Dewforum.İNFO  

Geri git   Dewforum.İNFO > Eğitim Şart > Bilgi Bankası > Biyoloji

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 258 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-06-2007, 12:15 PM   #1 (permalink)
Asi.
Misafir

Asi. Şuan
Mesajlar: n/a
Standart İnsan Vücudunda Yolculuk




DENETLEYİCİ ve DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER
Gelişmiş yapıda olan bitki ve hayvanların vücudunda, doku ve organ farklılaşması bulunur. Doku ve organların görevleri farklı farklı olup çalışmaları birbirine bağlıdır. Bu nedenle vücuttaki doku ve organların çalışmasının birbiriyle uyumlu olmasını sağlayan yapılara denetleyici ve düzenleyici sistemler denir. Denetleyici ve düzenleyici sistemler çalış
ma, şekil ve hızına göre 2 çeşittir.

A. SİNİR SİSTEMİ
Organların çalışmasını hızlı, etkili ve elektriksel yollarla düzenleyen yapılardan oluşur. Sinir sistemi sinir telleri yardımıyla tüm vücuttaki olayları denetler ve düzenler. Özelliğine göre 2 kısımdan oluşur.

1. Merkezi Sinir Sistemi
Sinir sisteminin yönetici ve denetleyici kı
smıdır. Kafatası ve omurga içindeki sinirsel organlardan oluşur.
a. Beyin : Kafatası
içerisindeki en büyük sinirsel organdır. Yüzeyi girintili çıkıntılı olup iki yarım küreden oluşur. Beyinle kafatası arasında bulunan 3 katlı zar beyni sarsıntılardan ve darbelerden korur. Yapısında milyarlarca sinir hücresi ağ şeklinde bulunur. Beyin yardımıyla insan vücudunda;
– Duyu organları
ndan gelen uyarılar değerlendirilir.
– Problem ve olaylar dü
şünülür, çözülür.
– Öğ
renme faaliyeti ve hafıza olgusu sağlanır.
– Acı
kma, susama, uyku, uyanıklık düzenlenir.
– Kan bası
ncı ve vücut sıcaklığı düzenlenir.
– Hormonları
n salgılanma zamanı belirlenir.

b. Beyincik : Yapı
sı beyne benzer ve küçüktür. İki yarım küreden oluşur. Kafatasının arka alt tarafında bulunur. Beyin, iç kulak ve iskelet kaslarıyla bağlantılıdır. Beyincik yardımıyla insan vücudunda;
– Kol ve bacaklardaki kasları
n birbiriyle uyumlu çalışması sağlanır.
– Kol ve bacaklardaki kasları
n çalışma derecesi düzenlenir.
– Aktif hareketin dengeli olması
sağlanır.

c. Omurilik soğanı : Yüzeyi düz olup soğ
ana benzer bir şekle sahiptir. Boynun üst kısmında bulunur. İstem dışı çalışan iç organları yönetir.
Omurilik soğ
anı yardımıyla insan vücudunda;
– Solunum sisteminin çalış
ması düzenlenir.
– Dolaşı
m sisteminin çalışması düzenlenir.
– Boşaltı
m sisteminin çalışması düzenlenir.
– Sindirim sisteminin çalış
ması düzenlenir.

d. Omurilik :
rtdaki omurga içerisinde bulunur. Yüzeyi düz olup sinir kordonunundan oluşur. Kafatası organları ile vücut organları arasındaki bağlantıyı sağlar.
Omurilik yardı
mıyla insan vücudunda;
– Beyinle organlar arası
nda bilgi iletimi sağlanır.
– Refkles davranış
larının oluşması düzenlenir.

Refleks : Vücuda yapı
lan ani ve güçlü etkilere karşı vücudun aynı şekilde tepki göstermesidir. İstemsiz olarak yapılır. Vücudu koruyucu özelliğe sahiptir. Kazanılma şekline göre 2 çeşidi bulunur.
· Doğuştan kazanılan (kalıtsal) refleks : Genlerle ilgili olup nesilden nesile aktarılır. Her insanda aynı şekilde bulunur.
– Doğ
an çocuğun emme hareketi
– İğ
ne batan parmağın çekilmesi
– Gürültülü sesten ürkme
– Göz bebeğ
inin büyüyüp küçülmesi
· Sonradan kazanılan (şartlı) refleks : Doğumdan sonra deneyimlerle ve öğrenme sonucu kazanılır. Nesilden nesile aktarılmaz.
– Limon görünce ağ
zının sulanması
– Örgü örme, dans etme, yüzme davranış
ları
– Bisiklet ve araba sürme davranış
ları

2. Çevresel Sinir Sistemi
Vücudu ağ
aç kökü şeklinde saran sinir liflerinden oluşur. Merkezi sinir sistemi ve vücut organları arasındaki sinirsel iletimi sağlar.

