![]() | YENİ AÇILAN BÖLÜMLER | |
| | #1 (permalink) |
| Root Administrators ![]() ![]() Kurtarici Şuan
Çevrimiçi Kayıt Tarihi: Sep 2007 Mesajlar: 4.023
Rep Gücü: 10000
Rep Puanı: 10000
Rep Derecesi: ![]() | yer:Amerika Birleşik Devletleri Zaman:1960lar John arkadaşıyla konuşuyordu. Yine işsizdi. İş arıyordu. Arkadaşı ona bir iş bulamamıştı fakat ona bir öneri sundu: Gazetede iş ilanlarına bakmak. John bunu hiç düşünememişti. Arkadaşından ayrıldıktan sonra gazeteciye gitti ve bir gazete aldı. Gazetedeki haberlere bakıyordu. İş ilanlarına gelmeden önceki sayfada bir bölüm dikkatini çekmişti. Bu bölüm arkadaş arayanların bölümüydü. Biraz alaylı şekilde ilanları okudu. Hepsi saçma sapan tanıtım ve istek yazılarıydı. Fakat içlerinden bitanesi gerçekten dikkatini çekti. Bir bayanın yazısıydı. Rumuzu Sonbahar'dı. Herşeyi ile bu kadın beklediği bir kadındı. Evet şu ana kadar bir kaç tane kız arkadaşı olmuştu. Üstelik çok yakışıklıydı. Ama o hep bir şeklide Sonbahar gibi birisini arıyordu. Ama bulamamıştı. O an kafasına yalnızca bir şey takılmıştı. Bu kız gerçekten kendini anlattığı gibi miydi? Burası bir vitrindi ve herkes etkileyici olmak için çırpınıyordu. Bu düşünceye rağmen Sonbahar'a cevap yazmayı düşündü. Çünkü kaybedecek hiçbir şeyi yoktu. Denemekten ne çıkardı ki? İş ilanlarına bakmayı unutup hemen Sonbahar'a mesaj yazmaya koyuldu. Cevabı bir an önce gönderdi. Derkan birkaç gün sonra Sonbahar'dan cevap geldi. Evet bu kız gerçekten de yalancı değildi. Bunu az çok anladı. Ve mektup arkadaşlıkları başladı. Uzun bir mühdet mektuplaştılar. Derken, John'a bir çağrı geldi. Bu askerlik çağrısıydı. John'u Vietnam'a savaşa gönderiyorlardı. John bunu az çok bekliyordu. Sonbahar'a mektup yazdı ve durumu bildirdi:" Seninle bu kadar zaman çok iyi bir arkadaşlığımız oldu. Eğer istersen bunu burada bittirmek istemiyorum. Sana Vietnam'dan da mektup atmak istiyorum". Sonbahar elbette kabul etti. Mektuplaşmalar Vietnam'da da devam etti. Savaşın en yoğun olduğu zamanlarda bile John mektuplarını hiç eksik etmedi, tabi ki Sonbahar da. İki yıl öylece geçmişti. John yalnızca 4 kez önemli olmayan yaralar almıştı ama ciddi bir sorunu yoktu. Artık dönme zamanı gelmişti. John dönme zamanından bir hafta önce Sonbahar'a bir mektup yazdı."Eğer sen de istersen geri döndüğümde seninle buluşmak istiyorum.Yalnız, bana bir fotoğrafını gönderirsen sevinirim." dedi. Cevap çabuk geldi: " John, seninle buluşmayı ben de çok isterim. Ama sana fotoğrafımı göndermiyorum. Çünkü bu hiç önemli değil. Biz birbirimizin ruhunu sevdik, fiziğini değil. Geleceğin gün garda olacağım. Beni tanıman için üzerime mavi bir elbise giyeceğim ve sağ yakamda bir sarı gül olacak. Sen de istersen şapkanı ters giyebilirsin. Görüşmek üzere. Seni Seviyorum." John mektubu okuyunca biraz üzüldü. Çünkü fotoğraf bekliyordu. Ama nasıl olsa birkaç gün sonra onu görecekti. Tren gara geldiğinde garda bir curcuna yaşanıyordu. Bir anda garda yüzlerce asker trenden inmişti. Herkesin ailesi de onları bekliyordu. John etrafına bakınırken ileri kendisine doğru gelen çok ama çok güzel bir kadın gördü. John mutluluktan uçuyordu. Bu kadar güzel olacağını hiç tahmin etmemişti Sonbahar'ın. Kadın geldi ve gitti. John peşinden gitti. Fakat kadın John'u tersledi:" Sanırım beni birisiyle karıştırdınız". John şaşkına döndü. Çok acayipti. Çünkü kadının üzerinde mavi bir elbise vardı ve sağ yakasında da sarı bir gül duruyordu. John o şaşkınlıkla öylece kaldı. Gar neredeyse boşalmıştı. John kendini toparladıktan sonra etrafına bakında. Ama kimseyi göremedi. Sonra aklına bekleme salonu geldi. Hemen oraya gitti. Bankların üzerinde bir kadın oturmuş bekliyordu. Üzerinde mavi bir elbise ve sağ yanında sarı bir gül vardı. Ama bir John şok oldu. Kadın çok şişman, bakımsızdı. Saçları yağlı idi. Hem de çirkindi. Kendi tuvalete attı zar zor. Bu kadın çok ama çok çirkindi. Oradan kaçıp gitmeyi düşündü. Ama aklına Sonbahar'ın bir sözü geldi:" Biz birbirimizin fiziğini değil ruhunu sevdik". Haklıydı. O kadar zaman boyunca onu çok sevmişti. Ama yazılarda sevmişti. Biraz daha düşündükten sonra kadının yanına gitti. "Merhaba Sonbahar, Ben John." dedi. Bu kadın da onu tersledi :"Affedersiniz!! Ama ben Sonbahar değilim.". John bu sefer tamamen allak bullak oldu. Tam bu sırada aynı konuşmaya başladı:" Ben sonbahar değil ama onun kim olduğunu biliyorum. Ben sonbaharın bir arkadaşıyım. O senin onun için ne düşündüğünü öğrenmek için böyle bir oyun yaptı. Eğer benim yanıma gelmeseydin onu gerçekten sevmiyordun. Ama geldin, demek ki onu çok seviyorsun. O biraz önce trenden indikten sonra yanından geçen kız, işte o Sonbahar. Şimdi seni ........'nın Pastanesi'nde bekliyor. Hadi koş ona." |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| |