofana ve.torik verimi iİe bilinen• mer' alar; heres tarafından vakitli vakitsiz•yoklanarak tedirgin edilir. Hatta iyi av verebilen yerlerin 'sürekli ziyaret eden o kadar çoktur ki, insan bu kalabalığın arasında kaldığı• sürece bir rahatsızlık ve huzursuzluk duyar. Halbuki, oltacılıkta yapılan•işden sonuç almak ve alınan sonuçdan da huzur duymak esası var olduğundan, çalışmalann ağırlığı bu yöne meylettirilirse, daha faydalı olur. Durum kalabalıktan uzak kalmak ve'bir başkası tarafından tedirgin edilmemek amacına yönelik olacagı için, çahşmJarı kimsenin bilmediği veya bullamadığı yerlere kaydırmanın çok büyük faydası göriilür.
Lüfer bir'mevsim balığıdır. Bir yerde göründüğü zaman benzeri olan bir başka yerde de. bulunabilmektedir. Amaç için, yukarıda değindiğimiz mera özelliklerinin araştırılrmasına ağirlık venlirse, başarıya ulaşmamanın imkanı yoktur. Ne var ki, lufenn varlığını kanıtlayan işaret ve belirtilerin ilk bakışta ve •birden farkedilmesi mümkün degil-. Ama aşağida tarif edeceğimiz avlanma yöntemi aynen uygulanacak olursa, eşine pek az rastlanan bereket içine girmek işden değil. Bu uygulama• şudur
Sabah güneşin doğmasından sonra, çaparaya çıkılır. Amaç Iüfer avında kunanilması gereken yemi tedarik etmektir. Tedarik edilen. yemin tek türii ile yetinilmesi doğru olmalı. Çünkü, o gün için liifer!erin hangi yem peşinde olduklarrnın kestiriImesi mumkun degildir. Her'nekadar lüfer için en geçerli' yemin izmarit olduğu bilinmekte ise de, bazen balıkların•bu yeme bile beklenildiği • ölçüde ilgi göstermedikleri göriilür. O zaman • çapara ile alinan yemin kuUanilmasi yolurıa gidilir. Dunımua ne olduğunu belirleyen gene balığin kendisidir. Çünkü çapara ile avlanırken, yakalanan balıklardan hiç değilse birinin, çapara iğnesi üzerinde sadece baş olarak çıkması, lüferlenn hangi yem peşinde olduklannın en kesin kanıtıdır. Butür gelişmenin görülmesi halinde de o yerin lüfer avalamaya yatkın bir mer'a olduğu hemen anlaşılmalldır. Bu oluşum, avlanmak için bir başka yer arama ihtiyacını ortadan kaldırır.
Genellikle yem tedariki için, kullanılan:: çaparadan ya istavrit veya benzeri iriliktek akyemlerin : alınması olanağı vardır. Hatta, 'avlanmamn ağırlık noktasını istavrit.oluştunır. Ama,:belki lufer o gün için çaparadan.• çıkan' yeme istek göstermeyebilir.. O zaman baş yem olan izmarite döniilmesi gerekir. Bu bakımdan yeteri kadar istavritin alınması sonra, çalışmaları izmarit avlamaya yöneltmelidir. Gerek istavritin ve gerekse•inıarit hatta diğer akyem turlerinin bol miktarda kalanabildikleri mer' alar.bilinmektedir;Bilinmese bile, kısa bir araştırma, insanı beklediği sonuca götiirebilir,
İstavrit avlamasında çapara kullanılması asıldır ama, aynı takımla inıarit avlamayr ginşmek doğru oimaz. Bu amacı gerçekleştirmek için de yemli çapara.kullanılır. Yemli çaparanın yemleri her ne kadar önce bölümünde belirtilmiş ise de, eldeki istavritlerden faydalanma yoluna• gitmenin de her hangi~ sakıncası yoktur. Halbuki yemi çapara ile inıarit avlamada kullanılacak baş yem, hum adı verilen ufak midyilerin içidir. Biz elde mevcut olan yemden faydalann düşündüğümüzden, istavrit yemini ileri sürdük.
Ufak parçalar halinde kesilen istavrit etini igneIere takdıkktan sonra, (istavrit etleri yemli çapara iğnelerine, lokma yemler gibi takılır.) takimı özel bölümünde tarif edildiği gibi kullanmal•ırdır.. Böylece bilinen meralar da girişilen avlanmadan da bol miktrarda izmarit alınır ve istavritler gibi livarlanır.
Bundan sonra yapılacak işi istirahata çekilmek veya oğle•yemeği•:hazırlığına girişmektir. Sandala her zaman,için pikniğe yönelik ~komanyanın bulundurulması alışkanlık haline getirilmiş olacağından ateş yakmak, balık pişirmek , çay. kaynatmak, hatta hava müsait ise, su başında veya ağaç gölgesinde takım hazırlamak olagan işlerden sayılır. Böylece sürdürülen lüfer avcılığı hazırlıklannın pek tatlı ve pek keyifli tarafları da vardır.