Sinirlerin Yapı ve Özellikleri
Sinir dokusunu oluşturun hücrelere nöron denir. Milyarlarca nöron insan vücudunu ağ gibi sararak yönetimi sağlarlar. Nöronlar görevleri için aşırı farklılaşmış olup bölünme yetenekleri yoktur. Çalışmaları sırasında bol miktarda enerji harcarlar. Nöronların şekilleri benzer olup 3 kısımdan oluşurlar.
Dendrit :
sa ve çok sayıda olan uzantılardır. Çevreden aldıkları uyarıları aksona taşırlar.
Akson : Uzun ve bir tanedir. Dendritten aldığı
uyarıları hedefi olan organa doğru taşır.
Gövde : Nöronun çekirdek ve organellerinin bulunduğ
u sitoplazma kısmıdır. Hücredeki hayatsal olayları gerçekleştirir.
Miyelin kılıf : Bazı
nöronlarda, aksonların çevresiyle yalıtımını sağlayarak uyartıların daha hızlı taşınmasını sağlar.
Uyarı : Nöronları
etkileyen çevresel değişmelerdir.
Uyartı(İmpuls) : Uyarı
lar etkisiyle nöronlarda oluşan elektiriksel ve kimyasal değişmelerdir. İnsan vücudunda görev ve taşınan bilginin farklılığına göre 3 çeşit sinir hücresi kullanılır.
· Duyu nöronu : Uyarıları duyu organlarından merkezi sinir sistemine taşır.
· Motor nöron : Merkezi sinir sisteminden organlara doğru emir taşır.
· Ara nöron : Merkezi sinir sistemini oluşturur.
Uyarı ve emirler sinirler üzerinde uyartılar şeklinde taşınırlar. Taşınma hızları sabit olup oluşma miktarları değişebilir. Uyartılar nöronlar üzerinde iyonlar yardımıyla elektriksel; Nöronlar arasında hormonlar yardımıyla kimyasal olarak taşınır. Nöronlar birbirine bağlandığı bölgelere sinaps denir. Sinapslar bir nöronun aksonuyla diğ
erinin dendriti arasında kurulur. Uyartılar sinapslar üzerinde salgılanan özel hormonlarla taşınır. Böylece uyartının hangi yolu takip ederek hangi organa ulaşacağı belirlenir.

B. HORMON SİSTEMİ
Organların çalışmalarını yavaş, zayıf ve uzun süreli olarak etkileyen sistemdir. Organların çalışmasını ürettiği hormonlar yardımıyla düzenler. Üzerinde özel mesaj taşıyan protein ve yağ yapılı maddelere hormon denir. Hormonlar özel salgı bezlerinde üretilirler. İhtiyaç anında belli miktarda salgılanıp kanla tüm vücuda yayılırlar. Hormonlar belirli orgaların çalışmasını bir süre etkiler. Hormonların az ya da aşırı miktarda salgılanması hastalık oluşmasına etkide bulunur. Her bir hormonun yapı ve etkisi birbirinden farklıdır. İnsanda hormon üreten organlar ve görevleri birbirinden farklıdır.

1. Hipofiz Bezi
Beynin alt kı
smında bulunan küçük bir bezdir. Sinir sistemi ile hormonal sistem arasındaki bağlantıyı sağlar. Çok çeşitli hormonları salgılar ve vücudu yönetir. Hipofiz bezi yardımıyla insan vücudunda;
– Diğ
er salgı bezlerinin çalışması yönetilir.
– Yaşa uygun büyüme ve gelişme sağ
lanır.
– Vücutta tutulacak su miktarı
belirlenir.
– Damarlardaki kan bası
ncının kontrolü sağlanır.
– Doğ
um öncesi süt bezlerinin gelişmesi sağlanır.
– Sperm ve yumurta üretiminin düzenlenmesi sağ
lanır.

2. Epifiz Bezi
Beyin yarı
m kürelerinin arasında bulunur. Çalışması ışık miktarından etkilenir. Epifiz bezi yardımıyla canlılarda;
–Ergenlik dönemine kadar e
şeysel gelişme önlenir.
–Günlük uyku, uyanı
klık peryodu düzenlenir.
–Hayvanları
n mevsimsel üreme davranışları düzenlenir.

3. Tiroit Bezi
rtlağın sağında ve solunda bulunur. İki parçalı olup iki çeşit hormon salgılar. Tiroit bezi yardımıyla insan vücudunda;
· Tiroksin hormonu salgılanır. Bu hormon hücrelerdeki enerji üretim hızını etkiler. Besin ve oksijen kullanımını artırır.
· Kalsitonin hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki kalsiyum ve fosfat miktarını düzenler. Kemiklerin sertleşmesini sağlar.

4. Böbrek Üstü Bezi
Vücudun arka tarafı
nda bel hizasında bir çift olarak bulunur. Böbreğin üzerinde bağımsız olarak çalışır. İki çeşit hormon salgılar. Böbrek üstü bezi yardımıyla insan vücudunda;
· Adrenalin hormonu salgılanır. Bu hormon korku, çoşku, heyecan, öfke anlarında metabolizmanın hızlanmasını sağlar.
· Aldosteron hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki mineral oranını ayarlar. Fazlasının idrara geçmesini sağlar.

5. Pankreas Bezi
Hem hormon hem de sindirim enzimi üretebilen karma bir bezdir. Midenin hemen altı
nda bulunur. İki çeşit hormon salgılar ve kan şekeri seviyesinin sabit değerde kalmasını sağlar. Pankreas yardımıyla insan vücudunda;
· Glukagon hormonu salgılanır. Bu hormon hücrelerde depolanmış glikojenin eritilerek kana geçmesini ve kan şekerinin artmasını sağlar.
· İnsülin hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki şekerin hücrelere geçerek depolanmasını ve kan şekerinin azalmasını sağlar.

