Dewforum.İNFO  

Geri git   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Biyografi

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


Biyografi Önemli kişilerin biyografilerini burada yayınlayabilirsiniz

 
 
Görüntüleme: 19 - Cevaplar: 1  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-04-2008, 04:38 PM   #1 (permalink)

:
:
D
E
L
İ
T
U
R
K

DeliTurK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

DeliTurK Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 83.153
Rep Gücü: 10000 Rep Puanı: 10000 Rep Derecesi: DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--DeliTurK маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart Seyyİd AtÂ




Seyyİd At SEYYİD ATÂ

Türkistan'ın büyük velîlerinden. İsmi Ahmed'dir. SeyyidAtâ diye meşhûr olmuştur. Seyyid olup Yeseviyye yolu mensûblarından Zengî Atâ'nın dört büyük halîfesinden biridir. Buhârâlıdır. Doğum târihi bilinmemektedir. 1302 (H.702) senesinde Harezm yakınlarında Hakîm Atâ denilen yerde vefât etti. Kabri oradadır.

Seyyid Atâ küçük yaşından îtibâren ilim öğrenmeye başladı. Buhârâ medreselerinde zamânın âlimlerinden ilim tahsîl etti. Aklî ve naklî ilimlerde yükseldi.

Buhârâ medreselerinde okurken gönlüne bir ateş düşüp, ilim ve amelde ihlâs elde etmek ve îmân-ı kâmil sâhibi olmak iştiyâkıyla üç arkadaşıyla berâber bir tasavvuf âlimine teslim olmaya karar verdiler. Diğer arkadaşları, Uzun Hasan Atâ, Sadreddîn Muhammed Atâ ve Bedreddîn Muhammed Atâ adlarını taşıyorlardı. Bu dört genç, Buhârâ'da medreseyi terk edip, bir tasavvuf âlimi aramak için yola çıktılar. Taşkent yakınlarında bulunan Zengî Atâ'nın, kendilerine yol gösterebileceğini öğrendiler. Kendini ve âilesini çobanlık ücreti olarak Taşkentlilerden aldığı beş-on para ile geçindiren siyâhî renkli bir çoban olan Zengî Atâ'yı bir çalılıkta, evine götürmek için odun toplarken buldular. Selâm verdiler. Zengî Atâ, selâmlarına cevap verip, hâl hatır sordu. Buhârâ medreselerinde zâhirî ilimleri tahsîl ettiklerini, ancak bâtınî ilimleri tahsîl edebilecekleri bir mübârek kişiyi aradıklarını arz ettiler. Zengî Atâ; "Durun, sizi irşâd edecek zâtın nerede olduğunu haber vereyim." dedi. Bu temiz niyetli, iyi kalpli gençler çok sevindiler. Zengî Atâ yüzünü bir tarafa çevirip kokladı ve sonra da; "Sizin bu ilimde nasîbiniz bizden başkasında değildir!" buyurdu. Bu dört genç, Zengî Atâ'nın dört büyük halîfesi olacak olan Uzun HasanAtâ, Seyyid Atâ, Sadreddîn Muhammed Atâ ve Bedreddîn Muhammed Atâ'dan başkası değildi. Zengî Atâ'nın sözüne ilk önce inanıp tasdîk eden Uzun HasanAtâ ile Sadreddîn Muhammed Atâ idi. Bu sebepten ilk kemâle gelenler onlar oldu. İçlerinden SeyyidAtâ; "Ben, hem Resûlullah'ın torunu, hem mektep-medrese görmüş biri olayım, sonra da bu garip çobana talebe olayım!" diye düşündü. Ama arkadaşlarından da ayrılamadı. Onun soyu ve ilmi ile gurûrlanması yolunu tıkadı.