Güneşin batıya meyletmesinden sonra, çalışmalara yeniden başlanır. Ama, bu defa amaç yem tedarikine değil, Iüferlerin bulunduğu ve sürekli olarak eğlendikleri yerin bulunması çalışmalarına aittir. Gerçi, çaparanın kullanllması sırasında işaret alınmış ve bir kanıya varılmştır ama, gayet hızlı bu çalışma içiıe 'girmek olduğundan daha verimli bir alanın bulunması elbette ki faydasız olmaz. Bu amaç için de, iki tiir avlamadan birinin uygulanmasına girişi!ir.Bu aviamalarin birincisi •kaşık çekmek, ikincisi de, sandal peşinde yemli pişkova sürütmektir. Birinin olmadığı yerde diğerinin rahatlıkla kullanilması o!anağı vardır.
Her iki uygulamada ki işin ağırlık noktalannı burun başları ile koylara açılan dere ağrzlarına rastlamaya. gayret etmeİidir. Derelerin akar veya kumlu olmalarının pek önemi yoktur. Dunım, bu derelerin koylardaki deniz dibi oluşturmaların'dan faydalanmayı ,•amaçlar.
Bu şekilde sürdüriilen avlanma sırasında kaşık veya pişkovaya ilk balığın atladığı yer neresi ise,,hemen oranın kertenzi alınmalı ve istenirse o yere ufak bir şamandıra bırakılmalıdır. Balık tutuldu diye, gene,dönüp aynı yerden bir daha geçme ve bir balık daha yakalama isteğine asla kapılmamalıdıi. Oluşum belki bir rastlantı olabilir. Rastİantı olmasa biİe balığın tutulduğu yeri peş peşe hareketlendirerek sürünün tedirgin edilmesi asla doğnı olmaz, Çünkü .•,sürü, mutlaka kendi amacı için orada dur,maktadır; Eger bu raştlantıdan sonra, balığın tutulduğu yerin kıyı kesimlerinde bir araştırma• yapılacak olursa, bu'bulunuşun sepibebi derhal`anlaşılır. Onun için, kaşık çekmeye veya,• yemli pişköva surütmesine bir• süre •daha devam edilebilir, Bu. tür çalışmanın -amacı da,o merada başka surülerin bulunup bulunmadığını anlamaya yaradığı içn:girişmelidir. Eğer süıdürülen uygulama olumlu bir sonuca bağlanabildi ise, koyun önünde buyük bir Iüfer yaylım alanı var demektir.. Hemen avlanmayı kesmeli ve akşam beklenmelidir.
Çalışmalar tarif edildiği biçimde yüriitülür ve mer' a özelliklerine dikkat edilecek olursa avlanılacak yerin bulunması zor olmaz. Gün batımından evvel yani, güneş kavuşurken, sandalın demirleme işi bitirilmiş olmalıdır.
Sandalın demirlenmesi, daha dogriısu • çift demir ve çift şamandıra uygul•aması ile tonozlaması çalışmalannda dikltat. edilmesi gereken durum şudur:
Lüfenn, kaşığa veya pişkovaya yakalandiğı`yerin kerteriz noktasındaki su derinliği ölçülecek olursa, 9.5 - 13 kulaç olduğu görülür. Ne var ki; gece keneriz noktası üzerine yakılacak lambanın•işığıi 9.5•ku'laçtan aşağı derinliklere fazla ve13• kulaçtan daha derin sulara az gelir. Durumu ayarlayabilmek için, iki demir arasındaki uzaklığı biraz geniş tutmalıdır. Bu gereksinmeye göre birinci demir kıyı yönünde olmak üzere altı, ikinci demirde açıklara doğnı 18 -19 kulaca indirilmelidir. Bu uygulama ile sandala geniş ölçüde gezindirme alanı temin edilmiş olur. Dunım o gün için sudaki bulanıkliğın, lamba ışığına göstereceği etkinin ayarlanmarı bakımından faydalıdır. Çünkü lamba ışığının yakamozu kesmesi ile beraber deniz dibinden yukarı doğru da yansımaması gerekmektedir. Dunılması gereken yeri balıgın kendisi yeme gelmekle belirler. Ortalık karardığı harde balık yeme gelmiyorsa çekindiği bir göriintü var demektir. O zaman tonoz iplen gevşetilir ve sandal biraz daha derin suyu bulunan yere doğnı kayduılır. Balığın yeme gelmeye başlaması, su ile ışığın olumlu duruma girdiğini gösterir. Ama bazen bu işin tersi de oluşabilir. Suların çırpıntı veya karadan gelen akıntılar sebebiyle bulanık olacağı dikkate alınmalı ve sandalı derinlere dognı değil de, daha •sığ sulara doğnı kaydınnahdır.'Bu derece titizlik içinde yiiriitülen çalışmadan elbetteki bereketi bir sonuç beklenir.