6. Eşey Bezleri
Cinsiyetle ilgili olup erkeklerde testis, dişilerde yumurtalık şeklinde bulunur. Bazı eşey karakterlerinin oluşması ve üreme faaliyetinin yapılmasını sağlar. Eşey bezleri yardımıyla insan vücudunda;
– Sperm ve yumurta hücrelerinin üretimi sağ
lanır.
– Erkek ve dişilerde ilgili cinsiyet karakterlerinin oluşması
sağlanır.

DUYU ORGANLARI
Canlıların yaşadığı doğada ışık, ısı, nem, yağış, basınç gibi çevre şartları zamanla değişir. Bu değişmeleri algılayarak yaş***** düzenleyen canlılar ortama uyum sağlarlar. Çevredeki değişmelerin canlılara ulaşmasına uyarıdenir. Uyarıları alarak sinirlere aktaran organlara duyu organlarıdenir. Vücuttaki duyu organları
kendilerine yapılan ışık, basınç, ses, koku, tat gibi uyarıları alarak sinirleri etkiler. İnsan vücudunda 5 çeşit duyu organı kullanılır.

A. GÖZ
Cisimleri görmeyi sağ
layan duyu organıdır. Cisimlerden gelen ışığı algılayarak beyne iletir. Böylece cisimlerin uzaklığı, şekli, rengi, büyüklüğü algılanır. Göz evinde bulunan gözün çevresinde koruyucu organlar bulunur. Kaşlar terin göze ulaşmasını önler, kirpikler tozların göze ulaşmasını önler, göz kapakları gözün dış kısmını temizler, göz yaşı gözün dış kısmını yıkar.
Göz yuvarlağı
ortadan kesildiğinde, üç tabakadan oluştuğu ve görme yapılarını taşıdığı görülür.

1. Sert Tabaka
Bağ
dokudan oluşur ve beyazdır. Sık dizilimde hücrelerden oluşur. Göze yuvarlak şeklini ve direnç kazandırır. Böylece gözdeki iç ve dış basıncı dengeler. Gözün ön tarafındaki saydam tabakayı oluşturur.
Saydam tabaka (kornea) : İnce ve esnek olup ışığın kırılarak göze girmesini sağlar. ince kenarlı mercek gibi davranır ve göze gelen ışığı göz bebeğinde toplar.

2. Damar Tabaka
Orta tabakadı
r. Bol miktarda kan damarı taşır. göz yapılarının beslenmesini sağlar. Göz boşluğuna bakan yüzeyi siyah maddelerle kaplıdır. Böylece göz içinin karanlık odaya dönüşmesini sağlar. Karanlık oda göze giren ışığın yansımasını önler. Bu tabaka farklılaşarak iris, göz bebeği, mercek ve mercek kaslarını oluşturur.
İris : Düz kaslardan oluşan renkli yapı
dır. Göze siyah, kahverengi, yeşil, mavi gibi özel renkleri kazandırır. Işık miktarına göre kasılır. Göze girecek ışığı ayarlar.
Göz bebeği : İrisin ortasındaki açıklıktır. Işığın merceğe ulaşmasını sağlar.
Mercek : Canlı
, esnek ve ince kenarlıdır. İncelip kalınlaşarak gözün uzak ve yakına uyumunu sağlar.
Mercek kasları : Bakı
lan mesafelere göre merceğin şeklini değiştirir.

3. Ağ Tabaka (Retina)
En içte bulunan tabakadır. Ağ şeklinde göz içini astarlamıştır. Üzerinde ışığı alan duyu almaçları bulunur. Işığın kırılmaları sonucu oluşan görüntüyü alarak göz sinirine aktarır. Farklılaşmasıyla sarı benek ve kör nokta oluşur.
Sarı
benek : Görme düzleminin tam karşısında bulunur. Üzerinde yoğun olarak da duyu almacı taşır. Görüntünün en net olarak algılandığı yerdir.
Kör nokta : Üzerinde almaç taşı
madığı için görüntü alınmasında etkili değildir.

Görme Olayı
Cisim ® Işık ışınları ® Kornea ® Göz bebeği ® Mercek ® Ağ tabaka
®
Sarı benek ® Ters görüntü ® Almaç ® Sinirler ® Beyin ® Değ
erlendirme

Göz Kusurları
Gözün normal görüşünü etkileyen yapı
sal ve işlevsel bozukluklarına göz kusurları denir. Görüntünün bulanık ya da bazı renklerin alınamaması şeklinde etkili olur.
· Miyopluk : Göz yuvarlağının uzaması ve merceğin kırığının artmasıyla oluşabilir. Uzağın bulanık, yakının net görülmesini sağlar. Kalın kenarlı mercekle düzeltilir.
· Hipermetropluk : Göz yuvarlağının kısalması ve merceğin kırılıcığının azalmasıyla oluşabilir. Uzağın net, yakının bulanık görülmesini sağlar. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.
· Astigmatlık : Işığı kıran kornea ve merceğin pürüzlenmesiyle oluşur. Yakının ve uzağın bulanık görülmesini sağlar. Silindirik mercekle düzeltilir.
· Presbitlik : Merceğin esnekliğini kaybetmesiyle oluşur. Uzağın net, yakının bulanık görülmesini sağlar. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.
· Kataraktlık : Merceğin saydamlığını kaybetmesiyle oluşur. Cisimlerin eksik görülmesine neden olur. Ameliyatla düzeltilebilir.
· Şaşılık : Göz yuvarlağını hareket ettiren kasların bozulmasıyla oluşur. ameliyatla düzeltilebilir.
· Renk körlüğü : Kalıtsaldır. Nesilden nesile aktarılır. Kırmızı ve yeşil renkler algılanamaz. Tedaviside yoktur.