Zengî Atâ'nın hizmetinde ne kadar çalıştı ve riyâzet çekti, mücâhede yaptıysa da, gönlü bir türlü açılmadı. Nihâyet hâlini Zengî Atâ'nın hanımı Anber Ana'ya arz edip: "Sizin sözünüz, Atâ hazretleri yanında makbûl, inâyet ve şefkâtiniz çoktur. Umarım ki, bana yardım edersiniz." dedi. Anber Ana kabûl edip; "Bu gece kendini siyah bir keçeye sarıp, hocan Atâ'nın yolu üzerine yat. Seher vaktinde abdest almaya çıktığında, seni o hâlde görüp, merhamet etsin." dedi. Seyyid Atâ söylenenleri yaptı. Anber Ana geceleyin Zengî Atâ'ya; "Ahmed seyyiddir, âlimdir. Bu kadar zamandır hizmetinizdedir. İnâyet nazarınıza kavuşamadı." dedi. Atâ hazretleri tebessüm edip; "Seyyidliği ve ilmi, yolunu kesti. Beni gördüğü gün ona kendimi tanıttım. O bunu anlamadı ve gönlünden; "Ben seyyid ve âlim iken bir sığır çobanı siyaha nasıl tâbi olurum?" düşüncesini geçirdi. Mâdem ki sen şefâat ettin, inşâallah hâli düzelir." dedi. Seher vaktinde dışarı çıkıp, yol üzerinde siyah bir şeyin yattığını gördü. Ayaklarını kaldırıp Seyyid Atâ'nın göğsüne bastı. Seyyid Atâ, hemen ayaklarını öpüp, yüzüne sürdü ve yalvardı. "Kimsin?" dedi. "Ahmed'im." dedi. "Kalk, bu kırık hâlin, işini düzeltti." buyurup, oracıkta, Seyyide husûsî iltifât etti. Seyyid Atâ, hemen maksadına kavuştu. Gönlündeki perdeler açıldı. Az zamanda irşâd mertebesine ulaştı. O günden sonra nâkısları kemâl mertebesine kavuşturdu. Ahmed Yesevî hazretlerinin, Zengî Atâ silsilesiyle gelen yolunun devâmını teşkil eden iki halkadan biri oldu. Seyyid Atâ'nın en meşhûr halîfesi, Huzyanlı İsmâil Atâ idi. Onun halîfesi de, oğlu İshâk Hoca idi.

Bir gün Seyyid Atâ'nın yanında, Hakîm Atâ'nın hâl ve şiirlerinin toplandığı Hakîm Atâ Kitabı okundu. Seyyid Atâ'da, Hakîm Atâ'ya karşı kuvvetli bir iştiyâk doğdu. Ona kavuşmak arzusuyla yanıp tutuştu. "Onun yanında seyyidlerden kimse var mı?" diye sordu. Kimse olmadığını öğrenince, yanına üç kişi alarak Harezm taraflarına gidip, Amuderyâ (Ceyhûn) Irmağı yakınlarındaki Bağırgan'da, Hakîm Atâ türbesinin yanına vardı. Hakîm Atâ'nın kabrini su basıp, kırk yıl üstünde su akmıştı. Sonra, rüyâsında aldığı bir işâretle,Celâl Hoca nâmında bir mübârek kişi, kabri bularak, üstüne türbe ve imâret inşâ etmiş, kendisi de orada yerleşmişti. Seyyid Atâ, Celâl Hoca'dan orada yerleşmek için müsâade istedi.Celâl Hoca, kendisinin buraya Hakîm Atâ'nın emriyle gelip yerleştiğini söyleyip, ikisinden birinin burada fazla olacağını bildirdi. Seyyid Atâ da; "Hâlimizi gidip, Hakîm Atâ'ya arz edelim. Ne buyurursa öyle yapalım" dedi. Celâl Hoca kabûl etti. O gece Hakîm Atâ'nın mezarından, Allahü teâlânın izniyle onlara şu cevap geldi: "Ey oğlum Şeyh Celâl! Seyyid Atâ, buraya Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) emriyle geldi. Bana komşu olmayı ona bırak. Sen yakınlarda Aktaş denilen bir yer vardır, oraya git. Orada ikâmet et. Gelen, benden önce seni ziyâret etsin! Biz, önce seni ziyâret etmeyenleri kabûl etmeyiz!" Bu emir üzerine Celâl Hoca, mücâvirliği bırakıp, Aktaş'a yerleşti. İnsanlara, Allahü teâlânın yolunu göstermeye orada devâm etti. SeyyidAtâ uzun zaman Hakîm Atâ'nın komşusu oldu.İnsanlara, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi. Doğru yolu gösterdi.