Lüferin yeme gelmesini bazı kimseler çok aptalca bir davranış olarak görmektedirler. •Çünkü: onun.yeme geldigi diğer balıkların yeme gelmelerinden hiç birine benzemez. Isınp koparmanin oluşturduğu sarsıntılar şeklinde duyulur. Ne var ki, Iüferlenn dişleri çok keskin oldugu için bu sarsıntıların ele yansıması hafif tıkırtılar şeklindedir. Buna rağmen, lüferlerin zokaya yakalanmaları çok kolay olduğu için, avlananlar bu kanıya varmaktadırlar. Halbuki, lüferlerin zokaya kolaylıkla yakalanmalarının sebebi, aptalca davranışlanndan değil, pek cesur ve kendine güvenir biçimde yemi koparma çalışmalarından ilen gelmekttdir. Lüferlenn yeme gelmelerindeki kurnazlık, su ile işinin uyumlu dunımda bulunmaması ve bir de, zokada gümüş veya benzeri balıklarin bütün olarak zokaya takılmaları sırasında göriilmektedir. Çünkü bu dunımda yeme gelen her lüfer, bir çırpışta yemi yarı yerinden keser ve kaçar. Oluşumun ayrıntılannı bilmeyen veya farkedemeyenler, zokaya hemen hırsız iğne koyma girişiminde bulunurlar. Çaba, avlanmayı bir derece olumlu yola sokar ama, bereket derecesi gene de beklendiği şekilde gelişemez. Yarı yarıya hatta, daha da az olan bir sınır içinde kalır. Bu bakımdan balıkların yemi kesip kaçmaları• halinde, hrrsız iğne kullanmak eğilimi içine girmekie beraber, balığı kusurun da mutlaka bulunup düzeltilmesi gerekir. Bu kusur ya bedenin balığa görüntü vermesi veya yemin zokaya gereği gibi takılmamış olması şeklinde yonımlanmalıdır.
Burada, gereksinmelerine değinmeden, lamba yakma ve lüferleri ışık tutma eylemine birden girişiverdik. Halbuki lüfer avlnda lamba yakmanın bir yeri ve bir zamanı vardır. Her yerde ve her avlanmada lamba yakılmaz. Her lambanın yakılması da lüfer avında geçerli değildir. Gerçi bu oluşturmanın kurallaşmış ve herkes tarafindan yaygın biçimde kullanılır hale getirilmiş bir dunımu vardır ama, uygulama ancak becerilebildiği ölçüde geçerli dunıma girmektedir•. Dikkat edilecek olursa, büyük takımlar, lamba yakma gereksinmelenni duydukları zaman (ki bu süire ılıman günler süresini kapsar) daima sarkıtma şekline dayalı olan lambaları kullanırlar. Bunun bir sebebi olması lazımdır. O halde lüfer avında kullanılmasl gereken lambalar da neden aynı göriintü içinde olmasın ?
7.5.1. LÜFER AVINDA NE İÇİN VE NEDEN LAMBA GEREĞİ DUYULUR?
Karada olsun, denizde olsun, pek çokl canlının ışığa karşı geniş ölçüde ilgi bilinmektedir. Kuvvetli ışık merkezi mıknatıs gibi canlıları kendine doğru ,çeker. Bu oluşmanın önune geçilemez, yani oluşması istenemez. Karada kelebekler böcekler, örümcekler, çekirgeler hatta yılanlar ışığı yandığı yere şuursuzca bir isteği ile gelirler. Bu durum demek böyledir. Pek çok balık türü ışığa gitme isteği gösterebilir. Bazı kimseler lamba yakmanın, yakamozu kesme amacına: olduğunu söylerler. Bu da doğrudur. Bir yandan da balıklan etkili olduguna alan içine çekerek toplar. Şu halde denizlerde lamba yakmanın iki ayrı amacı olduğu anlaşılır.Birincisi, baliklan ışık alanına toplamak ikincisi de kullanılan takımı, yakamozu kesmek suretiyle balığin giörünüşünden saklamak
Balık avında kullanılması gereken lambanın, kuvvetli ışık veren cinsten olması lazımdır. Bu suretle genişe yayılabilen ışığın balıkları kendini çekmesi ve sonuç olarak da ışık altında toplanmaları sağlanmış olur.Lamba yakma gereksinmesi, ay karanlti gecelerde daha geçerlidir.•. Aydınlık ve mehtaplı gecelerde yakılan lambaların gecelerdeki kadar başarılı sonuç:vermediği bilinir.