B. KULAK
Sesleri algı
layan işitme duyu organıdır. ses, maddelerin titreşmesi sonucu oluşur. Hava moleküllerinin üzerinde çevreye yayılır. Kulak, ses titreşmelerinin yönünü, derecesini ve özelliğini algılayarak sinirlere aktarır. Kulak dıştan içe doğru 3 farklı kısımdan oluşur.

1. Dış
kulak
Ses titreşmelerini alarak kulak zarı
na taşır. Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur.
Kulak kepçesi : Sesi toplar ve kulak yoluna verir.
Kulak yolu : Havadaki toz ve mikropları
n kulak içine girmesini önler.

2. Orta Kulak
Ses titreşmelerini düzenleyerek oval pencere zarı
na aktarır. kulak zarı, kulak kemikleri ve östaki borusundan oluşur.
Kulak zarı
: İnce ve esnektir. Ses dalgaları etkisiyle titreşerek uyarıları çekiç kemiğine aktarır.
Çekiç - örs - üzengi kemikleri : Çevresinde kaslar bulunan özel kemiklerdir. Ses titreşimlerinin derecesini ayarlar. Fazlaysa azaltı
r, azsa yükseltirler.
Östaki borusu : İş
itmeyle ilgisi yoktur. Orta kulağı ağız boşluğuna bağlar. Çok gürültülü ses ve basınçlarda kulak zarının iç ve dış kısmındaki hava basıncını dengeler.

3. İ
ç Kulak
Uyarı
ların sinirlere aktarıldığı yerdir. salyangoz, dalız, oval pencere ve yarım daire kanallarından oluşur.
Dalı
z : İçi sıvı dolu yoldur. Ses titreşimlerini sıvı dalgası şeklinde salyangoza iletir.
Salyangoz : İ
ki buçuk kez kıvrımlı olup, kıvrımların sonundaki almaç ve sinirler titreşimleri algılarlar. Son kısmında esnek zar ve duyu almaçlarının bulunduğu yere korti organı denir. Korti organı ses titreşimlerini alarak duyu sinirlerine aktarır.
Yarı
m daire kanalları : İşitmeyle ilgisi yoktur. Birbirine dik olan 3 yarım kanaldan oluşur. Kanalları yardımıyla vücudun duruşunu beyinciğe bildirir. Böylece dengeye yardımcı olur.

C. Dİ
L
Yenilen besinlerin tadı
nı algılar. Yapısında çizgili kaslar bulunur. İstemsiz ve istemli olarak çalışabilir. Üzerinde kabartılar şeklinde tat tomurcukları bulunur. Bu tomurcukların üzerinde çok sayıda duyu almacı ve sinir bulunur. Dil üzerinde 4 çeşit almaç bulunur. Bu almaçlar tatlı, tuzlu, ekşi ve acıyı algılar.
Bu almaçlar dilin her tarafı
nda bulunmakla beraber bazı kısımlarda yoğunlaşmıştır. Bu nedenle dilin ucu tatlıyı, arkası acıyı, ön yan tuzluyu ve arka yan kısımlar ekşiyi daha iyi algılar. Almaçların çalışabilmesi için tat moleküllerinin tükürükte erimesi gereklidir.

D. BURUN
Koku alma duyu organı
dır. Nefesle alınan havadaki koku taneciklerini algılar. İçerisinde kıllar, mukus tabakası, kemik kıvrımlar ve kılcal damar tabakası bulunur.Burun alınan havanın temizlenmesini, ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve kokusunun alınmasını sağlar.
Uçucu olan koku maddeleri burun içindeki mukus sı
vısında eriyerek almaç ve sinirleri uyarır. Buradaki almaçlar aşırı ve uzun süreli uyarımlardan dolayı koruyucu olarak yorulma özelliğine sahiptir.

E. DERİ
Vücut çevresini örten ince, esnek ve canlı
bir dokudur. Hücreleri sık dizilimli olup çok farklı görevleri yapabilir. İki tabakadan oluşur.
· Üst deri : Derinin en dış kısmıdır. Dış ortamla etkileşim halindedir. İki kısımdan oluşur.
Ölü kı
sım (Korun) : Protein tabakasından oluşur. Yabancı maddelerin vücuda girmesini önler.
Canlı
kısım (Malpigi) : Deriye özel renk kazandırır. Ölü tabakanın sürekli olarak yenilenmesini sağlar.
· Alt deri : Derinin beslenmesini, uyarıları almasını, kılların oluşmasını sağlayan kısımdır.

DESTEK ve HAREKET Sİ
STEMLERİ
İnsanların yer ve yönlerini değiştirmelerine hareket denir. Hareketi sağlayan organlar hareket sistemini oluşturur. Destek ve hareket sisteminin oluşmasında kemikler, kaslar ve eklemler kullanılır.