Seyyid Atâ hazretleri, Azîzân ve Pîr-i Nessâc lakablarıyla meşhûr olan, evliyânın büyüklerinden, Ali Râmitenî hazretleriyle aynı yıllarda yaşadı. O mübârek zâtın sohbetlerinde bulundu. Bir gün, Ali Râmitenî ile ilgili olarak kendisinden insanlık îcâbı bir hatâ sâdır oldu. O sıralarda Kıpçak yaylasında başıboş dolaşan eşkıyâlardan bir grup, Seyyid Atâ'nın evini ve bulunduğu bölgeyi yağmaladılar. Oğlunu esir alıp götürdüler. Seyyid Atâ, bu hâle çok üzüldü. Allahü teâlâya münâcâtta bulunup, bu üzüntüsüne sebeb olan günâhını kalbine ilhâm etmesini istedi. Kendisine hatası bildirildi. Seyyid Atâ, bu üzüntünün nereden geldiğini anladı ve Azîzân hazretlerine karşı hatâsının cezâsı olduğunu bildi. Yaptığına pişmân oldu. Bir ziyâfet hazırladı. Özür dilemek için Azîzân hazretlerini ve talebelerini dâvet etti. Ona karşı çok tevâzu gösterdi. Hazret-i Azîzân, Seyyid'in maksadının ne olduğunu anladı ve ricâsını kabûl eyledi ve dâvetine geldi. Bu mecliste çok sayıda büyükler, âlimler, şeyhler vardı. Bugün Azîzân hazretlerinde büyük bir hâl ve rahatlık (bast hâli) vardı. Sofra düzülüp, yemek hazır olduğunda, Azîzân hazretleri; "Seyyid Atâ'nın oğlu gelmeyince, Ali (ki kendi ismidir) bu sofradan ağzına tuz koymaz ve elini yemeklere uzatmaz." dedi ve sonra bir ân sustu. Orada bulunanlar, bu büyük sözün neticesini gözetir oldular. Bir ân sonra, Seyyid Atâ'nın oğlu, âniden kapıdan içeri giriverdi. Bu hâli görünce, meclisden bir feryâd, bir figân koptu. Oradakiler şaşırıp dona kaldılar. Gelen gençten, eşkıyânın elinden nasıl kurtulduğunu sordular. "Az önce, eşkıyâdan bir grubun elinde esirdim. Elim ayağım iplerle bağlıydı. Şimdi ise, kendimi sizin yanınızda görüyorum. Bundan fazla bir şey bilmiyorum." dedi.

Orada bulunanlar, bu işin Ali Râmitenî hazretlerinin bir kerâmeti olduğunu anladılar. Seyyid Atâ başta olmak üzere, o mübârek zâta talebe oldular.

Bir gün çiftçinin biri pirinç ekerken, Seyyid Atâ oradan geçiyordu. "Ne ekersin?" diye sorunca, çiftçi; "Pirinç ekerim."Lâkin bu topraktan iyi pirinç bitmez" dedi. Seyyid Atâ, toprağa hitâb edip; "Ey toprak, iyi pirinç ver." dedi. Bundan sonra nice yıllar o toprakta bölgenin en iyi pirinci yetişti.

Seyyid Atâ'nın vefât zamânı yaklaşınca talebeleri ona; "Sizi Kâbe tarafına mı götürelim, yoksa buraya mı defnedelim?" dediler. O da; "Tâbutumu büyük bir arabaya koyarak, yönünü Kâbe tarafına çevirip bırakın. O gece hayvanlarınızı iyi bağlayın, gürültü etmeyin. Evinizde oturun, sakın dışarı çıkmayın. Seher vakti gidip bakın, araba nerede durmuşsa beni oraya gömersiniz" dedi. Vefât edince, dediği gibi yaptılar. Geceleyin müthiş bir gürültü oldu. Kimse dışarı çıkmadı. Tan yeri ağarınca, ortalık sâkinleşti. Çıkıp baktıklarında, cenâze koyduklarıarabanın Hakîm Atâ türbesi yanında durduğunu gördüler. Bunun üzerine Hakîm Atâ türbesi yanına defnettiler. Seyyid Atâ'nın vefâtı, 1302 (H.702) yılında oldu. Şimdi Harezm tarafına gidenler ilk önce Celâl Hoca'yı ziyâret ettikten sonra Hakîm Atâ'nın eşiğine yüz sürerler ve Seyyid Atâ'nın makâmında huzûr bulurlar. Onların türbelerinin bulunduğu yer, Harezm'de Ceyhûn (Amuderyâ) Irmağına üç dört kilometre mesâfede Hakîm Atâ denilen beldededir.

1) Mecmû'a Hazîni; s.47
2) Hazînet-ül-Asfiyâ; c.1, s.540
3) Cevâhir-ül-Ebrâr; s.232
4) Makâmât-ı Nakşibendiyye; s.16
5) Reşehât Ayn-ül-Hayât; s.21
6) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.11, s.18
[ÜYE OLMADAN L?NKLER? GÖREMEZS?N?Z. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]

Kimi kırdıysak affola, Allahın yarattığı bir kulum işte
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:54 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533