Eskidcn balık avlamada Çıra asetilen gaz yağı, mazot yakan aygıtlar kullanılırdı. Günümüzde ise, jeneratör kullanan yaşlı ve tecrübeli reisler, jenaratör kullanmanın balık nesline zarar vermekde ve bu usulün sullarımızda yasak edilmesini ısrarla istemekdirler. Doğrudur. Çünkü, jenaratör ile elde edilen ışığın kuvveti kadar çıkarılabilmekte ve zamanı olmadığı halde kullanllarak, çok derin bırakmak üzere yatan balık sürülerini tedirğin ederek kabarmalanna ve lamba yakamalarrna sebeb olmaktadır. Bu aletler ilk ] kullanildıkları senelerde, motorlar dolusu uskumru yakalama olanağı bulunmuş fakat bu gün uskunını balığı aranılır duruma gelmiştir. Hele Marmara denizi, hakikatten aranacak duruma sokulmuştur.
Oltacılıkda, çok kolay ve kolaylığı ölçüsünde yaygın bu alışkanlık haline girerek kullanılan iki türlü lamba vardır. İyi ve bol ışık vermesi ile tantnan bu iki aygıttan biri gaz yağı , diğeri de sıvılaşanlmış petrol gazı yakan lüks lambalardır. Her ikisi de denize meylettirilerek, sandalın küpeştesine bağlamak süretiyle kullanılır. Bu ginşim avlanma için bir dereceye kadar geçerlidir ama, kullanmak için bazı zararlı sonuçlann doğmasına sebep olmaktadır. Önıeğin, akşamda sabaha kadar çalışma gereği duyan kimseler ertesi gün gözlerinin şiddetle yandığını ve gözlerinin içine bir avuç kum atılrmş gibi söylerler. Bu dunım çok kuvvetli ;lambalarının göz seviyesinden aşağıda bulunması sebebi ile, sürekli olarak gözleri etkilemesinden ileri gelmektedir. Ş,u halde, bu tür girişimler için kullanılması gereken ışık kaynaklarının avlanırken, baş üzerindeki bir yükseklikte tutulmalan gerekmektedir.
7.5.2.GECE IŞIKLA LÜFER AVI
Henüz ortalık aydınlık iken bitinlen sandal tonazlamasını, ışığın yakılması takip eder. Yemler'de çok önceden kesilmiş ve olacağından avlanmaya girişmede bir sakınca kalmaz.
Zokanın yemlenmesinden sonra, takım açılır ve iskandil ile tesbit edilen derinliğe indirilir.KaranIığın başlaması ve ışığın etkili duruma girmesi ile başlayan avlanma, aralıksız olarak o kadar hızlı gelişme içine girer ki insan bayağı yonılur ve terlemeğe başlar.
Lüferin yeme gelmesinde kendine has bir özellik vardır.. Balığın kesme ve koparma gücü yüksek olduğu için yeme gelme sırasında ki sarsıntılar, tok değil hafıf bir tıkırtı şeklinde duyulur. Tıkırtıının sezilmesi ile beraber yemi hemen biraz daha askıya alma girişiminde bulunulmall ve tıkırtının sürdüğü duyar duymaz da tasmayı atmalıdır İşte lüfer avlamanın bütün incelikleri, bu tür davranışın zamanında uygulanmasındadır. Tasmayı yiyen Iüfer, diğer tür balıklarda olduğu gibi kaçma ve o yerden uzaklaşma çabasına girişmez. Ya ne oldugunu anlamak için olduğu yerde durur ya da, canını yakan şeyi kesip koparmak için fırsat bekler . Hakiıkatten tasma atıldıktan sonra balığı hemen çekip alma işine girişilmez ise, takımuı birden boşaldığı göriilür. İşte beden kesilmiş, balık Zoka ile beraber kaçmıştır. Bu gelişmeye meydan vermemek için, tasmayı atar atmaz takımı, mümkün olan en hızlı biçimde çekmeli ve balığı bir an önce sudan çıkarmağa gayret etmelidir. Eğer balığın çekilmesinde ağır ve yavaş hareket edilecek olursa, takımın kesilmesi ihtimal dahiline girer. Çünkü Iüferler zoka ile yakalandıktan sonra diğer balıklar gibi direnmez. Çekme sırasında takımın üzerine doğnı gelerek, doğacak en küçük fırsattan faydalanıp onu kesme gayreti içine girerler.
Lüferler için uygulanan bu şekildeki avlanma yöntemi; torik ve palamut avı için de, aynen geçerlidir, Gerçi torik ve palamutların Iüferler gibi bedeni kesip kaçma yeteneklen yoktur. Çünkü onların diş yapıları Iüferlerinkine benzemez. Onlar da sivri ve keskindirler ama, seyrek yapıda olduklan için beden ve kösteklerüzennde etkili olmamaktadrrlar. Sadece, derin suda yakalandıkları için, sudan çabuk çekip çıkarma gereği duyulur.