1. İ
skelet
Kemiklerin birleşmesiyle oluşan yapı
ya iskelet denir. İnsan iskeletinde 210 civarında kemik bulunur. İskeleti oluşturan kemikler eklemlerle birbirine bağlanırlar. İskelet insan vücudunda;
– Genel şeklini kazandı
rır.
– Aktif hareketi sağ
lar.
– İ
ç organlara desteklik sağlar.
– Merkezi sinir sistemini dış
etkilerden korur.
– Kan hücrelerini üretir ve mineral depolar.
İnsan iskeleti özelliğine göre 3 kısımdan oluşur.

a. Baş iskeleti : Kafatası
kemiklerini oluşturur. Beyin ve beyinciği dış etkilerden korur. Çene kemikleriyle beslenmeyi sağlar. Yapısında yüz, elmacık, burun, çene ve şakak kemikleri bulunur.

b. Gövde iskeleti : Vücudun karı
n ve göğüs kısımlarını oluşturur. İç organları tutar. Kalp ve akciğeri korur. Yapısında omurga, kaburga, kürek, köprücük, göğüs kemikleri bulunur.

c. Üye iskeleti : Kol ve bacakları
n oluşmasını sağlar. Aktif hareket ve ellerin oluşmasında etkili olur. Uyluk, kaval, baldır, pazu, dirsek, parmak kemiklerinden oluşur.
Şekil ve büyüklüğüne göre 4 çeşit kemik bulunur.
· Kısa kemik : Eni boyuna yakın olan kemiklerdir. El ve ayaklardaki parmak ve bilek kemikleri bu gruba girer.
· Uzun kemik : Boyu eninden uzun olan kemiklerdir. Kol ve bacaklarda bulunur.
· Yassı kemikler : Yüzeyi geniş, levha şeklindeki kemiklerdir. Kafatası, kaburga, kürek, köprücük, çene kemiği bu gruba girer.
· Düzensiz şekilli kemikler : Belli bir şekle sahip olmayan omurlar bu gruba girer.

Kemiğ
in Yapısı
Kemiklerin enine kesilmesi durumunda farklı
yapı ve özelliklerdeki kısımlardan oluştuğu görülür. Yapısında kemik zarı, sert kemik dokular, süngersi kemik doku, kemik kıkırdağı, sarı ilik ve kırmızı ilik bulunur.
Kemik zarı
(periost) : Kemiğin dışında bulunur. Kemiğin beslenmesini, büyümesini, (kalınlaşmasını) ve onarılmasını sağlar.
Kemik kı
kırdağı : Kemiğin uç kısmında bulunur. Kemiğin boyuna uzaması ve eklemlerin oluşmasını sağlar.
Sert kemik dokusu : Mineral oranı
fazla olan sıkı dizilimli kısımdır. Kemiğe direnç ve şekil kazandırır.
Süngersi kemik dokusu : Kemik içerisinde oyuk
şeklinde boşluklar oluşturur.
Sarı
ilik : Yağ depolanmasında etkili olur.
rmızı ilik : Alyuvar, akyuvar ve kan pulcuklarının üretilmesini sağlar.

2. Eklemler
İskeleti oluşturan kemiklerin birbirine bağlanmasını sağlayan yapılara eklem denir. Kemiklerin hareket yeteneğine göre 3 çeşidi bulunur.
a. Oynamaz eklemler : Bağ
ladığı kemiklerin hareket etme yeteneği yoktur. kemikleri tamamen birleştirmiştir, Kafatası ve kalçada bulunur.
b. Yarı
oynar eklemler : Kemiklerin kısıtlı ve dar açıda hareket etmesini sağlar. Omurgadaki eklemler gibi.
c. Oynar eklemler : Kemiklerin farklı
şekil ve açıda hareketine imkan sağlar. Kol ve bacaklardaki eklemler bu gruba girer.

3. Kaslar
Uzayı
p kısalma şeklinde, şeklini değiştirebilen hücrelerden oluşurlar. Yapısında, kas dokunun hücreleri demet şeklinde bulunur. Kasların kasılıp gevşemesi sinirlerin uyarılarıyla gerçekleşir. Çalışmaları sırasında bol miktarda enerji harcarlar. İnsan vücudundaki kaslar;
– Aktif hareketi sağ
lar.
– Bazı
iç organlara hareket yeteneği kazandırır.
– Kalbin çalış
masını sağlar.
– Konuşmanı
n gerçekleşmesini sağlar.
– Yedek enerji depolanması
nı sağlar.
Kasları
n kasılması sırasında kısalma, şişme, sertleşme ve kalınlaşma gerçekleşir. Kol ve bacaklardaki kemiklerin çalışması sırasında ön ve arkada birbirine zıt çalışan kaslar bulunur. Bu zıt (açıcı ve bükücü) kasların kasılıp gevşemesiyle kol ve bacaklardaki bükülme ve gerilmeler gerçekleşebilir.
BESİ
NLER ve SİNDİRİM SİSTEMİ
A. BESİ
NLERİN ÖZELLİKLERİ
Canlı
ların temel özelliklerinden birisi de beslenmedir. Besin maddelerinin üretilerek ya da dışarıdan alınarak vücutta kullanılmasıyla gerçekleşir. Beslenmede kullanılan maddelere besinler denir.
Besinler canlı
vücudunun büyümesinde, onarılmasında ve yaşamın düzenlenmesinde etkili olur. Üretici canlılar kendi besinlerini yaparken, tüketici olanlar dışarıdan hazır olarak alırlar. Tüketici canlıların kullandığı besinler 2 grupta bulunur.
a. Bitkisel besinler : Bitkilerin vücudunu oluşturan yaprak, meyve, tohum, kök gibi kı
sımlardır.
b. Hayvansal besinler : Hayvanları
n vücudu ve faaliyetiyle oluşurlar. Et, süt, yumurta, bal, yoğurt, peynir bu gruba girer. Kimyasal yapılarına ve özelliklerine göre besin maddeleri 2 alt grupta incelenir.
Organik besinler : Canlı
hücrelerde, biyolojik reaksiyonlar sonucu üretilirler. Protein, yağ, şeker, vitamin gibi.
İnorganik besinler : Toprak üzerinde ve içinde doğal olarak bulunurlar. Su, mineraller gibi.
Besin maddeleri canlı
vücudunda kullanıldığı görevlere göre 3 grupta incelenir.

1. Karbonhidratlar (
Şekerler)
C, H, O elementlerinin birleşmesiyle oluşur. Fotosentez sonucu ilk oluşan organik besindir. Değ
iştirilerek diğer organik besinlerin oluşmasını sağlarlar. Enerji üretiminde ilk önce kullanılır. Daha çok bitkisel besinlerde bulunur. Atom sayısı ve özelliğine göre hücrelerde farklı şekerler bulunabilir.
Glikoz şekeri : Kimyasal yapısı C6H12O6 dı
r. Fotosentez sonucu üretilir. Şekerlerin yapıtaşıdır. Solunum ve sentez olaylarında kullanılır. İnsan ve hayvanlarda kan şekerini oluşturur. Fehling (benedikt) çözeltisi ile kırmızı renk verir.
Glikojen şekeri : Şekerin insan ve hayvanlardaki depo şeklidir. Binlerce glikozun birleşmesinden oluşur. Kan şekeri azaldığı
nda eritilerek kana verilir.
Ni
şasta şekeri : Şekerin bitkilerdeki depo şeklidir. Binlerce glikozun birleşmesinden oluşur. Hücrelerdeki lökoplast organelinde üretilir. Tohum ve meyvelerde bol bulunur. Nişasta iyot çözeltisi ile mavi renk verir.
Selüloz şekeri : Bitkilerde,hücre çeperinin oluşması
nı sağlar. Hücrede yapısal görev yapar. Çok sert yapılıdır. Hücrelere desteklik sağlar. İnsan ve hayvanların çoğu tarafından sindirilemez. Odunun % 50’si, pamuğun %95’i selülozdan oluşur.

2. Yağ
lar (Lipidler)
C, H, O elemetlerinin birleşmesiyle oluşur. Şekerlerin golgide değ
iştirilmesiyle üretilir. İki tane yapı taşı bulunur. Bunlar yağ asidi ve gliseroldür. bir yağ molekülü 3 yağ asidi ve 1 gliserolün birleşmesinden oluşur.
Sindirilmesi zor olup şekerlerden sonra enerji verici olarak kullanı
lır. Çoğunlukla yedek besin olarak depolanır. Bitkisel yağlar sıvı ve hayvansal yağlar katıdır. Yağ molekülleri beyaz kağıt üzerine saydam leke bırakır. Canlılarda bulunan yağlar;
– Hücre zarı
nı oluşturur.
– Hormonları
n yapısına katılır.
– Vücudun ı
sı yalıtımını sağlar.
– Göçmen kuşlar ve kış
uykusuna yatan canlıların enerji ihtiyacını karşılar.

3. Proteinler
C, H, O, N elementlerinin birleşmesiyle oluşur. En küçük yapı
taşlarına amino asit denir. Hücrelerde 20 çeşit amino asit bulunur. Amino asitler farklı sayı, sıra ve çeşitte kullanılarak değişik tipte proteinin yapılmasını sağlarlar. Proteinler ribozomlarda üretilir. Proteinler nitrik asit ile sarı renk verir. Canlılarda bulunan proteinler;
– Hücre zarı
, hormon ve antikorların yapılmasını sağlar.
– Enzimlerin, kasları
n, tırnağın, kılların yapılmasını sağlar.
– Uzun süreli açlı
klarda en son enerji vericidir.

4. Vitaminler
Hücrelerdeki biyolojik olayları
n düzenlenmesinde görev yapar. Çoğu bitkiler tarafından üretilir. B ve C vitaminleri suda, A, D, E, ve K vitaminleri yağda erirler. Yağda eriyen vitaminler vücutta depolanabilir.
Sindirilmeden kana karışı
rlar, enerji vermezler. Eksiklerinde metabolik hastalıklar oluşur. (A vitamini - Gece körlüğü, B vitamini - Beriberi, C vitamini -Skorbit, D vitamini - Raşitizm, E vitamini - Üreme bozukluğu, K vitamini - Kanın pıhtılaşmaması) Canlılarda bulunan vitaminler;
– Vücut direncini artı
rır.
– Kemiğ
in sertleşmesini, kanın pıhtılaşmasını, sağlar.
– Büyüme, gelişme, üreme davranış
larını etkiler.

5. Su (H2O)
H, O elementlerinden oluşur. Hücrelerin ortalama % 70’ini su molekülleri oluşturur. Su molekülleri kararlı
, akıcı ve taşıyıcı özelliğe sahiptir. Vücuttaki kimyasal olaylar için enzimlerin çalışma ort***** oluşturur. Vücutta bulunan suyla;
– Besin ve artı
kların taşınması sağlanır.
– Büyük yapı
lı besinlerin sindirimi sağlanır.
– Fotosentezle besin yapı
lır.
– Vücut sı
caklığının düzenlenmesi sağlanır.