4.14.YELDİRME İLE LÜFER AVI


Bu takımın bir adını da, bazı yörelerde, ‘Uzun olta’ denilmektedir. Gerek donam gerekse kullanma şekli, yeldirmelerin aynı olduğu için, bilhassa değinmek istedik.

Diğer taraftan, bu takımın donam çalışmaları, çok zor ve hayli marifet isteyen bir beceriyi gerektirmesine rağmen, avındaki bereket sebebile, değinmeden ğeçemedik.


4.14.1.LÜFER YELDİRMESİNİN (UZUN OLTASININ DONATILMASI)


Elemanları:

1.Olta iğnesi,

2.Beden,

3.Çelik veya bakır tel,

4Fırıldak,

5.Şamandıra,

6.Kıstırma,

7.Olta ipi,

8.kelebek.


1.OLTA İĞNESİ

Bu takımda kullanılacak olta iğnesinin, bir dereceye kadar uzun saplı olmasına dikkat edilir. Bu sebeble seçilecek iğne kaliteleri, 1250-1251 olarak belirir. İlk günlerde, yami, ağustosun yirmisinden sonraki günlerde 1no., Eylül ve sonraki günler için ise sırasıle,1/0, 2/0, 3/0 olarak seçilmelidir. Çünkü, Ağustosun yirmisinden sonra görülen koruk lüferi, henüz pek iri değildir. Bu bakımdan, iri iğne kullanılmasını gerektirmez. Yukarıda değindiğimiz kalitelerin bir numarası başlangıç için en geçerli iğnedir.