6. Mineraller (Madensel Tuzlar)
Doğ
ada maden şeklinde ve toprakta karışım halinde bulunur. Canlılarda 20 - 25 çeşidi (Demir, sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi) kullanılır. Sindirilmez ve enerji vermezler. Vücutta bulunan minerallerle;
– Klorofilin, hemoglobinin, kemiklerin oluşması
sağlanır.
– Kasları
n, sinirlerin, enzimlerin çalışması sağlanır.

B. Sİ
NDİRİM SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ
Besin maddeleri hücrelerin sitoplazmaları
nda kullanılır. Büyük yapılı besinlerin hücre zarından geçmesi için parçalanması gereklidir. Bu olaya sindirim denir. Sindirim olayı hücre içinde yapılıyorsa hücre içi; hücre ve vücut dışında yapılıyorsa hücre dışı sindirim denir.
İnsanlarda büyük yapılı besinlerin parçalanması için özel organlardan oluşan sindirim kanalı kullanılır. Besinlerin diş ve kaslarla parçalanmasına mekanik sindirim; enzimler yardımıyla parçalanmasına da kimyasal sindirim denir.
Bitkisel ve hayvansal kaynaklı
yiyecek ve içeceklerde bulunan protein, yağ ve şekerler sindirime uğrarlar. İnsanların sindirim kanalı ağız - yutak - yemek borusu - mide - ince borusu - kalın bağırsak - yardımcı organlardan oluşur.
a. Ağı
z : Sindirim kanalının başlangıcıdır. Besinlerin vücuda alınmasını sağlar. Ağızda dişler, tükürük bezleri ve dil bulunur.
Dişler : Vücudun en sert yapı
sı olup katı besinlerin mekaniksel sindirimini sağlar. Böylece besinlerin yutulmasını ve daha kolay hazmedilmesi sağlanır.
Ağı
zda besinlerin parçalanmasını sağlayan kesici dişler (8) köpek dişleri (4) ve azı dişleri (20) bulunur. Bir diş dıştan içe doğru mine tabakası, fildişi tabakası ve diş özü tabakası kısımlarından oluşur.
Tükürük bezleri : Kaygan, eritici ve sindirici özelliğ
e sahip tükürüğü salgılar. Ağızda 3 çifti bulunur. Tükürük besinlerin ıslatılmasında, yumuşatılmasında ve kayganlaştırılmasında görev yapar.
Dil : Çizgili kas taşı
yan hareketli bir organdır. Kısmen istemli ve kısmen istemsiz olarak çalışır. Besinlerin ağız içinde çevrilmesinde ve yutulmasında etkili olur.
b. Yutak : Nefes borusu ve yemek borusunun giriş kı
smında bulunur. Yapısındaki kaslı kapakçık yardımıyla solunan havanın soluk borusuna, yutulan lokmaların yemek borusuna geçmesini sağlar.
c. Yemek borusu : İ
nce, uzun, boru şeklinde olan düz kaslardan oluşmuş bir yapıdır. Yutulan besinlerin yavaş ve ritimsel olarak mideye taşınmasını sağlar.

d. Mide : Karı
n boşluğunun sol alt kısmında bulunur. sindirim kanalının geçiş kısmıdır. Duvarlarında çok sayıda düz kas ve salgı bezi bulunur. Mideye ulaşan besinler burada bir süre depolanır, karıştırılır ve mikropları öldürülür. Besinlerde bulunan proteinlerin bir kısmı sindirilir.

e. İ
nce bağırsak : Sindirim kanalının ince ve uzun olan kısmıdır. Duvarlarında düz kaslar bulunur ve ritimsel olarak çalışır. Burası besinlerin tamamen sindirilip emilmesinde iş görür. Pankreas ve kendi salgı bezlerinden gelen enzimler protein, yağ ve şekerleri kimyasal olarak sindirir. İç yüzeyinde bulunan kılsı villuslar sindirilen besinlerin kana geçirilmesini sağlar.

f. Kalı
n bağırsak : Sindirim kanalının son kısmıdır. Sindirim artıklarının bir süre depolanmasını ve zaman zaman atılmasını sağlar. Depolama sırasında gerekli su ve mineraller emilebilir. Bu kısımda bulunan yararlı vitamin bakterileri B ve K vitaminlerinin üretilmesini sağlar.

g. Yardı
mcı organlar : İnce bağırsaktaki sindirimin tamamlanabilmesi için sindirime yardımcı olan sıvılar üretirler. Karaciğer ve pankreas bu özelliğe sahiptir.
Pankreas : Ürettiğ
i özsuyu içerisinde protein sindirici tripsin, Yağ sindirici lipaz ve şeker sindirici amilaz enzimleri bulunur.
Karaciğ
er : Ürettiği safra özsuyu ince bağırsaktaki yağların mekanik sindirimini sağlar.

DOLAŞIM Sİ
STEMİ
Bütün organ ve sistemler arası
nda madde iletimini sağlayan yapılara dolaşım sistemi denir. Dolaşım sistemi besin, gaz, hormon, artık, antikor gibi maddeleri ilgili hücrelere taşır.