Lüfer yeldirmesinin iğneleri, bedenlere bağlamanın iki yolu vardır. Birincisi, (Şekil 8-10) de gösterilen, iğne düğümü uygulaması, ikincisi de, ibrişim sarmasıdır. Düğüm uygulamsı, diğer takımlarda kullanılan bağlama şeklinin aynıdır. Yalnız, burada düğümden artan ve iğne sapı üzerinde görülen beden ucu nun biraz mesafeli olarak kesilmesi gerekir. Örneğin çökermelerde, düğümden arta kalan bedenin kısa ucuna,1.5-2.0 mm.lik bir boyut veriliyorsa, bu takımada, 2.5-3.0 mm.lik bir uzunluk vermemek lazımdır. Bu fazlalığa, bakır telin beden üzerine sarılması uygyulamasında, çok faydası görülecekdir.

İbrişim uygulaması için ise, düğüm sadecbedenin, iğne bağlanacak ucuna, üç sarımlı olarak vurulurve pense yardımı ile de iyice sıkıştırılır. Bundan sonra bedenin düğümlü ucundan sarkan fazla naylon, gene düğümden, 2.5-3.0 mm. kadar uzağından kesilir.

Bu şekilde ucuna köstek başı düğümü vurulan bedenin düğümlü ucu, iğne sapı üzerine yatırılır. Bedenin düğümlü ucu, iğne palasının arkasında kalacak ve düğüm ile iğne palasıarasındaki2.0 mm.lik mesafe ibrişim ile ve kazık bağı vurulmak suretile doldurulacakdır. Böylece düğümlü uç, iğne sapı üzerine yatırıldığı zaman, düğüm ile iğne palası arasındaki boyut 2.0 mm. olarak belirlenmiş olur. Bu mesafe, kazık bağı vurulmak suretile, ibrişimle dolduruldukdan sonra, bedeni kuvvetle çekip, sarımın sıkışarak, iğne palası dibine oturması sağlanır.

Bu şekilde iğnesi bağlanan beden, diğer işlemlerin uygulanabilmesi için, bir kenara bırakılır.


2.BEDEN


Bu takımda kullanılacak bedenin uzunluğu, 50-60 cm.yi geçmez. Kalınlığı ise, 0.30-0.35 mm.dir. 50-60 cm. olarak boyutlandırılan beden, kasa gözü oluşturulmasından sonra, 40-50 cm. uzunluğuna düşer ki , normaldir.


3.ÇELİK VEYA BAKIR TEL


Lüfer grubu balıkların, olta bedenlerini, gayet kolaylıkla kesip koparabildikleri bililnmekte olduğundan, lüfer avlamak amacı ile donatılan bir takımda ilk akla gelen şeyin, bedende çelik tel kullanılması olur. Halbuki, çelik tellerin takma sokulması, sağlamlık ve güvence yerine, daha geniş, kırılma ve kopmalara sebebiyet verir. Çünkü, çelik teller, gerek iğnelere, ve gerekse, bedenlere, ne türlü uygulama ile bağlanırsa bağlansın, eninde sonundamutlaka veya kırılır. Çünkü, olta ile yakalanan lüfer balıklarının, sudan çokarıldıktan veya balık iri ise, başısudan kesildikten sonra, çok hırçın hareketler yaptıkları görülür. Kendine has bir ayrıcalık gösteren bu tür hareketleri, başka hiç bir balıkta görmek mümkün değildir. Oltacılar, lüferin bu hırçın hareketlerine ‘Tırlama’ adını verirler. Tırlama, bir tür çırpınma veya silkinme demektir. Balıkdaki bu hareket, o kadar hızlı ve kuvvetli olur ki, askıya alınan balık, bedenibu hareketi ile mutlaka keser.Eğer bedende çelik tel kullanılmış ise, takım askıda iken, balığın silkinmesi, çelik teli eğip bükerek fena halde etkiler ve kırar. Bu kırılıp kopmalar genellikle, çelik tellerin bağlantı yerlerinden hemen gelişivermektedir. Bu bakımdan, Lüfer avlamak üzere donatılan yeldirme takımlarında, çelik tel kullanma yerine, sarma işini uygulamak, daha garantili sonuçlara gitmek demektir.