A. DOLAŞIM Sİ
STEMİNİN KISIMLARI
Dolaşı
m sistemini kalp, damarlar ve kan dokusu oluşturur.

1. Kalp
Göğ
üs boşluğunda bulunan çizgili kaslardan oluşmuş bir organdır. İstemsiz, hızlı, güçlü ve uzun süreli olarak çalışır. Böylece kan sıvısının damarlarda akmasını sağlar. Kalp, kulakçık ve karıncık olmak üzere 2 kısımdan oluşur.
Kulakçı
k : Kan sıvısını kalbe doğru çeken kısmıdır. Sol kısmı vücut toplar damarına, sağ kısmı akciğer toplar damarına bağlıdır.
Karı
ncık : Kan sıvısını organlara doğru pompalayan kısımdır. Sol kısmı vücut atar damarıyla, sağ kısmı akciğer atardamarıyla bağlantılıdır.
Kalbin sağ tarafında kirli kan (CO2 oranı
fazla) ve sol tarafında da temiz kan
(O2 oranı
fazla) bulunur.
Kalbin çevresinde koruyucu olan perikard adlı
kaygan zar bulunur. Bu zar kalbi dış etkilerden korur. Kalp üzerinde bulunan damarlara koroner damarlar denir. Bu damarlar kalbin hızlı bir şekilde beslenmesini sağlar.
Kalbin kulakçı
k ve karıncıkları art arda ritimsel olarak kasılıp gevşerler. Kulakçıklar kasılırken karıncıklar gevşer ve kan sıvısı kulakçıktan karıncığa doğru akar. Karıncıklar kasılırken kulakçıklar gevşer ve kan sıvısı organlara doğru pompalanır. Kalbin kulakçık ve karıncıklarının kasılması dakikada ortalama olarak 70 - 80 kez gerçekleşir. kasılma hızı hormon ve sinirler etkisiyle artırılıp azaltılabilir.

2. Damarlar
İçerisinde kan sıvısının dolaştığı boru şeklindeki yapılara damar denir. Özellik ve görevine göre 3 çeşidi bulunur.
a. Atar damarlar : Kalpten organlara kan götüren damarlardı
r. Vücut ve organ atar damarlarında temiz kan, akciğer atar damarında kirli kan bulunur. Yapısında kalın düz kas tabakası bulunur. Kan basıncı ve akış hızı yüksektir.
b. Toplar damarlar : Organlardan kalbe kan getiren damarlardı
r.
Organ toplar damarları
nda kirli kan, akciğer toplar damarında temiz kan bulunur. Yapısında ince düz kas tabakası bulunur. Kan basıncı ve akşı hızı düşüktür.
c. Kı
lcal damarlar : Atar damarlar ile toplar damarlar arasında bulunur. Kanın atar damardan toplar damara geçmesini sağlar. Yapısında kas dokusu bulunmaz. Kan basıncı normal ve kanın akış hızı en düşüktür.
Kalbin çalış
ması sırasında damarlarda oluşturduğu sarsıntılara nabız denir. Kanın damarlarda akarken oluşturduğu basınca tansiyon denir. Nabız ve tansiyon arttığında damarlardaki kanın akış hızıda artar. Kalpten çıkan kirli ve temiz kanın dolaşma mesafesi ve özelliğine göre 2 çeşit dolaşım kullanılır.
· Küçük kan dolaşımı : Kalpten çıkan kirli kanın akciğerlerde temizlenmesini sağlar. Kalbin sağ karıncığından başlar ve sol kulakçığında biter.
· Büyük kan dolaşımı : Kalpten çıkan temiz kanın vücut organlarına ulaşmasını sağlar. Kalbin sol karıncığından başlayıp sağ kulakçığında biter.

3. Kan Sı
vısı
Başlı
başına bir doku olup, sıvı ve akıcıdır. Su oranı çok yüksektir. Yapısında hücrelerin ihtiyacı olan maddelerle, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddeler bulunur. Kan sıvısında; su, mineral, oksijen, karbondioksit ve kan hücreleri bulunur. Kanın yapısında özel görevler yapan kan hücreleri taşınır.
a. Alyuvarlar : Kı
rmızı renkli ve kanda en fazla bulunan hücrelerdir. Oksijen ve karbondioksitin taşınmasında görev yapar.
b. Akyuvarlar : Beyaz renkli ve kanda en az bulunan hücrelerdir. Mikropları
n yok edilerek bağışıklığın sağlanmasında görev yapar.
c. Kan pulcukları
: Hücre parçaları olup üzerinde pıhtılaşma proteinlerini taşır. Kesilen ve zedelenen damarların onarılmasında görev yaparlar.


B. KAN GRUPLARI
Kan grupları
nın oluşumunda alyuvarlar üzerindeki özel protein çeşitleri ve kandaki antikor çeşitleri etkili olur. Alyuvarlar üzerinde A, B ve Rh tipinde 3 çeşit proteinin bulunma durumuna göre farklı kan grupları oluşur.
Alyuvar üzerinde;
A proteinleri varsa
B proteinleri varsa
A, B proteinleri varsa
A, B proteinleri yoksa
Rh proteinleri varsa
Rh proteinleri yoksa
®
®
®
®
®
®
A grubu,
B grubu,
AB grubu,
O grubu,
Rh+ grubu,
Rh– grubu,
Ayrı
ca, kan sıvısında yabancı proteinleri çökelten özel antikorlar bulunur. Bunlar A antikoru, B antikoru ve Rh antikorudur.
A grubunda – B antikoru, B grub