Sarma, beden üzerinin, pek yumuşak olan, elektrolit bakır tel ile gayet düzgün biçimde, sarılıp, katlanması demektir. Bu ise, pek kolaybir iş değildir ama, her nedense, beden ve köstekleri bukadar kolaylıkla keebilen lüfer balıkları, yumuşak bakır telle sarılan bedenleri, kolay kolay kesememektedirler. Nevar ki, bedenlerin, bakır tel ile sarılıp kapatılmaları zor olmakla beraber, hayli ustalık ister. Ağustosun yirmisinden sonra, koruk lüferini, yeldirme takımlarla avlamağa gönül verenlerin, kendi takımlarını, kendilerinin donatmalarına yardımcı olabilmek için, uygulamanın açıklamasında fayda görmekteyiz.

Bu iş için, gerekli beden ve olta iğnesi, belirtilen özellikde seçilerek alınır. Tarif edildiği şekilde, iğne bedene bağlanır. Bağlam işlemi ister düğüm ve isterse ibrişi yöntemi ile başarılsın, farkedilmez. Sadece, bağlam işleminde, oluşması istenen özelliklere, yer verilmesi yeterlidir.

Bağlamada asıl dikkat edilmesi gereken özelliklerden biri de,bedenin iğne palası arkasında kalmasına dikkat edilmesidir. Yani, beden üzerine konan köstek başı düğümünün, iğnenin sivri ucu önünde kalmasıdır. Bu gereksinmenin takımda yem takma bakımından çok büyük rolü olacağından uygulamasında fayda vardır.

Bedene bağlanmış iğnenin, sap kısmı üzerinde oluşan düğüm artığı 2.5-3.0 mm. uzunluğundaki naylon ip ucunun, iğne sapı üzerine düzgün bir şekilde yatırılmasından sonra, elektrolit bakır ile, naylon ipin bittiği yerden başlamak üzere,gene naylonipin kendisi ile oluşturulan düğüme doğru bir sıra kazık bağı vurulur. Eğer, bakır telin kalınlığı, oluşturulan kazık bağı ilmekleri ile, naylon ipin oluşturduğu, düğüm yüksekliğini bulmamış ise kazık bağı ilmeklerine, bir sıra daha devam edilerek, sarım yüksekliği ile, düğüm yüksekliği, bir hızaya getirilir. Bundan sonra artık, kazık bağı vurmaya gerek kalmaz. Sarıma geçilir. Sarım, bakır telin, bedenin oluşturduğu düğüm ile, bedenin kendisini, düzgün biçimde, sarıp katlaması demekdir. Sarım sonucu, telli müzik aletlerinin, kalın telindeki sarımın, aynı görüntüsünü vermelidir. İşin en ince noktasıda buradadır.

Sarımda kullanılacak bakır telleri, ya çarşı ve pazardan veya, kablo artıklarından, yeter uzunlukta olanları seçmelidir. Eğer bakır teller kablo artıkalarından seçilecek ise, onların zedelenmeden, üzerindeki, izalasyonlardan arıtılmaları gerekir. Böylece elde edilen, çok katlı çıplak bakır tellerden biri, gene zedelenmeden, diğer eşlerinden ayrılır. Ayrılan bir tek bakır telin uzunluğu, 50-60 cm.den az olmamalı ve bakır telin çap kalınlığı da0.15-20 mm.yi geçmemelidir. Gecerse, sarım kalın düşecegindentakımı ağırlaştırır ve coğu zaman yemi dipleterek avlanmayı bozar.

Böylece elde edilen bakır tel ile, yukarıda tarif edildiği şekilde, iğne sapı üzerine bir veya iki sıra kazık bağı vurulduktan sonra, ilmeklerin iğne sapına ve düğüm dibine, iyice oturup oturmadıklarına bakılır. Oturmuşlarsa, bakır tel koparılmadan, hafif hafif tartaklanarak çekiir ve ilmekler biraz daha sıkıştırılır.

Böylece telin iğne sapına ve düğüm dibine iyice yerleşmesi sağlanır.

Bundan sonra, sarıma, yani bakır telin bedene dolanması işine gecebilmek için,bedenin uzun olan iğnesiz ucunu serbest bırakmalı ve bakır teli de, iğnesapı ve bedene dikey duracak şekilde, sıkıca tutmalıdır. Sonra, üsten baş parmak, alttanda işaret parmağı ile, düğüm üzerine basmalıdır. Parmakalrın düğüme baskısı ne kadar fazla olursa, sarım o derece sıkı ve düzgün olur. Bu şekilde tutulan düğüm, parmaklar arasında bakır tele doğru ovalar gibi, tek yöne yuvarlanacak olursa, bakır telin düğüm ve sonrada, beden üzerine sarıldığı görülür.

Bakır tel sarımının, iğne üzerindeki düğümü güzelce kapattıktan sonra, iğne palasını da, aynı şekilde örtmesine izin verimez. Tel düğümü kapatır kapatmaz, sarımı beden üzerine aktarmalı ve iğne palası, serbest ve çıplak bırakılmalıdır. Bu oluşuma, yem takmada, şiddetle ihtiyaç duyulacaktır.

Tel sarımın, düğümü kapatmasından sonra, beden üzerine aktarılan düğümü, iğne palasının gerisinde ve dibinde kalan çıplak bedeni de, iyice örtebilmesi için, gerek iğne, ve gerekse beakır tel serbest bırakılır. Sarım, beden üzerinden iğneye doğru sıvazlanarak, beden üzerindeki tel halkaların iğneye doğru kaymaları ve ve bedenin çıplak kalmamsı istenen düğüm dibinin doldurulması sağlanmalıdır. Artık bundan sonra parmaklar, düğümü değil, bakır teli izleyecektir. Çünkü, tel, beden üzerine sarıldıkca, hem yürüyecek ve hem de, yürüme dolayısyla kısalacaktır. Yalnız, bu ovalamayı andıran yek yönlü yuvarlamada, bakır telin , yuvarlamyı uygulayan iki parmak arasından kaçırılmaması lazımdır. Kaçırılırsa, ya sarım hakaları bir biri üzerine biner veya aralıklı olarak sarılarak, spiral bir örüntü içine girer. Spiral oluşumu, sarımın iğneye doğru sıvazlama suretile kaydırılıp düzgün duruma sokma olasılığı vardır ama, tel halkalarının ist üste binmelerinin onarılma imkanı yoktur. Bu bakımdan bakır teli, iki parmak arasından kaçırmamağa, çok dikkat etmelidir.

Sarımın, beden üzerindeki boyutu, 8-10 cm.yi bulması halinde bakır tel ile beden üzerindeki sarımın bittiği yere, iki veya üç adet kazık bağı vurulur. Böylece son bulan sarım, bakır telin kazık bağı ilmeğinin dibinden koparılarak bitirilir.

Bundan sonra, beden üzerine, bir kasa gözü oluşturma işlemine gelinir. Bu iş için, bedenin serbest ucu , kendi üzerine katlanarak, oluşan büyük halka ile,gene bedenin kendi üzerine, iki veya üç sarımlı bir düğüm vurulur. Oluşturulan bu düğüm iyice sıkıştırıldıktan sonra, düğümnden artan kısa uç, kesilerek atılır.

Kasa gözü, bedenin, olta ipi ucundaki fırıldağa, kolayca takılıp sökülmesi bakımından yararlidır. Avlanırken, hızlı bir çalışma işine girildiği zaman, işe gerekli çabukluğu verme bakımından çok faydası görülür.

Balığın her yanlayışında, takımda oluşacak eksiklikve aksamalarla uğraşmak yerine,bedeni kasa gözü yardımı ile, olta ipinden ayırmak her halde kolay olsa gerekir. Çıkarılan sakat bedenin yerine, yenisini takmakta, aynı kolaylık içinde yürütüleceğinden, avlanma akasamaz. Bu sebeble, sarmalı beden hazırlıklarına girişildiği zaman, işi, bir tek beden yapıp bırakmamalı ve mümkün olduğu kadar çok beden hazırlayarak, avlanmaya gereken hızı vermeğe gayret etmelidir.

- ●● Eмяê ●● // || ®
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla